Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2019/6172 E. , 2021/2287 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2019/6172
Karar No : 2021/2287
DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
DAVALI : …Kurulu / …
VEKİLİ : Av. …
DAVANIN KONUSU : Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararıyla 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve …, K:…sayılı kararına yapılan yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Twitter hesabı ele geçirilerek tasvip edilmeyen paylaşımlarda bulunularak mağdur edildiği, konuyla ilgili …Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın sonucu beklenilmeden ve sosyal medyadan söz konusu paylaşımlarda bulunduğu sabit olmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, dava konusu kararı veren Hâkimler ve Savcılar Kurulu İkinci Dairesi başkan ve üyeleri hakkında suç duyurusunda bulunduğundan aralarında husumet bulunduğu, bu nedenle dava konusu kararın tarafsız ve bağımsız bir kurul tarafından verilmediği, 2014 yılı HSYK seçimlerindeki muhalif tutumu nedeniyle cezalandırıldığı, adil yargılanma ve şüpheden sanık yararlanır ilkelerinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacının “…” adlı twitter hesabını bizzat kullandığı ve bu hesabın kendisine ait olduğu hususunun da kendisi tarafından adli mercilere yapılmış olan başvurusu ve buna ilişkin beyanıyla da sabit olduğu, 03/03/2016 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 14/02/2016 tarihinde yapılan ve suç konusu teşkil eden paylaşımların davacı tarafından gerçekleştirildiği tespitine yer verildiği, davacının yapmış olduğu suç duyurusunun sonucunun beklenilmemesinin uygulanan disiplin cezasını kusurlandırmayacağı, davacının görevde iken gerçekleştirdiği eylemler suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğünden dava konusu disiplin cezasının uygulandığı, dava konusu kararın alındığı tarihte, davacı hakkında müsnet eylemleri (Cumhurbaşkanına hakaret) nedeniyle şahsi suç kapsamında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmanın derdest olduğu, ceza kovuşturmasının sonucunun beklemesini mecbur kılan amir bir düzenlemenin bulunmadığı, ayrıca 2802 sayılı Kanunun 72. maddesinde hâkim ve savcıların mahkûm olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceğinin hüküm altına alındığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …NİN DÜŞÜNCESİ : Davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde ‘‘…’’ isimli hesaptan muhtelif tarihlerde yaptığı paylaşımlarının mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava; Zonguldak Hakimi iken Şanlıurfa Hakimliğinde çalışmak üzere geçici olarak yetkilendirilen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararıyla 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin (6749 sayılı Kanun ile kanunlaşan) 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının görev yaptığı dönemde gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve …, K:…sayılı kararının yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun değişik 69.maddesinin 1. fıkrasında “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.”, 4. fıkrasında, “Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.”, son fıkrasında da, “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükümlerine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, yargı mensubu iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun …tarih ve …sayılı kararıyla terör örgütü FETÖ/PDY ile mensubiyet, irtibat ve iltisakı olduğu tespit edilerek meslekten ihraç edilen davacının görevde iken gerçekleştirdiği eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69.maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve …, K:…sayılı kararının yeniden inceleme talebinin Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun … tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemiyle açıldığı anlaşılmıştır.
Davacı hakkında yapılan soruşturmada; twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde ilgiliye ait ‘‘…’’ isimli hesaptan 14/02/2016 tarihinde ve tarihi tam olarak belirlenemeyen günlerde yapılan paylaşımlarına ilişkin link çıktılarının incelenerek tutanağa bağlandığı, Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve …, K:…sayılı kararıyla; dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, sözkonusu paylaşımlarının eleştiri hakkı sınırlarını aştığı, Devlete sadakat ve yargısal yükümlülükleriyle bağdaşmayacak şekilde, demokratik toplum için gerekli olan meşru amaçla orantısız şekilde başkalarını, kişilere, kamu görevlilerine veya toplumun bir kesimine karşı şiddete teşvik edici ve görevinin gerektirdiği tarafsızlığa aykırı tutumla adli teşkilatın bağımsızlığına toplumun inanç ve güveninin azalmasına yol açacak nitelikte paylaşımlarının olduğu, bunu herkese açık sosyal medya hesabından gerçekleştirdiği, soruşturmaya konu teşkil eden ve ayrımcılığı teşvik edici, kendisi gibi düşünmeyen diğer kesimi açıkça tehdit eder mahiyette, suç işleyen örgüt mensuplarını korumaya yönelik, siyasi içerikli ve bir çoğu hakaret, iftira ve tehdit suçlarının yasal unsurlarını oluşturacak tarzdaki sosyal medya ortamındaki paylaşımlarının içeriği twet ve retweetlerinin tarihi, hedef alınan kişi, grup veya kurumlara dikkat edildiğinde gerçekleştirdiği algı operasyonları ile amacına ulaşamayan FETÖ/PYD Silahlı Terör Örgütünün amaç ve hedefleri doğrultusunda faaliyet gösterdiği, talimatlarıyla hareket ettiği, devlet görevlisi olduğunu gözardı ettiği, bağımsız ve tarafsız olmadığı, davacının eylemlerinin niteliği, ağırlığı, yoğunluğu ve mesleki ve etik değerler karşısındaki durumu dikkate alındığında, mesleğin şeref ve onurunu bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılarak subuta eren eylemleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olması nedeniyle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kurulun 2006 yılında kabul ettiği Bangalor Yargı Etiği İlkelerinde, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçek anlamda gerçekleştirdikleri kadar, gerçekleştirildiğini görüntü olarak da sağlamaları, kendilerinden sadır olan tüm etkinliklerde yakışıksız ve yakışık almayan görüntü içerisinde olmaktan kaçınmaları, özellikle yargı mesleğinin onuru ile uyumlu davranmaları ve mesleğin prestijini kendi veya herhangi bir kimse lehine kullanmamaları ve kullandırmamaları gerektiği belirtilmiştir.
Bu durumda, usülüne uygun olarak yapılan soruşturma ile soruşturma konularını oluşturan hal ve fiilerinin tespiti üzerine davacı hakkında yukarıda hükmü yazılı 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında ve ceza nedeniyle yapılan yeniden inceleme ve itiraz başvurularının reddine ilişkin işlemlerde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun …tarih ve …sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Ayrıca, davacı hakkında …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve …sayılı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle 7 Yıl 6 Ay hapis cezasına hükmedilmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 24/06/2021 tarihinde, davacı ve vekilinin gelmediği, davalı idare vekili Av. …’ın geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı, gelen tarafa usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra gelen tarafa son kez söz verilip, duruşma tamamlandı, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde görülmedi ve işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde ‘‘@cesuradalet’’ isimli hesaptan 14/02/2016 tarihinde ve tarihi tam olarak belirlenemeyen günlerde yapılan paylaşımları nedeniyle hakkında başlatılan disiplin soruşturması neticesinde, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve …, K:…sayılı kararı ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmıştır.
Anılan karara yapılan yeniden inceleme talebinin Hâkimler ve Savcılar Kurulu …Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine bu karara karşı yapılan itiraz Hâkimler ve Savcılar Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının ile reddedilmiştir.
Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
Öte yandan, …tarih ve …sayılı Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla, yargı mensubu olarak görev yapmakta olan davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin 3/1. maddesi uyarınca meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiştir. Bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi anılan Kurul tarafından …tarih ve …sayılı kararla reddedilmiştir.
Davacı tarafından meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin kararın iptali talebiyle açılan davada Dairemizin 22/09/2020 tarih ve E:2017/436, K:2020/3792 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
Diğer yandan, davacının, ceza yargılaması sonucunda … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediği görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 68. maddesinde “Yer Değiştirme Cezası”, bulunulan bölgenin en az bir derece altındaki bir bölgeye o bölgedeki asgari hizmet süresi kadar kalmak üzere atanmak suretiyle görev yerinin değiştirilmesi olarak tanımlanmış olup, maddenin ikinci fıkrasının (a) bendinde, kusurlu ve uygunsuz hareket ve ilişkileri ile mesleğin şeref ve nüfuzu ile şahsi onur ve saygınlığını yitirmek; (b) bendinde, yaptıkları işler veya davranışlarıyla görevini doğru ve tarafsız yapamayacağı kanısını uyandırmak, (c) bendinde, hatır ve gönüle bakarak veya kişisel duygulara kapılarak görev yaptığı kanısını uyandırmak, (d) bendinde, göreve dokunacak surette ve kendi kusurlarından dolayı meslektaşlarıyla geçimsiz ve dirliksiz olmak, (e) bendinde, madde tayin ve deliller elde edilmemiş olsa bile, rüşvet aldığı veya irtikapta bulunduğu kanısını uyandırmak, (f) bendinde, doğrudan doğruya veya aracı eliyle hediye istemek ve görev sırasında olmasa dahi çıkar sağlamak amacı ile verilen hediyeyi kabul veya iş sahiplerinden borç istemek veya almak, yer değiştirme cezasını gerektiren fiiller arasında sayılmıştır.
Anılan Yasa’nın “Meslekten Çıkarma Cezası” başlıklı 69. maddesinin birinci fıkrasında; “Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.”, son fıkrasında; “Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun 27/06/2006 tarih ve 315 sayılı kararıyla kabul edilip benimsenen ve tüm hakim ve savcılara duyurulan Bangalor Yargı Etiği İlkeleri’nin 2.1. maddesinde, “Hakim, yargısal görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getirmelidir.”; 2.2. maddesinde, “Hâkim, mahkemede ve mahkeme dışında, yargı ve yargıç tarafsızlığı açısından kamuoyu, hukuk mesleği ve dava taraflarının güvenini sağlayacak ve artıracak davranışlar içerisinde olmalıdır.”; 3.2. maddesinde, “Hakimin hal ve davranış tarzı, yargının doğruluğuna ilişkin inancı kuvvetlendirici nitelikte olmalıdır. Adaletin gerçek anlamda sağlanması kadar gerçekleştirildiğinin görüntü olarak sağlanması da önemlidir.”, 4.2. maddesinde, “Kamunun sürekli denetim sujesi olarak hâkim, normal bir vatandaş tarafından sıkıntı verici olarak görülebilecek kişisel sınırlamaları kabullenmeli ve bunlara isteyerek ve özgürce uymalıdır. Hâkim, özellikle yargı mesleğinin onuruyla uyumlu bir tarzda davranmalıdır.” şeklinde ilkelere yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun meslekten çıkarma cezası yaptırımını düzenleyen 69. maddesinin son fıkrasında yer alan “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiiller” ibaresi ile kasdedilen eylem ve davranışların ne olduğu hususu, yoruma açık ve soyut olarak düzenlenmiştir.
Yasa’nın 68. ve 69. maddesinde düzenlenen fiiller arasında önemli ölçüde benzerlikler, öngörülen cezalar arasında hukuki etki ve sonuçları bakımından önemli farklar bulunmaktadır. Her iki madde birlikte değerlendirildiğinde; 68. maddenin, yargı mensubunun kendi kişisel saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak eylemleri cezalandırmayı, 69. maddenin ise, yargı mensubunun kendi kişisel – özel mesleki saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını bozacak nitelikte eylem ve davranışları cezalandırmayı amaçladığı sonucuna varılmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleği, kariyer bir meslek olup, bu görevi ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Olayda, davacının sosyal medya paylaşımlarıyla zincirleme bir şekilde ve alenen, kamu görevlilerine karşı görevlerinden dolayı ve kurul halinde çalışan Hâkimler ve Savcılar Kurulunu, üyelerini, yargı organlarını, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanını, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ve Devletini ağır eleştiri ve sitem söylemini aşacak nitelikte; saygınlıklarını, kişilik haklarını, şeref ve haysiyetlerini, itibar ve şöhretlerini rencide ederek görevleriyle ilgili olarak küçük düşürerek aşağılayıcı ifadelerle “ifade hürriyeti” sınırlarını açıkça ölçüsüz ve orantısız bir şekilde aşmak suretiyle alenen hakaret ve aşağılamalarda bulunduğu, yine FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerini meşru gösterecek veya övecek ya da bu yöntemlere başvurmayı teşvik edecek şekilde, örgüt hakkında yargı organları tarafından yürütülmekte olan “İzmir Askeri Casusluk, MİT Tırları, Kimse Yok mu Derneği, 17 ve 25 Aralık” gibi soruşturma ve kovuşturmaları da kastederek gönderdiği ve retweet ettiği elektronik iletilerle, tüm dünyaya açık sosyal medyada, aleni bir şekilde terör örgütünün propagandasını yaptığı, tweetlerin tarihi, hedef alınan kişi veya kurumlara dikkat edildiğinde, örgütün diğer militanları tarafından da topluca gerçekleştirildiği üzere, verilen talimatın gereği olarak örgütün amaç ve hedef doğrultusunda hareket ettiğinden bahisle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69’uncu maddesinin son fıkrası uyarınca dava konusu karar ile meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının yargı mensubu olarak görev yaptığı dönemde twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde ‘‘…’’ isimli hesaptan muhtelif tarihlerde 67 adet paylaşımının bulunduğu, bunlardan bir kısmının “… 2-) Ergenekoncular, darbeciler, hırsız ve haramiler masum, fakir gençlere burs veren fedakâr zenginler terörist he. Zalim herifler.. Münafıklar … 5-) Ülkeyi hortumlayan, millete küfür edenler muteber, Türk bayrağını Dünyanın 4 bir yanında dalgalandıran eşkiya he. Sizi gidi hırsız sürüleri. … 12-) Anadolu’nun en hayırsever en fedakâr en barışsever, devletçi insanlarına kalkmış bir hırsız sürüsü terörist diyor. Utanmadan, sıkılmadan…! … 15-) Paralel safsataları ile vatansever emniyet kadroları tasfiye edildi. Konuşan gazeteciler susturuldu. Gelinen ise manzara ortada…! … 16-) Tutturulmuş paralelde paralel. Bir kere Türk Ceza Kanununda Paralel diye bir tanım yok. Suç ve Cezanın kanuniliği ilkesi var. Tck md.2 …” şeklinde olduğu görülmüştür.
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile davacı hakkında yürütülmüş olan soruşturma kapsamında ortaya konulan deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacıya isnat edilen eylemlerin, kendi kişisel saygınlığını yitirmesi durumundan daha ağır bir şekilde kamuoyu nezdinde hakimlik-savcılık mesleğinin saygınlığını yitirmesi sonucunu doğuracak nitelik ve ağırlıkta olduğu, dolayısıyla 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrasında belirtilen meslekten çıkarma cezasını gerektiren disiplin suçuna uyduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından twitter hesabı ele geçirilerek tasvip edilmeyen paylaşımlarda bulunularak mağdur edildiği, konuyla ilgili …Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, soruşturmanın sonucu beklenilmeden ve sosyal medyadan söz konusu paylaşımlarda bulunduğu sabit olmadan dava konusu işlemin tesis edildiği iddia edilmekte ise de, davacının “…” adlı twitter hesabını bizzat kullandığı ve bu hesabın kendisine ait olduğu hususunun da kendisi tarafından adli mercilere yapılmış olan 16/06/2015 tarihli suç duyurusu ve buna ilişkin beyanıyla da sabit olduğu, davacının twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde ‘‘…’’ isimli hesabından 14/02/2016 tarihinde ve tarihi tam olarak belirlenemeyen günlerde yapılan paylaşımları nedeniyle hakkında başlatılan ceza soruşturması kapsamında 03/03/2016 tarihinde ikametinde yapılan aramada ele geçirilen dijital materyaller üzerinde yapılan inceleme sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda 14/02/2016 tarihinde yapılan ve suç konusu teşkil eden paylaşımların davacı tarafından gerçekleştirildiği tespitine yer verildiği, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca hakim ve savcıların görevde iken gerçekleştirdiği eylemleri suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile nitelik ve ağırlık itibariyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülmesi halinde meslekten çıkarma cezası verileceği, ceza kovuşturmasının sonucunun beklenmesini gerektiren amir bir düzenlemenin bulunmadığı, kaldı ki 2802 sayılı Kanunun 72. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların mahkûm olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, öte yandan davacının dava konusu meslekten çıkarma cezasının dayanağı sosyal medya paylaşımları nedeniyle …Asliye Ceza Mahkemesi …sayılı esasına kayden Cumhurbaşkanına hakaret suçundan açılan davanın devam ettiği hususları dikkate alındığında davacının bu iddialarına itibar edilmemiştir.
Bu durumda; davacının twitter adlı sosyal paylaşım sitesinde yaptığı paylaşımları içerik olarak “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” olduğundan, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası hükmü uyarınca verilen meslekten çıkarma kararının kaldırılması istemiyle yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin dava konusu Hakimler ve Savcılar Kurulu …Dairesi kararına yapılan itirazın reddine ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu’nun …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının iptali istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle davanın açılışı sırasında tahsil edilemeyen ve ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işleri için belirlenen … TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 24/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.