Danıştay Kararı 6. Daire 2019/21238 E. 2022/9091 K. 01.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/21238 E.  ,  2022/9091 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/21238
Karar No : 2022/9091

TEMYİZ EDENLER : I-(DAVACI) …
VEKİLİ : Av. …
II-(DAVALILAR
1-… Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …
2-(DAVALI) … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF : I-(DAVALILAR)
1-… Bakanlığı
2-… Büyükşehir Belediye Başkanlığı
3-… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
II-(DAVACI) …

İSTEMİN KONUSU : Parselasyon işlemlerine esas … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, Datça Belediye Encümeni kararlarının iptali istemi bakımından dava hakkında karar verilmesine yer olmadığı, 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmazın “yaya yolu, yeşil alan” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı getirilen kısmının iptali istemi bakımından davanın reddi, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının uyuşmazlığa konu taşınmazın “turizm tesis alanı” kullanımı getiren kısmı ile anılan planlara dayanılarak yapılan parselasyon işlemlerine esas … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı … Belediye Encümeni kararları ile … Büyükşehir Belediyesinin … tarihli … sayılı onama kararının iptali yolundaki … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarına karşı davalı … Değişikliği Bakanlığı ile … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın reddine ilişkin kısmına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının gerekçeli reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: … Bakanlığı’nın … tarihli, … sayılı oluru ile onaylanan ve 15/11/2005 tarihinde yürürlüğe giren Datça ilçesi, … Mahallesi 1/5000 ölçekli Revizyon Nazım ve 1/1000 ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planları ile anılan imar planlarına dayanılarak 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemlerine esas … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı Datça Belediye Encümeni kararları ile Muğla Büyükşehir Belediyesinin … tarihli, … sayılı onama kararının Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: …. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda;yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte incelenmesinden, dava konusu 41 sayılı parseli de kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 18. maddesi uyarınca parselasyon yapılmasına karar verilmesine ilişkin … tarihli … sayılı Datça Belediye Encümeni kararının … tarihli … sayılı Datça Belediye Encümeni kararı ile iptal edildiği, uyuşmazlığa konu alana ilişkin parselasyon planı ve dağıtım cetvellerinin uygun görülmesine dair … tarihli … sayılı Datça Belediye Encümeni kararının … tarihli … sayılı Datça Belediye Encümen kararı ile iptal edildiği, aynı alana ilişkin parselasyon planı ve dağıtım cetvellerinin belirlenmesine ve onay için Mu…ğla Büyükşehir Belediyesine gönderilen … tarihli, … sayılı Datça Belediye Encümeni kararının da itiraz üzerine değiştirildiği görüldüğünden … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı Datça Belediye Encümeni kararlarının iptali istemi bakımından davanın konusunun kalmadığı; uyuşmazlık konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarıyla getirilen kullanım kararları incelendiğinde, dava konusu parselin bir kısmının “turizm tesis alanı”, bir kısmının “günübirlik tesis alanı” olarak planlandığı, parselin sahil şeridinin ilk 50 metresinde kalan bir kısmının ise “yaya yolu ve yeşil alan” kullanımına ayrıldığı, bu kullanım kararlarından “turizm tesis alanı” fonksiyonu getirilen kısımda yapılaşma koşullarının E:0.30, h:6.50, “günübirlik tesis alanı” fonksiyonu getirilen kısımda yapılaşma koşullarının ise E:0.08, h:3.50 olarak belirlendiği, bununla birlikte 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına ait plan notlarının 3.3. sayılı “turizm tesis alanları” başlıklı bölümünde bu alanların yapılaşma koşullarının E:0.50, H:9.50 şeklinde belirtildiği, imar planlarının plan notlarıyla bir bütün olması ilkesine dolayısıyla planlama esaslarına aykırılık oluşturması nedeniyle dava konusu 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının, taşınmaza “turizm tesis alanı” fonksiyonu getiren kısmında hukuka uygunluk görülmediği; 41 sayılı parselin sahil şeridinin ilk 50 metresinde kalan kısmının “yaya yolu ve yeşil alan” kullanımına ayrıldığı, yine parselin bir kısmının “günibirlik tesis alanı” olarak belirlendiği, bu kararların kıyıların kamusal kullanımına olanak veren arazi kullanım türlerinden olduğundan planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olduğu; dava konusu 41 sayılı parseli de kapsayan alanda 3194 sayılı İmar Kanununun 18.maddesi uyarınca yapılan parselasyon planına esas 2 sayılı düzenleme sahasının 3194 sayılı İmar Kanununun 18. Madde Uygulama Yönetmeliğinin 5. ve 6. maddesinde belirtilen düzenleme sınırının geçirilmesi ile ilgili hükümlere uygun olmadığı, zira … ada, … sayılı parselin, 118.20 m²’lik bölümünün, … ve … sayılı parsellerin ise tamamının düzenlemeye dahil edilmesi gerekmekte iken bu parsellerin, düzenlemeye dahil edilmediği, dolayısıyla düzenleme ortaklık payı (DOP) oranının da hukuka aykırı olduğu sonucuna varıldığından, parselasyon işlemlerine esas … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı Datça Belediye Encümeni kararları ile Muğla Büyükşehir Belediyesinin … tarihli, … sayılı onama kararında hukuka uyarlık görülmediği sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, parselasyon işlemlerine esas … tarihli,… sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, Datça Belediye Encümeni kararlarının iptali istemi bakımından karar verilmesine yer olmadığına, 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının uyuşmazlığa konu … parsel sayılı taşınmazın “yaya yolu, yeşil alan” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı getirilen kısmının iptali istemi bakımından davanın reddine, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının uyuşmazlığa konu .. parsel sayılı taşınmazın “turizm tesis alanı” kullanımı getiren kısmı ile bu planlara dayanılarak yapılan parselasyon işlemlerine esas … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı, … tarihli, … sayılı Datça Belediye Encümeni kararları ile … Büyükşehir Belediyesinin … tarihli … sayılı onama kararının iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davalı … Bakanlığı ile … Büyükşehir Belediye Başkalığı tarafından idare mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına karşı, davacı vekili tarafından davanın reddine ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusu sonucu yapılan incelemede; Uyuşmazlık konusu parselasyon işlemlerine karşı açılan bir başka davada verilen, … İdare Mahkemesinin … günlü, E:…, K:… sayılı kararında, “dava konusu parselasyon planına ait düzenleme sahası içinde yer alan kapanan kadastro yolundan ihdas edilen alanın kamuya terk edilmemesi, başka bir ifadeyle ihdas parsellerin tamamının ortak kullanım alanlarında kullanılmaması” sebebiyle de DOP oranının hukuka aykırı olduğu anlaşıldığından dava konusu parselasyon işlemlerinin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına karşı anılan gerekçenin ilavesi suretiyle hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davalı … Bakanlığı tarafından,idare mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına karşı yapılan isinaf başvurusunun reddine dair İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından,idare mahkemesi kararının iptale ilişkin kısmına karşı yapılan isinaf başvurusunun reddine dair İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
Davacı vekili tarafından, idare mahkemesi kararının davanın reddine ilişkin kısımına karşı yapılan isinaf başvurusunun reddine dair İdari Dava Dairesi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI :
Davalı … Bakanlığı tarafından, Temyize konu idari dava dairesi kararında davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı … Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından,Temyize konu idari dava dairesi kararında davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin bulunmadığı belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı … Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
Davacı vekili tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre ve Şehircilik” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :Muğla ili, Datça ilçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan alanda yapılan 1/5000 ölçekli revizyon nazım ve 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planlarının, 383 sayılı Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı Kurulmasına Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin 1. maddesine istinaden mülga Özel Çevre Koruma Kurumu Başkanlığı’nın 22/04/2005 tarihli, 2067 sayılı olur’u ile onaylandığı ve Başkanlığın 15/11/2005 tarihli kesin olur’u ile yürürlüğe girdiği, anılan planlarda dava konusu parselin kıyı cephesinin ilk 50 m.’lik bölümünde “yaya yolu ve yeşil alan”, ikinci 50 m.’lik bölümünde ise “turizim tesis alanı” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı getirildiği, “turizim tesis alanı” fonksiyonu verilen kısımda yapılaşma koşullarının E:0.30, h:6.50, “günübirlik tesis alanı” fonksiyonu verilen kısımda yapılaşma koşullarının ise E:0.08, h:3.50, olarak belirlendiği, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından 29/09/2014 tarihinde onaylanan Datça – Bozburun Özel Çevre Koruma Bölgesi 1/25.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında ise … ada, … parsel sayılı taşınmazın “yerleşik alan” olarak tanımlandığı, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planına dayanılarak 3194 sayılı Kanunun 18. maddesi uyarınca yapılan parselasyon işlemi üzerine davacı tarafından parselasyon işlemi ile Datça İlçesi, İskele Mahallesi 1/5000 Ölçekli Revizyon Nazım ve 1/1000 Ölçekli Revizyon Uygulama İmar Planlarının uyuşmazlık konusu … ada … parsele ilişkin kısımlarının iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
1982 Anayasasında da 1961 Anayasasındaki gibi kıyılar, ‘Tabii kaynaklar ve servetler’ olarak kabul edilmiş; ayrıca, ülkemiz açısından giderek artan ekonomik ve sosyal değerleri gözönünde bulundurularak bu konuda özel düzenlemeye gidilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının, Kıyılardan yararlanma başlıklı 43. maddesinde: “Kıyılar, Devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararı gözetilir. Kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanılış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkân ve şartları kanunla düzenlenir.” kuralı yer almıştır.
Kıyı konusunda, 6785 sayılı İmar Kanununun Ek 7. ve Ek 8. maddelerine göre çıkarılan Yönetmelik ile herkesin kıyılardan mutlak bir eşitlik ve serbestlikle yararlanmasını sağlamak, kıyıların doğal yapısının değiştirilmesini önlemek ve atıklarla kirletilmesini engellemek için kurallar getirilmiş ise de; anılan Yönetmelik 6785 sayılı İmar Kanunu ile birlikte yürürlükten kalkmış olup; Kıyılar yönünden, 1982 Anayasası döneminde yapılan ilk düzenleme 01.12.1984 tarihinde yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanunu ve buna dayanılarak çıkarılan ve 18.05.1985 günlü, 18758 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 3086 sayılı Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliktir.
3086 sayılı Yasanın tümü Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararı ile iptal edilmiş; iptal kararının Resmî Gazetede yayımlandığı 10.07.1986 tarihini izleyen altı ay sonra ise 3086 sayılı Yasa yürürlükten kalkmıştır.
3086 sayılı Yasanın yerini, 17 Nisan 1990 günü yayımlanarak yürürlüğe giren 3621 sayılı Kıyı Kanunu almış ve Anayasanın kıyıya ilişkin kuralları Anayasa Mahkemesi kararının gerekçeleri de dikkate alınarak yaşama geçirilmiştir.
3621 sayılı Yasanın 4. maddesinde: “Sahil Şeridi: Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde;
a) Uygulama imar plânı yapılacak alanlarda yatay olarak en az 20 metre genişliğindeki alanı,
b) Uygulama imar planı bulunmayan belediye ve mücavir alan sınırları içinde veya dışındaki yerleşik alanlarda, çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın, yatay olarak en az 50 metre genişliğindeki alanı,
c) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışındaki iskân dışı alanlarda çevre düzeni ve/veya nazım imar planı bulunsun veya bulunmasın yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alanı” ifade edeceği şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasanın Mahkemesinin 18.09.1991 günlü, E:1990/23, K:1991/29 sayılı kararı ile bu tanımlardan 4. maddenin 1. fıkrasının a) bendindeki tanım iptal edilmiştir.
İptal kararından sonra yasa koyucu tarafından 4. maddenin sahil şeridine ilişkin kuralları 3830 sayılı Yasa ile yeniden düzenlenmiştir. Bu düzenleme ile: “Sahil şeridi Kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde yatay olarak en az 100 metre genişliğindeki alan” olarak tanımlanmıştır.
Anayasa Mahkemesince Anayasaya aykırı görülemeyen 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan ‘…bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz’ biçimindeki kuralın yerini, 3621 sayılı Kıyı Kanunu ile getirilen Geçici Maddedeki “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önce mevzuat hükümlerine uygun olarak onanmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümleri geçerlidir. Ancak, 8 inci maddenin ikinci fıkra hükümleri saklıdır.” kuralı almıştır.
11 Temmuz 1992 tarihinde yürürlüğe giren 3830 sayılı Kıyı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde tamamlanması öngörülmüştür.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yönetmeliğin 4. maddesinde kısmi yapılaşma tanımlanmıştır.
Buna göre: “Kısmi Yapılaşma: 17 Nisan 1990 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parseller ile üzerine birden fazla yapı yapılması mümkün olan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az su basman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumudur.”
Anılan Yönetmelikteki kısmi yapılaşma tanımında, 30.03.1994 günlü, 21890 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Yönetmelikle değişikliğe gidilmiştir. Bu değişikliğe göre:
“Kısmi Yapılaşma: a) Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında; 11 Temmuz 1992 tarihinden önce belirli bir kullanım amacına dayalı olarak onaylanmış 1/1000 ölçekli mevzii imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik kesim içerisindeki imar adalarında; üzerinde yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan plan ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılar ile ruhsat alınarak en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam taban alanının yüzde ellisinden fazla olması durumudur.
Üzerinde birden fazla yapı yapılması mümkün olan parseller, en az subasman seviyesinde inşaatı tamamlanmış olmak kaydı ile taban alanı veya yapı sayısı itibariyle bu kapsamda değerlendirilir.
b) Kentsel ve kırsal yerleşmelerde; meskun ve gelişme alanlarını kapsamak yerleşmenin mevcut ve projeksiyon nüfusuna dayalı gerekli tüm kullanım ve fonksiyonları içermek üzere hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesiminde yer alan imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
c) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; bu Kanun kapsamında 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış turizm amaçlı uygulama imar planlarının, kıyı kenar çizgisinden itibaren kara yönünde 100 metrelik bandı içerisinde kalan kesimindeki imar adalarının yüzde ellisinden fazlasında, (a) bendindeki tanıma uygun yapılaşma olması durumudur. Aksi halde (a) bendi hükümleri geçerlidir.
d) (Değişik:RG-24/10/2020-31284) 2634 sayılı Turizm Teşvik Kanununa tabi alanlarda; turizm dışı kullanımlara yönelik olarak hazırlanmış ve 11 Temmuz 1992 tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarının ilgi ve kapsamına göre (a) veya (b) bentlerindeki tanımlara uygun yapılaşmış olması durumudur.” kuralına yer verilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte olan haliyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde, Çevre Düzeni Planı; ülke ve bölge plan kararlarına uygun olarak konut, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi yerleşme ve arazi kullanılması kararlarını belirleyen planlar, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmaküzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan planlar, Uygulama İmar Planı; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak Nazım İmar Planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren planlar olarak tanımlanmış, 8. maddesinde, planların hazırlanması ve yürürlüğe konulmasıyla ilgili hükümlere yer verilmiştir.
İşlem tarihinde yürürlükte bulunan anılan Kanun hükmüne istinaden hazırlanan ve Resmî Gazete’nin 02/11/1985 gün ve 18916 (Mükerrer) sayılı nüshasında yayımlanarak yürürlüğe konulan Mülga Plân Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik’in 1’inci maddesinde, bu Yönetmelik’in amacının; insan, toplum, çevre münasebetlerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımlarının yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanacak her tür ve ölçekteki plânın ve bu plânlar üzerinde yapılacak değişikliklerin hangi esaslar dâhilinde yapılacağını belirtmek olduğu kurala bağlanmış; 3’üncü maddesinde, Yönetmelik’te geçen “Nâzım İmar Plânı” ve “Uygulama İmar Plânı” terimleri 3194 sayılı Kanun’a paralel olarak tarif edildikten sonra, “Plân Değişikliği” terimi, “Plân ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanan, kamu yararının zorunlu kılması hâlinde yapılan plân düzenlemeleridir.”, “Revizyon Plânı” terimi, “Her tür ve ölçekteki plânın ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı veya sorun yarattığı durumlar ile üst ölçek plân kararlarına uygunluğun sağlanması amacıyla plânın tamamının veya plân ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi sonucu elde edilen plândır.”; “İmar Plânı” terimi ise, “Belde halkının sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamayı, sağlıklı ve güvenli bir çevre oluşturmayı, yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen ve bu amaçla beldenin ekonomik, demografik, sosyal, kültürel, tarihsel, fiziksel özelliklerine ilişkin araştırmalara ve verilere dayalı olarak hazırlanan, kentsel yerleşme ve gelişme eğilimlerini alternatif çözümler oluşturmak suretiyle belirleyen, arazi kullanımı, koruma, kısıtlama kararları, örgütlenme ve uygulama ilkelerini içeren pafta, rapor ve notlardan oluşan belgedir. İmar plânı, nâzım imar plânı ve uygulama imar plânı olmak üzere iki aşamadan oluşur.” şeklinde tanımlanmış; 16’ncı maddesinde, hazırlanacak her ölçekteki imar plânlarının yapım ve değişikliklerinde plânlanan beldenin ve bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri göz önünde tutularak sosyal ve teknik donatı alanlarında EK-1’deki tabloda belirtilen asgarî standartlara uyulacağı belirtilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlık 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yönünden değerlendirildiğinde;
Anayasada ‘kıyılardan yararlanma’ koşulları düzenlenirken sadece kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğunun belirtilmesi ile yetinilmeyip ayrıca deniz, göl ve akarsu kıyılarıyla, deniz ve göllerin kıyılarını çevreleyen sahil şeritlerinden yararlanmada öncelikle kamu yararının gözetileceği ve kıyılarla sahil şeritlerinin, kullanış amaçlarına göre derinliği ve kişilerin bu yerlerden yararlanma imkan ve şartlarının yasayla düzenleneceğine ilişkin kurallara da yer verilmiştir.
3086 sayılı Kıyı Kanununun 4,5,6,9,12,13,17. Maddelerinin ve Geçici 2.maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Anayasa Mahkemesinin 25.02.1986 günlü, 1985/1, K:1986/4 sayılı kararının ” Geçici 2. maddenin Anayasa’ya aykırılığı sorunu” başlıklı bölümünde:
“Geçici 2. maddede, ‘1972 yılından önce Kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.
Birinci fıkrada sözü edilen yapılara eklenti yapılamaz. Ancak bu yapıların herhangi bir sebeple yıkılması halinde 6 ncı madde hükümlerine göre yapılanmaya izin verilir.
Kıyı ve sahil şeridinde Hazineye ait arazi ve arsalar ile Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler üzerinde gerçek ve tüzel kişiler tarafından 1 Ekim 1983 tarihinden önce izinsiz ve kaçak olarak inşa edilen liman, iskele, rıhtım, balıkçı barınağı ve dayanma duvarları gibi kıyıda bulunması zorunlu tesisler ile sanayi ve turizm tesislerinden ilgili Bakanlıklarca millî ekonomiye katkısı veya kamu yararı olduğu kararlaştırılanlar hakkında 12 nci madde hükümleri uygulanır. Bu arsa ve araziler, Maliye ve Gümrük Bakanlığınca, kullananlara veya tesis sahiplerine kiraya verilebilir…’ denilmektedir.
Görüldüğü gibi, maddenin birinci fıkrasında iki tür yapılanma Yasanın kapsamı dışında tutulmuştur. Bunlardan ilki, 1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar, ikincisi, Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılardır. Bunlardan birinci gruba giren yapılarda mevzuata ve im,ar planına uygun olma koşulu aranmadığına göre, bununla kıyıda .1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapıların kastedildiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kıyı konusunda da bazı hükümler getiren 11/7/1972 günlü, 1605 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 1972 yılından önce kıyıda kaçak olarak yapılmış olan yapılar bu hükmün kapsamına girmektedir. Kanunun 4. Maddesi incelenirken belirtildiği gibi Anayasa’nın 43/1. maddesindeki ‘Kıyıların Devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu’nu belirleyen hükmü karşısında, özel mülkiyete konu olamayan kıyıda, 1972 yılından önce mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar yönünden ‘kazanılmış hakların saklı tutulacağı kuralı uygulanamaz. Çünkü yasalara aykırı durumlara dayanılarak kazanılmış hak iddiasında bulunulamayacağı, hukukun temel ilkelerinden birini teşkil etmektedir. Yine 6. maddenin incelenmesi sırasında, Anayasa koyucunun kıyıda kamu yararı yanında, kişilerin de bazı haklarının bulunduğu gerçeğini gözönünde tutarak, kamu yararı ile kişi haklarını bağdaştırmaya çalıştığı ve sonuçta bu madde ile ulaşılmak istenen amacın, kıyıda mevzuata ve hukuka uygun olarak kazanılmış hakları korumakla birlikte kıyıları kamuya açmak olduğu belirtilmiştir.
Maddenin birinci fıkrasında yer alan ‘…bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz.’ biçimindeki kural ile kazanılmış haklar saklı tutulmuş, ikinci ve üçüncü fıkralardaki hükümlerde de, kazanılmış bir kısım haklar dikkate alınarak, bazı koşulların mevcudiyeti halinde ilgililere bu yapı ve tesislerden yararlanma imkanının idarece verilebileceği kabul edilmiştir.
Dava konusu Geçici 2. maddenin birinci fıkrasında yer alan ‘1972 yılından önce kıyıda doğmuş özel mülkiyete konu yapılar ile…’ biçimindeki ibarenin kıyıda, mevzuata aykırı olarak yapılan yapılar için 3086 sayılı Kanunun uygulanmayacağı belirtilmek suretiyle kazanılmış hakların korunacağı kuralından yararlanmaları olanağı bulunmayan yapılar için bu hakkın tanınmış olması Anayasa’nın 43. maddesine aykırı düşmektedir.
Açıklanan nedenlerle, 3086 sayılı Kanun’un 5., 12., 17. maddeleriyle Geçici 2.maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları ve birinci fıkrasında yer alan ‘…bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz’ biçimindeki ibare Anayasa’ya aykırı olmadığından iptal davasının bu maddeler ve hükümlere yönelik kısımları red edilmeli…..”
gerekçesine yer verilmiş; bu çerçevede, 3086 sayılı Yasanın Geçici 2. maddesinin 2. ve 3. fıkraları ve 1. fıkrasında yer alan ‘…bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki mevzuata ve imar planına uygun olarak yapılan yapılar hakkında bu Kanun hükümleri uygulanmaz’ biçimindeki ibare Anayasaya aykırı bulunmamıştır.
Anayasal durumu ortaya konulan kamusal kullanımının engellenmemesi gereken kıyılar üzerinde “kazanılmış hak” kavramının kapsam ve sınırları, Kıyı Kanunu ve bu Kanunun uygulanması yönünden büyük önem taşımaktadır.
Bu bağlamda, iptal edilen 3086 sayılı Yasanın yerini alan ve halen yürürlükte olan 3621 sayılı Yasanın Geçici Maddesinin incelenmesi gerekmektedir. Bu maddede 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden (17 Nisan 1990) önce kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlara ilişkin mevzuata uygun olarak onanmış 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının sahil şeritleri ile ilgili hükümlerinin geçerli olduğu kabul edilmiştir. Kıyı Kanununda değişiklik yapan 3830 sayılı Yasanın Geçici Maddesiyle de; kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlarla ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde tamamlanması zorunluluğu getirilmektedir.
Bu yasal çerçeveye göre, sahil şeritlerinde 17 Nisan 1990 tarihinden önce mevzuata uygun olarak onaylanmış uygulama imar planları kapsamında; kısmen veya tamamen yapılaşmış alanlarda plan kararlarının uygulanmasına devam edileceği hüküm altına alınmış ve kısmen veya tamamen yapılaşmamış alanlara ilişkin ilgili imar planı revizyonlarının 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren bir yıl içinde yapılması öngörülmüştür.
Kısmı yapılaşma tanımı ise, 03.08.1990 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelikle yapılmış, Yönetmelikte, 3621 sayılı Yasanın yayım tarihinden önce onaylanmış uygulama imar planlarındaki imar adalarında yer alan parsellerin yüzde ellisinden fazlasında, yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan imar plânı ve mevzuata uygun olarak tamamlanmış yapılarla, ruhsat alınarak en az subasman seviyesine kadar inşaatı tamamlanmış yapıların bulunması durumu kısmi yapılaşma olarak tanımlanmıştır. 3830 sayılı Yasanın yürürlüğe girmesinden sonra Yönetmelikte yapılan değişiklikle kısmi yapılaşma benzer şekilde yeniden tanımlanırken; farklı olarak kısmi yapılaşmanın olmadığı alanlardaki plan revizyonları için Yasaya paralel olarak, 3830 sayılı Yasanın yayım tarihi olan 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre verilmiştir.
Kanuna, Kıyı Kanunundan önce oluşmuş hakların nasıl ve hangi ölçüler içinde korunabileceğini belirlemek için geçici madde eklenmiş ve buna uygun olarak Yönetmelikle kısmi yapılaşma tanımlanmış ve mevcut hakların sınırları belirlenmiştir.
3621 sayılı Kıyı Kanununun Geçici Maddesi kapsamında geçerli kabul edilebilecek planlar, kısmen veya tamamen planlanmış alanlardaki sahil şeritleri iken, 3830 sayılı Yasa ile gelen Geçici Madde ise, kısmen veya tamamen yapılaşmamış sahil şeritlerinde plan revizyonu yapılmasını öngörmüş, başka bir ifade ile 3621 sayılı Kanunun geçici maddesi ile Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten önceki sahil şeridine ilişkin plan kararları geçerli kabul edilirken, 3830 sayılı Kanunun geçici maddesi ile 11 Temmuz 1992 tarihinden itibaren 1 yıl süre içinde onaylanan plan kararlarınında geçerli olduğu kabul edilmiş, 3621 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesinden sonra hiç yapılaşmamış alanlara ilişkin olan revizyonun 3621 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılması, diğer bir ifade ile idarelere 3621 sayılı Kanun ve buna dayalı olarak çıkarılan Yönetmelik hükümlerine göre kısmı yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine göre yapılaşma ya da yapılaşmaya uygun olmayan parselleri (dolayısıyla 3621 sayılı Kanunun yürürlükteki 100 metrelik sahil şehidi hükümlerine göre) belirleme suretiyle plan revizyonu yapma yükümlülüğü getirilmiştir.
Ancak idarenin bu yükümlülüğüne uymayarak verilen süre içerisinde plan revizyonlarını yapmadığı alanlara ilişkin sonraki tarihlerde de kısmı yapılaşma tespit ve araştırılması yapılarak plan revizyonlarının yapılabileceği, yapılmadığı hallerde ise yargı yerlerince de anılan hükümler çerçevesinde bu tespitin yapılabileceği kabul edilmiştir.
Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik hükümleri uyarınca, imar planının uygulama imar planı ya da mevzi imar planı olma durumuna göre kısmi yapılaşma durumları imar adası veya imar planı bazında değerlendirilmektedir. Kısmi yapılaşma değerlendirmesi mevzi imar planlarında imar adası bazında, uygulama imar planlarında ise sahil şeridinde kalan imar adalarının bütününe göre olması gerekmektedir. Mevzi imar planlarının olduğu yerlerde imar adası bazında değerlendirme yapılmış ve yapıların bulunduğu parsellerin sayısının veya kullanılan toplam taban alanının imar adasındaki toplam parsel sayısının veya toplam alanın yüzde ellisinden fazla olması durumu, uygulama imar planlarının olduğu yerde de plan kapsamındaki imar adalarının sayısının yüzde ellisinden fazlasında anılan koşulların bulunması kişilere korunacak haklar sağlayan ölçüt olarak ele alınmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat ve yapılan açıklamalar ve Yönetmelik maddelerinde yer alan bu düzenleme göz önüne alındığında, sahil şeridinden yararlanmanın kamunun kullanımına açılmasında kamu yararı olduğu kabul edilmekle birlikte, 3621 sayılı Kanundan önce yürürlükteki mevzuata uygun olarak onaylanmış plan kararları uyarınca yapılaşmış veya yapılaşmamış olsa dahi belli koşulların gerçekleşmesi şartıyla (geçerli bir kıyı kenar çizgisinin esas alınması suretiyle 11.07.1992 tarihinden önce onaylanmış imar planlarına göre kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleştiği haller ) yasanın eşitlik ilkesi çerçevesinde tanıdığı haktan yararlanan taşınmazların hukuki statüsünün geçerli olduğu kazanılmış hak kavramı çerçevesinde kabul edilerek daha önce kanunla belirlenmiş hakların korunması ve kişilerin mağdur edilmemesinin amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Bilindiği üzere imar planları belde halkına iyi yaşama düzeni ve koşulları sağlamak amacıyla kentin kendine özgü yaşayış biçimi ve karakteri, nüfus planı ve yapı ilişkileri, yörenin gerek çevresiyle ve gerekse çeşitli alanları arasında olan bağlantıları, halkın sosyal ve kültürel gereksinimleri, güvenlik ve sağlığı ile ilgili konular gözönüne alınarak koşulların zorunlu kıldığı biçim ve zamanda mevzuatta öngörülen yöntemlerle değiştirilebilir ve yeni kullanımlar getirilebilir.
Bu bağlamda kanun ve yönetmelik hükmü gereği kazanılmış hakkı bulunduğu kabul edilen sahil şeridinde bulunan taşınmazlara ilişkin sonraki tarihli planlarda yapılacak düzenlemelerin şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararı göz önünde bulundurularak değerlendirilmesi gerekmektedir.
Bir başka ifadeyle, kanun ve yönetmelik gereği önceki mevzuata göre yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarını taşıdığı için hukuken kabul edilen imar haklarının, tıpkı diğer yürürlükteki mevzuata göre getirilmiş mevcut plan kararları gibi zorunlu durumlarda revizyon ve değişikliğe tabi tutulabileceğinde duraksama bulunmamaktadır.
Kıyı Kanunun söz konusu hükümleri ile ilgili uyuşmazlıklara genel olarak bakıldığında, idarece, plan kararlarının önceki mevzuata uygun olarak yapılaşma veya kısmi yapılaşma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğine yönelik olarak üretildiği, yargısal denetimin de bu kapsamda yapıldığı görülmektedir. Ancak unutmamak gerekir ki, kıyıda yer alan taşınmazlara ilişkin diğer bütün alanlarda olan taşınmazlar gibi idarece yasal zorunluluk ortaya çıktığı zaman yapılacak revizyon ve değişiliklerin plan yapım, yöntem ve tekniklerine, şehircilik ilkelerine kamu kararına uygunluk bakımından inceleneceği tabidir.
Olayda davacı tarafından dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında uyuşmazlık konusu taşınmaza “yaya yolu, yeşil alan” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı getirilmesi nedeniyle bakılan dava açılmıştır. Bu nedenle bakılan davada uyuşmazlık konusu taşınmazın dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “yaya yolu, yeşil alan” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı bakımında inceleme yapılması gerekirken dava konusu olmayan “turizm tesis alanı” yönünden de inceleme yapılmasında isabet görülmemiştir.
Uyuşmazlık konusu taşınmaz sahil şeridinde yer alan bir taşınmaz olup, bilirkişilerden ek rapor alınmak suretiyle, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planında uyuşmazlığa konu taşınmaza getirilen “yaya yolu, yeşil alan” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı yönünden Kıyı Kanunu ve Kıyı Kanunun Uygulanmasına dair Yönetmelik hükümleri gereğince kısmi yapılaşma durumunun gereçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak ayrıca şehircilik ilkeleri planlama esasları ve kamu yararı da dikkate alınarak yapılacak değerlendirme sonucu yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının uyuşmazlığa taşınmazın “yaya yolu, yeşil alan” ve “günübirlik tesis alanı” kullanımı getirilen kısmının iptali istemi bakımından davanın reddi, 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planının uyuşmazlığa konu taşınmazın “turizm tesis alanı” kullanımı getirilen kısmı bakımında iptaline dair karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir.
Uyuşmazlık parselasyon işlemi yönünden incelendiğinde;
Dava konusu parselasyon işleminin dayanağı 1/1000 ölçekli uygulama imar planı için yukarıda belirtilen incelemeler sonucu verilecek karara göre parselasyon işlemi hakkında da yeniden bir karar verileceğinden bu aşamada parselasyon işlemi yönünden dava konusu işlemin iptaline dair istinaf başvurusunun gerekçeli reddi yolundaki İdari Dava Dairesi kararında isabe görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının ve davalının temyiz istemlerinin kabulüne,
2…. İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısımlarına karşı davalı … Değişikliği Bakanlığı ile … Büyükşehir Belediye Başkalığı tarafından, davanın reddine ilişkin kısmına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının gerekçeli reddine dair İzmir Bölge İdare Mahkemesi …. İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararınınBOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 01/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.