Danıştay Kararı 4. Daire 2022/455 E. 2022/4796 K. 19.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/455 E.  ,  2022/4796 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/455
Karar No : 2022/4796

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla banka hesaplarına, taşınmazlarına ve aracı üzerine uygulanan haciz işlemlerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; işlemin dayanağını oluşturan ve davacı adına düzenlenen ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, dava açılmaması ve ödeme yapılmaması üzerine tesis edilen haciz işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; davacının … Bankası … Şubesi, … Bankası … ve … Şubesi ile … Bankası … Şubesi’nde bulunan hesaplarından davalı idare tarafından borcun tahsil edilmesi üzerine taşınmazlar, araç ve banka hesapları üzerine uygulanan hacizlerin kaldırıldığı hususu davalı idarenin 30/03/2020 tarihli savunma dilekçesinde bildirilmekle birlikte söz konusu tahsilatların davalı idare tarafından tek taraflı gerçekleştirilmesi, davacının rızası ile yapılmaması ve davacının davadan feragat etmemesi, davanın devam ettirilmesini istemesi karşısında söz konusu hacizler kaldırılmış olsa bile hukuki denetiminin yapılması gerektiği, olayda, taşınmaz alım satım faaliyetinde bulunan davacının satışını gerçekleştirdiği gayrimenkullere ilişkin dosyada bulunan yapı ruhsatları ve metrekare cetvellerinden konutların net alanlarının 150 m²’nin altında olduğunun görüldüğü, bu durumda, satışı yapılan taşınmazların 150 m²’den az net alana sahip bulunmaları sebebiyle takdir edilen 578.535,14 TL üzerinden %1 katma değer vergisi oranı uygulanmak suretiyle 5.785,35 TL tutarında katma değer vergisinin hesaplanması yerine %18 orana göre hesaplanan 104.136,33 TL katma değer vergisi ve buna bağlı, kesilen cezaların istenilmesinin yerinde görülmediği; 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinde borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarın tahsil dairesince haczolunacağı hüküm altına alınmış olup istenilecek vergi ve ceza tutarına uygun şekilde davacıya ait mal varlığı üzerine haciz uygulanması gerektiği, davacının satışını gerçekleştirdiği taşınmazlara ilişkin %1 katma değer vergisi oranı üzerinden hesaplanacak vergi ve buna bağlı ceza ve gecikme zammı için davacının iş yeri ve taşınmazı ile aracı üzerine haciz uygulanması, ayrıca banka hesaplarından 19/02/2020 ve 20/02/2020 tarihli bankalara gönderilen haciz bildirileriyle, toplam 492.208,20 TL tutarında tahsilat gerçekleştirilmesinin, dolayısıyla istenilmesi gereken tutarın üzerinde haciz uygulanmasının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinde yer alan, amme alacağına yetecek miktarın tahsil dairesince haczedilebileceği düzenlemesine aykırılık oluşturduğundan tatbik edilen haciz işlemlerinde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacının 03/02/2011 tarihinde faaliyet başladığı ve faaliyetini 28/03/2014 tarihinde terk ettiği, 2011 ila 2014 yılları arasında yapılan gayrimenkul satışlarına ilişkin olarak bilgi istenilmesine rağmen davacının cevap vermediği, takdir komisyonunca tespit edilen matrah üzerine davacı adına tahakkuk ettirilen cezaların kesinleşmesinden sonra vadesi geçmiş borçlara ilişkin olarak ödeme emri düzenlendiği, ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, alım satıma konu edilen gayrimenkullerin net alanının tespiti için ilgili tapu müdürlükleri nezdinde araştırma yapılmadan karar verildiği, mahkemece taleplerin karşılanmadığı, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
6183 Kanun’un 8. maddesinde; hilafına bir hüküm bulunmadıkça bu Kanunda yazılı müddetlerin hesaplanmasında ve tebliğlerin yapılmasında Vergi Usul Kanunu hükümlerinin tatbik olunacağı hükmüne yer verilmiş, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Bilinen Adresler” başlıklı 101. maddesinde; bu Kanuna göre bilinen adreslerin, (1) Mükellef tarafından işe başlamada veya adres değişikliğinde bildirilen işyeri adresleri, (2) Yoklama fişinde veya ilgilinin imzası bulunmak şartıyla yetkili memurlar tarafından bir tutanakla tespit edilen işyeri adresleri, (3) 25/4/2006 tarihli ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’na göre oluşturulan adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi olduğu belirtilmiş, 7061 sayılı Kanun’un 17. maddesiyle değiştirilerek 01/01/2018 tarihinde yürürlüğe giren “Tebliğ evrakının teslimi” başlıklı 102. maddesinde ise; bu Kanunun 101. maddesinin 1. fıkrasının (3) numaralı bendinde sayılan adrese tebliğe çıkılan hallerde, tebliğ yapılacak kişinin adresinde bulunamaması durumunda (Bulunamama durumu o adresten geçici ayrılmaları da kapsar.) durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, bunun üzerine tebliği çıkaran merci tarafından tayin olunacak münasip bir süre sonra yeniden tebliğ çıkarılacağı, ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakı da aynı sebeplerle tebliğ edilemezse, tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren bir pusulanın kapıya yapıştırılacağı, bu durumun, posta memuru tarafından tebliğ alındısı üzerine şerh ve imza edilerek, tebliğ evrakının gönderildiği idareye iade edileceği, tebliğ evrakının pusulanın yapıştırıldığı tarihten itibaren on beş gün içerisinde muhatabı tarafından alınması hâlinde alındığı günde, bu süre içerisinde alınmaması hâlinde ise on beşinci günde tebliğ yapılmış sayılacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’un 62. maddesinde; borçlunun mal bildiriminde gösterilen veya tahsil dairesince tespit edilen borçlu veya üçüncü şahıslar elindeki menkul malları ile gayrimenkullerinden, alacak ve haklarından amme alacağına yetecek miktarının tahsil dairesince haczolunacağı, 64. maddesinde ise, haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının 2011, 2012, 2013 ve 2014 yıllarında yapılan gayrimenkul satışları nedeniyle takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonu kararları uyarınca vergi/ceza ihbarnameleri düzenlenerek 2016 yılında tebliğ edildiği, ödenmemesi üzerine adına … tarih ve … sayılı ödeme emrinin düzenlendiği, ödeme emrinin tebliği amacıyla davacının mernis adresi olan ”… Mah. … Cad. No:… Mamak/Ankara” adresinde düzenlenen 16/05/2019 tarihli tebliğ alındısında; ”muhatabın adresinin dağıtım saatlerinde kapalı olması nedeniyle 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda yapılan değişiklik gereğince evrak çıkış merciine iade edildiği” hususunun tutanak altına alınarak imza edildiği, mernis adresine ikinci kez gönderilen 08/07/2019 tarihli tebliğ alındısında da; ”muhatap adresinin dağıtım saatlerinde kapalı olması sebebiyle tebliğ evrağının gönderildiği idareden alınabileceğini içeren pusulanın adresin kapısına yapıştırıldığının ve evrakın çıkış merciine gönderildiğinin” şerh edildiği ve dağıtıcı tarafından imzalandığı, söz konusu ödeme emrinin davacı tarafından dava konusu yapılmaması üzerine kesinleşen kamu alacağının tahsili için uygulanan haciz işlemlerinin iptali istemiyle iş bu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Öncelikle her ne kadar Vergi Dava Dairesince; taşınmaz alım satım faaliyetinde bulunan davacının satışını gerçekleştirdiği gayrımenkullere ilişkin dosyada bulunan yapı ruhsatları ve metrekare cetvellerinden konutların net alanlarının 150 m²’nin altında olduğu, satışı yapılan taşınmazların 150 m²’den az net alana sahip bulunmaları sebebiyle takdir edilen 578.535,14 TL üzerinden %1 katma değer vergisi oranı uygulanmak suretiyle 5.785,35 TL tutarında katma değer vergisinin hesaplanması yerine %18 orana göre 104.136,33 TL olarak katma değer vergisi hesaplanması ve buna bağlı cezaların istenilmesi yerinde görülmemiş ise de; kamu alacağının tahsili amacıyla adına düzenlenen ödeme emirlerinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın, borcunu ödemediği gibi, bu süre içinde ödeme emrinin iptali istemiyle dava da açmayan veya açmış olduğu davası reddedilen kamu borçlusu hakkında alacaklı tahsil dairesince 6183 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak haciz uygulanabileceği, dolayısıyla hacze karşı açılan davalarda, ancak haciz işlemindeki münferit hukuka aykırılıklar ile haciz işleminin sebep unsurunun ödeme emri olması nedeniyle ödeme emrinin tebliğine ilişkin hukuka aykırılıkların incelenebileceği, bu haliyle bakılmakta olan davanın konusunun davacının banka hesaplarına, taşınmazlarına ve aracı üzerine uygulanan haciz işlemi olduğu dikkate alındığında Vergi Dava Dairesince yapılan değerlendirmenin ancak tarhiyat aşamasında dava açılması halinde irdelenebilecek bir husus olduğu açıktır.
Buna göre, yukarıda yer verilen 6183 Kanun’un 8. maddesin yaptığı yollamayla 213 sayılı Kanun’un tebliğe ilişkin hükümlerine göre, dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı olan ve davacı adına düzenlenen ödeme emrinin davacının MERNİS adresinde usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine karşın ödeme emirlerinin dava konusu edilmemesi ve muhteviyatı amme alacağının da ödenmediği görüldüğünden kesinleşen söz konusu amme alacaklarının tahsili amacıyla haciz tatbik edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Ancak, davacı tarafından davalı idarece 6183 sayılı Kanun’un 62. maddesine aykırı olarak haciz işlemi tesis edildiği ileri sürüldüğünden ve uyuşmazlığın çözümü için gerekli görüldüğünden Dairemizin 31/05/2022 tarihli ara kararıyla davalı idareden dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı olan haciz varakasının dosyaya ibrazının istenildiği, davalı idarece dosyaya ibraz edilen 01/10/2019 tarih ve 2019/3097 sayılı haciz varakasında ise amme alacağının toplam tutarının 320.975,76 TL olduğu görülmektedir.
Bu durumda, 6183 sayılı Kanun’un ilgili hükümlerine göre amme alacağını karşılamaya yetecek miktarda mal varlığının haczolunması ve haciz muamelelerinin haciz varakalarına dayanılarak yapılması gerektiği, aksine uygulamanın ise ölçülülük ilkesiyle bağdaşmayacağı ve kişilerin mülkiyet hakkına müdahale niteliği taşıyacağı açık olup, dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı haciz varakasında yer alan 320.975,76 TL’ye ve fer’ilerine isabet eden kısmında hukuka aykırılık, aşan kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kısmen kabul, kısmen reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı haciz varakasında yer alan 320.975,76 TL’yi (fer’ileri ile birlikte dikkate alınmak suretiyle) aşan tutara ilişkin kısmının ONANMASINA,
3. Anılan Vergi Dava Dairesi kararının dava konusu haciz işlemlerinin dayanağı haciz varakasında yer alan 320.975,76 TL ve fer’ilerine isabet eden tutara ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,
4. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.