Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/4977 E. , 2022/7554 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/4977
Karar No : 2022/7554
TEMYİZ EDEN(DAVALI) :… Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen 2021/3 dönemi muhtasar beyannamesine istinaden tahakkuk eden kurum (stopaj) vergisinin 1.403.784,07 TL’lik kısmının iptali ile ödenen tutarın ödeme tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı tarafından Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde, anılan firmalar aracılığıyla, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan kişilere her türlü ürün ve hizmetin alınıp satılabildiği cep telefonu ve bilgisayar ekranından verilen reklam hizmeti nedeni ile ödenen dava konusu kurum stopaj vergisi tahakkukunda hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; internet ortamında alınan reklam hizmetleri sebebiyle gelir elde eden söz konusu şirketlerin, Türkiye’de Anlaşmanın 5. maddesinde zikredildiği şekilde, işin tamamen veya kısmen yürütüldüğü yönetim yeri, şube, büro vb. gibi işe ilişkin fiziki varlığı bulunan sabit bir yerinin olmadığının anlaşıldığı, bizatihi bu şirketler adına mükellefiyet tesis etmenin Anlaşma kapsamında sabit bir yer anlamına gelmeyeceği, Türkiye tarafından vergilendirme yapılabilmesi için mezkur şirketler tarafından elde edilen gelire ilişkin işin kısmen dahi olsa Türkiye’deki sabit bir yer üzerinden yürütülmesi gerektiği anlaşıldığından ve davalı idarece aksi yönde yapılmış bir tespit bulunmadığından, dava konusu tahakkukta hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle istinaf isteminin kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, dava konusu tahakkukun kaldırılmasına, uyuşmazlık konusu tutarın tahsil tarihinden itibaren tecil faiziyle birlikte davalı idarece davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Usule ilişkin olarak, dava konusu edilen tutarın 7326 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında yapılandırılarak ödendiği, davacının feragati nedeniyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise; 476 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı eki Kararın 1. maddesinde, internet ortamında verilen reklam hizmetlerinin vergi kesintisi kapsamına alınmış olduğu, bu hizmetlere ilişkin olarak hizmeti verenlere veya internet ortamında reklam hizmeti verilmesine aracılık edenlere yapılan ödemelerden, ödeme yapılan kişilerin mükellef olup olmadığına bakılmaksızın vergi kesintisi yapılması gerektiği, yasal mevzuatımızda iş yerinin tanımı yapılırken söz konusu yerin faaliyetin icrasına tahsis edilmesi veya faaliyetin icra edildiği yer olmasının belirtildiği, buna göre ticari faaliyet için elverişli olan yer, fiziksel bir mekan olabileceği gibi dijital bir alanı da kapsayabileceği, yapılan tahakkuk işleminin hukuka uygun olduğu, dolayısıyla hukuka aykırı olan kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Usule ilişkin olarak, müvekkili firmanın ihtirazı kayıtla beyan edilen dava konusu kurum (stopaj) vergilerine ilişkin tahakkuk içeriği borçlarını kanuni süresinde ödeyememesi nedeniyle 7326 sayılı Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere idareye başvurduğu, yapılan başvuruya istinaden yapılandırılan borçların taksitlerinin, davacı firma tarafından süresi içerisinde ödendiği, verginin tahakkuk ve tahsili işlemlerinin birbirinden farklı kavramlar olduğu, yapılandırma işleminin verginin tahsili aşamasına ilişkin olduğu, dava konusu edilen tahakkuku etkilemeyeceği, davadan feragat etmediklerini, zira yapılandırma başvurusu üzerine idarenin mahkemeye herhangi bir feragat bildiriminde bulunmadığı, dolayısıyla usule ilişkin bir sorun olmadığı, esasa ilişkin olarak ise; müvekkili firma tarafından internet ortamında sunulan reklam hizmetlerine istinaden ödeme yapılan firmaların, yurt dışında mukim firmalar olup Türkiye’de dar mükellef statüsünde bulundukları, dar mükellef kurumların Türkiye’de vergilendirilebilmesi için T.C. Anayasası’nın 90. maddesi gereği yerel mevzuat hükümleri yerine Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması (ÇVÖA) hükümlerinin dikkate alınması gerektiği, Ç.V.Ö.A. hükümleri uyarınca müvekkili firma tarafından yurt dışında mukim firmalara yapılan ödemeler üzerinden kesilen vergilerin hukuka aykırı olduğu, davalı İdare’nin internet ortamında verilen reklam hizmetlerine bağlı olarak dijital ortamda iş yerinin oluştuğu iddiasının hukuki temelden yoksun olduğu, davalı idarenin temyiz dilekçesinde, iç hukuk kuralları kapsamında “iş yeri” kavramının “elektronik ortamdaki iş yeri”ni kapsadığı değerlendirmesi kanuna aykırı olup, işbu dava konusu olayda değerlendirilecek bir husus da olmadığı, uyuşmazlıkla ilgili emsal yargı kararlarının bulunduğu, bu kararların da müvekkili firma lehine olduğu, dolayısıyla tahakkuk işleminin hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırılığı tespit eden iş bu kararın onanması, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Davacı şirket tarafından, dava konusu edilen tahakkuk ile ilgili olarak 09/08/2021 tarihinde elektronik ortamda 7326 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında yapılandırma talebinde bulunulduğu, söz konusu başvuru üzerine .. tarihinde … tecil dosya numarası ile borçların yapılandırıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmış olup, 7326 sayılı Kanun’dan faydalanabilmek için aynı Kanun’un 2. maddesinin 12. fıkrası gereğince borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu hüküm altına alındığından, bu hususun değerlendirilerek bir karar verilmesi için temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
7326 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun’un “Kesinleşmiş alacaklar” başlıklı 2. maddesinin 1. fıkrasında, Hazine ve Maliye Bakanlığına, il özel idarelerine ve belediyelere bağlı tahsil daireleri tarafından takip edilen alacaklardan bu Kanunun yayımı tarihi itibarıyla (bu tarih dâhil); a bendinde vadesi geldiği hâlde ödenmemiş ya da ödeme süresi henüz geçmemiş bulunan vergilerin ödenmemiş kısmının tamamı ile bunlara bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları yerine bu Kanunun yayımı tarihine kadar Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın; ödenmemiş alacağın sadece fer’i alacaktan ibaret olması hâlinde fer’i alacak yerine Yİ-ÜFE aylık değişim oranları esas alınarak hesaplanacak tutarın, bu Kanunda belirtilen süre ve şekilde tamamen ödenmesi şartıyla vergilere bağlı gecikme faizi ve gecikme zammı gibi fer’i amme alacakları ile aslı bu Kanunun yayımı tarihinden önce ödenmiş olanlar dâhil olmak üzere asla bağlı olarak kesilen vergi cezaları ve bu cezalara bağlı gecikme zamlarının tamamının yapılandırma kapsamında olduğu, 3. fıkrasında ihtirazi kayıtla verilen beyannameler üzerine tahakkuk etmiş olan vergiler hakkında birinci ve ikinci fıkraların (a) bendi hükümlerinin uygulanacağı, 12. fıkrasında ise 2. madde hükümlerinden yararlanmak isteyen borçluların maddede belirtilen şartların yanı sıra dava açmamaları, açılmış davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamalarının şart olduğu, “Ortak hükümler” başlıklı 9. maddesinin 13. fıkrasının a bendinde Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları gereken borçluların, bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmelerinin şart olduğu, borçlularca, bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmeyeceği hüküm altına alınmıştır.
Dava dosyasının incelenmesinden, davacı şirket tarafından ihtirazi kayıtla verilen 2021/3 dönemi muhtasar beyannamesine istinaden tahakkuk eden kurum (stopaj) vergisinin 1.403.784,07 TL’lik kısmının iptali ile fazladan ödenen bu tutarın tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı idare tarafından 03/01/2022 tarihli istinafa cevap dilekçesi ekinde sunulan belgelerden, davacı şirketin dava konusu edilen dönemin de içinde bulunduğu borçlarına istinaden 7326 sayılı Kanun’un 2. maddesi kapsamında kesinleşmiş alacaklar yönünden elektronik ortamda … tarih ve … sayı ile yapılandırma talebinde bulunduğu, … tarihinde … tecil dosya numarası ile borçların yapılandırıldığı, davacı tarafından yapılandırmaya ilişkin taksitlerin ödendiği dosyadaki bilgi ve belgelerden görülmüştür.
Dava konusu edilen tahakkuka ilişkin borçların 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı ve borçların ödendiği hususunda dosyada ihtilaf bulunmamaktadır.
Bu durumda, 7326 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılan dava konusu tahakkuk içeriği borçlarla ile ilgili olarak, anılan Kanun’un 2. maddesinin 12. fıkrası ile 9. maddesinin 13. fıkrasının a bendi gereğince bir değerlendirme yapılarak yeniden karar verilmesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 05/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.