Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/12049 E. , 2022/8905 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/12049
Karar No : 2022/8905
DAVACILAR : 1- … Odası (… Şubesi)
VEKİLİ : Av. …
2- … Odası
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- … – …
2- … Bakanlığı …İdaresi Başkanlığı – …
VEKİLLERİ : Av. …, Av. …
İSTEMİN KONUSU : Ankara ili, Çankaya ilçesi, …Mahallesi, … ve ….parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanının … tarih ve …sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Atatürk Orman Çiftliği (AOÇ) 1. derece doğal ve tarihi sit alanları arasında kalan ve TSK Ormanı ile çevrili olan taşınmazların, parsel bütünlüğü açısından ağaçlandırılacak alan olarak devam ettirilmesinin daha uygun bir planlama yaklaşımı olacağı, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde öngörülen birinci derece yolun, planlama alanını bölmek dışında bir işlevi ve gerekliliği olmadığı, alana yapılaşma kararı getirilmesinin, mevcut durumda Eskişehir Yolunda ve bölgede yoğun olan trafik yükünü daha da olumsuz etkileyeceği, bölgedeki altyapı ve otopark ihtiyacı gözetilmeden planlama yapıldığı, taşınmazların yakın çevresi ile ilişkisi incelenmeden, yüksek yoğunlukla yapılaşma öngörüldüğü, bu durumun çevresindeki AOÇ alanları ve orman alanları üzerinde yapılaşma baskısı yapacağı ve doğal yapısını bozucu etkiler yaratacağı, çevredeki konut alanlarının yüksekliklerinin 2 kat olduğu, dava konusu taşınmazlara getirilen 10 kat yüksekliğin çevre yapılarla uyumsuz olduğu, plan değişikliğinin bilimsel, teknik, nesnel gerekçelere dayanmadığı, 2007 yılında onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında kurgulanan bütün-parça ilişkisini bozduğu, kamu yararı amacı taşımadığı ileri sürülmektedir.
DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Usule ilişkin olarak davacının dava açma ehliyetinin olmadığı ve davanın süresinde açılmadığı, işin esasına yönelik olarak; alan içerisinde vadi bulunduğuna dair keşif sırasında yapılan tespitin, gözlemsel olarak yapılabilecek bir tespit olmadığı, DSİ’nin ve diğer kurumların görüşlerinde, alanda akarsu veya dere yatağı olmadığının, sit alanı dışında kalan alanın doğal değer taşımadığının ifade edildiği, uyuşmazlık konusu taşınmazlar ifraz yoluyla sit alanından ayrıldığından, resmi kurum alanının sit alanı üzerinde baskı oluşturmasının söz konusu olmadığı, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde öngörülen 40 metre genişliğindeki yolun, 2017 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında devamlılığı olan bir yol olarak düzenlendiği, ancak yargı kararı ile ana planın iptaline karar verildiği ve ilgili belediyelerce bölgeye ilişkin onaylanan alt ölçekli planlara bu yolun aktarılmadığı, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı Ulaşım Dairesi Başkanlığının da 40 metre genişliğindeki yola ilişkin uygulama projesinin bulunmadığı, bu nedenle söz konusu taşıt yolunun dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında düzenlenmemesinin planlama hiyerarşisine aykırılık oluşturmadığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında öngörülen 15 metre ve 10 metre genişliğindeki taşıt yollarının alana getirilen işlevler için yeterli olduğu, ayrıca 15 metre ve 10 metre genişliğindeki alt kademe yollar dönüş kurbu ile bitirildiğinden çıkmaz sokak olarak nitelendirilemeyeceği, önceki alt kademe plan olan 1998 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planında taşınmazda öngörülen konut ve ticaret alanlarına kıyasla resmi kurum alanının daha az trafik yükü oluşturacak bir işlev türü olduğu, Milli Savunma Bakanlığının bölgede askeri alana ihtiyacı kalmaması nedeniyle taşınmazların özelleştirme kapsamına alındığı ve önceki askeri alan işlevi atıl hale geldiğinden, alanın daha etkin ve verimli değerlendirilebilmesi için, fiziki ve teknik eşikleri, mülkiyet durumu, çevredeki kullanımlar, jeolojik ve jeoteknik çalışmalar ile kamu kurumlarının yoğun olarak yer aldığı Eskişehir Yoluna yakınlığı dikkate alınarak resmi kurum alanı ve rekreasyon alanı işlevi getirildiği, dolayısıyla plan değişikliklerinin nesnel ve teknik gerekçelere dayandığı, Merkez Bankasının resmi kurum alanı ihtiyacının karşılanmasının ranta yönelik değil, kamu yararına uygun bir planlama kararı olduğu, plan değişikliğinin donatı standardını artırıcı nitelikte olduğu, dava konusu planlarda öngörülen işlevlerin, planlama alanının güneyindeki konut alanları ile kuzeyindeki doğal sit alanı arasında geçiş bölgesi oluşturduğu, ulaşımın da buna uygun olarak düzenlendiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Özelleştirme kapsam ve programına alınan … ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan ve Cumhurbaşkanının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; Milli Savunma Bakanlığının, bölgede askeri alana ihtiyacı kalmadığını bildirmesi nedeniyle, taşınmazlar için önceki 1/25.000 ölçekli nazım imar planında öngörülen askeri alan işlevinin atıl hale geldiği, çevre ve imar bütünlüğü gözetilmek suretiyle alanın gelişeceği kullanım kararının belirlenmesine yönelik plan değişikliği yapılmasının bilimsel, nesnel, teknik gerekçeleri bulunduğu anlaşılmakla birlikte, bölgede resmi kurum alanına ihtiyaç bulunup bulunmadığı nitel ve nicel verilerle saptanmadan, söz konusu işlevin çevresi ile uyumu, mevcut taşıt yolları ve teknik altyapı alanlarının, bölgede artacak kullanıcı yoğunluğunu karşılamak için yeterli kapasiteye sahip olup olmadığı araştırılmadan, taşınmazların komşuluğunda yer alan doğal ve tarihi sit alanları ile orman alanlarını gelişme baskısından korumaya yönelik politikalar üretilmeden, sadece taşınmazların özelleştirme kapsamına alınması ve konum olarak Eskişehir Yoluna yakınlığı temel girdi alınmak suretiyle yapılan plan değişikliklerinin yeterli inceleme, analiz, sentez çalışmalarına dayanmadığı, bölgede oluşacak kullanıcı yoğunluğunun ve ihtiyaç duyulacak teknik altyapı alanının belirlenebilmesi için resmi kurum alanında ne tür bir kamusal hizmetin gerçekleştirileceğinin plan açıklama raporunda ortaya konulması gerekirken, söz konusu raporda bu hususta herhangi bir açıklamaya yer verilmeyerek belirsizlik yaratıldığı, dava konusu planlama sürecinde olması gerekenin tersine yol izlenerek, önce uygulama imar planı ölçeğinde düzenleme hazırlandığı, sonrasında kademeli birlikteliğin sağlanabilmesi adına üst ölçeğe doğru değişiklik yapıldığı, bu silsileyle yapılan plan değişikliklerinin mevzuata, planlamanın amacı ve tanımına uygun olmadığı, planlama alanın Dumlupınar Bulvarına doğrudan bağlantısının bulunmadığı, bu Bulvar ile arasında kalan bölümlerin sit alanı olması nedeniyle bu yola bağlanmasının olanaklı olmadığı, ulaşım bağlantısının sadece güneydeki konut alanlarından sağlanması mümkün olduğundan, resmi kurum alanına erişilebilirlik ve yakın çevre ile uyum açısından önemli sorunlar yaşanacağı, resmi kurum alanı işlevinin rastgele değil, kent genelinde bütüncül değerlendirme yapılmak suretiyle yer seçim kararları üretilmesi gereken bir işlev türü olduğu, parçacıl yaklaşımla söz konusu işlevin getirilmesinin şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, yanı sıra Ankara ili bütünü için Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planının tamamına karşı … Odası, … Odası (… Şubesi) ve … Odası (… Şubesi) tarafından açılan diğer bir davada, dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar, istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiğinden, hukuka aykırılığı yargı kararı ile tespit edilen ana planın bir kısmında değişiklik yapılmasına yönelik dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, …ve …parsel sayılı taşınmazlara ilişkin … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği, 1/25000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, Milli Savunma Bakanlığına tahsisli iken Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile özelleştirme kapsam ve programına alınan 303.000 m2 büyüklükte alanın, 1. derece doğal ve tarihi sit alanı kapsamındaki 95.306 m2’lik kısmı ifraz edilerek plansız bırakıldığı, sit alanı dışında kalan kısmının …ve … parsel sayılarını aldığı, bu taşınmazlara ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporlarının Özelleştirme İdaresince yaptırılarak, 28.09.2018 tarihinde Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından onaylandığı, daha sonra 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde alana, kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı ve birinci derece yol, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinde kamu hizmet alanı ve rekreasyon alanı, 1/5000 ölçekli nazım imar planında kamu hizmet alanı, rekreasyon alanı ve 15 metre genişliğinde taşıt yolu, 1/1000 ölçekli uygulama imar planında da resmi kurum alanı, rekreasyon alanı ile 10 metre ve 15 metre genişliklerinde taşıt yolu işlevi getirilmesine yönelik Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan imar planlarının … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı Kararı ile onaylandığı anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; plan açıklama raporunda yer alan ifadelerin, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesindeki plan değişiklikleri ile ilgili olarak getirilmiş olan koşulları sağlamakta son derece yetersiz olduğu, dava konusu plan değişikliğinin neden zorunlu olduğuna dair herhangi bir açıklamanın yer almadığı, bu tür bir kullanım değişikliğinin zorunlu olabilmesi için bölgede resmi kurum alanına yönelik ihtiyacın, nitel ve nicel veriler ile ortaya konulması gerektiği, dava konusu değişikliklerde alt ölçekli planlamanın konusu olan bir kullanım değişikliğinin, üst ölçeğe doğru taşınarak, 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına aktarıldığı, bunun da üst ölçekli planlarda parsel temelinde, münferit ve noktasal plan değişikliği yapılması sonucunu doğurduğu, ayrıca ilgili planlama çalışması kapsamında yer seçiminin gerektireceği koşulların sağlanabilmesi, gerekli tedbirlerin alınabilmesi için öngörülen resmi kurum alanında ne tür bir kamusal hizmetin gerçekleştirileceğinin de belirlenmesi gerektiği, dava konusu parsellerin, sit statüsünü haiz doğal alanlar ile düşük yoğunluklu konut alanlarıyla çevrili, ana ulaşım arterlerine erişimi olmayan adeta yalıtılmış bir “ada” niteliğinde olduğu, bu tür bir alan için, farklı tür, ölçek ve nitelikte kullanımlar içermesi muhtemel olan resmi kurum alanı kullanımı öngörülmesinin, başta erişilebilirlik ve yakın çevre ile uyum açısından önemli sorunlar yaratacağı, resmi kurum alanlarına özgü kamusal hizmet sunumunun ve bu hizmetten yararlanmanın gerektireceği bazı kullanımların, bu tür alanların yakın çevresinde yer seçme eğilimi gösterdikleri, bunun da yakın çevrede işlevsel bir değişim ve yeni gelişme alanlarının oluşturulması için baskı yaratabileceği, bu durumun dava konusu planlama alanı için önemli bir tehdit olduğu, planlama alanının, kuzey, doğu ve batı yönünde doğal ve tarih sit alanı ile çevrili olması nedeniyle, TSK ormanı ve ağaçlandırma alanı üzerinde bu tür bir gelişme baskısından kaçınılması gerektiği, askeri alan kullanımının resmi kurum alanı ile ikame edilmesinin ise planlama ve şehircilik ilkeleri bakımından uygun olmadığı, ayrıca planlama alanı içerisinde bir vadinin yer aldığı, 1/100.000 ölçekli Ankara 2038 Çevre Düzeni Planının “9.3.2.3. Doğal Karakteri Korunacak Alan” başlıklı bölümünde “Bu planda gösterilmiş olsun ya da olmasın tespit edilmiş/edilecek sazlık-bataklık, kayalık-taşlık, vadi tabanı vb. alanlar alt ölçek planlarda korunacaktır. Her tür ölçekteki planlama çalışmalarında vadi tabanlarının tespit edilip, sel, su baskını vb. tehlike ve risklere meydan vermeyecek şekilde planlanması, bu alanların özgünlüklerinin tespit edilerek açık-yeşil alan sisteminin parçaları haline getirilmesi esastır” denildiği, buna göre 1/100.000 ölçekli imar planının, Ankara kentindeki her türden vadi ve benzeri alanın mutlak korunmasını esas aldığı ve bu tür alanlarda afet risklerini arttıracak kullanım kararlarından kaçınılmasını öngördüğü, 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında da “vadi tabanları, su kaynakları ve/veya havzalarının bütünleri olarak yerleşim baskısı ve kararları dışında ele alınması gereken alanlardır” denildiği ve kent içerisindeki vadilerin alt ölçekli planlarda mutlak korunmasının öngörüldüğü, dava konusu plan değişikliklerinin ise bu düzenleyici hükümlere aykırı olarak, doğal sit alanları ve orman alanları ile bütünleşmiş durumdaki bir vadinin yakın çevresi için yapılaşma ve nüfus yoğunluğu getirecek kullanım kararı öngördüğü, bu nedenle sadece planlama ve şehircilik ilkelerine değil, üst ölçekli planlara da uygun olmadığı, alanın, bölgedeki ana ulaşım arteri olan Eskişehir yoluna bağlantısının bulunmadığı, Eskişehir yolu ile arasında kalan bölümlerin sit alanı niteliğinde olması sebebiyle bu yola bağlanmasının mümkün olmadığı, ulaşım açısından tek bağlantının güneydeki konut alanları bölgesinden sağlanabileceği, dava konusu planlama alanına alçak katlı konut alanlarının arasındaki 5. derece niteliğindeki yollardan ulaşıldığı, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişikliklerinde ulaşım bağlantıları belirli olmadığı için resmi kurum alanına erişimin alanın kuzeybatısındaki ve güneybatısındaki otopark alanı ile sonlanan yollardan sağlanılacağının düşünüldüğü, bu derece alt kademedeki yolların ‘resmi kurum alanı’ ulaşım talebini karşılayamayacağı, konut alanlarının çeperinde çıkmaz sokak niteliğindeki yolların, kamu hizmetinin gerektireceği erişimi sağlayacak nitelikte olmadığı, … ve … sayılı parsellere ait dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım plan değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı incelendiğinde üst ölçekli plan kararına aykırı bir şekilde öngörülen çıkmaz sokak niteliğindeki servis yollarının, resmi kurum alanı kullanımının ortaya çıkaracağı ulaşım talebini karşılar nitelikte planlanmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında dava konusu parselleri ikiye bölen 1. derece yolun alt ölçekli plan değişikliklerinde belirlenmemiş olmasının, ulaşım sistemi ve yol ağı bütünlüğü ile yol devamlılığı açısından planlama esaslarına uygun olmadığı, söz konusu 1. derece yolun kaldırılması öngörülecekse de bağlantı kavşakları, ana bağlantı yolları dâhil ulaşım sisteminin çevre arazi kullanım kararlarıyla bir bütün olarak ele alınması ve bu doğrultuda karar verilmesi gerektiği, alana veya parsele özel ulaşım veya arazi kullanım kararları belirlenmesinin, şehircilik ilkelerine uygun olmadığı belirtilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, plan açıklama raporunda ilgili plan değişikliği işleminin neden zorunlu olduğuna dair herhangi bir açıklama yer almadığı, planlamadaki sıraya aykırı olarak dava konusu değişikliklerde alt ölçekli bir planlamanın konusu olan bir kullanım değişikliği, üst ölçeğe doğru taşınarak, 1/25.000 ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planlarına aktarıldığı, dava konusu parsellerin sit statüsünü haiz doğal alanlar ile düşük yoğunluklu konut alanlarıyla çevrili, ana ulaşım arterlerine erişimi olmayan adeta yalıtılmış bir “ada” niteliğinde olması nedeniyle farklı tür, ölçek ve nitelikte kullanımlar içermesi muhtemel olan resmi kurum alanı kullanımı öngörülmesi başta erişilebilirlik ve yakın çevre ile uyum açısından önemli sorunlar yaratacağı, planlama alanının yanında olan TSK ormanı ve ağaçlandırma alanı üzerinde gelişme baskısı ortaya çıkaracağı, üst ölçekli planlarda kent içerisindeki vadilerin alt ölçekli planlarda mutlak korunması öngörülmesine rağmen, dava konusu plan değişikliklerinde dava konusu alanda doğal sit alanları ve orman alanları ile bütünleşmiş durumdaki bir vadinin yakın çevresi için yapılaşma ve nüfus yoğunluğu getirecek bir kullanım kararı öngörüldüğü, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı incelendiğinde üst ölçekli plan kararına aykırı bir şekilde öngörülen çıkmaz sokak niteliğindeki servis yollarının, resmi kurum alanı kullanımının ortaya çıkaracağı ulaşım talebini karşılar nitelikte planlanmadığı, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında taşınmazları ortadan ikiye böler şekilde belirlenen 40 metre genişliğindeki 1. derece yolun, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olarak alt ölçekli imar planlarında gösterilmesi gerekirken, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında gösterilmediği anlaşıldığından, dava konusu plan değişikliklerinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına ve imar mevzuatına uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu plan değişikliklerinin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY:
Mülkiyeti Maliye Hazinesine ait Ankara ili, Çankaya ilçesi, … Mahallesi, (eski) … ve … parsel sayılı taşınmazlar 1990 yılında onaylanan Ankara 1/25.000 ölçekli Nazım İmar Planında askeri alan olarak tanımlanmış, 1998 yılında onaylanan 1/5000 ölçekli nazım imar planında kısmen düşük yoğunluklu konut alanı, kısmen yüksek yoğunluklu konut alanı, kısmen temel eğitim alanı, kısmen ticaret alanı, kısmen yeşil alan, kısmen yol, kısmen otopark alanı kullanımları getirilmiştir.
Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile dava konusu alanın bir kısmı “1. derece doğal ve tarihi sit alanı” olarak ilan edilmiştir.
Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında ve anılan belediye meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında taşınmazlara askeri alan kullanımı getirilmiş olup, dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte alana ilişkin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunmamaktadır.
Milli Savunma Bakanlığına tahsisli iken taşınmazların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Maliye Bakanlığından görüş istenilmiş, tahsis kararının kaldırılmasının satış gelirlerinin Milli Savunma Bakanlığı saymanlık hesabına aktarılması şartıyla uygun olduğu yolunda görüş bildirilmesi üzerine, Özelleştirme Yüksek Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile taşınmazlar özelleştirme kapsam ve programına alınmıştır.
Toplam 303.000 m2 büyüklüğündeki alanın 1. derece doğal ve tarihi sit alanı kapsamındaki 95.306 m2’lik kısmı ifraz edilerek plansız bırakılmış, sit alanı dışında kalan kısım ise … ve … parsel sayılarını alarak, bu taşınmazlara ilişkin imar planına esas jeolojik-jeoteknik etüt raporları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlattırılmış ve 28.09.2018 tarihinde Ankara Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından onaylanmıştır.
Devamında …ve … parsel sayılı taşınmazlara ilişkin Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanan ve dava konusu … tarih ve … sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile kısmen kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı, kısmen birinci derece yol alanı kullanımları, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen kamu hizmet alanı, kısmen rekreasyon alanı kullanımları, 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile kısmen E:1.00, hmaks:10 kat yapılaşma koşullarında kamu hizmet alanı, kısmen E:0.05, hmaks:6.50 metre yapılaşma koşullarında rekreasyon alanı, kısmen dönüş kurblu, çıkmaz sokak şeklinde 15 metre ve 10 metre genişliklerinde taşıt yolu kullanımları, bu doğrultuda 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile aynı yapılaşma koşullarında kısmen resmi kurum alanı, kısmen rekreasyon alanı, kısmen 10 ve 15 metre genişliğinde taşıt yolu kullanımları getirilmiş, bunun üzerine bakılmakta olan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun “İmar Planlarında Bakanlığın Yetkisi” başlıklı 9. maddesine 4046 sayılı Kanunun 41. maddesiyle eklenen 2. fıkrasında, “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan (Belediye) gerekli görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumları; Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmü yer almaktadır.
Anılan Kanuna, 5398 sayılı Kanunun 12. maddesiyle eklenen ve 5793 sayılı Kanunun 15. maddesiyle değiştirilen Ek-3. maddesinde, “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir, yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler. Bu süre içerisinde imar planlarına ilişkin olarak, verilecek mahkeme kararlarının gereklerinin yerine getirilmesini teminen yapılacak imar planı değişikliğine ilişkin iş ve işlemler Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca bu maddede belirtilen usul ve esaslara göre gerçekleştirilir. İlgili kuruluşlar görüşlerini onbeş gün içinde bildirirler. Bu madde kapsamında yapılan her ölçekteki plan ve imar planlarında 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17 nci maddesinin (a) bendinin ikinci ve sekizinci paragrafındaki hükümler uygulanmaz. Özelleştirme sürecinde ihtiyaç duyulması halinde, bu planlara göre yapılacak imar uygulamasına ilişkin parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığı tarafından yapılır veya yaptırılır. Bu parselasyon planları Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca onaylanır. Bu planlara göre yapılacak yapılarda her türlü ruhsat ve diğer belgeler ile izinler, ilgili mevzuat çerçevesinde yetkili kurum ve kuruluşlarca verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
09.07.2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 85/f maddesi ile 4046 sayılı Kanuna eklenen Geçici 29. maddesinde yer alan, “Bu Kanun Hükmünde Kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Özelleştirme Yüksek Kurulunca görülmekte olan işler Cumhurbaşkanlığı veya yetkilendireceği makam tarafından sonuçlandırılır.” hükmü gereğince imar planlarının onay yetkisi Cumhurbaşkanına veya yetkilendireceği makama ait bulunmaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve stratejilerine uygun olarak yerleşim, gelişme alanları ve sektörlere ilişkin alt ölçek planlarını yönlendiren genel arazi kullanım kararları çerçevesinde ilke ve kriterleri belirleyen, bölge, havza veya il bütününde hazırlanan, plan hükümleri ve raporuyla bir bütün olan plan şeklinde, nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan şeklinde, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan şeklinde tanımlanmıştır.
3194 sayılı Kanunun 6.maddesinde, mekânsal planların, kapsadıkları alan ve amaçları açısından mekânsal strateji planlarına uygun olarak; “çevre düzeni planları” ve “imar planları” kademelerinden oluşacağı, imar planlarının ise nazım imar planı ve uygulama imar planı olarak hazırlanacağı, her planın bir üst kademedeki plana uygun olarak hazırlanacağı hüküm altına alınmıştır.
14.06.2014 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26.maddesinde, “İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yaran amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.” kuralına yer verilmiştir.
2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanununun 7.maddesinde, “Dava açma süresi, özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştayda ve idare mahkemelerinde altmış ve vergi mahkemelerinde otuz gündür.” hükmü, aynı Kanun’un 20/A maddesinde ise, Özelleştirme Yüksek Kurulu kararlarına karşı açılacak davaların ivedi yargılama usulüne tabi olduğu, bu usulde dava açma süresinin 30 gün olduğu hükmü yer almaktadır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Dava konusu kararın 24.01.2019-24.02.2019 tarihleri arasında Çankaya Belediye Başkanlığında, 29.01.2019-28.02.2019 tarihleri arasında Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığında askıya çıkarıldığı, son askı tarihinden itibaren yasal dava açma süresi içinde, 25.03.2019 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davalı idarelerce davanın süresinde açılmadığı iddiasına itibar edilmemiştir.
Diğer yandan, idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesinin ön koşullardan biri olan “dava açma ehliyeti”, her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idare ile işlemlerinde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin buna bağlı olarak olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçütler içinde menfaat ilişkisinin varlığını ifade etmektedir.
Her olay ve davada, idari işlem ile dava açacak kişi arasında öngörülen subjektif ehliyet koşulu olarak menfaat ihlalinin kişisel, meşru ve güncel bir menfaat olması ölçütleri ekseninde yargı mercilerince değerlendirilerek takdir edilecektir.
Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 08.03.1979 tarihli, E:1971/1, K:1979/1 sayılı kararında, Türk Mühendis ve Mimar Odalarının, tüzel kişiliği haiz birlikler gibi hak ve yetkilerinin bulunduğu gerekçesiyle davacı ve davalı olarak taraf ve dava ehliyetleri bulunduğuna karar verilmiş, 521 sayılı Danıştay Kanununun 69. ve 70. maddelerinde yer alan “ilgililer” ibaresinin gerçek ve tüzel kişilerden daha kapsamlı olduğu vurgulanmıştır.
İmar planlarına karşı açılan davalarda “ilgililer” kavramından, ifa ettikleri meslek ve sanat açısından şehirleşme ve dolayısıyla imar faaliyetleriyle çok yakından ilgileri bulunan şehir plancıları ve peyzaj mimarlarının oluşturduğu oda ve şubelerde görevli bulunanlar ile bu kişiler tarafından kurulan ve yürütülen şubeler de doğrudan dava açabilecektir.
… Odası (… Şubesi) ile … Odasının; imar planlarının mevzuata, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu iddiasına dayalı olarak kendi kuruluş amacı doğrultusunda dava açma ehliyetine sahip olduğu açık olduğundan, davalı idarelerin ehliyete yönelik itirazları yerinde görülmemiştir.
Esas Yönünden:
Dava konusu Cumhurbaşkanı kararının iptali istemiyle açılan işbu dava ile Danıştay Altıncı Dairesinin E:2019/12049 ve E:2019/1880 sayılı dosyalarında bakılan davalarda; … ve … parsel sayılı taşınmazlara getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü, sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, planların kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadıklarının, taşınmazlara verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, taşınmazların komşuluğunda yer alan I. derece tarihi ve doğal sit alanları ile irtibat kurulup kurulmadığının, ulaşım kademelenmesi yönünden yolların tasarımı, genişliği ve güzergahının ulaşım planlamasına ve şehircilik ilkelerine uygunluğunun, imar planı değişikliklerinin yapılmasını zorunlu kılan nedenler bulunup bulunmadığının, dava konusu işlemin imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olup olmadığının, davacının iddiaları, davalı idarelerin savunmaları ile dosyadaki bilgi ve belgeler dikkate alınarak incelenmesi ve uyuşmazlık ile ilgili tespit ve değerlendirmelerin yapılması amacıyla 13/01/2020 tarihinde naip üye … niyabetinde Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Prof. Dr. …’den oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmıştır.
Bu inceleme sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle;
– “Dava konusu plan değişikliklerinin tümüne ait tek bir açıklama raporu bulunduğu ve bu raporda plan değişikliğinin gerekçesi olarak açıklanan hususların, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde öngörülen koşulları sağlamakta son derece yetersiz olduğu, bölgede askeri alana ihtiyaç kalmaması anlaşılabilir olmakla birlikte, bu durumun, resmi kurum alanına ihtiyacın nitel ve nicel verilerle saptanmaksızın, söz konusu işlevin getirilebileceği anlamına gelmediği,
– Yer seçimi koşullarının sağlanması ve gerekli tedbirlerin alınabilmesi için resmi kurum alanında ne tür bir kamusal hizmetin gerçekleştirileceğinin plan açıklama raporunda ortaya konulması gerektiği,
– Alanın, kamu kurumlarının yoğun olarak bulunduğu Dumlupınar Bulvarına yakınlığı, çevresinde yer alan kullanımlar, fiziki ve teknik eşikleri ile mülkiyet durumu plan değişikliklerinin temel gerekçeleri olarak belirtilmişse de, genel nitelikli olan bu ifadelerin, plan değişikliğini zorunlu kılan bilimsel, nesnel, teknik gerekçeler olarak kabul edilmesine imkan bulunmadığı,
– Dava konusu planlama sürecinde olması gerekenin tersine yol izlenerek, önce uygulama imar planı ölçeğinde düzenleme hazırlandığı, sonrasında kademeli birlikteliğin sağlanabilmesi adına üst ölçeğe doğru değişiklik yapıldığı, bu silsileyle parçacıl şekilde plan değişikliği yapılmasının bütün-parça ilişkisini bozacak nitelikte münferit değişikliklerin önünü açtığı,
– Planlama alanın Dumlupınar Bulvarına doğrudan bağlantısının bulunmadığı, bu Bulvar ile arasında kalan bölümlerin sit alanı olması nedeniyle bu yola bağlanmasının olanaklı olmadığı, ulaşım bağlantısının sadece güneydeki konut alanlarından sağlanmasının mümkün olduğu, bu konut alanlarının ise düşük yoğunluklu müstakil konutlar şeklinde yapılaştığı,
– Sit statüsü bulunan doğal alanlar ve düşük yoğunluklu konut alanları ile çevrili olan, ana ulaşım arterlerine erişimi olmayan, adeta yalıtılmış ada niteliğinde olan alandan, askeri alan işlevinin kaldırılması uygun olmakla birlikte, resmi kurum alanı işlevi getirilmesinin uygun bir planlama yaklaşımı olmadığı, erişilebilirlik ve yakın çevre ile uyum açısından önemli sorunlar yaşanacağı,
– Mahkemelerin yoğun olduğu alanda avukatlık bürolarının yer seçmesi gibi resmi kurum alanlarının sunduğu hizmetin türüne göre, yakın çevresinde işlevsel değişim ve yeni gelişme alanlarının oluşturulması yönünde baskı yaratma ihtimali bulunduğu, dava konusu alanın kuzey, doğu ve batı yönünde doğal ve tarihi sit alanları ile çevrili olması nedeniyle bu tür gelişme baskısından kaçınılması gerektiği,
– 2007 yılında onaylanan 1/25.000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planına ait plan koşullarında, resmi kurum alanlarının yer seçimlerinin akılcı şekilde yapılabilmesi ve gerektiğinde desantralizasyonu için çerçeve plan hazırlanması gerektiğinin öngörüldüğü, bu doğrultuda resmi kurumların kentin neresinde yer seçeceğinin, komşuluğunda yer alacak kullanımların ve bu alanlara ulaşım gibi konuların hazırlanacak çerçeve planda ayrıntılı şekilde ele alınması akılcı bir tutumken, 1/25.000 ölçekli nazım imar planının bu öngörüsüne aykırı şekilde resmi kurum alanının parsel bazında yer seçiminin yapılmasının şehircilik ilkelerine ve kamu yararına aykırı olduğu,
– Keşif sırasında planlama alanı içinde vadi bulunduğunun tespit edildiği, vadi alanlarının alt ölçekli planlarda mutlaka korunması gerekirken, doğal sit alanları ve orman alanları ile bütünleşmiş durumdaki bir vadinin yakın çevresi için yapılaşma ve nüfus yoğunluğu getirecek kullanım öngörülmesinin üst ölçekli planlara, şehircilik ve planlama ilkelerine aykırı olduğu, dava konusu alana açık yeşil alan kullanımı getirilmesinin daha uygun bir planlama yaklaşımı olacağı, zira bölgede yeşil alan bütünlüğü bulunduğu,
– Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde gösterilen birinci derece taşıt yolunun, Ankara ili bütünü için 2017 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Başkent Ankara Çevre Düzeni Planında, Eskişehir Yolu Ümitköy Kavşağı ile Hacettepe Beytepe Kampüsü Ana Nizamiye Kavşağını bağlayan birinci kademe yol olarak düzenlendiği ve yapımı tamamlanan Ankara Şehir Hastanesinin güneyindeki yolun devamı olarak öngörüldüğü, bu yolun alt ölçekli planlarda düzenlenmemesinin, devamlılığı ve bütünlüğü açısından planlama esaslarına aykırı olduğu,
– Mevcut durumda dava konusu alana ulaşımın, düşük yoğunluklu konut alanları arasından beşinci derece niteliğindeki tali yollarla sağlandığı, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında sadece resmi kurum alanına girişe imkan veren, çıkmaz sokak niteliğinde servis yolları ayrıldığı, resmi kurum alanının ne tür ihtiyaca cevap vereceği belirsiz olduğundan, ortaya çıkacak ulaşım talebinin nasıl karşılanacağı ve ana arterlerden bu alana erişimin nasıl sağlanacağının belirsiz olduğu,
– Dava konusu planlarda öngörülen yolların hem çıkmaz sokak şeklinde tasarlanması hem de genişliklerinin yetersiz olması nedeniyle resmi kurum alanındaki ulaşım talebini karşılayabilecek nitelikte olmadığı, alan içi yollar, kısa ve uzun süreli parklanma alanları dikkate alınarak bütüncül şekilde planlama yapılmadığı” şeklinde tespit ve değerlendirmelere yer verilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmiş olup, bu rapora karşı davalı … ve … Başkanlığı tarafından sunulan itirazlar ve davacının beyanları da göz önünde bulundurulmak suretiyle, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden yapılan incelemede;
Özelleştirme kapsam ve programına alınan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekte plan ve/veya plan değişikliğini yapma yetkisinin 3194 sayılı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olması ve bu yetkinin yalnızca özelleştirme programına alınan taşınmazlarla sınırlı bir yetki olması karşısında, plan açıklama raporunun ve plan değişikliğinin gerekçelerinin bu kapsamda değerlendirilmesi gerekmektedir.
Önceki imar planlarında askeri alan kullanımına ayrılan taşınmazların, Milli Savunma Bakanlığının ihtiyacı kalmadığından özelleştirme kapsamına alınması neticesinde, resmi kurum alanlarının yoğun şekilde yer aldığı Dumlupınar Bulvarına yakınlığı da gözetilerek, resmi kurum alanı ve rekreasyon alanı kullanımına ayrılması suretiyle çevre imar bütünlüğünün sağlandığı ve planlamanın temel gerekçesinin ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, uyuşmazlık konusu parsellerin sit alanı dışında yer aldığı ve bugüne kadar ağaçlandırılmayarak boş vaziyette bırakıldığı da göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazlara kısmen rekreasyon alanı, kısmen resmi kurum alanı kullanımları getirilmesinde bu yönüyle de planlama tekniklerine ve kamu yararına aykırılık bulunmamaktadır.
Ayrıca alanın, resmi kurum alanı yerine ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesinin daha uygun olacağı şeklinde yerindelik denetimi yapılması sonucunu doğuracak yargı kararı verilemeyeceği de açıktır.
Özelleştirme programına alınan taşınmazlara yönelik her tür ve ölçekteki planları onaylama yetkisi, yalnızca söz konusu taşınmazlarla sınırlı bir yetki olduğundan, parsel bazlı plan değişikliği yapılmasının mevzuata, şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına aykırı olduğuna dair bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelere itibar edilmesine imkan bulunmamaktadır.
Öte yandan bilirkişi raporunda, planlama alanı içinde vadi bulunduğu belirtilmiş ise de, dava konusu planlarda bu kısma rekreasyon alanı kullanımı getirildiği, yanı sıra planlara esas jeolojik ve jeoteknik raporda, çalışma alanının önlemli alan (ÖA-2.1:önlem alınabilecek nitelikte stabilite sorunlu alanlar) olarak sınıflandırıldığı ve bu alanlarda her tür bina için parsel bazında zemin etüdü raporu hazırlanacağının, yer altı su seviyesine, zeminin oturma, şişme, sıvılaşma, taşıma gücü özellikleri ile diğer jeoteknik özelliklerine yönelik hesaplamaların yapılacağının belirtildiği, ancak yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir sınırlamaya yer verilmediği görülmektedir.
Ayrıca söz konusu jeolojik ve jeoteknik raporda, planlama alanı içerisinde afete maruz bölge ve yapı yasaklı alan bulunmadığının tespit edilmesi ve alanda vadi bulunduğuna dair herhangi bir belirleme yapılmaması karşısında, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında öngörülen yapı yoğunluğunun şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına aykırı olmadığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, sadece özelleştirme kapsamında bulunan taşınmazlarla sınırlı şekilde planlama yapılması mümkün olduğundan, bölgede onaylı imar planlarında öngörülen ve taşınmazlarda son bulan taşıt yollarının, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı sınırları içinde devam ettirilerek, resmi kurum alanına erişim sağlayacak şekilde sürekliliğinin sağlandığı ve yine resmi kurum alanı işlevinin ihtiyacı olan otopark alanı ile sonlandırılacak şekilde kurgulandığı görüldüğünden, taşınmazlarda ayrılan 10 ve 15 metre genişliğindeki taşıt yollarının planlama tekniklerine ve ulaşım planlamasına uygun olduğuna şüphe bulunmamaktadır.
Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği yönünden yapılan incelemede ise;
Ankara ili bütünü için en üst kademe plan olarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planında uyuşmazlık konusu taşınmazlara getirilen “askeri alan” işlevinin, dava konusu Cumhurbaşkanı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile “kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı” ve “birinci derece yol alanı” işlevlerine çevrildiği görülmektedir.
Öte yandan, 13.01.2017 onay tarihli 1/100.000 ölçekli 2038 Ankara Çevre Düzeni Planının tümüne karşı … Odası, … Odası (… Şubesi) ve … Odası (… Şubesi) tarafından açılan diğer bir davada, dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Yukarıda detaylarına yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilere yönelik her ölçekteki plan ve/veya plan değişikliklerini yapma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu, bu doğrultuda davalı idare tarafından da alt ölçekli planlarla uyumsuzluğun ortadan kaldırılması ve taşınmazların özelleştirme programına uygun olarak kullanılmasının sağlaması amacıyla dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin onaylandığı anlaşılmakla birlikte; değişiklik yapılan ana planın yargı kararıyla iptaline karar verilmesi ve bu kararın kesinleşmesi karşısında, hukuka aykırılığı tespit edilen söz konusu planda değişiklik yapılmasına ilişkin dava konusu işlemin de sebep unsuru yönünden hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varılmaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin kısmı yönünden oybirliğiyle DAVANIN REDDİNE,
2. Dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin oyçokluğuyla İPTALİNE,
3. Netice itibariyle dava kısmen iptal, kısmen ret ile sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … TL yargılama giderinin haklılık oranına göre yarısının davacılar üzerinde bırakılmasına, yarısının davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine,
4. Ayrıntısı aşağıda gösterilen Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından keşif ve bilirkişi giderleri için yatırılan …-TL avanstan harcanan … TL’nin yarısının davacılar, yarısının davalı idareler üzerinde bırakılmasına, belirtilen miktarların tahsili için Maliye Bakanlığı Baş Hukuk Müşavirliği ile Muhakemat Genel Müdürlüğüne kararın bir örneğinin tebliğine, keşif avansından artan kısmın Hazine ve Maliye Bakanlığına iadesine,
5. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca … TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine, … TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine,
6. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre yatıran tarafların gösterecekleri hesap numarasına iadesine,
7. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (on beş) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 25/10/2022 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY(X): 3194 sayılı İmar Kanununun 9. maddesinin 2. fıkrası ile aynı Kanunun Ek-3. maddesiyle verilen yetkiye istinaden 4046 sayılı Kanun kapsamında bulunan özel statüdeki alanlara yönelik her tür ve ölçekteki plan, değişiklik ve revizyonlarını, ilgili kuruluşların görüşünü alarak ve çevre imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapma ve yaptırma yetkisinin Özelleştirme İdaresi Başkanlığına ait olduğu göz önünde bulundurulduğunda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin, gerçekte bir plan değişikliği olarak değil, özel yetkiye istinaden taşınmaz özelinde doğrudan yapılmış bir çevre düzeni planı olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Nitekim, davaya konu planın “çevre düzeni planı değişikliği” olarak adlandırılmasının; yapıldığı tarihte kent bütünü için yürürlükte olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı bulunmasından kaynaklandığı, söz konusu planın bulunmamış olması halinde, dava konusu 1/100.000 ölçekli planın bağımsız bir çevre düzeni planı olarak kabul edileceği açıktır.
Kaldı ki, Ankara ili bütünü için hazırlanan ve Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve …sayılı kararı ile onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının iptali yolundaki … İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde, uyuşmazlık konusu …ve … parsel sayılı taşınmazlar ile yakın çevresini ilgilendirecek, dolayısıyla bu planın doğrudan iptalini gerektirecek bir gerekçeye de yer verilmediğinden, kent bütününe ilişkin çevre düzeni planının iptaline karar verilmiş olmasının, iş bu davaya konu çevre düzeni planını doğrudan hukuka aykırı hale getirmeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin bağımsız bir plan olarak ele alınması ve esası yönünden hukuki denetim yapılması gerekmektedir.
Bu doğrultuda yapılan değerlendirmede; dava konusu plan değişikliklerinden önce yürürlükte olan 1998 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planında taşınmazların yarısına yakın kısmına yeşil alan, kalan kısımlarına konut alanı, ticaret alanı, temel eğitim alanı, yol ve otopark alanı kullanımları getirildiği, devamında 2007 yılında onaylanan 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında “askeri alan” işlevine ayrılan taşınmazların Milli Savunma Bakanlığına tahsis edildiği, bu Bakanlığın askeri alana ihtiyacı kalmadığını bildirmesi üzerine söz konusu tahsis kararının kaldırıldığı ve 2018 yılında özelleştirme kapsam ve programına alınmalarını takiben onaylanan dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile taşınmazlara “kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı” ve “birinci derece yol alanı” işlevi getirildiği görülmektedir.
Dosyada düzenlenen bilirkişi raporunda temelde eleştirilen hususun, taşınmazlara dava konusu 1/25.000 ve 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişiklikleri ile getirilen “kamu hizmet alanı” ve bu doğrultuda dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile getirilen “resmi kurum alanı” işlevine yönelik olduğu, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında getirilen kentsel ve bölgesel sosyal altyapı alanı ile birinci derece yol alanı işlevlerine yönelik olumsuz herhangi bir tespit ve değerlendirmeye yer verilmediği gibi bölgedeki sosyal donatı ve teknik altyapı alanı miktarını artırmaya yönelik söz konusu kullanım kararlarının imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikline ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiği oyu ile, aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.