Danıştay Kararı 5. Daire 2016/56679 E. 2020/5437 K. 26.11.2020 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2016/56679 E.  ,  2020/5437 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2016/56679
Karar No : 2020/5437

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALILAR :1- …
2- … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Hukuk Müşaviri …
3- … Genel Müdürlüğü
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :
1. … Emniyet Müdürlüğü emrinde Çocuk Şube Müdürlüğü emrinde 3. sınıf emniyet müdürü olarak görev yapan davacının … İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü olarak görev yaptığı dönemde “Suç kanıtlarını yok etmek ya da saklamak” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
2. Bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesinin iptali istenilmektedir.
3. Davacının meslekten çıkarma işlemi nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesinin, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’na ve “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesine aykırı olduğu, Anayasa tarafından güvence altına alınan ölçülülük, belirlilik ve kanunilik ilkesinin göz ardı edildiği ileri sürülmüştür.
Görev yaptığı şubeden ayrıldıktan sonra herhangi bir soruşturma ve hakim kararı olmaksızın anılan şubedeki bilgisayar kütüklerinde arama, kopyalama ve el koyma işlemleri yapıldığı, usule aykırı olarak bu bilgisarlardan imaj alındığı, Savcılık emri ile imha edilen veriler geri getirilip incelenerek soruşturmanın gizliğinin ihlal edildiği, soruşturma dosyası üzerinden inceleme yapıldığı, iddianamenin Mahkemece iade edildiği, disiplin soruşturmasına konu dosyanın incelettirilmediği ve dosyadan suret verilmediği, soruşturmanın usule aykırı şekilde yürütüldüğü, soruşturmanın eksik olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, silahların eşitliği ilkesine uyulmadığı, soruşturma dosyasına vekalet sunulmasına rağmen tebligatlar vekiline yapılmadığından kendisine yapılan tebligatların usulsüz olduğu, disiplin soruşturmasının zamanaşımı kaygısıyla önyargılı olarak yapıldığı, disiplin soruşturmasının çok kısa süre içerisinde yapılmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, isnat edilen suçlara ilişkin tüm işlemlerin Cumhuriyet Savcısının yazılı emir ve talimatları ile yapılan iş ve işlemler olduğu, Savcılık tarafından bahse konu olayın üzerinden üç yıl geçmesine rağmen bir iddianame düzenlenmediği, dava konusu bireysel işlemin hiçbir hukuki temelinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI:
Cumhurbaşkanlığı (kapatılan Başbakanlık) ve Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından; davacının 01/08/2012-27/02/2014 döneminde … Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürü olarak görev yaptığı, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının ihaleye fesat karıştırma suçu soruşturmasına konu olarak hazırlanan ve Savcılığa gönderilen 24/02/2014 tarihli fezlekeli bilgi notu tahkikat evrakında şube müdürü olarak imzasının bulunduğu, soruşturmaya ilişkin tüm iş ve işlemlerden şube müdürü olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, suç delillerinin gizlendiği ve yok edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.

İçişleri Bakanlığı tarafından; davacının 01/08/2012-27/02/2014 döneminde … Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürü olarak görev yaptığı, Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığının ihaleye fesat karıştırma suçu soruşturmasına konu olarak hazırlanan ve Savcılığa gönderilen 24/02/2014 tarihli fezlekeli bilgi notu tahkikat evrakında şube müdürü olarak imzasının bulunduğu, soruşturmaya ilişkin tüm iş ve işlemlerden şube müdürü olması nedeniyle sorumluluğunun bulunduğu, suç delillerinin gizlendiği ve yok edildiği, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı savunulmuştur.
Her ne kadar Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü dayanağını teşkil eden 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilmişse de aynı kararda iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandıktan bir yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verildiği, idari yargı organları tarafından korunmakta olan Tüzük hükümlerine göre karar verilmesinin hukuki zorunluluk olduğu, aksi durumun personelin disiplin cezasına yol açan fiilleri işlemesi durumunda fiilin yaptırımsız kalmasına neden olacağı ileri sürülmektedir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Davacının, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8/10. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının ve bu işlemin dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğünün 8. maddesinin 10. fıkrasının iptali ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle ödenmesine karar verilmesini istenilmektedir.
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. Maddesinde; (Değişik: 28/5/1988- 88/12992 K.) “Suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak yahut değiştirmek,” meslekten çıkarma cezasını gerektiren eylem, işlem, tutum ve davranışlar arasında sayılmıştır.
Anayasa Mahkemesi’nin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 7068 sayılı “Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Kabul Edilmesine Dair Kanun”un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 7068 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarih ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.” hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacının üzerine atılı olan ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası olarak uygulanan “Suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak yahut değiştirmek” fiili, 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 6. fıkrasının (g) bendinde, “Bilerek ve isteyerek suç kanıtlarını yok etmek veya bunların yok olmasına neden olmak ,kanıtları silmek, gizlemek, değiştirmek, bozmak veya bu fiillere yardımcı olmak” yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üyelik sebebiyle … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … tarihli E:…, K:… sayılı kararıyla mahkumiyet kararı verildiği, davacı tarafından olağanüstü hal kapsamında 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile rütbesinin ve buna bağlı haklarının geri alınmasına ilişkin işlemin iptali istemiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine dair Komisyonun … tarih ve … sayılı işlemin iptali istemiyle açılan davanın da …İdare Mahkemesi’nin … tarihli E:…, K:… sayılı kararıyla reddedildiği anlaşılmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına esas alınan, üzerine atılı fiili işlediğinin sübuta erdiği ve fiiline uygun disiplin cezası ile cezalandırıldığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 26/11/2019 tarihinde, davacının vekili Av. …, davalılardan … vekili Hukuk Müşaviri …’ın vekaleten ve … Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri …’ın ve … Genel Müdürlüğü vekili Av. …’nin geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
… Cumhuriyet Başsavcılığının talimatı ile … ilinde yapılan bazı ihalelere fesat karıştırıldığı, özellikle İl Özel İdaresi tarafından yapılan ihalelerin sıraya konulmak suretiyle firmalara verildiği, sıraya uymayan şahıs ve şirketlerin ihalelere katılımının engellendiği yönünde alınan duyumlar üzerine, adli soruşturmaya esas olmak üzere konunun … İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce araştırılmasının istenildiği, … İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce tanzim edilen rapor sonucunda, Cumhuriyet Başsavcılığı … soruşturma numarasıyla şüpheliler hakkında “İhaleye Fesat Karıştırmak” suçundan soruşturma başlatıldığı, devam eden süreçte şüphelilerin organize bir suç örgütü niteliğinde hareket ettiklerinden bahisle ‘‘Suç İşlemek Amacıyla Örgüt Kurmak, Yönetmek, Örgüt Faaliyeti Kapsamında İhaleye Fesat Karıştırmak” suçlarından soruşturmaya devam edildiği ve 28/03/2013-29/11/2013 tarihleri arasında KOM Şube Müdürlüğünce “İletişimin Tespiti, Dinlenmesi ve Kayda Alınması ve Teknik Araçlarla İzleme” Kararlarının alındığı, teknik yerleşme ve delillendirme çalışmalarının yapıldığı, bu tedbirlere 19/11/2013 ve 29/11/2013 tarihlerinde iki ayrı Cumhuriyet Başsavcılığı talimatı ile son verildiği anlaşılmıştır.
… Cumhuriyet Başsavcılığı’nın … soruşturma numaralı ihaleye fesat karıştırma soruşturmasına ilişkin başlattığı … soruşturma numarasına istinaden, 13/02/2015 tarihli talimat yazısı ile … İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğüne Cumhuriyet Başsavcılığında bulunan … soruşturma numaralı dosyasının teslim alınarak incelenmesi talimatının verildiği, … İl Emniyet Müdürlüğü KOM Şube Müdürlüğünce 2013/905 soruşturma numaralı tahkikat evrakları ve KOM Şube Müdürlüğünde bulunan diğer bilgi ve belgeler üzerinde yapılan inceleme işlemleri sonucunda; fesat karıştırılan ve tahkikat konusu yapılan (6) adet ihale haricinde (14) adet ihaleye de fesat karıştırıldığı, ancak 24/02/2014 tarihli fezlekeli bilgi notu tahkikat evrakında fesat karıştırılan bu ihalelerin yer almadıkları ve bu eylemlere ilişkin suç delillerinin gizlendiği ve yok edildiği, erişimin tespiti, dinlenmesi ve kayda alınması işlemlerinde suç unsuru görüşmelerin tamamının iletişim tespit tutanağı haline getirilmeyerek suç delillerinin saklandığı, teknik araçlarla izleme kararlarına istinaden yapılan fiziki takip tarassut ve teknik araçlarla izleme tutanaklarının tamamının soruşturma dosyasına eklenmediği, teknik araçlarla izleme kararlarına istinaden müteahhitler lokaline yapılan teknik cihazların yerleştirilmesi sonucu elde edilen ses ve görüntü kayıtlarıyla ilgili sahte arıza tutanağı tanzim edilerek suç delillerinin yok edildiği ve saklandığı, soruşturmanın gidişatını etkileyecek mahiyette suç içerikli kayıtlar olmasına rağmen görevli personelce veya görevli olmadıkları zamanlarda usule aykırı iletişimin tespiti başlama, bitiş ile teknik araçlarla izleme arıza, açma ve kapatma tutanakları tanzim edildiği, ihaleye fesat karıştırma suçu ile bağlantılı veya birlikte hareket eden şahısların soruşturmaya dahil edildikleri, şüpheliler arasında etkin ve yönlendirici konumunda bir çok suç unsuru görüşmesi bulunan ve teknik izleme ve yerleşme tutanaklarında diğer şüpheliler ile birlikte hareket ederek ihalelere katıldığı tespit edilen … ve …’ye ait şirketlerin kazandığı fesat karıştırılan ihalelerin tahkikat konusu edilmeyerek kayrıldığı, adı geçenleri soruşturma kapsamı dışında tutmak veya çıkarmak amacıyla suç delillerinin saklandığı ve yok edildiği, bazı şüphelileri kayırarak soruşturma kapsamı dışında tutmak amacıyla somut delil elde edilemediği ileri sürülerek adli mercilerin yanıltılmak suretiyle suçun niteliğinin örgüt kapsamından çıkarıldığı tespitlerine yer verilmiştir.
Hakkında disiplin soruşturması yapılan, davacının KOM Şube Müdürü olarak sorumluluğu altında yürütülen … soruşturma numaralı ihaleye fesat karıştırma soruşturmasında, imzasıyla Şırnak cumhuriyet Başsavcılığına gönderdiği 24/02/2014 tarihli fezlekeli bilgi notu tahkikat evrakında; elde edilen delilleri ve suç kanıtlarını suç işleme kastıyla, iştirak halinde ve bilerek yok edip sakladığı sübuta erdiği sonucuna ulaşılarak, suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak disiplin suçunu işlediği kanaatiyle Tüzük’ün 8/10. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiştir.
Anılan raporu değerlendiren Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve K:… sayılı kararı ile davacının suç kanıtlarını yok etmek ya da saklamak suçunu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, söz konusu ceza ile dayanağı Tüzük’ün 8/10. maddesinin iptaline, davacının bu ceza nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE :

İlgili Mevzuat :
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153. maddesinde, “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükmüne yer verilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 83. maddesinde, “Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re’sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır.” kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, emniyet örgütünde çalışan her sınıftan memura verilecek disiplin cezalarını gerektiren eylem, işlem tutum ve davranışlarla cezaların derece ve miktarının Tüzük’te gösterildiği belirtilmiş; 8. maddesinin 10. fıkrasında, “Suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak yahut değiştirmek” meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
08/03/2018 tarihli ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Yürürlükten Kaldırılan Hükümler” başlıklı 37. maddesinde, “(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır…”; “Geçiş Hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde ise, “(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur…” hükümlerine yer verilmiştir.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesinin iptali isteminin incelenmesi:
Anayasa Mahkemesi’nin 29/01/2016 tarihli ve 29608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “…disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ‘suçta kanunilik’ ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan ‘kanuni düzenleme’ ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup, halihazırda söz konusu iptal kararı yürürlüğe girmiş durumdadır.
3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin yukarıda yer verilen Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa’nın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 tarihli, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre re’sen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bilahare 08/03/2018 günlü ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanun’un geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır.
Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesinde, “Suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak yahut değiştirmek,” hükmü yer almış olup, daha sonra çıkarılan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ve 7068 sayılı Kanunun 8/6-g. maddesinde de “Bilerek ve isteyerek suç kanıtlarını yok etmek veya bunların yok olmasına neden olmak, kanıtları silmek, gizlemek, değiştirmek, bozmak veya bu fiillere yardımcı olmak.” düzenlemesine yer verilmek suretiyle söz konusu fiil yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiler arasında sayılmıştır.
Yukarıda aktarılan hukuki süreç dikkate alındığında, davacı hakkında uygulanan meslekten çıkarma cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı ile ilgili herhangi bir duraksama bulunmadığı, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin cezalarının, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş kabul edileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı mevcut olduğundan, anılan Tüzükte ve dolayısıyla dava konusu edilen Tüzük hükmünde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dava konusu 8/10. maddesinde, suç kanıtlarını yok etmek veya bilerek ve isteyerek yok olmasına neden olmak ya da saklamak, saklanmasına yardımcı olmak yahut değiştirmek fiillerini işleyen emniyet görevlilerine verilecek disiplin cezaları düzenlenmiş olup, anılan düzenlemenin, polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu ve personel ve disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı; anılan eylemlerin meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmayı gereken fiiller arasında sayılmasının polislik mesleğinin niteliği dikkate alındığında kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından, anılan Tüzük’ün dava konusu maddesinde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, iptali istenen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Davacının, “Suç kanıtlarını yok etmek ya da saklamak” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun 23/02/2016 tarih ve K:2016/134 sayılı kararının iptaline karar verilmesi isteminin incelenmesi:
Dava konusu meslekten çıkarma cezasına esas soruşturma raporu ile dosyadaki diğer bilgi ve belgeler incelendiğinde; Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından ihaleye fesat karıştırmak suçu ile ilgili olarak yürütülen adli soruşturmada kapsamında, alınan kararlar uyarınca fiziki takip ve teknik yerleşme yapılarak ses ve görüntü kaydı alındığı ve fezlekeli bilgi notu evrakının davacının görevli olduğu Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü tarafından hazırlandığı, davacının imzasıyla Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen “fezlekeli bilgi notu tahkikat evrakında”; ihaleye fesat karıştırma kapsamında şüphelilere ait suç unsuru teşkil eden görüşmelere ilişkin tapelerin iletişim tespit tutanağı haline getirilmediği, elde edilen iletişim tespit tutanakları ve teknik izleme ve teknik yerleşme kayıtlarının tahkikat evrakına eklenmediği, ihaleye fesat karıştıran bazı kişilerin fezlekelerde fezleke şüphelisi olarak belirtilmediği, bu kişilere ait şirketlerin kazandığı ihalelerin tahkikat konusu edilmeyerek kayrıldığı ve bu kapsamda anılan şubede müdür olarak görev yapan davacının yapılan tüm iş ve işlemlerden sorumluğunun bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davacının “Suç kanıtlarını yok etmek ya da saklamak” fiilini işlediği anlaşıldığından, anılan fiili nedeniyle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davacının dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi isteminin incelenmesi:
Dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi isteminin de reddi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/10. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
3. Davacının meslekten çıkarma işlemi nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
4. Aşağıda ayrıntısı gösterilen … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Posta gideri avansından varsa artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra taraflara iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.