Danıştay Kararı 5. Daire 2016/11306 E. 2021/2292 K. 24.06.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2016/11306 E.  ,  2021/2292 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/11306
Karar No : 2021/2292

DAVACILAR : 1- …Koleji
2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. …
Av. …

DAVALI : … Bakanlığı – ANKARA
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 24/07/2016 tarih 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10. ve 11. maddelerinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : İzmir Özel Fatih Kolejinin FETÖ/PDY terör örgütünün yer aldığı hiçbir oluşum veya yapı içerisinde yer almadığı, dava konusu tebliğ maddeleriyle hukuki güvenlik ilkesi ile mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiği, dava konusu tebliğ hükümlerinde mevzuatın uygulanmasına açıklık getirmek yerine kanun hükmü gibi yeni kurallar ihdas edildiği, dava konusu tebliğin 4. maddesi ile ilgili olarak tespit işlemleri yapılırken gerek teknik eleman eksikliği gerekse usul işlemlerinde yapılan hatalardan dolayı hak kayıplarına yol açıldığı, anılan maddede yer alan “mümkün ise” ibaresin hak kayıplarına yol açabilecek nitelik taşıdığı, 5. maddesi ile ilgili olarak inceleme ve değerlendirme komisyonunun bağımsız ve tarafsız olması gerektiği, anılan komisyonun tespit işlemlerini yapan kamu görevlilerinin bağlı bulunduğu kurum ve kuruluşlara bağlı kişiler tarafından oluşturulmasının hukuk devleti ilkesine aykırılık teşkil ettiği, Ceza Muhakemesi Kanunu 128. maddesine göre suça karışmış mal varlığı değerlerine el konulabileceği ve kullanımının kısıtlanabileceği, dava konusu tebliğ hükümlerinde belirtilen el koymalar ve kısıtlamalarda bu koşula uyulmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : 667 sayılı KHK uyarınca İzmir Özel Fatih Kolejinin tüm mal varlığının Hazineye intikal ettiği, 667 sayılı KHK ile kapatılan kurum ve kuruluşların Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirlemek amacıyla dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin yürürlüğe girdiği, dava konusu edilen 2016/16 sayılı Genelge hükmünün hukuka uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …NİN DÜŞÜNCESİ : 667 sayılı kanun hükmünde kararname ile kapatılan ve tüm malvarlığı hazineye intikal eden İzmir Özel Fatih Kolejinin Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirleyen dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4.,5.,6.,7.,8.,9.,10. ve 11. maddelerinde 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine, kamu yararına, hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 24.07.2016 günlü, 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4.,5.,6.,7.,8.,9.,10. ve 11.maddelerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasa’ya aykırılık iddiası yerinde görülmediğinden işin esası incelenmiştir.
Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının sınırlanmasında kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır.
Dava konusu Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 24.07.2016 günlü, 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği 22.07.2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.
Olağanüstü hâlin ilan edilmesi ve bu kararın TBMM tarafından onaylanmasından sonra Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, Anayasa’nın o tarihte yürürlükte bulunan 121. maddesine dayanılarak olağanüstü hâl KHK’ları çıkarılmıştır. Bu çerçevede Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca ilk olarak 22/7/2016 tarihinde 667 sayılı KHK kabul edilmiş ve 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ,667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 6749 sayılı Kanun olarak 18.10.2016 tarihinde kabul edilerek kanunlaşmıştır.
6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanunun(667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname) 2. maddesinin birinci fıkrasında ;” Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonların kapatılmıştır.” ikinci fıkrası ile “Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden veya Vakıflar Genel Müdürlüğünden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.” üçüncü fıkrasında;” Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.” hükme bağlanmıştır.
667 sayılı khk eki listede yer alan davacı İzmir Özel Fatih Koleji kapatılarak tüm malvarlığı Hazineye intikal etmiştir.
Maliye Bakanlığı tarafından hazırlanan ve 24.07.2016 günlü, 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 1inci maddesinde bu tebliğin amacının 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan kurum ve kuruluşların Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirlemek olduğu belirtilmiştir.
Olağanüstü yönetim usulleri; iç karışıklık, ayaklanma, savaş tehlikesinin baş göstermesi, savaş hâli, doğal afet, ağır ekonomik bunalım ve benzeri nedenlerle devletin ve toplumun güvenliğini büyük ölçüde sarsan durumlarla karşılaşıldığında başvurulan yönetim şekilleridir. Belirtilen durumların devletin ve toplumun varlığı ve güvenliği bakımından büyük bir tehlike oluşturduğu kuşkusuzdur. Olağan dönemdeki yönetim rejiminin ve hukuk kurallarının bu tehlikelerin giderilmesinde yetersiz kalabilmesi nedeniyle çağdaş hukuk sistemlerinde olağanüstü hâllerde özel yönetim usullerinin uygulanmasına da imkân tanınmaktadır. Bir başka ifadeyle olağanüstü yönetim usulleri bir zaruretten kaynaklanmakta olup demokratik anayasal düzenin korunması ve sürdürülebilmesi için bu yönetim usullerine başvurulması zorunluluğu ortaya çıkabilmektedir. Bu bağlamda olağanüstü yönetimlere neden olan tehlikelerin bertaraf edilebilmesi için olaylar karşısında ivedi önlem ve karar alabilme ihtiyacı duyan yürütmenin yetkilerinin artırılması gerekebilmektedir.
FETÖ ve/veya PDY olarak isimlendirilen yapılanmanın silahlı bir terör örgütü olduğu ve anılan darbe teşebbüsünün faili olduğu yargı kararlarıyla tespit edilmiştir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2017/956, K.2017/370, 26/9/2017; Yargıtay 16. Ceza Dairesi, E.2015/3, K.2017/3, 24/4/2017; E. 2017/1443, K. 2017/4758, 14/7/2017; E.2018/7103, K.2019/1953, 22/3/2019)
Millî güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen FETÖ/PDY’ye aidiyeti, iltisakı veya bu örgütle irtibatı belirlenen özel öğretim kurum ve kuruluşlarının kapatılması olağanüstü hâl kapsamında alınan bir tedbirdir.
Bu itibarla 667 sayılı kanun hükmünde kararname ile kapatılan ve tüm malvarlığı hazineye intikal eden davacının Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirleyen dava konusu 24.07.2016 günlü, 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4.,5.,6.,7.,8.,9.,10. ve 11.maddelerinde hukuka,kamu yararına ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/06/2021 tarihinde, davacılar vekili Av. …ile davalı idare vekili Av. …’un geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmedi ve işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (667 sayılı KHK) 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen kurum ve kuruluşlar kapatılmış ve kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilmiştir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı ve devire ilişkin işlemlerin ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2) Davacıya İlişkin Süreç
23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi uyarınca kapatılan İzmir Özel Fatih Kolejinin tüm mal varlığı Hazineye intikal etmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği, 24/07/2016 tarih 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
24/07/2016 tarih 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4., 5., 6., 7., 8., 9., 10. ve 11. maddelerinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın 35. maddesinde: “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 No.lu Protokolünün “Mülkiyetin korunması” başlıklı 1. maddesinde: “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın 119 maddesinde, ”Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir,” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın bu hükmüne istinaden 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Amaç ve kapsam’ başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”, ‘Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler’ başlıklı 2. maddesinde; “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci
yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar,
kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.

(3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
24/07/2016 tarih 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin:
‘Amaç ve kapsam’ başlıklı 1.maddesinde; “Bu Tebliğin amacı; 23/7/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan kurum ve kuruluşların Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”,
‘Dayanak’ başlıklı 2.maddesinde; “Bu Tebliğ, 22/7/2016 tarihli ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 nci maddesine dayanılarak hazırlanmıştır.”,
‘Tespit işlemleri’ başlıklı 4.maddesinde; “(1) İdarece; 667 sayılı KHK gereğince yapılması gereken tespit işlemlerine derhal başlanılır ve mümkün olan en kısa süre içerisinde sonuçlandırılır. Tespit işlemleri, gerektiğinde Bakanlık ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarının personelinin katılımı ile de yapılabilir. Tespit çalışmaları sonucunda, kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığı ile her türlü defter ve belgelerine ilişkin bilgiler, düzenlenecek bir tutanakta gösterilerek kayıtlara alınır. Ayrıca, mümkün ise bu tutanakta; kapatılan kurum ve kuruluşlara ait olan menkul kıymet ve varlıkların cins, miktar ve değerleri de gösterilerek kayıtlara alınır. Yapılacak tespit işlemlerinde, kapatılan kurum ve kuruluşun varsa temsilcisi veya çalışanı da bulundurulur ve düzenlenen tutanaklar bunlar tarafından da imzalanır.
(2) İdare tarafından; kapatılan kurum ve kuruluş adına kayıtlı her türlü kara, deniz ve hava nakil araçları, ziraat işlerinde kullanılanlar dahil her türlü iş makinaları ile hak ve alacaklarının olup olmadığı, defter ve diğer belgeler incelenmek ve ayrıca ilgili idarelerden sorulmak suretiyle tespit edilerek kayıtlara alınır.
(3) Kapatılan kurum ve kuruluşların bina ve araçlarında bulunan veya bu yerlerde olmamakla beraber demirbaş eşya defterlerinde kayıtlı olup olmadığına bakılmaksızın kapatılan kurum ve kuruluşa ait her çeşit büro eşyası, mefruşat, hesap, yazı, bilgisayar, fotokopi ve teksir makinaları, radyo, televizyon gibi elektronik eşyalar, kitap, tablo, biblo gibi her türlü taşınırlar mahallinde düzenlenen tutanak ile tespit edilerek kayıtlara alınır. Demirbaş eşya defterinde kayıtlı olup yerinde bulunmayan eşyalar sorumlulardan talep ve takip edilir.
(4) İdare tarafından il/ilçe tapu müdürlüklerinden; kapatılan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde bulunan taşınmazların tespiti istenilir. Tapuda kapatılan kurum ve kuruluşların adına henüz kayıtlı olmamakla birlikte, şartsız veya mükellefiyetsiz olarak bağış, vasiyet ve benzeri yollarla bunlara intikal edecek olan taşınmazlar da ilgili yerlerden araştırılarak tespit edilir ve kayıtlara alınır.
(5) İdarece, malvarlığına dahil edilmesi gereken başkaca mal, hak ve alacak olup olmadığı araştırılır.
(6) İdarece yapılan tespitlere göre bu Tebliğin ekinde yer alan (EK-1, 2, 3, 4, 5, 6 ve 7) tablolar düzenlenir. Ayrıca, yapılan tespitlerin toplamını gösteren ve bu Tebliğin ekinde yer alan Tespit Sonuç Tablosu (EK-8) düzenlenir. Tespit işlemlerinin sonucundan, bu tabloların örnekleri de gönderilerek Bakanlığa bilgi verilir.”,
‘İnceleme ve Değerlendirme Komisyonunun oluşumu ve görevleri’ başlıklı 5.maddesinde; “(1) İdarece tespit ve devir işlemleri tamamlandıktan sonra oluşturulacak İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu; Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı tarafından görevlendirilecek bir vergi müfettişinin başkanlığında, defterdar tarafından milli emlak ve muhasebe birimlerinden görevlendirilecek iki personelin katılımı ile toplam üç kişiden oluşur. Komisyon ihtiyaç halinde emniyet, sağlık, milli eğitim, kredi ve yurtlar kurumu il müdürlükleri ile diğer idarelerin personelinin uzmanlıklarından yararlanabilir. Komisyonun sekretarya işlemleri defterdarlık milli emlak birimi tarafından yürütülür. İhtiyaç duyulan hallerde il genelinde görev yapmak üzere birden fazla komisyon kurulabilir.
(2) Komisyon; İdarece tespit edilen ve Hazineye devredilmiş sayılan ve Hazine adına tescil edilen malvarlığının kayıt, defter ve belgelere uygunluğunun denetimini ve malvarlığına dahil edilmesi gereken başkaca mal, hak ve alacak olup olmadığının araştırılmasını yapar, alacak ve hakların takip ve tahsilinin sağlanması konusunda değerlendirme yaparak sonucunu rapora bağlar ve alınması gereken tedbirlere ilişkin önerilerde bulunur.
(3) Komisyon tarafından rapor düzenlenmesinden sonra ortaya çıkan malvarlıkları hakkında işlemler İdarece yapılır.”,
‘Nakit varlıklar’ başlıklı 6.maddesinde; “(1) Kapatılan kurum ve kuruluşların bankalar ve diğer finans kuruluşlarındaki (kiralık kasaları dâhil) tüm hesapları önce bloke edilerek, tespit edilen mal varlığından Türk Lirası ve döviz cinsinden para olanlar derhal, diğerleri (çekler vb.) usulüne uygun şekilde nakde çevrildikten sonra muhasebe birimlerinin veznesine veya banka hesabına yatırılır.”,
‘Menkul kıymet ve varlıklar’ başlıklı 7.maddesinde; “İdare tarafından fiziken tespit edilerek teslim alınan veya elektronik ortamda kaydedilen ve saklanan menkul kıymetler ve varlıklar muhasebe birimince “117-Menkul Varlıklar Hesabı”na kaydedilir.”,
‘Nakil araçları ve iş makinaları’ başlıklı 8.maddesinde; “İdarece; tespit edilen ve teslim alınan nakil araçları ile iş makinaları; cins, marka, model, plaka numarası, motor ve şasi numaraları ve gerekli diğer özellikleri ile mevcut durumları ayrı ayrı belirtilmek suretiyle muhafaza altına alınır ve ilgili sicillerinde Hazine adına tescilleri sağlanır.”,
‘Taşınırlar’ başlıklı 9.maddesinde; “(1) Kapatılan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde bulunan binalardaki taşınırlar güvenlik önlemleri alınarak aynen muhafaza edilir; kiralama suretiyle kullanılan binalardaki taşınırlar ise, öncelikle ilgili ve ihtiyacı olan kamu kurum veya kuruluşuna devredilebilir ve bunlar tarafından Taşınır Mal Yönetmeliği gereğince kayıtlara alınır veya İdarece uygun görülen yerlere nakledilerek muhafaza altına alınır. Bu şekilde nakli mümkün olmayan taşınırlar ise İdarece uygun görülecek yerlerde muhafaza altına alınır. Kiralama suretiyle kullanılan taşınmazlara İdarece ihtiyaç duyulmaması halinde kısa zamanda tahliyeleri sağlanır. Tahliye sırasında mal sahibi ile birlikte bir teslim tutanağı düzenlenir.
(2) Tespit edilen taşınırlar arasında tarihi veya sanatsal değeri olduğu görülen veya tereddüt edilenlerin durumları Kültür ve Turizm Bakanlığı görevlilerine incelettirilerek alınacak raporla birlikte, bunlar hakkında ne şekilde işlem yapılacağının belirlenmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir ve alınacak cevaba göre işlem yapılır.”,
‘Taşınmazlar’ başlıklı 10.maddesinde; “(1) İdarece; kapatılan kurum ve kuruluşların mülkiyetinde bulunan ve tespit edilen taşınmazların her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tapuda resen Hazine adına tescili ile tescili yapılan taşınmazların listesinin gönderilmesi il/ilçe tapu müdürlüklerinden istenilir.
(2) İdarece yapılan araştırma sonucunda; tapuda, kapatılan kurum ve kuruluşların adına henüz kayıtlı olmamakla birlikte, şartsız veya mükellefiyetsiz olarak bağış, vasiyet ve benzeri yollarla bunlara intikal edecek olan taşınmazların tespiti halinde, bu taşınmazlardan tescili mümkün olanların tapuda Hazine adına tescilleri sağlanır. Ancak, şartlı veya mükellefiyetli olarak bağışlanmak suretiyle, vasiyet veya benzeri yollarla bunlara intikal edecek olan taşınmazların tapuda Hazine adına tescilleri yapılarak, mümkün olduğu ölçüde şart veya mükellefiyet doğrultusunda kullanımı sağlanır.”,
‘Alacak ve haklar ile borçlar’ başlıklı 11.maddesinde; “(1) İdare tarafından, kapatılan kurum ve kuruluşların tespit edilen doğmuş ve doğacak alacakları, borçlularından usulüne göre tahsil edilir. Bu amaçla borçlulara ödemelerini bundan sonra Hazineye yapacakları bildirilir. Bu borçlulardan borçlarını usulüne göre İdareye ödeme yapmayanların sorumlulukları devam eder. Bu kurum ve kuruluşlara ait her türlü haklar da kayıt altına alınır. Bu haklar ile tahsil edilemeyen alacaklar hakkında ne şekilde işlem yapılacağının belirlenmesi amacıyla Bakanlığa bildirilir ve alınacak cevaba göre işlem yapılır.
(2) Kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı Hazineden hiçbir şekilde bir hak ve talepte bulunulamaz.” düzenlemelerine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Anayasa’nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa’ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkündür. Ancak buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir.
Fethullahçı Terör Örgütünün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Öte yandan, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan İzmir Özel Fatih Kolejinin tüm mal varlığı Hazineye intikal etmiş, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesine dayanılarak hazırlanan dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği ise, 24/07/2016 tarih 29780 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliğinin iptali istenen maddelerinde, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan kurum ve kuruluşların Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esaslar düzenlenmiştir.
Tebliğler yasa, tüzük, yönetmelik ve benzeri hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemlerdir. Söz konusu Tebliğlerin de, normlar hiyerarşisi bakımından bir üst norma uygun olması gerekeceği kuşkusuzdur.
371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin iptali istenen maddeleri ile yukarıda yapılan açıklamalar ve mevzuatın birlikte değerlendirilmesinden, 667 sayılı kanun hükmünde kararname ile kapatılan ve tüm malvarlığı hazineye intikal eden İzmir Özel Fatih Kolejinin Hazineye intikal etmiş sayılan her türlü taşınırlar ile mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı ile tapuda resen Hazine adına tescil edilecek taşınmazlar ile ilgili alınacak tedbirler ile bunlar hakkında yapılacak iş ve işlemlere ilişkin usul ve esasları belirleyen 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin dava konusu 4.,5.,6.,7.,8.,9.,10. ve 11. maddelerinde 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 371 sayılı Milli Emlak Genel Tebliği’nin 4.,5.,6.,7.,8.,9.,10. ve 11. maddelerinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işleri için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.