Danıştay Kararı 5. Daire 2017/1078 E. 2021/868 K. 31.03.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2017/1078 E.  ,  2021/868 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2017/1078
Karar No : 2021/868

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU :Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : … Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapmakta ve herhangi bir soruşturma geçirmeden meslek yaşantısına devam etmekte iken 15/07/2016 günü yaşanan darbeye teşebbüs eylemlerinden sonra HS(Y)K 2. Dairesinin … gün ve … sayılı kararı ile açığa alındığı, bu durumu medyada yer alan listelerden öğrendiği ancak sözü edilen listede görevde bulunmayan hakim ve savcı adlarının da olmasının ve bir kısmının görev yeri bilgilerinin 2-3 yıl öncesine ilişkin olmasının listenin daha önce hazırlandığının ve güncellenmeden kullanıldığını gösterdiği, hakkında terör örgütü üyeliği suçundan hiçbir delil ve inandırıcı şüphe sebebi olmaksızın, iç hukuktaki usule aykırı olarak soruşturma başlatıldığı, somut bir isnatta bulunulmadan savunmasının istenildiği, var olduğu iddia edilen kanıtlardan haberdar olmadığı, dava konusu kararın konu, sebep, maksat, şekil açısından kanuna aykırı olduğu, hakkında bir disiplin soruşturması bulunmadığı ve soruşturma sonucunda verilmiş bir ihraç kararı olmadığı, dava konusu kararın Kanun Hükmünde Kararnamenin özel hükümleri gereğince verilmiş bir meslekten çıkarma kararı olduğu belirtilmiş ise de, olağanüstü hal kararnameleri ile olağanüstü halin getiriliş amacına uygun konuların düzenlenebileceği hususunun göz ardı edildiği, OHAL kararnameleri ile OHAL’in süresi dışında uygulaması sürecek, geçici olmayan ve kalıcı sonuç doğuran kurallar konulamayacağı ve bu kararnamelere dayanarak durumun gerektiği ölçünün ötesinde orantısız işlem yapılamayacacağı, OHAL, ülkenin içinde bulunduğu çok ağır ve beklenmeyen koşulların yarattığı zorunluluktan kaynaklansa bile insan hakları ihlaline yol açılmaması gerektiği, olağanüstü hal kanun hükmünde kararnameleri ile insan haklarının bütünüyle askıya alınamayacağı ve aksi durumun orantılılık ilkesine aykırılık teşkil edeceği, şiddet olaylarını bastırmak için kabul edilmiş bir olağanüstü halde bu amacın dışında sayısı iki bini aşan yargı mensubunun hayatlarını kalıcı olarak etkileyecek ve nihai sonuç doğuracak şekilde karar alınmasının Anayasa’nın 139. ve 140. maddelerinin ihlali sonucunu doğurduğu, hukuken geçerli hiçbir sebebe ve somut delile dayanmaksızın alınan kararın hukuk devleti ilkesine, temel hakların korunmasına ilişkin anayasal düzenlemelere, disiplin soruşturmasına ilişkin yasal mevzuata aykırı olduğu, hem ceza hem de disiplin soruşturmalarında savunmanın tam olarak yapılmasında kamu yararı bulunduğu, her kişinin kendisine yönelik isnadın nedeni ve niteliğinden en kısa zamanda haberdar edilme hakkına sahip olduğu, davaya konu meslekten çıkarma kararı alınmadan önce herhangi bir eylem ile ilgili olarak davalı idarece savunmasına başvurulmadığı, Anayasa’nın 38. maddesi uyarınca suçlu olduğu ilamla tespit edilene kadar kişilerin masum olduğu, masumiyetini ispatlamak zorunda olmadığı, somut olayda masumiyet ilkesinin görmezden gelindiği, ispat yükünün tersine çevrildiği, hatta masum olduğunu ispatlama imkanının dahi verilmediği, meslek yaşantısında daima Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatine göre hüküm verdiği, hiçbir organ, makam, merci veya kişiden, yargı yetkisini kullanırken emir ve talimat almadığı, görevinin gereklerine aykırı hareket etmediği ve FETÖ/PDY örgütü de dahil olmak üzere yasa dışı bir yapılanma içinde bulunmadığı, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılmadığı, unvanlı görev almadığı, sosyal medya paylaşımı bulunmadığı ileri sürülmüştür.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Kanunun 33.maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ: Davanın derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’NIN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinde, “Aynı davanın, daha önceden açılmış ve hâlen görülmekte olmaması” dava şartları arasında sayılmış, 115. maddesinde ise, mahkemenin dava şartı noksanlığını tespit etmesi halinde davayı usulden reddedeceği kurala bağlanmıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda “derdestlik” müessesesi düzenlenmemiş ve Kanunun 31. maddesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun derdestlik ile ilgili maddelerine atıfta bulunulmamış olmakla birlikte; tarafları, konusu ve sebebi aynı olan bir davanın daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, ikinci davanın esasının derdestlik nedeniyle incelenemeyeceği usul hukukunun genel ilkelerindendir.
Dosyanın incelenmesinden ve UYAP üzerinden yapılan araştırmada; davacı tarafından, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle Danıştay Beşinci Dairesinin E:2016/58669 sayılı dosyasında açılan dava derdest iken, aynı istemi içeren bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşıldığından, yukarıdaki hükümler uyarınca bakılmakta olan davanın derdestlik nedeniyle incelenme olanağı bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davanın incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı tarafından, bakılmakta olan bu dava dosyası ile Dairemizin 2016/12980, 2016/58669 ve 2017/832 sayılı esaslarında kayıtlı bulunan dava dosyalarının taraflarının ve konusunun aynı olduğundan bahisle birleştirilmesi talebinde bulunulmuş ise de, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda davaların birleştirilmesine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi anılan Kanun’da hüküm bulunmayan hallerde uygulanmak üzere sayma yoluyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na atıfta bulunulan 31. maddesinde de davaların birleştirilmesi usulüne yer verilmediği görüldüğünden bu istem yerinde görülmemiştir.

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İNCELEME VE GEREKÇE
Tarafları ve konusu aynı olan bir davanın, daha önce aynı veya başka bir mahkemede açıldığının ve görülmekte olduğunun saptanması halinde, usul hukukunun temel kavramlarından biri olan derdestlik müessesesinin ifade ettiği ”ilk davanın aynısı olan diğer davaların açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı” olgusundan hareketle, sonraki davaların derdestlik nedeniyle incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Derdestlik durumunun ortaya çıkması için; aynı davanın birden fazla açılmış olması ve birinci davanın görülmekte olması şartları birlikte gerçekleşmelidir. Davaların aynı dava olarak kabul edilebilmesi de; davaların taraflarının, konularının, dava konusu işlemlerin aynı olmasına bağlıdır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan davanın açıldığı, bununla birlikte davacı tarafından Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle Dairemizin E:2016/58669 sayısına kayıtlı ayrı bir davanın daha açıldığı, anılan davanın Dairemizin 31/03/2021 tarih ve K:2021/864 sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve bu kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Buna göre, yukarıda belirtilen ve Dairemizin E:2016/58669 sayılı esasına kayıtlı dava ile bakılmakta olan bu davanın tarafları, konusu ve sebeplerinin aynı olduğu görüldüğünden, derdestlik nedeniyle bu davanın incelenmesine hukuken imkan bulunmamaktadır.

C) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davanın derdestlik nedeniyle İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL’den davacı tarafından yatırılan … TL vekalet harcının düşülmesi neticesinde kalan ve davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen toplam … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 31/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.