Danıştay Kararı 5. Daire 2018/5264 E. 2022/7857 K. 01.11.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2018/5264 E.  ,  2022/7857 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2018/5264
Karar No : 2022/7857

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı / ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacının, Genel Kurmay Başkanlığı … Komutanlığı bünyesinde uzman çavuş olarak görev yapmakta iken 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ve sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin 29/08/2016 tarihli işlemlerin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararında; 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi kapsamında davacının durumunun incelenmesi üzerine terör örgütüne üyelik, mensubiyet, irtibat ya da iltisakı olduğunun değerlendirildiği, dosyada bulunan bilgi ve belgelerden, davacının Özel Kuvvetler Komutanlığı kışlasında nizamiye vardiya görevlisi olarak bulunduğu, … Ağır Ceza Mahkemesi’nin … Esas sayılı dosyasında “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, Türkiye Büyük Milllet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs, TBMM’ni ortadan kaldırma veya görevini yapmasına engellemeye teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme, Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçunun beraberinde başka suç işleme, kasten öldürme” suçlarından yargılamasının devam ettiği, hakkında yürütülen idari soruşturma neticesinde darbe teşebbüsüne iştirak ettiğinin tespit edildiği, Anayasa ile kurulan hür demokrasi düzenini, temel hak ve hürriyetleri ortadan kaldırmak amacıyla Devletimize ve milletimize karşı 15/07/2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine, başta FETÖ/PDY terör örgütü olmak üzere terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kişilerin haklarında başlatılacak soruşturmalar kapsamında görevi başında kalması kamu düzeni ve güvenliği açısından sakınca oluşturacağından davalı idarece ilgili mevzuat uyarınca yapılan incelemeler ve yürütülen idari soruşturma neticesinde darbe teşebbüsüne iştirak ettiği anlaşılan davacının, … Ağır Ceza Mahkemesinde devam eden yargılaması da dikkate alındığında kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından; 15 Temmuz 2016 hain darbe girişimi günü Özel Kuvvetler Komutanlığı nizamiyesinde aylık planlı sicil amirleri tarafından düzenlenen resmi onaylı nöbet çizelgesinde isminin yer aldığı, nizamiye nöbetçi uzmanlığı görevini yerine getirmek dışında hiçbir kanunsuz olaya karışmadığı, darbeye teşebbüs ettiğine ve FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat veya iltisakının bulunduğuna dair hiçbir tanık beyanı, somut bilgi ve delil bulunmadığı, nitekim hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde isnat edilen tüm suçlardan beraatine karar verildiği ve anılan kararın kesinleştiği, davalı idarece düzenlenen idari tahkikat raporunda, kendi adının da geçtiği listede yer alan isimlerin … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yürütülen davada beraat etmeleri halinde kamu görevine iade edilmelerinin uygun olacağı yönünde değerlendirmede bulunulduğu belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından; Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının eksik inceleme nedeniyle bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.
Genel Kurmay Başkanlığı Özel Kuvvetler Komutanlığı bünyesinde uzman çavuş olarak görev yapan davacı, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Milli Savunma Bakanlığının 29/08/2016 tarih ve 2016/28 sayılı işlemi ile kamu görevinden çıkarılmış ve idare ile akdetmiş olduğu sözleşme aynı tarihte feshedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemlerin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen davayı açmıştır.
Öte yandan, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile davacının; “Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma”, “Nitelikli Kasten Öldürme” ve “Nitelikli Kasten Öldürmeye Teşebbüs” suçlarından, anılan suçları işlemediğinin sabit olması nedeniyle CMK’nın 223/2-b maddesi uyarınca beraatine, “Anayasayı İhlal”, “Yasama Organına Karşı Suç” ve “Hükümete Karşı Suç” suçları bakımından ise, TCK’nın 30/4. maddesi uyarınca işlediği fiilin haksızlık oluşturduğu hususunda kaçınılmaz bir hataya düştüğü anlaşıldığından CMK’nın 223/3-d maddesi gereğince ceza verilmesine yer olmadığına karar verildiği, söz konusu karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddine karar verildiği, anılan kararın Yargıtay … Ceza Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararıyla davacı yönünden onanarak kesinleştiği görülmüştür.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK’nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
AİHM, “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır. Bununla birlikte iptal davaları idarî işlemlerin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlâl edilenler tarafından açılan davalardır. İdari işlem ise idarenin kamu gücü kullanarak tek taraflı olarak tesis ettiği hukuki sonuç doğuran işlemdir. İdareyi işlem yapmaya sevk eden maddi ve hukuki etkenler ise idari işlemin sebep unsurunu oluşturmaktadır.
667 sayılı KHK’nın 4. maddesinin öngördüğü üzere terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına karar verilir” hükmü gereğince davacı hakkında dava konusu işlem tesis edilmiştir.
Bu kapsamda davacı hakkındaki terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönünde davalı idarece yapılan değerlendirmenin de kuşkusuz keyfilikten uzak olması gerekir.
Dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuki denetiminin yapılabilmesi; bu değerlendirmeyi haklı kılan maddi sebeplerin yargılama esnasında davalı idarece ortaya konulmasına ve izah edilmesine bağlıdır. Bu konudaki yükümlülük şüphesiz öncelikle dava konusu işlemi tesis eden davalı idareye aittir. Bununla birlikte idari yargı mercilerince 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesinde öngörülen resen araştırma ilkesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için her türlü inceleme ve araştırmanın yapılması da mümkün, hatta olayın niteliğine göre gereklidir.
Dava dosyasının incelenmesinden; davalı idarece davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 4. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılması ve sözleşmesinin feshedilmesine ilişkin işlemlerin gerekçesi olarak; davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu yönündeki “değerlendirme”nin gösterildiği, söz konusu “değerlendirme”nin dayanağı olarak da, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15 Temmuz 2016 gecesi davacının Özel Kuvvetler Komutanlığı kışlasında nizamiye vardiya görevlisi olarak bulunduğunun ve darbe teşebbüsü eylemine iştirak ettiğinin belirtildiği, İdare Mahkemesince ise davacının darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15 Temmuz 2016 gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı kışlasında nizamiye vardiya görevlisi olarak görevlendirilmesinin özel bir görevlendirme kapsamında olup olmadığı hususu araştırılmaksızın, davacının Özel Kuvvetler Komutanlığı kışlasında nizamiye vardiya görevlisi olarak bulunduğu, hakkında yürütülen idari soruşturma neticesinde darbe teşebbüsüne iştirak ettiğinin tespit edildiği ve davacı hakkındaki adli sürecin devam ettiği hususları gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verildiği, Bölge İdare Mahkemesince de bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddedildiği görülmüştür.
Öte yandan, İdare Mahkemesi tarafından davacı hakkında ceza yargılamasının devam etmesi hususu ret kararına gerekçe olarak esas alınmış ise de, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasının sadece bu haliyle FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.
Bununla birlikte, UYAP kayıtlarının ve dava dosyasının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde … Ağır Ceza Mahkemesince verilen ve kararımızın “Maddi Olay ve İlgili Mevzuat” kısmında da belirtildiği üzere daha sonra kesinleşen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda, “…Sanık …’in P.Uzm.Çvş. rütbesiyle Kh. Des. Gr. Emn. ve Mhf. Bl. Niz. Tk. 2’nci Emn. Mng.(Tim K.) olarak görev yaptığı,…16.07.2016 tarihinde nizamiye bölgesinde yakalandığı, iş yerinde ve adresinde yapılan aramalarda bir suç unsuruna rastlanılmadığı, haziran ayında düzenlenen nöbet çizelgeye göre 15.07.2016 tarihinde nizamiye vardiya görevlisi olduğundan nizamiye bölgesinde olduğunu, sanık …’nin saat 21.58’de silahlı ve teçhizatlı bir nizamiye bölgesine geldiği, nizamiye bölgesinde nöbetçi olan sanıkları toplayarak “İstanbul ve Ankara genelinde çok büyük bir terör saldırısı olacağını ve Özel Kuvvetler Komutanına saldırı olacağını” söyleyerek tedbirli olmalarını söylediği, silahlı ve teçhizatlı bir şekilde nizamiye bölgesine gelen sanıklar …, …, …, …, … ve … ile … ve …’nın terör saldırıları tehdidi nedeniyle takviye amacıyla geldiklerini söyledikleri, gelen sanıkların nizamiyenin kontrolünü ele aldıkları, sanık …’nun orta kontrol bölgesinde nöbetçi astsubayı koltuğuna oturduğu, kışla nöbetçi amiri tanık … “Olağanüstü bir durum olduğundan nizamiyedeki tebdirler artırılsın” emrini verdiği, nöbetçi subayı tanık …’nin nizamiye bölgesine giderek emri nizamiye nöbetçilerine verdiği, tanık …’nin telefonla bildirdiği “ikinci bir emre kadar general dahil giriş çıkış olmayacağını, nizamiyenin kapılarının kapatılması, içeriye General dahil kimsenin alınmamasını, gelenleri kibar bir şekilde geri çevrilmesi” şeklindeki emrini tanık …’nin nizamiye nöbetçilerine verdiği, nöbetçi subayı tanık …’nin sanıklar …, …, …, …, …, … ve … ile … ve …’yı gördüğü ve onlarla konuştuğu halde nizamiye nöbetçilerine herhangi bir şey demediği, 32. Tabura alarm verildiğinin söylendiği, tanık …’nin gözetiminde 32. Tabur personellerinden tanıklar …, … ve …’nin içeriye alındığı, daha sonra nizamiye kapısına 4 araçla gelen sanık …’nin başında olduğu sanıklar …., …, …, …, …, …, …, …, …, …. ve …’dan oluşan timin alınmasını sanık …’nin istediği, sanık …’nin talimatıyla tanık …’nin gözetiminde sanık …’nin başında olduğu timin nizamiyeden alındığı, nöbetçi amiri …’nin Hareket Merkezin kontrolünü ele geçirene kadar verilen emirlerden ve alınan tedbirlerden sanık …’ye bahsederek emirlerini aldığı, başlarında sanık …’nin olduğu darbe girişimine katılan sanıkların Hareket Merkezinde kontrolü ele geçirildikten sonra nöbetçi amiri … ve nöbetçi subay …’nin nöbetçi amirliğe sığındıkları, bir daha buradan çıkmadıkları, nizamiye nöbetçileri olan sanıklarla bir daha irtibat kurmadıkları, nizamiye nöbetçileri sanıklara Özel Kuvvetler Komutanı Tümgeneral …’nın Okul Komutanı ve Albay …’nin kışlaya alınmasına dair ikinci emri ve dışarıda bekleyip içeriye girmeye çalışanların dost kuvvet olduklarına dair herhangi bir şey söylemedikleri, orta kontrol noktasında kontrolü ele geçiren sanık …’nun diafona ve telefonlara nizamiye nöbetçileri olan sanıkların cevap vermesini engellediği, ilerleyen saatlerde çatışma çıktığı, sanık …’nun sabah saatlerinde cep telefonundan Polis 155 İmdat hattını arayarak yardım istediği, sanık ..’in görevli olduğu nizamiye bölgesinden ayrılmadığı,
…Nizamiyeye silahlı ve teçhizatlı bir şekilde takviye amacıyla geldiklerini söyleyen sanıkların amacından haberdar olmayan sanık ..’in kışla nöbetçi amiri … ve nöbetçi subayı …’nin emir ve talimatları doğrultusunda hareket ettiği, nöbetçi amiri … ve nöbetçi subayı …’nin irtibat kurmadıklarından sonraki emirlerden haberdar olmadığı,
…Sanık ..’in silahlı örgüt üyesi olduğuna ilişkin iddianın, nizamiyede nöbetçi olan sanığın darbe girişiminde bulunan sanıklarla birlikte nizamiyede bulunması olduğu, bunun dışından başka bir iddianın bulunmadığı, dosya kapsamında sanığın örgütle irtibatına dair bir delilin de bulunmadığı,
…Sanık ..’in nizamiye bölgesinde ayrılmadığı, karargah binasının önünde şehit edilen …’nin vurulmasıyla ilgisine dair bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı,
…Sanık ..’in nizamiye bölgesinde ayrılmadığı, su arıtma tesisleri bölgesinde vurulan mağdur …’nun yaralanmasıyla ilgisine dair bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı,…” tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Bu nedenlerle, Mahkemece, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümü için;
“Davalı idareye, davacının darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15 Temmuz 2016 gecesi Özel Kuvvetler Komutanlığı kışlasında nizamiye vardiya görevlisi olarak görevlendirilmesinin özel bir görevlendirme kapsamında olup olmadığının sorularak, bu hususa ilişkin bilgi ve belgelerin istenilmesine,
Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile Emniyet Genel Müdürlüğü Terörle Mücadele Daire Başkanlığına; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait örgüt içi iletişim programı (ByLock) kullandığına ya da ankesörlü telefon görüşme kaydı bulunduğuna ilişkin tespit olup olmadığının sorulmasına, var ise tespitlere ilişkin belge ve raporların, (mahiyetleri ve kullanım bilgileri yer alacak şekilde) FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında var ise davacının adının geçtiği ifade tutanaklarının istenilmesine,
Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna; davacının, müflis Asya Katılım Bankası AŞ’de katılım ya da cari hesabının bulunup bulunmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, hesap no, hesap açılma tarihi, işlem tarihleri, işlemlerin mahiyeti, tutarı yer alacak şekilde) istenilmesine,
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait özel öğretim kurum ve kuruluşlarına ilişkin eğitim kaydı ile özel öğrenci yurtları vb. ilişkin kayıt bilgileri (istihbari olanlar dâhil) olup olmadığının sorularak, var ise tespitine ilişkin belge ve raporların istenilmesine,
Hazine ve Maliye Bakanlığı Mali Suçları Araştırma Kuruluna (MASAK); davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili gerçek (sivil imamlar vb) veya tüzel (Kimse Yok Mu Derneği vb) kişilere bağış ya da para transferinin olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, dernek/vakıf, miktar ve tarih yer alacak şekilde) istenilmesine,
İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan dernek ya da sendika/federasyon/konfederasyonlarda yönetim/denetim/genel kurul üyelik/aidat bilgisi olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Vakıflar Genel Müdürlüğüne; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne ait olduğu gerekçesiyle kapatılan vakıflarda üyeliği ya da mütevelli heyeti üyeliği olup olmadığının sorularak, var ise ilgili belge ve raporların (şahıs, tarih aralığı ve ilgili kuruluş yer alacak şekilde) istenilmesine,
Krea İçerik Hizmetleri ve Prodüksiyon Anonim Şirketine; davacının Digitürk aboneliğinin bulunup bulunmadığı, aboneliği bulunuyorsa bu aboneliği iptal ettirip ettirmediğinin, iptal ettirmiş ise hangi tarihte iptal ettirdiğinin sorularak, var ise müşteri hizmetleri ile yapılan görüşmenin çözümünün ve diğer bilgi ve belgelerin birer örneğinin istenilmesine” yönelik yapılacak ara kararı neticesinde davalı idare ile yukarıda anılan kurum ve kuruluşlarca gönderilecek bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilerek karşı beyanlarının da alınmasından sonra davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut irtibatının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Kuşkusuz yukarıda anılan değerlendirme yapılırken davacı hakkındaki ceza soruşturmasındaki ve ceza kovuşturmasındaki (kesinleşmiş takipsizlik ya da beraat kararı ile sonuçlanmış olsa dahi) tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, eksik incelemeyle davanın reddi yönünde verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarihli ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda özetlenen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.