Danıştay Kararı 5. Daire 2018/5206 E. 2022/7475 K. 24.10.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2018/5206 E.  ,  2022/7475 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5206
Karar No : 2022/7475

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Üniversitesi Rektörlüğü / …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin (… tarihli ve … sayılı yazıyla kendisine bildirilen) Kocaeli Üniversitesi Yönetim Kurulunun … tarihli ve … sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:… , K:… sayılı kararında; davacı hakkında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında disiplin soruşturması başlatıldığı, davacının anılan Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli V sayılı listede Fetö ile irtibatı belirlenen … Konfederasyonuna bağlı … Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikası üyesi olduğu, davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında araştırmaların devam ettiği ve yapılan soruşturma kapsamında hazırlanan İnceleme Raporuna istinaden davacının kamu görevinden çıkarılması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı, uyuşmazlık konusu olayda, davalı idare tarafından anılan mevzuat kapsamında usulüne uygun olarak soruşturma yapıldığı ve davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisakı değerlendirmesini yapması hususunda yetkililerin ortak kanaatleri doğrultusunda dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilerek davacının kamu görevinden çıkarılmasına dair işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:… , K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen iddiaların kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte olmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45/3. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, dava açıldıktan sonra 693 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki liste ile de kamu görevinden çıkarıldığı, bu nedenle açılan bu davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiği, Ufuk Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikasına ait hiçbir faaliyette yer almadığı, arkadaşının ricası üzerine Sendikaya üye olduğu, Sendikaya üye olmanın tek başına kamu görevinden çıkarma işlemi için yeterli bir ölçüt ve kıstas olmadığı, hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … ‘NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Davalı idare bünyesinde görev yapan davacı, … tarihli ve … sayılı yazıyla kendisine bildirilen Kocaeli Üniversitesi Yönetim Kurulunun … tarihli ve … sayılı işlemiyle kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında Anayasal Düzeni Ortadan Kaldırmaya Teşebbüs Etme ve Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçlarından açılan adli soruşturma sonucunda … Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunun … tarihli ve Sor. No:… , K:… sayılı kararıyla kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği görülmüştür.
Ayrıca, davacının, 693 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarıldığı ve davacı tarafından göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna başvuru yapıldığı anlaşılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK’nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM, “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararında; davacı hakkında 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında disiplin soruşturması başlatıldığı, davacının anılan Kanun Hükmünde Kararname’ye ekli V sayılı listede Fetö ile irtibatı belirlenen … Konfederasyonuna bağlı … Sağlık ve Sosyal Hizmet Görevlileri Sendikası üyesi olduğu, davacı hakkında … Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında araştırmaların devam ettiği ve yapılan soruşturma kapsamında hazırlanan İnceleme Raporuna istinaden davacının kamu görevinden çıkarıldığı, davalı idare tarafından anılan mevzuat kapsamında usulüne uygun olarak soruşturma yapıldığı ve davacının FETÖ terör örgütü ile irtibat ve iltisakı değerlendirmesini yapması hususunda yetkililerin ortak kanaatleri doğrultusunda dava konusu işlemin tesis edildiği gerekçelerine yer verilmiş ise de, davacı tarafından bu tespitlerle ilgili olarak, dava dosyasında yer alan beyanlarında özetle; Sendikaya ait hiçbir faaliyette yer almadığı, arkadaşının ricası üzerine Sendikaya üye olduğu, Sendikaya üye olmanın tek başına kamu görevinden çıkarma işlemi için yeterli bir ölçüt ve kıstas olmadığı, 2015 yılı içerisinde doğum izninde olduğu ve 2016 yılı başlarında işine geri döndüğü, söz konusu Sendikanın FETÖ/PDY terör örgütü ile bağlı olduğunu öğrendikten sonra sendika değiştirme kararı aldığı ve 15/06/2016 tarihinde Sendikadan istifa ettiği, hakkında yürütülen ceza soruşturması neticesinde kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği ileri sürülmüştür.
UYAP kayıtlarının ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ve kesinleşen ceza soruşturması neticesinde … Cumhuriyet Başsavcılığı Hazırlık Bürosunca verilen … tarihli ve Sor. No:… , K:… sayılı kararda yer alan, “…Şüphelinin, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı ve kapatılan … Konfederasyonuna bağlı … Sağlık Sen sendikasına üye kaydı bulunduğunun 12/01/2015 – 15/06/2016 tarihlerinde toplamda 204,76 TL aidat ödediğinin KOÜ Personel Daire Başkanlığının 21/11/2017 tarihli cevabi yazısı ile tespitlendiği, Dosya içerisinde yer alan 04-06/07/2017 tarihli HTS tespit tutanaklarında, şüphelinin haklarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği soruşturması gerçekleştirilen, tutanakta belirtilen dört şahısla görüşmeleri olduğu tespit edilmiş ise de, şüphelinin sosyal konumu ve KOÜ Döner Sermaye İşletme Müdürlüğü Ebe kadrosunda görevli olarak görev yapması sebebiyle toplumun her kesiminden insanlarla görüşme yapabileceğinin değerlendirildiği, görüşme içerikleri mevcut olmadığından görüşmenin örgütsel nitelik arz ettiği hususunda herhangi bir tespitin yapılamadığı… …şüphelinin FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün kuruluş amaçlarını, faaliyet ve eylemlerini benimseyerek gönüllü olarak örgüt hiyerarşisine dahil olmayı tercih edip, örgütle organik bağ kurarak sürekli, çeşitli ve yoğun faaliyette bulunduğu hususunda kamu davasının açılmasını gerektirecek herhangi bir delil elde edilemediği, yalnızca şüphelinin yukarıda anlatıldığı şekilde HTS görüşmelerinin olmasının ve FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı nedeniyle kapatılan … Sağlık Sen sendikasına 2015-2016 yılları arasında üyeliğinin bulunmasının müsned suçtan şüpheli hakkında kamu davası açılmasına elverişli delil olmadığı…” yolundaki tespitler ile davacının beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının terör örgütüne müzahir Sendikada yöneticilik ve benzeri şekilde aktif bir görev üstlenmeksizin sürdürdüğü sendika üyeliğinin, salt bu haliyle örgütsel amaçla hareket ettiğini ve örgütsel faaliyette bulunduğunu ortaya koyabilecek bir husus olmadığı, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair davalı idarece dava dosyasına başkaca bir bilgi ve belge de sunulmadığı, bununla birlikte davacı hakkında yürütülen söz konusu ceza soruşturması neticesinde kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği anlaşıldığından, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 24/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.