Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2022/6715 E. , 2022/7695 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2022/6715
Karar No : 2022/7695
TEMYİZ EDEN (DAVACI): … Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI): … Vergi Dairesi Başkanlığı
VEKİLİ: Av. …
İSTEMİN KONUSU: … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Sosyal Güvenlik Kurumu prim borçlarının geç ödenmesinden dolayı ödenen gecikme zamlarının gider olarak kaydedilmesi gerektiği ihtirazı kaydıyla verilen 2013 yılı kurumlar vergisi beyannamesine istinaden ödenen vergilerin ihtirazi kayda konu kısmının kaldırılması istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay bozma kararı üzerine Vergi Mahkemesinin temyize konu kararıyla; Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesine göre, 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre ödenen gecikme faizi ve zammının kurumlar vergisi açısından gider olarak kabul edilemeyeceğinin açık olduğu, 5510 sayılı Kanun’un 89. maddesi kapsamında ödenen faizler de, Kanun’un 88. maddesi uyarınca 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilmekte olup, faiz oranının 5510 sayılı Kanun’un 89. maddesine göre hesaplandığı, faiz oranının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesinin söz konusu gecikme zammının niteliğini değiştirmediği, 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesi kapsamında ödenen gecikme zammından farklı bir nitelik kazandırmadığı, yasa koyucu tarafından, amme alacağının borçlunun hatasından ya da keyfi tutumundan kaynaklanan sebeplerden dolayı geç ödenmesinden dolayı ödenen gecikme faizi ve zammının kurumlar vergisi açısından gider olarak kabul edilmemesi gerektiğinin düzenlendiği, dava konusu olayda da borçlunun kendi durumundan kaynaklanan sebeplerle ödenen faizlerin gider olarak yazılmamasına ilişkin koşulların oluştuğu, bu haliyle 5510 sayılı Kanun uyarınca sigorta primlerinin geç ödenmesinden dolayı yapılan gecikme zammı ödemesinin, kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilmek suretiyle yapılan tahakkuk işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, ihtirazı kayda konu gecikme zammı ödemesinin, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “d” bendi kapsamında bir gecikme cezası, gecikme zammı veya faiz olmadığından kurumlar vergisi matrahından indirilmesi gerektiği, 5520 sayılı Kanun’un 11/1-d. maddesine göre, yapılan bir ödemenin kurumlar vergisi matrahının tespitinde, (gider olarak) indirilebilmesi için; a)Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre hesaplanan kurumlar vergisi veya her türlü para cezası ya da vergi cezası, b)6183 sayılı AATUHK uyarınca ödenen ceza, gecikme zammı ve faiz, c)213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizi niteliğinde olmaması gerektiği, başka bir anlatımla, bentte sayılan kanunlar dışındaki kanunlara göre hesaplanıp ödenen, açıklanan türdeki ödemeler ile nitelik bakımından bu ödemelerden farklı ödemelerin kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınmasına engel bir durum bulunmadığı, vergi normlarının yorumunda bilinen ve kabul gören tüm sınırların aşıldığı, temyize konu ilk derece mahkemesi kararında da, açık biçimde, Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre hesaplanan kurumlar vergisi veya her türlü para cezası ya da vergi cezası, 6183 sayılı AATUHK uyarınca ödenen ceza, gecikme zammı ve faiz, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ödenen gecikme faizi denilmesine karşın, 5510 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca yapılan ödeme de, anılan Kanun’ların kapsamına alınarak, yorumun sınırlarının aşıldığı, yasa koyucunun öngörmediği bir kural yaratıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu’na 5510 sayılı Kanun’un 89. maddesi uyarınca yapılan ödemenin, 6183 sayılı Kanun’a göre ödenen, gecikme zammı ve faiz olarak nitelendirilemeyeceği, dolayısıyla Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının “d” bendinde sayılan “Kabul Edilmeyen İndirimler” kapsamında olmadığından ve mevzuatta gider yazılmasını engelleyen bir düzenleme de bulunmadığından, söz konusu gecikme zammı ödemesinin kurumlar vergisi matrahına dâhil edilmesinin vergilerin kanuniliği ilkesine açıkça aykırı olduğu gibi, “vergi hukukunda kıyas yasağı”nın da ihlali anlamına geleceği belirtilerek temyiz isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, hukukta boşluk olmadığı, ancak yasalarda boşluk olabileceği, bu ifadenin anlamının hukuk güvenliği gereği her türlü hukuksal sorunun çözümü için hukukun mutlaka bir çözüm üretmek durumunda olduğu, bu nedenle, yasada herhangi bir boşluk varsa bunun her türlü olanak kullanılarak doldurulması gerektiği, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi Kanunlarının Uygulanması ve İspat” başlıklı 3. maddesinin (A) fıkrasının 2. bendinde; “Vergi kanunları lafzı ve ruhu ile hüküm ifade eder. Lafzın açık olmadığı hallerde vergi kanunlarının hükümleri, konuluşundaki maksat, hükümlerin kanunun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı göz önünde tutularak uygulanır.” hükmünün yer aldığı, söz konusu madde hükmü ile vergi kanunlarının sadece lafzi yorumla dikkate alınamayacağı, kanunun ruhu, başka bir ifadeyle kanun maddesiyle ne amaçlandığının da dikkate alınması gerektiğinin belirtildiği, lafzın açık olmadığı durumlarda ise; hükümlerin konuluşundaki maksat ve sistematiğin (kanun yapısındaki yeri ve diğer maddelerle olan bağlantısı) göz önünde bulundurulacağı, bu düzenlemedeki amacın ekonomik hayatın hızlı değişimlerine vergi kanunlarının aynı hızda uygulanabilmesini sağlamak ve hukuk boşluğunun oluşmasının önüne geçmek olduğu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca yapılan gecikme zammı ödemesinin kurum kazancının hesaplanmasında indirim konusu yapılamayacağına dair kanuni bir düzenleme olmamasının 5510 sayılı Kanun hükümlerine göre belirlenmesi söz konusu olan gecikme zammının niteliğini değiştirmeyeceği, yasa koyucu tarafından amme borçlusunun hatasından kaynaklanan sebeplerden dolayı geç ödenmesinden dolayı ödenen gecikme faizi ve zammının Kurumlar Vergisi açısından gider olarak kabul edilmemesi gerektiği yönünde düzenleme yapıldığı, yapılan işlemlerin yasal ve yerinde olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ: …
DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, Mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu kararın Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/03/2021 tarih ve E:2016/13602, K:2021/1307 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, temyiz konusu karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.Temyize konu … Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA,
3. 492 sayılı Harçlar Kanunu’na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca, … TL maktu karar harcından, varsa evvelce ödenen harcın mahsubundan sonra kalan harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4.Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
5.Dosyanın anılan Vergi Mahkemesine gönderilmesine,
6.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş (15) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 08/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.