Danıştay Kararı 6. Daire 2018/9604 E. 2021/6559 K. 20.05.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2018/9604 E.  ,  2021/6559 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2018/9604
Karar No : 2021/6559

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı – …

İSTEMİN ÖZETİ : … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

SAVUNMANIN ÖZETİ : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi, … Mahallesi, … mevkiinde bulunan, … ada, … parsel sayılı taşınmazın kısmen 30 m.lik yol, kısmen TAKS=0.30, KAKS=1.20 yapılaşma koşullarında konut alanı olarak belirlenmesine ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve dayanağı olan 1/5000 ölçekli nazım imar planının onaylanmasına ilişkin … tarih ve … sayılı Çaycuma Belediye Meclisi kararı ile bu karara yapılan itirazın reddine dair … tarih ve … sayılı Çaycuma Belediye Meclisi kararının iptali istemiyle açılmış, İdare Mahkemesince; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, davaya konu taşınmazın bulunduğu alanda, 3194 sayılı İmar Kanununun 18. Maddesi uyarınca parselasyon yapılması gerektiği, davacının 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki yapılaşma koşulları, imar adası düzeni ve tanımlanan kentsel çevre itibariyle herhangi bir mağduriyetinin söz konusu olmadığı, taşınmazın 30.00 m.lik imar yolu olarak belirlenmesine ilişkin plan kararlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; bu karara davacı tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş,, bu karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyize konu kararın, dava konusu taşınmaz için öngörülen yapılaşma koşullarına ilişkin kısmına yönelik olarak davanın reddi yolundaki kısmında 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
Temyize konu mahkeme kararının, davanın 30.00 m.lik imar yoluna dair kısmına gelince;
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, “nazım imar planları”nın varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak, hali hazır haritalar üzerine yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme, yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasında esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan planlar olduğu, uygulama imar planının tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastrol durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren planlar olduğu tanımlanmıştır.
Aynı Kanun’un 6. Maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, planlar, kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır.
İmar mevzuatına göre, imar planları arasında hiyerarşik bir ilişki bulunmaktadır. Alt ölçekli planlar, üst ölçekli planlarla belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uygun olmak zorundadır.
Uyuşmazlıkta; bilirkişi raporunda, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planının ve dayanağı olan 1/5000 ölçekli nazım imar planının, üst ölçekli plan olan 08/08/2014 onay tarihli 1/25000 ölçekli çevre düzeni planına, yeni tanımlanan ana ulaşım aksları itibariyle uyumlu olmadığı, Filyos Vadisi Projesi kapsamında, çevresel gelişme dinamiklerinin göz önüne alınmaya çalışıldığı görülse de kent içinde oluşturulan ve kent dışındaki diğer yerleşimlerle herhangi bir ilişkisi olmayan bu yolların hangi bilimsel ve nesnel gerekçelere dayanarak planlandığına ve genişliklerinin belirlendiğine ilişkin verilerin bulunmadığı, plan izah raporlarında da gerekli ve yeterli açıklamaların bulunmadığı, bu yönüyle üst ölçekli planlara uyumlu olmadığından planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu, ayrıca dava konusu taşınmazda bulunan 30.00 m.lik imar yolunun yeterli araştırmalara ve herhangi bir nesnel gerekçeye dayandırılamadığı, dava konusu planların şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uygun olmadığı tespitlerine yer verilmiştir.
Bu durumda, dava konusu taşınmazın bulunduğu alana getirilen 30 metrelik imar yolu, imar mevzuatına ve üst ölçekli plana aykırı olduğundan dava konusu planların bu kısmının iptali gerekirken davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, planlardaki yapılaşma koşullarına ilişkin kısmının oybirliği ile ONANMASINA, 30.00 m.lik yola ilişkin kısmının oyçokluğu BOZULMASINA, dosyanın adı geçen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi gönderilmesine, 20/05/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

AZLIK OY:
Temyize konu Mahkeme kararının, taşınmazın 30.00 m.lik imar yolu olarak belirlenmesine ilişkin kısmının da, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinin hiçbirisi bulunmadığından, onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.