Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/13048 E. , 2022/7735 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/13048
Karar No : 2022/7735
TEMYİZ EDENLER : I- (DAVALILAR)
1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
II- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Tıp Sağlık Hizmetleri Tic. A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sakarya ili, Serdivan ilçesi, … Mahallesi, … parsel sayılı taşınmaz için düzenlenen … tarih ve … sayılı yapı ruhsatı ile bu ruhsatın dayanağı Sakarya Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ile Serdivan Belediye Meclisi’nin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen Serdivan Merkez Kuzey 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planının, imar planlarında … sayılı parsele yönelik yapılan değişikliklerin geri alınması, kaldırılması ya da bu planların yenilerinin yapılması istemiyle Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yapılan 22.01.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Daire Başkanlığı’nın … tarih ve E…. sayılı işleminin ve aynı yönde Serdivan Belediye Başkanlığı’na yapılan 22.01.2016 tarihli başvurunun reddine ilişkin Serdivan Belediye Başkanlığı İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nün … tarih ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:…, sayılı kararda; mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda hazırlanan bilirkişi raporundaki tespitler ile dava dosyasında yer alan diğer tüm bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, tıptaki gelişmeler ve halkın artan sağlık ihtiyaçlarına paralel olarak uyuşmazlık konusu parsele getirilen özel hastane kullanım kararının ve yapılaşma koşullarının şehircilik ilke ve esaslarına uygun olduğu, bir kamu hizmetinin yerine getirildiği “özel sağlık alanı”na ilişkin yapıların yapılaşma koşullarının konut yapılarıyla aynı kriterlerin esas alınması suretiyle değerlendirilmesinin sağlık hizmetlerinin sunumunu sınırlayacağı ve anılan hizmetin üstün kamu yararı taşıdığı öngörüsüyle çelişeceği, taşınmaz için belirlenen yapılaşma koşullarının üzerinde yer alan hastane yapısında yürütülecek hizmetin niteliğine uygun olduğu, “üstün kamu yararı” ilkesinden hareketle dava konusu işlemlerde şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ile arttırılan yapı yoğunluğunun çalışma saatleri içinde bölgede nüfus yoğunluğunu da arttıracağı ve bölgeye fazladan bir trafik yükü getireceği, 30 metrelik ana arter üzerinde kalan parsel sebebiyle bölgede trafik akışının bozulacağı, çevre yapılaşma koşullarının üzerinde olan yapılaşma koşullarının çevresi için kötü emsal teşkil edeceği, ayrıca yapı ruhsatının dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında uyuşmazlık konusu parsel için getirilen hastane fonksiyonunun özel olduğuna dair bir veri bulunmadığından kamuya ait olarak düzenlenmesi gerekirken özel hastaneye ilişkin düzenlenmesinde de hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle anılan mahkeme kararına karşı davalılar ve davalılar yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulüne, anılan mahkeme kararının dava konusu yapı ruhsatı, bu ruhsatın dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve imar planlarında yapılan değişikliklerin geri alınması, kaldırılması ya da bu planların yenisinin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemlere yönelik kısımlar yönünden kaldırılmasına, dava konusu işlemlerin anılan kısımlarının iptaline, 1/5000 ölçekli nazım imar planına yönelik istinaf başvurularının ise reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDEN DAVALI … BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NIN İDDİALARI : Sağlık hizmetlerinin etkin ve yaygın bir şekilde sunulmasının önemli olduğu, bu hizmetin yürütülmesine yönelik tasarrufların ”üstün kamu yararı” taşıdığı, özel sağlık alanına emsal verilirken konut yapılarıyla aynı kriterlerin esas alınarak değerlendirilmesinin sağlık hizmetlerinin sunumunu sınırlayacağı ve anılan hizmetin üstün kamu yararı taşıdığı öngörüsüyle çelişeceği, Danıştay 6. Dairesinin emsal nitelikteki kararlarında; faaliyet alanlarına, hizmet birimlerine, yatak kapasitelerine, teknolojik donanımlara, hizmet verilen uzmanlık dalına göre özel sağlık tesisi kurumları için yapılan imar planı değişikliklerinde kamu yararı bulunduğu, burada emsal artırımı ile nüfus artışı olmayacağı, sadece yapı yoğunluğunun artacağı, bu nedenle yörede yeni sosyal donatı alanlarına gerek bulunmadığı hususlarının vurgulandığı, bölge idare mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN … BELEDİYE BAŞKANLIĞI’NIN İDDİALARI : Tıptaki gelişmeler ve halkın artan sağlık ihtiyaçları doğrultusunda parsele getirilen özel hastane kullanım kararı ve yapılaşma koşullarının şehircilik ilke ve esaslarına uygun olduğu, bölge idare mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
TEMYİZ EDEN DAVALI YANINDA MÜDAHİL … TIP SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş’NİN İDDİALARI : Davacının yapı ruhsatının geri alınmasına ilişkin idareye yaptığı bir başvuru olmamasına rağmen, bölge idare mahkemesince bu yönde yapılan başvurunun reddine ilişkin işlemin de iptaline karar verildiği, davacının şirketlerinin eski ortağı olduğu, ortaklıktan ayrıldıktan sonra belde sakini sıfatıyla dava açmasında güncel ve meşru bir menfaatinin bulunmadığı, uyuşmazlık konusu taşınmazda bir sağlık kuruluşunun hizmet verdiği ve bu hizmetin ilgili mevzuatlarda kamu hizmeti niteliğinde görüldüğü, bu nedenle imar planlarında özel sağlık kuruluşlarının bulunduğu alanlarında ”sağlık tesis alanı” olarak tanımlandığı, özel sağlık alanına emsal verilirken konut yapılarıyla aynı kriterlerin esas alınması suretiyle değerlendirilmesinin sağlık hizmetlerinin sunumunu sınırlayacağı ve anılan hizmetin üstün kamu yararı taşıdığı öngörüsüyle çelişeceği, bu itibarla hastane binalarında yürütülecek hizmetin niteliğine uygun yapılaşma koşulları belirlenmesinin ”üstün kamu yararı” ilkesinden hareketle şehircilik ilkelerine ve planlama esaslarına uygun olduğu, bölge idare mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Uyuşmazlık konusu taşınmazın önceki imar planlarında ”sağlık tesis alanı” olarak planlandığı ve üzerinde fiilen faaliyet gösteren ‘… Tıp Merkezi’ isimli özel hastane yapısının bulunduğu, dava konusu revizyon imar planlarında taşınmazın kullanım kararında herhangi bir değişiklik yapılmadan yalnızca önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında Emsal:1,70 ve yükseklik:9.00 metre olarak belirlenen yapılaşma koşullarının arttırılarak Emsal:2,50 ve yükseklik:serbest olarak değiştirilmiştir. Davacı tarafından, taşınmaz üzerinde bulunan hastanenin eski maliki olduğu, dava konusu imar planı değişiklikleri ile hastanenin yeni malikine çok büyük imar rantı sağlandığı, emsal artışının bölgedeki nüfusu arttıracağı, artacak nüfusa karşılık yeterli teknik altyapı alanlarının ayrılmadığı, hastanenin önünden geçen yolların ve diğer alt yapı hizmetlerinin ihtiyacı karşılamayacağı, bölgede trafik sorununun ortaya çıkacağı, hastanenin bulunduğu beldede ikamet ettiği ve sağlıklı ve düzenli bir beldede oturmak istediği için bakılan davanın açıldığı ileri sürülmüştür.
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde; idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davası olarak tanımlanmaktadır.
2577 sayılı Kanunun 3. maddesinde; dilekçelerde gösterilmesi gerekli hususlar belirlenmiş, 14’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasında; dilekçelerin sırayla a) görev ve yetki, b) idari merci tecavüzü, c) ehliyet, d) idari davaya konu olacak kesin ve yürütülmesi gereken bir işlem olup olmadığı, e) süre aşımı, f) husumet, g) 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden inceleneceği belirtilmiş, 15. maddenin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, dilekçelerde 14. maddenin 3/c bendine aykırılık görülmesi halinde davanın reddine karar verileceği, hükme bağlanmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri yargı mercilerince yapılmaktadır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi; kişisel, meşru ve güncel olması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, davacının menfaatlerini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. Bu ilişki, uyuşmazlığın niteliğine göre bazen mülkiyet hakkından, bazen de komşuluk hukukundan doğabilmektedir. Sonuç olarak; idari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan “dava açma ehliyeti” iptal davasına konu idari işlemin niteliğine ve dava açanın hukuken korunması gereken menfaatlerine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir.
Çevre, tarihi ve kültürel değerlerin korunması amacıyla kamu yararını yakından ilgilendiren konularda Danıştay içtihatları ile belde sakini olmak dava açmak için yeterli görülmüş ise de, bu kapsamda bulunmayan bir alanda imar planının iptali istemiyle dava açabilmek için davacının dava açmakta menfaati olduğunu somut olarak ortaya koyması gerekmektedir.
Bakılan uyuşmazlığın özel mülkiyete konu parselde yer alan ”özel sağlık tesis alanı” (Hastane) olarak kullanılan bir yapının yapılaşma koşullarının değiştirilmesine yönelik olduğu ve davacının davayı yalnızca belde sakini (Serdivan ilçesi sınırılarında ikamet eden bir vatandaş) sıfatıyla açtığı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresi sorgulandığında ikamet yerinin uyuşmazlık konusu taşınmaza uzak bir konumda ve farklı mahallede yer aldığı, yine UYAP üzerinden Tapu Kadastro Bilgi Sistemindeki (TAKBİS) mal varlığı sorgulandığında ise uyuşmazlık konusu taşınmaza komşu ya da yakın alanda üzerine kayıtlı bir taşınmazının bulunmadığı görülmüştür.
Bu durumda, davacının, dava konusu işlemler ile doğrudan hiçbir menfaat ilişkisi bulunmadığı, Serdivan ilçesinde yaşayan bir kişi olarak açtığı bu davadaki istemlerinin çevre, tarihi, kültürel değerlerin korunması gibi kamu yararını yakından ilgilendiren hususlar kapsamında da değerlendirilemeyeceği, dolayısıyla bakılan davayı açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı davalılar ile davalılar yanında müdahil tarafından yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulüne, anılan mahkeme kararının dava konusu yapı ruhsatı, bu ruhsatın dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve imar planlarında yapılan değişikliklerin geri alınması, kaldırılması ya da bu planların yenisinin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemlere yönelik kısımlar yönünden kaldırılmasına, dava konusu işlemlerin anılan kısımlarının iptaline, 1/5000 ölçekli nazım imar planına yönelik istinaf başvurularının ise reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının temyiz edilen iptale ilişkin kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların ve davalılar yanında müdahilin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin … İdare Mahkemesi’nin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kısmen kabulü ile anılan mahkeme kararının dava konusu yapı ruhsatı, bu ruhsatın dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve imar planlarında yapılan değişikliklerin geri alınması, kaldırılması ya da bu planların yenisinin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemlere yönelik kısımlar yönünden kaldırılmasına, dava konusu işlemlerin anılan kısımlarının iptaline, 1/5000 ölçekli nazım imar planına yönelik istinaf başvurularının ise reddine ilişkin … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyiz edilen; dava konusu imar planlarında … sayılı parsele yönelik yapılan değişikliklerin geri alınması, kaldırılması ya da bu planların yenilerinin yapılması istemiyle yapılan başvurunun reddine ilişkin kısım yönünden oybirliği, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve yapı ruhsatı yönünden oyçokluğuyla iptale ilişkin kısmının BOZULMASINA,
3. Bozulan kısım hakkında yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/09/2022 tarihinde, kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X) :
2577 sayılı idari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında, yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar, iptal davaları olarak tanımlanmıştır.
Dolayısıyla iptal davasının gerek anılan maddede, gerekse içtihat ve doktrinde belirlenen hukuki nitelikleri göz önüne alındığında, idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel menfaat ilgisi kurabilenler tarafından iptal davasına konu edilebileceğinin kabulü gerekmektedir.
Taraf ilişkisinin kurulması için gerekli olan kişisel, meşru ve güncel menfaat ilişkisinin varlığı ise, davanın niteliğine ve özelliğine göre idari yargı yerlerince belirlenmekte, davacının idari işlemle ciddi ve makul, maddi ve manevi bir ilişkisinin bulunduğunun anlaşılması, dava açma ehliyeti için yeterli sayılmaktadır.
Ayrıca, iptal davaları ile idari işlemlerin hukuka uygun olup olmadığının saptanmasına, hukukun üstünlüğünün sağlanmasına, böylece de idarenin hukuka bağlılığının belirlenmesine, sonuçta hukuk devleti ilkesinin gerçekleştirilebilmesine olanak sağlandığından, bu davalarda menfaat ilişkisinin bu amaç doğrultusunda da yorumlanması gerekmektedir.
Öte yandan, çevrenin, tarihi ve kültürel değerlerin korunması ve imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda, belde veya semt sakini sıfatıyla açılan davalarda, dava açma ehliyetinin daha geniş yorumlanmak suretiyle belirlenmesi gerektiğine ilişklin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar dava konusu imar planı değişiklliklerine konu taşınmazın yer aldığı “… Mahallesi” sınırları içerisinde davacının maliki olduğu taşınmaz bulunmamakta, ayrıca davacı aynı mahalle sınırları içerisinde ikamet etmemekte ise de davacı tarafından; kamu hizmetinin yürütüldüğü ”özel sağlık tesis alanı’nın”’ yapılaşma koşullarında yapılan değişiklik ile hastanenin yeni malikine çok büyük imar rantı sağlandığı, emsal artışının bölgedeki nüfusu arttıracağı, artacak nüfusa karşılık yeterli teknik altyapı alanlarının ayrılmadığı, hastanenin önünden geçen yolların ve diğer alt yapı hizmetlerinin ihtiyacı karşılamayacağı, bölgede trafik sorununun ortaya çıkacağı yolunda ileri sürülen iddialar ile açılmış olan bu davada dava konusu yapı ruhsatı ve bu ruhsatın dayanağı imar planlarının kamu yararını yakından ilgilendirdiğinin ve davacının anılan hususlara ilişkin dava açma ehliyeti bulunduğunun kabulü gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davalılar ile davalılar yanında müdahilin dava konusu yapı ruhsatı ve bu ruhsatın dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin temyiz istemlerinin esasının incelenmesi gerektiği oyuyla davanın temyiz edilen iptale ilişkin kısmının ehliyet yönünden reddi gerektiği yolundaki Dairemiz kararının anılan kısımlarına katılmıyorum.