Danıştay Kararı 4. Daire 2022/5496 E. 2022/4673 K. 14.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/5496 E.  ,  2022/4673 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/5496
Karar No : 2022/4673

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Filtre Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin, sahte fatura kullandığından bahisle 2016/1,4,5 ile 2017/1-12 dönemlerine ilişkin yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı hakkında sahte belge kullanma fiilinden dolayı vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yapıldığı, bu tarhiyatlara ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinin 06/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, daha sonra yapılan vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarının kaldırılması istemiyle dava açma süresinden sonra ve vergi hataları kapsamında Büyükçekmece Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yapılan düzeltme başvurusunun … tarih ve … sayılı işlemle reddi üzerine yukarıda anılan yasa hükmü gereğince şikâyet yoluyla Gelir İdaresi Başkanlığı’na başvurulması gerekirken doğrudan bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmakla, olayda idari mercii tecavüzü söz konusu olduğundan, dilekçe ve eklerinin şikayet mercii olarak Gelir İdaresi Başkanlığı’na tevdii gerektiği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle 2577 sayılı Kanun’un 15/1-e maddesi uyarınca idari merci tecavüzü nedeniyle dilekçe ve eklerinin 2577 sayılı Kanun’un 15/1-e maddesi uyarınca Gelir İdaresi Başkanlığı’na tevdiine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından merciine tevdii gereken bir durum olmadığı, başvurunun 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında idari işlem tesisine yönelik bir başvuru yapıldığı, davanın esasa girilmek suretiyle incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4.492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 14/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2/1-a maddesinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu, maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmış olup, bu anlamda idari işlem, idari makamlar tarafından bir kamu hizmetini yürütmek üzere kendilerine tanınan kamu gücü kullanılarak, tek yanlı iradeyle tesis edilen ve tesis edildikleri alanda bulunan kişilerin menfaatini doğrudan etkileyen, onların hak ve menfaatleri ile yükümlülüklerinde değişiklik yapan veya yenilik doğuran her türlü irade açıklaması olarak ifade edilmekte, içtihat ve doktirinde belirlenen hukuki nitelikleri gözönüne alındığında da, “bir idari işlemin doğuracağı hukuksal sonucun” o işlemin konusunu oluşturacağı, konusu meşru ve mümkün olması gereken idari işlemlerin doğuracağı sonuçların, önceden yasalarla ve diğer düzenleyici işlemlerle belirlenmesi gerekmektedir.
Sözü edilen Kanun’un 7/1. maddesinde, dava açma süresinin, vergi mahkemelerinde otuz gün olduğu belirtilmiş; 15/1-b maddesinde ise, süre aşımı halinde davanın reddine karar verileceği hükme bağlanmış; aynı Kanun’un 10. maddesinde de, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri; otuz gün içerisinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; ilgililerin, otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre, Danıştay’da, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilecekleri; otuz günlük süre içinde idarece verilen cevabın kesin olmaması halinde, ilgilinin, bu cevabı, istemin reddi sayabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitiminden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren (mahkemesine göre dava açma süresi içinde) dava açılabileceği öngörülmüştür.
Bu hükümlere göre, yapılan başvuruya altmış gün içerisinde idarece verilen cevabın kesin olması veya başvurunun anılan süre içerisinde cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmesi hallerinde, söz konusu işlem veya işlemler hakkında başka bir idari merciye itiraz edilmeksizin, davanın, cevabın tebliğini veya cevap verilmemek suretiyle geçen altmış günü izleyen günden itibaren davanın açılacağı idari yargı yerine göre belirlenen dava açma süresi içinde açılması mümkün bulunmaktadır.
Öte yandan, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 126. maddesinde öngörülen düzeltme zaman aşımı süresi içinde olmak koşuluyla, aynı Yasa’nın “Düzeltme Talebi” başlıklı 122. maddesinde; ”mükelleflerin, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilecekleri”, aynı Kanun’un 124. maddesinde de, ”vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme başvurusu reddolunanların şikayet yolu ile Maliye Bakanlığı’na müracaat edebilecekleri” hükmüne yer verilmiştir. Görüldüğü üzere, bu maddenin uygulanabilmesi için ilgili hakkında daha önce tesis edilmiş bir işlemin bulunması işlemde hukuki yorum gerektirmeyecek nitelikte açık ”vergi hatası”nın bulunması ve vergi mahkemelerinde dava açma süresi geçtikten sonra düzeltilmesi talebinin mükellefin bağlı olduğu vergi dairesince olumsuz cevaplanması veya Yasa’da öngörülen sürede yanıtlanmaması yeterli olup Maliye Bakanlığına şikayet yolu ile müracatın ihtiyari bir yol olarak öngörüldüğü anlaşılmaktadır.
Olayda, davacı hakkında sahte belge kullanma fiilinden dolayı vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yapıldığı, bu tarhiyatlara ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinin 06/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacının bu ihbarnamelerin tebliğinden itibaren 30 gün içinde doğrudan dava açması mümkün bulunduğu ve Maliye Bakanlığına şikayet yoluyla müracaat etmesine gerek olmadığından temyize konu vergi mahkemesinin merciine tevdi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, kararın bozulması ve Vergi Dava Dairesince davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.

(XX)KARŞI OY:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 10. maddesinde de, ilgililerin, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilecekleri; otuz gün içerisinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı; ilgililerin, otuz günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre, Danıştay’da, idare ve vergi mahkemelerinde dava açabilecekleri; otuz günlük süre içinde idarece verilen cevabın kesin olmaması halinde, ilgilinin, bu cevabı, istemin reddi sayabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebileceği; bu takdirde, dava açma süresinin işlemeyeceği; ancak, bekleme süresinin başvuru tarihinden itibaren dört ayı geçemeyeceği; dava açılmaması veya davanın reddi hallerinde, otuz günlük sürenin bitiminden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren (mahkemesine göre dava açma süresi içinde) dava açılabileceği öngörülmüştür.
Olayda, davacı hakkında sahte belge kullanma fiilinden dolayı vergi ziyaı cezalı tarhiyatlar yapıldığı, bu tarhiyatlara ilişkin vergi ceza ihbarnamelerinin 06/08/2018 tarihinde tebliğ edildiği, davacı tarafından daha sonra sahte belge kullandığı iddia edilen … Dayanıklı Tüketim Mal. Paz. Ltd. Şti. adına sahte fatura düzenlediği gerekçesiyle kesilen vergi ceza ihbarnamelerinin yargı kararı ile kaldırıldığı, dolayısıyla kendileri lehine yeni bir hukuki durum doğduğu, haklarında yapılan tarhiyatın konusuz kalmasından ötürü kaldırılması gerektiği gerekçesiyle 28/01/2022 tarihinde idareye başvurduğu anlaşılmaktadır. Bu halde davacının başvurusunun yukarıda belirtilen mevzuat uyarınca hakkında idari davaya konu olabilecek bir işlem ve eylemin yapılması niteliğini taşıyan bir başvuru olarak ele alınması gerektiği açık olup kararın bozulması ve Vergi Dava Dairesince davanın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği görüşüyle karara katılmıyorum.