Danıştay Kararı 4. Daire 2022/5621 E. 2022/5102 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/5621 E.  ,  2022/5102 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/5621
Karar No : 2022/5102

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : …Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : …Güvenlik Sistemleri Alarm Haber Alma Merkezi Elektrik Elektronik İnşaat Taahhüt Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi

İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, sahte fatura düzenlediğinden ve kullandığından bahisle tarh edilen tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle kesilen vergi ziyaı cezalı 2017/1, 2, 3, 4, 5, 6, 10, 11 ve 12 dönemleri katma değer vergilerinin kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararda; davacı adına tanzim edilen vergi tekniği raporundaki tespitler incelendiğinde, şirketin sahte fatura düzenlediğinin net olarak ortaya konulamadığı anlaşıldığından, dava konusu cezalı tarhiyatın, davacının sahte fatura düzenlemek suretiyle komisyon geliri elde ettiğinden bahisle hesaplanan kısmında hukuka uygunluk görülmediği; davacının fatura aldığı mükellefler hakkında yapılan incelemelerde, bu mükelleflerin düzenlediği faturaların sahte olduğunun, gerçek ticari faaliyetlerinin bulunmadığının açık ve somut olarak ortaya konulduğu anlaşıldığından, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatların sahte fatura kullanımından kaynaklanan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı; yine kesilen cezaların sahte fatura kullanımından kaynaklanan kısmına tekerrür hükümlerinin uygulanmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesince; istinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, davacı adına yapılan cezalı tarhiyatlarda hukuka aykırılık bulunmadığı, temyiz isteminin kabulü ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 16. maddesinde, dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneğinin davalıya, davalının vereceği savunmanın da davacıya tebliğ olunacağı, yine davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği; 25. maddesinde, kararların tasdikli birer örneğinin taraflara tebliğ edileceği; 45. maddesinin 2. fıkrasında, istinafın temyizin şekil ve usullerine tabi olduğu, 48. maddesinin 3. fıkrasında temyiz dilekçelerinin karşı tarafa tebliğ edileceği; 60. maddesinde de, Danıştay ile bölge idare, idare ve vergi mahkemelerine ait her türlü tebliğ işlerinin, Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılacağı kurala bağlanmıştır.
7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesinde, kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecbur olduğu, bu takdirde bundan sonraki tebliğlerin bildirilen yeni adrese yapılacağı; adresini değiştiren kimsenin yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılma tarihinin tebliğ tarihi sayılacağı, bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğlerin muhataba yapılmış sayılacağı; daha önce tebligat yapılmamış olsa bile, tüzel kişiler bakımından resmî kayıtlardaki adreslerinin esas alınacağı ve bu madde hükümlerinin uygulanacağı düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin 19/11/2019 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren savunma dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, davacı şirketin bilinen adresine tebligata çıkarıldığı, ancak 24/06/2021 tarihinde “adresin kapalı olduğu ve muhatabın yeni adresinin belirlenemediği” şerhi ile iade edildiği, daha sonrasında kararın şirket temsilcisi …’ün MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca muhtara teslim edilmek ve 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, davalı idarenin istinaf başvuru dilekçesinin, istinaf aşamasında verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının ve davalı idarenin temyiz başvuru dilekçesinin de yine şirket temsilcisi …’ün MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, Vergi Dava Dairesince, istinafa konu olan Mahkeme kararı 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesi uyarınca şirketin resmî kayıtlardaki adresine tebliğ edilip, dosyanın tekemmülü sağlandıktan sonra karar verilmesi gerekirken, usulüne uygun olarak dosya tekemmül ettirilmeden verilen temyize konu kararda hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin kabulüne,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Tekemmül ettirilerek yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
Yeniden başlamak anlamına gelen istinaf, kelime anlamıyla mahkemenin vermiş olduğu kararı kabul etmeyerek bir üst mahkemeye götürmek olarak tanımlanmakta olup, Lugat-ı Osmanî adlı eserde bir davaya yeniden bakma anlamında kullanılmıştır.
2577 sayılı Kanun’un 45. maddesinde, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması halinde istinaf başvurusunun reddine karar vereceği, hukuka uygun bulmaması halinde ise ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vereceği düzenlenmiştir. Aynı maddenin 5. fıkrasında; “Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir” hükmü yer almaktadır.
Bu bakımdan, Kanun’un 45. maddesi uyarınca istinaf merci’i, kural olarak; incelemeyi evrak üzerinde yapacak, varsa maddi yanlışlıkları düzelterek, gerekirse maddi olaylara ilişkin bilgilere yönelik gerekli inceleme ve araştırmayı yaparak işin esası hakkında karar verecektir. Yasa koyucu, istinaf merci’i tarafından istinaf incelemesi sonucunda işin esası hakkında karar verilmeyerek verilecek kaldırma kararı sonrasında dosyanın mahkemesine gönderileceği iki durum öngörmüş, bu durumları görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hakim tarafından karar verilmiş olması ya da ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan başvuruların haklı bulunması ile sınırlı tutmuştur.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-a bendinde, ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; hangi durumlarda bölge adliye mahkemesinin, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceği düzenlenmiş olup 6. alt bendinde (Değişik: 22/07/2020-7251/35 md.) mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması hali sayılmıştır.
Söz konusu düzenleme ile kanun koyucu ilk derece mahkemelerinin bir delili hiç toplamaması ve delil toplanmış olsa bile bu delillerle ilgili hiçbir değerlendirme yapılmamasını, bir başka deyişle işin doğrudan Bölge Adliye Mahkemesine havale edilmesini, davanın taraflarının ilk derecede yargılanma hakkının elinden alınmasını istememiş, bu durumun önüne geçmek istemiştir. Genel olarak istinaf kanun yolunun ruhuna uygun olanı da delillerin öncelikle ilk derece mahkemelerinde toplanıp değerlendirilmesi ve bundan sonra başvuru olursa Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir değerlendirme yapılmasıdır.
Hukuk sistemimizde olması gereken ilk derece mahkemesi tarafından delillerin toplanıp değerlendirilmesi ve bu yargılamanın yanlış olduğunu tarafların ileri sürdüğü hususlarda istinaf mahkemesinin inceleme yaparak karar vermesidir. İstinaf mahkemelerinin hem denetim hem de maddi vakıa incelemesi yapan mahkemeler olarak kurulmuş olması, denetim sonucu eksik bulduğu tahkikat işlemini tamamlayarak yargının gecikmeden bir karar verme amacını sağlamaya yöneliktir. Yoksa kanun koyucunun amacı ilk derece mahkemelerinin yapması gereken tahkikat işlemlerini istinaf mahkemesinin yapmasını sağlamak değildir. Aksini kabul eden yorum ilk derece mahkemelerinin tahkikatı özensiz yapması sonucunu doğuracaktır. Makul bir düşünce tarzı içerisinde ilk derece mahkemelerinin önüne gelen bir uyuşmazlıkta ileri sürülen delillerin hiç toplanmaması veya hiç değerlendirilmemiş olması düşünülemez.
Örneğin; dava konusu edilen istemlerin tamamı hakkında değerlendirme yapılmayarak eksik hüküm kurulması, dava konusunun yanlış nitelendirilmesi, dosyanın usulüne uygun olarak tekemmül ettirilmeden karar verilmesi, dosyanın yanlış hasımla tekemmül ettirilmesi, heyetle karar verilmesi gerekirken tek hakimle karar verilmesi, görüşme tutanağının ve kararın aynı heyet tarafından imzalanmaması, vergi inceleme raporu veya vergi tekniği raporunun ihbarname ekinde mükelleflere tebliğ edilmediği gerekçesiyle tarhiyatın kaldırılması yönünde verilen bir karar olması durumlarında ilk derece mahkemesince verilmiş temyizen incelenebilir nitelikte bir karar bulunmayacaktır.
Dosyanın incelenmesinden, davalı idarenin 19/11/2018 tarihinde Mahkeme kayıtlarına giren savunma dilekçesinin davacıya tebliğ edilmediği, … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının, davacı şirketin bilinen adresine tebligata çıkarıldığı, ancak 24/06/2021 tarihinde “adresin kapalı olduğu ve muhatabın yeni adresinin belirlenemediği” şerhi ile iade edildiği, daha sonrasında kararın şirket temsilcisi …’ün MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca muhtara teslim edilmek ve 2 nolu haber kağıdı kapıya yapıştırılmak suretiyle tebliğ edildiği, davalı idarenin istinaf başvuru dilekçesinin, istinaf aşamasında verilen Bölge İdare Mahkemesi kararının ve davalı idarenin temyiz başvuru dilekçesinin de yine şirket temsilcisi …’ün MERNİS adresinde Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dosya usulüne uygun olarak tekemmül ettirilmeden verilen temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiş olup, yukarıda açıklanan gerekçeler ile istinaf merciinin ilk derece mahkemesi yerine geçmesi de uygun bulunmadığından, temyiz isteminin kabulü ve dava dosyasının tekemmülü sağlanmak üzere Vergi Mahkemesine gönderilmesi gerektiği görüşüyle, Dairemiz kararına katılmıyoruz.