Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/12067 E. , 2021/3786 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/12067
Karar No : 2021/3786
TEMYİZ EDENTARAFLAR : 1- (DAVACI) S.S. … Arsa ve Yapı Konut Kooperatifi
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI) … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Belediye Başkanlığı
2- S.S. … Arsa ve Yapı Konut Kooperatifi
İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, taraflarca aleyhe olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, … Mahallesi, … ada …, …, … ve … sayılı parsellerin hatalı tahsis işlemi ve davalı idarece tahsis bedelinin sadece aynen iadesine dair 12.05.2010 günlü eylem ve işlemleri sebebiyle davacının zararı olan tahsis bedelinin bugünkü rayiç değeri olarak 500.000,00-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı yönünden reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Ondördüncü Dairesinin 26/05/2015 tarih ve E:2013/8940, K:2015/4401 sayılı kararıyla bozulması üzerine, bozma kararına uyularak, maddi tazminat isteminin 128.228,22 TL kısmının kabulü ile 128.228,22 TL’nin dava açma tarihi olan 20.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminat isteminin 371.771,78 TL kısmı yönünden ise davanın reddi yolunda … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı temyize konu kararda; arsa bedeli olarak 1998 yılında davacı tarafından belediyeye yatırılan 10.260,00 TL’nin, güncel değerinin davalı idarece tazmininin gerektiği, söz konusu tutarın güncel değerinin dava açma tarihi itibariyle belirlenmesi amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapora göre tazmini istenen miktarın 20.05.2010 tarihinde güncel değerinin 138.488,22 TL olduğu, 11.05.2010 tarihinde davalı idare tarafından davacıya ödenen 10.260,00 TL’nin mahsubuyla dava tarihi olan 20.05.2010 tarihinde davacıya ödenmesi gereken güncel değerinin 128.228,22 TL olduğu, hükme esas alınan rapora göre maddi tazminat isteminin 128.228,22 TL’lık kısmının kabulüne, dava tarihinden itibaren idarece yasal faiz işletilmesi, fazlaya ilişkin maddi tazminat talebinin ise reddi gerektiği sonucuna varılarak, maddi tazminat isteminin 128.228,22 TL’lik kısmının kabulü ile 128.228,22 TL’nin dava açma tarihi olan 20.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminat isteminin 371.771,78 TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak belirlenen 13.008,26 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine aynı tarife üzerinden nispi olarak belirlenen 28.256,31 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVACININ İDDİALARI: Davalı belediyenin kusuru nedeniyle arsa sahibi olamadığı, arsanın rayiç değerinin tazminat olarak ödenmesi, davalı idare için maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği hususları ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALININ İDDİALARI: Davanın süre aşımı nedeniyle reddi gerektiği, davacının ödediği miktarın aynen iade edildiği, tapu iptal davasında davayı kabul ettiği, ihtilaf halinde ihale bedeli dışında başka bir bedel istemeyeceğini taahhüt ettiği hususları ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü ile mahkeme kararının esası yönünden onanması, davalı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarı yönünden ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Antalya İli, Muratpaşa İlçesi, … Mahallesi, … ada, …-…-… ve … nolu parsellerin, Muratpaşa Belediye Meclisinin … günlü, … sayılı kararı ile davacı kooperatife tahsis edildiği, anılan taşınmazların tahsis bedellerinin davacıdan alınması üzerine taşınmazların davacı kooperatif adına tescil edildiği, söz konusu tahsis işlemine karşı dava dışı üçüncü kişilerce iptaline ilişkin davalar açıldığı, bu davalar sonucunda tahsis işlemlerinin iptal edildiği, iptale ilişkin Mahkeme kararlarındaki gerekçelerin yerine getirilebilmesi için davalı idarece …. Asliye Hukuk Mahkemesinin … esas sayılı dosyasıyla davacı adına kayıtlı … Mahallesi, … ada …,…,… ve … numaralı parsellerin tapu kayıtlarının iptali ve belediye adına tescili için açılan davanın kabulüne karar verildiği, bu kararın kesinleşmesi üzerine mülkiyeti davalı idareye geçen taşınmazın 25.11.2008 tarihinde ihale yoluyla yeniden davacı kooperatife satıldığı, davacı kooperatifin 353.705,00-TL ihale bedelini davalı idareye yatırdığı, taşınmazın ihale sonucu davacı adına tescilinden sonra davacı davalı idareye 14.12.2008 tarihinde başvurarak ihale bedeli olan 353.705,00-TL’nin iadesini istediği, bu isteme cevap olarak verilen Muratpaşa Belediye Encümeninin … günlü, … sayılı kararıyla, 1998 yılında tahsisi yapılan arsanın tahsis bedeli olan 10.260-TL’den damga vergilerinin yasal faiziyle mahsup edilerek ödenebileceğinin bildirildiği, bunun üzerine davacı 28.04.2010 tarihinde yaptığı başvuruyla tahsis bedeli olarak ödediği 10.260-TL’nin güncel karşılığını istediği, bu başvurunun … günlü, … sayılı Muratpaşa Belediyesi Emlak ve İstimlak Müdürlüğü işlemiyle reddedilmesi üzerine davacının zararı olan tahsis bedelinin bugünkü rayiç değeri olarak 500.000,00-TL bedelin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden tahsiline karar verilmesi istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmında;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyize konu İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.
İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmında ise:
Dosyanın incelenmesinden, temyize konu İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında; maddi tazminat isteminin 128.228,22 TL’lik kısmının kabulü ile 128.228,22 TL’nin dava açma tarihi olan 20.05.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idareden alınarak davacıya ödenmesine, maddi tazminat isteminin 371.771,78 TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca nispi olarak belirlenen 13.008,26 TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, yine aynı tarife üzerinden nispi olarak belirlenen 28.256,31 TL vekalet ücretinin ise davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verildiği görülmektedir.
Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu kurala bağlanmıştır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6. maddesinde, herkesin medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahip olduğu belirtilmiştir.
30/12/2017 tarih ve 30286 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret başlıklı” 13. maddesinde, “Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Tarifenin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinde ise “(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir. (2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez. (3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur. (4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda metnine yer verilen Anayasa ve AİHS hükümleri uyarınca; bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelen mahkemeye erişim hakkının, adil yargılanma hakkı çerçevesinde değerlendirilmesi gereklidir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren ya da dava açılmasının davacının dava açtığı konumdan daha da geriye götürülmesi sonucunu doğuran durumlarda, mahkemeye erişim hakkının, özüne dokunulacak şekilde sınırlandığının kabulü gerekmektedir.
Yine, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri incelendiğinde; mevcut durumun, maddi tazminat talebiyle açılan davalarda, kabul edilen tazminat miktarının önemli kısmının vekalet ücreti olarak davalı idareye ödenmesi sonucunu doğurarak açılan tazminat davasını davacı açısından anlamsız hale getirdiği görülmektedir.
Nitekim, Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru yoluyla önüne gelen bir uyuşmazlıkta, 07/11/2013 tarih ve Başvuru No:2012/791 sayılı kararıyla; hak edilen tazminatın 3/4’ünün vekalet ücreti adı altında idareye verilmesini, Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğü kapsamında mahkemeye erişim hakkının ihlali niteliğinde değerlendirmiştir.
Bu nedenle, kısmen kabul, kısmen ret ile sonuçlanan maddi tazminat davalarında, taraflar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin, kişilerin hak arama özgürlüğü kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal etmeden ne şekilde hesaplanacağı konusundaki eksik düzenleme nedeniyle Tarifenin ilgili kısmında hukuka uygunluk bulunmadığından ihmali gerektiği sonucuna varılmıştır.
Sonuç olarak, davalı idare lehine, Tarifenin manevi tazminat davalarına ilişkin 10. maddesi kıyasen uygulanarak reddedilen miktar üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedileceğinin, ancak bu ücretin kabul edilen miktar üzerinden davacı lehine hükmedilmesi gereken nispi vekalet ücreti miktarını geçemeyeceğinin kabul edilmesi gerekmektedir.
Bu durumda, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümlerine göre davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını geçmeyecek şekilde, davalı idare lehine nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, davalı idare lehine davacı lehine hükmedilen nispi vekalet ücreti miktarını fazlasıyla aşacak şekilde nispi vekalet ücretine hükmedilen temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacı ve davalının; İdare Mahkemesi kararının maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin kısmı yönünden temyiz istemlerinin reddine,
2. Davacının; İdare Mahkemesi kararının davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminin kabulüne,
3. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle maddi tazminat isteminin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin temyize konu … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının esasına ilişkin kısmının oybirliğiyle ONANMASINA, davalı idare lehine hükmedilen nispi vekalet ücretine ilişkin kısmının ise oyçokluğuyla BOZULMASINA,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/03/2021 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10. maddesinin 1.fıkrasında; manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, 2.fıkrasında; davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği; “Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret” başlıklı 13. maddesinde ise; Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 9 uncu maddenin birinci fıkrasının son cümlesi ile 10 uncu maddenin son fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği hüküm altına alınmıştır.
Dairemiz kararında, her ne kadar Tarifenin 10. maddesi kıyasen uygulanmak suretiyle, reddedilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretinin kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretini geçemeyeceği hususu kabul edilerek, davalı idare lehine, kabul edilen maddi tazminat miktarı üzerinden hükmedilen vekalet ücretini geçmeyecek şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle temyize konu kararın bu kısmı bozulmuş ise de, Tarifenin 10. maddesinin 2. fıkrasında yer alan “davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği” düzenlemesinin manevi tazminat davalarına ilişkin bir düzenleme olması, maddi tazminat davalarında hükmedilecek ücretin ise Tarifenin 13. maddesi uyarınca reddedilen miktar üzerinden nispi şekilde belirlenmesi gerektiğinden temyize konu kararın bu kısmının da onanması gerektiği oyuyla, Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.