Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2022/11431 E. , 2022/6810 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/11431
Karar No : 2022/6810
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): …İşletmesi Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : …Valiliği
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirketin, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve Hazineye devri yapılan Fatih Üniversitesi’nden toplam 1.729.747,15-TL tutarında alacağı olduğunu ileri sürerek söz konusu alacağının ödenmesi istemiyle yapmış olduğu başvurunun idarece cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine, 1.729.747,15-TL alacağının bahse konu kurumun kapatılma tarihi olan 15/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …İdare Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin 1. fıkrası kapsamında tespite konu edilebilecek haklara ilişkin olarak hak iddiasında bulunanların, öncelikle, anılan maddenin 4. fıkrası uyarınca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarih olan 17/08/2016 tarihinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idareye başvuruda bulunmaları gerektiği, bu kapsamda davacı şirket tarafından, FETÖ/PDY ile irtibatı nedeniyle 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan Fatih Üniversitesi’nden toplam 1.729.747,15-TL tutarında alacağı olduğu ileri sürülerek söz konusu alacağın tarafına ödenmesi istemiyle …tarih ve …sayılı dilekçe ile İstanbul Defterdarlığına başvuruda bulunulduğu, idarece bu başvuruya 60 günlük cevap verme süresi içerisinde cevap verilmeyerek başvurunun zımnen reddedildiği, bu durumda başvurunun zımnen reddi üzerine işlemeye başlayan 60 günlük dava açma süresi içinde dava açılması gerekirken, bu süre geçirildikten çok sonra 04/09/2019 tarihinde açılan işbu davanın süre aşımı nedeniyle esasının incelenmesine olanak bulunmadığı, öte yandan, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin yürürlüğe girdiği tarih olan 17/08/2016 tarihinden itibaren 60 günlük hak düşürücü süre geçtikten çok sonra (29/04/2019 ve 17/05/2019 tarihli dilekçelerle) davacı tarafça yapılan başvuruların da dava açma süresini canlandırmayacağı, bununla birlikte, …tarih ve …sayılı dilekçe ile yapılan başvuruya yetkili idari makamlarca cevap verilmesi halinde, cevabın tebliğinden itibaren 60 gün içinde dava açılabileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle davanın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti : …Bölge İdare Mahkemesi …İdari Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı şirket tarafından; idareye yapılan her başvurunun ayrı bir hukuki süreç olduğu ve hak doğurduğu, 13/10/2016 tarihinde yapılan başvuruya herhangi bir cevap verilmediği, daha sonra 29/04/2019 ve 17/05/2019 tarihlerinde başvuru yapıldığı, iki talebin de yeni bir hukuki süreç olduğu, başvurunun zımnen reddedildiği, son yapılan başvuruların ilk başvurudan bağımsız olduğu, ilk başvurudan ayrı değerlendirilmesi gerektiği, yapılan başvuruya 2021 yılı Eylül ayı itibarıyla olumlu veya olumsuz bilgilendirme amaçlı geri dönüş olmadığı, idarenin cevabının beklenmesi durumunda halen bekliyor olacağı, mevzuattaki eksikliğin kötüye kullanıldığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından savunma dilekçesi verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacı şirket tarafından, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve Hazineye devri yapılan Fatih Üniversitesi’nden toplam 1.729.747,15-TL tutarında alacağı olduğu ileri sürülerek söz konusu alacağının ödenmesi istemiyle 13/10/2016, 29/04/2019 ve 17/05/2019 tarihlerinde idareye başvuruda bulunulmuştur. Yapılan başvuruların idarece cevap verilmeyerek zımnen reddedilmesi üzerine, davacının 1.729.747,15-TL alacağının bahse konu kurumun kapatılma tarihi olan 15/08/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde, “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” hükmüne; “İdari makamların sükutu” başlıklı 10. maddesinde, “İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler. Altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı, isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.” hükmüne; “İptal ve tam yargı davaları” başlıklı 12. maddesinde, “İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır.” hükmüne yer verilmiştir.
6749 sayılı Kanun ile değiştirilerek kabul edilen, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname’nin 2. maddesinin 1. fıkrasında, “Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen Fetullahçı Terör Örgütüne (FETÖ/PDY) aidiyeti, iltisakı veya irtibatı belirlenen; … ç) Ekli (IV) sayılı listesinde yer alan vakıf yükseköğretim kurumlarının kapatıldığı belirtilmiş, KHK eki 4 sayılı listenin 5. sırasında da Fatih Üniversitesi’ne yer verilmiştir.
7091 sayılı Kanun ile kabul edilen, 17/08/2016 tarih ve 29804 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Devir işlemlerine ilişkin tedbirler” başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, “20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan ve Vakıflar Genel Müdürlüğüne veya Hazineye devredilen kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanallarının her türlü taşınır, taşınmaz, malvarlığı, alacak ve hakları ile belge ve evraklarının (devralınan varlık); her türlü tespit işlemini yapmaya, kapsamını belirlemeye, idare etmeye, avans dahil her türlü alacak, senet, çek ve diğer kıymetli evraka ilişkin olarak dava ve icra takibi ile diğer her türlü işlemi yapmaya, devralınan varlıklarla ilgili olup kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle tevsik edilen borç ve yükümlülükleri tespite ve hiçbir şekilde devralınan varlıkların değerini geçmemesi, ek mali külfet getirmemesi, kefaletten doğmaması ve Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ/PDY)’ne aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olmayan kişilerle gerçek mal veya hizmet ilişkisine dayanması şartıyla bu varlıkların değerlendirilmesi suretiyle bunları uygun bir takvim dahilinde ödemeye, kapatılan kurum ve kuruluşların taahhüt ve garanti ettiği ancak vermediği mal ve hizmet bedellerinin ödemesini durdurmaya veya ödemeye, tahsili mümkün olmadığı anlaşılan veya tahsilinde ve takibinde yarar bulunmayan hak ve alacaklar ile taahhüt ve garantilerin tahsilinden vazgeçmeye, her türlü sulh işlemini yapmaya, devralınan varlıklarla ilişkili kredi veya gerçek bir mal veya hizmet ilişkisine dayanan borçlar nedeniyle konulmuş ve daha önce kaldırılmış takyidatları kredinin veya borcun ödenebilmesini sağlamak amacıyla kaldırıldığı andaki koşullarla tekrar koydurmaya ve ihyaya, menkul rehinleri dikkate almaya, devralınan varlıklara konulan takyidatların sınırlarını belirlemeye ve kaldırmaya, finansal kiralama dahil sözleşmelerin feshine veya devamına karar vermeye, devralınan varlıkların idaresi, değerlendirilmesi, elden çıkarılması için gerekli her türlü tedbiri almaya, gerektiğinde devralınan varlıkların tasfiyesi veya satışı amacıyla uygun görülen kamu kurum ve kuruluşlarına devretmeye, devir kapsamında olmadığı belirlenen varlıkları iadeye, kapatılanların gerçek kişiye ait olması halinde devralınacak varlıkların kapsamını belirlemeye, tereddütleri gidermeye, uygulamaları yönlendirmeye, bütün bu işlemleri yapmak amacıyla usul ve esasları belirlemeye, vakıflar yönünden Vakıflar Genel Müdürlüğü, diğerleri yönünden Maliye Bakanlığı yetkilidir.”; 4. fıkrasında, “Birinci fıkra kapsamında tespite konu edilebilecek borç ve yükümlülüklere ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilir. Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten sonra yapılacak kapatma işlemlerinde ise altmış günlük süre kapatma tarihinden itibaren başlar.” hükümleri yer almıştır.
7082 sayılı Kanun ile kabul edilen, 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin “Dava ve takip usulü” başlıklı 16. maddesinde ise, “(1) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce açılan davalar ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen davalarda mahkemelerce, 15/8/2016 tarihli ve 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca dava şartı yokluğu nedeniyle red kararı verilir. Bu kararlar duruşma günü beklenmeksizin dosya üzerinden kesin olarak verilir ve davacılara resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı yargılama giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(2) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler aleyhine 17/8/2016 tarihinden önce başlatılan icra ve iflas takipleri ile bu kapsamda Hazine ile Vakıflar Genel Müdürlüğüne husumet yöneltilen takipler hakkında icra müdürlüklerince, 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi uyarınca düşme kararı verilir. Bu kararlar dosya üzerinden kesin olarak verilir ve takip alacaklısına resen tebliğ edilir. Tarafların yaptığı takip giderleri kendi üzerlerinde bırakılır.
(3) 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan kanun hükmünde kararnameler gereğince kapatılan kurum, kuruluş, özel radyo ve televizyonlar, gazete, dergi, yayınevi ve dağıtım kanalları ile bunların sahibi gerçek veya tüzel kişiler veya kapatılma ya da resen terkin üzerine Maliye Bakanlığı ile Vakıflar Genel Müdürlüğü aleyhine 17/8/2016 tarihi dahil bu tarihten sonra açılan davalar ile icra ve iflas takipleri hakkında 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesi gereğince dava veya takip şartının bulunmaması nedeniyle davanın reddine veya takibin düşmesine karar verilir.
(4) Birinci ve ikinci fıkralar uyarınca verilen kararlarda davacı veya alacaklının 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5 inci maddesinde belirtilen usule uygun olarak ilgili idari makama, tebliğ tarihinden itibaren otuz günlük hak düşürücü süre içinde başvurabileceği belirtilir. İdari başvuru üzerine idari merci tarafından verilecek karar aleyhine idari yargıda dava açılabilir. İdari yargının verdiği karar kesin olup, uyuşmazlık adli yargıda hiçbir şekilde dava konusu yapılamaz.” hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda yer verilen mevzuata göre, olağanüstü hal kapsamında yürürlüğe konulan Kanun Hükmünde Kararnameler gereğince kapatılan kurum ve kuruluşların borç ve yükümlülüklerine ilişkin olarak hak iddiasında bulunanlarca 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin 4. fıkrasının yürürlüğe girdiği tarih olan 17/08/2016 tarihinden itibaren altmış günlük hak düşürücü süre içerisinde ilgili idaresine kanaat getirici defter, kayıt ve belgelerle müracaat edilmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesinin 19/11/2020 tarih ve Başvuru No:2017/32445 sayılı kararında; 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesinin 675 sayılı KHK’nın 16. maddesinin (4) numaralı fıkrası kapsamında yapılan başvuruları kapsamayacağı yorumunun makul ve öngörülebilir olmayacağı, bu yorumun Anayasa’nın 125. maddesinde yer alan güvence ile açıkça çelişeceği, hukuk kurallarının öngörülebilirlik ilkesiyle çelişen yorumları esas alınarak mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin kanunilik kriteri taşımayacağı belirtilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin anılan kararı ile 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 5. maddesinin 4. fıkrasındaki başvuru süresine ilişkin düzenleme birlikte değerlendirildiğinde, anılan fıkra kapsamındaki başvuruların 2577 sayılı Kanunun 10. maddesi kapsamında olduğu sonucuna varılmıştır.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlık kapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri olan mahkemeye erişim hakkı, kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesi ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesi için en etkili yol olan yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Uyuşmazlığın esasının incelenmesini engelleyen yasal düzenleme veya uygulama, mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil edebilmektedir.
Anayasa Mahkemesi’nin 25/07/2017 tarih ve Başvuru No: 2014/6673 sayılı kararında; mahkemelerin, dava açma süresi öngören kanun hükümlerini yorumlarken sınırlamanın istisna olduğu ilkesini gözeterek aşırı şekilcilikten kaçınması ve yorum kurallarının imkân verdiği ölçüde davayı ayakta tutma yolunda bir yaklaşım benimsemesi gerektiği, bununla birlikte mahkemelerin sürenin varlık sebebini anlamsız kılma pahasına yorum kurallarının sınırlarını zorlayarak kanunda öngörülen dava açma süresini bertaraf etmesinin hukuki güvenlik ve istikrar ilkesinin zedelenmesine neden olabileceği, bu nedenle süreye ilişkin kanun hükümlerinin yorumunda hukuki güvenlik ve istikrar ilkesi ile mahkemeye erişim hakkı arasındaki hassas dengenin gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Öte yandan, mülkiyet hakkı kapsamında gerekli işlemin gerçekleştirilmesi amacıyla yapılan her yeni başvuru üzerine idarece tesis edilecek işlem için 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesinde öngörülen altmış günlük süre içerisinde dava açılabileceğinin kabulü gerekmektedir.
Davacı şirketin, kapatılan kurumdan olan alacaklarına ilişkin isteminin mülkiyet hakkı kapsamında olduğu dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanun’un yukarıda aktarılan 10. maddesi uyarınca bir işlem veya eylemin yapılması için idareye her zaman başvurulabilmesi ve bu başvurunun sonucuna göre yasal süresi içinde idare mahkemesinde dava açılabilmesi mümkündür.
Uyuşmazlıkta, davacı şirket tarafından, 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan ve Hazineye devri yapılan Fatih Üniversitesi’nden olan alacağının ödenmesi talebiyle, 670 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. maddesinin 4. fıkrası ile 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında, …tarihinde, …sayılı dilekçe ile davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddedildiği, daha sonra aynı istemle …tarihli, …sayılı ve 17/05/2019 tarihli dilekçeler ile başvuruda bulunulduğu, idarece bu başvuruların cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedildiği, 04/09/2019 tarihinde kayda alınan dilekçe ile de bakılan bu davanın açıldığı görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yapılan tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında davacının 17/05/2019 tarihli dilekçesi ile yaptığı başvurunun, 2577 sayılı Kanun’un 10. maddesi kapsamında görülmesi ve bu başvurunun zımnen reddi üzerine süresi içinde açılan davanın esası hakkında karar verilmesi gerekirken, süre aşımı yönünden reddedilmesinde usul hükümlerine uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın …Bölge İdare Mahkemesi …İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 12/10/2022 tarihinde, oybirliğiyle, kesin olarak karar verildi.