Danıştay Kararı 6. Daire 2019/12981 E. 2021/8605 K. 22.06.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/12981 E.  ,  2021/8605 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/12981
Karar No : 2021/8605

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) :… Belediye Başkanlığı

İSTEMİN KONUSU :… İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İmar planında yeşil alan içerisinde kalan, Kırklareli ili,Pınarhisar ilçesi,… beldesi,… ada … ve … parsel sayılı taşınmazların kamulaştırılması ya da imar planı değişikliği yapılarak yeşil alandan çıkarılması yönündeki talebin reddine ilişkin Kaynarca Belediye Başkanlığının … tarih ve … sayılı işlemi ile 07/05/1993 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının taşınmazlara ilişkin kısım yönünden iptali istemiyle açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:… İdare Mahkemesinin … tarih E:… ,K:… sayılı kararında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu Kaynarca Belediye Başkanlığı’nın … tarih ve… sayılı işleminin, davacının parselleri ile ilgili plan değişikliği yapılarak davacı parsellerinin yeşil alandan çıkarılması yönündeki talebinin reddine ilişkin kısmı ile yine davacının parselini yeşil alan-park alanı olarak işlevlendiren 07.05.1993 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının davacı taşınmazlarına ilişkin kısmı yönünden incelenmesinden; plan ana kararları ve bütünlüğünün bozulmaması adına imar planı değişikliklerinin çok zorunlu olmadıkça yapılmaması gerektiği, aksi durumdaki plan değişikliğinin planın sosyal ve teknik altyapı dengesini bozacağı; davacının talep ettiği imar planı değişikliğini gerçekleştirmek için yeterli teknik ve nesnel gerekçenin bulunmadığı; öte yandan dava konusu taşınmazların dere yatağında kaldığı; bu tip alanların, su taşkını veya zemin sıvılaşması gibi tehlikeler nedeniyle, doğal ekosistemin korunması ve can güvenliği açısından yapılaşmaya gidilmemesi gereken alanlar olduğu; taşınmazların çok sulak bir arazide konumlandığının, bir su ekosisteminin parçası olduğunun, gerek topografya gerekse toprak ve zemin yapısı açısından yapılaşmaya elverişli durumda olmadığı görüldüğünden dava konusu işlemde anılan yönden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın bu kısmının reddine, dava konusu Kaynarca Belediye Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işleminin, davacının parsellerinin kamulaştırılması yönündeki talebinin reddine ilişkin kısmı yönünden ise; davacının mülkiyetinde bulunan taşınmaz imar planında “yeşil alan” olarak belirlendiği halde 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10’uncu maddesi gereğince taşınmazın kamulaştırılmaması sebebiyle, davacının mülkiyet hakkının belirsiz bir süre ile kısıtlandığının ve bu kısıtlamanın idare tarafından bir karar alınarak kaldırılmadığının sabit olması ve davacının taşınmazlarının kamulaştırılması işlemlerine başlanılarak kamulaştırması yapılması gerekirken davacının mükerrer taleplerine rağmen uzun yıllar bu işlemin (kamulaştırma işleminin) sebepsiz olarak yapılmamasında ve davacının buna ilişkin talebinin reddine yönelik kısmı yönünden dava konusu işlemin bu kısmı hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti:
Davacının İdare Mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısmına yönelik istinaf başvurusu yönünden;
İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 45.maddesinin 3.fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Davalının istinaf istemine gelince;
Taşınmazın kamulaştırılmasının davalı idarelerin bütçe imkanları dahilinde mümkün olduğu, yargı yerlerince, her şart ve koşulda taşınmazın kamulaştırılması gerektiği yönünde idareyi zorlayıcı bir yargı kararı verilmesinin mümkün olmadığı, tasarrufu kısıtlanan taşınmazın maliklerinin mağduriyetinin giderilmesi için davalı idarece imar planı değişikliği, imar uygulaması veya kamulaştırma yapılabileceği, idarenin bu seçeneklerden birini uygulaması yönünde mahkemece zorlanmasının yerindelik denetimi yapılması sonucunu doğuracağı açık olup, bu sebeple davacının taşınmazının sadece kamulaştırılması istemiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak, istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI :Davalı belediye kendisini bir vekil ile temsil ettirmemesine rağmen bölge idare mahkemesince davalı belediye lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu ,1993 yılından beri davalı belediye tarafından dava konusu parsellerin kamulaştırılmadığı, taşınmazların yeşil alanda kalması sebebiyle yıllardır kullanılamadığı ve mülkiyet hakkının zedelendiği gerekçeleriyle bölge idare mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ve bu gerekçelerle kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının kısmen onanması kısmen bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Davacının bir kısım hissesine malik olduğu Kırklareli ili, Pınarhisar ilçesi, … beldesi,. .. ada, … ve … parsel sayılı taşınmazların 1960 yılından itibaren ve en son 07/05/1993 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile yeşil alan olarak planlandığı, davacı tarafından imar planında yeşil alan içerisinde kalan taşınmazların kamulaştırılması ya da imar planı değişikliği yapılması suretiyle yeşil alandan çıkarılarak konut alanına dönüştürülmesi ve imar planının davacı taşınmazı yönünden iptali istemi ile 21/06/2016 tarihli dilekçe ile davalı idareye yapılan başvuru, Kaynarca belediye başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işlemi ile reddedilmiştir.İmar planında yeşil alan içerisinde kalan taşınmazların kamulaştırılması ya da imar planı değişikliği yapılarak yeşil alandan çıkarılması yönündeki talebinin reddine ilişkin Kaynarca Belediye Başkanlığı’nın … tarih ve … sayılı işlemi ile 07.05.1993 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının kendi taşınmazlarına ilişkin kısmı yönünden iptali istemi ile açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 3’üncü maddesinde, herhangi bir sahanın her ölçekteki plan esaslarına, bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamayacağı,
5’inci maddesinde, nazım imar planının, varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının, genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olduğu, uygulama imar planının ise, tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olduğu,
8’inci maddesinde, imar planlarının nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde ve ilgili idarelerin internet sayfalarında bir ay süreyle eş zamanlı olarak ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye meclisine gönderilen itirazları ve planları belediye meclisinin onbeş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de bu usullere tabi olduğu, imar planlarının aleni olduğu hükmü yer almaktadır.
İmar planının hazırlanmasında; ülke ve şehir verilerine göre konut, ulaşım, çalışma gibi hususlar ile sosyal ve kültürel ihtiyaçların en iyi biçimde yerine getirilmesine çalışılması, böylece belde halkının daha iyi yaşama şartlarına kavuşmasının sağlanması amaçları göz önüne alınmaktadır. Bu sebeple, imar planları şehrin gelişme şeklinden doğan yeni şartların gerekli kılması halinde aynı esaslar gözetilerek mevzuatta öngörülen kurallar çerçevesinde değiştirilebilmektedir.
14.06.2014 tarihi itibariyle yürürlükte olan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin İmar planı değişiklikleri ile ilgili 26. Maddesinde de:
“(1) İmar planı değişikliği; plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozmayacak nitelikte, kamu yararı amaçlı, teknik ve nesnel gerekçelere dayanılarak yapılır.
(2) İmar planlarında sosyal ve teknik altyapı hizmetlerinin iyileştirilmesi esastır. Yürürlükteki imar planlarında öngörülen sosyal ve teknik altyapı standartlarını düşüren plan değişikliği yapılamaz.
(3) İmar planlarında bulunan sosyal ve teknik altyapı alanlarının kaldırılması, küçültülmesi veya yerinin değiştirilmesine dair plan değişiklikleri zorunluluk olmadıkça yapılmaz. Zorunlu hallerde böyle bir değişiklik yapılabilmesi için:
a) İmar planındaki durumu değişecek olan sosyal ve teknik altyapı alanındaki tesisi gerçekleştirecek ilgili yatırımcı Bakanlık veya kuruluşların görüşü alınır.
b) İmar planında yer alan yol hariç sosyal ve teknik altyapı alanlarının ve kamuya ait sosyal ve kültürel tesis alanlarının kaldırılabilmesi veya küçültülmesi ancak bu tesislerin hitap ettiği hizmet etki alanı içinde eşdeğer yeni bir alanın ayrılması suretiyle yapılabilir. Eşdeğer alanın ayrılmasında yüzölçümü ve konum özellikleri korunur. Bu alanların yerinin değiştirilmesinde, mevcut plandaki hizmet etki alanına göre aynı uygulama etabı veya bölge içinde kalması, yaya erişim mesafelerinin dikkate alınması ve yeni tespit edilen alanın tesisin yapılmasına müsait olması zorunludur.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa’nın 35’inci maddesinde, “Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz.” hükmü, 46’ncı maddesinde ise, “Devlet ve kamu tüzel kişileri; kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunla gösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idari irtifaklar kurmaya yetkilidir. Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlanan artırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformunun uygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunla gösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirme süresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir. Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudan doğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir. İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerde ve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanır.” hükmü yer almaktadır.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ek 1 nolu Protokol’ün 1’inci maddesinde de; “Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.” hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 10’uncu maddesinde; “Belediyeler; imar planlarının yürürlüğe girmesinden en geç 3 ay içinde, bu planı tatbik etmek üzere 5 yıllık imar programlarını hazırlarlar. Beş yıllık imar programlarının görüşülmesi sırasında ilgili yatırımcı kamu kuruluşlarının temsilcileri görüşleri esas alınmak üzere Meclis toplantısına katılır. Bu programlar, belediye meclisince kabul edildikten sonra kesinleşir. Bu program içinde bulunan kamu kuruluşlarına tahsis edilen alanlar, ilgili kamu kuruluşlarına bildirilir. Beş yıllık imar programları sınırları içinde kalan alanlardaki kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerleri ilgili kamu kuruluşları, bu program süresi içinde kamulaştırırlar. Bu amaçla gerekli ödenek kamu kuruluşlarının bütçelerine konulur. İmar programlarında, umumi hizmetlere ayrılan yerler ile özel kanunları gereğince kısıtlama konulan gayrimenkuller kamulaştırılıncaya veya umumi hizmetlerle ilgili projeler gerçekleştirilinceye kadar bu yerlerle ilgili olarak diğer kanunlarla verilen haklar devam eder.” hükmüne yer verilerek, belediyelere, imar planlarını uygulamak üzere belirtilen süre içerisinde imar programını hazırlama, programı uygulamaya koyma, ilgili kamu kurum ve kuruluşlarına ise, imar programlarında kendi görev alanlarındaki kamu hizmeti için ayrılan ve şahısların özel mülkiyetinde olan taşınmazları program süresi içinde kamulaştırma zorunluluğu yüklenmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesinin yargılama giderleri konusunda yollama yaptığı 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 323. maddesinde, vekalet ücretinin yargılama giderlerine dahil olduğu; 326. maddesinde ise, yargılama giderlerinin aleyhinde hüküm verilen taraftan alınmasına karar verileceği, davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkemece, yargılama giderlerinin tarafların haklılık oranına göre paylaştırılacağı hüküm altına alınmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu İdari Dava Dairesi kararının, Mahkeme kararının davanın reddine ilişkin kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmı yönünden;
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu kararın istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılarak davanın reddine ilişkin kısmı yönünden;
İmar planlarında kamu hizmet tesislerine tahsis edilmiş olan yerlerde kalan taşınmazlar üzerinde maliklerin tasarruf hakları kısıtlamakta, bu yerler kamulaştırma işlemine konu teşkil edeceğinden satış değerleri düşmekte, rayiç değerinden satılamamakta, ancak kamulaştırma bedeli alınmak suretiyle yarar sağlanabilmektedir. Kamulaştırma yapılmadığı takdirde, kişilerin temel haklarından biri olan mülkiyet hakkı süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlanmakta ve bu durum mülkiyet hakkının özünün zedelemesine neden olmaktadır.
Yukarıda yer verilen İmar Kanununun 10. maddesi hükmüyle, belediyelere imar planının yürürlüğe girmesinden itibaren en geç üç ay içinde imar programını hazırlama, yatırımcı kuruluşlara imar planlarında kamu hizmetine ayrılan arsaları imar programı süresi içerisinde kamulaştırma, yine yetkili idari makamlara kamulaştırmaya ilişkin ödeneği yatırımcı kuruluşun bütçesine koyma mükellefiyeti yüklenmek suretiyle kanun koyucu tarafından kamu yararı adına fedakarlığa katlanmak durumunda kalan taşınmaz maliklerinin mülkiyet haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğuracak şekilde uzun süre taşınmazlarının imar programlarına alınmadan bekletilmesi uygun görülmemiş ve idareye herhangi bir takdir yetkisi tanınmaksızın bağlayıcı sürelerle gerekli işlemleri yapma görevi yüklenmiştir.
Uyuşmazlık konusu olayda ise taşınmazların ilk olarak 15.02.1960 ve 07.05.1993 tarihli uygulama imar planında “yeşil alan” olarak planlandığı, planın yürürlüğe girmesinin üzerinden yıllar geçmesine rağmen ilgili belediyece kamulaştırma yapılmadığı, davacıların imar planı değişikliği talebinin reddedilip mahkemece bu işlemin hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakta olup, bu nedenlerle, davacıların mülkiyet hakkının süresi belirsiz bir zaman diliminde kısıtlandığı açıktır.
Bu durumda, mülkiyet hakkının özünü zedeleyen uygulamaların İmar Kanununun 10. maddesine açıkça aykırı olduğu hususu gözönüne alındığında, davacıların taşınmazlarının kamulaştırılması gerekirken, başvurunun reddi yolunda tesis edilen dava konusu işlemde ve temyize konu kararın, istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılarak davanın reddine ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.
Davacı vekilinin yargılama giderleri yönünden temyiz istemine gelince;
Tarafların, avukat aracılığı ile davalarını takip etmesi ve davanın lehine sonuçlanması halinde Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca avukatlık ücretine hak kazanacağı açıktır.
Davalı Kaynarca belediye başkanlığının 07.09.2018 tarihinde … Asliye Hukuk Mahkemesi kayıtlarına giren istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin incelenmesinden davalı belediye adına temsil yetkisine haiz belediye başkanının imzası olan istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinin düzenlendiği, temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari dava dairesince verilen kararda ise davacının istinaf talebinin reddine, davalı idarenin istinaf talebinin kabulü ile … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…,K:… sayılı kararın iptale ilişkin kısmının kaldırılarak davanın bu kısım yönünden de reddine karar verilmiş olup, hüküm kısmında Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca belirlenen 1.090,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine karar verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; istinaf kanun yoluna başvuran belediye vekil ile temsil edilmediğinden, davalı belediye başkanlığı lehine vekalet ücreti hükmedilmesinde hukuka uyarlılık bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyize konu kararının istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmına yönelik yapılan temyiz isteminin reddine,
2. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın istinaf başvurusunun reddine ilişkin kısmının ONANMASINA,
3, Temyize konu kararın istinaf başvurusunun kabulü, Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının kaldırılarak davanın reddine ilişkin kısmı ile yargılama giderleri yönünden yapılan temyiz isteminin kabulüne,
4. … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:.., K:… sayılı kararın istinaf başvurusunun kabulü ile anılan kararın kaldırılması, davanın reddine ilişkin kısmı ve yargılama giderleri yönünden BOZULMASINA,
5. Dosyanın adı geçen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi gönderilmesine, 22/06/2021 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.