Danıştay Kararı 5. Daire 2018/2802 E. 2020/5432 K. 26.11.2020 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2018/2802 E.  ,  2020/5432 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/2802
Karar No : 2020/5432

DAVACI : …Mirasçısı …
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
VEKİLİ : …
2- …Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU :
1. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda polis memuru olarak görev yaptığı dönemde işlediği fiilden dolayı Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali istenilmektedir.
2. Kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI :
Dava konusu disiplin cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinin Anayasa’nın 38/3. maddesine ve 3201. Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin son cümlesine aykırı olduğu, Anayasa tarafından güvence altına alınan ölçülülük, belirlilik ve kanunilik ilkesinin göz ardı edildiği ileri sürülmüştür.
Davacının disiplin suçu işlediğine ilişkin bilgiye telefon konuşmalarının gizli dinlenilmesi yolu ile ulaşıldığı, Mahkeme kararı olmaksızın dinleme yapılmasının hukuka aykırı olduğu, hukuka aykırı olarak elde edilen delillerin delil olarak gösterilemeyeceği, soruşturma dosyasında isnat edilen fiillerin hiçbirinin suç kapsamında bulunmadığı, dava konusu bireysel işlemin hiçbir hukuki temelinin bulunmadığı ileri sürülmektedir.

DAVALILARIN SAVUNMASI :
Cumhurbaşkanlığı (kapatılan Başbakanlık) ve İçişleri Bakanlığı tarafından; iptali istenen Tüzük hükmü ile idareye verilen takdir yetkisinin cezanın bireyselleştirilmesi vasıtalarından biri olduğu, söz konusu Tüzük hükmünün hukuka aykırılık taşımadığı, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün Danıştay incelemesinden geçerek Bakanlar Kurulu kararıyla yürürlüğe konulduğu, davacı hakkında tesis edilen meslekten çıkarma işleminin hukuka uygun olduğu savunulmuştur.
Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından; delillerin davacının görüşmüş olduğu şüphelinin Mahkeme kararı ile teknik takibi yapılarak elde edildiği, davacının isnat edilen eylemleri işlediğinin sabit olduğu, işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesine dayanılarak çıkarıldığı savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : İptali istenen Tüzük hükmünün, dayanak Yasa hükmü ile çizilen çerçeveyi aşan bir yönünün bulunmadığı, polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu anlaşıldığından söz konusu hükmün iptali isteminin reddine; davacının fiilinin sübuta ermediği sonucuna varıldığından hukuka aykırı olan disiplin cezasının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, davacının “meslekten çıkarma cezası” ile cezalandırılmasına ilişkin işlem ile işlemin dayanağı olan “Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/13 maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Bakılmakta olan dava devam ederken davacının 10.09.2016 tarihinde vefat ettiği 2577 sayılı Yasanın 26/1 maddesi uyarınca davayı takip hakkı kendilerine geçen mirasçılarının husumetiyle davanın görüldüğü anlaşılmaktadır.
Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. Maddesinde; “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” hükmü yer almaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin 13/01/2016 tarih ve E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü uyarınca verilen dava konusu disiplin cezasının yasal dayanağı olan, 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememesi ve bireylerin hangi somut olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımaması nedeniyle, Anayasa’nın 38. ve 128. maddelerine aykırı olduğu” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve anılan madde, 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan, 7068 sayılı “Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Kabul Edilmesine Dair Kanun”un 37. maddesi ile yürürlükten kaldırılmıştır. Öte yandan, 7068 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarih ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları, bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.” hükmüne yer verildiğinden, dava konusu uyuşmazlığın bu Kanun uyarınca incelenip çözümlenmesi gerekmektedir.
Davacının üzerine atılı olan ve Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası olarak uygulanan “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” fiili, 7068 sayılı Kanun’un 8. maddesinin 6. fıkrasının (e) bendinde, yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığının “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte üye olmak, tefecilik,6136 sayılı Kanuna muhalefet,zorla senet imzalatmak ve işyeri kurşunlama” suçlarına yönelik yapılan soruşturmasında olayın şüphelilerinden olan ve daha önce muhtelif suçlardan dolayı meslekten ihraç edilen eski Polis memuru …ile davacının sık sık görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerde …’ya bilgi aktardığının tespit edildiği, iletişim tespit tutanaklarına göre eski polis memuru …’nın davacıya …plakalı aracı, Ercüment isimli bir amiri ve kendilerine karşı yapılması planlanan herhangi bir operasyon olup olmadığına ilişkin sorular sorduğu, davacının bahse konu aracın Asayiş Şube Müdürlüğüne ait ekip otosu ve ekipteki personelin arkadaşı olduğu, kendileri ile ilgili bir problem olmadığı, …isimli şahsın KOM’da görevli olduğu, amir olup olmadığını bilmediği şeklinde görüşme yaptığı, ancak …plakalı aracın Asayiş Şube Müdürlüğüne ait ve söz konusu örgüte yönelik takip ve tarassut çalışmalarında görevli olduğu, …isimli personelin de Asayiş Şube Müdürlüğü Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde görevli polis memuru …olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından verilen bilgilerin suç örgütüne yapılacak operasyonu akamete uğratabilecek nitelikte olduğu, suç örgütüne üye olmamakla birlikte, toplum içinde adları suçla anılan ve tefecilik yapan kişilerle iletişim kurarak ve kendilerine vermemesi gereken bilgileri vererek “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” fiilini işlediğinden bahisle dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği anlaşılmaktadır.
Olayda davacının üzerine atılı fiili işlediğinin sübuta erdiği ve fiiline uygun disiplin cezası ile tecziye edildiği sonucuna varıldığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için önceden taraflara bildirilen 26/11/2020 tarihinde davacının mirasçılarının gelmediği, temsilen Av. …’ın geldiği, davalı Cumhurbaşkanlığı vekilinin gelmediği, davalı İçişleri Bakanlığı’nı temsilen Av. …’nin geldiği, Danıştay Savcısı’nın hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Gelen taraflara usulüne uygun söz verilip dinlendikten, Danıştay Savcısı’nın düşüncesi alındıktan ve gelen taraflara son kez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü:

MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2012/3969 sayısına kayden açılan “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte üye olmak tefecilik, 6136 sayılı Kanuna Muhalefet, zorla senet imzalatmak, ve işyeri kurşunlama” suçlarına yönelik olarak yapılan çalışmalarda; olayın şüphelilerinden olan ve daha önce muhtelif suçlardan dolayı meslekten çıkarılan eski polis memuru D.A. İle polis memuru davacının, sık sık görüşmeler yaptığı ve bu görüşmelerde D.A.’ya bilgi aktardığının tespit edilmesi üzerine disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Yapılan soruşturma sonucunda hazırlanan raporda; iletişim tespit tutanaklarında geçen ve D.A.’nın davacıya sorduğu “…” plakalı aracın, söz konusu örgüte yönelik yapılan operasyonda takip ve tarassut ile fiilen görevli olduğu ve bu araç hakkında verdiği bilginin operasyonu akamete uğratabilecek ölçüde önemli olduğu, davacının suç örgütü üyesi olmamakla birlikte emniyet teşkilatı mensubundan beklenen basireti göstermeyerek, görevinin gereği olmadığı halde toplum içinde adları suçla anılan ve tefecilik yapan kişilerle iletişim kurarak ve kendilerine vermemesi gereken gizli bilgileri vererek Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinde yer alan “gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” fiili sübuta erdiğinden meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması gerektiği belirtilmiştir.
Anılan raporu değerlendiren Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun 24/06/2014 tarih ve 2014/205 sayılı kararıyla, davacının isnat edilen suçu işlediği sübuta erdiğinden eylemine uyan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Bunun üzerine, söz konusu cezanın ve dayanağı Tüzük’ün 8/13. maddesinin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Anayasa Mahkemesinin Kararları” başlıklı 153. maddesinde, “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.
Anayasa Mahkemesi bir kanun veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.
Kanun, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazete’de yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez.
İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun (…) teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar.
İptal kararları geriye yürümez.
Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazete’de hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükmüne yer verilmiştir.
3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanunu’nun dava konusu işlem tarihinde yürürlükte olan 83. maddesinde, “Gerek inzibat komisyonları tarafından ve gerek salahiyet dairesinde re’sen verilecek inzibat cezalarını icap ettiren fiil ve hareketlerin ne olduğu ve cezaların derece ve miktarı, polis mesleğinin haiz olduğu hususiyet ve ehemmiyet gözetilerek tanzim edilecek nizamnamede tayin olunur. Memuriyetten ihraç cezası müstesnadır.” kuralı yer almıştır.
Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün “Kapsam” başlıklı 1. maddesinde, emniyet örgütünde çalışan her sınıftan memura verilecek disiplin cezalarını gerektiren eylem, işlem tutum ve davranışlarla cezaların derece ve miktarının Tüzük’te gösterildiği belirtilmiş ve 8/13. maddesinde, “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” kuralına yer verilmiştir.
08/03/2018 tarihli ve 30354 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun’un “Yürürlükten Kaldırılan Hükümler” başlıklı 37. maddesinde, “(1) 4/6/1937 tarihli ve 3201 sayılı Emniyet Teşkilat Kanununun 82 nci maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları, 83 üncü, ek 4 üncü, ek 5 inci, ek 6 ncı, ek 7 nci, ek 8 inci ve ek 9 uncu maddeleri yürürlükten kaldırılmıştır…”; “Geçiş Hükümleri” başlıklı geçici 1. maddesinde ise, “(1) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/3/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezaları bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunur.
(2) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihte devam etmekte olan disiplin soruşturmaları ile ilgili olarak bu Kanun hükümleri uygulanır.
(3) Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemler aynen muhafaza olunur…” hükümlerine yer verilmiştir.

Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. Maddesinin iptali isteminin incelenmesi:
Anayasa Mahkemesi’nin 29/01/2016 tarihli ve 29608 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 13/01/2016 günlü, E:2015/85, K:2016/3 sayılı kararı ile; 3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’nun 83. maddesinin birinci cümlesinin, “…disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hareketlerin, düzenlenecek tüzükte belirlenmesini öngören itiraz konusu kural, yaptırım konusu eylemleri yasal düzeyde belirlememekte ve bireylerin hangi somut fiil ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belirli bir açıklık ve kesinlikte öngörebilmelerine yasal çerçevede imkan tanımamaktadır. Bu yönüyle kural, Anayasa’nın 38. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen ‘suçta kanunilik’ ilkesine ve Anayasa’nın 128. maddesinin ikinci fıkrasında hükme bağlanan ‘kanuni düzenleme’ ilkesine aykırılık oluşturmaktadır.” gerekçesiyle iptaline karar verilmiş ve aynı kararda; iptal kararının, kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 1 yıl sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiş olup, halihazırda söz konusu iptal kararı yürürlüğe girmiş durumdadır.
3201 sayılı Kanun’un 83. maddesinin birinci cümlesinin iptaline ilişkin söz konusu Anayasa Mahkemesi kararından sonra, Anayasa’nın 121. maddesi ile 25/10/1983 tarihli ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca Cumhurbaşkanının başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulunca 02/01/2017 tarihinde kararlaştırılan ve 23/01/2017 tarihli, 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 682 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 37. maddesi ile söz konusu 83. madde yürürlükten kaldırılmış, yine bu Kanun Hükmünde Kararname ile Emniyet Genel Müdürlüğü personelinin de aralarında bulunduğu genel kolluk görevlilerinin tabi olacağı disiplin hükümleri düzenlenmiştir.
682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının, bu Kanun Hükmünde Kararname hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı ve bu Kanun Hükmünde Kararname’nin yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bilahare 08/03/2018 günlü ve 30354 mükerrer sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7068 sayılı Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun ile de; Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı personeline ilişkin disiplinsizlik ve cezaları, disiplin amirleri ve kurulları, disiplin soruşturma usulü ile diğer ilgili hususlar düzenlenmiş, Kanun’un geçici 1. maddesinde; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce 657 sayılı Kanun, 6413 sayılı Kanun ve 3201 sayılı Kanun ile 23/03/1979 tarihli ve 7/17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe konulan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü hükümlerine göre resen veya yetkili disiplin kurullarınca verilmiş olan disiplin cezalarının bu Kanun hükümleri uyarınca verilmiş addolunacağı; bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce disiplin amirleri veya disiplin kurulları tarafından verilmiş ve infaz edilmiş disiplin cezalarına bağlı olarak yapılmış idari işlemlerin aynen muhafaza olunacağı kurala bağlanmıştır.
Davacının dava konusu meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasının dayanağı olan Emniyet Örgütü Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinde, “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” hükmü yer almış olup, daha sonra çıkarılan 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin ve 7068 sayılı Kanun’un 8/6-e. maddesinde de “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” düzenlemesine yer verilmek suretiyle söz konusu fiil yine meslekten çıkarma cezasını gerektiren fiiler arasında sayılmıştır.
Yukarıda aktarılan hukuki süreç dikkate alındığında, davacı hakkında uygulanan meslekten çıkarma cezasının dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı ile ilgili herhangi bir duraksama bulunmadığı, bu Tüzük hükümleri uyarınca tesis edilen disiplin cezalarının, gerek 682 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, gerekse bu Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair 7068 sayılı Kanun uyarınca tesis edilmiş kabul edileceğinin kurala bağlandığı görülmektedir.
Bu durumda, dava konusu Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün yasal dayanağı mevcut olduğundan, anılan Tüzükte ve dolayısıyla dava konusu edilen Tüzük hükmünde bu yönden hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Öte yandan, Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün dava konusu 8/13. maddesinde, gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklayan personele verilecek disiplin cezaları düzenlenmiş olup, anılan düzenlemenin, polislik mesleğinin önem ve özelliği dikkate alınarak, toplum nazarındaki saygınlığının korunması ve teşkilat personeline duyulan güvenin sarsılmamasını sağlamak amacını haiz olduğu ve personel ve disiplin hukuku ilkelerine aykırı bir yönünün bulunmadığı; anılan eylemlerin meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmayı gereken fiiller arasında sayılmasının polislik mesleğinin niteliği dikkate alındığında kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olduğu anlaşıldığından, anılan Tüzük’ün dava konusu maddesinde bu yönden de hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Bu itibarla, iptali istenen düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Davacının, “Gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak” suçunu işlediğinden bahisle Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu’nun 24/06/2014 tarih ve 2014/205 sayılı kararının iptaline karar verilmesi isteminin incelenmesi:
Kamu görevlilerinin disiplin cezasıyla cezalandırılabilmeleri için, disipline aykırı eylem veya işlemlerin sübut bulup bulmadığının usulüne uygun olarak yapılacak soruşturma ile ortaya konulması, soruşturma aşamasında kamu görevlisinin lehinde ve aleyhinde olan her türlü bilgi ve belgenin toplanması, bilahare disipline aykırı davranış olarak tespit edilen eylemin hiçbir şüpheye yer bırakmayacak şekilde ispatlanarak eylemine uygun olan disiplin cezası maddesinin tayini ve uygulanması gerekmektedir.
Yapılan soruşturma sonucunda anılan disiplin cezasının verilebilmesi için, bu suça esas fiilin sübuta erdiğine ilişkin tespitin, hukuken geçerli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve somut delillere dayanması gerektiği açıktır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, polis memuru olarak görev yapan davacının, çeşitli adli suçlara yönelik yapılan operasyon kapsamında tutuklanan D.A. isimli şahıs ile birlikte eğitim gördükleri polis okulundan arkadaş olduğu, D.A. isimli şahsın meslekten çıkarıldığı ancak davacı ile zaman zaman telefonla zaman zaman ise yüz yüze görüşmeye devam ettiği anlaşılmakla birlikte; dosya kapsamında yer alan tanık beyanlarının incelenmesinden, operasyon kapsamında tutuklanan şüphelilerden hiçbirinin davacıyı tanımadıkları yönündeki beyanları da dikkate alındığında davacı ile D.A. isimli şahıs arasındaki görüşmelerde hayatın olağan akışına aykırı olan bir yön bulunmadığı gibi görev yaptığı ilde haklarında yürütülen bir kovuşturma bulunmamasına rağmen kimlerin suça bulaşmış kişiler olduğunun davacı tarafından bilinilmesinin beklenilemeyeceği ve davacı tarafından telefon konuşmasında sarf edilen sözlerin, gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belge kapsamında değerlendirilmesine imkan bulunmadığı ve yapılan operasyonu akamete uğratabilecek ölçüde önemli bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri görevli veya yetkili olmayan kişilere açıklamak suçunun sübuta ermediği anlaşıldığından, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinin iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. 24/06/2014 tarih ve 2014/205 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının İPTALİNE,
3. Dava kısmen ret kısmen iptal ile sonuçlandığından haklılık oranı esas alınarak ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin …TL’lik kısmının davacı üzerinde bırakılmasına, kalan …TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen …TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine, anılan Tarife uyarınca duruşmalı davalar için belirlenen …TL avukatlık ücretinin de davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
5. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 26/11/2020 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

(X)KARŞI OY :
Dava, polis memuru olarak görev yapan davacının Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yaptığı dönemde işlediği fiilden dolayı Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesi uyarınca “meslekten çıkarma” cezası ile cezalandırılmasına ilişkin 24/06/2014 tarih ve 2014/205 sayılı Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu kararının iptali ile kararın dayanağı olan Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’nün 8/13. maddesinin iptali istemiyle açılmıştır.
Olayda, Çanakkale Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “Suç işlemek amacıyla örgüt kurmak ve yönetmek, kurulan örgüte üye olmak, tefecilik, 6136 sayılı Kanuna muhalefet, zorla senet imzalatmak ve işyeri kurşunlama” suçlarına yönelik yapılan soruşturmasında olayın şüphelilerinden olan ve daha önce muhtelif suçlardan dolayı meslekten ihraç edilen eski polis memuru D.A. ile davacının sık sık görüşmeler yaptığı, bu görüşmelerde D.A.’ya bilgi aktardığının tespit edildiği, iletişim tespit tutanaklarına göre eski polis memuru D.A.’nın davacıya …plakalı aracın, sivil emniyet aracı olup olmadığı hususunu, …isimli bir amiri ve kendilerine karşı yapılması planlanan herhangi bir operasyon olup olmadığına ilişkin sorular sorduğu, davacının bahse konu aracın Asayiş Şube Müdürlüğüne ait ekip otosu ve ekipteki personelin arkadaşı olduğu, kendileri ile ilgili bir problem olmadığı, …isimli şahsın KOM’da görevli olduğu, amir olup olmadığını bilmediği şeklinde görüşme yaptığı, ancak …plakalı aracın Asayiş Şube Müdürlüğüne ait ve söz konusu örgüte yönelik takip ve tarassut çalışmalarında görevli olduğu, Ercüment isimli personelin de Asayiş Şube Müdürlüğü Teknik Takip ve İzleme Büro Amirliğinde görevli polis memuru H.E.C. olduğunun tespit edildiği, davacı tarafından verilen bilgilerin suç örgütüne yapılacak operasyonu akamete uğratabilecek ölçüde önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, davacının görevli veya yetkili olmayan kişilere gizli tutulması zorunlu olan ve görevi ile ilgili bulunan bilgi ve belgeleri açıkladığı sabit olduğundan, fiiline uygun meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle davanın disiplin cezasına ilişkin kısmının reddine karar verilmesi gerektiği oyuyla çoğunluk kararına bu kısım yönünden katılmıyoruz.