Danıştay Kararı 5. Daire 2020/753 E. 2021/3458 K. 03.11.2021 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2020/753 E.  ,  2021/3458 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2020/753
Karar No : 2021/3458

DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Kurulu
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : Yargı mensubu olarak görev yapmakta iken, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 3/1. maddesi uyarınca, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilen davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Soruşturmaya dayanak teftişin hukuka aykırı ve keyfi olarak yapıldığı, soruşturma kapsamında kendisi ile aynı karar veren diğer hakimlerin soruşturulmadığı, kararın ön yargı ile verildiği, KHK kapsamında meslekten çıkarılmamış olsaydı hakkında soruşturma açılmayacağı, savunma hakkının kısıtlandığı, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, örgüt üyeliği kapsamında yapılan ceza yargılamasında beraat ettiği, ceza yargılamasında dava konusu kararların da değerlendirilip, bu kararların takdir hakkı çerçevesinde verildiğine hükmedildiği, beraat kararının disiplin hukuku yönünden bağlayıcılığının bulunduğu, hukuk devleti ilkesinin ihlal edildiği, Anayasanın 138. maddesi ile koruma altına alınan hakimlerin bağımsızlığı ilkesi uyarınca hakkındaki iddiaların meslekten çıkarma kararına dayanak alınmasına imkan bulunmadığı, söz konusu davalara konu atama işlemlerinin yürütmesinin durdurulması ve iptali yönünde verilen kararların Danıştayın o tarihe kadar olan bütün içtihatlarına uygun olduğu ve oybirliği ile verildiği, dava dosyalarında atamaları yapılan emniyet mensuplarının paralel yapı mensubu olduklarına dair bir belirlemenin ve emniyet mensuplarının lehine karar vermesi yönünde talimat aldığına ilişkin somut bir tespitin bulunmadığı ileri sürülerek dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu iddia edilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davacının sübuta eren filleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’ÜN DÜŞÜNCESİ: Davacı … vekili Av. … tarafından; müvekkilinin, 2802 sayılı Kanunun 69/ son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptali istenilmektedir.
Anayasa’nın “Hakimlik ve Savcılık Teminatı” başlıklı 139. maddesinde, meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hariç, hakim ve savcıların azlolunamayacağı kurala bağlanarak, hâkimlik ve savcılık mesleğinin teminat altına alındığı, 140. maddesinin üçüncü fıkrasında ise, hâkim ve savcıların atanmaları, hakları ve ödevleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ile diğer özlük işlerinin mahkemelerin bağımsızlığı ve hâkimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenleneceği hükme bağlanmıştır.
Anayasa’nın 139. ve 140. maddeleri, hâkim ve savcıların, hangi fiilleri nedeniyle veya hangi suçlardan mahkum edildiklerinde meslekten çıkarma cezası verileceği konusunun düzenlemesini kanuna bırakmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı, güvenden de kaynaklanmaktadır. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile eş orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin onur ve şerefi; hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, kanun koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Kanun koyucu, Anayasa’nın verdiği bu yetkiye dayanarak, hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezasını gerektiren bir suçtan mahkum olma veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilme hâllerini, 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinde düzenlemiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu’nun “Meslekten çıkarma cezası” başlıklı 69. maddesinde;
“Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından, Mersin İdare Mahkemesi Başkanı olarak görev yaptığı dönemde,2014 yılı öncesi kamu görevlilerinin il içi atamalara karşı açtıkları davalarda; atama işleminin yürütülmesinin durdurulması talebinin reddine karar verirken, 2014 yılı içinde emniyet mensuplarının il içi atamalarında savunma dahi almaksızın atama işleminin yürütmesinin durdurulmasına yönelik kararlar verdiği ,sözkonusu kararların Bölge İdare Mahkemesince kaldırılmasına rağmen diğer atama dosyalarında yürütmenin durdurulması talebinin kabulüne ilişkin kararlara devam ettiği ve bu davaları nihai olarak iptalle sonuçlandırdığı ,bu eylemleri planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak yürütüğü suç isnadı ile davacı hakkında yapılan soruşturma sonucunda, bütün soruşturma maddelerinin birlikte değerlendirilerek, sözkonusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü gerekçesiyle 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca, Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararıyla, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı, söz konusu kararın yeniden incelenmesi talebiyle yapılan başvurunun ise, aynı Dairenin, … gün ve K:… sayılı kararıyla reddedildiği, bu karara karşı yapılan itirazın da Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … gün ve K:… sayılı kararıyla reddedilerek meslekten çıkarma cezasının kesinleşmesi üzerine söz konusu kararın iptali istemiyle işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı KHK’nın 3’üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Olayda, soruşturma dosyasında mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, davacının yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında kötüye kullandığı ve “mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu görülmekle, davacı hakkında 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

A) MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacının … İdare Mahkemesinde görev yaptığı döneme ilişkin olarak hakkında, FETÖ/PDY terör örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte eylemlerde bulunduğu,
Bu bağlamda;
“1-2014 yılı öncesi kamu görevlilerinin il içi atamalarıyla ilgili açtıkları davalarda genel olarak (kimi dosyalarda idarenin savunması dahi alınmadan) yürütmenin durdurulması isteminin reddine karar verilirken, 2014 yılı içerisinde emniyet mensuplarının il içi atamalarına karşı açtıkları davalarda idarenin savunma süresini kısarak yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar verdiği,
2-2014 yılı içerisinde emniyet mensuplarının il içi atamalarında verilen yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne ilişkin kararın … Bölge İdare Mahkemesince bozularak yurütmenin durdurulması isteminin reddine çevrilmesine rağmen benzer davalarda ısrarla yürütmenin durdurulması isteminin kabulüne karar vermeye devam ettiği ve … Bölge İdare Mahkemesinin sözkonusu kararlarından sonra da ilgili dosyalarda ivedilikle esastan iptal kararı verdiği,” gerekçeleriyle disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Anılan soruşturma sonucunda, Hakimler ve Savcılar Kurulu müfettişlerince düzenlenen 10/05/2017 tarihli soruşturma raporuna istinaden Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla, davacının eyleminin mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna ulaşılmış ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacı tarafından, meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi talebiyle bakılmakta olan dava açılmıştır.

B) İLGİLİ MEVZUAT:
T.C. Anayasasının “Hakimlik ve savcılık teminatı” başlıklı 139. maddesinde; “Hakimler ve savcılar azlolunamaz, kendileri istemedikçe Anayasada gösterilen yaştan önce emekliye ayrılamaz; bir mahkemenin veya kadronun kaldırılması sebebiyle de olsa, aylık, ödenek ve diğer özlük haklarından yoksun kılınamaz. Meslekten çıkarılmayı gerektiren bir suçtan dolayı hüküm giymiş olanlar, görevini sağlık bakımından yerine getiremeyeceği kesin olarak anlaşılanlar veya meslekte kalmalarının uygun olmadığına karar verilenler hakkında kanundaki istisnalar saklıdır.”, “Hakimlik ve savcılık mesleği” başlıklı 140. maddesinin 3. fıkrasında; “..Hakim ve savcıların nitelikleri, atanmaları, hakları ve ödevleri, aylık ve ödenekleri, meslekte ilerlemeleri, görevlerinin ve görev yerlerinin geçici veya sürekli olarak değiştirilmesi, haklarında disiplin kovuşturması açılması ve disiplin cezası verilmesi, görevleriyle ilgili veya görevleri sırasında işledikleri suçlarından dolayı soruşturma yapılması ve yargılanmalarına karar verilmesi, meslekten çıkarmayı gerektiren suçluluk veya yetersizlik halleri ve meslek içi eğitimleri ile diğer özlük işleri mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre kanunla düzenlenir..” şeklinde hükümlere yer verilmiştir.
2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69. maddesinin 1. fıkrasında, “… Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir. ” hükmüne, son fıkrasında da; “..Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir.
” hükmüne yer verilmiştir.

C) İNCELEME VE GEREKÇE:
Bakılan uyuşmazlıkta, davacıya isnat olunan eylemlerin, FETÖ/PDY mensubiyeti ile birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bilindiği üzere, FETÖ/PDY terör örgütü, 17-25 Aralık 2013 tarihinde hukuki bir soruşturma görünümü altında Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren ortadan kaldırmaya ve engellemeye yönelik bir teşebbüste bulunmuştur. Bu girişim sonrası devlet, bekası için bir dizi tedbirler almak zorunda kalmış, bu amaçla Emniyet Genel Müdürlüğü içerisinde görev değişiklikleri yapılmıştır. Emniyet mensuplarının görev yeri yeri değiştirmelerine ilişkin işlemler ülke çapında çok sayıda davaya konu edilmiştir. Soruşturmaya konu dava dosyaları da bu kapsamda yapılan atamalara ilişkin olarak açılan dava dosyalarıdır.
Dava dosyasına sunulan bilgi ve belgeler incelendiğinde, Mersin İdare Mahkemelerinin denetimi esnasında davacının eski görev yeri olan … İdare Mahkemesinde 2014 yılı öncesinde emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı “yürütmenin durdurulması” istemli açılan bu davalarda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27. maddesinde öngörülen “hukuka açıkça aykırılık” ve “telafisi imkansız zarar” şartlarının birlikte gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek karar verildiği, bu kararlarda yürütmenin durdurulması istemlerinin istisnai olarak kabul edildiği ve genellikle yürütmenin durdurulması istemlerinin reddedildiği görülmektedir.
Ancak, dava dosyasına sunulan soruşturma raporu ve eki belgeler incelendiğinde, yukarıda aktarılan 17-25 Aralık 2013 süreci sonrasında, emniyet mensuplarının il içi atama işlemlerine karşı açtıkları 38 davada; davacıların talebi olup olmadığına bakılmaksızın davalı idarenin savunma süresinin kısaltıldığı, savunma geldikten sonra ise bu dosyaların tamamında yürütmenin durdurulması taleplerinin kabulüne karar verildiği, davacının da İdare Mahkemesi üyesi olarak görev yaptığı dönemde oluşturulan heyetlerde “yürütmenin durdurulması isteminin kabulü” yönünde oy kullandığı görülmüştür.
Bununla birlikte, atama işlemlerine karşı açtıkları davada lehlerine karar verilen 38 emniyet mensubunun tümünün 15 Temmuz 2016 darbe girişimi sonrası FETÖ/PDY ile irtibat, iltisak veya üyeliğinden dolayı KHK ile görevlerine son verilmiş olduğu tespit edilmiştir.
Öte yandan, “yürütmenin durdurulması isteminin kabulü” yönündeki kararlara karşı yapılan itiraz taleplerinin Adana Bölge İdare Mahkemesince kabul edilerek “yürütmenin durdurulması isteminin reddi” kararına çevrilmesine rağmen, benzer davalarda davacı tarafından ısrarla “yürütmenin durdurulması isteminin kabulü” yönünde oy kullanıldığı, bazı dosyalarda ise Adana Bölge İdare Mahkemesinin kararından sonra 10 günden kısa sürelerde esastan iptal kararı verildiği görülmüştür.
Diğer taraftan, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş; bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de … tarih ve … sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararıyla reddedilmiştir. Davacı tarafından bu kararların iptali istemiyle açılan davaların ise Dairemizin … tarih ve E:…-…/…, K:…/…-…/… sayılı kararlarıyla reddedilmiştir.
Netice itibarıyla, yargı kararıyla FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve iritbatı olduğu tespit edilen davacının yukarıda yer verilen bu eylemlerinin yargısal takdire ilişkin olmayıp plânlı bir organizasyonun parçası olarak hukuk dışı amaçların gerçekleştirilmesine ve örgütsel hiyerarşi içerisinde kendilerine verilen görevi yerine getirmeye yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Bu itibarla mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikteki tespit edilen eylemi nedeniyle davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu’nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…., K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

D) KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu … Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Dairenin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptaline karar verilmesi istemi yönünden DAVANIN REDDİNE,
2. Davacının adli yardım isteminin kabul edilmiş olması nedeniyle ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinden davanın açılışı sırasında peşin olarak yatırılan … TL vekalet harcının düşülmesinden sonra kalan … TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen …TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 03/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.