Danıştay Kararı 4. Daire 2022/2809 E. 2022/5974 K. 31.10.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/2809 E.  ,  2022/5974 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/2809
Karar No : 2022/5974

TEMYİZ EDEN(DAVALI) : … Bakanlığı
… Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Medya Reklamcılık İletişim Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ….-Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem:Davacı şirket tarafından, internet ortamında reklam hizmeti sunan yurt dışında mukim firmalara 2019 hesap döneminde yapılan ödemeler üzerinden tevkif suretiyle beyan edilip ödenen 8.338.919,61 TL kurum (stopaj) vergisinin tecil faiziyle iadesi istemiyle yapılan düzeltme-şikayet başvurusunun zımmen reddine dair işlemin iptali ile ödenen tutarın tecil faiziyle iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlığın çözümü için öncelikle Anayasa’nın 90. maddesi ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi yorumlanarak olaya uygulanacak mevzuat hükümlerinin belirlenmesi, ikinci olarak ise Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması ve Vergi Usul Kanunu’ndaki iş yeri kavramı yorumlanarak ticari kazancın, Akit Devlette yer alan bir iş yeri vasıtasıyla elde edilip edilmediğinin belirlenmesini gerektirdiği, dolayısıyla, idareden düzeltilmesini isteme hakkı doğuran vergi hatalarının, yorumlama yöntemiyle çözülmesine gerek duyulmayan açık ve ilk bakışta anlaşılabilir, maddi şartlar veya hukuki değerlendirme bakımından yoruma müsait olmayan hususlar olması karşısında uyuşmazlığın hukuki yorum gerektirmesi sebebiyle dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; internet ortamında alınan reklam hizmetleri sebebiyle gelir elde eden söz konusu şirketlerin, Türkiye’de Anlaşmanın 5. maddesinde zikredildiği şekilde, işin tamamen veya kısmen yürütüldüğü yönetim yeri, şube, büro vb. gibi işe ilişkin fiziki varlığı bulunan sabit bir yerinin olmadığının anlaşıldığı, bizatihi bu şirketler adına mükellefiyet tesis etmenin anlaşma kapsamında sabit bir yer anlamına gelmeyeceği, Türkiye tarafından vergilendirme yapılabilmesi için mezkur şirketler tarafından elde edilen gelire ilişkin işin kısmen dahi olsa Türkiye’deki sabit bir yer üzerinden yürütülmesi gerektiği anlaşıldığından ve davalı idarece aksi yönde yapılmış bir tespit bulunmadığından, dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, istinaf isteminin kabulü ile istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu tahakkuk işleminin kaldırılmasına, ödenen tutarın tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Kararın 1. maddesinde, internet ortamında verilen reklam hizmetlerinin vergi kesintisi kapsamına alınmış olduğu, bu hizmetlere ilişkin olarak hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemelerden, ödeme yapılan kişilerin mükellef olup olmadığına bakılmaksızın vergi kesintisi yapılması gerektiği, yasal mevzuatımızda iş yerinin tanımı yapılırken söz konusu yerin faaliyetin icrasına tahsis edilmesi veya faaliyetin icra edildiği yer olmasının belirtildiği, buna göre ticari faaliyet için elverişli olan yer, fiziksel bir mekan olabileceği gibi dijital bir alanı da kapsayabileceği, işlemin hukuka uygun olduğu, dolayısıyla hukuka aykırı olan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Müvekkili firma tarafından internet ortamında sunulan reklam hizmetlerine istinaden ödeme yapılan firmaların, yurt dışında mukim firmalar olup Türkiye’de dar mükellef statüsünde bulundukları, dar mükellef kurumların Türkiye’de vergilendirilebilmesi için T.C. Anayasası’nın 90. maddesi gereği yerel mevzuat hükümleri yerine Ç.V.Ö.A. hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, uyuşmazlıkla ilgili olarak tesis edilen emsal yargı kararlarının bulunduğu, bu kararların da müvekkili firma lehine olduğu, dolayısıyla zımmen ret işleminin hukuka aykırı olduğu, buna ilişkin verilen kararın onanması, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Dava konusu iade isteminin mevzuatta belirtilen hukuki ihtilaf içermeyen basit ve açık hatalardan olmaması, hukuki yorum gerektirdiğinden düzeltme ve şikayet yolu ile dava konusu edilmesi mümkün olmadığı, süresi içerisinde açılacak davalarda incelenebilecek olması nedeniyle temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 116. maddesinde, vergi hatasının, vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınması olarak tanımlanmış, 117. maddesinde “Hesap hataları”, 118. maddesinde ise “Vergilendirme hataları” sayılmak suretiyle belirtilmiştir.
Aynı Kanunun 122. maddesinde, mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri, 124. maddesinde de, vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanların şikayet yoluyla Maliye Bakanlığına müracaat edebilecekleri hükmüne yer verilmiştir.
Yukarıda belirtilen kanun hükümlerine göre, dava açma süresi geçtikten sonra, ancak kanunda belirtilen durumlarla sınırlı olarak, hukuki ihtilaf içermeyen basit ve açık hataların düzeltme ve şikayet yolu ile dava konusu edilmesi mümkündür. Aksi takdirde, her türlü uyuşmazlığın düzeltme zamanaşımı içinde dava konusu edilebilmesi söz konusu olur ki, bu da dava açma sürelerine ilişkin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 7. maddesinin konuluş amacına uygun düşmeyecektir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin, yurt dışında mukim şirketlerden almış olduğu reklam hizmeti nedeniyle bu şirketlere 2019/1-12 dönemleri için yaptığı ödemeler üzerinden vergi sorumlusu sıfatıyla keserek beyan ettiği ve ödediği toplam 8.338.919,61 TL tutarlı stopaj vergisinin düzeltme şikayet hükümleri kapsamında iadesi talebiyle yaptığı başvurunun zımnen reddine ilişkin davalı idare işleminin iptali ile ödenen tutarların tecil faiziyle iadesi istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Buna göre, dava konusu olayın mahiyetinin açık vergilendirme hatası kapsamında değerlendirilemeyeceği, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların, ancak ilgili dönemler için verilen beyannameler nedeniyle yapılan tahakkuk işlemlerine karşı süresi içerisinde açılan davada incelenmesi mümkündür. Dolayısıyla, hukuki ihtilaf niteliğindeki dava konusu uyuşmazlığın vergi hatası kapsamında incelenmesi mümkün olmadığından, aksi yönde verilen Vergi Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 31/10/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.