Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/10 E. , 2022/8425 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/10
Karar No : 2022/8425
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
İSTEMİN ÖZETİ: Ankara İli, Kahramankazan İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan yapıda, ruhsata aykırı imalatlar yapıldığından bahisle, yapı sahibi davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca 138.492,35-TL idari para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Kahramankazan Belediye Encümeni kararının iptali istemiyle açılan davada; dava konusu para cezasının; 54.010,39-TL’lik kısmının iptali, 84.481,96 TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının iptale ilişkin kısmına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ: Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 05/10/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X) :
Dava, Ankara İli, Kahramankazan İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazda bulunan yapıda, ruhsata aykırı İmalatlar yapıldığından bahisle, davacıya 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca 138.492,35-TL para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı kararın iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) bendinde, yapı sınıfı ve grubu dikkate alınmak suretiyle maddede belirtilen miktar ile yapının alanının çarpılması sonucu temel ceza miktarının hesaplanacağı ve bu miktar üzerinden (c) bendinin alt bentlerinde belirtilen artırım sebepleri için gösterilen oranlar uyarınca bulunan miktarların eklenmesi sonrasında toplam ceza miktarının bulunacağı belirtilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; Ankara İli, Kahramankazan İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı tarafından ruhsata aykırı olarak toplam 2028,10 m2 inşaat yapıldığının 06.10.2016 tarihli yapı tatil tutanağı ile tespit edildiği, yapıların yapı sınıfı ve grubunun 3/A olarak kabul edilerek temel para cezasının hesaplandığı, 42. maddenin 2. fıkrasının (c) bendinin 5.,10. ve 12. alt bentlerinde belirtilen oranlar da hesaplanarak eklenmesi üzerine 138.492,35-TL para cezası verildiği, İdare Mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde ise; davalı idarece tespit edilen aykırılıktan etkilenen alanın doğru olduğu, ancak ruhsatlı imalat atölyesine ilave edilmiş olan 646,70 m² (2 katlı) yapının, II-C sınıfı; basit atölye görünümlü 1377,50 m² yapının ise II-B sınıfı yapı olarak kabul edildiği ve 42. maddenin 2. fıkrasının (c) bendinin 5.,10. ve 12. alt bentlerinde belirtilen oranlar da eklenip toplam para cezasının 84.481,96-TL olarak hesaplandığı, İdare Mahkemesince, bilirkişi incelemesi doğrultusunda para cezasınn 84.481,96-TL’lik kısmı yönünden davanın reddine, 54.010,39-TL’lik kısmının iptaline karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada yer alan bilgi, belge ve fotoğraflardan; 646,70 m2 yapının ruhsatlı ana binaya ilave olarak yapıldığı, ana binanın yapı sınıfı ve grubunun 3/A olan küçük sanayi tesisi olduğu ve bu nedenle 646,70 m2 ilavenin de yapı sınıfı ve grubunun 3/A olarak kabul edilmesi gerektiği, 1377,50 m2 yapının ise II-B sınıfı yapılardan basit atölye olarak değerlendirilemeyeceği, söz konusu bu yapının da yapı sınıfı ve grubunun 3/A olan donanımlı bir atölye olduğu dikkate alındığında davalı idarece hesaplanan para cezasında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla para cezasının 54.010,39 TL’lik kısmının iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla, çoğunluk kararına katılmıyorum.
KARŞI OY (XX) :
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun “İstinaf” başlıklı 45. maddesinin 6. bendinde: “Bölge idare mahkemelerinin 46. maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir.” kuralı yer almaktadır.
Anılan Kanun’un “Temyiz” başlıklı 46. maddesinde: “Danıştay dava dairelerinin nihai kararları ile bölge idare mahkemelerinin aşağıda sayılan davalar hakkında verdikleri kararlar, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi Danıştayda, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebilir:
…
b) Konusu yüz bin Türk lirasını aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davalar…” hükmüne yer verilmiş;
anılan Kanun’un Ek 1. maddesinin atıfta bulunduğu 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 298. maddesi uyarınca Hazine ve Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranı ile artırılmak suretiyle 2020 yılı için 176.000,00 TL’yi aşan vergi davaları, tam yargı davaları ve idari işlemler hakkında açılan davaların temyiz incelenmesine olanak tanınmıştır.
İstinaf başvurusunun idari yargılama hukukunda yeni bir kanun yolu olarak getirildiği 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un gerekçesinde; tahdidi olarak sayılan konular dışındaki davaların Bölge İdare Mahkemelerinde istinaf incelemesi neticesinde kesinleşeceği belirtilmiştir.
Anılan mevzuat hükümleri ve 6545 sayılı Kanun’un gerekçesi birlikte değerlendirildiğinde, 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirlenen miktarı aşmayan davalar hakkında idare mahkemelerince verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine bölge idare mahkemelerince verilen kararların kesin olduğu; dolayısıyla, bu kararların temyiz istemine konu edilemeyeceği; öte yandan anılan Kanun hükmü uyarınca temyiz sınırının tespitinde, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının verildiği tarih itibarı ile yeniden değerleme oranına göre güncellenmiş miktarın dikkate alınması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu edilen uyuşmazlığın, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin karar tarihi (2020) itibariyla geçerli olan 176.000,00-TL’lik temyiz sınırının altında olduğu dikkate alındığında; işbu davaya ilişkin olarak verilen İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması istemiyle yapılan temyiz isteminin esasının incelenmesine olanak bulunmadığından, temyiz isteminin incelenmeksizin reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesiyle, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının esasının incelenmesine ilişkin çoğunluk kararına katılmıyorum.