Danıştay Kararı 6. Daire 2019/2584 E. 2021/12689 K. 17.11.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/2584 E.  ,  2021/12689 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/2584
Karar No : 2021/12689

DAVACI : … Deri ve Tekstil San A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
DAVALILAR : 1- …
2- … Bakanlığı
VEKİLLERİ : …
3- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
4-… Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVANIN KONUSU : 23/06/2006 günlü, 26207 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi sınırları içinde bulunan ve ekli krokide sınırları ile listede ada numaraları belirtilen alanların 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca “yenileme alanı” olarak ilan edilmesine ilişkin, 24/05/2006 günlü, 2006/10502 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI: 5366 sayılı Kanun uyarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen yerlerde yenileme alanı ilan edilebileceği, davacı şirkete ait davaya konu taşınmazın özel mülkiyete konu olduğu, bu tür alanların yenileme alanı ilan edilmesine hukuken olanak bulunmadığı, yenileme alanı ilan edilen davaya konu taşınmazın acele kamulaştırılması ve taşınmaza el konulması gibi işlemlerden dolayı davacının Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edileceği ileri sürülmüştür.

DAVALILARIN SAVUNMASI:
Cumhurbaşkanlığı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından; Dava konusu işlemin, mevzuata ve usule uygun olarak tesis edildiği ve iptalini gerektirir herhangi bir yönünün bulunmadığı, davacının taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiği belirtilmektedir.
Yenileme alanı ilan edilmesindeki esas amacın, mülkiyet yönünden çok fazla bölünmüş, yapı yönünden ise harabe halini almış ve yıkılmaya yüz tutmuş, bir deprem anında büyük bir felakete yol açabilecek özelliklerde olup hayati tehlike ve risk taşıyan yapıların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması olduğu, yenileme alanları içerisinde kalan binaları, kentin eskiyen dokularını ve yerleşim alanlarını, kültürel miras değerlerini korumak, koruma-kullanma dengesini sağlayarak sosyal donatı alanlarını büyütmek ve sağlamlaştırmak, otopark sorununu çözmek, tarihi ve kültürel dokuyu geleceğe taşımak amacıyla restore ederek kullanmak, böylece kentin merkez alanları sağlıklı bir şekilde iskan edilerek şehrin güvenliğini tehdit eden denetimsiz bölgeler olmaktan çıkarıp yapılaştırmak ve günümüz gereklerine uygun hale getirmek, bu bağlamda şehrin merkezi yerinde bulunan bazı alanların mevcut durumlarından kurtarılıp yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılabilmesinin, ancak yenileme projelerinin çok hızlı ve aksamadan yürütülmesi ve sonuçlandırılması ile mümkün olabileceği savunulmaktadır.
Bu çerçevede, dava konusu alan projenin önemi, bölgenin ıslahı, uygulamanın aciliyeti ve zaman kaybetmeden hedefine ulaşıp sonuçlandırılması amacıyla bölgenin yaşanabilir, yaşatılabilir, çağdaş ve modern bir yapısal standarda kavuşabilmesi açısından 5366 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca dava konusu işlemle yenileme alanı olarak ilan edildiği belirtilmiştir.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; Usule ilişkin olarak davanın, yasal dava açma süresi içerisinde açılmadığı dolayısıyla davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği belirtilmektedir.
Esasa ilişkin olarak ise, usul ve yasaya uygun olarak tesis edilen Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.
Zeytinburnu Belediye Başkanlığı tarafından ise; Dava konusu alanın Kültür Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının … günlü … sayılı kararı ile sit alanı ilan edildiği, özel mülkiyetteki taşınmaz veya taşınırların da 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında yer alabileceği belirtilmektedir.
Usul ve yasaya uygun olarak tesis edilen Bakanlar Kurulu kararının iptali istemiyle açılan davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava konusu işlemin davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir

DANIŞTAY SAVCISI … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Dava 23/06/2006 günlü, 26207 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi sınırları içinde bulunan ve ekli krokide sınırları ile listede ada numaraları belirtilen alanların 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 2. maddesi uyarınca “yenileme alanı” olarak ilan edilmesine ilişkin, 24/05/2006 günlü, 2006/10502 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle açılmıştır.
Davalı idarelerden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın usule yönelik itirazları yerinde görülmediğinden işin esası incelendi.
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ”Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 3. maddesinin 7. fıkrasında; yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulacağı, kurulca onaylanan projelerin, il özel idaresi veya belediyece uygulanacağı, aynı maddenin 9. fıkrasında ise; yenileme projelerinin uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşacağı hükmü getirilmiştir.
14/12/2005 günlü, 26023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin (f) bendinde; Yenileme alanı: Sit ve koruma alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının içinde, sınırları yetkili idarenin teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca kabul edilerek belirlenen alanlar olarak tanımlanmış, (g) bendinde; Yenileme avan projesinin yenileme uygulama projelerine esas teşkil edecek, Kanunun 2 nci maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, mimari avan proje ile statik, tesisat, elektrik, ulaşım ve alt yapı ön raporlarını ifade ettiği, (h) bendinde ise; Yenileme uygulama projesinin yenileme alanı içerisinde bulunan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların, Kanunun 3. maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların, imar mevzuatında öngörülen kentsel tasarım, çevre düzenleme, mimari, statik, mekanik-elektrik tesisat ve alt yapı projelerini ifade ettiği kurala bağlanmıştır.
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun uyarınca yenileme alanı ilan edilmesine ilişkin uyuşmazlığın çözümü için Danıştay 6. Dairesince mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan raporda özetle; “İstanbul’un Tarihi Alanları” çerçevesinde UNESCO tarafından Dünya Miras Alanı olarak belirlenen ve yenileme alanı ilan edilen dava konusu taşınmazın da kapsayan bölgenin; Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölge’den oluştuğu, UNESCO tarafından “İstanbul Tarihi Alanları” olarak Dünya Miras Alanı olarak belirlenen alanlardan birinin de İstanbul Kara Surları Koruma Alanı olduğu, bu nedenle bölgenin tarihi ve kültürel miras ile evrensel özelliklerinin mevcut olduğu, … Tesisi yapısının yıkılmış olduğu, bölgede İstanbul Kara Surları boyunca, konut vb. işlevlerin oluşturduğu mahalle karakterinde bir alan bulunmadığı, sur dışı bir alan olarak bu bölgenin baskın karakterinin açık ve yapılaşmamış bir alan niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bir dönem üretim yapılan ancak günümüzde ticari, depolama ve ofis gibi işlevlere sahip az sayıda yapılar bulunsa da bölge karakterinin sur boyunca açık ve yeşil alan niteliğinde olduğu, bununla birlikte, bölgede önemli hastane yapılarının, otel gibi konaklama işlevine sahip yapıların bulunduğu, taşınmazın Kazlıçeşme Marmaray İstasyonuna yürüme mesafesi içinde kaldığı ve istasyonun kuzey kesiminin ticaret alanı, güney kesiminin ise turizm tesis alanlarına ayrıldığı, İstanbul Kara Surları Koruma Alanı içinde kalan bir bölgenin, koruma amaçlı imar planı çalışmaları yerine yenileme alanı ilan edilmesi ve buna göre yenileme projelerine fırsat veren düzenlemeler yapılacak olmasındaki gerekçenin çok iyi analiz edilmesi gerektiği, ancak bu hususun dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere eksik ve yetersiz olduğu görüş ve kanaatine ulaşıldığı belirtilmiştir.
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümleri, bilirkişi raporunda yer verilen tespitler ve yenileme alanı olarak ilan edilen davaya konu bölgenin, tarihsel süreç içindeki karakterinin değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ve anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılması, tarihi ve kültürel dokunun geleceğe taşınmasının amaçlandığı, sit koruma alanı içerisinde Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölgesinde bulunan dava konusu taşınmazın, UNESCO tarafından dünya kültür mirası alanı olarak belirlenen surların algılanmasının kolaylaştırılması ve siluet etkisinin arttırılması amacıyla yenileme alanı sınırına dahil edildiği anlaşılmaktadır.
Bu yörenin tarihsel süreci ve halihazır durumu dikkate alındığında yenileme alanı ilanına ilişkin işlemin yargısal denetiminde önde gelen husus “maksat denetimi”dir. Uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde yer aldığı yakın çevrenin baskın kentsel karakterinin, ağırlıklı olarak açık ve yeşil alan sisteminde kalması, Kara Surlarının ise tescil kararlarına göre rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanabilecek olması karşısında bölgedeki kullanım kararlarının koruma amaçlı imar planları ile de düzenlenebilmesi mümkün iken alanın 5366 sayılı Yasa kapsamına alınmasında amaç bakımından hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu durumda, dava konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmının iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, 29/10/2021 günlü, 31643 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 85 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi uyarınca, 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığı “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiğinden, husumetin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yerine Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına yöneltilmesine karar verilerek, duruşma için taraflara önceden bildirilen 17/11/2021 tarihinde, davacı vekili tarafından yetkili kılınan Av. …’nın ve davalı idarelerden Cumhurbaşkanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı vekili Hukuk Müşaviri …’in geldiği, diğer davalılardan İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı ile Zeytinburnu Belediye Başkanlığı vekillerinin gelmediği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle, açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip, duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Zeytinburnu İlçesi sınırlar içinde bulunan dava konusu alan Koruma Kurulunca … günlü, … sayılı karar ile sit alanı ilan edilmiştir.
Zeytinburnu Belediyesi İmar Komisyonunca dava konusu alanın yenileme alanı olarak belirlenmesine yönelik olarak hazırlanan raporun Belediye Meclisine havale edilmesi üzerine Zeytinburnu Belediye Meclisinin 7/10/2005 tarihli kararı ile “Kuzeyde Vatan Caddesi devamı, güneyde Abay Caddesi, doğuda kara surları, batıda sur tecrit bandı hududu arasında kalan bölgenin” yenileme alanı olması hususundaki teklif kabul edilmiştir.
Anılan karar İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı Planlama ve İmar Daire Başkanlığı Planlama ve İmar Müdürlüğüne bildirilmiş ve 09/01/2006 tarihinde de İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisince görüşülmüş ve onaylanmıştır.
Zeytinburnu ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclislerince alınan kararlar neticesinde dosya Bakanlar Kurulu kararı alınması için İçişleri Bakanlığı Mahalli İdareler Genel Müdürlüğüne intikal ettirilmiştir.
Eksiklerin tamamlanması ve görüşünün alınması için İstanbul 4 Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Müdürlüğüne … günlü, … sayılı yazı yazılmış; Koruma Kurulu Müdürlüğü tarafından 17/04/2006 tarihinde paftaların “Zeytinburnu Sur Tecrit Bandı Yenileme Alanı” sınırları içerisinde görülen alanın “sur tecrit bandı” sınırları içinde kaldığını onaylaması üzerine, 24/05/2006 günlü, 2006/10502 sayılı Bakanlar Kurulu kararı alınmıştır.
Dava konusu taşınmaz için, İçişleri Bakanlığının … günlü, … sayılı yazısı üzerine 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesine göre acele kamulaştırma yetkisi Zeytinburnu Belediyesine verilmiştir. Zeytinburnu Belediye Başkanlığı tarafından da, … Asliye Hukuk Mahkemesinin … D. İş sayılı dosyasında Acele Kamulaştırma istemi ile bedel tespiti üzerine davacı tarafından anılan Bakanlar Kurulu kararından haberdar olduğu görülmektedir.
Bunun üzerine, 24/05/2006 günlü, 2006 10502 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

USUL YÖNÜNDEN:
Davalı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği ileri sürülmüştür.
Uyuşmazlık konusu olayda; davacının taşınmazının bulunduğu alanı da ilgilendiren dava konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya tebliğ edilmediği, anılan işlemin, davacıya ait taşınmazın kamulaştırılması amacıyla … Asliye Hukuk Mahkemesinin E: … D. İş sayılı dosyasında acele kamulaştırma istemi ile bedel tespiti davasının dava dilekçesinin 13/02/2018 tarihinde tebliğ edilmesiyle davacı tarafından öğrenildiği anlaşıldığından, davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmaktadır.

ESAS YÖNÜNDEN:
İLGİLİ MEVZUAT
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ”Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.” hükmüne, 3. maddesinin 7. fıkrasında; ”Yenileme projelerini onaylamak üzere 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 51 inci maddesine göre gerektiği kadar Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu oluşturulur. Kurulca onaylanan projeler, il özel idaresi veya belediyece uygulanır.” hükmüne, aynı maddenin 9. fıkrasında ise; ”Yenileme projeleri, uygulama alanı içerisinde bulunan taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarının rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların imar mevzuatında öngörülen projelerinden oluşur.” hükmüne yer verilmiştir.
14/12/2005 günlü, 26023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin 4. maddesinin (f) bendinde; Yenileme alanı: Sit ve koruma alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının içinde, sınırları yetkili idarenin teklifi üzerine Bakanlar Kurulu’nca kabul edilerek belirlenen alanlar olarak tanımlanmış, (g) bendinde; Yenileme avan projesinin yenileme uygulama projelerine esas teşkil edecek, Kanunun 2 nci maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, mimari avan proje ile statik, tesisat, elektrik, ulaşım ve alt yapı ön raporlarını ifade ettiği, (h) bendinde ise; Yenileme uygulama projesinin yenileme alanı içerisinde bulunan tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların, Kanunun 3. maddesi uyarınca kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanan, rölöve, restitüsyon, restorasyon projeleri ile onarılacak veya yeniden inşa edilecek yapıların, imar mevzuatında öngörülen kentsel tasarım, çevre düzenleme, mimari, statik, mekanik-elektrik tesisat ve alt yapı projelerini ifade ettiği kurala bağlanmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda aktarılan mevzuat hükümlerinin birlikte incelenip değerlendirilmesinden; 5366 sayılı Kanun ve anılan Kanunun Uygulama Yönetmeliği ile kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca sit alanı olarak tescil ve ilan edilmiş olan bölge ve bu bölgelere ait koruma alanları içinde yer alan yıpranmış ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş alanların, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır.
Dava Konusu Bakanlar Kurulu Kararının İncelenmesi:
Uyuşmazlık konusu olayın, 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanun uyarınca yenileme alanı ilan edilmesine ilişkin olması ve söz konusu uyuşmazlığın çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle 27/09/2018 tarihli ara kararıyla keşif-bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, Naip Üye … tarafından re’sen seçilen bilirkişiler; Prof. Dr. … , Doç Dr. .. ve Dr. Öğr. Üyesi … ‘ten oluşan bilirkişi kurulu ile birlikte mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi gerçekleştirilmiştir.
Bilirkişiler tarafından hazırlanan raporda özetle; yenileme alanı ilan edilen alanın, “İstanbul’un Tarihi Alanları” çerçevesinde UNESCO tarafından Dünya Miras Alanı olarak belirlenen alanı oluşturduğu, yenileme alanı ilan edilen ve dava konusu taşınmazın da içinde kaldığı bölgenin, Kara Surları Koruma Alanı ile Kara Surları Tampon Bölge’den oluştuğu, UNESCO tarafından “İstanbul Tarihi Alanları” olarak Dünya Miras Alanı olarak belirlenen alanlardan birinin de İstanbul Kara Surları Koruma Alanı olduğu, bu nedenle bölgenin tarihi ve kültürel miras ile evrensel özelliklerinin mevcut olduğu belirtilmiştir. Dava konusu taşınmazın yakın çevresinde, keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında tespit edildiği üzere, … Tesisi yapısının yıkılmış olduğu, bölgede İstanbul Kara Surları boyunca, konut vb. işlevlerin oluşturduğu örneğin bir mahalle karakterinde alan bulunmadığı, sur dışı bir alan olarak bu bölgenin baskın karakterinin açık ve yapılaşmamış bir alan niteliğinde olduğu, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan bir dönem üretim yapılan ancak günümüzde ticari, depolama ve ofis gibi işlevlere sahip az sayıda yapılar bulunsa da bölge karakterinin sur boyunca açık ve yeşil alan niteliğinde olduğu, bununla birlikte, bölgede önemli hastane yapılarının yanı sıra, otel gibi konaklama işlevine sahip yapıların da bulunduğu, ayrıca taşınmazın Kazlıçeşme Marmaray İstasyonuna yürüme mesafesi içinde kaldığı ve istasyonun kuzey kesiminin ticaret alanı, güney kesiminin ise turizm tesis alanlarına ayrıldığının görüldüğü ifade edilmiştir.
Bilirkişi raporunun devamında, 5366 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğine atıfta bulunulduktan sonra; anılan mevzuatta tanımlanan yenileme alanı ilanı için; sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanları sınırları içindeki alanların, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş olup olmadığı, bölgenin gelişimine uygun olarak tarihi ve kültürel özellikler ile afet risklerinin dikkate alınması, kadastral bilgiler, mülkiyet durumları, kullanım fonksiyonları, nüfus yapısı, uluslar arası anlaşmalardan doğan haklar ve buna benzer konularda gerekli bilgi ve belgeler çerçevesinde değerlendirilmelerinin yapılması gerektiği, öte yandan, kültür mirasına sahip bölgelerin korunması, kullanılması ve geliştirilmesine yönelik olarak 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu çerçevesinde de önemli hususlar bulunduğu, bu açıdan değerlendirildiğinde, koruma-kullanma ve geliştirme ilişkisi çerçevesinde, korunması gerekli bir alanda, dava konusu taşınmaz yönüyle de İstanbul Kara Surları Koruma Alanı içinde kalan bir bölgenin, koruma amaçlı imar planı çalışmaları yerine yenileme alanı ilan edilmesi ve buna göre yenileme projelerine fırsat veren düzenlemeler yapılacak olmasındaki gerekçenin çok iyi analiz edilmesinim gerektiği, ancak bu hususun dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden anlaşıldığı üzere eksik ve yetersiz olduğu görüş ve kanaatine ulaşılmıştır.
Anılan bilirkişi raporu ve ek rapor taraflara tebliğ edilmiş, rapordaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, rapora yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu edilen ve yenileme alanı olarak ilan edilen bölgenin, detaylı olarak bölge karakterinin tarihsel süreç içinde incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucu uyuşmazlık konusu taşınmazın da içinde yer aldığı yakın çevrenin baskın kentsel karakterinin, ağırlıklı olarak açık ve yeşil alan sisteminde kalması, Kara Surlarının tescil kararlarına göre rölöve, restitüsyon ve restorasyon projelerinin hazırlanabilecek olması, bölgedeki kullanım kararlarının koruma amaçlı imar planları ile düzenlenebilecek olması, yıpranmış ve yenilenmesi gerekli tescilli yapıların ağırlıkta olduğu bir bölge karakteri taşımaması nedeniyle, alanın yenileme alanı olarak ilanına ilişkin dava konusu konusu Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait taşınmaza ilişkin kısmında hukuka uyarlık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Dava konusu “yenileme alanına” ilişkin 24/05/2006 günlü, 2006/10502 sayılı Bakanlar Kurulu kararının davacıya ait İstanbul İli, Zeytinburnu İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza yönelik kısmının İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam … -TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca duruşmalı işler için belirlenen …-TL, vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Davacı tarafından yatırılan keşif avansından artan … TL’nin davacıya iadesine,
5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen (30) otuz gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 17/11/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.