Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/13 E. , 2020/5373 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/13
Karar No : 2020/5373
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararına karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın, disiplin soruşturması başlatılmadan, savunma hakkı tanınmadan ve kişiselleştirme yapılmadan tesis edildiği, somut delil gösterilmediği, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, suç ve cezaların geriye yürümezliği ilkesi ile cezaların kanuniliği ilkesinin, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. ve 7. maddesi ile Anayasa’nın 15., 36., 38., 90., 119., 121., 129/2. maddelerinin ve 2802 sayılı Kanun’un ihlal edildiği ileri sürülerek hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir. Öte yandan davacı tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesinin Anayasa’ya aykırı olduğu iddia edilerek, anılan hükmün iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması talep edilmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Dava dilekçesinin usule aykırılıklar yönünden incelenerek tespit edilmesi halinde davanın öncelikle usul yönünden reddi gerektiği, öte yandan dava konusu kararın amacının Türk yargı sistemini tamamen ele geçirmeyi hedefleyen ve bu amaç doğrultusunda hareket eden illegal bir yapının bu amaca ulaşmasının önlenmesi ile Türk yargısının bağımsızlığının ve tarafsızlığının korunması olduğu ve yargı mensuplarına olağan dönemde uygulanan 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu ve 6087 sayılı Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Kanununun ilgili hükümlerine değil Anayasa’nın 120. ve 121. maddeleri ile 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde yürürlüğe konulan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kanun Hükmünde Kararnamesine dayanılarak tesis edildiği, disiplin cezası niteliğinde olmayıp “göreve son” müessesesinin bir örneği olduğu, bu şekilde göreve son verme halinde zorunlu olmamasına rağmen ilgililere savunma haklarını kullanabilmeleri için 6087 sayılı Yasa’nın 33. maddesi uyarınca yeniden inceleme başvurusunda bulunma imkanı tanındığı, davacı hakkında tesis edilen karar ile ilgili olarak kişiselleştirmenin yapıldığı, dava konusu kararın hukuka ve mevzuata uygun olduğu ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. Maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu’nun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Dava dilekçesinde, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … ve … sayılı kararlarının iptali istenilmiş ise de, istemin anılan Kurulun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin … tarih ve … sayılı karara yönelik olduğu anlaşılmakla, iptal istemi bu kararların davacıya ilişkin kısmına hasren incelendi.
Tarafların usule ilişkin iddiaları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi.
T.C. Anayasasının 138. maddesinde, “Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. …”, 139. maddesinde, “Hakimler ve savcılar azlolunamaz, …. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, “Hakimler ve Savcılar Kurulu” başlıklı 159. maddesinin 8. fıkrasında, “Kurul, … meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar; Adalet Bakanlığının, bir mahkemenin kaldırılması veya yargı çevresinin değiştirilmesi konusundaki tekliflerini karara bağlar; ayrıca, Anayasa ve kanunlarla verilen diğer görevleri yerine getirir.”, bu maddenin 10. fıkrasında ise, “Kurulun meslekten çıkarma cezasına ilişkin olanlar dışındaki kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulamaz. … ” hükümlerine yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Hakimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” başlıklı 53. maddesinde, “Hakim ve savcıların: a) fıkrasında, Bu Kanun hükümlerine göre meslekten çıkarılmaları veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilmesi, b) fıkrasında, Haklarında soruşturma ve kovuşturma bulunması halleri hariç olmak üzere, mesleğe alınma koşullarından herhangi birini taşımadıklarının sonradan anlaşılması, …. hallerinde görevleri sona erer.” şeklinde düzenleme yapılmıştır.
6087 sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Kanunu’nun “Kurulun görevleri” başlıklı 4. maddesinin; hakim ve savcılarla ilgili olarak (b) fıkrasının 6. bendinde meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, 7. bendinde, disiplin cezası verme, 8. bendinde de görevden uzaklaştırma işlemlerini yapmak Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Genel Kurulun Oluşumu ve Görevleri” başlıklı 7. maddesinin 2. fıkranın (ı) bendinde de, Adli ve idari yargı hâkim ve savcıları hakkında meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma Genel Kurulun görevleri arasında sayılmış, “Yeniden inceleme, itiraz ve yargı yolu” başlıklı 33. maddesinde ise, Genel Kurulun veya dairelerin, meslekten çıkarma cezasına ilişkin kesinleşmiş kararlarına karşı yargı mercilerine başvurulabileceği, diğer kararlarının yargı denetimi dışında olduğu, meslekten çıkarma kararlarına karşı açılan iptal davalarının ilk derece mahkemesi olarak Danıştay’da görüleceği hükme bağlanmıştır.
15.7.2016 günü başlatılan darbe girişimi üzerine; kamu düzeni ve güvenliği açısından Anayasa’nın 120. maddesi ve 2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanunu çerçevesinde; Milli Güvenlik Kurulunun Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi yönündeki 20.7.2016 tarih ve 498 sayılı tavsiye kararı üzerine, toplanan Bakanlar Kurulu’nca ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş, bu karar Türkiye Büyük Millet Meclisinde onaylanarak 21.7.2016 tarihli ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
2935 sayılı Olağanüstü Hal Kanununun 4. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulunca 22.7.2016 tarihinde kararlaştırılan 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname 23.07.2016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe konulmuş, “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3. maddesinin 1. fıkrasında, “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …. hâkim ve savcılar hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca …. meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir.” şeklinde düzenleme yapılmış ve bu Kanun Hükmünde Kararname, 29.10.2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun ile kanunlaşmıştır.
08.03.2018 tarihinde yürürlüğe giren 7075 sayılı Kanun ile kanunlaşan 23.01.2017 tarih ve 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 11. maddesinin 2. fıkrası ile, “22.7.2016 tarih ve 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesinin birinci fıkrası ile 18.10.2016 tarih ve 6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun’un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilenler, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştaya dava açabilir.” hükmü getirilmiştir.
Davaya konu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun 15.11.2016 tarih ve 2016/440 sayılı kararıyla, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun, 667 sayılı KHK’ nın 3 üncü maddesi uyarınca yapacağı değerlendirmenin, adli suç ya da disiplin suçu niteliğindeki somut bir eylemin soruşturması niteliğinde olmadığı, hâkim ve Cumhuriyet savcılarının Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan Milli Güvenlik Kurulu kararlarında ifade edildiği şekliyle “Paralel Devlet Yapılanması” ile “üyelik”, “mensubiyet”, “iltisak” veya “irtibat” şeklinde herhangi bir bağlantılarının bulunup bulunmadığına ilişkin olup somut olayın yukarıda ifade edilen özellikleri, ilgililerin mesleğe kabulleri ile başlayan, eğitim merkezi ve Türkiye Adalet Akademisindeki faaliyetleri, hizmet içi eğitim ve yabancı dil eğitimlerine katılımlarına, yurtdışına gönderilmelerine, özel yetkili savcılıklara veya mahkemelere yahut idari görevlere atanmalarına ilişkin bilgiler ile bu görevlendirmelerde ve yine bir silah olarak kullanılan özel yetkili mahkemelere hâkim veya unvanlı olarak, Teftiş Kurulu Başkanlığına, başkan, başkan yardımcısı veya müfettiş sıfatıyla, idari kurumlara tetkik hâkimi, daire başkanı veya yardımcısı, genel müdür veya yardımcısı sıfatıyla v.s. şeklinde yapılan atamalarda dikkate alınan kriterler, özlük dosyalarındaki bilgi ve belgeler, sosyal medya hesaplarındaki paylaşımları, ilgililer hakkında Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kuruluna intikal eden şikâyet, ihbar, inceleme ve soruşturma dosyaları ile bu dosyalar hakkında verilen kararlar, mahallinde yapılan araştırmalar, FETÖ/PDY terör örgütü ile ilintili dosyalarda görev alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının bu dosyalarda yapmış oldukları işlemler ve verdikleri kararlar, örgüt mensuplarının haberleşme için kullandıkları şifreli programlarda yer alan kayıtlar, Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun FETÖ/PDY mensubu oldukları Emniyet Genel Müdürlüğü terörle mücadele birimlerince düzenlenen raporlarla sabit olan örgüt üyeleri hakkında tayin ettiği disiplin cezaları ve muhalefet şerhleri, sosyal çevre bilgileri ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığından temin edilen bilgi ile belgeler, ilgililer hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmanın niteliği ve isnat edilen suçlamalar ile gözaltı ve tutuklama kararları, soruşturma kapsamında ifadelerine başvurulan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının ifade ve sorgu tutanakları, soruşturma sürecinde samimi şekilde itirafta bulunan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının beyanlarının birlikte değerlendirilmesi sonucunda; ekli listede yer alan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (1) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlarının olduğu sabit görüldüğünden, adı geçenlerin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Olağanüstü Hâl Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3’üncü maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve ayrı ayrı olmak üzere meslekten çıkarılmalarına karar verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile meslekten çıkarılan davacının yeniden inceleme talebi de anılan Kurulun … tarih ve … sayılı kararıyla reddedilmiştir.
667 sayılı KHK’nin 3. maddesinde, yargı mensuplarının meslekten çıkarılmasının gerekçesi olarak, Anayasa’ya, kanunlara ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermekle yükümlü olan yargı mensuplarının, bağımsızlık ve tarafsızlık ilkeleriyle hiçbir biçimde bağdaşmayacak yapılanmaların içine girmeleri ile örgüt hiyerarşisi içerisinde ve ideolojik bağlılıkla hareket etmelerinin, Anayasal bir hak olan adil yargılanma hakkının önündeki en büyük engel olduğu ve nihayetinde yargıya olan güvene zarar verdiği belirtilmiştir.
6749 sayılı Kanun ve 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin “Yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlara ilişkin tedbirler” başlıklı 3 üncü maddesinin birinci fıkrasında, genel olarak terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplardan söz edilmekle birlikte, 667 sayılı KHK’nın genel gerekçesi ile madde gerekçesinde, “FETÖ/PDY” maddede sayılan “terör örgütü, yapı, oluşum veya gruplar” arasında belirtilmiş ve anılan maddeye göre meslekten çıkarma tedbirinin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olması zorunlu olmayıp irtibat ya da iltisak şeklinde olması da yeterli görülmüştür.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.09.2017 tarih, 2017/16-956 Esas ve 2017/370 sayılı kararı ile onanarak kesinleşen, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 24.04.2017 tarih, 2015/3 esas, 2017/3 karar sayılı kararında, Bylock iletişim sisteminin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü mensuplarının kullanmaları amacıyla oluşturulan ve münhasıran bu suç örgütünün bir kısım mensupları tarafından kullanılan bir ağ olması nedeniyle; örgüt talimatı ile bu ağa dahil olunduğu, gizliliği sağlamak için haberleşme amacıyla kullanıldığı ve kişinin örgütle bağlantısını gösteren delil olacağı kabul edilmiştir.
Davacı tarafından, dava konusu işlemin savunması alınmadan tesis edildiği ileri sürülmekte olup, savunma alınmadan meslekten çıkarmanın usul güvencesi sağlayan adil yargılanma hakkının sağladığı güvencelere aykırılık oluşturabilecek ise de, adil yargılanma hakkı, yargılamanın bütünü anlamında bir incelemeyi gerekli kıldığından, daha önceki bir safhada savunma alınma yoluna gidilmemesi şeklinde gerçekleşmiş bir eksikliğin yargılama süreci içinde giderilmesinin mümkün olması, diğer taraftan olağanüstü hâli gerekli kılan durum ile 667 sayılı KHK’nın amacı ile 3. ve 4. maddelerinde yargı mensupları ile kamu görevlilerine ilişkin düzenlenen tedbirlerin kapsamı ve içeriği dikkate alındığında, 667 sayılı KHK’de öngörülen meslekten veya kamu görevinden çıkarmanın, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğer yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran “olağanüstü tedbir” niteliğini taşıması ve davaya konu Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararının, disiplin hukuka ilişkin hükümlerin uygulanmasını gerektiren meslekten çıkarma cezası niteliğinde bulunmaması karşısında bu iddiaya itibar edilmemiştir.
Dosyanın içeriğinden ve davalı idarece sunulan CD’lerin incelenmesinden, tanık/şüpheli beyanları ve davacı ile ilgili FETÖ/PDY terör örgütü üyelerinin aralarında iletişimi sağlamak amacıyla kullandıkları bylock programına ilişkin yapılan tespitlerin birlikte değerlendirilmesinden davacının FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Kaldı ki her ne kadar kesinleşmemiş olmakla birlikte davacı hakkında silahlı terör örgütüne (FETÖ/PDY) üye olma suçuyla açılan kamu davasında, … Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararla; suçu sabit görülerek “7 yıl ,6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına” hükmedilmiştir.
Bu durumda FETÖ/PDY örgütü ile iltisak ve irtibatlı olan davacının meslekten çıkarılmasına dair Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulu kararında ve bu karara karşı davacı tarafından yapılan yeniden inceleme talebinin, aynı Kurulca reddedilmesine ilişkin kararının davacıyla ilgili kısımlarında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/11/2020 tarihinde, davacı ve vekilinin gelmediği, davalı idare vekili Av. …’nın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Davalı idare vekilinin açıklamaları dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra duruşma tamamlandı. Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 3. maddesi ile ilgili Anayasa’ya aykırılık iddiası ise ciddi görülmediğinden işin esasına geçildi, gereği görüşüldü:
A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ
1) Genel Olarak
Türkiye’de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı’nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa’nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK’nın anılan toplantısında “demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla” Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00’den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti tarafından Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte başlayan süreçte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’nin 15. maddesinde görüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği belirtilerek derogasyon bildiriminde bulunulmuştur.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (667 sayılı KHK) 3/1. maddesi ile yargı mensupları ve bu meslekten sayılanlardan terör örgütlerine veya Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK tarafından karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarihli ve 6749 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (685 sayılı KHK) ile 667 sayılı KHK’nın ilgili maddesi uyarınca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilen hâkim ve savcıların, kararın kesinleşmesinden itibaren altmış gün içinde ilk derece mahkemesi olarak Danıştayda dava açabilecekleri düzenlenmiştir. 685 sayılı KHK, 01/02/2018 tarihli ve 7075 sayılı Kanun’la değiştirilerek kabul edilmiş, anılan Kanun 08/03/2018 tarih ve 30354 sayılı (mükerrer) Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Nitekim, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Kadriye Çatal/Türkiye (B. No: 2873/17, 07/03/2017) kararında, haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen yargı mensupları için doğrudan Danıştayda iptal davası açma imkânının tanındığını belirterek Kadriye Çatal tarafından yapılan başvuruyu iç hukuk yollarının tüketilmemiş olduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur.
2) Davacıya İlişkin Süreç
… tarih ve … sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından … tarih ve … sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın iptali talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu … Bölge Adliye Mahkemesi … Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla reddedilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
B) İLGİLİ MEVZUAT
1) Anayasa
Anayasa’nın Başlangıç kısmında, Millet iradesinin mutlak üstünlüğü, egemenliğin kayıtsız şartsız Türk Milletine ait olduğu ve bunu Millet adına kullanmaya yetkili kılınan hiçbir kişi ve kuruluşun, bu Anayasa’da gösterilen hürriyetçi demokrasi ve bunun icaplarıyla belirlenmiş hukuk düzeni dışına çıkamayacağı belirtilmiş ve 176. maddesinde de Anayasa’nın dayandığı temel görüş ve ilkeleri belirten başlangıç kısmının, Anayasa metnine dâhil olduğu kuralı getirilmiştir.
Anayasa’nın 5. maddesi: “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır.”
Anayasa’nın 6. maddesi: “Egemenlik, kayıtsız şartsız Milletindir.
Türk Milleti, egemenliğini, Anayasanın koyduğu esaslara göre, yetkili organları eliyle kullanır.
Egemenliğin kullanılması, hiçbir surette hiçbir kişiye, zümreye veya sınıfa bırakılamaz. Hiçbir kimse veya organ kaynağını Anayasadan almayan bir Devlet yetkisi kullanamaz.”
Anayasa’nın 9. maddesi: “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”
Anayasa’nın 13. maddesi: “Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
Anayasa’nın 14. maddesi: “Anayasada yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve lâik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz.
Anayasa hükümlerinden hiçbiri, Devlete veya kişilere, Anayasayla tanınan temel hak ve hürriyetlerin yok edilmesini veya Anayasada belirtilenden daha geniş şekilde sınırlandırılmasını amaçlayan bir faaliyette bulunmayı mümkün kılacak şekilde yorumlanamaz…”
Anayasa’nın dava konusu kararların tesis edildiği tarihte yürürlükte olan hâliyle 15. maddesi: “Savaş, seferberlik, sıkıyönetim veya olağanüstü hallerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlâl edilmemek kaydıyla, durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılması kısmen veya tamamen durdurulabilir veya bunlar için Anayasada öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilir.
Birinci fıkrada belirlenen durumlarda da, savaş hukukuna uygun fiiller sonucu meydana gelen ölümler dışında, kişinin yaşama hakkına, maddî ve manevî varlığının bütünlüğüne dokunulamaz; kimse din, vicdan, düşünce ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz ve bunlardan dolayı suçlanamaz; suç ve cezalar geçmişe yürütülemez; suçluluğu mahkeme kararı ile saptanıncaya kadar kimse suçlu sayılamaz.”
Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes, özel hayatına ve aile hayatına saygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatının gizliliğine dokunulamaz.”
Anayasa’nın 36. maddesi: “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.
Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.”
Anayasa’nın 138. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”
Anayasa’nın 139. maddesi: “Hâkimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz.
Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”
Anayasa’nın 140. maddesinin ikinci fıkrası: “Hâkimler, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre görev ifa ederler.”
Anayasa’nın 159. maddesinin birinci fıkrası: “Hâkimler ve Savcılar Kurulu, mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kurulur ve görev yapar.”
Aynı maddenin sekizinci fıkrası: “Kurul, adlî ve idarî yargı hâkim ve savcılarını mesleğe kabul etme, atama ve nakletme, geçici yetki verme, yükselme ve birinci sınıfa ayırma, kadro dağıtma, meslekte kalmaları uygun görülmeyenler hakkında karar verme, disiplin cezası verme, görevden uzaklaştırma işlemlerini yapar…”
2) AİHS
AİHS’in 6. maddesinin birinci fıkrası: “Herkes davasının, medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahiptir. Karar alenî olarak verilir. Ancak, demokratik bir toplum içinde ahlak, kamu düzeni veya ulusal güvenlik yararına, küçüklerin çıkarları veya bir davaya taraf olanların özel hayatlarının gizliliği gerektirdiğinde veyahut, aleniyetin adil yargılamaya zarar verebileceği kimi özel durumlarda ve mahkemece bunun kaçınılmaz olarak değerlendirildiği ölçüde, duruşma salonu tüm dava süresince veya kısmen basına ve dinleyicilere kapatılabilir.”
AİHS’in 8. maddesi: “Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.”
AİHS’in 15. maddesi: “Savaş veya ulusun varlığını tehdit eden başka bir genel tehlike halinde her Yüksek Sözleşmeci Taraf, durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla, bu Sözleşme’de öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabilir.
Yukarıdaki hüküm, meşru savaş fiilleri sonucunda meydana gelen ölüm hali dışında 2. maddeye, 3. ve 4. maddeler (fıkra 1) ile 7. maddeye aykırı tedbirlere cevaz vermez.
Aykırı tedbirler alma hakkını kullanan her Yüksek Sözleşmeci Taraf, alınan tedbirler ve bunları gerektiren nedenler hakkında Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne tam bilgi verir. Bu Yüksek Sözleşmeci Taraf, sözü geçen tedbirlerin yürürlükten kalktığı ve Sözleşme hükümlerinin tekrar tamamen geçerli olduğu tarihi de Avrupa Konseyi Genel Sekreteri’ne bildirir.”
3) Kanun
667 sayılı KHK’nın değiştirilerek kabul edilmesine dair 6749 sayılı Kanun’un 3. maddesinin birinci fıkrası: “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen …hâkim ve savcılar hakkında hâkimler ve savcılar yüksek kurulu genel kurulunca meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilir. Bu kararlar, Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Meslekten çıkarma kararlarına karşı ilgili kanunlarda yer alan hükümler uyarınca itiraz edilmesi veya yeniden inceleme talebinde bulunulması üzerine verilen kararlar da Resmî Gazete’de yayımlanır ve yayımı tarihinde ilgililere tebliğ edilmiş sayılır. Görevden uzaklaştırılanlar veya görevlerine son verilenlerin silah ruhsatları ve pasaportları iptal edilir ve bu kişiler oturdukları kamu konutlarından veya vakıf lojmanlarından on beş gün içinde tahliye edilir.”
Üçüncü fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler hakkında da 4 üncü maddenin ikinci fıkrası hükümleri uygulanır.”
Aynı Kanun’un 4. maddesinin ikinci fıkrası: “Birinci fıkra uyarınca görevine son verilenler bir daha kamu hizmetinde istihdam edilemez, doğrudan veya dolaylı olarak görevlendirilemezler; görevinden çıkarılanların uhdelerinde bulunan her türlü mütevelli heyet, kurul, komisyon, yönetim kurulu, denetim kurulu, tasfiye kurulu üyeliği ve sair görevleri de sona ermiş sayılır. Bu fıkrada sayılan görevleri yürütmekle birlikte kamu görevlisi sıfatını taşımayanlar hakkında da bu fıkra hükümleri uygulanır…”
4) Etik İlkeler
Hâkimler ve savcılar Anayasa ve kanunlarla kendilerine verilen görev ve yetkileri, yazılı olsun ya da olmasın evrensel anlamda hâkim ve savcıları bağladığı hususunda kuşku bulunmayan etik kurallara tabi olarak yerine getirmelidirler.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilmiş ve Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünce tüm hâkim ve savcılara genelge olarak duyurulmuş olan “Bangalor Yargı Etiği İlkeleri”nde bağımsızlık, tarafsızlık, doğruluk, dürüstlük, eşitlik, ehliyet ve liyakat korunan değerler olarak sayılmıştır. Yine Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 10/10/2006 tarih ve 424 sayılı kararı ile benimsenmesine karar verilerek Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından tüm hâkim ve savcılara duyurulan Savcılar İçin Etik ve Davranış Biçimlerine İlişkin Avrupa Esasları “Budapeşte İlkeleri” de Bangalor İlkeleri ile benzer ilkeleri içermektedir.
Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde hâkimin; herhangi bir yerden herhangi bir sebeple doğrudan ya da dolaylı olarak gelebilecek her türlü dış etki, rüşvet, baskı, tehdit ve müdahaleden uzak şekilde, olaylara ilişkin kendi değerlendirmesine dayanarak ve hukuka dair kendi vicdani anlayışı ile uygun biçimde yargı işlevini bağımsız olarak yerine getirmesi; mahkeme içerisinde ve dışında, halkın, hukukçuların ve dava taraflarının yargı ve hâkim tarafsızlığına duyduğu güveni koruyacak ve artıracak davranışlar içerisinde olması; sürekli kamu gözetiminin öznesi durumunda olan hâkimin, sıradan bir vatandaşın ağır olarak nitelendirebileceği kişisel sınırlamaları kabul etmek durumunda olduğu ve bunu özgürce ve kendi iradesiyle yapması, özellikle yargı vazifesinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranması; diğer vatandaşlar gibi ifade, inanç, dernek kurma ve toplanma özgürlüğüne sahip olduğu ancak bu hakların kullanılmasında, yargı mesleğinin onurunu, yargının bağımsızlığını ve tarafsızlığını koruyacak şekilde davranması gerektiği hususları belirtilmiştir.
C) İNCELEME VE GEREKÇE
1) Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç
AİHS’in 15. maddesinde; savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde devletlerin, durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla AİHS’te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu tarafından yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararlar tesis edilirken ilgililere haklarındaki tespitler bildirilmek suretiyle karşı beyanda bulunma imkânı tanınmamış ise de AİHS’in 15. maddesi hükmü uyarınca ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde durumun gerektirdiği ölçüde kabul edilebilecek nitelikte olan bu hususun, yargılama aşamasında, hakkındaki tespitler bildirilerek ilgililerin bu tespitlere karşı beyanlarının alınması suretiyle giderilmesinin mümkün olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim AİHM’e göre karar alma veya yargılama sürecinde daha alt aşamalarda yaşanan bazı usule ilişkin eksikliklerin sonraki aşamalarda telafi edilebilmesi mümkündür (Helle/Finlandiya, B. No: 20772/92, 19/12/1997, § 45; Monnell ve Morris/Birleşik Krallık, B. No: 9562/81, 9818/82, 2/3/1987, §§ 55-70).
Bu kapsamda, davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılama safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgeler davacıya tebliğ edilmiş ve bu bilgi ve belgelere karşı etkin bir şekilde beyanda bulunma imkânı tanınmıştır.
Öte yandan hakkaniyete uygun yargılama hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla Dairemizce görülmekte olan bu davalarda usul kuralları oldukça geniş yorumlanmıştır.
Dava konusu kararlara karşı dava açma süresi, yargı yolunun açıldığı 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren değil anılan KHK’nın TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmesine dair 7075 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 08/03/2018 tarihinden itibaren başlatılmıştır.
Davacıların adli yardım talepleri, “yargılama veya takip giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olan kimselerin taleplerinin açıkça dayanaktan yoksun olmaması” şartının herhangi bir bilgi veya belgeyle (örneğin fakirlik ilmuhaberi) desteklenmesi beklenmeksizin kabul edilmiştir.
Bu kapsamda davacının adli yardım istemi Dairemizin 10/01/2019 tarihli kararı ile kabul edilmiştir.
Duruşmalı dosyalarda, tedavi kurumlarında veya ceza infaz kurumlarında bulunan ve mazeretleri nedeniyle duruşmalara katılamayacak olan davacıların duruşmalara kolaylıkla katılabilmeleri, yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması için Ses ve Görüntü Bilişim Sisteminden (SEGBİS) yararlanma imkânı sağlanmıştır.
06/01/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Tebligat ve cevap verme” kenar başlıklı 16. maddesinde; dava dilekçelerinin ve eklerinin birer örneği davalıya, davalının vereceği savunmanın davacıya, davacının ikinci dilekçesinin davalıya, davalının vereceği ikinci savunmanın da davacıya tebliğ edileceği düzenlenmiştir. Davalının ikinci savunmasında davacının cevaplandırmasını gerektiren hususların bulunması hâli dışında, davalının ikinci savunmasına karşı davacının cevap veremeyeceği, tarafların otuz günlük cevap verme süresinin geçmesinden sonra verecekleri savunmalara veya ikinci dilekçelere dayanarak hak iddia edemeyecekleri kurala bağlanmıştır. Bununla birlikte davalı idarenin ek beyan dilekçelerinde veyahut Danıştay savcı düşüncesine cevap dilekçelerinde dosyaya sunulan bilgi ve belgeler, davacıya tebliğ edilmiş ve dava dosyasına sunulan yeni bilgi ve belgelere karşı beyanlarını sunma imkânı sağlanmıştır.
Aynı maddede, haklı sebeplerin bulunması hâlinde, taraflardan birinin isteği üzerine otuz günü geçmemek ve bir defaya mahsus olmak üzere otuz günlük cevap verme süresinin uzatılabileceği belirtilmiştir. Dairemizce talep edilmesi hâlinde taraflara otuz günü geçmemek üzere ek süre verilmiştir.
Bununla birlikte, AİHS’in ‘’Adil Yargılanma Hakkı’’ başlıklı 6. maddesinin 1. fıkrasında herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili davasını makul bir süre içinde görülmesini isteme hakkına sahip olduğu düzenlemesi yer almıştır. Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi de makul sürede yargılanma hakkını Anayasanın 36. maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının bir parçası olarak görmüştür (Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 43). Anayasanın 141. maddesinin son fıkrasında da davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevleri arasında sayılmıştır.
AİHM kararları incelendiğinde; mahkemenin bir yargılamanın süresinin makul olup olmadığını incelerken her davanın kendi somut durumunu gözettiği ve davanın karmaşıklığı, başvuranların ve yetkili makamların yargılama sürecindeki davranışları ile ilgililer için davanın konusunun arz ettiği önem gibi kriterleri dikkate aldığı görülmüştür (Frydlender / Fransa, B. No: 30979/96, 27/6/2000, § 43, Yılmaz / Türkiye, B. No: 36607/06, 04/06/2019, §§ 32). Aynı şekilde Anayasa Mahkemesi de makul süre yönünden yaptığı incelemelerde, davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususları, bir davanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterler olarak belirlemiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 02/07/2013, § 41-45, Gülseren Gürdal ve Diğerleri, B. No: 2013/1115, 05/12/2013, § 46).
Bu kapsamda; yargı mensuplarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılması kararlarına karşı ilgililer tarafından genellikle işlem tesisinden sonra bu işlemlere karşı yargı yolu açık olmadığı halde altmış günlük dava açma süresi içinde Ankara İdare Mahkemelerinde ya da doğrudan Danıştay’da davalar açılmış ise de anılan işlemlere karşı ancak 23/01/2017 tarih ve 29957 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 685 sayılı KHK’nın yayımı tarihinden itibaren Danıştay’da yargı yolunun açılmış olduğu anılan KHK ile kabul edildiğinden, bu davaların esastan incelenmesine Dairemiz tarafından bu tarihten itibaren başlanmıştır.
Bununla birlikte yukarıda aktarıldığı üzere gerek ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikeye karşı ivedi şekilde tedbir almak zorunluluğu çerçevesinde olağanüstü şartlar altında tesis olunan işlemler nedeniyle açılan bu davaların karmaşık yapısına, gerekse hakkaniyete uygun yargılanma hakkına ilişkin güvencelerin (silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerinin) sağlanması amacıyla davalı idare tarafından dava konusu kararların gerekçesi olarak yargılamanın her safahatında dava dosyasına sunulan tüm bilgi ve belgelerin davacıya tebliğ edilmesi ya da davalı idarenin ikinci cevap dilekçesine karşı davacı tarafa ek süre verilerek cevap hakkı tanınması gibi geniş usuli uygulamalara rağmen bakılmakta olan bu dava mümkün olan en kısa süre içinde Dairemiz tarafından sonuçlandırılmıştır.
2) FETÖ’ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, “Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!”, “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 08/06/2018 tarih ve E:2016/238, K:2018/128 sayılı kararında ise FETÖ’nün yargı yapılanmasına ilişkin şu tespitlere yer verilmiştir:
“Örgütün hakim, savcı yapılanması bölgelere ayrılmış olup …bölgelerden sorumlu kişilere bölge abisi veya bölge ablası denilmektedir. Her bölgenin 8-10 evi kapsadığı, örgüt mensupları arasında farklı sohbet grupları ve bu gruplardan sorumlu örgüt imamı bulunmaktadır. …Örgüt üyesi hakim, savcıların sicil numaralarına veya mesleğe başlama aşamasında, adalet akademisindeki dönemlerine göre ayrı ayrı devre ve sicil numarası içerisinde gruplandırmaların yapıldığı, T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde belirli sicil aralıklarını kapsayan hakim, savcıların gruplandırılarak taşra ve devre yapılanması oluşturulmuştur. Her grupta kendi içerisinde hakim, savcı sayılarına göre 3-5 kişilik sohbet gruplarına ayrılmıştır. …Örgüt tarafından örgüt üyesi ile yapılan görüşme sonrasında hakim, savcı olması kararlaştırılan örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmak üzere örgüte ait Ankara’daki örgüt evlerinde sınava çalıştırılır. Bu örgüt evinin masraflarının örgüt tarafından karşılandığı ve sınava çalıştırılacak kişiler dışında başka kimsenin bu evlere giremediği anlaşılmıştır. Bu örgüt evlerinde hakimlik, savcılık sınavına girecek örgüt üyeleri sınavlara hazırlanmakta olup deneme sınavlarının yapıldığı ayrıca sınav sorularının örgüt tarafından yasal olmayan yollardan ele geçirilip bu evlerde sınavdan bir kaç gün önce örgüt mensubu abi veya ablalar tarafından örgüt üyelerine verilmiştir. Örgüt üyelerine cevapları işaretlenmiş soru kitapçıkları verilerek bunları ezberlemelerinin sağlandığı, bu şekilde örgüt üyelerinin sınavları kazanmalarının sağlandığı anlaşılmıştır. Yazılı sınavı kazanan örgüt üyeleri murakıplarca tekrar eve çağrılarak mülakat için hazırlanmakta mülakatta nasıl davranacaklarının öğretilmektedir. Ayrıca örgüt tarafından kendilerine referans bulunacağı veya kendilerinin referans bulmaları söylenmektedir. Mülakat sınavını kazanan ve hakim, savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacakları, ev sorumlularının kim olacağı anlatılarak, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibi yapılmaktadır. Staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmaları sağlanmaktadır. Her ev için bir sorumlu tayin edilmektedir. Adaylık sürecini tamamlayıp ataması yapılan örgüt üyesi hakim, savcıların örgüt tarafından takibine devam edildiği, sürekli irtibat kurularak bunların örgüte bağlılıkları sağlanmaktadır. Ataması yapılan örgüt mensubu hakim, savcının ilk maaşlarının tamamı örgüt tarafından alınmaktadır. Daha sonraki aylarda ise bekarlardan %15, evlilerden %10, en az 3 çocuğu olanlardan ise %5 oranında himmet toplanmaktadır. Bekar olan örgüt mensubu hakim, savcıların örgüt için önemli stratejik kurumlarda görevli örgüt üyeleri ile veya aynı meslekteki örgüt üyeleri ile evlenmelerinin teşvik edildiği ve katalog evlilikler yaptırıldığı anlaşılmıştır…
Örgüt tarafından hakim, savcılara yönelik adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kişisel programlar düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim, savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmektedir. Örgüt mensupları hak etmedikleri halde yurt içi ve yurt dışı yüksek lisans ve doktora programlarına yerleştirilmişlerdir…
HSYK ve Ad[a]let Bakanlığı Teftiş Kurulunda görev yapan örgüt mensubu müfettişlerce yapılan teftişlerde örgüt üyesi olan hakim, savcılarla örgüt üyesi olmayan hakim, savcılar farklı muameleye tabi tutulmakta, örgüt üyesi hakim, savcılara hak etmedikleri halde yüksek notlar ve olumlu siciller verilmekte, örgüt üyesi olmayan hakim, savcılara ise vasat veya düşük notlar verilmekte, sicilleri bozulmaktadır.
Örgüt üyesi hakim ve savcılar görev yaptıkları yerlerde görevleri nedeniyle öğrendikleri önemli bilgiler ile soruşturma ve dava dosyalarında gördükleri örgüt için önem taşayabilecek konuları gerek adliye gerekse il veya ilçede önemli görevlerde bulunan kişiler ile ilgili topladıkları bilgileri toplantılarda örgüt sorumlusu abiye iletmektedirler. Menfi takip heyeti denilen bir grup tarafından örgüt üyelerinden toplanan bu bilgiler değerlendirilmekte, neticesine göre yapılacak işlemler kararlaştırılmaktadır…
Örgüt mensubu hakim, savcıların deşifre olmasının önüne geçmek amacıyla örgüt üyesi hakim, savcıların çocuklarını örgüte ait olan okullara göndermemelerine karar verilmesi halinde örgüt üyesi hakim, savcı çocuklarının eğitimleri ile ilgilenilmesi, ayrıca ideolojik eğitim verilmesi için eğitim birim adıyla ayrıca bir birim kurulmuştur. Bu birim sorumlusu Yargıtay Üyesi olarak görev yapan örgüt üyelerinden seçilmektedir…
Örgüt faaliyetlerinin bir çoğunda gizlilik esas alınmasına karşın örgüt tarafından HSYK seçimlerine verilen önemden dolayı bu dönemde örgüt mensuplarının deşifre olmayı göze alarak seçimlerde tüm il ve ilçeleri kapsayan adliye ziyaretleri, ev ziyaretleri ve yemek organizasyonları düzenlemişlerdir. Sözde bağımsız örgüt üyesi adaylarının seçim gezilerine birlikte katılmışlardır. Örgütün 2014 yılı HSYK üye seçimlerinde gerek YARSAV listesi, gerekse bağımsız aday adı altında aday göstererek yargı içerisinde alternatif bir yargı gücü kuracak şekilde örgütlü olduğu anlaşılmıştır…”
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında yukarıda belirtilen tespitleri destekler mahiyette, FETÖ’nün niteliğine ilişkin aşağıdaki beyanların yer aldığı görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan …ye ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/10/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: “…Şunu söylemem gerekiyor ki cemaat farklı sınav evlerinde kalan şahısları birbiriyle tanıştırmaz. …Bu yapı sizi asla boşta bırakmaz, yani üniversiteden mezun olduğunuzda sınav çalışma eviniz hazırdır, sınavı kazanınca mülakat referans listeniz hazırdır, bunların her aşamasından sorumlu olan kişiler vardır. …Kural olarak bu yapı gizlilik üzerine kurulu olduğundan bir evde kalan diğer evde kalan kişileri tanımazdı. Ama biz bazen tanıştığımızda kimin bizden olduğunu hissediyor ve anlıyorduk. Biz staja başladıktan sonra bize yavaş yavaş tedbire riayet etmemiz hususu anlatılmaya başlandı. …bu yapıda ciddi bir hiyerarşi söz konusuydu. Ben maaşımın bekarken %15’ini, evlendikten sonra ise %10’unu cemaate himmet olarak verdim. …Evde kalan kişi sadece ev abisini tanır. Kıdemsiz birinin üst abileri tanıma şansı yoktur. Staj esnasında bize namazınızı gizli kılın gerekirse zorunlu hallerde namazlarınızı cem edin diyorlardı. Ramazan orucunuzu tutun ancak gerekirse oruç tutmuyormuş gibi davranın diyorlardı. Bunun haricinde önemli bir husus da bize evliliğin faziletleri anlatılıyordu. …Evlilikten sorumlu abi, evlendirmeyi düşündüğü erkeğe gelerek erkekten bir vesikalık fotoğraf ve bir CV ister, devamında bu CV’yi ve fotoğrafı bir havuza atardı. Aynı işlemi bayanlar için de yapıyorlardı. Devamında evlilikten sorumlu abi kendince uygun gördüğü eş adaylarını birbirleriyle tanıştırıyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan …ya ait Kilis Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 23/06/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “17-25 Aralık süreci sonrası örgütün sivil imamı … kod adlı şahsın katıldığı …bir toplantıda sivil imam adlicilere hitaben ‘elinizde …siyasal iktidara ilişkin yolsuzluk ihale usulsüzlüğü vs. gibi ses getirecek dosya varsa, bu tarz ses getirecek dosyaları bekletmeyin, hemen davasını açın.’ dedi. …Örgüt mensuplarının deşifre olmasını önlemek için tedbir ya da ruhsat diye tabir edilen yöntemler uygulanmaktaydı. Bu kapsamda örneğin; cuma namazına gitmememiz, adliyede namazları ima ile (göz ile) kılmamız, eğer mümkünse namaz vakti yetişiyorsa namazları cem ederek (birleştirerek) evde kılmamız, ramazan ayında eğer belli olacaksa oruç tutmamamız ve gerektiğinde alkol almamız talimatlandırılmıştı. …Bizim mezuniyet balomuzda, o dönemki yargı bürokrasisinin hassasiyeti de gözetilerek protokol masalarından görülecek açıdaki ön sıra masalara hep örgüt üyeleri oturtulmuş ve bunlara alkol almaları talimatlandırılmıştı diye biliyorum. …Seçim [2014 HSYK seçimi] süreciyle ilgili son olarak belirtmek istediğim, örgütün ByLock üzerinden birbirleriyle haberleşerek Facebook’taki hâkim-savcı gruplarında ya da adalet.org’da organize bir şekilde hareket ederek bağımsız aday tanıtımlarının altına adayı övücü, parlatıcı, adayı ön plana çıkartıcı yorumlar yapılmasının sağlanmasıydı. Buna örnek olarak bir olay anlatayım; R.Ş. mahkemede yanıma gelip bana tefonundaki ByLock mesajını okuttu. Yazının içeriğinde; –Tüm arkadaşların dikkatine, şu gün şu saatte Facebook’taki hâkim savcı gruplarında ve adalet.org’da ‘[…] …’ isimli bir paylaşım yapılacaktır. Paylaşımın altına bağımsız aday […]yi övücü yorumlar yapıp destekleyelim.– …Görüldüğü üzere örgüt sosyal medyada organize bir şekilde hareket ederek seçimde başarılı olmayı amaçlamıştır. …FETÖ yargı mensuplarını T1, T2, T3, T4, T5 üst başlığı/ tasnifi adı altında grup grup, hücre tipi yapılandırılmıştır. T3’teki bir kişinin ekstra bir tanışıklık yoksa diğerlerini bilmesi mümkün olmadığı gibi, yine T3 altında yer alan grupların da birbirini tanımaması genel kuraldır. Tedbir denilen gizlilik kurallarına riayet edilerek bu gizliliğin sağlanması amaçlanmıştır. Ama özellikle Ankara’da staj döneminde bu gizliliği sağlayamadılar. Bir çok farklı gruba mensup kişi birbirlerini bir şekilde tanıdı veya başkasından duymak suretiyle öğrendi. Ancak tedbire son derece riayet edenler kendilerini gizleyebilmiştir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan …ye ait Osmaniye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “Taşra yapılanmasında o dönemki adı ile cemaatin bu yapılanması profesyonel olarak yürütülüyordu. 2002 yılından itibaren taşra yapılanması kendi içerisinde T1, T2, T3, T4, T5 şeklinde bölümlere ayrılmıştı. (“T” taşra anlamına gelen yapılanmayı simgelerdi). T1 grubu 39 bin sicilden daha önce gelenlerdi. T2 grubu 39 bin, 42 bin sicillileri, T3 grubu 92 bin 109 bin arası sicillileri, T4 grubu daha sonraki sicillileri,T5 grubu 125 bin ve sonraki sicillileri ifade ederdi.”
Sonuç olarak FETÖ’nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Darbe teşebbüsünün bertaraf edilmesini takip eden günlerde, söz konusu kalkışmaya dâhil olan kişilerin telefon konuşmaları ve mesajları ortaya çıkmıştır. Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri (B. No: 2016/22169, 20/06/2017) kararında da yer alan, darbe teşebbüsünün şüphelilerinden olan Komiser Yardımcısı …nin telefonunda bulunan mesajlar bunlara örnek teşkil etmektedir. … nin telefonunda, “önemli, durum kötü, çok acil duyuru. tüm il ve ilçe imamlarını, abilere, ablalara, kurum imamlarına iletin, tüm hizmet mensupları darbeyi şiddetle kınayan açıklama yapsın, meydanlara inip kendisini kamufle etsin, resim çekilip sosyal medyada yayınlasın, demokrasi, seçilmiş irade falan desinler, ama fazla da asla muhterem hoca efendinin adı geçmesin açıklamalarda, hepimizi alabilirler, herkes -darbeden haberim yok TV’de gördüm ilk kez- desin, asla hükümete ve Tayyibe karşı olumsuz bir paylaşım yapmayın, bu gurubu kapatıyorum şimdi” şeklinde mesajların bulunduğu tespit edilmiştir.
3) Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü
AİHM “demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu” belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM’e göre “kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır.” (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
AİHM kararlarında yer alan sadakat yükümlülüğüne ilişkin yukarıda belirtilen ilkelerin hâkimlik ve savcılık mesleği açısından yorumlanması gerekmektedir.
Anayasa’nın “Hâkimlik ve savcılık mesleği” kenar başlıklı 140. maddesine Danışma Meclisi tarafından yazılan gerekçede “… Adalet tevzii herşeyden önce güvenilir nitelikte olmalıdır. Bu hizmeti görenlerin tarafsızlıklarından şüphe edilmesi, hizmetin tam olarak yerine getirilmiş olduğunun kabulüne engeldir. Bu itibarla görevlerinde özel hayatlarında tarafsızlıklarına dair bir davranışta bulundukları sanısını verecek hareketlerden sakınmak zorundadırlar.” denilmektedir.
Bu bağlamda, yargı mensuplarının sadakat yükümlülüğü memurlardan farklı olarak “bağımsızlık” ve “tarafsızlık” ilkeleri çerçevesinde hukuk devletine ve demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğü olarak ortaya çıkar.
Üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcıların, Anayasa gereği tarafsız ve bağımsız olarak görev yapmaları, Anayasa’ya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm vermeleri ve anayasal düzene sadakat göstermeleri, hukuk devletinde demokratik toplum düzeninin korunması açısından büyük önem arz etmektedir.
4) Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği
Anayasa’nın 139. maddesinde hâkim ve savcıların görevlerinin sona ermesi sonucunu doğuran işlemler, disiplin cezaları ve meslekte kalmalarının uygun olmadığı yönünde verilen kararlar olarak ikiye ayrılmıştır. 24/02/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Hâkimlik ve savcılık görevlerinin sona ermesi” kenar başlıklı 53. maddesinde de disiplin cezası niteliğindeki meslekten çıkarma işlemi ile hâkimlik ve savcılık görevinin sona ermesi sonucunu doğuran diğer işlemler ayrı ayrı belirtilmiştir.
Dolayısıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararların, bu kişilere disiplin cezası verilmesine ilişkin kararlardan ayrı nitelikte olduğu konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Dairemizin, Danıştay Başkanlığının internet sitesinde güncel kararlar başlığı altında yayımlanmış olan, 04/10/2016 tarih ve E:2016/8196, K:2016/4066 sayılı kararında da belirtilmiş olduğu üzere 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK’ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen yargı mensuplarının, “meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına” ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir” niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi ile “terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen” üstün kamu gücü yetkisi kullanma ayrıcalığına sahip bu kişiler hakkında uygulanmak üzere olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte yeni bir tedbir getirilmiştir.
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve hâkim ve savcılar hakkında bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir. Nitekim davalı idare, yargı mensupları hakkında aldığı meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararları, anılan yargı mensuplarının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisaklarının sabit olduğu gerekçesiyle tesis etmiştir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ”kavuşan, bitişen, birleşen”, irtibatlı kavramını ise ”bağlantılı” olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Bu bağlamda, üstün bir kamu gücü yetkisi niteliğindeki yargı yetkisini kullanan yargı mensupları yönünden örgüt ile irtibat ve iltisak hususu değerlendirildiğinde, yetki ve nüfuzlarını kullanarak örgütün amaçlarını gerçekleştirmesi için ya da örgütün talimatları doğrultusunda kendilerine veya başkalarına yarar sağlamak için bir takım hal ve hareketlerde bulunmak suretiyle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüklerini ihlal ettikleri yönünde bir kanaat oluşması halinde örgüt ile irtibat ve iltisaklarının bulunduğunu söylemek mümkün olacaktır.
5) Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi
Yargı mensubu olarak görev yapanlar hakkında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanması için ilgililerin terör örgütleri ve millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet veya iltisakını ya da bunlarla irtibatını ortaya koyan delil, bulgu ve bu yönde değerlendirme yapılmasına neden olan hususların idare tarafından ortaya konulması gerekmektedir.
Dava konusu kararın dayanağı olan delillerin, davalı idare tarafından dava konusu işlemin tesisinden sonra tespit edilerek dosyaya sunulduğu anlaşılmakta ise de bu delillerin terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibatı ve anayasal düzene sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan geçmişe ilişkin olay ve olgular olduğu görüldüğünden dava konusu işlemin hukuka uygunluğunun değerlendirilmesinde dikkate alınabileceği tabiidir.
a) ByLock Delili
i. ByLock Uygulamasına İlişkin Genel Değerlendirme
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında belirtildiği üzere ByLock uygulaması, kullanılması için indirilmesi yeterli olmayan ve özel kurulum gerektiren, kullanıcıların haberleşebilmesi için her iki tarafın önceden temin ettikleri kullanıcı adlarını ve kodlarını eklemeden taraflar arasında mesajlaşmanın başlayamadığı, bu bakımından sadece oluşturulan hücre tipine uygun şekilde bir haberleşme gerçekleştirilmesine imkân veren, kriptolu anlık mesajlaşma, e-posta gönderimi, ekleme yoluyla kişi listesi oluşturma, grup içi mesajlaşma, kriptolu sesli görüşme, görüntü veya belge gönderebilme özellikleri bulunan, böylece kullanıcılarının, örgütsel mahiyetteki haberleşmelerini başka herhangi bir haberleşme aracına ihtiyaç duymadan gerçekleştirmesine olanak sağlayan bir iletişim sistemidir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında; ByLock uygulamasının 2014 yılı başlarında uygulama mağazalarında yer alıp bir süre herkesin ulaşımına açık olduğu, bu mağazalardan kaldırılmasından sonra örgüt mensuplarınca harici bellek, hafıza kartları ve bluetooth yoluyla yüklenildiği hususunun yürütülen soruşturma ve kovuşturma dosyalarındaki ifadeler, mesaj ve e-postalardan anlaşıldığı, ByLock üzerinden yapılan iletişimin çözümlenen içeriğinin tamamına yakınının FETÖ mensuplarına ait örgütsel temasa ve faaliyetlere ilişkin olduğu; kullanıcılar tarafından buluşma adreslerinin değiştirilmesi, yapılacak operasyonların önceden bildirilmesi, örgüt mensuplarının yurt içinde saklanması için yer temini, yurt dışına kaçış için yapılan organizasyonlar, himmet toplantıları, açığa alınan veya meslekten çıkarılan örgüt mensuplarına para temini, örgüt liderinin talimat ve görüşlerinin paylaşılması, Türkiye’yi terörü destekleyen ülke gibi göstermek amacına yönelik faaliyette bulunan birtakım internet adreslerinin paylaşılması ve bu sitelerdeki anketlerin desteklenmesi, FETÖ’ye yönelik yürütülen soruşturma ve kovuşturmalarda şüpheli veya sanıkların hâkim ve Cumhuriyet savcılarınca serbest bırakılmasının sağlanması, örgüt mensuplarına müdafi temin edilmesi, örgüt üyelerinden kimlere operasyon yapıldığına ve kimlerin deşifre olduğuna ilişkin bilgilerin paylaşılması, operasyon yapılması ihtimali olan yerlerde bulunulmaması ve bu yerlerdeki örgüt için önemli dijital verilerin arama-tarama mesulü olarak adlandırılan kişilerce önceden temizlenmesi, kamu kurumlarında FETÖ aleyhine görüş bildiren veya yapılanmayla mücadele edenlerin fişlenmesi, sistemin deşifre olduğunun düşünülmesi halinde ByLock iletişim sisteminin kullanımına son verilerek Eagle, Dingdong ve Tango gibi alternatif programlara geçiş yapılacağının haber verilmesi, yapılanmaya mensup kişilerin savunmalarında kullanabilmeleri amacıyla hukuki metinler hazırlanması gibi örgütsel nitelikte ve amaçta mesajlar gönderildiği ifade edilmiştir.
Bylock delilinin hukuki niteliği ile ilgili olarak ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun yukarıda anılan kararında; Avrupa Konseyi Siber Suç Sözleşmesinin 32. maddesi ve 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununun 4.maddesinin 1.fıkrasının (i) bendi ile 6.maddesinin 1.fıkrasının (d) ve (g) bentlerine uygun şekilde Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından elde edilen Bylock’a ilişkin dijital materyaller hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Ceza Muhakemesi Kanununun 134.maddesi gereğince Ankara Sulh Ceza Hakimliğince verilen ”inceleme, kopyalama ve çözümleme” kararına istinaden bilgisayar ve bilgisayar kütüklerindeki iletilerin tespiti işleminde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı görülmüştür.
Nitekim Anayasa Mahkemesi de Bylock verilerinin kanuni bir temele dayanmadan ve hukuka aykırı şekilde elde edildiğine yönelik iddialar yönünden yapılan başvuruda; 04/06/2020 tarih ve Başvuru No: 2018/15231 sayılı kararı ile Anayasanın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edilmediğine karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi aynı kararında, yapısı, kullanım şekli ve teknik özellikleri itibarıyla sadece FETÖ/PDY mensuplarınca -örgütsel iletişimde gizliliği sağlama amacıyla- kullanılan kriptolu iletişim ağının başvurucu tarafından kullanılmasının terör örgütüne üye olma suçu açısından mahkumiyete dayanak olarak alınmasının, adil yargılanma hakkı kapsamındaki usul güvencelerini etkisiz hale getiren keyfi bir uygulama olarak değerlendirilemeyeceği tespitinde de bulunmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ByLock uygulamasına ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan … isimli şahıs tarafından … Ağır Ceza Mahkemesine sunulmuş beyan: “Bana ByLock adlı programı indirmemi 2014 Temmuz’da … adlı kişi söyledi. Önce VPN programını daha sonra da ByLock’u kurmamı, VPN’yi açmadan ByLock’u kullanmamam gerektiğini açıkladı. Daha sonra beni kendisi ekledi ve onaylamamı söyledi. Böylece buradan daha güvenli mesajlaşabilecektik onlara göre. Çünkü 2014 HSYK seçimleri yaklaşmaktaydı ve hızlı bir haberleşme ağı lazımdı.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Malatya Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 16/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: “2014 HSYK seçimlerinden yaklaşık 3-4 ay önce …’nin evinde toplanmıştık. …Mesut abi denilen kişi bir programdan bahsetti. Bu program üzerinden haberleşeceğimizi söyleyerek telefonlarımızı istedi. Kendisi telefonlarımıza ByLock denilen programı söz konusu sohbet sırasında yükledi. …ByLock programını kullanan cemaatteki herkesin paylaşımlarını görmek mümkün değildi. Sadece arkadaş listesi (grup) şeklinde oluşturulan arkadaşlarla konuşabilmekte ve yazılar paylaşabilmekteydik. …HSYK seçimlerinin sonuna kadar ByLock programı üzerinden haberleşme sağlanıyordu. Cemaat mensuplarının istemleri doğrultusunda seçimlerden sonra ByLock programını sildim.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 22/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: “Burak isimli şahıs telefonuma ByLock yüklemek istedi. Ancak akıllı telefonum olmadığı için yükleyemedi. Ben de eşimin telefonunu kendisinden habersiz aldım. Bir şeyler yaptı. Bundan sonra buradan haberleşeceğiz dedi. …Burak, hâkim ve savcıların kişisel bilgilerini (dünya görüşü, siyasi görüş vs.) özellikle ByLock’tan ona atmamı istiyordu. …Burak bana tablet almamı, başka bir akrabamın adına hat almamı söyledi. Ancak ben bunu da yapmadım. Daha sonra Burak, bana içinde hat olan bir tablet getirdi. Tablette ByLock programı yüklüydü. Gelen yazıları okuyordum. Ayrıca bana tablette silme programını gösterdi. Herhangi bir durumda onu kullanmamı söyledi.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Çankırı Cumhuriyet Başsavcılığında düzenlenen 02/03/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “2014 yılının Ağustos ayında … çalıştığı yer olan Silivri’ye gelmemi söyledi. Silivri’ye gittikten sonra beni oradan alıp Silivri İlçesinde oturan …’nin evine götürdü. Burada … kod adlı şahıs da vardı. Kendisi telefonumu istedi. Kendisi bana ByLock isimli programı yükledi. Artık buradan haberleşeceğimizi bana söyledi. Çünkü benim tek kaldığımı, bir şekilde haberleşmemiz gerektiğini söyledi. 2015’in Şubat ayına kadar bu program üzerinden haberleştik.”
Bu durumda, FETÖ tarafından gizliliği sağlamak için örgütsel haberleşme amacıyla oluşturulduğu ve münhasıran FETÖ tarafından kullanıldığı anlaşılan ByLock uygulamasının yüklendiğinin, bu ağa dâhil olunduğunun tespit edilmesi hâlinde, bu kişilerin örgüte üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut örgütle irtibatı ortaya konulmuş olabilecektir.
ii. ByLock Delilinin Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasında, Emniyet Genel Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı tarafından davacı hakkında düzenlenmiş “ByLock Tespit Tutanağı” yer almaktadır. Anılan tutanakta, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca … tarih ve … sayılı soruşturma kapsamında gönderilen ByLock abone listeleri üzerinde yapılan çalışmalarda davacının 129.862 satırlık ByLock abone listesinin 40.725. satırında kaydının olduğu, tespit edilen GSM aboneliğinin …, tespit edilen cihaza ait IMEI numarasının … olduğu belirtilmiştir.
Öte yandan, davacının yargılandığı … Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında, BTK’dan gelen CGNAT kayıtlarına göre, davacının … numaralı GSM hattı üzerinden ByLock programına tahsis olunan … ve … nolu IP adreslerine bağlandığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından, ByLock kullanıcısı olmadığı, cep telefonu ve bilgisayarında anılan programın bulunmadığı ileri sürülmektedir. ByLock uygulaması ile ilgili yukarıda aktarılan hususların ve davacı hakkında düzenlenmiş olan “ByLock Tespit Tutanağı”nın birlikte değerlendirilmesi sonucunda davacının bu beyanlarına itibar edilmemiştir.
Netice itibarıyla davacı hakkında düzenlenen “ByLock Tespit Tutanağı”nın incelenmesinden; davacı tarafından … GSM numarasından, … IMEI numaralı cihazla ByLock uygulamasının yüklendiği ve anılan program için kiralanan IP adreslerine sahip sunuculara bağlanıldığı anlaşılmaktadır.
b) Davacı Hakkındaki Tanık Beyanları
Davacı hakkındaki tanık beyanları şu şekildedir:
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan … isimli şahsa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 28/03/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: ”… [Davacının evlenmeden önceki soyadı] (…): Üniversitede aynı sınıftaydık, Adalet Akademisinde de aynı dönemdik. Samimiyetim yoktu, üniversitede sürekli zaman gazetesi taşırdı, başörtüsü yerine peruk taktığını hatırlıyorum. Akademide de başının açık olduğunu hatırlıyorum. Bu sebeplerle FETÖ/PDY bağlantısı olduğunu düşünüyorum.”
Yargı mensubu olarak görev yapmakta olan ve bilgisine başvurulan … isimli şahsa ait Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 12/04/2017 tarihli tanık ifade tutanağı: ”…: Akademide aynı dönem idik. … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli yine örgüt içerisinde olan biri ile katalog evlilik yaptığını düşünüyorum. Tavır, davranış ve söylemleri itibari ile FETÖ/PDY ile olan irtibatı anlaşılıyordu. …: Akademide aynı dönem idik. Aynı zamanda hemşehrim olur. Örgüt içerisinde olduğunu, … ile örgüt içinde katalog evlilik yaptığını düşünüyorum. Tavır, davranış ve söylemleri itibari ile FETÖ/PDY ile olan irtibatı anlaşılıyordu.”
18. Dönem Adli Yargı Savcı adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan … isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 01/09/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ”… [Davacının evlenmeden önceki soyadı]: 16. dönem Adli Yargı hâkim adayıdır. Sicili …’dir. 2012 İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunudur. Üniversitede cemaatçi olduğunu duydum. Cemaatte aktif görev alıp almadığını bilmiyorum. …Cemaat bağlantısının devam edip etmediğini bilmiyorum. Başını açtığını gördüm.”
19. Dönem Adli Yargı Savcı adayı olarak görev yapmakta iken bilgisine başvurulan … isimli şahsa ait adalet müfettişlerince düzenlenen 07/09/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ”…İkinci sınıfın ilk döneminde bu kez Davutpaşa’da bulunan … isimli sitedeki bir eve geçtim. Bu evin ablası … isimli Edebiyat okuyan biriydi. Ben … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli hukukçuyla aynı odayı paylaştım. …Aşağıda ismini belirttiğim kişiler üniversite döneminde cemaat evlerinde ve/veya yurtlarında kalan kişilerdir. … (…): … Dönem Adli Yargı Hâkim Adayıydı. Sonradan Şanlıurfa Siverek Hâkimi olduğunu öğrendim. 2012 İstanbul Hukuk mezunu. Benimle birlikte 2008 yılında Davutpaşa’daki Gözde Amaç adlı sitede bulunan cemaat evinde aynı odada kalıyordu. Ertesi yıl ev ablası oldu. Bütün programlara katılıyordu. Cemaat içerisinde fakülte bazında yapılan bir sohbette başörtüsü serbestisi gelmesine rağmen kimsenin derslere başörtülü girmemesi gerektiği belirtilmesine rağmen Arife Hüsne derslere başörtülü giriyordu. …. isimli …cemaat ablası …yi uzun süre dışladı. Ona da açık girmesi için baskı yaptı. Sonrasında …’nin peruk takarak okula girdiğini gördüm. Ben cemaat bağlantısının devam ettiğini düşünüyorum.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 07/11/2016 tarihli ek sorgulama tutanağı: ”…38. … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] ve … (… Dönem) Ben bu şahısların ikisini de üniversite döneminden tanırım. Bu şahıslar üniversitede bu yapıya ait evlerde kalmışlardır.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21/12/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ”… ‘ı [Davacının evlenmeden önceki soyadı] yıllık kurulunda olması nedeniyle tanıyorum, o dönemde yıllık kurulunun genelde yapı içerisinde olan şahıslar seçiliyordu.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan …. isimli şahsa ait Sivas Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 19/03/2017 tarihli sorgulama tutanağı: ”…Örgüt içi evlilikler istediği özellikleri abisine veya sorumlu olan kimse ona bildirirmiş, o da ona uygun adayları tespit ederek irtibata geçirirmiş. Hakimi hakimle mi evlendiriyorlar bilmiyorum ama üniversiteden bildiğim kadarıyla 16. Dönemden …’nin [Davacının eşi] eşiyle birlikte ihraç olduğunu gördüm tahminim aynı meslek grubundan olanları evlendirdikleri yönündedir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Ordu Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 15/10/2016 tarihli sorgulama tutanağı: ”…üniversite döneminden beridir yapıdan olduğunu bildiğim … [Davacının evlenmeden önceki soyadı], yine … ile görüşme usulüyle evlenmesi sebebiyle bildiğim …, …isimli şahıslarda benimle aynı dönem olup yapı içerisinde olduğunu bildiğim kişilerdir.”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Ünye Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”… Dönem yıllığını inceledim. …akademide staj yaparken yapının içinde olduğunu değişik kişilerden duyduğum …isimleri de söylemek istiyorum. Bu kişilerden bazılarını ismen bilirim, bazılarını da simalarından çıkarttım. …2-… [Davacının evlenmeden önceki soyadı] (… sicil numaralı, …Yapıyla ilgisi olduğunu kimden duyduğumu hatırlamıyorum.)”
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 17/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “…Kalmış olduğum 2013 yılı içerisinde üçüncü kez değiştirmiş olduğum hakim savcı çalışma evinde benimle birlikte …, …, …, …, …şahıslarla kaldım. …Bu evin MURAKIBI İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS idi. SERMURAKIBI ise bir önce ki evimin MURAKIBI olan KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM … isimli şahıs idi. Ben bu evde 2013 yılı Aralık ayında yapılan Adli yargı sınavına kadar kaldım. Bahsetmiş olduğum bu evde yukarıda bahsettiğim hakim savcı çalışma evinin kuralları geçerliydi. Bu evde de sabit hat mevcuttu. Bu sabit hat yanlış hatırlamıyorsam PERİHAN isimli şahsın üzerineydi. Bu sabit hatta dış aramalara kapalı bir özellikte idi. Dışarıyı arayamıyorduk. Bu evde de BEYAZLAR olarak tabir edilen hazırlık kitabı mevcuttu. Yine evin MURAKIBI tarafından getirilen toplamda 3 deneme sınavı olmuştuk. Bu evde olmuş olduğum deneme sınavlarını benden almamıştı. Ancak bu deneme sınavlarını evin MURAKIBI İSMİNİ VE KOD İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHSIN yırtıp atmamız yönünde söylemi olmuştu.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 17/05/2018 tarihli teşhis tutanağında ismini ve kod adını hatırlamadığı (çalışma evinin murakıbı olan) kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Uzman yardımcısı olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 03/11/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “…HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ (2013 Yılı Temmuz Ayı Başlarında Gittiğini 5-6 Gün Kadar Kaldığını Sonrasında Bu evden Ayrıldığını Beyan Eder) …Kısa süreliğine kaldığım bu çalışma evinin sorumlusu … KOD ADLI şahıs idi. Bu şahsın kod adı kullandığını ben bu şahsa kişisel sorular sorduğumda (ne iş yaptığı, nereli olduğu vs) bana ne yapacaksın, boşver bana özel sorular sorma yönünde telkinlerinden dolayı düşünmekteyim. … KOD ADLI ŞAHSA yapı içerisinde görev olarak hangi isimle (MURAKIB, SERMURAKIB) hitap edildiğini bilmiyorum. Ben kendisine Abla olarak hitap ediyordum. Bu çalışma evinin sorumlusu olan … KOD ADLI şahıs ben eve gittiğimde benden cep telefonumu aldı. Buzdolabı poşetine koydu ve sonrasında yanında götürdü. Bu evde kalma şartlarından birinin de cep telefonu kullanmamak olduğunu söyledi. Bu evde biz iletişimimizi evdeki sabit hat üzerinden yapıyorduk. Bu sabit hattın numarasını hatırlamıyorum. Bu sabit hat şehir dışı aramalara kapalı bir hat idi. Bu yüzden ailelerimizin bu sabit hattı araması üzerine iletişime geçiyorduk. Kısa süreliğine kaldığım bu çalışma evinde ailem beni aramıştır. Bu evden ayrıldıktan sonra bir kez ben eşyalarımın kalıp kalmadığını sormak için aramış olabilirim. … KOD ADLI ŞAHIS bu çalışma evine özgü olarak bana bu çalışma evinde hakim savcılık sınavlarına hazırlanmazsam kazanamayacağımı, Bu evlerde yoğun bir şekilde ders çalışıldığını anlattı. Bu evden çıktıktan sonra da hayatımın ilerleyen dönemlerinde her zaman başımın açık olması gerektiğini, dışarıda yani aile ve akrabalarımın yanında namaz kılmamam gerektiğini, hakim savcılık mesleğini kazandıktan sonra da evleneceğin kişinin yapı tarafından seçileceğini kendi istedikleri kişi ile evlenmem gerektiği vs anlattı. …9-… KOD ADLI EVİN SORUMLUSU ŞAHIS: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Hakim savcı olduğunu tahmin ediyorum. Bu şahıs kısa süreliğine kaldığım çalışma evinin sorumlusu idi. Bu evin kurallarını bana anlatan ve cep telefonumu benden alan şahıstır. Bu şahıs 28 yaşlarında beyan tenli gözlüklü bir şahıs idi. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 03/11/2018 tarihli teşhis tutanağında Asiye kod adlı çalışma evinin sorumlusu olan kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait … İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 06/10/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ : (2013 Yılı Ekim Sonundan 2013 Aralık Ayında Yapılan Adli Yargı Sınavına Kadar Kaldığını Beyan Eder.) Ben bu çalışma evine geç mezun olduğum için en son gittim. Ben gittiğimde bu ev kurulu ve içerisinde hakim savcılık sınavlarına hazırlanan şahıslar vardı. Bu evin sorumlusu … KOD ADLI … idi. … KOD ADLI … on günde bir eve gelir. Evde kalanlara herhangi bir sorunları olup olmadığmı sorarak motive edici cümleler söylerdi. Bireysel olarak görüşmek isteyen de birebir görüşürdü. … KOD ADLI … isimli şahıs haricinde ev sorumlusu olarak yine KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS idi. (… İSİMLİ ŞAHSIN KOD ADI … OLABİLİR. ) Bu şahıs … KOD ADLI … e nazaran daha sık çalışma evine gelirdi. Geldiği zamanlarda aynı şekilde motive edici söylemlerde bulunurdu. Bu iki sorumlunun hangisinin alt hangisinin üst sorumlu olduğunu bilmiyorum. Bu sorumlu şahıslara yapı içerisinde hangi isimle hitap edildiğini de bilmiyorum. MURAKIB ve SERMURAKIB kavramlarını ifadem aşamasında öğrendim. Biz bu sorumlulara ABLA diye hitap ediyorduk. …Kalmış olduğum bu hakim savcı çalışma evinde kendi imkanlarımla temin ettiğim yardımcı kitaplardan hariç yayın evi belli olmayan, fotokopi halinde, önceki yılların hakim savcılık sınavlarında çıkmış soruların bulunduğu üzerinde PIRLANTA işareti olan bir kitap vardı. Bu kitabın adı DIAMOND idi. Bu kitaptan çalışma evinde 4 tane vardı. Ben bu eve beşinci kişi olarak gittiğim için bana bu kitaptan kalmamıştı. Bana arkadaşlarımdan alıp çalışmam gerektiği söylendi. Ancak arkadaşlarım kitabın üzerinde hafif işaretlemeler yaptıkları için ben bu kitaptan hiç çalışmadım. Bu kitabın dışarıya çıkartılması, çoğaltılması yasaktı. Bu kitap haricinde sınava yakın tarihlerde ben bir kez evin sorumlusu KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS tarafından getirilen denemelerden oldum. Evde kalanlar daha öncesinde de deneme olduklarını bana söylemişlerdi. Bu denemeler gerçek bir sınav süresince salonda toplu olarak yapılırdı. Cevaplarımızı optik forma doldururduk. Bu optik forma da ismimizi yazmadığımızı hatırlıyorum. Sonrasında cevap anahtarını vererek kaç puan aldığımızı hesaplardık. …MÜLAKAT EVİ: (2014 Yılı Şubat Ayından 2014 Yılı Mayıs Ayına Kadar Ara Ara Kaldığını Beyan Eder.) Ben mülakat döneminde kendi imkanlarım ile kalmış olduğum hakim savcı çalışma evime gittim. KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS beni çalışma evimden alarak kalacağım mülakat evine götürdü. Bu ev Dutluk semtinde idi. Öncesinde de hakim savcı çalışma evi olarak kullanıldığı söylenmişti. …Mülakat evinin sorumlusu KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM … İSİMLİ ŞAHIS idi. Diğer sorumlu da … KOD ADLI … isimli şahıs idi. Ben mülakat evinde iken sorumlularımız mülakatta giymemiz için elbise almamızı söylemişlerdi. Ben zaten mülakat için giyeceğim elbisemi kendim tedarik etmiştim. Bu mülakat evinde yapı tarafından mülakat provası yapılmış. Ben o süreçte ablamın nişanı için memleketimde idim. Bu mülakat provasına katılamadım. Hatta mülakat provasına katılamadığım ve izinsiz memleketime gittiğim için sorumlularımız bana kızmışlardı. Mülakat provasına bu nedenle katılamadım ancak eve 3 bayan şahsın gelerek evde kalanlara hukuk soruları sorarak herkesin mülakat elbiselerini giydiklerini ve bu şekilde prova gerçekleştirildiğini sonradan mülakat evine geldiğimde öğrendim. …20- KOD ADI KULLANDIĞINI BİLDİĞİM ANCAK HATIRLAMADIĞIM ARİFE İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahıs Tokatlı olabilir. Hangi okul mezunu olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs kalmış olduğum hakim savcı çalışma evi ve mülakat evinin sorumlusudur. Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 08/10/2018 tarihli teşhis tutanağında kod adını hatırlamadığı … isimli kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait … İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 27/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…MEZUN GÖRÜŞMESİ 2012 YILI: Ben üniversite son sınıfta iken İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM bir şahıs beni telefonla arayarak gel seninle görüşeceğiz dedi. Bende bana vermiş olduğu adrese giderek İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM şahısla görüştüm. İSMİNİ HATIRLAMADIGIM bana hitaben seninle mezun görüşmesi yapacak birisiyle seni tanıştıracağım dedi. Bunun üzerine beni mezun görüşmesi yapacağım … İSİMLİ ŞAHISLA tanıştırdı. … İSİMLİ şahısla bir kez görüştük, bu görüşmemiz birbirimizin halini, hatırını sorma maksatlıydı. Burada yapının hakim savcı çalışma evlerine bir davet olayı olmadı. Ancak beni daha sonradan mezun görüşmesini yapacağım başka şahısların geleceğini söyleyip görüşmeyi sonlandırdık. Ben mezun görüşmesi adı altında toplamda yaklaşık 4-5 kez görüşme gerçekleştirdim. Bu mezun görüşmesini … KOD ADLI şahısla yaptım. Benimle birlikte bu kariyer görüşmesine katılan şahıslar ise …, …, … isimli şahıslardı. … KOD ADLI şahısla en son yaptığımız mezun görüşmesini birebir gerçekleştirdik. Benimle yaptığı birebir görüşmede … KOD ADLI ŞAHIS okulumdan mezun olduğum takdirde benim yapıya ait hakim savcı çalışma evinde kalabileceğimi ancak bunun için başımı açmamın gerektiğini, başımı açmadan bu evde kalamayacağımı, zaten hakim savcı olduğum takdirde başımı açmam gerektiğini söyledi. … İSİMLİ ŞAHIS: Bu şahsın iki ismi olduğunu biliyorum. Ancak soy ismini hatırlamıyorum. Nereli olduğunu hatırlamıyorum. Bu şahısla mezun görüşmesine birlikte katılmıştık. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 28/02/2018 tarihli teşhis tutanağında … isimli kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 01/10/2017 tarihli şüpheli ek ifade tutanağı: ”…Bu mülakat evinin sorumlusu kod adını … gerçek ismini de … olarak hatırladığım stajyer hakim olduğunu düşündüğüm bayandı. …20-kod adını … olarak hatırladığım gerçek ismini de …: Stajyer hakim olduğunu düşünüyorum. Uzun boylu normal kilolu, esmer tenli bir bayandı.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 02/10/2017 tarihli teşhis tutanağında … kod adlı … isimli kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait … İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 10/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: “…2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2014 yılı ilk aylarından aynı yıl Mart ya da Nisan ayına kadar kaldığını beyan eder.) Bu ev benim kalacağım 2.Çalışma evim oldu. Bu evin MURAKIBI … KOD ADLI şahıs idi. SERMURAKIBI İSE … KOD ADLI … idi. Bu evde yine bir önceki çalışma evimdeki kurallar geçerliydi. Bu evde de cep telefonu kullanmak yasaktı. İlkin cep telefonlarımızı almadılar ancak sonrasında cep telefonlarını sorumlularımız topladı. Bu evde yine sabit bir hat vardı. Bu hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Ancak ben yine bu sabit hattan annem ile görüştüm. …Bu evde iken sınava çok süre vardı ve odaklanamadık. Yine bu süreçte yerel seçimler oldu ve memleketimize gönderdiler. Bize bu seçimlerde bulunduğumuz bölgede AK parti dışında çoğunlukta olan partiye oy vermemiz söylenmişti. Yine bu süreçte sorumluların hükümete yönelik eleştirel söylemleri oluyordu. Seçimlerden sonra tekrardan geldim. Bu arada sağlık sorunlarım nedeniyle tekrardan memleketime gidip geldim. Bu süreçte evden ayrılacağımı kafama koydum. …Hatırladığım kadarıyla 2014 yılı Haziran ayında evden ayrıldıktan bir iki ay sonra MURAKIB … KOD ADLI şahıs memleketim Manisa Salihli’ye geldi. Beni aradı ve geldiğini söyleyerek kendisi ile Salihli otogarı civarında buluştuk. Bana çalışma evlerine geri dön dedi bende dönmeyeceğimi söyledim. Bu şekilde bir görüşmemiz oldu. …27-… KOD ADLI ŞAHIS; Bu şahsın nereli olduğunu hatırlamıyorum. Hakim adayı idi. 2.Çalışma evindeki murakıbımızdır. Bu şahıs Manisa Salihli’ye gelip beni Ankara iline tekrardan davet eden kişidir. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 11/05/2018 tarihli teşhis tutanağında … kod adlı murakıbın davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 01/11/2017 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…3. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK YADA ŞUBAT AYLARI: Ben kalmış olduğum 2. Evde idari yargı sınavına girdim, ancak adli yargı sınavına giremedim, …beni 2. Evin murakıbı …3. Hakim savcı çalışma evine getirdi. Bu evin tam açık adresini bilmiyorum ancak hatırladığım kadarıyla Keçiören belediyesine ait futbol stadyumunun üst kısmındaydı, yanılmıyorsam Aktepe semtindeydi diye hatırlıyorum, bu evde benimle birlikte …, …, …, … isimli şahıslarla birlikte kaldım. Bu evin murakıbı İsmini hatırlamadığım şahıs diye hatırlıyorum. Bu evle ilgili olarak sermurakıb olup olmadığını hatırlamıyorum, ..38- 3.EVİN MURAKIBI İSMİNİ HATIRLAMADIĞIM ŞAHIS: Bu şahsın ismini ve nereli olduğunu, hangi üniversite mezunu olduğunu bilmiyorum, ancak o dönemde hakim olarak görev yaptığını düşünüyorum, bu şahıs uzun boylu, hafif kilolu, kumral tenli bir şahıstır, görsem teşhis ederim.
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 02/11/2017 tarihli teşhis tutanağında ismini hatırlamadığı 3. çalışma evinin murakıbının davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Uzman yardımcısı olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 07/09/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…2013 yılı Temmuz sonu Ağustos başında beni tanımadığım bir numara aradı. Bu görüşmemizde beni Ankara ilinde bulunan Hakim Savcı sınavlarına hazırlanmak için davet etti. Sonrasında ne zaman geleceğimi öğrenmek için tekrar arayacağını söyledi. …Beni tekrar aradılar ben de arayan şahsa Ankara da bulunan çalışma evlerine geleceğimi söyledim. Bu görüşmemizde gideceğim yeri ve tarihi ayarladık. Bana gelmeden önce de başımı açmam gerektiğini söylediler. Cep telefonu getirip getirmeyeceğimize dair bir görüşmemiz olmadı. Sonrasında ben Ankara iline giderek akrabamın evine gittim. Belirlediğimiz tarihte KEÇİÖREN SEMTİNDE beni arayan şahıs ile buluştum. Bu şahıs tek başına gelmişti ve bu şahıs bana kendini … olarak tanıttı. Sonrasında süreçte de bu şahıs artık kendisine … yerine … diye hitap etmemizi istedi. Bunun sebebi olarak … ismini kendi kişiliğine sirayet ettiğini ve kendisini asabi yaptığı için … isminin değil kendisine … olarak hitap etmemizi istedi. Bunun üzerine bende bu şahsın … VE … İSMİNİ kullandığını anladım. Bu isimlerin ifadem aşamasında sormanız üzerine kod adı mı? gerçek ismi mi? olduğunu bilmiyorum. … KOD ADLI YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS bu buluşmamızda kalacağımız eve gitmeden önce başımı açmamı söyledi. Ben de başörtümü çıkararak yanımda getirdiğim şapkamı taktım. Şapka takmamı istemedi ancak ben şapkayı çıkarmayacağımı söyledim. Yine bu buluşmamızda etek boyumun uzun olduğunu ve bunun yerine pantolon giymemi istedi ancak bu isteğini yerine getirmedim. Sonrasında ikimiz birlikte ticari taksiyle kalacağımız çalışma evine gittik. Yolda hatırladığım kadarıyla … İSİMLİ KOD ADI OLUP OLMADIĞINI BİLMEDİĞİM ŞAHISTA araca binerek üçümüz birlikte KEÇİÖREN SEMTİNDE açık adresini bilmediğim Keçiören hastanesinin yakınlarında 5 katlı bir apartmanın hatırladığım kadarıyla 4. Katında bulunan çalışma evine gittik. Biz çalışma evine ticari taksiyle gittiğimizde evin 20-30 metre aşağısında inerek yürüyerek bıı eve gittik. Bu aşamada ticari taksiden inerken ben taksi parasını vermek istedim. Abla ben ödeyeyim dedim taksiden indikten sonra da … KOD ADLI YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS bana bir daha abla diye hitap etmemem konusunda beni uyardı. Bu ev benim ilk ve son kalacağım Hakim Savcı çalışma evim oldu. HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: (2013 YILI AĞUSTOS AYINDAN EKİM AYINA KADAR SONRASINDA DA TEKRARDAN GELEREK ARALIK AYINDA ADLİ YARGI SINAVINA KADAR KALDIĞINI BEYAN EDER) Ben bu evde kalmaya başladığımda … KOD ADLI YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS İLE … İSİMLİ KOD ADI OLUP OLMADIĞINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS evin kuralları ile ilgili bana bu evde sadece ders çalışılacağını, evden dışarı çıkıldığında başımızın açık olması gerektiği, evin nerede olduğu ve içeriği ile ilgili kimseye bilgi verilmemesi, telefon ile konuştuğumuz esnada dini kelimelerden kaçınmamız gerektiği, komşular ile mümkün olduğunca muhatap olmamamız ve sorulduğunda ise öğrenci olduğumuzu söylememiz gerektiğini bana söylediler. Ben başımın açık olmasını neden istediklerini sordum. Bu sorumun üzerine … KOD ADLI YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS İLE … İSİMLİ KOD ADI OLUP OLMADIĞINI BİLMEDİĞİM ŞAHIS bana Hakimlik ve Savcılık Mesleğini icra edenlerin başlarının açık olduğunu, bu süreçte buna alışmamız gerektiğini ve mülakat sürecinde de baş örtülü olanların elendiğini bu sebeple başımızı açmamızın iyi olacağını bana söyledi. Bir kaç gün sonra Sabah namazına kalktığımda ışıkların yakılmadığını fark ettim. Bu toplantıdan birkaç gün sonra ders çalışmamı engelleyeceğinden … KOD ADLI YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS cep telefonumu vermemi istedi ve bende kendisine ailem ile nasıl görüşeceğimi sorduğumda evde sabit bir hat olduğunu, bu telefonu sadece en fazla 2 veya 3 kişiye verilmesi durumunda ailem ile görüşebileceğimi söyledi. …Bu evdeki amaç gözlemlediğim kadarıyla beynimin çıkartılarak bu sorumluların söyledikleri her şeyin ve bu şekilde davranmam gerektiğinin yerleştirilmesiydi. Ben bu evde yaşamaya başladıktan 2-3 hafta sonra akrabalarımı ziyarete gitmek istediğimi söyledim ancak bu süreçte de sorumlularımız bana “senin ailen artık biziz ailenin yanında artık misafirsin her zaman gidemezsin” şeklinde beyanda bulundu. …Ben bu eve Ağustos başında girdikten sonra hatırladığım kadarıyla Eylül başı gibi evin Sorumlularının haberi olmadan kaçarcasına Ankara’da bulunan akrabalarıma gittim yaklaşık 10 gün burada kaldıktan sonra tekrar babamın sınava hazırlanmamı ısrar etmesi sebebiyle çalışma evine döndüm daha sonda Ekim veya Kasım ayında yapılan idari Yargı sınavına girdikten hemen sonra memleketime gittim. Memleketimde 1 ay kadar kaldım. Babama bu evde kalmak istemediğimi söylediğimde babam bana son bir kez git sınava da gir sonrasında eşyalarını topla ve gel dedi. Geri döndüğümde Adli Yargı sınavına az bir süre vardı. Eve gittiğimde sorumlu olan … KOD ADLI YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS bizden izinsiz olarak bunu yapmamam gerektiğini söyledi ve uyarıda bulundu. Zaten bu süreçte de ben memleketimdeyken babama defaten arayarak tehditkar bir şekilde benim tekrardan Ankara’ya gelmem gerektiğini yoksa benim için iyi olmayacağını söylemişler. …6-… KOD ADLİ YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS; Bu şahsın nereli olduğunu gerçek ismini bilmiyorum. Bu şahıs benim kalmış olduğum çalışma evinin sorumlusu olan şahıstır. Bu şahıs beni çalışma evine taksi ile götüren şahıstır. Evde kaldığım sırada Hakim Savcı adayı olduğunu öğrendim. Sonrasında bu şahıs bana … diye hitap edin diyordu. Bu şahıs renkli gözlü, uzun boylu ve o dönem kilolu bir şahıstı. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 08/09/2018 tarihli teşhis tutanağında gerçek ismi veya kod adını … olarak bildiği kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait;
-07/09/2017 tarihli fotoğraftan teşhis tutanağı: ”… (Kızlık Soyadı …) (T.C. …) isimli şahsın fotoğrafını göstererek; Bu şahıs alınan şüpheli ifadem akışında hatırlamadığımdan dolayı ismini veremediğim … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli şahıstır. Ben …’ı [Davacının evlenmeden önceki soyadı] Adalet Akademisinde Hakim adayı olarak staj yaptığım süreçte tanıdım. Bu şahıs ile ben akademi sürecinde aynı sınıfta yer alıyorduk ve bu şahıs o dönemde benim bulunduğum sınıfın yıllık kurulu temsilcisiydi. Bu şahsın yıllık kurulu temsilciliğine seçilmesi için FETÖ/PDY ye ait olan hakim evinde kaldığımız dönemde … adlı şahıs bu şahsa oy vermemiz için bizi yönlendirmişti. Bunun neticesinde bu şahıs yıllık kurulu temsilciliğine seçilmişti. Bunun dışında bu şahsın terör örgütü içerisindeki diğer konum ve faaliyetleri hakkında bir bilgim yoktur. Ayrıca kendisinin … ile evlendiğini ve soyadının … olarak değiştiğini biliyorum. Şahsın örgütsel bağının bulunduğunu bu şekilde biliyorum. Kendisini fotoğrafından net bir şekilde teşhis ettim.”
-Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 09/01/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”… isimli şahıs yapı evliliği yaparak … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli şahıs ile evlendiğini … isimli arkadaşımdan duydum. …Yine stajer hakim adayı iken Türkiye Adalet Akademisinde staja başlamıştık. Bu stajımız esnasında akademide her sınıf için bir başkan ve yıllık kurulu temsilcisi seçilmekteydi. Bu başkan seçimi ve yıllık gurubu seçimi için yapının staj gördüğüm sınıf içinde bir başkan ve bir yıllık kurulu adayı temsilcisi vardı. KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM DEVRECİMİZ OLAN … isimli şahıs akademi sınıfları için başkanlık ve yıllık kurulu seçimi yapılmadan önce benim kaldığım staj evine gelerek bu seçimlerde yıllık kurulu temsilciliği seçimi için benimle aynı sınıfta olan … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] ve sınıf başkanlığı için de … isimli şahsa oy vermemizi söyledi. Evde kalan diğer arkadaşlar farklı sınıftalardı. Onlara da kendi sınıflarından yapıya mensup hangi adaya destek vereceklerini KOD İSMİNİ BİLMEDİĞİM DEVRECİMİZ OLAN … tek tek söyledi. Bende … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] ve … isimli şahsa oy verdim. Benim sınıfımda da … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli şahıs yıllık kurulu temsilcisi olarak seçildi. … isimli şahıs ise Sınıf başkanı olarak seçildi. …109-… [Davacının evlenmeden önceki soyadı]: Bu şahsın nereli olduğunu ve hangi okul mezunu olduğunu bilmiyorum. Bu şahsın … isimli şahıs ile yapı evliliği yaptığını biliyorum. Bu şahıs benimle aynı dönemdir. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 26/01/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından …’nin net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/03/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…Bu evde toplamda 5 kişiydik. Evde 3 ay süre ile kaldım. Hakimlik Savcılık sınavı 21 Aralık 2013 yılındaydı. Bu evden Arife isimli şahıs sorumluydu. … isimli şahsın bir üst konumunda … bulunmaktaydı. …; 1.75 boylarında, kumral, yapılı, nereli olduğunu bilmediğim Hakim Savcı adayı bir şahıstı. …Bu evin sorumlusu olan … isimli şahıs ve … kod adlı … isimli şahıs, evin genel kuralları hakkında şu konuşmaları yaptılar; ”Evin içerisinde telefon kullanmak yasak,(evde bulunan bütün telefonları Arife isimli şahıs aldı) evde sabit hat var sizinle buradan iletişime geçicez, ailenize bu sabit hattın numarasını verebilirsiniz, (bu evin numarasını ailemize ankesörlü telefondan arayarak verdik çünkü evde bulunan bu sabit hattan dışarı aramak yasaktı), bize ayrı ayrı odalara çekerek Kurana el bastırıp yemin ettirdiler, yemin şu şekildeydi: ”Bu evlerden kimseye bahsetmeyeceğimize, evde bulunan diğer kişilerden kimsenin haberi olmayacağına, eve getirilen soru bankaları hakkında hiçbir şekilde bahsetmeyeceğimize, evin yeri hakkında konuşma yapmayacağımıza” dairdi. …Bu evde günlük 10 saat çalışma ile ders çalıştık, bize bu evde kanun okumamızı söylüyorlardı. Bu evde kullanmış olduğumuz kaynaklar THEMIS yayınlarıydı. Bu kitaplardan çalışmamızı bize yine sorumlu olan Arife ve Betül isimli şahıslar söylerdi. … ve … isimli şahıslar eve, üzerinde baskı olmayan sadece yıl ibaresi bulunan soru bankaları getirirdi. …sınavdan sonra bu çalıştığımız kaynakları yırtmamız ve yok etmemiz söylendi. Bu evde yeni Kuran-ı Kerim okumamızı, Fethullah GÜLEN in kitaplarını okumamızı isterlerdi (bu evde Terör Örgütü lideri Fethullah GÜLEN e ait kitaplar evden sorumlu olduğunu söylediğim … isimli şahıs getirirdi) … isimli şahıs sınav başvurularına gittiğimiz zaman ayrı ayrı gidin, kaşınızı toplatın, saçlarınıza fön çektirin, kısacası o zaman ki cemaat tarzından uzak bir görünüm verin diyordu. … sınava az bir süre kala bu evin sorumluluğunu bıraktı ve onun yerine …gerçek ismi … kod adı … olan bir şahıs bu görevi … den devraldı. …Sınavdan 74 puan almıştım ve sınavı kazandım. …kazananlar için mülakat evi dedikleri eve geçtik. …Arife ve Betül isimli şahıslar bu evde bize mülakatta ne yapacağımız hakkında bilgiler verdiler. Kılık kıyafet, saçımızın makyajımızın nasıl olması konusunda, bize bilgi vererek öneride bulundular. Mülakata giderken Etek giyin, saçlarına düz fon çekin, başörtüsü takmayın, takım elbiseleriniz Füme Lacivert veya Siyah olsun, dediler. Referans için kendi çabanızla birilerini bulmaya çalışın dediler. Yine mülakat tarihini beklerken bulunduğumuz eve Hakim ve Savcılardan oluşan toplamda 7 kişiden heyet oluşturdular ve mülakat yaptılar ve mülakatta ne yapmamız nasıl konuşmamız konusunda taktik verdiler. (Ben Ankara ilinde Hakimlik Savcılık Mülakatına girdiğimde de orada 7 kişilik heyet bulunmaktaydı, örgütün mülakat için birebir seneryo gereği mülakat yaptığını düşünüyorum)”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 27/03/2018 tarihli fotoğraf teşhis ve tespit tutanağında … isimli kişinin davacı … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
Aynı şahsın, Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 08/05/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…Belirlediğimiz tarihte Ankara iline gittim. Demetevler metrosunda … OLARAK KENDİSİNİ TANITAN HAKİM ADAYI olduğunu söyleyen şahıs beni aldı. Ben bu buluşma öncesinde çalışma evlerinde başı kapalı olarak giremeyeceğim için öncesinde başımı açmıştım. Ancak cep telefonum yanımda idi, … KOD ADLI HAKİM ADAYI ile birlikte Keçiören semtinde açık adresini bilmediğim dubleks bir eve gittik. Bu eve varmadan önce taksiden indik ve yürüyerek bu eve gittik. Bundaki amaç da bu evlerin deşifre olmasının önlenmesi olarak düşünüyorum. Bu ev benim geçici olarak kalacağım HAKİM SAVCI EVİ idi. Bu eve … KOD ADLI HAKİM ADAYI beni bırakarak ayrıldı. Ben bu evde 1 hafta kadar kaldıktan sonda KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] olan şahıs beni …1 hafta kadar kalacağım hakim savcı çalışma evine götürdü. Beni esas kalacağım eve götüren şahsın isminin … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] olduğunu bu şahsın mülakat evinde iken kimliğini çamaşır makinesinin üzerine bıraktığından dolayı bilmekteyim. Hatta ben kimliğini gördükten sonra beni ismimi unut seklinde uyardığını hatırlıyorum. …1 .HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2013 yılı Ağustos ayından 2013 yılı 21 Aralık ta yapılan adli yargı sınavına kadar olduğunu beyan eder.) Beni bu eve beni KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ ARİFE HÜSNE DOĞAN [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli şahıs getirdi. …2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ; (2013 yılı Ağustos ayından 2013 yılı 21 Aralık ta yapılan adli yargı sınavına kadar olduğunu beyan eder.) Bu çalışma evinde bulunduğum süre zarfında MURAKIP SERMURAKIP kavramlarını duymadım. Sadece ilgilenen olarak bilmekteyim. Esas olarak kalmış olduğum bu çalışma evi ile ilgilenen kişi KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] olan şahıs idi. Bu şahıs çalışma evine haftada 2-3 kere gelir ve bizim çalışma saatlerimizi, Kuran, cevşen okuma sayılarımızı alırdı. Bu evde Fetulluh GÜLEN’ in kitapları yoktu geldiği zamanlarda getirip sohbet sonrası götürürdü bazen de okumamız için bırakırdı ancak sonrasında hemen alırdı. Yani bu evde Fetullah GÜLEN’in birden fazla kitabı aynı anda bulunmazdı. Bu eve 2013 Aralık ayındaki adli yargı sınavı öncesinde KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli şahsın yerine SORUMLU OLARAK … KOD ADLI … İSİMLİ GAZİ ÜNİVERSİTESİ SON SINIF ÖĞRENCİSİ geldi. …Bu evde cep telefonu kullanmak yasaktı. Benim memleketten gelirken yanımda getirdiğim cep telefonunu KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] olan şahıs aldı. Bataryasını ve sim kartını çıkardı. Yine bu evde bulunduğum süre zarfında kurallar vardı; Bu evde dışarı ile iletişim yoktu, gazete almak yasaktı, bu evde yoğun bir seklide ders çalışılıyordu, Tesbihatlarımızı sessiz yapmamızı ve sabah namazında ışıkları yakmamamızı vb. şeklinde idi. Bu evin kurallarından, bu evde kalanlardan, evin yerinden ve evde bulunan çalışma kitaplarından hiç kimseye bahsetmemem hususunda KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] isimli şahıs Kuran a el bastırmıştı. …MÜLAKAT EVİ ve MÜLAKAT PROVASI; (2014 yılı Ocak ayından Haziran ayına kadar kaldığını beyan eder.) Bu mülakat evi sınavı kazanların bir araya getirildiği bir evdi. Bu evin sorumlusu KOD ADINI HATIRLAMADIĞIM ANCAK İSMİ … [Davacının evlenmeden önceki soyadı] idi. Bu şahsın üzerinde de yine … KOD ADLI … vardı. …32-… [Davacının evlenmeden önceki soyadı]: Bu şahsın nereli olduğunu bilmiyorum. Bu şahıs benim birinci hakim savcı çalışma evimin ve mülakat evimin sorumlusudur. Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte dava dosyasında yer alan 09/05/2018 tarihli teşhis tutanağında, ifade sahibi tarafından …’nin net ve kesin bir şekilde teşhis edilmiş olduğu görülmektedir.
Avukat olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 29/06/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı: ”…HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ: (2013 Yılı Temmuz Yada Ağustos Ayından Kasımın Baslarına Kadar Kaldığını Beyan Eder.) …Ben Ankara’ya gittiğimde başım kapalıydı. Çalışma evini gittikten sonra evin sorumlusunun demesi üzerine ben evde kaldığım süre boyunca başımı açtım. …Biz eve yerleştikten sonra evin sorumlusu olduğunu söyleyen … KOD YADA GERÇEK isimli şahıs geldi. … KOD YADA GERÇEK isimli şahıs eve geldiğinde bizlere toplu olarak hakim savcılık sınavlarının sıkı bir çalışma temposu gerektirdiğini bunun için sürekli ders çalışmamız gerektiğini söylediğini hatırlıyorum. Bu evlerden çok kimseye bahsetmezsiniz. Burada derslerinize odaklanırsınız dediğini hatırlıyorum. Ayrıca bu evde cep telefonu kullanımının ders çalışmanıza engel olduğunu kullanmamamız gerektiğini söyleyerek getirmiş olduğum cep telefonumuzu bizden aldı. Telefonumu aldığında bataryasını, sim kartını çıkarttığını ben bilmiyorum. Telefonumuzu bizden almadan önce ilerleyen günlerde eve sabit bir hat bağlanacağını ailemiz ile bu sabit hat üzerinden iletişime geçeceğimizi söyledi. Hatırladığım kadarıyla evin kuralları bu şekildeydi. Evin kurallarını anlatırken bizlere herhangi bir yemin ettirme olayı olmadı. …Bizim evin sorumlusu … KOD YADA GERÇEK isimli şahıs bir keresinde eve geldiğinde eve sabit bir hat bağlanacağını söyledi. Bunun içinde evde kalan şahıslar arasından kura çekti. Kura da benim ismim çıktı. Bende daha sonra Türk Telekoma giderek kendi üzerime abonelik için gerekli evrakları doldurarak ve imzalayarak sabit bir hat aldım. Almış olduğum bu sabit hattın numarasını hatırlamıyorum. Hattı bağlatırken evin sorumlusu … KOD YADA GERÇEK isimli şahıs dış aramalara kapalı yada açık yönünde bana bir söylemi olmadı. Ben sabit hattı bağlattıktan sonra bu sabit hat ile annem, babam, ablam, eniştem gibi aile bireylerimle farklı zamanlarda defaten görüştüm. …Bu evin sorumlusu … KOD YA DA GERÇEK isimli şahsın haricinde … KOD YA DA GERÇEK isimli şahısta bizimle ilgileniyordu. …Bu evde hakim savcılık sınavlarına çalışırken önceki yıllarda çıkmış hakim savcılık sorularının bulunduğu yayın evi belli olmayan, kitap şeklinde iki üç tane hazırlık kitabı vardı. …Bu kitap haricinde evin sorumlusu … KOD YA DA GERÇEK isimli şahıs tarafından getirilen deneme sınavları oluyorduk. …Ben Kasım ayında yapılan İdari yargı sınavı sonrası ablamın düğünü olacağı için İstanbul a döndüm. Gitmeden önce … KOD YA DA GERÇEK isimli şahıstan izin alarak telefonu aldım. … KOD YA DA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS bana ne zaman gelebileceğimi sordu. Bende kendisine düğünü yapıp bir iki hafta sonra gelebileceğimi söyledim. Ancak ben İstanbula gittikten sonra Adli yargı sınavına çalışma için tekrardan hakim savcı çalışma evine gitmek istemedim. Gitmek istememin sebebi 17-25 Aralık olaylarını İstanbuldayken öğrenmiş olmamdan kaynaklıdır. …Ben İstanbul dan 2013 yılı Aralık ayında yapılan Adli yargı sınavına girmek için Ankara gittim. Adli yargı sınavına girdim. Daha sonra İdari yargı sınavına hazırlandığım hakim savcı çalışma evine giderek eşyalarımı aldım. Eve gittiğimde evin sorumlusu … KOD YADA GERÇEK isimli şahısta evdeydi. Bana sınav sonuçları açıklandıktan sonra seninle yine irtibata geçeriz dedi ve ben İstanbula tekrardan döndüm. …Ben İstanbuldayken sınav sonuçları açıklandı. 2013 Yılında yapılan Adli Yargı sınavından 78.02 puan alarak yazılı sınavı kazanarak mülakata hak kazandım. Sınavı kazandıktan sonra 17-25 olayları olduğu için ve ben bu yapıyla iletişime geçmek istemediğim için cep telefon numaramı değiştirdim. Ben numaramı değiştirdiğim için … KOD YADA GERÇEK isimli şahıs babam ile irtibata geçti. Babama kızınız idari ve adli yargı sınavını kazanmış, tekrardan Ankara ya mülakat için bizimle görüşmek ister mi diye sormuş. Babamda kendisine hayır gelmek istemiyor, biz zaten buradan mülakata kendimiz gideceğiz dediğini biliyorum. Bu şekilde babamı birkaç kez daha aradıklarını biliyorum. Ancak babam arayan şahsı terslediği için bir daha irtibata geçmediler. Ben 2014 yılı içerisinde adli ve idari yargı mülakatına girdim. Ancak ikisinden de mülakattan elendim. …21-… KOD YADA GERÇEK İSİMLİ ŞAHIS; …Bu şahıs o dönemde hakim adayıydı. Sonrasında ne iş yaptığını bilmiyorum. Bu şahıs kalmış olduğum hakim savcı çalışma evimin sorumlusuydu. Görsem teşhis ederim.”
Bununla birlikte aynı şahıs, dava dosyasında yer alan 29/06/2018 tarihli teşhis tutanağında gerçek ismi veya kod adını … olarak bildiği kişinin davacı … olduğunu net ve kesin bir şekilde teşhis etmiştir.
… isimli şahsa ait Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 02/09/2016 tarihli tanık ifade tutanağı: ”…29 Temmuz 2016 tarihli ihbarı Kayseri İl Emniyet Müdürlüğüne 155 numaralı telefonu arayarak ben yaptım. İhbar tutanağı içeriğinde yazılanlar doğrudur. Benim ihbarımda ismi geçen ve en son Şanlıurfa Siverek Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapan … benim dayımın oğlu olur. Yine Siverek ilçesi Hakimi … de dayımın oğlu olan Cumhuriyet Savcısı …’nin eşidir. Yaklaşık iki yıl kadar önce evlendiler. Cumhuriyet Savcısı … benim süt kardeşimdir. Aramızda herhangi bir şekilde husumet yada bir dava yada soruşturma bulunmamaktadır. …aile içinde Hakim …’nin Fethullah Gülen cemaatinin mensubu olduğu konuşuluyordu. Benim tahminime göre ve yine aile içinde konuşulduğuna göre her ikisi okul biter bitmez evlendiğinden dolayı cemaat içi bir evlilik yapmış olabilirler.”
Davacı bu ifadelere karşı herhangi bir beyanda bulunmamıştır.
Bununla birlikte, davacı hakkında Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 18/10/2016 tarihli sorgulama tutanağında, davacının lise döneminde örgüte müzahir Özel Otlukbeli Lisesi’ne gittiğini beyan ettiği görülmüştür.
Bu durumda, davacının örgüt mensubu olduğuna, lise döneminde örgüte müzahir okula gittiğine, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve ev ablalığı yaptığına, örgüt içinde murakıp olarak aktif bir rol üstlendiğine, 3 farklı kod adını kullandığına (Asiye, Rana ve Zahide), katalog evlilik yaptığına, örgütün desteğiyle akademide yıllık kuruluna seçildiğine, örgütten ayrılmak isteyen kişileri örgüte kazandırmak için yoğun çaba sarf ettiğine, örgütün mülakat evlerinden sorumlu olduğuna ve diğer hususlara yönelik yukarıda yer verilen ifadelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varılmıştır.
c) Hakim-Savcılık Sınavlarına Örgüte Ait Çalışma Evinde Hazırlanma
i. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunda Genel Değerlendirme
Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca … sayılı soruşturma kapsamında düzenlenen 25/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında “… isimli şahsın şüpheli olarak alınan savunmalarında ve Tokat Sulh Ceza Mahkemesinde yapılan sorgusunda özetle ‘2010 yılında Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu ve Kırıkkale İlinde avukatlık stajını yapmaya başladığını, daha önce ismini zikrettiği … isimli şahsın kendisine ulaştığını, kendisini hakim savcı hazırlama evlerine davet ettiğini, …’ nin ve ailesinin ısrarı üzerine staj süresinde Ankara Etlik’ te bulunan açık adresini hatırlamadığı bir eve yerleştirildiğini, bu evde Amasya’lı, Ankara Hukuk Mezunu olan … (İdari hakim, abisi de hakim), Adana’lı Ankara Hukuk Mezunu esmer, dudağının üzerinde ben bulunan …, Afyonlu …, Afyon’un bir köyünden Ankara hukuk mezunu ailesi çiftçilik yapan uzun boylu zayıf ismini … olarak hatırladığı kişiler olduğunu, bu hazırlık evinde yaklaşık dört ay kaldıklarını, kendisi dışında hepsinin sınavı kazandıklarını ve mülakatı geçtiklerini, zaten kendisini eve davet ederken sen yazılıyı geç biz mülakatı hallederiz şeklinde söylediklerini, Hakim Savcı hazırlık evlerine haftada bir gün hakim bir bayanın geldiğini, kitap ihtiyacını karşıladığını, bu bayanın zayıf, uzun boylu, Hatay yada Mersinli isminin … olduğunu, … isimli şalısın [şahısın] piyasadan fotokopi şeklinde soru ve konu anlatını [anlatımı] getirdiğini, bu fotokopilerdeıı[n] girmiş olduğu sınavda çıktığını hatırladığını ancak miktarını hatırlamadığını, bu evlerde cep telefonun yasak olduğunu, bu çalışma evinde sabit bir hat olduğunu, bu hatların dışarıya aramasının kapalı olduğunu, ancak bu sabit hattın dışarıdan arandığını, bu hat sayesinde sınava çalıştıkları dönemde aileleri ile görüştüklerini’ beyan etmesi üzerine FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık sınavlarına hazırlık evi olarak kullanılan hücre evlerine yönelik Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından soruşturma başlatılmıştır.
…
-Bu evlere, üniversite döneminde yapının evlerinde veya yurtlarında kalan, yapıya güvenini ispat etmiş kişiler ile KARİYER GÖRÜŞMESİ adı altında görüşme yapılarak Hakim/Savcılık mesleğini yapmak isteyenler yönlendirilmektedir. KARİYER GÖRÜŞMESİ yapıldığı esnada kariyer görüşmesi yapan kişi KOD adı kullanmaktadır ve KOD adı kullandığını görüşme yaptığı kişiler bilmektedir.
-KARİYER GÖRÜŞMESİ sonucunda hakim savcı olmak isteyen kişiler genelde Ankara İlinde (…) bulunan evlere sınavdan yaklaşık üç-dört-beş ay önce çağrılmaktadır. Bu evleri bahse konu sınav döneminde Ankara Adliyesinde adli veya idari yargı hakim/savcı adayı olarak staj yapan ve yapının Ankara ilinde kiralamış olduğu adaylık (Staj evlerinde) evlerinde kalan yapı üyesi kişiler kiralamakta ve evin kira ve bazı masraflarını bu kişiler karşılamaktadır. Bu evlerin bir tanesinden sorumlu kişilere yapı içerisinde MURAKIP denilmektedir. Bu murakıp olarak adlandırılan kişilerin üstlerinde yer alan ve yapı içerisinde en az iki evden sorumlu kişilere SER MURAKKIP denilmektedir. MURAKIP ve SER MURAKIP’lık yapan kişiler gizlilik ve kendilerinin deşifre olmaması amacıyla KOD adı kullanmaktadır. KOD adı kullandıklarını evde kalan kişiler bilmektedir. Yapı içerinde MURAKIP ve SER MURAKIP olarak adlandırılan bu kişiler, bu görevi yaptıkları dönemde Ankara İlinde Hakim/Savcı adayı olarak görev yapmaktadırlar.
-Bu evlerde kalan kişilere, ev sorumluları olan MURAKIP veya SER MURAKIP olarak görev yapan kişiler mümkün olduğunca dışarı çıkmamaları, bu evin varlığından kimseye bahsetmemeleri, evin bulunduğu apartmandakiler ile muhatap olmamaları, muhatap olduklarında kendilerini avukat adayı yada hukuk öğrencisi olarak tanıtmalarını istemektedir. Bu evlerde kalmaya başlayacak kişilere bu evde şahit olacağı hususlardan kimseye bahsetmemeleri konusunda abdest aldırıp Kuran’ı Kerime el basarak yemin ettirilmektedir. Bu evlerde kalmaya başlayan kişilerin bir tanesinden adına bahse konu örgüt hücre evine kullanılmak üzere dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı olan, yani tek taraflı aranmaya açık olan bir sabit hat alması istenilmektedir. Ancak son dönemde yapılan tespitlerde bazı hatların içeriden dışarıyı aramaya açık olduğu ve içeriden dışarıya nadirende olsa aramalar yapıldığı tespit edilmiştir. Kaldı ki bazı evlerin HTS dökümlerinin incelenmesinde içeriden dışarının arandığına ilişkin tespitler yapılmıştır. Ayrıca alınan son beyanlarda hat içeriden dışarıya veya dışarı içeriye aramaya açık olsa da ilgili sorumlular içeriden dışarıyı aramayı yasaklamaktadırlar. Yine eve gelen kişilerin cep telefonları toplanmakta ve bu evde telefon kullanımı yasaklanmaktadır ancak alınan savunmaların bazılarında evde gizli bir şekilde telefon kullandıklarını, bazı savunmalarda ise hattı memlekette açık bir şekilde bıraktıklarını, o dönemde telefonların memlekette açık olduğunu beyan etmişlerdir. Yine bu evde kalan kişilere bu sabit hattı sadece çekirdek ailelerine vermeleri gerektiği, evde kalan kişilere birilerini arayacakları zaman ANKESÖRULÜ telefon kullanmaları yönünde talimat verilmektedir. Bu sayede bu evlerin deşifre olmasının önüne geçilmektedir. Hatta alınan son beyanlarda sorumlu kişilerin evde kalacak kişilere hitaben “Ankara çalışma evleri cemaatin yatak odasıdır, buradan kimseye bahsetmemek gerekir” söyledikleri tespit edilmiştir.
-Bu evde kalan kişilere hakimlik savcılık sınavlarının soruların doğrudan veya deneme adı altında soru çözdürülmek suretiyle verildiğine ilişkin birden fazla itirafçı beyanı mevcuttur. Ayrıca bu hakim/savcılık sınavlarına hazırlık hücre evinde mülakat provaları yapılmaktır. Bu soru verilme ve mülakat provaları ile örgüt kendi elemanlarını Türkiye Cumhuriyetinin üç kuvvetinden biri olan yargı erkindeki hakimlik veya savcılık mesleğine yerleştirmektedir.
…
-Hakim/Savcılık stajına başlayan yapı içerinde yer alan hakim/savcı adaylarından ilk maaşının tamamı ve sonraki maaşlarının da bekarlardan yüzde 15′ i, evlilerden ise yüzde 10’u talep edilmektedir. Bu şekilde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün Hakim/Savcılık çalışma evlerinin finansmanı sağlanmaktadır.
…” şeklinde tespitlerde bulunulmuştur.
Öte yandan Dairemizde derdest olan dava dosyalarında, yargı mensubu olarak görev yapmakta iken haklarında meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına karar verilmiş olan bazı kişilerin ve bu kişiler hakkında tanık beyanında bulunan kişilerin hakim-savcılık sınavı çalışma evlerine ilişkin birtakım ifadelerde bulunduğu görülmüştür:
Yargı mensubu olarak görev yapmış olan ve ifadesine başvurulan Z.T.S. isimli şahsa ait Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 12/09/2017 tarihli sorgulama tutanağı:
“…Yine bu evlerde şahit olduğum bir husus daha vardır. Bu husus; dıamond isimli ve bandrolsüz test kitabı vardı ve bu kitabı en az bir kez bitirmemiz söyleniyordu ayrıca bu kitabı evin dışına hatta balkona bile çıkarmamamız isteniliyordu. Sebebini sorduğumuzda ise kitapların bandrolsüz olduğu söyleniyordu. Piyasada yokmu falan diye sormuştum, bana bu kitabın piyasada olmadığını, bizlerin üst dönemlerinde olan kişilerin bütün kitaplardan derleme yaparak oluşturdukları söylenmişti. yine eve ilk geldiğimde bu evin varlığından bu evden bahsetmememiz tembihlenmişti. hatta evin sabit telefonunu irtibat numarası olarak biryere vermemiz söyleniyordu. Bu evlerde 10 saat ders çalışmak zorunluydu. Evde deneme adı altında sınav yapıyorlardı. bu denemeyi murakıplar dışarıdan getiriyorlardı. daha sonra süre tutuyordu. süresi tamamlandıktan sonra cevap anahtarını söylüyor ve netlerimizi not ediyordu. Gelen denemeler bizde bırakılmayıp tekrar toplatılıyordu. Bu denemeleri evde bırakmıyorlardı. …SORU VERİLME OLAYI 2011 yılı Nisan ayında yapılan sınavın gecesinde eve sermurakıp olan … kod adlı … isimli şahıs geldi. evde bulunan 6 kişiyi salona topladı. bizlere hitaben bir konuşma yaptı. bu konuşmada ‘elinde şuan yarınki sınava ilişkin soruların bulunduğunu ve yemin etmemiz karşılığında bu soruları bizimle paylaşacağını’ söyledi. bunun üzerine evde bulunan kişiler hak yiyeceklerini düşünerek çok rıza göstermediler. Bunun üzerine … kod adlı … konuşmasının devamında ‘görevdeki kişilerin hakkıyla gelmediğini, solcuların ve diğer kişilerin kendi adamlarını kayırarak getirdiklerini, muhtemelen kazanacağımızı ama bunun yinede bizimle paylaşmak istediğini’ söylemesi zerine evdeki kişiler de bunu kabul etti. Bunun üzerine herkese abdest aldırdı. kendisi de Kuranı-kerimi eline aldı. elinde bulunan metni bize verdi ve kuranı-kerime el bastırdı. bu metini kelimesi kelimesine hatırlamıyorum ancak bütün değerlerimiz üzerine yeminle alakalı bir metindi. daha sonra her bir soru için ayrı ayrı küçük kağıtlar halindeki fotokopi parçalarını bizlere kısım kısım dağıttı. yanlış hatırlamıyorsam 100 sorudan 60 70 civarından sorunun cevapları işaretlenmiş şekilde vardı. Biz bunları alarak okuyup ezberledik, daha sonra soruları toplayarak götürdü. daha sonra ben sabah sınava girdim ve sınavdan 82 veya 83 puan aldım, zaten gösterdikleri sorular sınavda çıkmıştı.”
İfadesine başvurulan … isimli şahsa ait Tokat İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğünce düzenlenen 26/02/2018 tarihli şüpheli ifade tutanağı:
“… 1.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2013 YILI AĞUSTOS-ARALIK AYLARI:
… Murakıblar hakim savcı çalışma evine daha sık gelir, sermurakıblar ise eve daha nadir gelen şahıslardı. Murakıbım olan … KOD ADLI Ş. isimli şahıs yanımda getirmiş olduğum cep telefonumu eve gittikten kısa süre sonra benden aldı. …Kira ve fatura evde kalanlar olarak ödenmiyordu. Sadece yiyecek ihtiyacı karşılanıyordu. Ben bu eve gittiğimde evde sabit hat kurulu vaziyetteydi. O yüzden sabit hattın kimin adına olduğunu bilmiyorum. Benim adıma değildir. Faturaların ve kira sözleşmesinin kimin adına olduğunu bilmiyorum. Evde bulunan sabit hat Ankara iç dış aramalara açık ancak il dışına aramalara kapalıydı. Dışardan aramalara ise açıktı. Bu sabit hat ile annemle defaten farklı zamanlarda görüştüğümü hatırlıyorum.
…
Ben kalmış olduğum birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı idari ve adli yargı sınavından önce genel kültür sorularının verildiğini anlatmak istiyorum.
Ben birinci kaldığım hakim savcı çalışma evinde 2013 yılı Kasım ayında yapılan idari yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI OLAN … KOD ADLI … isimli şahıs kalmış olduğumuz hakim savcı çalışma evine geldi. Geldiğinde evde birlikte kaldığım …, …, …, … ve beni evin salonuna topladı. İlk olarak evde bulunan sabit hattın fişini çektirdi. Öncelikle salonu toplamamızı istedi. Herkes ile kendi kaldıkları odada birebir görüştü. Benimle kendi kaldığım odada SERMURAKIB … KOD ADLI … ile yaptığım görüşmede sen buraya hizmet hareketi için geldin. Sen bir hizmet insanısın dedi. …SERMURAKIB … KOD ADLI … hepimize tek tek Kurana el basmak suretiyle sözlü olarak yemin ettirdi. …Yeminden sonra SERMURAKIB … KOD ADLI … isimli şahıs yanında getirmiş olduğu fotokopi halinde A4 kağıtlarında bulunan genel kültür sorularını çıkarttı. Bu sorular 20-25 civarında beş altı sayfadan ibaretti. Cevapları yoktu, Evde kalanlar olarak …, …, …, … isimli şahıslarla birlikte topluca bu sorulara baktık ve defterimizden kopardığımız kağıtlara soruların cevapları birlikte çözdük. …Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı idari yargı sınavında bir gün öncesinden tarafımıza verilen Genel kültür sorularının birebir aynısının çıktığını gördüm. Ancak tamamı değil yarısının çıktığını hatırlıyorum…
2013 YILI ADLİ YARGI SINAVINDAN ÖNCE SINAV SORULARININ VERİLMESİ OLAYI:
Ben aynı şekilde birinci hakim savcı çalışma evinde 2013 yılında kalmaya devam ederken aralık ayında yapılan adli yargı sınavından bir gün önce evin SERMURAKIBI … KOD ADLI … isimli şahıs tekrar evimize geldi. …SERMURAKIB … KOD ADLI … isimli şahıs yanında getirdiği leptopu açtı ve boynunda muskanın içerisine gizlenmiş flash belleği çıkardı ve leptopa taktı. Bize hitaben yarın ki gireceğimiz adli yargı sınavında çıkma ihtimali bulunan soruların olduğunu söyleyip. Bu sorulara bakmamızı istedi. Bu sorulara …, …, …, … ve ben hep beraber baktık. Bu sorular hatırladığım kadarıyla toplamda 25-30 sorunun olduğu genel kültür kısmındaki sorulardı. Ancak bu sınav sorularının bir kısmının cevapları işaretli, bir kısmının cevapları işaretli değildi. …Ben ertesi gün girmiş olduğum 2013 yılı adli yargı sınavında tarafıma bir gün önce gösterilen genel kültür sorularının hatırladığım kadarıyla tamamı olmamakla birlikte tamamına yakını çıktı. Yanlış hatırlamıyorsam soruların yerleri değişikti, ancak doğru cevapları aynıydı…
2.HAKİM SAVCI ÇALIŞMA EVİ 2014 YILI OCAK-2015 YILI OCAK AYI:
…Bu evde DİAMOND isimli hazırlık kitabı da vardı. Bu kitap piyasada bulunmayan evden dışarıya çıkartılması yasak olan bir kitaptı. Bu kitap yapı tarafından derlenen bir çalışma kitabıydı. Girmiş olduğum gerçek sınavlarda DİAMOND isimli kitaptan benzer soruların çıktığını hatırlıyorum. Çünkü çok fazla soru vardı…”
Yukarıda yer verilen bilgilerden de anlaşılacağı üzere FETÖ’ye ait hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde kalan kişiler kapalı devre bir sistem içerisine alınmaktadır. Bahse konu sınava hazırlık evlerinde gizliliğin sağlanması ve deşifre olunmaması amacıyla cep telefonlarının toplanması, dışarıdan içeriyi aramaya açık, içeriden dışarıyı aramaya kapalı yani tek yönlü aramaya açık olan sabit telefon kullanılması gibi kurallar bulunmaktadır. Kişiler farklı illerden hakim-savcılık sınavını kazanabilmeleri amacıyla başta Ankara olmak üzere belli illere getirilmekte ve örgüt içinde yer alan kişilerce bu evlere yerleştirilmektedir. Sınava hazırlık evlerinde gizliliğin en üst seviyede tutulduğu, gerek doğrudan gerek deneme adı altında hakim-savcılık sınavı sorularının verildiği görülmektedir.
Sonuç olarak hakim-savcılık sınavına hazırlanma evi olarak nitelendirilen bu evlerde anılan yöntemler uygulanarak FETÖ tarafından örgüte iltisak ve irtibatı bulunan kişilerin sınava giren diğer adayların önüne geçmesinin amaçlandığı, FETÖ için yargı organlarının ve yargı erkiyle bağlantılı kurumların ele geçirilmesi bakımından hakim-savcılık mesleğine giriş sınavlarına hazırlık evlerinin özel önem arz ettiği anlaşılmaktadır.
ii. Çalışma Evinde Sınava Hazırlanma Hususunun Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından dava dosyasına sunulan ve Tokat Cumhuriyet Başsavcılığınca 2016/5846 sayılı soruşturma dosyası kapsamında düzenlenen 11/02/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanaklarında 29 ve 30 numaralı hakim-savcılık sınavına çalışma evlerinde kalan diğer örgüt üyelerinin beyanları çerçevesinde davacının bu çalışma evlerinde murakıplık yaptığı; 31/01/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında 37 numaralı hakim-savcılık sınavına çalışma evinin 15/07/2013 tarihinde davacı tarafından kiralandığı (kiracı sıfatıyla sözleşmede imzasının bulunduğu), 15/08/2013-17/05/2014 tarihleri arasındaki kira bedellerinin davacı tarafından ödendiği, 20/05/2013-10/06/2014 tarihleri arasındaki su aboneliğinin de davacı adına olduğu, yine bu çalışma evinde kalan diğer örgüt üyelerinin beyanları çerçevesinde davacının anılan çalışma evinde murakıplık/sermurakıplık yaptığı; 31/01/2019 tarihli dosya inceleme ve değerlendirme tutanağında 100 numaralı hakim-savcılık sınavına çalışma evinde kullanılmakta olan … numaralı sabit telefon hattının aboneliğinin 06/08/2012-11/04/2013 tarihleri arasında davacı adına olduğu, bu sabit hat ile davacının babası … arasında 154 adet, kardeşi … arasında 25 adet, ablası … arasında 1 adet, eniştesi … arasında ise 78 adet telefon görüşmesi kaydının bulunduğu ve davacının bu çalışma evinde kaldığı hususlarının tespit edildiği görülmüştür.
Davacı tarafından bu tespite karşı herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının örgütün yargı erkine kendisine iltisak ve irtibatlı kişileri yerleştirebilmek amacıyla oluşturduğu hakim-savcılık sınavına hazırlık evlerinde anılan sınavlara hazırlanmış olmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatı ortaya koyan bir unsur olduğu sonucuna varılmıştır.
d) Hakim/Savcı Adaylığı Döneminde Adalet Akademisi Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği/Sınıf Başkanlığı
i. Yıllık (Albüm) Kurulu Üyeliği/Sınıf Başkanlığı Hususunda Genel Değerlendirme
Kararımızın FETÖ’ye ilişkin tespit ve değerlendirmeler kısmında ortaya konulduğu üzere anılan örgüt tarafından, hakim ve savcılara yönelik olarak adaylık dahil tüm süreçlerde yabancı dil, yüksek lisans, doktora eğitimi, yurt dışı gezileri, mesleki ve kariyer programları düzenlenmek suretiyle örgüt üyesi hakim ve savcılar emsallerine göre daha donanımlı hale getirilmeye çalışılmıştır. … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında da; mülakat sınavını kazanan ve hakim-savcı adayı olan örgüt üyeleri mülakattan sonra tekrar murakıplar tarafından örgüt evlerine çağrılarak staj aşamasında hangi evde kalacaklarının ve ev sorumlularının kim olacağının anlatıldığı, bu şekilde staja başlayan örgüt üyesinin staj döneminde de örgüt tarafından takibinin yapıldığı; staj aşamasında örgüt üyelerinin deşifre olmamaları için beşer kişilik gruplar halinde, masrafı örgüt tarafından karşılanan ev tutmalarının sağlandığı, her ev için bir sorumlu tayin edildiği yönünde tespitlerin yapıldığı görülmektedir.
Bu şekilde hakim ve savcıların, adaylık sürecine örgüt tarafından ayrı bir önem atfedilmekte ve bu dönem içerisinde örgüte bağlı bulunan adayların, örgütle irtibat ve iltisakı bulunmayan diğer adaylardan daha ön plana çıkarılması, dönem arkadaşları arasında örgütsel tabiriyle ”parlatılması” ve bu kişilerin gelecekte unvanlı görevlere getirilmesinin önünün açılması hedeflenmiştir.
Bu hedefin gerçekleştirilmesi amacıylada örgüte iltisak ve irtibatı bulunan hakim-savcı adaylarının görev aldığı mezuniyet yıllık (albüm) kurulları oluşturulduğu ve yıllık (albüm) kurulu üyelerinin albümün hazırlanması amacıyla tertip ettikleri üst düzey ziyaretlerle yüksek yargı ve kamu bürokrasine kendilerini refere ettikleri, yine örgüt tarafından kendisine iltisak ve irtibatı bulunan hakim-savcı adaylarının Adalet Akademisinde sınıf başkanı seçilmesi sağlanarak Akademi üst yönetimiyle ve ders veren öğretim görevlileriyle yakın temaslarının sağlanmaya çalışıldığı anlaşılmıştır.
Bu kapsamda Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Teftiş Kurulu Başkanlığınca Adalet Akademesi Yıllık (albüm) Kurulu başkan ve üyeliği hususunda hazırlanan 05/06/2017 tarih ve 05-1 sayılı inceleme raporunda, staj döneminde yıllık kurulu başkan ve üyesi olan toplam 292 hâkim ve savcının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunca FETÖ ile irtibat ve iltisakları nedeniyle görevden uzaklaştırılmalarına ve/veya meslekten çıkarılmalarına karar verildiğinin belirtildiği görülmüştür.
Ayrıca söz konusu Tetiş Kurulu raporunda, “Gizli Tanık … beyanında; Akademi sınıf başkan ve yardımcılarının cemaat abileri tarafından belirlenen kişilerden oluşmasının temel hedeflerden biri olduğu, diğer bir amacın ise yıllık komitesinin mümkün mertebe cemaat abileri tarafından önceden belirlenen stajyerlerden oluşması olduğu, zira yılsonu gösterisinin yıllık komitesi tarafından hazırlandığı, yılsonu gösterilerinin içeriğinin konjonktüre göre değişmesinin nedenlerinden birinin de yıllık komitelerinin cemaatçilerden oluşmasından kaynaklandığı, incelenmesi halinde bu durumun anlaşılabileceği,
… beyanında; İlk akademi döneminde bulunduğu sınıfta sınıf başkanının …, sınıf başkan yardımcısının ise … olduğu, sınıf başkanlığı seçimi öncesinde yapılan toplantılarda sınıf başkanlığı seçimlerinde belirlenen adaylara oy verilmesinin söylendiği, verilen talimat doğrultusunda sınıf başkanlarının seçildiği, son akademi döneminde …’in sınıf başkanı seçilmesi nedeniyle yapının bayanlar grubundan olduğunu düşündüğü, ayrıca son akademi döneminde akademi yıllıklarının düzenlendiği, bu yıllıkları sınıf başkanlarının düzenlediği, sınıf başkanlarının da ağırlıklı olarak yapı elemanı olduğu,
… beyanında; Staj dönemi bittikten sonra 2007 yılında ilk görev yeri olan … İdare Mahkemesine atandığı, o dönem akademide yıllık kurulunda olan kişilerin cemaatçi olduklarının söylendiği, bu kişiler arasında … ve …’in de bulunduğu,
… beyanında; Fetullah Gülen Cemaati mensubu …’un, en son Tokat İlinde hâkim olarak görev yaptığı, 8. Dönem Adli Yargı hâkim ve savcı adaylarının tümünün sorumlusu yani abisi konumunda bulunduğu, aynı zamanda akademide yıllık kurulu organizasyonunda yer aldığı, Fetullah Gülen cemaatindeki aktif pozisyonunu devam ettirdiği,” şeklinde tanık beyanlarına yer verilmiştir.
Sonuç olarak FETÖ için hakim ve savcıların adaylık döneminin de ayrı bir önem arz ettiği, örgüt tarafından Adalet Akademisindeki eğitim sürecinde örgüte iltisak ve irtibatı bulunan hakim-savcı adaylarının emsalleri arasında ön plana çıkarılması sağlanarak gelecekteki unvanları görevlere getirilebilmeleri adına hazırlık yapıldığı, bu kapsamda da staj döneminde albüm kurulu üyelikleri ile sınıf başkanlarının özellikle örgüte irtibat ve iltisakı bulunan hakim ve savcı adaylarından seçilmesinin sağlanmasına özel önem verildiği anlaşılmaktadır.
ii. Yıllık Kurulu Üyeliğinin/Sınıf Başkanlığının Davacı Yönünden Değerlendirilmesi
Dava dosyasının incelenmesinden, davacının Adalet Akademisinde 16. Dönem Adli Yargı Yıllık Kurulu üyesi olarak görev yaptığı görülmüştür.
Davacı tarafından bu tespit ile ilgili herhangi bir beyanda bulunulmamıştır.
Netice itibarıyla, davacının örgütün yargıda etkin olduğu dönemde Adalet Akademisinde Yıllık (Albüm) Kurulu üyeliği yapmasının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu değerlendirilmiştir.
6) Dava Konusu Kararın Temel Hak ve Özgürlükler Bağlamında Değerlendirilmesi
Davacı, dava konusu karar ile bazı temel hak ve özgürlüklerinin ihlal edildiğini ileri sürmekle birlikte bu ihlal iddialarının özü davacının meslekten çıkarılmasına dayanmaktadır.
Bu kapsamda, davacı hakkında tesis edilen meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin kararın, AİHS’in 8. ve Anayasa’nın 20. maddesinde yer alan “özel hayata saygı hakkı” çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.
Zira, AİHM tarafından dinamik bir şekilde yorumlanan ve sosyal hayattaki yansımaları kapsamında genişletilebilen “özel hayat” kavramı, eksiksiz bir tanım getirmenin mümkün olmadığı bir kavram olarak görülmekte, bu bağlamda bireylerin kişiliklerini geliştirmelerine ve mesleki yaşamlarına etki eden her durum özel hayata saygı hakkına dâhil edilmektedir. Nitekim AİHM, bireylerin genellikle iş ya da mesleki faaliyetleri sırasında dış dünya ile ilişkiler kurduklarını ve geliştirdiklerini belirterek ve bireyin iş hayatı ile özel hayatını birbirinden ayırmanın güçlüğünün altını çizerek, mesleki faaliyetlerin de özel hayata saygı hakkı kapsamında olduğunu belirtmiştir (Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, § 29). AİHM’e göre özel hayat, bir bireyin başka bireylerle, mesleki ve iş ilişkileri de dâhil olmak üzere, ilişki kurma ve geliştirme hakkını kapsamaktadır (C./Belçika, B. No: 21794/93, 07/08/1996, § 25).
Dava konusu edilen karar, davacının meslek yaşamının sona ermesi sonucunu doğurmaktadır. Bu nedenle söz konusu karar özel hayata saygı hakkı üzerindeki sonuçları itibarıyla AİHS’in 8. ve Anayasa’nın 20. maddeleri ile güvence altına alınan özel hayata saygı hakkına yönelik bir müdahale oluşturmaktadır.
AİHS’in 8. maddesinin ikinci fıkrasına göre özel hayata saygı hakkının kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi ancak “kanunla öngörülmüş olma”, aynı maddede sayılan “meşru amaçlardan birini gerçekleştirmeye yönelik olma” ve “demokratik bir toplumda gerekli olma” ölçütlerini karşılama şartıyla mümkündür. Anayasa’nın 20. maddesinin 13. maddesi ile birlikte değerlendirilmesi sonucunda ise özel hayata saygı hakkına müdahale edilebilmesi için müdahalenin “şekli anlamda belirli ve öngörülebilir bir kanuni dayanağının bulunması”, “anayasal meşru bir amaca ulaşmaya yönelik olması” ve “demokratik toplum düzeninin gerekleri ile ölçülülük ilkesine uygun olması” gerekmektedir.
Dolayısıyla dava konusu kararla ortaya çıkan özel hayata saygı hakkına yönelik müdahalenin ihlal oluşturup oluşturmadığı hususunun, AİHS ve Anayasa bağlamında, kanunilik, meşru amaç ve demokratik bir toplumda gerekli olma ile ölçülülük ilkeleri doğrultusunda irdelenmesi gerekmektedir.
Ayrıca, demokratik toplum düzenini tehdit eden olağanüstü hâlin varlığı hâlinde AİHS’in 8/2 ve Anayasa’nın 13. maddesinde bir temel hak ve özgürlüğe kamusal makamlar tarafından müdahale edilebilme şartlarını ortaya koyan güvencelere aykırı tedbirlerin alınması ya da bu güvencelerin daha düşük standartta sağlanabilmesi söz konusu olabilmektedir. Böyle bir durum gerçekleştiği takdirde AİHS’in 15. ve Anayasa’nın 15. maddeleri uygulanabilir hâle gelmektedir.
AİHS’in 15. maddesinin birinci fıkrasında, savaş veya ulusun varlığını tehdit eden bir genel tehlike hâlinde sözleşmeci devletlerin durumun gerektirdiği ölçüde ve uluslararası hukuktan doğan başka yükümlülüklere ters düşmemek koşuluyla bu sözleşmede öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirler alabileceği belirtilmiş; ikinci fıkrasında ise bu hâllerde dahi AİHS’te öngörülen yükümlülüklere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Bu doğrultuda Anayasa’nın 15. maddesinde de olağanüstü hâllerde, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülükler ihlal edilmemek kaydıyla durumun gerektirdiği ölçüde temel hak ve hürriyetlerin kullanılmasının kısmen veya tamamen durdurulabileceği veya bunlar için Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabileceği belirtilmiştir. Anılan maddenin ikinci fıkrasında ise Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirlerin alınamayacağı hak ve özgürlükler sayılmıştır.
Dava konusu karar, davalı idare tarafından, 667 sayılı KHK’nın 3. maddesi uyarınca tesis edilmiştir. Anılan KHK, 6749 sayılı Kanun’la TBMM tarafından değiştirilerek kabul edilmiş ve 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Sonuç olarak davacı hakkında dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla bu karara dayanak KHK’nın yürürlükte olduğu ve öngörülen anayasal usul dâhilinde daha sonra kanunlaştığı görülmektedir. Bu nedenle özel hayata saygı hakkına müdahale niteliği taşıyan dava konusu karar, öngörülebilir ve belirli bir kanun hükmü uyarınca tesis edilmiş olup müdahale kanunilik şartını taşımaktadır.
Zira dava konusu karara gerekçe olarak gösterilen irtibat ve iltisak kavramları yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında yapılan değerlendirmede, terör örgütleriyle irtibatlı ve iltisaklı olma durumu farklı şekillerde ortaya çıkabileceğinden bunların kanun koyucu tarafından önceden belirlenmesi ve kanunda tek tek sayılması zorunluluğundan söz edilemeyeceği ifade edilmiştir. Anayasa Mahkemesine göre irtibat ve iltisak kavramları genel kavram niteliğinde olmakla birlikte, bu kavramların belirsiz ve öngörülemez nitelikte olduğunu söylemek mümkün olmadığından, hukuki nitelikleri ve objektif anlamları yargı içtihatlarıyla belirlenebilecektir.
AİHS’in 8. maddesinin ikinci fıkrasında özel hayata saygı hakkının kullanılmasına ulusal güvenlik ve kamu güvenliğinin sağlanması amacıyla müdahale edilebileceği öngörülmüştür. Anayasa’nın 20. maddesinin birinci fıkrasında ise özel bir sınırlama nedeni öngörülmemiştir. Bununla birlikte Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre özel sınırlama nedeni öngörülmemiş olan hakların dahi hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırları bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın diğer maddelerinde yer alan kurallara dayanılarak da bu hakların sınırlanması mümkün olabilmektedir. Anayasa’nın 5. maddesinde Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak Devletin temel amaç ve görevleri arasında sayılmıştır (AYM, E.2014/87, K.2015/112, 08/12/2015, § 7; Sevim Akat Eşki, B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 33). Dava konusu karar, FETÖ ile üyelik, mensubiyet, iltisak veya irtibatı bulunan ilgililer hakkında ülkenin içinde bulunduğu tehdit ve kamu düzeninin bozulması ihtimali doğduğundan ivedi şekilde karar alma zorunluluğu nedeniyle ve millî güvenliğin, kamu düzeninin ve başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla tesis edilmiştir. Bu nedenle FETÖ ile iltisak ve irtibatı olan ve dava konusu kararın tesis edildiği tarih itibarıyla kamu gücünün güçlü bir tezahürü niteliğinde yargı yetkisi kullanan davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale meşru bir amaca dayanmaktadır.
Dava konusu karar ile davacının özel hayata saygı hakkına yapılan müdahale, zorlayıcı bir toplumsal gereksinim olarak ortaya çıkmıştır. Nitekim 15 Temmuz 2016 gecesi yaşanan darbe teşebbüsü nedeniyle “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlike”nin bulunduğu açıktır (Alparslan Altan/Türkiye, B. No: 12778/17, 16/04/2019, §§ 71-75). Bu tehlike, ulusun ve Devlet teşkilatının varlığı için tehdit teşkil eden, kamu düzenini etkileyen, olağandışı bir kriz niteliğindedir. Bununla birlikte darbe teşebbüsünün faili olan FETÖ’nün, yukarıda belirtildiği üzere atipik ve kendine özgü niteliği göz önüne alındığında, bu tehlikeye karşı alınan ve davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren dava konusu tedbirin de yaşanan özellikli durumun ortaya çıkardığı zorunluluktan ve bu durumun faili olan örgütün Devleti ele geçirmeyi amaç edinen niteliğinden kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle anılan olağanüstü koşullar altında ve olağan demokratik düzene geri dönebilmek amacıyla söz konusu terör örgütü ile iltisak ve irtibatı bulunan davacının yargı yetkisini kullanmasına son veren tedbirin demokratik bir toplumda gereklilik arz ettiği açıktır.
Türkiye Cumhuriyeti tarafından 23/07/2016 tarihinde Avrupa Konseyi Genel Sekreterliği ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreterliğine, Türkiye’de 21/07/2016 tarihinde olağanüstü hâlin yürürlüğe girmesiyle birlikte AİHS’in 15. maddesinde öngörüldüğü şekliyle Sözleşme’den doğan yükümlülükler bağlamında daha az güvence sağlanabileceği kaydıyla derogasyon bildiriminde bulunularak milletlerarası hukuktan doğan yükümlülük yerine getirilmiştir.
AİHS’in 15. maddesi ile uygulama alanı bulan, “ulusun varlığını tehdit eden genel bir tehlikenin varlığı” hâlinde söz konusu tehlikeyi bertaraf etmek için ne yapmak gerektiğini takdir ve tayin etmek ulusun yaşamından sorumlu devlete aittir. İçinde bulunulan durumun kendine mahsus özellikleri nedeniyle bu özellikli durumu değerlendirmek hususunda, söz konusu tehlikeyi bertaraf edecek devletin, uygulayacağı tedbirler bakımından, olağan dönemdekinden çok daha geniş bir takdir marjına sahip olduğunu kabul etmek gerekmektedir (İrlanda/İngiltere [GK] B. No: 5310/71, 18/1/1978, § 207).
Dava konusu kararın müdahalede bulunduğu özel hayata saygı hakkının AİHS’in 15. maddesinin ikinci fıkrası ile Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer verilen ve olağanüstü hâllerde dahi AİHS ve Anayasa’da öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınamayacağı belirtilen haklardan olmadığı açıktır.
Bu durumda, demokratik kurumlara ve demokratik toplum düzeninin bizatihi kendisine karşı yapılan darbe teşebbüsü sonrasında, bahse konu teşebbüsün faili olan FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu gerekçesiyle hakkında tesis edilen dava konusu karar ile yargı mensubu olarak görev yapması nedeniyle üstün kamu gücü ayrıcalığına sahip olan davacının, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmesi suretiyle özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir olduğu anlaşılmıştır.
7) Sonuç olarak
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmemiştir.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmesi nedeniyle tahsil edilmeyen toplam … TL harcın davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/11/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.