Danıştay Kararı 6. Daire 2019/16131 E. 2022/10767 K. 08.12.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/16131 E.  ,  2022/10767 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/16131
Karar No : 2022/10767

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 1/5000 ölçeklli ilave nazım imar planı yapılmasına ilişkin Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli ilave nazım imar planının, plan hiyerarşisini, tarımsal niteliği korunacak alanların dokusunu ve taşınmazın bulunduğu alanın doğal yapısını olumsuz yönde etkileyecek olması ve ilgili kurum görüşlerinin alınmamış olması nedeniyle plan yapım teknikleri, şehircilik ilkeleri ve kamu yararı bakımından hukuka uygun olmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacının talebinin kabul edilmesi halinde nüfus artışına sebep olacak şekilde plan değişikliği yapılması gerektiği, bu durumun şehircilik ilkelerine uygun olmadığı, kaldı ki davacı talebi doğrultusundaki bir imar planının çevresinde gelişme baskısı oluşturacak, tarım alanlarında ve ekolojik dengede olumsuz etkiler yaratacak olması sebebiyle uygun olmadığı, bilirkişi raporunun karara esas alınacak yeterlilikte olmadığı, eksik incelemeye dayalı kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının, davaya konu belediye meclisi kararı ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planında yapılan revizyonun ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planında getirilen kullanım kararlarının açıkça üst kademedeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ve plan notlarına aykırı olduğu, her ne kadar dava konusu belediye meclisi kararının 1/25.000 ölçekli nazım imar planı revizyonuna ilişkin kısım dava konusu edilmemiş ise de 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırılığının alt kademedeki 1/5.000 ölçekli nazım imar planına sirayet etmesi nedeniyle planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık bulunduğu, imar planlarının yapımı aşamasında alınması gereken kurum görüşlerinin alınmadığı, önemli kullanım kararları getiren revizyon 1/25.000 ölçekli nazım imar planında ve alanda ilk kez yapılan 1/5.000 ölçekli nazım imar planında, yapılan planlamaya yönelik olarak mevzuzatta öngörüldüğü şekliyle “ayrıntılı” bir açıklama ve gerekçe raporu hazırlanmadığı neticesine varıldığından davaya konu işlemde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle onanmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … parsel sayılı taşınmazın da içinde bulunduğu, Karaburç, Göksuncuk, Karacaören, Etebek, Bedirkent, Kızılkaradinek ve Yalangoz Mahallelerinde 1/5000 ölçeklli ilave nazım imar planı ve 1/25.000 ölçekli revizyon nazım imar planı onaylanmıştır.
Davacı tarafından anılan nazım imar planına askıda yapılan itirazın Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile reddedilmesi üzerine … tarih ve … sayılı karar ile kabul edilen 1/5.000 ölçekli nazım imar planının hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde nazım imar planı; varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları gösteren ve uygulama imar planının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen detaylı bir raporla açıklanan ve raporu ile beraber bir bütün olan plan olarak gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 6. maddesinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Kanunun 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
14/06/2014 tarihinde 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin “Tanımlar” başlıklı 4. maddesinin 1. fıkrasının (i) bendinde; nazım imar planının, mevcut ise çevre düzeni planının genel ilke, hedef ve kararlarına uygun olarak, arazi parçalarının genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, çeşitli kentsel ve kırsal yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, kentsel, sosyal ve teknik altyapıalanlarını, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere, varsa kadastral durumu işlenmiş olarak 1/5.000 ölçekte, büyükşehir belediyelerinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte, onaylı halihazır haritalar üzerine, plan notları ve ayrıntılı raporuyla bir bütün olarak hazırlanan plan olduğu tanımına yer verilmiştir.
Aynı Yönetmeliğin “Mekânsal planlama kademeleri ve ilişkileri” başlıklı 6. maddesinde; “(1) Mekânsal planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından Mekânsal Strateji Planları, Çevre Düzeni Planları ve İmar Planları olarak hazırlanır. Buna göre planlama kademeleri, üst kademeden alt kademeye doğru sırasıyla; Mekânsal Strateji Planı, Çevre Düzeni Planı, Nazım İmar Planı ve Uygulama İmar Planından oluşur. (2) Mekânsal planlar, plan kademelenmesine uygun olarak hazırlanır. Her plan, planlar arası kademeli birliktelik ilkesi uyarınca yürürlükteki üst kademe planların kararlarına uygun olmak, raporu ile bütün oluşturmak ve bir alt kademedeki planı yönlendirmek zorundadır. (3)Arazi kullanım ve yapılaşmada sadece mekânsal strateji planları, çevre düzeni planları ve imar planları kararlarına uyulur. (…)” hükmüne, “Araştırma ve analiz” başlıklı 8. maddesinin 1. fıkrasında, “Mekânsal planların, plan değişiklilerinin, revizyon ve ilavelerin hazırlanması sürecinde, kamu kurum ve kuruluşları veya plan müelliflerince planın türüne ve kademesine göre bu Yönetmelikte genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veri, görüş ve öneriler elde edilerek gerekli analiz, etüt, araştırma ve çalışmalar yapılır.
” hükmüne, “Plan raporu” başlıklı 9. maddesinde, “(1) Mekânsal planlara ilişkin, kendi kademesine göre ve yapılış amacının gerektirdiği açıklamaları içeren bir plan raporu hazırlanır. (2) Plan raporunda, planın türü, ölçeği, kapsamı ve özelliğine göre; vizyon, amaç, hedefler ve stratejiler belirlenerek, koruma-kullanma esasları, alan kullanım kararları, yoğunluk ve yapılaşmaya ilişkin konularda planlama esasları ve uygulama ilkeleri, eylem planları, açık ve yeşil alan sistemi, ulaşım, erişilebilirlik ve mekânın etkin kullanılması, gerektiğinde koruma, sağlıklaştırma ve yenileme program,alan ve projelerinin etaplama esasları, alan kullanım dağılımı tablosu gibi hususlarda açıklamalara yer verilir. (3) Planların araştırma aşamasında yapılan çalışmalarda elde edilen bilgi, belge ve sonuçlar ayrı raporlar halinde sunulabilir. (4) Plan değişikliklerinde, değişiklik gerekçesi ve yapılan gereklilik analizlerini ayrıntılı açıklayan plan raporu hazırlanması zorunludur. (5) İmar planlarında, bu Yönetmelikte tanımlanan veya plan gösteriminde bulunan kullanımlardan birden fazla mekânsal kullanımın aynı alanda bir arada bulunması durumunda uygulamaya yönelik alan kullanım oranları, otopark, yeşil alan ve benzeri sosyal ve teknik altyapı kullanımlarına ilişkin detaylar ile gerektiğinde bağımsız bölüm sayısı, plan raporu ve plan notlarında ayrıntılı olarak açıklanır.
” düzenlemesine, “Veri yapısı ve analizler” başlıklı 17. maddesinin 1.fıkrasında, “Mekânsal strateji planlarının hazırlanması sürecinde, aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında etüt ve analizler yapılır: (…) c) Yerleşmeler sistemi ve şehirleşme; yerleşme kademelenmesi, yerleşmeler arası ilişkiler, yerleşme büyüklükleri, nüfus değişimleri ve demografik eğilimler, yerleşmelerin sosyal yapıları, uzmanlaşma alanları, odak noktaları, kentsel dönüşüm odakları, cazibe merkezleri, konut stratejileri, yeni kentler, kır kent ilişkisi ve kent-bölgeler ve benzer konular.(…)” hükmüne, “Nazım imar planı” başlıklı 23. maddesinin 6. fıkrasında ise “Nazım imar planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz,etüt ve araştırmalar yapılır: (…) k) Demografik yapı ve nüfusun demografik özellikleri (yaş,cinsiyet,çalışma,eğitim, medeni hal)” hükmüne yer verildiği görülmektedir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İmar planlarının, planlanan yörenin bugünkü durumunun, olanaklarının ve ilerideki gelişmesinin gerçeğe en yakın şekilde saptanabilmesi için coğrafi veriler, beldenin kullanılışı, donatımı ve mali bilgiler gibi konularda yapılacak araştırma ve anket çalışmaları sonucu elde edilecek bilgiler ışığında, çeşitli kentsel işlevler arasında var olan ya da sağlanabilecek olanaklar ölçüsünde en iyi çözüm yollarını bulmak, belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus, alan ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak hazırlanması gerekmektedir.
İmar planları, durağan, değişmeyen, statik belgeler olmadığından imar planlarının hazırlanması aşamasında planlama alanına dair öngörülen nüfus, toplumsal, iktisadi ve kültürel değişimin, öngörülenden daha hızlı bir biçimde değişmesi mevcut imar planlarının bu değişime koşut olarak yeniden değerlendirilmesi ve değişimin büyüklüğü nispetinde üst ölçekli planlara da bu değişimin yansıtılması gerekmektedir. Bu değişimin imar planlarına yansıtılması bakımından mevzuatta “revizyon imar planı”, “ilave imar planı”, “imar planı değişikliği” gibi araçlar geliştirilmiştir. Başka bir ifadeyle, bu düzenlemeler, imar planlarının ihtiyaçları karşılayamadığı ve uygulamasının sorun teşkil ettiği durumlarda başvurulacak yollar olarak gösterilmiştir. Sonuç olarak, üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkeleri, stratejileri ve kararlarına aykırı olmamak, onlarla uyum içinde kalmak koşulu ile, alt ölçekli planlarda değişen koşul ve gereksinimlere yanıt verecek değişikliklere gidilebilmesi, planlama sürecinin dinamik yapısının kaçınılmaz bir sonucudur.
Yukarıda belirtilen ölçütlere göre hazırlanan imar planları zamanla planlanan alandaki koşulların zorunlu kıldığı biçimde ve yasalarda öngörülen yöntemlere uygun olarak değiştirilebilir. Yapılan plan değişikliklerinin amaç yönünden yargısal denetimi bu değişikliği zorunlu kılan nedenlerin irdelenmesi yoluyla yapılır. Bu irdelemeden sonra, sadece plan kapsamına alınan belirli bir yerin plan içindeki durumu incelenerek sonuca varılamayacağı, planlanan alanın özel niteliklerinin yanı sıra planın bütünlüğü içinde planlanan yörenin koşulları, taşınmazın bulunduğu bölgenin genel özellikleri, çevre, ulaşım, trafik gibi ilişkilerinin kapsamlı bir biçimde ele alınarak kamu yararına uyarlık bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği açıktır.
Uyuşmazlık konusu Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin .. tarih ve … sayılı kararının, 1/5.000 ölçekli ilave nazım imar planı ve 1/25.000 ölçekli revizyon nazım imar planı yapılmasına ilişkin olduğu, bakılan davanın ise anılan belediye meclisi kararının 1/5.000 ölçekli nazım imar planı yönünden iptali gerektiği iddiasıyla açıldığı görülmektedir.
Üst kademedeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında mera, tarımsal niteliği korunacak alan ve ağaçlandırılacak alan olarak planlanan taşınmaz, dava konusu belediye meclisi kararı öncesinde 1/25.000 ölçekli nazım imar planında mera, tarımsal niteliği korunacak alan (özel ürün alanı), makilik, fundalık ve çalılık alan kullanımında, 1/5.000 ölçeğinde ise plansız alanda kalmaktadır. Dava konusu belediye meclisi kararı ile taşınmazın fonksiyonunun 1/25.000 ölçekli nazım imar planında seyrek yoğunluklu konut alanı olarak belirlenmesine yönelik plan revizyonu yapılmıştır. 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ise bu alanda yapılan ilk 1/5.000 ölçekli nazım imar planı niteliğinde olup taşınmaz 10 kişi/ha konut alanı olarak planlanmıştır.
Dava dilekçesinde, taşınmazda getirilen yoğunluk kararının çok düşük olması sebebiyle davacıya bir faydasının bulunmadığı, bu nedenle emsal değerinin orta yoğunluklu veya yüksek yoğunluklu olacak şekilde planlama yapılması gerektiği, böylelikle davaya konu taşınmazın bulunduğu alanın Kuzeykent’in devamı niteliğinde olacağı, bu durumun şehircilik esasları bakımından daha olumlu olduğu, alandan geçirilmesi planlanan yol için plan değişikliği yapılmasının geçerli bir plan değişikliği gerekçesi olmadığı iddialarına yer verildiği görüldüğünden davacının davayı açmaktaki temel amacının, konut alanı kullanımlı taşınmazında getirilen seyrek yoğunluk kararının iptalini sağlamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen raporda; üst kademedeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında taşınmazın mera, tarımsal niteliği korunacak alan ve ağaçlandırılacak alan olarak planlandığı, dava konusu 1/5.000 ölçekli nazım imar planı ile konut alanı kullanım kararı getirilmesi nedeniyle üst ölçekli plana aykırılık oluştuğu, üst kademedeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının notlarında tarımsal niteliği korunacak alanlarda, emsal değerinin E:0,05 olarak belirlendiği ve yalnızca tarımsal amaçlı yapılara izin verildiği, dava konusu taşınmazın bulunduğu alanda 1/5.000 ölçekli nazım imar planı kapsamında konut alanı kullanımı getirilmesinin mera, tarımsal niteliği korunacak alan ve ağaçlandırılacak alan kullanımlarına olumsuz etkilerinin olacağı, Gaziantep Valiliği İl Tarım Müdürlüğünün, taşınmazların bulunduğu alanın 1/5000 ölçeğinde planlanması aşamasında tarım dışı kullanımın uygun olduğuna ilişkin görüşü bulunmadığı gibi plan yapımı aşamasında ilgili kurumlardan alınması gereken diğer görüşlerin de alınmadığı, bu nedenle Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. ve 8. maddelerine aykırı olduğu ifadelerine yer verildiği, anılan rapora dayanılarak iptal hüküm kurulduğu görülmektedir.
Bilirkişi raporunda yer verilen ifadelerin genel olarak alanda konut kullanımı getirilmesinin uygun olmadığına ilişkin olduğu görülmekle, idare mahkemesi kararında yer verilen gerekçenin kullanım kararına ilişkin kısmının, aleyhe hüküm kurma yasağı kapsamında kalması nedeniyle davacı aleyhine olduğu, yargı kararlarının gerekçeleri ile birlikte hüküm ifade ettiği, dolayısıyla davacı tarafından iptal hükmüne karşı da yargı yoluna başvurulmasının mümkün olduğu, ancak davacının isitinaf ve temyiz kanunun yollarına başvurmaması karşısında temyize konu kararın temyiz isteminde bulunan davalı taraf aleyhine (davacı lehine) olacak şekilde bozulmasının mümkün olmadığı değerlendirildiğinden temyize konu kararın, kanun yoluna başvuran davalı idarenin temyiz talepleri doğrultusunda incelenmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu nazım imar planının açıklama raporunda; planın yapılmasındaki temel gerekçenin, alanın kuzeyindeki toplu konut alanı ile organize sanayi alanı arasında açılması planlanan 60 ve 25 metrelik yolların açılmasının sağlanması, ulaşım arterleri çevresinde meydana gelen kaçak yapılaşma baskısı ile tarım alanlarının yok olma riskine karşı planlama yapılması olduğu, alanda 10 kişi/ha yoğunluklu konut alanlarının yapılaşma yoğunluğunun çok az olması ve bu alanda gece nüfusu öngörülmemesi nedeniyle sosyal donatı alanı planlaması yapılmadığı ifadelerine yer verildiği, bunun dışında herhangi bir açıklamada bulunulmadığı görülmüştür.
Plan revizyonları, niteliği itibari ile plan değişikliklerine göre daha geniş alanlara yönelik olarak kabul edilen, imar planı ana kararlarına etkili düzenlemeler içeren ve revizyon imar planı onama sınırları içerisindeki nüfusun ihtiyacı olan sosyal ve teknik donatı alanlarında önemli değişiklikler getiren kapsamlı imar planlarıdır.
Yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümlerinden de açıkça anlaşıldığı üzere; nazım imar planlarının hazırlanması aşamasında nazım imar planına altlık oluşturan verilerin tepiti için ilgili kurum ve kuruluşlardan plana esas alınacak bilgilerin toplanması ve özellikle belirtildiği üzere bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarının belirlenmesi gerekmektedir. Zira, bu denli kapsamlı düzenleme getirilen imar planlarının mevcut veriler üzerinden yapılması, plan revizyonunun gerekçesini oluşturan nüfus-donatı dengesinin yeniden kurgulanması bakımından yeterli olmayacaktır. Kaldı ki, davaya konu belediye meclisi kararının 1/5.000 ölçekli nazım imar planına ilişkin kısmı, toplamda 7 mahalleden oluşan büyük bir plansız alanda ilk kez 1/5.000 ölçeğinde nazım imar planı yapılmasına ilişkin olduğundan bahsi geçen mevzuat hükümlerinde belirtildiği şekilde yapılan inceleme ve çalışmaların bulunduğu detaylı plan açıklama raporunun bulunmaması oldukça önemli bir eksiklik olarak ortaya çıkmaktadır.
Her ne kadar dava konusu belediye meclisi kararıyla yapılan planların gerekçe raporunda, yoğunluk artışı yapılmadığı belirtilmiş ise de uyuşmazlık konusu işlem neticesinde yedi mahalleyi içerisine alan geniş bir alanda kullanım kararlarının değiştirildiği, davaya konu taşınmaz yönünden dahi üst kademedeki planlarda yapılaşmaya elverişli olmayan kullanım kararlarının kaldırılarak konut alanı fonksiyonu getirildiği görülmektedir.
Bu kapsamda, büyük kullanım alanlarına yayılan fonksiyonlarda yapılan değişiklikler sonucu nüfus-donatı dengesinin yeniden kurgulanması ve yoğunluk kararlarının gözden geçirilmesini gerektirdiği gözetildiğinde dava konusu nazım imar planının açıklama raporunda bu hususa yönelik olarak ayrıntılı inceleme, araştırma ve teknik çalışmaların yer alması gerektiği açıktır. Buna karşın, uyuşmazlık konusu nazım imar planlarının açıklama raporunda projeksiyon nüfusa ilişkin hiç bir veriye rastlanmadığı ve bu nedenle imar mevzuatı kapsamında projeksiyon nüfusun ihtiyacı olan donatı alanlarına ilişkin standartların belirlenmesinin mümkün olmadığı görülmüştür.
Sonuç olarak, davaya konu belediye meclisi kararı ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planında yapılan revizyonun ve 1/5.000 ölçekli nazım imar planında getirilen kullanım kararlarının açıkça üst kademedeki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına ve plan notlarına aykırı olduğu, her ne kadar dava konusu belediye meclisi kararının 1/25.000 ölçekli nazım imar planı revizyonuna ilişkin kısım dava konusu edilmemiş ise de 1/25.000 ölçekli nazım imar planının 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına aykırılığının alt kademedeki 1/5.000 ölçekli nazım imar planına sirayet etmesi nedeniyle planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık bulunduğu, imar planlarının yapımı aşamasında alınması gereken kurum görüşlerinin alınmadığı, önemli kullanım kararları getiren revizyon 1/25.000 ölçekli nazım imar planında ve alanda ilk kez yapılan 1/5.000 ölçekli nazım imar planında, yapılan planlamaya yönelik olarak mevzuzatta öngörüldüğü şekliyle “ayrıntılı” bir açıklama ve gerekçe raporu hazırlanmadığı neticesine varıldığından davaya konu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.
Öte yandan, yukarıda belirtilen gerekçelerle verilen iptal kararının uygulanması aşamasında; davalı idarece yeniden planlama yapılırken imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı, planların kademeli birlikteliği ilkesi ve mahkeme kararlarının gerekçeleriyle birlikte hüküm ifade ettiği hususları gözetilerek karar verileceği açık olup davaya konu işlemin iptali yönündeki kararın dava konusu parselde yoğunluk artışına gidilmesi şeklinde yorumlanmasının mümkün olmadığı açıktır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 08/12/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X): Dava, Gaziantep ili, Şehitkamil ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … parsel sayılı taşınmazın bulunduğu alanda 1/5000 ölçeklli ilave nazım imar planı yapılmasına ilişkin Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Anayasanın “Hak arama hürriyeti” başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesine göre; Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir. Bu kapsamda hukuk sistemimizde “Taleple Bağlılık İlkesi” esası geçerlidir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2. maddesine göre; idari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluk denetimi ile sınırlıdır. Hukuka uygunluk denetiminin bu sınırını, öncelikle dava konusu işlem ve davacının talebi belirlemektedir. Mahkeme, denetim alanını davacının talebinden bağımsız olarak genişletemeyeceği gibi, söz konusu işlemin dava konusu edilmemesi halinde ortaya çıkacak hukuki duruma nazaran davacı aleyhine bir sonuç doğuracak şekilde hüküm de kuramaz. “Aleyhe hüküm verme yasağı” olarak ifade edilen bu ilke, Anayasanın 36. maddesinde yer alan hak arama hürriyetini temin etmeye, diğer bir ifade ile ilgililerin, ihlal edildiğini düşündükleri haklarını korumak amacıyla herhangi bir endişe taşımaksızın dava açabilmelerini sağlamaya yönelik bir araç niteliği taşımaktadır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca davacının durumunu dava açılmasından öncekine kıyasla daha olumsuza götürecek şekilde karar verilmesi “aleyhe hüküm verme yasağı” kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla İdare Mahkemesince mevzuata aykırılığı saptanan düzenleme hakkında karar verilirken, işlemin davacı tarafından dava konusu edilmesindeki amacın dikkate alınarak inceleme yapılması ve davacı tarafından dava açılmasından önceki durumu davacı aleyhine dönüştürecek şekilde karar verilmesinden kaçınılması gerekmektedir.
Dava konusu parselde getirilen yoğunluk kararının arttırılması gerektiğinden bahisle açılan davada taşınmazda getirilen konut alanı kullanım kararı davacının lehine olduğundan, davacı tarafından iptaline karar verilmesi talep edilmediği halde İdare Mahkemesince talep sonucunu aşacak şekilde konut alanı kullanım kararının hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptali yolunda karar verilmesinde hukuka uygunluk görülmemiştir.
Bu itibarla, Bölge İdare Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlar dikkate alınarak davanın tamamının yeniden değerlendirilerek bir karar verilmesi gerektiği neticesine ulaşıdığından dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararına katılmıyorum.