Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2018/8765 E. , 2022/9474 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/8765
Karar No : 2022/9474
KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN
(DAVALI) : …Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
DAVALI YANINDA MÜDAHİL : …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- … 2- …
… …
15- … 16- …
17- …
DİĞER DAVACI : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 26/02/2018 tarih ve E:2016/702, K:2018/1529 sayılı kararının imar planına ilişkin kısmının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Trabzon ili, Akçaabat ilçesi, …Mahallesi …ada, …parsel sayılı taşınmaza ilişkin yapı ruhsatının ve dayanağı olan imar planlarının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Danıştay Altıncı Dairesinin 16/10/2014 tarihli, E:2014/294, K:2014/6053 sayılı bozma kararına uyularak …İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyanın ve keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, yapı ruhsatı yönünden, uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin düzenlenmiş bir yapı ruhsatı bulunmadığından davanın bu kısmının esasının incelenme olanağı bulunmadığı, imar planı yönünden, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında konut alanı olarak öngörülen alanın 1/5000 ölçekli nazım imar planında da konut alanı belirlendiği, taşınmazın bulunduğu alanda kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kıyı bandı içerisinde kalan kesimde, imar adalarının yüzde elliden fazla yapılaşması şartının gerçekleşmiş olduğu ve taşınmazın yer aldığı Söğütlü sahil bandında kısmi yapılaşma şartlarının sağlandığı, dava konusu imar planlarının, imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri, planlama teknikleri ve kamu yararına uygun olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Davacıların temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda, 1985 tarihli imar planının bulunduğu, bu dönemde yürürlükte bulunan kıyı mevzuatı gereği kıyı kenar çizgisinden itibaren en az 10 metrelik alanın sahil şeridi olarak belirlenmesi gerektiği, 1990 yılında yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce onaylı imar planlarında, bu planların onaylandığı tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre oluşturulmuş sahil şeritlerinin korunmasının öngörüldüğü, 1995 ve 2005 yılında kabul edilen revizyon imar planları ile 10 metrelik belirlemenin korunduğu, ancak aradan geçen sürede dava konusu taşınmaz için artık sahil şeridinin Kıyı Kanununa göre belirlenmesi gerektiğinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın konut alanı olarak belirlenmesine ilişkin nazım ve uygulama imar planlarının iptaline karar verilmesi gerekirken yasanın tanımadığı kazanılmış haktan hareketle verilen temyize konu mahkeme kararında isabet görülmediği neticesine ulaşıldığı gerekçesiyle temyize konu kararın imar planlarına ilişkin kısmının bozulmasına, temyize konu kararın hukuk ve usule uygun bulunan yapı ruhsatına ilişkin kısmının ise onanmasına karar verilmiştir.
KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI: Davalı tarafından, taşınmazın bulunduğu alanda kısmi yapılaşma koşulları bulunduğundan sahil şeridi içerisinde kazanılmış hakların korunması gerektiği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın imar planına ilişkin kısmının düzeltilmesi istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme isteminin kabulü ile temyize konu idare mahkemesi kararının, davanın süre aşımı nedeniyle incelenmesi olanağı bulunmadığı gerekçesiyle onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki “Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.” kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin Danıştay Altıncı Dairesinin 26/02/2018 tarih ve E:2016/702, K:2018/1529 sayılı kararın imar planına ilişkin kısmının kaldırılarak işin esası incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
Trabzon ili, Akçaabat ilçesi, …Mahallesi …ada, …parsel, …ada, …parsel, …ada …ve …parsel,…ada, …parsel sayılı taşınmazların maliki olan davacıların taşınmazlarına komşu olan uyuşmazlık konusu taşınmazı kapsayan alanda ilk olarak 1985 yılında uygulama imar planı hazırlanmış ve 1995 yılında revizyon ve ilave uygulama imar planı onaylanmıştır. Davaya konu taşınmaz, anılan imar planları kapsamında konut alanı olarak belirlenmiştir.
Uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak alınan … tarih ve …sayılı Söğütlü Belediye Encümeni kararı ile taşınmazda bedelsiz terk ve ifraz işlemlerinin yapılmasına karar verilmiştir. Davalı idare tarafından anılan işlemin talep üzerine yapıldığı belirtilmiştir.
… tarih ve … sayılı Söğütlü Belediye Meclisi kararı ile kabul edilen revizyon ve ilave imar planlarında taşınmazın bulunduğu alan “tercihli alan” lejantı ile ayrık nizam 4 kat yapılaşma koşullarında gelişme konut alanı olarak planlanmış ve bu tarihten başlamak üzere bir ay süreyle askıya çıkarılmıştır. … tarih ve … sayılı belediye başkanlığı imar müdürlüğü yazısıyla, askıda itirazların değerlendirilmesi üzerine kesinleşen nazım ve uygulama imar planlarının 3194 sayılı Kanunun 8. maddesinin b) bendinin 4. fıkrası uyarınca ilgili bakanlığa gönderilmesi uygun bulunmuştur.
Gerek mülga imar planında gerekse mer’i imar planlarında; sahil şeridinin %51 oranında yapılaştığı tespit edilerek, (kısmi yapılaşma hesabında, imar mevzuatına aykırı olarak yapılmakla birlikte sonradan ruhsatlandırılan yapılar da dikkate alınmak suretiyle) kısmi yapılaşma koşulları bulunduğundan bahisle sahil şeridi kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 10 metre olarak belirlenmiştir.
Davacılar tarafından idareye yapılan 06/02/2012 tarihli başvuruda; “…ada, …parsel ile …ada ve diğer parseldeki arsalar üzerinde” ruhsata ve imar mevzuatına aykırı yapılaşmalar bulunduğu, …ada, …parsel üzerinde bina yapılmasının hukuken mümkün olmadığı, kıyı kenar çizgisinin 100 metre olduğu, bu alanda yalnızca yaya yolu, gezinti, dinlenme, seyir ve rekreatif amaçlı alanlar dışında yapılaşmanın mümkün olmadığı, bu nedenle “…ada, …, …,…, ve …parsel, …ada, …parsel, …ada, …, …, …, …ve …parsel” sayılı taşınmazlar üzerindeki mevcut ve yapılacak olan inşaatların imar mevzuatına ve Kıyı Kanununa aykırı olduğu belirtilerek gerekli işlemlerin yapılması talep edilmiştir.
Anılan başvuruya davalı idare tarafından … tarih ve …sayılı yazı ile verilen cevapta; “…Belediye Başkanlığınca uygulanmakta olan imar planı, Trabzon Belediyesinin mücavir alanında olduğumuz 1985 yılına dayalı bir plandır. Bu dönemdeki kıyı yasasında, kıyıdan çekilme mesafesi 10 m dir. Bu şartlara uygun olan plan o yıllarda; Trabzon Belediye Başkanlığınca yapılmış ve Belediyemiz Başkanlığınca halen bu planın uygulanmasına devam edilmektedir. … Şikayet konusu söz konusu parsellerde yapılan veya yapılacak binalara; uygulanmakta olan imar planımız esaslarına göre ruhsat verilmiştir ve verilmeye devam edilecektir.” ifadelerine yer verilmiştir.
Bunun üzerine davacı tarafından …ada, …parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen yapı ruhsatının ve yürürlükteki imar planının (ölçek gösterilmeksizin) iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte olan halinde “Planların hazırlanması ve yürürlüğe konulması” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde: “İmar Planları; Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından meydana gelir. Mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planları ilgili belediyelerce yapılır veya yaptırılır. Belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe girer. Bu planlar onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edilir. Bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebilir. Belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisi onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.” hükmü yer almaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 7. maddesinde, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı, ancak bu işlemlerin uygulanması üzerine ilgililerin düzenleyici işlem veya uygulanan işlem yahut her ikisi aleyhine birden dava açabilecekleri hüküm altına alınmakla, ilanı gereken düzenleyici işlemler yönünden ilgililere uygulama üzerine dava açma olanağı tanındığı tartışmasızdır. Aynı Kanunun 10. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; “İlgililer, haklarında idari davaya konu olabilecek bir işlem veya eylemin yapılması için idari makamlara başvurabilirler, altmış gün içinde bir cevap verilmezse istek reddedilmiş sayılır. İlgililer altmış günün bittiği tarihten itibaren dava açma süresi içinde, konusuna göre Danıştaya, idare ve vergi mahkemelerine dava açabilirler. Altmış günlük süre içinde idarece verilen cevap kesin değilse ilgili bu cevabı isteminin reddi sayarak dava açabileceği gibi, kesin cevabı da bekleyebilir. Bu takdirde dava açma süresi işlemez. Ancak, bekleme süresi başvuru tarihinden itibaren altı ayı geçemez. Dava açılmaması veya davanın süreden reddi hallerinde, altmış günlük sürenin bitmesinden sonra yetkili idari makamlarca cevap verilirse, cevabın tebliğinden itibaren altmış gün içinde dava açabilirler.” hükmü, aynı Yasanın 11. maddesinin ilk üç bendinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılmasının, geri alınmasının, değiştirilmesinin veya yeni bir işlem tesis edilmesinin üst makamdan, üst makam yoksa işlemi tesis etmiş olan makamdan idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurunun, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, başvuruya altmış gün içinde cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması durumunda ise dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçen sürenin de hesaba katılacağı hükme bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İmar planları, ilanı gereken genel düzenleyici işlem olduğundan dava açma sürelerinin buna göre belirlenmesi gerekmektedir.
Yukarıda anılan maddelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Kanunun 8/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren işlem tarihi itibariyle 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır.
İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren işlem tarihi itibariyle 60 gün içinde açılması gerekir.
Ancak bu süreler içerisinde dava açılmamış olması halinde imar planının uygulamaya konulması ile birlikte uygulama işlemi üzerine, işlem ile birlikte imar planına veya doğrudan işlemin dayanağı olan imar planına karşı yeniden dava açma hakkının bulunduğu ve bu aşamada dava açma süresinin uygulama işleminin süresine tabi olduğunda tartışma bulunmamaktadır.
Öte yandan, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 10. maddesi uyarınca ilgililerin taşınmazları ile ilgili olarak mülkiyet hakkı kapsamında her zaman plan değişikliği isteminde bulunabilecekleri ve istemlerinin reddi üzerine dava açma süresi içinde bu istemlerinin reddine ilişkin işlem ile birlikte imar planına karşı dava açabilecekleri açıktır.
1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının uygulamaya esas planlar olması nedeniyle bu planlara dayanılarak parselasyon, ruhsat, kamulaştırma gibi uygulama işlemlerinin tesis edilmesi halinde, subjektif uygulama işlemleri üzerine açılacak iptal davalarında 1/1000 ölçekli planların da iptalinin istenebilecektir. Bu durumda, uygulama işleminin iptali talep edilmese dahi uygulama işleminin tesis edilmesi üzerine dava açma süresinin yeniden başlayacağının kabulü gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından uyuşmazlık konusu 09/09/2005 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında itiraz edilmediği, 02/05/2006 tarih ve 301 sayılı belediye başkanlığı imar müdürlüğü yazısından ise anılan uygulama imar planının askıda itirazların değerlendirilmesi üzerine kesinleştiği ve 3194 sayılı Kanunun 8. maddesinin b) bendinin 4. fıkrası uyarınca ilgili bakanlığa gönderildiği anlaşılmıştır. Bu durumda son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi (işlem tarihi itibariyle 60 gün) içinde dava açılmadığı, bununla birlikte, düzenleyici işlem niteliğindeki uyuşmazlığa konu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının uygulanması kapsamında dava konusu parsele ilişkin olarak tesis edilmiş bir işlemin bulunmadığı, parsele ilişkin olarak yapılan bedelsiz terk ve ifraz işlemlerinin parsel malikinin talebiyle yapılan işlemler olması nedeniyle davacılara bildiriminin gerekli/zorunlu olmadığı, bu nedenle bu işlemin öğrenilmesi üzerine davacılar bakımından dava açma süresinin yeniden işlemeye başlamasının da söz konusu olamayacağı, ayrıca, davaya konu parsel üzerinde parsel maliklerince yapılmış bir ruhsat başvurusunun bulunmadığı, parsele ilişkin olarak düzenlenmiş bir ruhsat bulunmadığının davalı idare tarafından davanın her aşamasında ileri sürüldüğü, komşu parsel maliki olan davacı tarafından, …ada, …, …,…, ve …parsel, …ada, …parsel, …ada, …, …, …, …ve …parsel sayılı taşınmazlar üzerinde yer alan ruhsata ve imar mevzuatına aykırı yapılaşmalar hakkında gerekli işlemlerin yapılması ve bu parsellerde kıyı kenar çizgisinin 100 metre olarak uygulanarak yapılaşmaya izin verilmemesi gerektiğinden bahisle yapılan 06/02/2012 tarihli başvurunun ise davacının mülkiyet hakkıyla doğrudan bir ilişki kurulamaması nedeniyle 2577 sayılı Yasanın 10. maddesi kapsamında kabul edilemeyeceği hususları göz önüne alındığında görülmekte olan davanın süresinde açılmadığı neticesine ulaşılmıştır.
Bu durumda, davanın ugulama imar planı yönünden reddi yolundaki idare mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin, … İdare Mahkemesince verilen …tarih ve E:…, K:… sayılı kararının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.