Danıştay Kararı 5. Daire 2016/24052 E. 2020/5434 K. 26.11.2020 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2016/24052 E.  ,  2020/5434 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/24052
Karar No : 2020/5434

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR : 1-…
VEKİLİ : …
2-… Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
1. 1. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının Diyarbakır İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde “görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun …tarih ve …sayılı kararının iptali istenilmektedir.
2. Davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
3. Dava konusu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesinin; Anayasal ilkelere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na ve “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüştür.
Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden ise; davacının Cumhuriyet savcısı tarafından yürütülen adli soruşturmaya fiilen katılmadığı, rütbesi ve makamı gereği bu soruşturmada görev almadığı, dava konusu işlemin tesisine dayanak alınan inceleme ve tespit tutanağında imzasının bulunmadığı, lehe olan delillerin toplanmadığı, savunma hakkının kısıtlandığı, ceza verme yetkisinin zaman aşımına uğradığı, disiplin kurulunun toplanması ve oluşumunun hatalı olduğu, herhangi bir zarar ortaya konulmadan zararın bulunduğunu söylemenin imkansız olduğu ve bu nedenle ceza verilmesine dayanak madde uygulanarak cezasının ağırlaştırılmasının hukuka aykırı olduğu, suç işlediği kabul edilse dahi hatalı madde uygulanarak ağır cezanın verildiği, işlemin ölçülülük ilkesine aykırılık teşkil ettiği, verilen cezanın orantılı olmadığı ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI :
Cumhurbaşkanlığı (kapatılan Başbakanlık) tarafından; Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün iptali istenen 13. madde hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı, Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde hazırlanan Tüzük’ün Danıştay incelemesinden geçerek Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulduğu, hukuka ve mevzuata aykırılık taşımadığı savunulmuştur.
İçişleri Bakanlığı tarafından; dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün iptali istenen 13. hükmünde hukuka aykırılık bulunmadığı, Anayasa ve ilgili Kanun hükümleri çerçevesinde hazırlanan Tüzük’ün Danıştay incelemesinden geçerek Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulduğu savunulmuştur.
Davacının meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlem yönünden ise; davacıya isnat edilen fiil ve haller veya tutum ve davranışlar açıkça belirtilip, soruşturmacı ve yetkili disiplin kurulunca gerekli süre verilerek savunmasının mevzuata uygun olarak alındığı, disiplin soruşturmasının yürütülme usulüne ilişkin mevzuata aykırı bir husus bulunmadığı, soruşturma açmaya yetkili disiplin amirince davacıya isnat edilen suçun işlendiğinin öğrenilmesinden itibaren yasal süre içerisinde soruşturma başlatıldığı ve suçun işleniş tarihinden itibaren iki yıl içerisinde cezanın verildiği, disiplin kurulunun oluşumunun mevzuata uygun olduğu, dava konusu işlemde eylemin ağırlığına göre cezalandırma ve orantılılık ilkeleri yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, işlemin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : İptali istenen Tüzük hükmünün, dayanak Yasa hükmü ile çizilen çerçeveyi aşan bir yönünün bulunmadığı, polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu anlaşıldığından söz konusu hükmün iptali isteminin reddine; davacının fiilinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından hukuka aykırı olan disiplin cezasının iptaline, bu işlem nedeniyle yoksun kalınan maaş ve diğer özlük haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’NUN DÜŞÜNCESİ : Emekli 1. Sınıf Emniyet Müdürü olan davacı, Diyarbakır İl Emniyet Müdür Yardımcısı olarak görev yaptığı dönemde tarlasında hint keneviri bulunan şahıs hakkında işlem yapmamak ve adli işlemleri eksik bırakmak şeklindeki fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun …gün ve K:…sayılı kararı ile kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 13. maddesinin iptalini bu karar nedeniyle özlük hakları ile maddi haklan yönünden uğradığı kayıplarının yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesini istemektedir.
Dosyanın incelenmesinden iptali istenen Tüzüğün içerdiği düzenlemelerde hukuka, hizmet gereklerine, üst normlara aykırılık ve iptali gerektirecek bir husus bulunmadığından davanın bu kısmının reddine, davacıya isnat olunan eylemin ise somut, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerle ortaya konulamadığı, tarlasında hint keneviri bulunan şahısla ilgili tutanak tutulduğu, tutanağı düzenleyen memurların konuyu, davacıya değil 4. Sınıf Emniyet Müdürü olan amirlerine aktardıkları, anılan amirin emvalin sap niteliğinde olduğu, el koymayı gerektirecek öneme sahip olmadığı ve bölgede çatışma ihtimali olduğunu belirtmesi üzerine araziden ayrıldıkları, davacının Cumhuriyet Savcılığı tarafından yürütülen bu adli soruşturmada görev almadığı, dolayısıyla isnat olunan fiilin gerçekleştiğinin kanıtlanamadığı anlaşıldığından iptaline ve haklarının iadesine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için önceden taraflara bildirilen 26/11/2020 tarihinde davacının, davacı vekili Av. …tarafından yetki belgesi ile yetkilendirilen Av. …’ın, davalı Cumhurbaşkanlığı’nı temsilen Hukuk Müşaviri İlker Çetin’in ve davalı İçişleri Bakanlığı’nı temsilen Av. …’nin geldiği, Danıştay Savcısı’nın hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun söz verilip dinlendikten, Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alındıktan ve gelen taraflara son kez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü görevlilerince 01/10/2013 tarihinde yapılan uyuşturucu operasyonuna Narkotik Şube Müdürlüğü, Özel Harekat Şube Müdürlüğü ve Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü B Büro Amirliği görevlileri ile askeri personelin katılım sağladığı, arazinin geniş olması nedeniyle üç ayrı alanda çalışma yapıldığı, operasyon sırasında Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü B Büro Amirliği görevlileri tarafından arazisinde hint keneviri bitkisi ekili olduğu ileri sürülen B.Y. isimli şahsın arazisine kontrol amacıyla gidildiği, arazinin bir bölümünde hint keneviri ekili olduğu hususunun operasyondan iki gün sonra tanzim edilmiş olan 03/10/2013 tarihli “inceleme ve tespit tutanağında” kayıt altına alındığı, ancak 03/10/2013 tarihli tutanakta bahsedilen hint keneviri maddesine el konulup konulmadığı, uyuşturucu maddenin imha edilip edilmediği veya ne gibi bir işleme tabi tutulduğu ile ilgili herhangi bir araştırma yapılmadan 03/10/2013 tarihli tutanağın B.A. isimli şahıs hakkında düzenlenen fezlekede delil olarak kullanıldığı iddiaları ile ilgili olarak disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan raporda; olay tarihinde Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü’nden sorumlu emniyet müdür yardımcısı olan davacının B.Y. isimli şahsın arazisinin kontrol edilmesinde hazır bulunmadığı, operasyonu Şubeden takip ettiği ve Narkotik Şube Müdürlüğü tarafından tanzim edilen üç ayrı “olay, arama ve el koyma tutanağında” imzasının bulunduğu, operasyonun başından itibaren operasyonun bilgi ve iradesi dahilinde gerçekleştiği ve miktarı ve akıbeti belli olmayan hint keneviri bitkisinin kaybolması konusunda sorumluluğu bulunduğu, 03/10/2013 tarihli tutanakta imzası veya parafı bulunmamakla birlikte göreve göndermiş olduğu personelin iş ve işlemlerini hassasiyetle takip etmediği ve bu suretle görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Anılan raporu değerlendiren İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunun … tarih ve …sayılı kararıyla, davacının isnat edilen suçu işlediğinin sabit olduğundan bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, söz konusu ceza ile dayanağı Tüzük’ün 13. maddesinin iptaline, davacının bu ceza nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153. maddesinde, “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükmüne yer verilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 83. maddesinde, “Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re’sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır.” kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, emniyet örgütünde çalışan her sınıftan memura verilecek disiplin cezalarını gerektiren eylem, işlem tutum ve davranışlarla cezaların derece ve miktarının Tüzük’te gösterildiği belirtilmiş ve 13. maddesinde, “Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum, ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir” kuralına yer verilmiştir.
08/03/2018 tarihli ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Yürürlükten Kaldırılan Hükümler” başlıklı 37. maddesinde, “(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır…”; “Geçiş Hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde ise, “(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur…” hükümlerine yer verilmiştir.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesinin iptali isteminin incelenmesi:
Anayasa Mahkemesi’nin 29/01/2016 tarihli ve 29608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “…disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ‘suçta kanunilik’ ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan ‘kanuni düzenleme’ ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup, halihazırda söz konusu iptal kararı yürürlüğe girmiş durumdadır.
3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin söz konusu Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasanın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 tarihli, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re’sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bilahare 08/03/2018 günlü ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanun’un geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re’sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır.
Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesinde, “Bu Tüzükte disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum, ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklaması görülen memura kınama cezası verilir. Bu hoşgörü veya savsaklama Devleti veya kişileri zarar uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa, durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre, daha ağır bir ceza verilebilir” hükmü yer almış olup, daha sonra çıkarılan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ve 7068 sayılı Kanunun 10/1-10. maddesinde de “Görevin takdir ve yerine getirilmesinde müsamaha veya savsaklama fiili Devleti veya kişileri zarara uğratmış veya hizmetin gecikmesine, durmasına ya da aksamasına neden olmuşsa durumun ağırlığına ve zararın derecesine göre daha ağır cezalardan birisi verilebilir.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle söz konusu fiil yine kınama veya daha ağır ceza gerektiren fiiler arasında sayılmıştır.
Yukarıda aktarılan hukuki süreç dikkate alındığında, davacı hakkında uygulanan meslekten çıkarma cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı ile ilgili herhangi bir duraksama bulunmadığı, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin cezalarının, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş kabul edileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı mevcut olduğundan, anılan Tüzükte ve dolayısıyla dava konusu edilen Tüzük hükmünde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dava konusu 13. maddesinde, bu Tüzük’te disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama görülen polislere verilecek disiplin cezaları düzenlenmiş olup, anılan düzenlemenin, polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu ve personel ve disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı, ayrıca polislik mesleğinin niteliği dikkate alındığında “Tüzük’te disiplin suçu olarak saptanan eylem, işlem, tutum, ve davranışlar dışında herhangi bir biçimde görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama göstermek” fiilinin kınama cezasını gerektiren fiiller arasında sayılması ve ağırlaştırıcı nedenlerin varlığı halinde daha ağır cezanın uygulanmasına imkan tanınmasının kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından, anılan Tüzük’ün dava konusu maddesinde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, iptali istenen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Davacının, “görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü ve savsaklama” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin …tarih ve …sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptaline karar verilmesi isteminin incelenmesi:
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Bu bağlamda, yapılan soruşturma sonucunda anılan disiplin cezasının verilebilmesi için, bu suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği açıktır.
Olayda, il emniyet müdür yardımcısı olarak görev yapan davacının sorumluluğu altında bulunan Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü personelinin 01/10/2013 tarihli uyuşturucu operasyonuna katılım sağladığı, operasyon neticesinde yaklaşık 22 ton esrar maddesinin ele geçirildiği, B.Y. isimli şahsın adresinde ve müştemilatında yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, ancak hint keneviri ekili arazilerin tespiti amacıyla helikopterden çekilen fotoğrafların tapu müdürlüğünden gelen koordinatlarla eşleştirilmesi sonucunda B.Y. isimli şahsa ait hint keneviri ekili arazinin net olarak tespit edilerek yerinde görüldüğü ve arazinin bir bölümünde hint keneviri bitkisinin ekili olduğunun tespit edildiği, ancak bölgede terör elemanlarının bulunması nedeniyle çatışma çıkma ihtimali göz önünde bulundurularak gerekli tespitler ve fotoğrafla belgelendirme işlemleri yapılarak operasyonda görevli personelin şahsın arazisinden ayrıldığı; daha sonra 03/10/2013 tarihinde düzenlenen inceleme ve tespit tutanağının ise, arazisinde hint keneviri ekili olduğu tespit edilen B.Y. isimli şahsın PKK/KCK terör örgütünün talimatları ve kontrolünde uyuşturucu ekimi ve ticareti gerçekleştirdiği, söz konusu ticaretten elde edilen gelirden terör örgütüne maddi destek sağladığı, aynı zamanda uyuşturucu ekimi ve ticaretini gerçekleştiren diğer şahıslardan vergilendirme adı altında para toplayarak örgüt elemanlarına teslim ettiği ve terör örgütü adına faaliyette bulunduğu hususlarının tespiti amacıyla Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu bir kısım personel tarafından düzenlendiği anlaşılmaktadır
Dava konusu işleme esas soruşturma raporu ve dosya kapsamında yer alan diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının yapılan operasyona fiilen katılım sağladığına veya B.Y. isimli şahsa ait arazide ekili bulunan hint keneviri bitkisinin veya bitki artıklarının miktarı ve muhteviyatına, el konulmasını gerektirecek nitelikte olup olmadığına veya narkotik açıdan bir kıymeti bulunup bulunmadığına ilişkin tespitin söz konusu olmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, her ne kadar davacıya görevin takdir ve yerine getirilmesinde hoşgörü veya savsaklama suçunu işlediğinden bahisle dava konusu meslekten çıkarma cezası verilmiş ise de, davacının miktarı ve akıbeti belli olmayan hint keneviri bitkisinin kaybolması konusunda sorumluluğu ve devleti veya kişileri zarara uğrattığından söz etmeye olanak bulunmadığı anlaşıldığından, anılan fiili işlediğinden bahisle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Davacının, dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin incelenmesi:
Hukuka aykırılığı yargı kararı ile saptanan işlemler nedeniyle ilgililerin uğradığı zararların tazmini Anayasa’nın 125. maddesi uyarınca zorunlu olduğundan, davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 13. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 01/10/2015 tarih ve 2015/203 sayılı İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu kararının İPTALİNE,
3. Davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maddi haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin KABULÜ ile davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve maddi haklarının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine,
4. Dava kısmen ret kısmen iptal ile sonuçlandığından haklılık oranı esas alınarak ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin …TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan …TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen …TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, anılan Tarife uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen …TL avukatlık ücretinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.