Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2018/4767 E. , 2022/7859 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/4767
Karar No : 2022/7859
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, Antalya ili, Finike Askerlik Şubesi Başkanlığı bünyesinde memur olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işleminin iptali ile anılan işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaki ve irtibatı bulunduğu gerekçesiyle … tarih ve … sayılı Milli Savunma Bakanlığı Değerlendirme Kurulu kararıyla kamu görevinden çıkarılan davacının ailesinin terör örgütüyle bağlantılı olarak örgüt pramitinin en üstünde bulunanlarla yakın akrabalık ilişkisi içinde olmasının ve davacının adına kayıtlı hatların bu kişiler tarafından ByLock yüklenerek kullanılmasına izin vermesinin, bu örgütle irtibat ve iltisakı bulunduğu hususunda davalı idarede bir kanaat oluşturduğu, bu kanaatin ceza sorumluluğundan bağımsız olarak sadece kamu görevinde kalmasının uygun olup olmadığı konusunda bir değerlendirmeden ibaret olduğu, değerlendirme yapma konusunda takdir hakkı verilen idarenin bu yetkisini kötüye kullandığına ilişkin somut bilgi ve belge bulunmadığı, kamu görevinden çıkarma işleminin tesis edilmesi için örgüte mensubiyetin bulunmasının zorunlu olmayıp irtibat ve iltisakın bulunmasının yeterli olduğu anlaşıldığından, davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; hakkında yürütülen adli soruşturma sonucunda Savcılık tarafından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, hakkında açılmış başka bir adli soruşturma da bulunmadığı, hiçbir terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunmadığı, adına kayıtlı hatların, yakınları tarafından ByLock isimli program yüklenmek suretiyle kullanılmasına izin verdiği hususunun FETÖ/PDY ile irtibatı veya iltisakına dayanak kabul edilmesinin mümkün olmadığı, kendisinin engelli olması nedeniyle bazı telefon operatörlerinin ayrıcalıklı tarifeler sunduğu, yıllar önce aile arasında ucuz görüşme yapabilmek amacıyla aldığı ve adına kayıtlı olup aile bireyleriyle paylaştığı altı tane hat bulunduğu, kız kardeşinin eşi hakkında ByLock kullandığı suçlamasıyla ceza yargılamasının devam ettiği, akrabalarını seçebilmesinin mümkün olmadığı gibi anılan şahısla kan bağı dahi bulunmadığı, kız kardeşinin kiminle birlikte olacağını belirlemesinin kendisinden beklenmesinin mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğu, aleyhine hiçbir tanık beyanı, somut bir bilgi ve belge bulunmadığı iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Antalya ili, Finike Askerlik Şubesi Başkanlığı bünyesinde memur olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrasının (f) bendi uyarınca Milli Savunma Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden; davacı hakkında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan yürütülen adli soruşturma sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunun … tarih ve Soruşturma No:… sayılı kararıyla ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK’nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM, “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
İdare Mahkemesi kararında; davacının örgüt pramitinin en üstünde bulunanlarla yakın akrabalık ilişkisi içinde olduğu ve adına kayıtlı hatların bu kişiler tarafından ByLock yüklenerek kullanılmasına izin verdiği belirtilmiştir.
Davacının tüm dosya kapsamındaki beyanları incelendiğinde Mahkemenin anılan tespitiyle ilgili olarak; engelli olması nedeniyle bazı telefon operatörlerinin kendisine ayrıcalıklı tarifeler sunduğunun, bu nedenle aile bireyleri arasında ucuz görüşme yapabilmek amacıyla adına birden fazla hat aldığının, anılan hatlardan bir tanesinde ByLock kullanıldığının tespit edilmesi üzerine hakkında kamu görevinden çıkarılma işlemi tesis edildiğinin, söz konusu hattın kız kardeşinde olduğunun, kız kardeşinin eşi hakkında ByLock kullandığı iddiasıyla ceza yargılamasının devam ettiğinin, anılan hattın ikamet ettiği Antalya ili, Finike ilçesinde bulunan baz istasyonlarından sinyal almadığı hususunun ceza soruşturması aşamasında da tespit edildiğinin, akrabalarını seçebilmesinin mümkün olmadığının ve hatta adı geçen şahısla kan bağı dahi olmadığının ileri sürüldüğü görülmüştür.
UYAP kayıtlarının ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza soruşturması neticesinde Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı İşlenen Suçlar Soruşturma Bürosunca verilen … tarih ve Soruşturma No:… sayılı ek kovuşturmaya yer olmadığı yolundaki kararda; “…Şüpheli …’nın vermiş olduğu ifadesinde; suçlamaları kabul etmediği, 2002 yılında … Askerlik Şubesinde Engelli Kontenjanından memur olarak işe başladığı, 2015 yılından itibaren … Askerlik Şubesinde çalıştığı, … numaralı GSM hattını on dört yıldır kullandığını, … eşim …, … annem … ve … ablam … isimli şahısların kullanmış olduğu GSM hatlarının da üzerine kayıtlı olduğunu, babası ve kız kardeşi … kullandığı GSM hatlarının üzerine kayıtlı olduğunu şu an numaralarını hatırlamadığını, … numaralı GSM hattını kız kardeşi FETÖ/PDY terör örgütünün elebaşının yeğeni olan …’nin eşi olan …’nin kullandığını, bu GSM hattını da yaklaşık olarak 5-6 yıldır kullandığını, aylık gelirinin 2600 TL olduğunu ve bankadan maaş aldığını, kızının devlet okulunda okuduğunu, kız kardeşi …’nin FEM dershanesine gittiğini, örgütle bağlantısının olmadığını, hiçbir şekilde toplantılarına katılmadığını, Bank Asya da hesabının olmadığını, 2002 yılından itibaren Askerlik Şubelerinde veri hazırlama kontrol işletmeni olarak görev yaptığını, darbe girişimini televizyondan öğrendiğini, Bylock programı kullanmadığını, TC kimlik numarası ve … numaralı GSM hattının kendisine ait olduğunu, bu GSM hattını engelli olduğu için GSM operatörleri indirim yaptığı için Gümüşhane Askerlik Şubesinde çalışırken kız kardeşi …’ye verdiğini, bu GSM hattını hiçbir zaman kullanmadığını, kız kardeşim bu GSM hattını kullandığı için yükleyip yüklemediğini de bilmediğini, kendisinin FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı olan Fethullah GÜLEN’ in yeğeni … ile 2014 yılında evlendiğini, kız kardeşinin teknoloji ile arasının fazla iyi olmadığını, bu programı büyük bir ihtimalle eşi … yüklediğini, …Eniştem … örgüt üyeliğinden tutuklandığını,… yüzde 40 engelli olduğunu, burada olma sebebim kız kardeşine almış olduğum GSM hattından dolayı olduğunu, kesinlikle Bylock kullanmadığını ve telefonuna yüklemediğini beyan etmiştir.
Şüphelinin annesi …’nın Cumhuriyet Başsavcılığı’mızda tanık olarak alınan ifadesinde;
“… benim öz oğlum olur. Kendisi Antalya’da askerlik şubesinde memur olarak çalışmaktadır. Kendisinin bir gözü görme özürlüdür. …’de benim kızımdır. Kızım 3 yıl kadar önce eşi olan … ile Erzurum’da evlendi. İkiside üniversitede tanışmışlar. Her ikiside işsizdir. Bu damadım olan şahıs Fetullah Gülen’in uzaktan akrabasıymış. Ben bunu sonradan öğrendim. Oğlum …’in tutuklandığını öğrendim. Tutuklanmasına esas olan numarayı damadım kullanmaktadır. Bu numarayı oğlum kendi adına almıştır. Özürlü olduğu için indirimli olacağını düşünerek bu hattı alıp kardeşine vermiş. Daha sonra evlenincede bu hattı damadım kullanmaya başladı. Benim cep telefonumdada bu numara damat diye kayıtlıdır dedi. Tanığın cep telefonunda damat ismi ile kaydedilmiş … numaralı telefonun kayıtlı olduğu görüldü. Benim damadım Ankara’da bu suçtan dolayı tutukludur. Kızımda Erzurum’da kendine ait evinde kalmaktadır.” şeklinde beyanda bulunduğu,
Şüphelinin kız kardeşi …’nin eşi tutuklu …’nin Cumhuriyet Başsavcılığı’mızda ifade sahibi olarak alınan ifadesinde;
“Ben halen Sincan 1 Nolu L Tipi Ceza Evinde FETÖ/PDY Terör örgütü üyeliğinden tutukluyum. Bana isnat edilen suçlama 2010 yılı KPSS sınavında kopya çektiğim suçlamasıyla tutuklandım. Ben o sınavdan 90 puan almıştım. Ancak daha sonra sınav iptal edildi. Ben hiç kamuda bir işe girmedim. Hep özel sektörde giyim ve elektrik sektöründe çalıştım. Daha sonra girmiş olduğum en son Mayıs 2016 sınavına girdim. 90 küsür puan aldım. Ancak daha sonra darbe teşebbüsü oldu ve ben Temmuz ayında tutuklandım. Ben 2013 yılında halen eşim olan ancak tutuklandıktan sonra ayrıldığımız ve görüşmediğim … ile 2013 yılında Erzurum ilinde evlendim. Tutuklanana kadarda evliliğimiz devam etti. 1 tanede … isimli oğlumuz vardır. Bana sormuş olduğunuz …’da benim eşimin ağabeyidir. Kendisi Antalya ili … İlçesi Askerlik Şubesinde çalışmaktaydı. Bildiğim kadarıyla gözlerinden bir miktar özürlüdür. Yine bana sormuş olduğunuz … numaralı cep telefonu evlendiğimiz tarihten itibaren eşimin kullandığı cep telefonudur. Ben hep bu numarayı eşimin kullandığını biliyorum. Tanıştığımızda bu hattın abisine ait olduğunu bilmiyordum. Ancak daha sonra hat sahibinin abisi olduğunu hatta diğer kardeşlerine de kendi adına hat alıp verdiğini bana söylemişti. Bu hat dediğim gibi ben 2013 yılında evlendikten 2016 yılında tutuklanana kadar eşimin kullanımındaydı. Ben kesinlikle bu hattı kullanmadım. Bu hatta herhangi bir program yüklemedim. Bylock nedir ben zaten bilmiyorum. Eşimde kesinlikle yüklemedi. 3 yıl boyunca biz hiç ayrılmadık. Yüklemiş olsaydı benim haberim olurdu. Eşiminde FETÖ/PDY Terör örgütü ile herhangi bir bağlantısı yoktur. Toplantılara falan gittiğine ben şahit olmadım. Sadece 2015 yılında ben işsiz olduğum için kendisi bir yıl öğretmen olarak Erzurum ilinde bulunan Özel … Kolejinde matematik öğretmeni olarak çalıştı. Olayla ilgili bildiklerim bundan ibarettir.” şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.
… KOM Şube Müdürlüğü’nün 21/12/2017 tarihli araştırma raporunda şüpheli … hakkında;
Şüphelinin FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir herhangi bir vakıf, şirket yada iş yerinde SGK kaydının bulunmadığı,
KHK ile ihraç edilen emniyet mensupları, Sıkıyönetim komutanları atama listesi’nde kaydının bulunmadığı,
FETÖ/PDY müzahir sendika yada derneklerde kaydının bulunmadığı,
Bank Asya’da 31/12/2013 ile 24.12/2014 tarihleri arasında para artışı olan/yeni hesap açan şahısların listesini gösterir tabloda kaydına rastlanmadığı,
… numaralı GSM hattı ve …, …, … İMEİ numaraları ile bylock listesinde kaydının bulunduğu tespit edilmiştir.
Bahse konu bylock kayıtlarına ilişkin şüphelinin kız kardeşi … isimli şahsın kullandığını beyan ettiği … numaralı GSM hattının Antalya KOM Şube Müdürlüğü’nün 24/01/2017 tarihli HTS araştırma tutanağı incelendiğinde,
GSM hattının aynı tarihler ve genel olarak HTS baz kayıtlarının incelemelerinde Erzurum ilinde bulunan Baz istasyonlarında sinyal kaydının bulunduğu,
… (T.C.K.N:…) Erzurum Pasinler Korucuk nüfusuna kayıtlı … kızı Pasinler ../../1986 doğumlu, ADNKS’ye göre … Palandöken Erzurum adresinde ikamet ettiği,
… isimli şahsın adına kayıtlı bulunan … GSM hattının 31/05/2011 tarihinde … isimli şahsın almış olduğu … pasaport müracaatında irtibat numarası olarak beyan verildiği tespit edilmiştir.
… isimli şahıs yönünden soruşturma dosyamız üzerinden tefrik kararı verilerek soruşturma dosyası Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilmiştir…” yönünde tespitlere yer verilmiştir.
Öte yandan, UYAP Örgütlü Suçlar Bilgi Bankası üzerinde yapılan araştırma neticesinde; şüpheli … hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı Anayasal Düzene Karşı Suçlar ve Terör Suçları Soruşturma Bürosunca verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair … tarih ve Soruşturma No:… ve Karar No:… sayılı kararda; “… … Ağır Ceza Mahkemesinin … esas dosyasında sanık olarak yargılanan …’nin adına kayıtlı … ve … GSM numaralı hatlar üzerinden bylock tespiti yapıldığı ve bu hatlar üzerinden bylock kullanan kişinin sanık olarak yargılanan … isimli şahıs olmadığının tespit edilmesi üzerine Erzurum CBS’ye suç duyurusu yapılması üzerinden soruşturma işlemlerine başlanıldığı,… Hts kayıtları incelenen … numaralı hattan en fazla iletişim kurulan kişilerin tespit edildiği, bu hat üzerinden 194 kez … isimli şahısla irtibat kurulduğu, … adına kayıtlı … GSM numarasının … tarafından kullanıldığı, bu hususun söz konusu numaranın çeşitli kurumlara iletişim numarası olarak beyan edilmesinden anlaşıldığı, … tarafından kullanılan bu hattın irtibatlı olduğu bylock tespit edilen … numaralı gsm hattının …’nin eşi veya birinci derece yakınları tarafından kullanılıyor olduğunun değerlendirildiği, …’nin eşi olan …’nin araştırıldığı, bu şahsın… ID numarası ile bylock kullanıcısı olduğu, bu şahsa ait bylock irtibat analiz sorgulamasında bylock programı üzerinden irtibat kurduğu 13 kişinin … ile ortak kişiler olduğu hususunun anlaşıldığı, bu doğrultuda bylock tespit edilen … … tarafından kullanıldığı hususunun tespit edildiği,
…’nin 22/03/2021 tarihinde tanık sıfatıyla SEGBİS aracılığıyla alınan ifadesinin “Bana sormuş olduğunuz … isimli şahsı hatırlayamadım. … numaralı GSM hattını da hatırlayamadım. Bu hattı kullanmadım. … benim resmi nikahlı eşim olur. … kayın biraderim olur. Eşimin kullandığı cep telefonu … numaralı GSM hattıdır. … ve … isimli şahsı öğretmen olması nedeniyle tanırım. Her ne kadar bana sormuş olduğunuz hat üzerinden benim eşimle ve iş arkadaşlarımla iletişim kurulmuş ise de … numaralı GSM hattını ve bu hat üzerinde bylock programını ben kullanmadım. Benim olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir”…” yolunda tespitlere yer verildiği görülmüştür.
Yukarıda yer verilen tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; aboneliği davacı adına kayıtlı olmakla birlikte davacının kendi kullanımında olmadığını beyan ettiği … numaralı GSM hattının ByLock listesinde bulunduğunun tespit edilmesi üzerine Savcılık makamı tarafından hattın gerçek kullanıcısının tespiti amacıyla Antalya KOM Şube Müdürlüğünden söz konusu hatta ilişkin HTS kayıtlarının istenilmesi sonrasında dosyaya sunulan 24/01/2017 tarihli HTS Araştırma Tutanağında, anılan GSM hattının Erzurum ilinde bulunan baz istasyonlarında sinyal kaydının bulunduğu, … isimli şahsın Erzurum adresinde ikamet ettiği, … adına kayıtlı bulunan … GSM hattının 31/05/2011 tarihinde … isimli şahsın almış olduğu … pasaport müracaatında irtibat numarası olarak beyan edildiği tespitlerine yer verildiği, bu durumda anılan hattın davacının kız kardeşi olan (ve Fethullah Gülen’in akrabası olduğu belirlenen …’nin eşi) … tarafından kullanıldığının, davacının engelli bireylere sağlanan avantajlar sebebiyle tüm aile bireylerine kendi adına GSM hattı alarak kullanımlarına izin vermiş olduğu yönündeki kendi beyanı ile … ve …’nin beyanlarıyla da uyumlu şekilde Savcılık kararıyla sabit olduğu anlaşıldığından, davacının kız kardeşinin kullanımında olduğu adli makamlarca tespit edilen … GSM numaralı hat üzerinden ByLock programını kullanmış olduğu yolundaki tespitin bu aşamada geçerliliğini yitirdiği, bu nedenle söz konusu tespitin davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen idari soruşturma esnasında ifadelerine başvurulan tanıkların davacının FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakına dair herhangi bir görgü ve bilgilerinin bulunmadığına yönelik beyanlarda bulundukları görülmüştür.
Ayrıca, davacı hakkında yürütülen ceza soruşturması sonucunda verilen ek kovuşturmaya yer olmadığı yolundaki kararın incelenmesinden; davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve/veya iltisakını gösterir tespitler bulunup bulunmadığı hususunda yapılan araştırmalar neticesinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir herhangi bir vakıf, şirket ya da iş yerinde çalışma kaydının bulunmadığı, KHK ile ihraç edilen emniyet mensupları, sıkıyönetim komutanları atama listesinde kaydının bulunmadığı, FETÖ/PDY’ye müzahir sendika ya da derneklerde üyelik kaydının bulunmadığı, Bank Asya’da 31/12/2013 ile 24/12/2014 tarihleri arasında para artışı olan/yeni hesap açan şahısların listesini gösterir tabloda kaydının olmadığı anlaşılmıştır.
Öte yandan, İdare Mahkemesi tarafından, davacının FETÖ/PDY terör örgütü pramitinin en üstünde bulunanlarla yakın akrabalık ilişkisi içinde olması hususu da ret kararına gerekçe olarak alınmış ise de, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakına ilişkin herhangi bir veri içermeyen ve doğrudan davacıya isnat edilemeyecek olan aile üyeleriyle ilgili tespitlerin, davacının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı noktasında aleyhine bir tespit olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.