Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/2643 E. , 2022/5426 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2643
Karar No : 2022/5426
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle yaptığı başvurunun reddine dair … tarih ve E.… sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirinin 1-3, 9-13, 21-32 sayılı kalemlerinin tetkiki neticesinde; dava konusu işlemin dayanağı anılan ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl amme borçlusu … İnşaat Emlak Yatırım Ticaret AŞ adına düzenlenen ödeme emirlerinin … sayılı ödeme emri olduğu, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen anılan ödeme emirlerinin 25/04/2019 tarihinde şirketin eski kanuni temsilcisi olan … ‘nin ikametgah adresinde eşi … ‘ye tebliğ edildiği, şirketin bilinen adresinde tebliğ yapılmaya çalışılmadan, doğrudan şirketin eski kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde kanuni temsilcisinin eşine tebliğ edilmesinin usule uygun olmadığı sonucuna varılmış olup, ödeme emrine konu kamu alacaklarının asıl borçlu şirket adına usulüne uygun bir şekilde ödeme emri tebliğ edilerek öncelikle şirketten tahsili yoluna gidilmediğinden dava konusu işlemin anılan ödeme emri kalemlerinde hukuka uygunluk bulunmadığı; davacı hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emirinin 4-8, 14-20 sayılı kalemlerinin tetkiki neticesinde; dava konusu işlemin dayanağı anılan ödeme emirleri içeriği amme alacaklarının tahsili amacıyla asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emri içeriği ihbarnamelerin, asıl borçlu şirket hakkında düzenlenen vergi inceleme raporlarına dayandığı, anılan ihbarnameler içeriği tarhiyatların davacının kanuni temsilci olduğu döneme ilişkin olduğu, söz konusu ihbarnamelerin şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği de dikkate alındığında, dava konusu işlemde, şirkete karşı tüm takip yolları tüketilerek şirket açısından kesinleşen ve tahsili için gerekli işlemlere rağmen şirket malvarlığından tahsil edilemeyen ve davacının kanuni temsilci olduğu dönemlere ilişkin yapılan re’sen tarhiyatlara dayanılarak düzenlenen anılan ödeme emri kalemleri yönünden dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58.maddesi uyarınca 17/06/2020 tarihinde işlemeye başlayan 15 günlük dava açma süresinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 11.maddesi uyarınca 11 günlük kısmı geçtikten sonra 12.gün olan 29/06/2020 tarihinde yapılan başvurunun reddine ilişkin 20/07/2020 tarihli işlemin tebliğ edildiği 28/08/2020 tarihinden itibaren kalan 4 günlük süre içinde en son 01/09/2020 tarihine kadar dava açılması gerekirken, bu süre geçtikten sonra 10/09/2020 tarihinde açılan iş bu davada süre aşımı bulunduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle karşılıklı istinaf başvurularının kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava açma süresi dolmadan dava açıldığı ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu, vergi, resim ve harçlar ile benzeri mali yükümler ve bunların zam ve cezalarından doğan uyuşmazlıklarda, tebliğ yapılan hallerde veya tebliğ yerine geçen işlemlerde tebliğin yapıldığı tarihi izleyen günden itibaren dava açma süresinin başlayacağı, 14. maddesinin 3/e bendinde, dilekçelerin süre aşımı yönünden de inceleneceği, 6. bendinde, yukarıdaki hususların ilk incelemeden sonra tespit edilmesi halinde de davanın her safhasında 15. madde hükmünün uygulanacağı, 15. maddesinin 1/b bendinde de, süresinde açılmayan davanın reddine karar verileceği kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 58. maddesinde, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı veya kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığı hakkında tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde alacaklı tahsil dairesine ait itiraz işlerine bakan vergi itiraz komisyonu (06/01/1982 tarih ve 2576 sayılı Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemelerinin Kuruluşu ve Görevleri Hakkında Kanun’un 13. maddesine göre Vergi İtiraz Komisyonu deyiminden Vergi Mahkemelerinin anlaşılması gerekir.) nezdinde itirazda bulunabileceği, itirazın şekli, incelenmesi ve itiraz incelemelerinin iadesi hususlarında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 06/01/2011 tarih ve E:2008/96, K:2011/03 sayılı kararında da, ödeme emrinin özellik ve niteliği ile diğer idari işlemlerin özellik ve niteliklerindeki farklılıklar ve kamu hizmetlerinin aksatılmadan yürütülebilmesi, kamu alacaklarının sürüncemede bırakılmamasındaki kamu yararı ve yükümlünün ödeme emri tebliğ edilmeden önceki aşamalarda her zaman idari işlemlere karşı dava açma hakkı bulunduğu da dikkate alındığında ödeme emrine karşı açılacak davalarda bu sürenin yedi gün olarak öngörüldüğüne vurgu yapılmıştır.
Öte yandan, 2577 sayılı Kanun’un ”Üst Makamlara Başvurma” başlıklı 11. maddesinin 1. fıkrasında, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılmasının üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, olay tarihinde yürürlükte olan 2. fıkrasında, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, 3. fıkrasında da, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmış ve maddenin gerekçesinde söz konusu düzenlemenin amacının, bir yönden, hukuka bağlı idare anlayışına uygun davranmak durumunda olan idareye, yapmış olduğu hukuka aykırı idari işlemini, dava yoluna gidilmesine gerek bırakmaksızın, düzeltme olanağı tanımak, diğer yönden de, idare edilenlerin, uzun ve masraflı yargı başvurusu yerine, daha kısa ve masrafsız olan idari başvuru ile hedeflerine ulaşabilmelerini sağlamak olduğu açıklanmıştır.
Yukarıda mezkur Kanun hükümleri ile Anayasa Mahkemesi kararının birlikte değerlendirilmesinden, 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesinde, kişilerin daha önce haklarında tesis edilmiş bir işleme karşı idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması istemiyle üst makama, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makama, idari dava açma süresi içinde başvurabileceklerine ilişkin ihtiyari bir yolun düzenlendiği, oysaki ödeme emrinin, vergi dairelerinin idari işlevleriyle ilgili olarak tesis ettikleri uygulanabilir nitelikte ve yükümlülerin hukukunu doğrudan etkileyen, onların hak ve yükümlülüklerinde yenilik yaratan irade açıklaması suretiyle tesis edilen işlemlerden farklılık arz ettiği, ödeme emirlerine karşı dava açma süresinin, genel dava açma süresinin aksine onbeş gün ile sınırlandırıldığı, buna göre, belirtilen özelliği gereği ödeme emrine karşı açılacak davalarda, dava açmadan evvel düzeltme talebi ile idareye başvurulmuş olmasının süreyi uzatmayacağı, dolayısıyla, sürenin durması ve kesilmesi gibi durumlar da özel kanunlarda düzenlenmediğinden, bu sürenin hak düşürücü süre olarak kabul edileceği açıktır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı adına düzenlenen ödeme emrinin 17/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği, bunun üzerine davacı tarafından 29/06/2020 tarihinde davalı idareden ödeme emrinin iptalinin talep edildiği, başvurunun 20/07/2020 tarih ve E.533729 sayılı işlemle reddedildiği, bu işlemin 28/08/2020 tarihinde davacıya tebliğ edildiği, 10/09/2020 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren dilekçeyle ödeme emrinin iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda belirtilen haller dışında, vergi dairelerince amme alacağının tahsiline yönelik olarak düzenlenen ödeme emrinin tebliği üzerine 2577 sayılı Kanun’un 11. maddesinin uygulanma olanağı bulunmadığından, 17/06/2020 tarihinde tebliğ edilen dava konusu ödeme emirlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde 02/07/2020 tarihine kadar dava açılması gerekirken, 10/09/2020 tarihinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiğinden temyize konu Vergi Dava Dairesi kararında sonucu itibariyle hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 06/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının aynı gerekçeyle onanması gerektiği görüşüyle Dairemiz kararına katılmıyorum.