Danıştay Kararı 4. Daire 2022/3981 E. 2022/7433 K. 01.12.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/3981 E.  ,  2022/7433 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/3981
Karar No : 2022/7433

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, müteselsil sorumlu sıfatı ile adına düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; … Grup Yapı İnşaat Organizasyon Reklam Otomotiv Nakliyat Hafriyat Akaryakıt San.ve Tic. Ltd. Şti. hakkında düzenlenen Vergi Tekniği Raporu ile sahte belge düzenlediği ve mükellefin mali müşavirliğini yapan davacının da bundan dolayı müteselsil sorumlu olduğunun tespit edildiğinden bahisle davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinin 20., 21. ve 22. sırasında yer alan kısmının sehven düzenlendiği, bu nedenle davalı idare tarafından terkin edildiği belirtildiğinden dava konusu ödeme emrinin bu kısmı yönünden davanın konusuz kaldığı diğer kısımlar yönünden; ödeme emri içeriği borçların 2018/1, 2, 3, 4, 5, 6 dönemi üç kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ve gecikme faizinden, 2018/1-3, 4-6 dönemi vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden ve 2018 yılı üç kat vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisinden oluştuğu, davacının 25/12/2017 – 27/07/2018 tarihleri arasında e-beyanname verdiği, bu nedenle davacının beyanname vermediği 2018 yılı kurumlar vergisinden ve buna bağlı vergi ziyaı cezası ve gecikme faizinden sorumlu tutulamayacağı, diğer dönemler bakımından da dava konusu ödeme emrinin dayanağı olan vergi tekniği raporunda davacı hakkında yapılan tespitlerin değerlendirilmesi sonucunda; davacının imzaladığı beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmadığına ve bunun sonucunda vergi ziyaı oluştuğuna ilişkin yeterli bir tespitin olmadığı, asıl mükellef şirketin sahte belge düzenlediğine ilişkin tespitlere yer verildiği bu nedenle dava konusu ödeme emirinin bu kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne, kısmen karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davalı idarenin istinaf dilekçesinde, 2018 yılı vergi ziyaı cezalı kurumlar vergisi ve gecikme faizine ilişkin kısmı yönünden ileri sürdüğü iddialar Mahkeme kararının dayandığı gerekçe karşısında yerinde ve kararın bu kısmının kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği, 2018/1 ila 6’ncı dönem vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi, 2018/1-3, 4-6’ncı dönem vergi ziyaı cezası ve gecikme faizlerine ilişkin istinaf başvurusu yönünden; asıl borçlu … Grup Yapı İnşaat Organizasyon Reklam Otomotiv Nakliyat Hafriyat Akaryakıt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen sayılı Vergi Tekniği Raporu’nda; 27/12/2017 tarihinde kurulan adı geçen şirketin, mükellefiyet kaydının yapılan araştırma ve yoklamalar sonucu bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi nedeniyle 30/06/2018 tarihi itibarıyla re’sen terkin edildiği belirtilmesine karşın adına komisyon karşılığı sahte fatura ticaretinden elde ettiği gelir nedeniyle yapılan tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin 28/08/2019 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiği, mükellefiyet kaydının re’sen kapatılması nedeniyle artık kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan ve elektronik ortamda tebliğ yapılması zorunluluğu ortadan kalkan asıl borçlu şirkete, bu tarihten sonra, tebliğin 10. bölümünde de belirtildiği üzere elektronik tebligat yöntemi dışında 213 sayılı Kanuna uygun diğer mali tebligat hükümleri uygulanmak suretiyle tebliğ yapılması gerektiği, şirket adına salınan vergi ve kesilen cezaların kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, serbest muhasebeci mali müşavir olan olan davacının müteselsil sorumlu sıfatıyla takibinde hukuka uygunluk bulunmadığı, mahkeme kararının sonucu itibarıyla yerinde olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin kısmen reddine, kısmen yukarıda belirtilen gerekçe ile reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı adına müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı, mükellefiyetin kapatılmasının elektronik tebligat yapılmasına engel olmadığı, sicil kaydının silinmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 227. maddesinde, Maliye Bakanlığının vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanuna göre yetki almış serbest muhasebeci, serbest muhasebeci mali müşavir veya yeminli mali müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya, bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu, bu hükme göre beyannameyi imzalayan meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacağı öngörülmüştür.
Vergi Beyannamelerinin Serbest Muhasebeci ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerce İmzalanması Hakkında 4 Sıra No.lu Genel Tebliğinde; sorumluluğu tespit edilen meslek mensupları ile ilgili takibatın bu meslek mensuplarının bağlı bulunduğu vergi dairelerince yerine getirileceği düzenlemesine yer verilmiştir.
İncelenen dosyada, dava konusu ödeme emrinin davacının bağlı bulunduğu Maltepe Vergi Dairesi yerine mükellefin bağlı olduğu Başkent Vergi Dairesi tarafından düzenlenmesi usule ve hukuka uygun olmadığından, ödeme emirlerinin iptaline ilişkin temyize konu kararda sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle Üye … ve … ‘in karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 01/12/2022 tarihinde karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Müteselsil sorumlu sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emirlerinin davacının bağlı bulunduğu vergi dairesi müdürlüğü tarafından düzenlenmemesinin, esasa müessir bir hata olmadığı, dolayısıyla Dairemizce işin esası incelenmek suretiyle bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

(XX) KARŞI OY :
Serbest muhasebeci ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin, mali yönden, müştereken ve müteselsilen sorumluluğu, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun ”Vergi Beyannamelerinin İmzalanması ve Yeminli Mali Müşavir Tasdik Raporları” başlıklı mükerrer 227. maddesinde düzenlenmiştir. Yasa kuralında, bu tür takibin hangi vergi dairesi tarafından yürütüleceği konusunda bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Ayrıca, takibi yapacak vergi dairesinin saptanması Maliye Bakanlığı’nın yetkisine de bırakılmamıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un “Takibata Selahiyetli Tahsil Dairesi” başlıklı 5. maddesinde, ”Takibat, alacaklı amme idaresinin mahalli tahsil dairesince yapılır. Borçlu veya malları başka mahallerde bulunduğu takdirde, tahsil dairesi borçlunun veya malların bulunduğu mahalde yapılacak takipleri, o mahaldeki aynı neviden amme idaresinin tahsil dairelerine niyabeten yaptırır.” denilmiş; 213 sayılı Kanununun, “Vergi Uygulamasında Yetki” bölümünde, ”Vergi Dairesi” başlıklı 4. maddesinin birinci fıkrasında, vergi dairesi, ”mükellefi tespit eden, vergi tarh eden, tahakkuk ettiren ve tahsil eden daire” şeklinde tanımlanmış; aynı maddenin ikinci fıkrasında, mükelleflerin, vergi uygulaması bakımından hangi vergi dairesine bağlı olduklarının vergi yasalarıyla belirleneceği kurala bağlanmıştır. Maddenin ikinci fıkrasının ikinci tümcesinde, Maliye Bakanlığı’na, vergi dairelerinin yetki alanları ile mükelleflerin bağlı olacakları vergi dairesini belirleme konusunda yetki verilmiştir. Öte yandan, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 43. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, katma değer vergisinin, mükellefin işyerinin bulunduğu yer vergi dairesince tarh olunacağı belirtilmiştir.
Sözü edilen kurallar uyarınca, 213 sayılı Kanun kapsamına giren vergi, resim ve harç ve benzeri mali yükümlülükler ile bunların zam ve cezalarında vergi mükellefinin bağlı olduğu vergi dairesi tarafından tarh, tahakkuk, tebliğ ve tahsil işlemleri yapılmaktadır.
213 sayılı Kanununun Ceza Kesme Yetkisi başlıklı 365. maddesinde, “Vergi cezaları olayların ilgili bulunduğu vergi bakımından mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi tarafından kesilir.” denilmek suretiyle, mükelleflerin vergi ziyaını oluşturan kimi fiillerine iştirak edenlere Kanunun 344. maddesi uyarınca kesilmesi gereken vergi ziyaı cezaları, mükellefin bağlı olduğu vergi dairesi tarafından kesilmekte ve tahsil edilmektedir. Ayrıca, mirasçıların veya asıl borçlu tüzelkişiden tahsil edilemeyen vergi ve buna bağlı alacaklar, vergisel yükümlülüğünü yerine getirmeyen kanuni temsilcisi ve/veya ortakların takibi de yine asıl borçlu yükümlünün bağlı bulunduğu vergi dairesi tarafından yapılmaktadır.
Buna göre, ilgili yasa kurallarının, yetki konusunda adına işlem yapılacak mükellefin bağlı bulunduğu vergi dairesini değil, vergiyi doğuran olayların ilgili olduğu vergi dairesini esas aldığı ve işlemlerin bu vergi dairesince yürütülmesinin kabul edildiği sonucuna varılmaktadır. Diğer bir deyişle, yetki kuralı, takip edilmesi gereken kişiye değil, takibin konusu olan verginin mükellefine göre belirlenmiş; verginin mükellefi olmayan kişinin bağlı olduğu vergi idaresinin yetkisi ise, niyabeten yapabileceği işlerle sınırlı tutulmuştur.
Bakılmakta olan davada, ödeme emri ile istenen amme alacağının asıl borçlusu, … Grup Yapı İnşaat Organizasyon Reklam Otomotiv Nakliyat Hafriyat Akaryakıt Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’ dir. Söz konusu amme alacağının asıl borçludan ya da müştereken ve müteselsilsen borçtan sorumlu sıfatıyla davacıdan takip ve tahsiline, şirketin bağlı olduğu Başkent Vergi Dairesi Müdürlüğü yetkili bulunduğundan, davalı idarece ödeme emri düzenlenmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, işin esası hakkında inceleme yapılarak, bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.