Danıştay Kararı 6. Daire 2019/11483 E. 2021/3787 K. 15.03.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/11483 E.  ,  2021/3787 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/11483
Karar No : 2021/3787

TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …

2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF : 1- … Belediye Başkanlığı
2- …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Antalya İli, Kepez İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan 395 m² yüzölçümlü arsanın 14.812.500 TL bedelle 775 sayılı Kanun hükümleri uyarınca yapılan tahsisinin … günlü, … sayılı Kepez Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü işlemi ile söz konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu uyarınca 2/B maddesi kapsamında kaldığından bahisle tapuya dönüştürülemeyeceğinin bildirilmesi üzerine, davacının ödemiş olduğu 14.812.500-TL arsa bedelinin güncel değeri olan 100.000-TL’nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın kısmen kabul kısmen reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 24/06/2015 tarih ve E:2013/3985, K:2015/5700 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, maddi tazminat isteminin 19.821,00 TL’lık kısmının kabulü, maddi tazminat isteminin fazlaya ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararda; davacıya tahsis edilen arsa bedeli olarak belirlenen 14.812.500-TL’nin davacı tarafından belediye fon hesabına yatırıldığı ve tarafına arsa tahsis belgesi verildiği, ancak … günlü, … sayılı davalı belediye işlemiyle tahsisin tapuya dönüştürülemeyeceğinin bildirilmesine karşın tahsil olunan meblağın davacıya iade edilmediği anlaşıldığından davalı idarece tazmin edilmesi gerektiği, bu nedenle söz konusu tutarın güncel değerinin belirlenmesine ilişkin olarak yaptırılan bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması sonucu maddi tazminat isteminin raporun tanzim edildiği 27.09.2018 tarihine kadar işleyen yasal faiziyle birlikte toplam 19.821,00-TL kısmının kabulüne, dava açma tarihi itibariyle güncellenen ana para olan 11.570,28-TL’ ye 27.09.2018 tarihinden itibaren idarece yasal faizi işletilmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddi gerektiği sonucuna varılarak, maddi tazminat isteminin yasal faiziyle birlikte bulunan 19.821,00-TL kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen miktar üzerinden nispi olarak belirlenen 2.378,52-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, aynı tarife üzerinden nispi olarak belirlenen 9.164,32-TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Bilirkişi kurulu tarafından inceleme yapılması ve kurulda gayrimenkul değerleme uzmanının bulunması gerektiği, tazminat olarak arsanın rayiç değerinin hesaplanarak ödenmesi gerektiği hususları ileri sürülmektedir.

TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davacı tarafından yapılan ödeme ile arsanın mülkiyetinin kazanılmadığı, belediyelerinin husumetten çıkarılması gerektiği, aleyhe hükmedilen tazminat ve yargılama giderlerinin hatalı hesaplandığı hususları ileri sürülmektedir.

… BELEDİYESİNİN SAVUNMASI: Davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVACININ SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının esası yönünden onanması, davalı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarı yönünden ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Antalya İli, Kepez İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan 395 m² yüzölçümlü arsa, 14.812.500 TL bedelle 775 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davacıya tahsis edilmiştir. Davacı tarafından 16.09.1991 tarihinde 6.000.000-TL ve 22.12.1993 tarihinde 8.812.500-TL olmak üzere toplam 14.812.500 TL arsa bedeli belediye fon hesabına yatırılmıştır. Davacının anılan taşınmazın tapusunun verilmesi istemiyle yaptığı başvuru üzerine, Kepez Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı işlemi ile tahsis edilen taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu hükümleri uyarınca 2/B maddesi kapsamında kaldığından bahisle tapuya dönüştürülemeyeceği hususu bildirilmiştir. Bunun üzerine, davacının ödemiş olduğu toplam 14.812.500-TL arsa bedelinin güncel değeri olan 100.000-TL’nin yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmında;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmında ise:
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında; maddi tazminat isteminin yasal faiziyle birlikte bulunan 19.821,00-TL kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmı yönünden ise davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hükmedilen miktar üzerinden nispi olarak belirlenen 2.378,52-TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, aynı tarife üzerinden nispi olarak belirlenen 9.164,32-TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu kurala bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı” 13. maddesinde, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen Anayasa ve AİHS hükümleri uyarınca; bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi sonucunu doğuran durumlarda, mahkemeye erişim hakkının, özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Yine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri incelendiğinde; mevcut durumun, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirdiği görülmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 tarih ve Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4’ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idare lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilmesi gereken nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçmeyecek şekilde, davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idare lehine davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını fazlasıyla aşacak şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilen temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacı ve davalının; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemlerinin reddine,
2. Davacının; İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminin kabulüne,
3. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının esasına ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA, davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmının ise oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/03/2021 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY (X) :
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinin 1.fıkrasında; manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, 2.fıkrasında; davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği; “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde ise; Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Dairemiz kararında, her ne kadar Tarifenin 10. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretinin kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği hususu kabul edilerek, davalı idare lehine, kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretini geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bu kısmı bozulmuş ise de, Tarifenin 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği” düzenlemesinin manevi tazminat davalarına ilişkin bir düzenleme olması, maddi tazminat davalarında hükmedilecek ücretin ise Tarifenin 13. maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden nispi şekilde belirlenmesi gerektiğinden temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.