Danıştay Kararı 6. Daire 2019/462 E. 2022/7524 K. 28.06.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2019/462 E.  ,  2022/7524 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2019/462
Karar No : 2022/7524

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI) … Bakanlığı/…
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … Adi Ortaklığı
VEKİLİ : Av. …
3- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL) … İnşaat Yatırım Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1- …
VEKİLİ : Av. … 2- …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Başakşehir özel proje alanı ilan edilen 774 ha.lık alanın 568 ha. büyüklüğündeki kısmına ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca onaylanan 15/05/2015 tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine askı süresi içinde yapılan itirazlardan kısmen kabul edilenler doğrultusunda anılan Bakanlıkça yeniden onaylanan 07/09/2015 tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda, dava konusu imar planı değişikliklerinin tamamına karşı TMMOB Şehir Plancıları Odası tarafından açılan ve … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasına kaydedilen diğer bir davada, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyada yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu imar planı değişiklikleri öncesinde yürürlükte olan 27.08.2003 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planının, 25.03.2002 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planının etaplarından biri olması ve söz konusu planlama sahasının üst 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında metropol düzeyinde öngörülen donatı alanlarını içermesi nedeniyle sosyal donatı alanlarının hesaplanmasının sadece nüfus projeksiyonuyla ilişkilendirilmesinin ve Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği uyarınca ihtiyaç fazlası olan donatı miktarının düşürülmesinin şehircilik ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğu, yine 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “lojistik alan” ve “kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı” fonksiyonunda kalan kısımlara dava konusu plan değişiklikleri ile farklı fonksiyonlar getirilmesinin planlama hiyerarşisine aykırı olduğu, diğer taraftan Kuzey Marmara Otoyolunun bağlantı noktalarına yakın konumda ticaret+hizmet alanları planlanmasının ulaşım yükünü arttırdığı, önceki planlarda bölge parkı kullanımında olan alanın işlevinin E:1.50, hmaks:60 metre yapılaşma koşullarında ticaret+konut alanı kullanımına çevrilmesi suretiyle hem ihtiyacın üzerinde ticaret alanı ayrıldığı hem de öngörülen yüksek yapılaşma koşullarının ulaşım ve çevre üzerinde olumsuz etkiler doğuracağı, önceki imar planlarında park alanı, dere mutlak koruma alanı, sağlık alanı, yönetim merkezi gibi sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarında kalan çok sayıda parselin kısmen veya tamamen gelişme konut alanına çevrildiği, yanı sıra konut alanlarında inşaat emsalinin brüt alan üzerinden hesaplanacağına dair plan notları getirilerek yapılaşma yoğunluğunun önceki plan kararlarına göre ciddi miktarda artırıldığı, bu durumun da ulaşım ve çevre üzerinde olumsuz etkiler doğuracağı anlaşıldığından, dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar plan değişikliklerinde mevzuata, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi üyesi olan davacıların, dava açma ehliyetlerinin bulunmadığı, uyuşmazlık konusu alana ilişkin önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onaylandığı tarihte yürürlükte olan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelikte öngörülen asgari donatı standardının, dava konusu plan değişikliklerinin onaylandığı tarihte yürürlükte olan Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde öngörülen standardın üzerinde olduğu, önceki imar planlarında ayrılan donatı alanlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirlenen standartlara göre hesaplanması halinde, ihtiyaç fazlası olarak, düzenleme ortaklık payından karşılanması gereken 355.803 m2, kamu ortaklık payından karşılanması gereken 469.947 m2 alanın ortaya çıktığı, bu durumun hem kamulaştırma hem de altyapı maliyetlerini ciddi miktarda artırdığı, önceki planlarda 43.163 kişilik nüfus belirlemesi yapıldığı halde, ilgili Yönetmelikte belirlenen standardın çok üzerinde, yaklaşık 87.000 kişilik nüfusa hizmet verebilecek büyüklükte donatı alanı ayrıldığı, dava konusu plan değişiklikleri ile ayrılan donatı alanlarının Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde belirlenen standartların üzerine olduğu, ulaşılabilirlik ve erişilebilirlik ilkesi göz önüne bulundurularak mümkün olduğunca eşit dağıtıldığı, uyuşmazlık konusu alanın komşuluğunda yer alan diğer etaba ilişkin ilk plan olan 2002 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planından sonra ilave ve revizyon nazım imar planlarının 2004, 2007 ve 2013 yıllarında onaylandığı ve bu doğrultuda 1/1000 ölçekli ilave ve revizyon uygulama imar planının da 2013 yılında onaylandığı, dolayısıyla bilirkişi raporunda belirtilenin aksine, 2002 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planının bütünlüğünün bozulduğu, önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planının teklif edilen ilk halinde yoğunlukların 300, 400 ve 600 k/ha olarak önerildiği, bu yoğunluğa göre 145.000 kişilik nüfus ve bu nüfusa göre donatı alanı belirlendiği, ancak bu teklifin İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisince, yoğunlukların 100, 150 ve 250 k/ha’ya düşürülmesi suretiyle tadilen onaylandığı, bu şekilde plan nüfusunun 145.000 kişiden 72.022 kişiye düşürüldüğü, ancak donatı alanlarının aynen korunduğu, bu nedenle önceki 1/5000 ölçekli nazım imar planında öngörülen nüfusun ihtiyacı olandan 1.838.533 m2 fazla, önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 814.751 m2 fazla donatı alanı ayrıldığı, dolayısıyla hem kullanıcısı olmayan hem de yüksek maliyetler nedeniyle hayata geçirilemeyen atıl donatı alanlarının ortaya çıktığı, planlama alanının çevresinde yüksek yoğunluklu dikey yapılaşmaların yaygın olduğu ve emsal değerlerinin 1.50 ila 2.00 arasında değiştiği, dava konusu imar planı değişikliklerinde ise çevresine göre daha düşük emsal değerleri öngörüldüğü ve yüksekliklerin de sınırlandırıldığı, Kuzey Marmara Otoyolu ve bağlantı yollarının planlama alanına entegre edilmesi ile ulaşım olanağının güçlendirildiği, bölgede oluşacak kalıcı nüfusun ve ticaret alanlarının ihtiyacını karşılayacak şekilde planlama yapıldığı, bilirkişi raporunda belirtilenin aksine Kuzey Marmara Otoyoluna bağlantının konut+ticaret alanından değil, planlama alanının güney doğusunda ticaret işlevinin bulunmadığı kısımdan yapıldığı, ayrıca söz konusu bağlantının Kuzey Marmara Otoyolu projesinde de mevcut olduğu ve dava konusu planlara aktarıldığı, ayrıca ticaret+konut işlevine ayrılan kısmın üst 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında gelişme alanı kullanımında kaldığı, dava konusu plan değişikliklerinin, gerekli analiz ve sentez çalışmaları yapılarak ve ilgili kurumlardan görüşler alınarak mevzuata uygun şekilde hazırlandığı, üst 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında öngörülen lojistik alan işlevinin küçük bir kısmının dava konusu planlama alanı içinde kaldığı, büyük kısmının ise planlama alanı dışında olduğu ve planlama alanı dışında kalan bu bölgeye ilişkin 2011 ve 2012 yıllarında onaylanan 2 farklı nazım imar planı değişikliği ile sınırlarının netleştirildiği, ayrıca söz konusu lojistik alanın planlama alanı dışında kalan bir kısmının da 2012 yılında toplu konut alanı ilan edildiği ve buna ilişkin alt ölçekli planların yapıldığı, önceki 2003 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dere hattının sağında ve solunda 100’er metre mutlak koruma alanı ayrıldığından, bu plandan sonra 2009 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bu alana kentsel ve bölgesel park ve spor alanı kullanımı getirildiği, ancak 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının şematik gösterimler içermesi ve dere koruma kuşağının sonradan yürürlüğe giren İSKİ Yönetmeliği gereğince düşürülmesi sonucunda, söz konusu yeşil alanının kesin sınırlarının dava konusu alt ölçekli planlarla belirlendiği, bölgeye atanan nüfusa göre ayrılması gereken asgari yeşil alan miktarından 521.632 m2 fazla yeşil alan ayrıldığı, bu nedenle plan nüfusuna değil bölgeye hizmet edecek büyüklükte yeşil alan ayrılmış olduğu, bilirkişi raporunda dere koruma kuşağının genişliğine ilişkin hatalı değerlendirme yapıldığı, önceki 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dere hattının sağında ve solunda 100’er metreden toplam 200 metrelik alanın mutlak koruma alanı sınırları içinde belirlenerek yapılaşma dışı bırakıldığı, ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, Üye … ‘in; Başakşehir Belediye Başkanlığı tarafından hazırlanarak, onaylanmak üzere Çevre ve Şehircilik Bakanlığına sunulan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ve 3194 sayılı Kanunun 9. maddesi dayanak gösterilerek anılan Bakanlık tarafından resen onaylandığı, imar planı değişikliklerinin hazırlanması ve onaylanması sürecinde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığının herhangi bir işleminin bulunmadığı görüldüğünden, anılan büyükşehir belediye meclisinin üyeleri olan davacıların, üyelik sıfatı ile dava açma ehliyetlerinin varlığından söz edilemeyeceği, yanı sıra dava konusu planlama alanında maliki oldukları taşınmazlar bulunduğuna veya dava konusu planlama alanı içerisinde ikamet ettiklerine dair herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, malik veya semt sakini sıfatıyla da hareket etmediği anlaşılan davacıların, dava konusu işlemin iptalini istemekte hukuken korunması gereken menfaatlerinin bulunmadığı yönündeki karşı oyuna karşılık, davacıların ehliyetli olduğuna oyçokluğu ile karar verilerek, temyiz istemlerinin esastan incelenmesine geçildi.
29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Dava konusu planlama alanını kapsayan yaklaşık 900 ha. büyüklüğündeki alanda öncesinde 25.03.2002 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile bu planın etaplarından birisi olan ve yaklaşık 555 ha. büyüklüğündeki alanı kapsayan 27.08.2003 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planı yürürlükte olup, söz konusu planlarda alanın yaklaşık 97 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:0.70, hmaks:9.50 metre yapılaşma koşullarında yüksek yoğunluklu konut alanı”, yaklaşık 53 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:0.50, hmaks:9.50 metre yapılaşma koşullarında orta yoğunluklu konut alanı”, yaklaşık 45 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:0.30, hmaks:6.50 metre yapılaşma koşullarında düşük yoğunluklu konut alanı”, yaklaşık 26 ha. büyüklüğündeki kısmına da “E:0.50, hmaks:6.50 metre yapılaşma koşullarında ticaret alanı” kullanımları getirilmiş, toplam 1.602.475,53 m2 büyüklüğündeki alan ise muhtelif sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarına ayrılmıştır.
Devam eden süreçte Başakşehir ilçesi sınırları içinde yer alan Tatarcık Bölgesi, Hoşdere Köyü ile Eşkinoz Deresi ve çevresini kapsayan 774 ha. büyüklüğündeki alanın özel proje alanı ilan edilmesi doğrultusunda, söz konusu alanın 568 ha. büyüklüğündeki kısmına ilişkin Başakşehir Belediye Başkanlığınca hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri, 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendi ile 3194 sayılı Kanunun 9. maddesi dayanak gösterilerek Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 15.05.2015 tarihinde onaylanmış, bu planlara askı süresi içinde yapılan itirazlardan uygun görülenler doğrultusunda 1/5000 ölçekli nazım imar planın F21D19A paftasında ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının F21D19A2B paftasında değişiklik yapılması suretiyle dava konusu imar planları anılan Bakanlıkça 07.09.2015 tarihinde yeniden onaylanmıştır.
Dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile, planlama alanının yaklaşık 45,26 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:0.50, hmaks:13.50 metre (4 kat) yapılaşma koşullarında mevcut ve gelişme konut alanı”, yaklaşık 64,72 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:0.70, hmaks:20.50 metre (7 kat) yapılaşma koşullarında mevcut ve gelişme konut alanı”, yaklaşık 111,49 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:0.90, hmaks:24 metre (8 kat) yapılaşma koşullarında mevcut ve gelişme konut alanı”, yaklaşık 23,54 ha. büyüklüğündeki kısmına “E:1.50, hmaks:38 metre (13 kat) yapılaşma koşullarında gelişme konut alanı”, yaklaşık 18,23 ha. büyüklüğündeki kısmına da “E:0.75, hmaks:15.50 metre (5 kat) yapılaşma koşullarında ticaret alanı” kullanımları getirilmiş, ayrıca 40,66 ha. büyüklüğündeki alanda “konut+ticaret” işlevi öngörülmüş olup, bu işlev için “E:1.25, hmaks:33 metre (11 kat)”; “E:1.50, hmaks:60 metre (20 kat)”; “E:1.75, hmaks:79 metre (27 kat)” şeklinde 3 farklı yapılaşma koşulu belirlenmiş, toplam 1.846.031,84 m2 büyüklüğündeki alan ise muhtelif sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarına ayrılmıştır.
Bunun üzerine davacılar tarafından; dava konusu imar planı değişiklikleri ile yapı ve nüfus yoğunluğunun artırıldığı, donatı alanlarının ise yarı yarıya azaltıldığı, bu şekilde hem mevcut donatı dengesinin bozulduğu hem de önceki planlarla öngörülenden çok farklı bir yaşam çevresi oluşturulduğu, bölge şartları ve gelecekteki gereksinimler göz önünde bulundurulmadan, sırf önceki planda ayrılan donatıların fazla olduğundan bahisle yapılan imar planı değişikliklerinin mevzuatta aranan gerekçeleri taşımadığı, bölgede yoğun olan trafik ve nüfus problemlerinin çözümüne ilişkin planlama yapmak yerine yoğunluğu daha da artırıcı planlar yapılmasının kamu yararına aykırı olduğu, şeklinde iddialar ileri sürülerek bakılmakta olan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
Dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde; “Gecekondu, kıyı alanları ve tesisleri ile niteliğinin bozulması nedeniyle orman ve mera dışına çıkarılan alanlar dahil kentsel ve kırsal alan ve yerleşmelerde yapılacak iyileştirme, yenileme ve dönüşüm uygulamalarında idarelerce uyulacak usul ve esasları belirlemek, Bakanlar Kurulunca belirlenen bu nitelikteki uygulamalar ile finans merkezleri ve benzeri özel proje alanları ve özel yapım gerektiren yapılaşmalar ile 2985 sayılı Toplu Konut Kanunu ve 775 sayılı Gecekondu Kanunu uyarınca Toplu Konut İdaresi Başkanlığı tarafından yapılan uygulamalara ilişkin her tür ve ölçekte etüt, harita, plan, parselasyon planı ve yapı projelerini yapmak, yaptırmak, onaylamak, kamulaştırma, ruhsat ve yapım işlerini gerçekleştirmek, yapı kullanma izinlerini vermek ve bu alanlarda kat mülkiyetinin kurulmasını sağlamak” görevi Çevre ve Şehircilik Bakanlığının görevleri arasında sayılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 6.maddesinin dava konusu işlemin tesis edildiği tarihte yürürlükte olan halinde, planlar kapsadıkları alan ve amaçları açısından bölge planları ve imar planları olarak iki ana kategoriye ayrılmış, imar planları da uygulamaya esas olan uygulama imar planları ve bu planın hazırlanmasındaki temel hedefleri, ilkeleri ve arazi kullanım kararlarını belirleyen nazım imar planları olarak sınıflandırılmıştır. Anılan Yasanın 8. maddesinde ise alt ölçekli planların üst ölçekli planlarda belirlenen planlama ana ilkelerine, stratejilerine ve kararlarına uyumlu olması zorunluluğu getirilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “İmar planı revizyonu ve ilaveleri” başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrasında, “İmar planlarının ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı durumlar ile üst kademe plan kararlarına uygunluğunun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi için bu Yönetmelikte belirtilen ilke, esas ve standartlara uygun olarak imar planlarında revizyon yapılır.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin gerekçesine ilişkin olarak plan açıklama raporunda; planlama alanı çevresinde yapı ve nüfus yoğunluğunun artması sonucunda kentsel alanlara ihtiyacın arttığı, mevcut planların ihtiyaçlara cevap veremez hale geldiği, planlama alanı içinden geçen Eşkinoz Deresi ile Karanlık Deresinin koruma kuşağı genişliğinin önceki 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarında farklı belirlendiği ve bazı alanlarda koruma kuşağının daha geniş alındığı, ayrıca önceki planlar onaylandıktan sonra İSKİ tarafından dere ıslah projesinin hazırlandığı ve derelerin her 2 tarafında 50’şer metre olan koruma kuşağının 25’er metreye düşürüldüğü, böylece iki farklı koruma kuşağı arasında atıl durumda kalan ve fazladan kamulaştırılacak bir alanın ortaya çıktığı, planlama alanı çevresinde Kuzey Marmara Otoyolu, üçüncü havalimanı, Kanal İstanbul Projesi ve BİO İstanbul Projesi gibi büyük yatırım projelerinin bulunduğu, bu projeler tamamlandığında bölgenin merkez konumuna geleceği, bölgeye ilgi ve talebin artmasına bağlı olarak yeni konut ihtiyaçlarının ortaya çıkacağı, Kuzey Marmara Otoyolunun planlama alanının kuzeyinden ve doğusundan geçtiği, ancak mevcut planların bu otoyola bağlantısının bulunmadığı, planlama alanı içinde söz konusu otoyola paralel şekilde yan yol oluşturulması ve bu yan yolun kavşak ile otoyola bağlantısının sağlanması gerektiği, şeklinde gerekçelere yer verildiği görülmektedir.
Bu doğrultuda, önceki 25.03.2002 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 27.08.2003 onay tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının ihtiyaca cevap vermediğinden bahisle yapılan ve plan ana kararlarını etkileyecek büyüklükte alanı kapsadığı anlaşılan dava konusu nazım ve uygulama imar planı değişikliklerinin yapılış amacı ve şekli göz önünde bulundurulduğunda, adlandırıldıkları gibi “plan değişikliği” değil, “plan revizyonu” niteliğinde oldukları sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, karara esas alınan bilirkişi raporunda her ne kadar önceki 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının uyuşmazlık konusu alana ilişkin nüfus ve donatı öngörüleri ve ana kararlarıyla kıyaslama yapılmak suretiyle bir değerlendirme yapılmışsa da, gerçekte revizyon niteliği taşıyan dava konusu 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin kendi içerisinde incelenmesi ve yeni plan kurgusunun bölge koşullarına, üst ölçekli plan kararlarına, imar mevzuatına, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygunluğunun değerlendirilmesi gerekmektedir.
Öte yandan, İdare Mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda, dava konusu imar planı değişikliklerinin üst 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planına uygunluğu yönünden genel olarak; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında “lojistik bölge” kullanımında olan alanın dava konusu plan değişiklikleri ile “konut alanı” kullanımına çevrildiği, yine 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında tüm kente hizmet etmek üzere yeşil koridor olarak ayrılan “kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı” işlevinin dava konusu plan değişikliklerinde küçültülerek, kentsel yeşil alan niteliğinden çıkarıldığı, sadece planlama alanına hizmet edecek yeşil alan niteliğine dönüştürüldüğü, bir kısmı dava konusu planlama alanında kalan ve planlama alanı dışında da devamlılığı olan lojistik bölge işlevi ile kentsel ve bölgesel yeşil ve spor alanı işlevinin 50 ha.’nın üzerinde olması nedeniyle, alt ölçekli planlarda değiştirilmesinin planlama hiyerarşisine aykırı olduğu şeklinde yer verilen değerlendirmelere karşılık davalı yanında müdahiller tarafından dosyaya sunulan temyiz dilekçelerinde; 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında öngörülen lojistik bölge işlevinin küçük bir kısmının dava konusu planlama alanı içinde kaldığı, büyük kısmının ise planlama alanı dışında olduğu ve planlama alanı dışında kalan bu bölgeye ilişkin 2011 ve 2012 yıllarında onaylanan 2 farklı 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile söz konusu işlevin yer seçim kararlarının netleştirildiği, dava konusu planlama alanının ise bu planların dışında bırakıldığı, ayrıca 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında öngörülen lojistik bölgenin bir kısmının 2012 yılında toplu konut alanı ilan edildiği ve buna ilişkin alt ölçekli planların yapıldığı, önceki 2003 yılı onaylı 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dere hattının sağında ve solunda 100’er metre mutlak koruma alanı ayrıldığından, bu plandan sonra 2009 yılında onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında bu alana kentsel ve bölgesel park ve spor alanı kullanımı getirildiği, ancak 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının şematik gösterimler içermesi ve dere koruma kuşağının sonradan yürürlüğe giren İSKİ Yönetmeliği gereğince düşürülmesi sonucunda, söz konusu yeşil alanının kesin sınırlarının dava konusu alt ölçekli planlarla belirlendiği, bu doğrultuda 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının güncel veriler doğrultusunda revize edilmesine ilişkin çalışmalara 2019 yılında başlandığı şeklinde iddialar ileri sürüldüğü görülmektedir.
Bu tespit ve açıklamalar ışığında, dava konusu imar planlarının bilimsel, teknik araştırmalara, analiz ve sentez çalışmalarına dayanıp dayanmadığı, planların ayrıntı düzeyinin kademesine ve ölçeğine uygunluğu, planlama alanında öngörülen fonksiyonların ve bu fonksiyonlar için belirlenen yapılaşma koşullarının bölgenin dokusu ile uyumu, yakın çevresi ile ilişkisi, planlama hiyerarşisine, şehircilik ilkelerine, planlama tekniklerine ve kamu yararına uygunluğu, alana atanan nüfusun ihtiyacı olan sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının yeterli miktarda ayrılıp ayrılmadığı, varsa komşu bölgelerdeki onaylı planlarla irtibat kurulup kurulmadığı hususlarının, davalı idare ile davalı yanında müdahillerin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar da göz önünde bulundurulmak suretiyle, alanında uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması, bu inceleme sonucunda elde edilecek sonuca göre yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının ve davalı yanında müdahillerin temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X) : Temyiz istemine konu edilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın onanması gerektiği oyuyla aksi yöndeki Dairemiz kararına katılmıyorum.