Danıştay Kararı 6. Daire 2019/15827 E. 2021/12130 K. 03.11.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/15827 E.  ,  2021/12130 K.
T.C.

D A N I Ş T A Y

ALTINCI DAİRE

Esas No : 2019/15827

Karar No : 2021/12130

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Çevre ve Enerji Sanayi Ticaret A.Ş.

VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALI) : …Valiliği

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :

Dava konusu istem: Tekirdağ İli, Malkara İlçesi,… Mahallesi, … Caddesi, … Bölgesi No:… adresinde bulunan ve ömrünü tamamlamış lastiklerin geri kazanımı konusunda faaliyet gösteren davacı şirkete ait tesiste, 12/10/2017 tarihinde gerçekleştirilen denetim sonucunda, izne tabi olan tesisin alınan izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemler alınmadan işletildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı uyarınca 50.975,00-TL idari para cezası verilmesine ve anılan denetim sonucunda tespit edilen uygunsuzluklar nedeni ile davacı şirketin faaliyetinin durdurulmasına ilişkin Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; davacı şirket tarafından … tarih ve … sayılı geçici faaliyet belgesi ile işletilmekte olan “atık yakma ve beraber yakma” faaliyet konulu işletmede, 25/11/2006 tarih ve 26357 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ömrünü Tamamlamış Lastiklerin Kontrolü Yönetmeliği’nin 16. maddesi hükmünde yer alan düzenlemelere uyulmaksızın faaliyet gösterildiği hususunun, işletmede tutulan … tarih ve … no’lu tutanak ve ekinde yer alan fotograflar uyarınca sabit olduğu, anılan tutanağın tesis yetkilisi tarafından da imzalandığı, dolayısıyla davacı şirket hakkında tesis edilen idari para cezası ve faaliyetin durdurulmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : İdare Mahkemesi kararında 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin (b) bendinin 1. paragrafına yer verilmesine karşın, dava konusu işlemin dayanağının anılan bendin 2. paragrafı olduğu, İdare Mahkemesi kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararlarında anılan bent bağlamında bir değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verildiği; davacı şirkete ait tesisin anılan bent uyarınca Yönetmelikte belirlenen emisyon standartlarına ve sınırlamalarına uygun olarak işletildiği, dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, dolayısıyla davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu para cezasının 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin (b) bendinin 2. paragrafında yer alan “izne tabi tesisleri, aldıkları izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemleri almadan veya yönetmeliklerde belirlenen emisyon standartlarına ve sınırlamalarına aykırı olarak işletenlere” idari para cezası verileceği düzenlemesi uyarınca uygulandığı, davacı tarafından anılan düzenlemede yer alan veya ibaresinin temyiz dilekçesinde yanlış yorumlandığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu belirtilerek, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen reddi, kısmen kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının para cezasına ilişkin kısmının onanması, faaliyet durdurma işlemine ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :

Tekirdağ İli, Malkara İlçesi, … Mahallesi, … Caddesi, … Bölgesi No:… adresinde bulunan ve ömrünü tamamlamış lastiklerin geri kazanımı konusunda faaliyet gösteren davacı şirkete ait tesiste, 12/10/2017 tarihinde gerçekleştirilen denetim sonucunda; işletmenin ömrünü tamamlamış lastiklerin geri kazanımı konusunda faaliyette olduğu; işletmenin ÇED olumlu belgesinin ve geçici faaliyet belgesinin bulunduğu; işletmede geri dönüşümü sağlanacak lastiklerin kabul ünitesinin uygun fiziki şartlara haiz olmadığı, (koruma hattı, iç yangın yolları, kantara ulaşımın lastik yığınından dolayı engellendiği); işletmede yağmur suyu drenaj kanallarının yağmur sularının birikmesini ve tesise girmesini engelleyecek nitelikte olmadığı ve yağmur sularının ürün ve atıkla temas etmiş olduğu; tesiste depolama alanlarının (tehlikeli/tehlikesiz) belirgin olmadığı, atıkların tesis sahası içerisinde gelişigüzel depolandığı, işletmenin mali sorumluluk sigortasının olduğu, onaylı endüstiriyel atık yönetim planının bulunmadığı, onay için Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne sunulduğu hususları, … tarih ve … sayılı çevre denetim tutanağı ile tespit edilmiştir.

Anılan tutanak esas alınarak, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı uyarınca izne tabi tesisin, alınan izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemler alınmadan işletildiğinden bahisle, davacı şirkete 50.975,00-TL idari para cezası verilmesine ve anılan denetim sonucunda tespit edilen uygunsuzluklar nedeni ile davacı şirketin faaliyetinin durdurulmasına ilişkin Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarihli ve … sayılı işlemi tesis edilmiştir.

Bunun üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT ve HUKUKİ DEĞERLENDİRME:

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının para cezasına ilişkin kısmı hakkında;

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde: “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:

… d) Belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları…” hükmüne yer verilmiştir.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasında, dava konusu para cezası yönünden kesin olarak, faaliyetin durdurulmasına ilişkin işlem yönünden ise temyiz yolu açık olarak karar verildiği görülmekte ise de; her iki işlemin birlikte aynı davada dava konusu edilmesi ve dava konusu işlemlerden birinin temyize tabi olması durumunda, işlemlerden biri yönünden verilen kararın Bölge İdare Mahkemesinde, diğeri yönünden verilen kararın ise Danıştayda kesinleşmesi gibi bir durumun usul ve hukuka uygun olduğunun kabul edilemeyeceği dikkate alındığında, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının tamamının temyize tabi olduğu, dolayısıyla faaliyet durdurma işlemi ile birlikte dava konusu edilen para cezasına ilişkin kısmın da temyiz edilebileceği sonucuna varılmıştır.

İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Davacı tarafından, İdare Mahkemesi kararında 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1. paragrafına yer verilmesine karşın, dava konusu işlemin dayanağının anılan bendin 2. paragrafı olduğu, İdare Mahkemesi kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararlarında anılan bent bağlamında bir değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verildiği ileri sürülmekte ise de; hem İdare Mahkemesi, hem de Bölge İdare Mahkemesi kararlarının gerekçelerinde, 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2. paragrafında düzenlenen “izne tabi tesisleri, aldıkları izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemleri almadan işletmek” fiili nedeniyle para cezası verildiğinin açıkça belirtildiği ve hukuki değerlendirmenin de anılan fiil bağlamında yapıldığı sabit olduğundan, davacının iddiası yerinde görülmemiştir.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının para cezası verilmesine ilişkin kısmında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmamaktadır.

Kararın faaliyetin durdurulmasına ilişkin kısmına gelince;

Anayasa’nın 8. maddesinde; “Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasaya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir.” hükmü; 123. maddesinin birinci fikrasında ise; “İdare, kuruluş ve görevleriyle bir bütündür ve kanunla düzenlenir.” hükmü yer almaktadır.

2872 sayılı Çevre Kanunu’nun “Faaliyetlerin durdurulması” başlıklı 15. maddesinde, “(1) Bu Kanun ve bu Kanun uyarınca yayımlanan yönetmeliklere aykırı davrananlara söz konusu aykırı faaliyeti düzeltmek üzere Bakanlıkça ya da 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından bir defaya mahsus olmak üzere esasları yönetmelikle belirlenen ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebilir. (2) Faaliyet; süre verilmemesi halinde derhal, süre verilmesi durumunda, bu süre sonunda aykırılık düzeltilmez ise Bakanlıkça ya da 12 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca denetim yetkisinin devredildiği kurum ve merciler tarafından kısmen veya tamamen, süreli veya süresiz olarak durdurulur. Çevre ve insan sağlığı yönünden tehlike yaratan faaliyetler süre verilmeksizin durdurulur. (3) Çevresel Etki Değerlendirmesi incelemesi yapılmaksızın başlanan faaliyetler Bakanlıkça, proje tanıtım dosyası hazırlanmaksızın başlanan faaliyetler ise mahallin en büyük mülkî amiri tarafından süre verilmeksizin durdurulur. (4) Süre verilmesi ve faaliyetin durdurulması, bu Kanunda öngörülen cezaların uygulanmasına engel teşkil etmez.” hükmüne yer verilmiştir.

25/11/2014 tarihli, 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin “Yönetmeliğe aykırı uygulamaların durdurulması” başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, anılan Yönetmelik kapsamındaki projelerde, “ÇED Olumlu” kararı ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararı verildikten sonra, proje sahibi tarafından nihai ÇED Raporu veya Proje Tanıtım Dosyasında taahhüt edilen hususlara uyulmadığının tespit edilmesi durumunda söz konusu taahhütlere uyulması için projeyle ilgili Bakanlıkça/valilikçe bir defaya mahsus olmak üzere ve bir yılı aşmamak üzere süre verilebileceği, bu süre sonunda taahhüt edilen hususlara uyulmaz ise yatırım durdurulacağı, yükümlülükler yerine getirilmedikçe durdurma kararı kaldırılmayacağı ve 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili hükümlerine göre işlem tesis edileceği düzenlemesine yer verilmiştir.

10/09/2014 tarih ve 29115 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Çevre İzin ve Lisans Yönetmeliği’nin “Geçici faaliyet belgesinin iptali” başlıklı 13. maddesinin ikinci fıkrasında “Geçici faaliyet belgesi ile faaliyet gösteren işletmelerin geçici faaliyet belgesi başvuru aşamasında sunmuş olduğu bilgi ve belgelere aykırı çalıştığının tespit edilmesi durumunda yetkili merci tarafından Çevre Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca idari yaptırım uygulanarak geçici faaliyet belgesi iptal edilir.” hükmüne; dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise, “Geçici faaliyet belgesi başvurusu reddedilen veya geçici faaliyet belgesi iptal edilen işletmeler; bir defaya mahsus olmak üzere, reddedilen veya iptal edilen başvuruya ait her bir çevre izni veya çevre izin ve lisans konusu için 19 uncu madde uyarınca belirlenen belge bedeli kadar ödeme yaparak tekrar müracaatta bulunur. Bu işletmeler için izin süreci yeniden başlatılır. Başlatılan süreç sonunda geçici faaliyet belgesi veya çevre izni/çevre izin ve lisans belgesini alamayan işletmeler altmış takvim günü süresince faaliyette bulunamaz ve geçici faaliyet belgesi başvurusu yapamaz. Bahsedilen altmış takvim günü sonunda gerçekleştirilecek geçici faaliyet belgesi veya çevre izin/çevre izin ve lisans belgesi başvurularında belge bedeli olarak 19 uncu madde uyarınca belirlenen bedellerin iki katı uygulanır. Bu başvuru süreci sonunda da geçici faaliyet belgesi veya çevre izni/çevre izin ve lisans belgesini alamayan işletmeler doksan takvim günü süresince faaliyette bulunamaz ve geçici faaliyet belgesi başvurusu yapamaz. Geçici faaliyet belgesi veya çevre izin veya çevre izin ve lisansı belgesi olmaksızın faaliyette bulunan işletmeler hakkında 2872 sayılı Çevre Kanununun ilgili maddeleri uyarınca idari yaptırımlar uygulanır.” kuralı yer almaktadır.

Uyuşmazlıkta, Tekirdağ Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün dava konusu … tarihli ve … sayılı işleminde, … tarih ve … sayılı çevre denetim tutanağı dayanak alınarak 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 20. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin ikinci paragrafı uyarınca izne tabi tesisin, alınan izin belgesinde veya yönetmeliklerde öngörülen önlemler alınmadan işletildiğinden bahisle, davacı şirkete 50.975,00-TL idari para cezası ile verildiği belirtilmesine karşın, anılan denetim sonucunda tespit edilen uygunsuzluklar nedeni ile davacı şirketin faaliyetinin durdurulmasına karar verildiği, dava konusu işlemin faaliyetin durdurmasına ilişkin kısmının hangi Kanun maddesi uyarınca tesis edildiği belirtilmediği gibi, savunma dilekçesinde de bu konuda herhangi bir açıklamaya yer verilmediği görülmektedir.

İdari işlemlerin kanuni dayanağının olması “kanuni idare ilkesi”nin sonucudur. Bu sebeple, idarenin kanuni dayanağı bulunmayan bir yetkiyi kullanması olanaklı değildir. Öte yandan, dayanılan kanun maddesinin idari işlemde belirtilmesi de yukarıda belirtilen ilke açısından bir gereklilik olduğu gibi, idarenin yargısal denetimi yapılırken kanuna uygun hareket edip etmediğinin, ilgili kanun maddesinde yer alan usul ve esaslara uyulup uyulmadığının belirlenmesi açısından önem arz etmektedir.

Bu durumda; davalı idarenin herhangi bir yasa maddesi göstermeden tesis ettiği dava konusu işlemin faaliyetin durdurulmasına ilişkin kısmında hukuka uyarlık; davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına ilişkin yapılan istinaf isteminin reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının dava konusu işlemin davacı şirketin faaliyetinin durdurulmasına ilişkin kısmında ise hukuki isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:

Açıklanan nedenlerle;

1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin para cezasına ilişkin kısmının reddine, faaliyetin durdurulmasına ilişkin kısmının ise kabulüne,

2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının para cezasına ilişkin kısmının ONANMASINA, faaliyetin durdurulmasına ilişkin kısmının ise BOZULMASINA,

3. Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 03/11/2021 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.