Danıştay Kararı 4. Daire 2022/5789 E. 2022/5106 K. 22.09.2022 T.

Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2022/5789 E.  ,  2022/5106 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/5789
Karar No : 2022/5106

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Vergi Dairesi Başkanlığı
(… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : Tasfiye Halinde … Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, … AŞ ile imzalamış olduğu … Bölge Ayrım-Dağıtım Hizmetlerine İlişkin Doğrudan Temin Sözleşmesi kapsamında yapılan iş sonucunda 2020/1,2,3 dönemlerine ait 51 adet faturaya ilişkin hak ediş ödemelerinden sorumlu sıfatıyla 9/10 oranında tevkif edilen katma değer vergisinin kaldırılması ve yasal faiziyle birlikte iadesi istenilmiştir.
Uyuşmazlıkta verilen kararların özeti:
… Vergi Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; olayda, … AŞ tarafından her ne kadar davacı şirket ile imzalanan sözleşme içeriği işin iş gücü temini olduğundan bahisle davacı şirkete yapılan hak ediş ödemelerinden, Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği doğrultusunda 9/10 oranında KDV tevkifatı yapılmışsa da; taraflar arasında imzalanan sözleşme ve eki teknik şartnamede öngörülen, çalıştırılan personele ilişkin sorumlulukların davacı şirkete ait bulunmasına, personelin çalışma düzeninin davacı şirket tarafından belirlenmesine ve kontrol edilmesine ilişkin hükümler dikkate alındığında, davacı şirket tarafından yüklenilen işin tamamen kendi sorumluluğunda ve kendi elemanları tarafından sağlandığı, işçilerin sevk ve idaresinin davacı şirkette olduğu kanaatine ulaşıldığından, imzalanan sözleşme kapsamında davacı şirket tarafından üstlenilen işin niteliğinin iş gücü temini olduğundan bahisle yapılan 9/10 oranındaki katma değer vergisi tevkifatında hukuka uygunluk görülmediği; tevkif edilen katma değer vergisinin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya iadesi gerektiği sonucuna varılmış, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile temyiz yolu açık olarak reddedilmiştir.
Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine, Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/02/2022 tarih ve E:2021/9090, K:2022/420 sayılı kararıyla; davacı şirketin, 09/12/2020 tarihinde tescil ve ilan edilen genel kurul kararıyla tasfiyesinin tamamlandığı ve ticaret sicilindeki kaydının silinerek tüzel kişiliğinin sona ermiş olduğu anlaşıldığından, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile de; davacı şirketin, 09/12/2020 tarihinde tescil ve ilan edilen genel kurul kararıyla tasfiyesinin tamamlandığı ve ticaret sicilindeki kaydının silindiği, bu haliyle, Vergi Mahkemesi kararından önce davacı şirketin ticaret sicilindeki kaydı silinmekle tüzel kişiliği de sona ermiş olduğundan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar verilmesi için, Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği sonucuna varılmış; bozma kararına uyulmasına, istinaf başvurusunun kabulüne, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, temyiz isteminin kabulü ve Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir.

TETKİK HÂKİMİ : …
DÜŞÜNCESİ : … Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacı şirketin ihyasına karar verildiğinden, temyiz isteminin kabulü ile uyuşmazlığın esası incelenerek karar verilmek üzere Vergi Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
Davalı idarenin, Bölge İdare Mahkemesince verilen, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar verilmesi için, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine ilişkin karara dair temyiz istemi yönünden;
Bakılmakta olan davada, her ne kadar Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı üzerine Vergi Dava Dairesince, davacı şirketin, Vergi Mahkemesi kararından önce tasfiyesi tamamlanarak, ticaret sicilindeki kaydının silinmesi ve tüzel kişiliğinin sona ermiş olması nedeniyle, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrası uyarınca karar verilmesi için, Mahkeme kararının kaldırılması gerektiği sonucuna varılmış ve istinaf başvurusu kabul edilerek, Mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş ise de, … Asliye Ticaret Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacı şirketin ek tasfiye işlemleri sonuçlandırılıncaya kadar yeniden Ticaret Siciline tescili suretiyle ihyasına karar verildiği anlaşılmış olup, bu haliyle, temyize konu kararda hukuki isabet görülmemiştir.
Öte yandan, davalı idarenin, davanın esasına ilişkin temyiz istemine gelince;
Anayasanın 141. maddesinin 4. fıkrasında, davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının, yargının görevi olduğu belirtilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 31. maddesinde, yargılama giderleri ile ilgili olarak bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ”Diğer kanunlardaki yargılama usulü ile ilgili hükümler” başlıklı 447. maddesinde de, mevzuatta, yürürlükten kaldırılan 18/06/1927 tarihli ve 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’na yapılan yollamaların, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun bu hükümlerin karşılığını oluşturan maddelerine yapılmış sayılacağı düzenlenmiştir.
Yine 6100 sayılı Kanunun ”Usul ekonomisi ilkesi” başlıklı 30. maddesinde, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesi ve gereksiz gider yapılmaması gerektiği kurala bağlanmıştır.
Bu durumda, Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararından önce … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davanın esasının incelendiği görülmüş olup, usul ekonomisi ilkesi uyarınca yargılamanın mümkün olan en makul sürede yürütülmesi ve sonuçlandırılması için, işin esası incelenerek, davanın kabulüne hükmedilen karara ilişkin istinaf başvurusunun reddine dair Vergi Dava Dairesi kararının, usul ve hukuka uygun olduğu, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü iddiaların, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı, dosyanın Mahkemesine gönderilmesine kararının BOZULMASINA karar verilerek, anılan Vergi Dava Dairesinin, işin esası incelenerek verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı istinaf başvurusunun reddine dair kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 22/09/2022 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesinin 3. fıkrasında, Bölge idare mahkemesinin, Danıştayca verilen bozma kararına uyabileceği gibi kararında ısrar da edebileceği; aynı maddenin 4. fıkrasında da, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı kurala bağlanmıştır.
Temyize konu karar, Danıştay Dördüncü Dairesinin bozma kararı üzerine verilen … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı, dosyanın Mahkemesine gönderilmesi kararı olup, temyiz incelemesinin bu karar ile sınırlı olarak yapılması gerekirken, anılan karar bozulduktan sonra, işin esası incelenmek suretiyle bir önceki Vergi Dava Dairesi kararının onanması yönünde verilen Daire kararına katılmıyoruz.