Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2019/15814 E. , 2021/13697 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/15814
Karar No : 2021/13697
TEMYİZ EDEN (DAVALILAR) :1-… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Valiliği
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Kimyevi Mad. ve Petrol Ür. Nak. Oto. San. Tic. Ltd. Şti. Adına …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : .. Bölge İdare Mahkemesi .. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Manisa İli, Akhisar – Gördes İlçeleri karayolunun 22. km. Pekmezciler mevkiinde davacı şirkete ait … plakalı çekici araca bağlı dorsede bulunan tankerin devrilmesi sonucu meydana gelen kazada tankerin içinde bulunan 27.780 kg sülfürik asidin alıcı ortama (yol kenarındaki araziye) döküldüğünün tespit edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendi ile 2. fıkrası uyarınca 637.257,00-TL para cezası verilmesine ilişkin Manisa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı işlemiyle bildirilen … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararının iptali ile ödenen 477.942,75-TL para cezasının ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte iadesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlıkta, Çevre Kanununun 20. maddesinin (y) bendinin “Tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üreten, işleyen, ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, kullanan, ambalajlayan, etiketleyen, satan ve satışa sunanlara” ceza verilmesini düzenlediği, eylemin tankerin devrilmesi sonucu meydana geldiği ve dava konusu işlemde kabahat fiilinin ve cezanın sebebinin tankerin devrilmesi sonucu yol kenarında bulunan eğimli arazi boyunca akmak suretiyle doğada çevre kirliliği olarak gösterildiği görülmektedir.
Bu durumda, davalı idare tarafından işlemin gerekçesi olarak davacı şirkete ait tankerin devrilmesi sonucu yol kenarında bulunan eğimli arazi boyunca akmak suretiyle doğada çevre kirliliğinin belirtildiğinin görüldüğü, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerince mahallinde tutulan … tarih ve … seri numaralı denetim tutanağı ile davacının taşıma işi yapması için gereken belgelere haiz olduğunun tespit edildiği, davalı Manisa Valiliğince davacıya uygulanan idari para cezasının davacının sahip olması gereken belgelerin bulunmaması veya ibraz edilmemesi üzerine kurulu olmadığını belirtildiği, dolayısıyla davacıya meydana gelen kaza sonrası oluşan çevre kirliğine ilişkin bir idari para cezası verilmesi gerekirken, tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı Çevre Kanununda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak taşıdığı gerekçesi ile Çevre Kanununun 20/(y) maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde fiille müeyyide arasındaki uyumsuzluğa bağlı olarak tipiklik şartının gerçekleşmemesi nedeniyle hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline, davacı tarafından ödenen 477.942,75-TL’nin, ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı idarelerce davacı şirkete ödenmesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idare tarafından, para cezasının davacının taşıma işi yapması için gereken belgelere sahip olmaması veya ibraz edilmemesi nedeniyle değil, tehlikeli kimyasalın kusur şartı aranmaksızın doğrudan alıcı ortama dökülmesi nedeniyle verildiği, para cezasının 2017/1 Tebliğine göre alt sınırdan, ancak işletme olması nedeniyle 3 kat olarak hesaplandığı, dolayısıyla para cezasına ilişkin işlemin hukuka uygun olduğu, Mahkeme kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 29/10/2021 günlü, 31643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi uyarınca, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiğinden, husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesine karar verilerek, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
13/06/2017 tarihinde yapılan denetimde Manisa İli, Akhisar – Gördes İlçeleri karayolunun 22. km. Pekmezciler mevkiinde davacı şirkete ait … plakalı çekici araca bağlı dorsede bulunan tankerin devrilmesi sonucu meydana gelen kazada tankerin içinde bulunan 27.780 kg sülfürik asidin bir kısmının asfalta döküldüğü, bir kısmının da yamaçtan daha alt kotlarda yer alan kuru dere yatağına doğru hareket ettiği ve yaklaşık 800 m boyunca dere yatağında aktığı hususlarının tespit edilmesi üzerine, Manisa Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararı ile 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendi ile 2. fıkrası uyarınca 637.257,00-TL para cezası verilmiştir.
Bunun üzerine, anılan idari yaptırım kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesinde; “Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmüne, (işlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle) 13. maddesinde; “…Tehlikeli kimyasalların üretimi satışı, depolanması, kullanılması ve taşınması faaliyetleri ile tehlikeli atıkların toplanması, taşınması, geçici ve ara depolanması, geri kazanımı, yeniden kullanılması ve bertarafı faaliyetlerinde bulunanlar, bu Kanun ile getirilen yükümlülükler açısından müteselsilen sorumludurlar. …” hükmüne, 20. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendinde; “Tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üreten, işleyen, ithal ve ihraç eden, taşıyan, depolayan, kullanan, ambalajlayan, etiketleyen, satan ve satışa sunanlara, 100.000 Türk Lirasından 1.000.000 Türk Lirasına kadar idarî para cezası verilir.” hükmüne, (işlem tarihinde yürürlükte olan şekliyle) aynı maddenin 2. fıkrasında; “Bu maddenin (k), (l), (r), (s), (t), (u), (v) ve (y) bentlerinde öngörülen idarî para cezaları kurum, kuruluş ve işletmelere üç katı olarak verilir.” hükmüne, 28. maddesinin 1. fıkrasında; “Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumludurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Diğer taraftan, 27/12/2016 tarih ve 29931 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2872 sayılı Çevre Kanunu Uyarınca Verilen İdari Para Cezalarına İlişkin Tebliğ (2017/1) ile 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendinde alt sınır olarak belirlenen 100.000-TL ceza miktarının, 01/01/2017 – 31/12/2017 tarihleri arasında 212.419-TL olarak uygulanacağı belirlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME :
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri birlikte incelenip değerlendirildiğinde; her türlü atık ve artığı usulüne aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermenin yasak olduğu, yine tehlikeli kimyasalların bu Kanunda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak üretilmesinin, işlenmesinin, ithal ve ihraç edilmesinin, taşınmasının, depolanmasının, kullanılmasının, ambalajlanmasının, etiketlenmesinin, satılmasının ve satışa sunulmasının yasak olduğu, aksi durumda ilgililere para cezası verileceği, ayrıca çevreyi kirletenlerin ve çevreye zarar verenlerin sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı kusur şartı aranmaksızın sorumlu oldukları görülmektedir. Dolayısıyla; çevre kirliliği nedeniyle para cezası verilebilmesi için, kirletenin, kirletme kastının, bu konuda ağır veya hafif kusurunun ya da ihmalinin olup olmadığı hususunun tartışmasına ve araştırmasına girilmeksizin, mevzuatta yer verilen yasaklara (taşınan kimyasalın nihai varış noktası dışında alıcı ortama verilme yasağı) uyulmaması sonucu çevre kirliliğine sebebiyet verilmesi, başka bir deyişle fiilin varlığının ve sonuçlarının esas alınması gerekmektedir.
Uyuşmazlıkta; her ne kadar İdare Mahkemesince, Manisa Valiliğince davacıya uygulanan idari para cezasının davacının sahip olması gereken belgelerin bulunmaması veya ibraz edilmemesi üzerine kurulu olmadığının belirtildiği, dolayısıyla davacıya meydana gelen kaza sonrası oluşan çevre kirliğine ilişkin bir idari para cezası verilmesi gerekirken, tehlikeli kimyasallar ve bu kimyasalları içeren eşyayı Çevre Kanununda ve ilgili yönetmeliklerde belirtilen usûl ve esaslara, yasak ve sınırlamalara aykırı olarak taşıdığı gerekçesi ile Çevre Kanununun 20/(y) maddesi uyarınca idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemde fiille müeyyide arasındaki uyumsuzluğa bağlı olarak tipiklik şartının gerçekleşmemesi gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, yukarıda yer verilen mevzuat gereği kirletenin, kirletme kastının, bu konuda ağır veya hafif kusurunun ya da ihmalinin olup olmadığına bakılmaksızın fiilin varlığı ve sonuçları esas alınarak sorumluluğunun bulunduğu açık olup, dökülen maddenin kimyasal madde olduğu ve nihai varış noktası dışında alıcı ortama döküldüğünün dava dosyası içinde bulunan fotoğraflar ve denetim tutanağı ile sabit olduğu anlaşıldığından, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (y) bendi ile 2. fıkrası uyarınca (2017/1 Tebliğe göre alt sınır 212.419-TL olup işletme olması nedeniyle 3 kat olarak) verilen 637.257,00-TL para cezasına ilişkin idari yaptırım kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 22/10/2020 tarih ve E:2019/11052, K:2020/9951 sayılı kararıyla bozulması üzerine, dava konusu işlemin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesinin ısrar kararının, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 18/11/2021 tarih ve E:2021/2092, K:2021/2521 sayılı kararıyla bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu itibarla, dava konusu işlemin iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalıların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki Mahkeme kararına yönelik olarak davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 09/12/2021 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Temyize konu İdare Mahkemesi kararında; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 2. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği oyu ile aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.