Danıştay Kararı 5. Daire 2021/5562 E. 2022/7152 K. 18.10.2022 T.

Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2021/5562 E.  ,  2022/7152 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/5562
Karar No : 2022/7152

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): …
Vekili : Av. …

Karşı Taraf (Davalı) : … Bakanlığı
Vekili : …

İstemin Özeti : 677 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin … tarih ve … sayılı işlemin iptaline ve işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdare Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: OHAL KHK’leri ile kamu görevinden çıkarılanlara başkaca herhangi bir tebligat yapılmayacağı belirtilmiş olsa da, Anayasa’nın 15 ve 121. maddeleri uyarınca OHAL döneminde sadece durumun gerektirdiği türden tedbirler alınabileceği, bu nedenle Tebligat Kanunu hükümlerinin uygulanmayacağı yönündeki KHK hükümlerinin OHAL’in kesinlikle gerektirdiği türden bir tedbir olmadığı, dolayısıyla dava ve başvuru sürelerinin işlemeye başlaması için Tebligat Kanunu hükümlerine uygun bir tebligatın yapılması gerektiği, esas yönünden ise; Danıştay İçtihadı Birleştirme Kurulu kararında, sıkıyönetim sürecinde alınan tedbirlerin, sıkıyönetim süresiyle sınırlı olacağının belirtildiği, olağanüstü hal sürecinde alınan tedbirlerin de, olağanüstü hal süresince sınırlı olacağı, anılan karar uyarınca eski görevine iade edilmesi gerektiği, tüm hukuksal kategorilere KHK ile kural getirilmesinin OHAL döneminde dahi mümkün olmadığı, ihracına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin amaç, konu ve süre bakımından hukuka ve Anayasa’ya aykırı olduğu, OHAL KHK’sı ile kalıcı olarak kamu görevinden çıkarma işlemi tesis edilemeyeceği, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hareket edildiği, savunma hakkı verilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, ihracına ilişkin KHK’nın Anayasa’nın 121. ve TBMM İç Tüzüğü’nün 128. maddelerine göre 30 gün içerisinde TBMM Genel Kurulu’nda onaylanmadığı, OHAL döneminde uygulanan kamu görevinden çıkarma cezasının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, yürütme ve yasama organlarının kişileri yargılama, suçlu ilan edip cezalandırma yetkisi olmadığı, aksi uygulamanın fonksiyon gaspına yol açacağı, 685 sayılı KHK’nın 11.maddesi uyarınca Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından kurulan mahkemelerin tabii hakim ilkesine aykırı olduğu, tavsiye niteliğinde olan ve sadece Bakanlar Kuruluna gönderilmek üzere kabul edilen MGK kararlarının kişileri bağlayıcı olmadığı, söz konusu yapının terör örgütü olarak ilan edildiği 26.05.2016 tarihinden önceki eylem ya da işlemlerden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, 24.04.2017 tarihli Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararından önce yapının terör örgütü olduğuna dair bir yargı kararı olmadığı, o halde terör örgütü ile bağlantısı olup olmadığı hususunun bu tarih esas alınarak saptanması gerektiği, hiçbir somut delil sunulmaksızın kamu görevinden çıkarıldığı, dava konusu işlemin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, ByLock programını kullandığı hususunun kesin olarak ispatlanmadığı, bu konuda yargılama sürecinin devam ettiği, Bylock programının dijital platformda dağıtılan bir program olduğu, ByLock verileri hukuka uygun olarak elde edilmediğinden hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, haberleşme özgürlüğünün ihlal edildiği, ByLock kayıtlarının hatalı bilgiler içerdiği, Bank Asya’ya talimat ile para yatırmadığı, söz konusu verilerin de hukuka aykırı olarak elde edildiği, mahrem imam iddiasının gerçeği yasıtmadığı, kamu görevinden çıkarıldıktan sonra elde edilen delillerin önceki kararı hukuka uygun yapmayacağı, sadakat yükümlülüğünü hangi eylemle, hangi tarihte ve ne şekilde ihlal ettiğinin belirtilmediği, ilk derece mahkemesince gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği ileri sürülmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 334. maddesi uyarınca daha önce adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun’un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan “adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder.” düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek ve gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Diğer yandan, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, … Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:.. , K:… sayılı kararında yer alan,
”… Sanık … adına kayıtlı ve bylock kaydı olduğu tespit edilen … nolu gsm hattı ve … ADSL hattının bylock kullanıcısının sanık … Olduğunun tespit edildiğine ilişkin … ID numarasına bağlı, “… ” kullanıcı adı, “…” şifresi, “…” adı olduğu …..” tespitleri dikkate alındığında davacının örgütün gizli haberleşme programı olan ByLock programını kullandığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 18/10/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.