Danıştay Kararı 6. Daire 2019/16819 E. 2022/9946 K. 21.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/16819 E.  ,  2022/9946 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/16819
Karar No : 2022/9946

KARAR DÜZELTME İSTEMİNDE BULUNAN
(DAVALI İDARE YANINDA MÜDAHİL) : …
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Belediye Başkanlığı

KARŞI TARAF (DAVACI) : … Odası
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı dava konusu işlemin iptali yolundaki kararının onanmasına dair Danıştay Altıncı Dairesinin 28/02/2019 tarih ve E:2016/387, K:2019/1061 sayılı kararının; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen 3622 sayılı Kanun ile değişik 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Hatay ili, Ekinci Beldesi, … Mevkii, … sayılı parselin imar durumu ayrık nizam 5 kat ve konut alanı iken, ölçülü blok nizam 8 kat ve ticaret+konut alanı olarak değiştirilmesine ilişkin … tarihli, … sayılı belediye meclis kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği ile bu karara dayanılarak verilen … tarihli, … sayılı yapı ruhsatının iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı davanın ehliyet yönünden reddi kararının Danıştay Altıncı Dairesinin 26.05.2014 tarih ve E:2013/6262, K:2014/4093 sayılı kararı ile bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava dosyasının ve yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporın birlikte değerlendirilmesinden; uyuşmazlık konusu … sayılı parselin imar durumu ayrık nizam 5 kat konut alanı iken, ölçülü blok nizam 8 kat, ticaret+konut alanı olarak değiştirilmesine ilişkin … tarihli, … sayılı belediye meclisi kararı ile kabul edilen 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin imar mevzuatına, şehircilik ilke ve esaslarına, planlama tekniklerine aykırı olduğu, her ne kadar bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz için tanzim olunan … tarihli, … sayılı yapı ruhsatının, dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planına uygun olarak düzenlendiği, imar mevzuatına ve teknik gerekliliklere uygun olduğu belirtilmiş ise de, hukuka aykırılığı sabit olan1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğine dayalı olarak tanzim olunan yapı ruhsatının da hukuka aykırı hale geldiği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.
Daire kararının özeti:Davalı ve davalı idare yanında müdahilin temyiz başvurusu üzerine Danıştay Altıncı Dairesince, temyize konu karar hukuk ve usule uygun bulunmuş ve kararın onanmasına karar verilmiştir.

KARAR DÜZELTME TALEP EDENİN İDDİALARI : Davalı idare yanında müdahil tarafından, davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği, davaya konu yapı ruhsatının imar planına uygun olarak alındığı ve inşaata başlandığı kazanılmış hakkı olduğu, bu nedenlerle idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülerek Danıştay Altıncı Dairesince verilen kararın düzeltilmesi istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Düzeltilmesi istenen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, ileri sürülen nedenlerin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine uymadığı, bu nedenle istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ: Karar düzeltme isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 103. maddesinin b) bendi ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de; anılan Yasanın 27. maddesiyle 2577 sayılı Yasaya eklenen Geçici 8. maddenin 1. fıkrasındaki “Bu Kanunla idari yargıda kanun yollarına ilişkin getirilen hükümler, 2576 sayılı Kanunun, bu Kanunla değişik 3 üncü maddesine göre kurulan bölge idare mahkemelerinin tüm yurtta göreve başlayacakları tarihten sonra verilen kararlar hakkında uygulanır. Bu tarihten önce verilmiş kararlar hakkında, kararın verildiği tarihte yürürlükte bulunan kanun yollarına ilişkin hükümler uygulanır.” kuralı uyarınca, bu maddeye göre kararın düzeltilmesi yolundaki istemin incelemesine geçildi. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendine göre kararın düzeltilmesi istemi yerinde görüldüğünden Dairemizin 28/02/2019 tarih ve E:2016/387, K:2019/1061 sayılı kararı kaldırılarak işin esası incelendi:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Ekinci Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararı ile Hatay ili, Ekinci Beldesi, … Mıntıkası … sayılı parselin imar durumu ayrık nizam 5 kat konut alanı iken, ölçülü blok 8 kat ticaret+konut alanı olarak değiştirilmesine karar verildiği, bu karara dayanılarak aynı parselde inşaat yapımına yönelik … tarihli, … sayılı yapı ruhsatının tanzim edildiği, davacı oda tarafından her iki işlemin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasanın 135. maddesinde “Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları; belli bir mesleğe mensup olanların müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleri ile ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplini ve ahlakını korumak maksadı ile kanunla kurulan ve organları kendi üyeleri tarafından kanunda gösterilen usullere göre yargı gözetimi altında, gizli oyla seçilen kamu tüzel kişilikleridir.” hükmü yer almaktadır.
6235 sayılı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği Kanununun yukarıda anılan Anayasal hükme paralel olarak düzenlenen 2. maddesinde ” (Değişik: 19/4/1983 – KHK 66/2 md.)Birliğin kuruluş amacı ile yapamayacağı faaliyetler ve işler aşağıda gösterilmiştir.
Birliğin kuruluş amacı:
a) Bütün mühendis ve mimarları ihtisas kollarına ayırmak ve her kol için bir oda kurulmasına karar vermek;
Bu suretle aynı ihtisasa mensup meslek mensuplarını bir Odanın bünyesinde toplamak; merkezde idare heyeti, haysiyet divanı ve murakıplar gibi görevlilere yetecek kadar üyesi bulunmayan Odanın merkezini, Umumi Heyetin belirleyeceği yerde açmak;
b) Mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak;
c) Meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmektir.
(Değişik: 18/6/1997 – 4276/6 md.) Birlik ve organları, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.” hükmüne yer verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 2.maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, idari davaların idari işlemler hakkında yetki, sebep, şekil, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra ilk inceleme konularının belirlendiği 14.maddenin 3/c bendinde dilekçenin ehliyet yönünden inceleneceği, 15.maddenin 1/b bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği, hükme bağlanmıştır.
2577 sayılı Kanunun “Dava açma süresi” başlıklı 7. maddesinde, dava açma süresinin özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay’da ve idare mahkemelerinde altmış gün olduğu, ilanı gereken düzenleyici işlemlerde dava süresinin ilan tarihini izleyen günden itibaren başlayacağı hükmüne; işlem tarihinde yürürlükte olan haliyle “Üst makamlara başvurma” başlıklı 11. maddesinde ise, ilgililer tarafından idari dava açılmadan önce, idari işlemin kaldırılması, geri alınması değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapmış olan makamdan, idari dava açma süresi içinde istenebileceği, bu başvurmanın, işlemeye başlamış olan idari dava açma süresini durduracağı, altmış gün içinde bir cevap verilmezse isteğin reddedilmiş sayılacağı, isteğin reddedilmesi veya reddedilmiş sayılması halinde dava açma süresinin yeniden işlemeye başlayacağı ve başvurma tarihine kadar geçmiş sürenin de hesaba katılacağı, hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu yapı ruhsatı yönünden yapılan değerlendirmede;
İdarenin eylem ve işlemlerinin hukuka uygunluğunun yargısal denetim yoluyla sağlanmasının en etkin araçlarından biri iptal davaları olduğundan, iptal davalarında “menfaat ihlali” olarak tanımlanan subjektif ehliyet koşulunun kişiye bağlı subjektif hak ihlallerinin giderilmesinin yanı sıra idari işlemlerin hukuka uygunluğunun denetlenebilmesi kapsamında da belirlenmesi gerekmektedir. Davacı ile iptali istenilen idari işlem arasında kurulabilecek bir ilişki veya ilgi, menfaat ihlali koşulunun varlığı için yeterlidir. Bu itibarla yargısal kararlarda menfaat ihlali koşulu, davacının idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisinin kurulması gerektiği şeklinde tanımlanmıştır.
Olayda, kuruluş amacı Anayasada ve yukarıda anılan yasa hükmünde açıkça; mühendislik ve mimarlık mesleği mensuplarının, müşterek ihtiyaçlarını karşılamak, mesleki faaliyetlerini kolaylaştırmak, mesleğin genel menfaatlere uygun olarak gelişmesini sağlamak, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halk ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni hakim kılmak üzere meslek disiplinini ve ahlakını korumak için gerekli gördüğü bütün teşebbüs ve faaliyetlerde bulunmak, meslek ve menfaatleriyle ilgili işlerde resmi makamlarla işbirliği yaparak gerekli yardımlarda ve tekliflerde bulunmak, meslekle ilgili bütün mevzuatı normları, fenni şartnameleri incelemek ve bunlar hakkındaki görüş ve düşünceleri ilgililere bildirmek, olarak sayılmış olan davacı Oda’nın ancak tüzel kişiliğinin ve üyelerinin ortak çıkarlarını ilgilendiren konularda dava açma ehliyetinin olduğu açıktır.
Uyuşmazlıkta üçüncü kişiye ait olan yapı ruhsatına ilişkin işlemin genel düzenleyici bir işlem niteliğinde olmadığı, subjektif bir işlem olduğu, iptali istenilen yapı ruhsatı ile davacı oda arasında yukarıda tanımlandığı şekilde aktüel, kişisel ve meşru bir menfaat ilişkisinin olmadığı, bu nedenle dava açma ehliyetinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri yönünden yapılan değerlendirmede;
Dava açma süresine ilişkin yukarıdaki bölümde detaylarına yer verilen yasal düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesinden, imar planlarına karşı, 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuru için, 3194 sayılı Kanunun 8-1/b maddesi ile özel bir itiraz süresi getirildiği anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Kanunun 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulması ve bu başvuruya işlem tarihi itibariyle idari dava açma süresinin başlangıç tarihi olan son ilan tarihinden itibaren 60 gün içinde cevap verilmeyerek isteğin reddedilmiş sayılması halinde, bu tarihi takip eden 60 günlük dava açma süresi içinde veya son ilan tarihini izleyen 60 gün içinde cevap verilmek suretiyle isteğin reddedilmesi halinde bu cevap tarihinden itibaren 60 günlük dava açma süresi içinde idari dava açılabileceği sonucuna varılmaktadır. İmar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 10.05.2012-11.06.2012 tarih aralığında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içinde planlara itiraz edilmediği, devam eden süreçte, taşınmaz için düzenlenen … tarihli, … sayılı yapı ruhsatı üzerine anılan yapı ruhsatı ile dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı 19.06.2013 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı Oda tarafından her ne kadar taşınmaz için yapı ruhsatı verilmesi üzerine, bu işleme karşı açılan iş bu davada ruhsat ile birlikte dayanağı imar planları da davaya konu edilmiş ise de; uygulama işlemi üzerine, dayanağı düzenleyici işlemin dava konusu edilebilmesi için, öncelikle davacının uygulama işleminin iptalini istemekte menfaatinin, diğer bir ifade ile dava açma ehliyetinin bulunması gerektiği açıktır.
Bu itibarla, dava konusu yapı ruhsatına karşı dava açma ehliyeti bulunmayan davacı bakımından, söz konusu uygulama işleminin imar planına karşı dava açma süresini canlandırması mümkün olmadığından, 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına askı süresi içinde itiraz etmeyen davacı Oda tarafından, 2577 sayılı Kanunun 7. maddesi uyarınca imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerekirken, bu tarihten çok sonra 19.06.2013 tarihinde açılan davanın imar planları yönünden süre aşımı nedeniyle incelenemeyeceği sonucuna varılmaktadır.
Bu haliyle, davanın yapı ruhsatına ilişkin kısmın ehliyet yönünden, imar planlarına ilişkin kısmının süre aşımı yönünden reddi gerekmekte iken, işin esası incelenerek dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalı idare yanında müdahilin temyiz isteminin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin, … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K… sayılı temyize konu kararının 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine, 21/11/2022 tarihinde yapı ruhsatı yönünden oy birliği 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden oy çokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY : 3194 sayılı İmar Kanunu’un 8. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi ile 2577 sayılı Kanun’un 7. maddesi uyarınca, imar planlarına askı süresi içinde bir itirazda bulunulmamış ise davanın, imar planının son ilan tarihini izleyen günden itibaren 60 gün içinde açılması gerektiği, diğer taraftan bu süre içerisinde dava açılmamış olması halinde, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının uygulanmasına yönelik bir işlem (parselasyon, ifraz, tevhid, yapı ruhsatı, imar durumu vb.) tesis edilmesi üzerine, uygulama işlemi ile birlikte 1/1000 ölçekli imar planına ve üst ölçekli planlara veya doğrudan işlemin dayanağı olan imar planlarına karşı yeniden dava açma hakkı bulunduğu ve bu aşamada dava açma süresinin uygulama işleminin süresine tabi olduğu kabul edilmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliğinin 10.05.2012-11.06.2012 tarih aralığında askıya çıkarılmak suretiyle ilan edildiği, davacı tarafından askı süresi içinde planlara itiraz edilmediği, devam eden süreçte, taşınmaz için düzenlenen … tarihli, … sayılı yapı ruhsatı üzerine yasal süre içerisinde anılan yapı ruhsatı ile dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı 19.06.2013 tarihinde kayda giren dilekçe ile bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, 1/1000 ölçekli uygulama imar planına göre, uyuşmazlık konusu taşınmaz için yapı ruhsatı verilmesi üzerine, ruhsatın dayanağı olan düzenleyici işlem mahiyetindeki imar planlarının iptali istenebileceğinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına karşı açılan iş bu davada süre aşımı bulunmadığı açıktır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planına ilişkin kısım yönünden Dairemiz kararına katılmıyorum.