Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/1061 E. , 2021/4569 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/1061
Karar No : 2021/4569
DAVACI : …
VEKİLLERİ : Av. … – Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ: Av. …
2- …
VEKİLİ: Av. …
DAVANIN KONUSU : 667 ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca çıkarılan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı Genelgesinin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmı ile Genelgenin bu hükmüne dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcunun mütevelli heyet başkan yardımcısı sıfatıyla davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : İzmir Üniversitesinin 667 sayılı KHK ile 24/07/2016 tarihinde kapatılması nedeniyle 2016/6 dönemine ait ödenmesi gereken sigorta primlerinin mücbir sebep nedeniyle ödenememesinden kusurunun bulunmadığı, bu nedenle ödenmeyen sigorta primlerinden sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğu, sigorta primlerinin ödenmemesinin haklı bir nedenden kaynaklandığı durumlarda tüzel kişilerin üst düzey yönetici ve yetkililerinin prim borcundan şahsen sorumlu tutulamayacakları, dava konusu Genelge maddesiyle hukuki güvenlik ilkesi ile mülkiyet hakkının ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
DAVALILARIN SAVUNMASI :
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Savunması : Dava konusu edilen 2016/16 sayılı Genelgenin iptali istenen ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmının OHAL kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle ilgili bir düzenleme olmadığı, kurumun alacaklarının takip edilmesine ilişkin 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrasında belirtilen düzenlemelere ilişkin olduğu, 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesinde de benzer düzenlemelerin yer aldığı, 2016/16 sayılı Genelgenin dava konusu edilen kısmının dayanağı kanun hükümlerine uygun olduğu belirtilerek dava konusu Genelge hükmünün hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın Savunması : 667 sayılı Kanun Hükmünde Karaname ile kapatılan İzmir Üniversitesinin mal varlığının Hazineye intikal etmesi nedeniyle Kurum alacaklarının anılan tüzel kişilikten tahsil edilmesi imkanının ortadan kalktığı, 2016/16 sayılı Genelgenin dava konusu edilen kısmı uyarınca davacı aleyhine icra takibine geçildiği, dava konusu edilen 2016/16 sayılı Genelgenin dayanağının ilgili Kanun Hükmünde Kararnameler olmadığı, söz konusu Genelgenin 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takibi yapılan prim ve prime ilişkin borçlarının tahsiline ilişkin olarak çıkarıldığı ve 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrası ile 6183 sayılı Kanuna dayandığı belirtilerek dava konusu Genelge hükmünün hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Uyuşmazlıkta, her ne kadar 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına başvuru imkanı getirilmiş ise de, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ve Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı belirtildiği dikkate alındığında, dava konusu … tarih ve … sayılı Genelgenin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın bu kısmının reddi gerektiği, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden uyuşmazlığın Danıştayın görev alanına girmediği, sigorta prim borcu nedeniyle davacı adına tesis edilen haciz işleminin görevli ve yetkili İş Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından, davanın bu kısmının ise görev yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, 667 ve 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca çıkarılan, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 02/08/2016 günlü, 2016/16 sayılı Genelgesinin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmı ile buna dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işlemlerinin iptali istemiyle açılmıştır.
Davacının Anayasaya aykırılık iddiası, davalı idarenin süre itirazı yerinde görülmemiştir.
Davalı İdare tarafından, dava konusu haciz işleminin görev ve çözüm yerinin Danıştay olmadığı yönündeki görev itirazına gelince;
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun 24. maddesinde, Danıştay’ın ilk derece mahkemesi olarak, Cumhurbaşkanı kararlarına, Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere, Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere, birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere, Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine, karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlayacağı, Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceleyeceği ve karara bağlayacağı hükmü yer almıştır.
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15.maddesinde: 1. Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; karar verileceği hükme bağlanmıştır.
8/2/2018 tarihli ve 7091 sayılı Kanun olarak kanunlaşan 670 sayılı KHK’nın “Devir işlemlerine ilişkin tedbirler” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık);her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.
…
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar…”
Daha sonra 6/2/2018 tarihli ve 7082 sayılı Kanun olarak kanunlaşan 675 sayılı KHK’nın “Dava ve takip usulü” kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir: “(3)20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükmü yer almıştır.
Olayda, OHAL kapsamında 23.07.2016 tarihinde kapatılan İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcu nedeniyle 11.08.2016 tarihinde Mütevelli Heyet Başkan Yardımcısı olan davacının şahsi taşınır ve taşınmaz mallarının haczedildiği, davacı tarafından 29.08.2016 tarihinde itiraz edildiği, İzmir Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünce verilen 01.09.2016 tarihli cevabi yazıda, kapatılan İzmir Üniversitesinin borçları için ödeme emri gönderildiği, 6183 sayılı Yasa uyarınca davacının mütevelli heyet başkan yardımcısı olduğu dönemlere ilişkin borçların tamamından sorumlu olduğu belirtilerek itirazın reddedildiği, diğer taraftan davacı hakkında tesis edilen haciz işlemine karşı İzmir 9. İş Mahkemesinin E:2016/446 esas kaydında dava konusu ettiği, anılan mahkemenin 15.02.2017 tarih ve K:2017/33 sayılı kararı ile; OHAL kapsamında çıkarılan KHK’lar uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşlar aleyhine başlatılan icra ve iflas takipleri hakkında düşme kararı verileceği, bu kararların dosya üzerinden kesin olarak verilip ve takip alacaklısına resen tebliğ edileceği belirtildiğinden dava ve takip şartlarının bulunmaması gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
670 ve 675 sayılı KHK’ler ile OHAL kapsamında kapatılan kurumlara karşı açılan davalarla ilgili olarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verileceği, bu karardan sonra davacı veya alacaklının idari makama yapacağı başvuruya verilen karar aleyhine idari yargıda dava açacağı, İdari yargının verdiği kararın kesin olduğu, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı kuralı getirilmiştir. Ancak, uyuşmazlık konusu olay 670 sayılı KHK kapsamında değildir. Zira, dava OHAL kapsamında kapatılan kurumlara karşı değil SGK aleyhine açıldığından idari yargıda dava konusu edilmesi mümkün bulunmamaktadır.
Bu bakımdan, uyuşmazlığın Danıştayın görev alanına girmediği, sigorta prim borcu nedeniyle davacı adına tesis edilen haciz işleminin görevli ve yetkili İş Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından davanın hacze ilişkin kısmının görev yönünden reddi gerekmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 2017/13451 numaralı Bireysel Başvuru talebinin kabulüne ilişkin 21/10/2020 tarihli kararı da bu yöndedir.
Dava konusu Genelgenin Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi başlıklı 7. maddesine gelince; anılan maddede, 667 ve 668 sayılı KHK’lar kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsil edilen prim ve prime ilişkin borçlarının tahsili hususunda 29/7/2016 tarihli ve 4184525 sayılı Genel Yazı da açıklanan esaslara göre işlem yapılacağı belirtilmiştir.
Anayasa’nın 119. maddesinde; Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir, hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın açıklanan bu hükmüne istinaden yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesinde; bu kanun hükmünde kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir, hükmü, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirleri öngören 2.maddesinde; Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları, b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar,
kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
(3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.” hükmü yer almıştır.
27/07/2016 tarihli ve 29783 sayılı 2 inci Mükerrer Resmi Gazetede yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Daire Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 inci maddesi ile milli güvenliğe tehdit oluşturduğu belirlenen ve Kanun Hükmünde Kararnamenin (2) ve (3) sayılı listelerinde yer alan haber ajansları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete, dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. Söz konusu Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 inci maddesinde; “kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak talepte bulunulamaz. Devre ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir. Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyon teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanır.” hükümleri yer almıştır.
Söz konusu, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğü’nün 29/7/2016 tarihli ve 4184525 sayılı Genel Yazı’sında; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da, üst düzey yönetici ve kanuni temsilcilerin sosyal güvenlik primlerinden kaynaklanan sorumluluklarının düzenlendiği, 5510 sayılı Kanunun 88.maddesinde; ”Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.” hükmü ile 6183 sayılı Kanunun 35.maddesinde; Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.” hükmü, Aynı Kanunun mükerrer 35.maddesinde; Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır. Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükmünün yer aldığı, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların ve bunlara bağlı iktisadi işletmelerin ve teşekküllerinin malvarlığının bedelsiz olarak Hazineye devredilmesi nedeniyle, Kurum alacaklarının kapatılan tüzel kişiliklerinden ve teşekküllerden tahsil edilmesi olanağı kalmadığından Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan özel sağlık kurum ve kuruluşlarının, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının, sendika federasyon ve konfederasyonların, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, gazete, dergi ile yayınevi ve dağıtım kanallarının Kuruma prim ve prime ilişkin borcu olup olmadığı hususunun derhal tespit edilerek borcu bulunanlar hakkında yukarıda açıklanan Kanun hükümleri çerçevesinde tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler ile limited şirket statüsünde olanların ortakları hakkında icra takip işlerine derhal başlanılması ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülecek tüm cebri icra işlemlerinin ünite amirinin koordinasyonunda ivedilikle yerine getirileceği belirtilmiş bulunmaktadır.
Genelgeler yasa, tüzük, yönetmelik ve benzeri hukuk kaynaklarının uygulanmasına ilişkin ayrıntıları ve uygulama şeklini gösteren düzenleyici işlemlerdir. Söz konusu Genelgelerin de, normlar hiyerarşisi bakımından bir üst norma uygun olması gerekeceği kuşkusuzdur.
Olağanüstü Hal Kapsamında darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması gereken tedbirlere ilişkin kuralları belirleyen 667 sayılı KHK 23.07.2016 tarihinde, 668 sayılı KHK 27.07.2016 tarihinde yayımlanmıştır. 02.08.2016 tarihli dava konusu Genelgenin 7. maddesiyle göndermede bulunduğu Genel Yazının 29.07.2016 tarihli olduğu, Olayda, uyuşmazlığa konu Genelge’nin, Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında alınan tedbirlerin uygulanmasına yönelik olduğu, bu haliyle, iptali istenen 7. maddesinde 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, Davanın Haciz işlemlerine ilişkin kısmının GÖREV yönünden REDDİNE, Diğer istemler yönünden Davanın REDDİNE karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/06/2021 tarihinde, davacı vekili Av. … ile davalı idare … Kurumu Başkanlığı vekili Av. …’nun geldiği, davalı idare … Bakanlığını temsilen gelenin olmadığı, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi uyarınca davacının mütevelli heyet başkan yardımcısı olduğu İzmir Üniversitesi kapatılmış ve kapatılan İzmir Üniversitesinin tüm mal varlığı Hazineye intikal etmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı maddesi uyarınca, kapatılan İzmir Üniversitesinin ödenmeyen sigorta prim borcu nedeniyle 11/08/2016 tarihinde mütevelli heyet başkan yardımcısı sıfatıyla davacının şahsi taşınır ve taşınmaz malları haczedilmiş, davacı tarafından 29/08/2016 tarihinde hacze yapılan itiraz ise 6183 sayılı Yasa uyarınca davacının mütevelli heyet başkan yardımcısı olduğu dönemlere ilişkin kapatılan İzmir Üniversitesinin borçlarının tamamından sorumlu olduğundan bahisle … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle reddedilmiştir.
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesinin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmı ile buna dayanılarak İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, davacı hakkında tesis edilen haciz işlemine karşı açılan davada, … İş Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile dava ve takip şartlarının bulunmaması gerekçesiyle davanın reddine, anılan Mahkemenin ek kararı ile de istinaf başvurusunun süre yönünden reddine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla esastan reddedilmiş, Yargıtay … Hukuk Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile de söz konusu kararın onandığı görülmüştür.
SOSYAL GÜVENLİK KURUMU BAŞKANLIĞI’NIN … TARİH VE … SAYILI GENELGESİNİN ”7- KURUM ALACAKLARININ TAKİP VE TAHSİL EDİLMESİ” BAŞLIKLI KISMININ İPTALİ İSTEMİ YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 119 maddesinde, ”Cumhurbaşkanı; savaş, savaşı gerektirecek bir durumun başgöstermesi, seferberlik, ayaklanma, vatan veya Cumhuriyete karşı kuvvetli ve eylemli bir kalkışma, ülkenin ve milletin bölünmezliğini içten veya dıştan tehlikeye düşüren şiddet hareketlerinin yaygınlaşması, anayasal düzeni veya temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmaya yönelik yaygın şiddet hareketlerinin ortaya çıkması, şiddet olayları nedeniyle kamu düzeninin ciddî şekilde bozulması, tabiî afet veya tehlikeli salgın hastalık ya da ağır ekonomik bunalımın ortaya çıkması hallerinde yurdun tamamında veya bir bölgesinde, süresi altı ayı geçmemek üzere olağanüstü hal ilan edebilir,” hükmüne yer verilmiştir.
Anayasa’nın bu hükmüne istinaden 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Amaç ve kapsam’ başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir.”, ‘Kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler’ başlıklı 2. maddesinde; “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen;
a) Ekli (I) sayılı listede yer alan özel sağlık kurum ve kuruluşları,
b) Ekli (II) sayılı listede yer alan özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci
yurtları ve pansiyonları,
c) Ekli (III) sayılı listede yer alan vakıf ve dernekler ile bunların iktisadi işletmeleri,
ç) Ekli (IV) sayılı listede yer alan vakıf yükseköğretim kurumları,
d) Ekli (V) sayılı listede yer alan sendika, federasyon ve konfederasyonlar,
kapatılmıştır.
(2) Kapatılan vakıfların her türlü taşınır ve taşınmazları ile her türlü mal varlığı, alacak ve hakları, belge ve evrakı Vakıflar Genel Müdürlüğüne bedelsiz olarak devredilmiş sayılır. Kapatılan vakıf yükseköğretim kurumlarının sağlık uygulama ve araştırma merkezleri ve kapatılan diğer kurum ve kuruluşlara ait olan taşınırlar ile her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına, her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Birinci fıkrada sayılanların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamaz. Devire ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle ilgisine göre Maliye Bakanlığı veya Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilir.
(3) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır.” hükmüne yer verilmiştir.
27/07/2016 tarihli ve 29783 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 668 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum ve Kuruluşlara Daire Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 2 inci maddesinde ise; “(1) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olan;
a) Ekli (1) sayılı listede yer alan asker kişiler Türk Silahlı Kuvvetlerinden çıkarılmıştır. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.
b) Ekli (2) sayılı listede yer alan özel radyo ve televizyon kuruluşları kapatılmıştır.
c) Ekli (3) sayılı listede yer alan gazete ve dergiler ile yayınevi ve dağıtım kanalları kapatılmıştır. …
(3) Kapatılan gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları ile özel radyo ve televizyon kuruluşlarına ait olan taşınırlar ve her türlü mal varlığı, alacak ve haklar, belge ve evrak Hazineye bedelsiz olarak devredilmiş sayılır, bunlara ait taşınmazlar tapuda resen Hazine adına her türlü kısıtlama ve taşınmaz yükünden ari olarak tescil edilir. Bunların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak talepte bulunulamaz. Devre ilişkin işlemler ilgili tüm kurumlardan gerekli yardımı almak suretiyle Maliye Bakanlığı tarafından yerine getirilir.
(4) Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine aidiyeti veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı olan ve ekli (2) ve (3) sayılı listelerde yer almayan özel radyo ve televizyon kuruluşları ile gazete ve dergiler, yayınevi ve dağıtım kanalları, ilgili bakan tarafından oluşturulacak komisyon teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında üçüncü fıkra hükümleri uygulanır.” hükümleri yer almıştır.
17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Devir işlemlerine ilişkin tedbirler’ başlıklı 5. maddesinde; “(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); … devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, asıl borçlu ve diğer kefiller hakkında kesin aciz vesikası bulunan haller hariç olmak üzere kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne veya diğer terör örgütlerine aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, … tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.
(2) Bu madde kapsamında devralınan varlıklardan nakit ve diğer hazır değerler emanet, diğer varlıklar ise nazım hesaplarda izlenir. Nazım hesaplarda izlenen varlıklardan elden çıkarılanların tutarı emanet hesaplarına alınır. Ödenmesine karar verilen borçlar bu emanetlerden ödenerek kalan tutar bütçeye gelir kaydedilir. …
(4) Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.
(5) (Değişik: 2/1/2017-KHK-679/6 md.) Borçların ödenmesinde, kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralama esas alınır. …”,
29/10/2016 tarihinde yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Dava ve takip usulü’ başlıklı 16. maddesinde; “(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. … 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. … 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir. (4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. …”,
Dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin iptali istenen ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında; “667 ve 668 sayılı KHK’lar kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşların 6183 sayılı Kanun kapsamında takip ve tahsil edilen prim ve prime ilişkin borçlarının tahsili hususunda 29/7/2016 tarihli ve 4184525 sayılı Genel Yazı da açıklanan esaslara göre işlem yapılacaktır.”
Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Sigorta Primleri Genel Müdürlüğünün 29/07/2016 tarih ve 4184525 sayılı ‘KHK ile Kapatılan Kurum ve Kuruluşlar’ konulu Genel Yazısında; “… 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda, üst düzey yönetici ve kanuni temsilcilerin sosyal güvenlik primlerinden kaynaklanan sorumlulukları düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanunun 88.maddesinde; ”Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”
6183 sayılı Kanunun 35.maddesinde; Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar.
Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.
Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur.”
Aynı Kanunun mükerrer 35.maddesinde; Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir.
Bu madde hükmü, yabancı şahıs veya kurumların Türkiye’deki mümessilleri hakkında da uygulanır.
Tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz.
Temsilciler, teşekkülü idare edenler veya mümessiller, bu madde gereğince ödedikleri tutarlar için asıl amme borçlusuna rücu edebilirler.” hükümleri yer almaktadır.
Anılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların ve bunlara bağlı iktisadi işletmelerin ve teşekküllerinin malvarlığının bedelsiz olarak Hazineye devredilmesi nedeniyle, Kurum alacaklarının kapatılan tüzel kişiliklerinden ve teşekküllerden tahsil edilmesi olanağı kalmadığından Kanun Hükmünde Kararnameler kapsamında kapatılan özel sağlık kurum ve kuruluşlarının, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile bunların iktisadi işletmelerinin, vakıf yüksek öğretim kurumlarının, sendika federasyon ve konfederasyonların, özel radyo ve televizyon kuruluşlarının, gazete, dergi ile yayınevi ve dağıtım kanallarının Kuruma prim ve prime ilişkin borcu olup olmadığı hususunun derhal tespit edilerek borcu bulunanlar hakkında yukarıda açıklanan Kanun hükümleri çerçevesinde tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler ile limited şirket statüsünde olanların ortakları hakkında icra takip işlerine derhal başlanılması ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülecek tüm cebri icra işlemlerinin ünite amirinin koordinasyonunda ivedilikle yerine getirilmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesi ve gereğinin buna göre yapılmasını rica ederim.” düzenlemesine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Davacının mütevelli heyet başkan yardımcısı olduğu İzmir Üniversitesi, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi uyarınca kapatılmış ve kapatılan İzmir Üniversitesinin tüm mal varlığı Hazineye intikal etmiştir. 02/08/2016 tarihinde ise Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı’nın dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgesi tesis edilmiştir.
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ve Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı belirtilmiş ise de, 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile 20/07/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum ve kuruluşlardan devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve belli şartlarla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden ise Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.
Ayrıca 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde, tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca anılan maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerektiği ve borçların ödenmesinde kamu idarelerine ödenmesi gereken vergi, resim, harç, fon kesintisi, pay gibi borçlar, çalışanların sigorta primleri, rehinli alacaklar, enerji, iletişim ve su kullanım borçları, çeşidine bakılmaksızın beşyüz Türk Lirasını geçmeyen borçlar ve diğerleri şeklinde sıralamanın esas alınacağı ifade edilmiştir.
Dava konusu Genelgenin iptali istenen ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından anılan kurum ve kuruluşların, prim ve prime ilişkin borcu olup olmadığı hususunun tespit edilmesi, borcu bulunanlar hakkında 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrası ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi hükümleri çerçevesinde tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler ile limited şirket statüsünde olanların ortakları hakkında icra takip işlerine derhal başlanılması ve 6183 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde yürütülecek tüm cebri icra işlemlerinin ünite amirinin koordinasyonunda ivedilikle yerine getirilmesi gerektiği düzenlenmiştir.
670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile getirilen hüküm sonrasında, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 3. fıkrasında yer alan Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağına yönelik hükmün uygulama kabiliyeti kalmamıştır. Bir başka ifadeyle, FETÖ/PDY ile aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı alacak iddiaları nedeniyle hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunamayanlara, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile alacak iddiaları nedeniyle Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilebilmesinin önü açılmıştır.
Olayda, her ne kadar dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırılık bulunmamakta ise de, dava konusu Genelgenin yürürlüğe girdiği tarihten kısa bir süre sonra 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına başvuru imkanı getirildiği hususu dikkate alındığında, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile dava konusu Genelge hükmünü hukuken etkisiz kılacak şekilde düzenleme getirildiği ve dava konusu Genelgenin iptali istenen kısmında belirtildiği şekliyle 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler ile kapatılan kurum ve kuruluşların malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle Sosyal Güvenlik Kurumu alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, dava konusu Genelgenin iptali istenen kısmının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine aykırı hale geldiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların sigorta prim borçlarının; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşların devredilen mal varlığından tahsili yoluna gidilmesi, tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması üzerine 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrası ve 6183 sayılı Kanunun mükerrer 35. maddesi hükümleri çerçevesinde tahsili yoluna gidilmesi gerektiğinden, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinde belirtilen yola başvurulmaksızın, malvarlığı bedelsiz olarak Hazineye devredildiğinden bahisle sigorta prim alacaklarının tahsil edilmesi olanağı kalmadığından bahisle kapatılan kurum ve kuruluşların tüzel kişilik yöneticileri, yetkilileri ve kanuni temsilcileri ve teşekkülü idare edenler hakkında icra takip işlerine başlanılması yönündeki dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
İZMİR ÜNİVERSİTESİNİN ÖDENMEYEN PRİM BORCUNUN DAVACIDAN TAHSİLİ İÇİN ADINA TESİS EDİLEN HACİZ İŞLEMİNİN İPTALİ İSTEMİ YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT:
2575 sayılı Danıştay Kanunu’nun ‘İlk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görülecek davalar’ başlıklı 24. maddesinde, “1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak:
a) Cumhurbaşkanı kararlarına,
b) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere,
c) (Değişik: 2/7/2012-6352/45 md.) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere,
d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,
e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere,
f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine,
Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar.
2. Danıştay, belediyeler ile il özel idarelerinin seçimle gelen organlarının organlık sıfatlarını kaybetmeleri hakkındaki istemleri inceler ve karara bağlar.” hükmü yer almıştır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 15.maddesinde, Danıştay veya idare ve vergi mahkemelerince yukarıdaki maddenin 3 üncü fıkrasında yazılı hususlarda kanuna aykırılık görülürse, 14 üncü maddenin; a) 3/a bendine göre adli yargının görevli olduğu konularda açılan davaların reddine; karar verileceği hükme bağlanmıştır.
Yukarıda hükmüne yer verilen 29/10/2016 tarihinde yürürlüğe giren 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ‘Dava ve takip usulü’ başlıklı 16. maddesinde; 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum ve kuruluşlar ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce ve bu tarih dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile başlatılan icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verileceği, söz konusu kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceğinin belirtileceği düzenlenmiştir.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 88. maddesinin 19. fıkrasında; “Kurumun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usûlü Hakkında Kanunun uygulamasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Kurumun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesi yetkilidir. Yetkili iş mahkemesine başvurulması alacakların takip ve tahsilini durdurmaz.” hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
675 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum ve kuruluşlar ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılan davalarla ilgili olarak dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verileceği, bu karardan sonra davacı veya alacaklının idari makama yapacağı başvuruya verilen karar aleyhine idari yargıda dava açacağı, İdari yargının verdiği kararın kesin olduğu, uyuşmazlığın adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamayacağı kuralı getirilmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda ise, davacı hakkında tesis edilen haciz işlemine karşı … İş Mahkemesinin … sayılı esasına kayden görülen davanın, kapatılan İzmir Üniversitesi ile anılan üniversitenin sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine açılmayıp, Sosyal Güvenlik Kurumu aleyhine açıldığı görülmüştür.
Öte yandan, 5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 19. fıkrasında, Sosyal Güvenlik Kurumunun prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun uygulanmasından doğacak uyuşmazlıkların çözümlenmesinde Sosyal Güvenlik Kurumunun alacaklı biriminin bulunduğu yer iş mahkemesinin yetkili olduğu hüküm altına alınmıştır.
Bu bakımdan, uyuşmazlığın Danıştayın görev alanına girmediği, sigorta prim borcu nedeniyle davacı adına tesis edilen haciz işleminin görevli ve yetkili İş Mahkemesince çözümlenmesi gerektiği anlaşıldığından, İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden davanın görev yönünden reddi gerekmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesinin 2017/23696 numaralı Bireysel Başvuru talebinin kabulüne ilişkin 29/09/2020 tarihli kararı da bu yöndedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. … Kurumu Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı Genelgesinin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmının İPTALİNE oyçokluğuyla,
2. İzmir Üniversitesinin ödenmeyen prim borcunun davacıdan tahsili için adına tesis edilen haciz işleminin iptali istemi yönünden DAVANIN GÖREV YÖNÜNDEN REDDİNE oybirliğiyle,
3. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden … TL’nin davacı üzerinde bırakılmasına, … TL’nin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 15/12/2021 tarihinde karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Olağanüstü Hal Kapsamında darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması gereken tedbirlere ilişkin kuralları belirleyen 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname 23/07/2016 tarihinde, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ise 27/07/2016 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Olayda, her ne kadar 17/08/2016 tarihinde yürürlüğe giren 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesi ile Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Maliye Bakanlığına başvuru imkanı getirilmiş ise de, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 2. fıkrasında ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 3. fıkrasında milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen ve Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek kapatılan kurum ve kuruluşların her türlü borçlarından dolayı hiçbir şekilde Hazineden bir hak ve talepte bulunulamayacağı belirtildiği dikkate alındığında, dava konusu … tarih ve … sayılı Genelgenin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında tesis edildiği tarih itibarıyla 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname hükümlerine ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından davanın bu kısım yönünden de reddi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının iptal hükmüne ilişkin kısmına katılmıyorum.
(XX) KARŞI OY :
5510 sayılı Kanunun 88. maddesinin 20. fıkrasında; ”Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu Kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise kamu idarelerinin tahakkuk ve tediye ile görevli kamu görevlileri, tüzel kişiliği haiz diğer işverenlerin şirket yönetim kurulu üyeleri de dahil olmak üzere üst düzeydeki yönetici veya yetkilileri ile kanuni temsilcileri Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.”,
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanunun 35.maddesinde; Limited şirket ortakları, şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. …”,
Aynı Kanunun mükerrer 35.maddesinde; “Tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacakları, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu Kanun hükümlerine göre tahsil edilir. …” hükümleri yer almıştır.
Yukarıdaki mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden, kurumun ödenmeyen sigorta primlerinin yöneticilerden tahsil edilebilmesi için, ödemenin haklı bir neden olmaksızın yapılamamış olması ve prim alacağının tüzel kişilikten tahsil edilememiş olması veya edilemeyeceğinin anlaşılması koşullarının bir arada gerçekleşmesi gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Olayda, davalı idarenin prim alacaklarının Fethullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenerek 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşların mal varlığının bedelsiz olarak hazineye devri nedeniyle ödenemediği, bu haliyle sigorta prim borçlarının ödenmemesinin haklı bir sebepten kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 667 ve 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler uyarınca kapatılan kurum ve kuruluşlarca sigorta prim borçlarının ödenmemesinin haklı bir sebepten kaynaklandığı, ayrıca sigorta prim alacağının ancak anılan kurum ve kuruluşların mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilememesi veya tahsil edilemeyeceğinin anlaşılması halinde kanuni temsilcilerinin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin ödenmeyen prim borçlarından şahsen sorumlu tutulabilecekleri dikkate alındığında, dava konusu 02/08/2016 tarih ve 2016/16 sayılı Genelgenin ”7- Kurum alacaklarının takip ve tahsil edilmesi” başlıklı kısmında hukuka uyarlık görülmediğinden, dava konusu Genelge hükmünün belirtilen gerekçeyle iptal edilmesi gerektiği görüşüyle çoğunluk kararının iptal hükmünün gerekçesine ilişkin kısmına katılmıyorum.