Danıştay Kararı 6. Daire 2020/1157 E. 2022/10741 K. 07.12.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/1157 E.  ,  2022/10741 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/1157
Karar No : 2022/10741

TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İstanbul İli, … İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … sayılı parsel sayılı taşınmazda 336,72 m² onaylı rölöve projesi olan yapının yıkılarak yerine 1.084,50 m² yapı, 117,50 m² müştemilat, 84,00 m² havuz, 235,00 m² set altı garaj yapıldığından bahisle 2960 sayılı Boğaziçi Kanunu’nun 13. maddesi ve 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca 161.301,47-TL para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Encümeni kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesindeki para cezası yaptırımının uygulanacağı ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapının sahibi ibaresinden inşai faaliyeti yapan kişilerin anlaşılması gerektiği, taşınmazı 05/10/2012 tarihinde satın alan davacının 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesi uyarınca yapı sahibi olarak değerlendirilemeyeceği ve cezaların şahsiliği ilkesi gereği dava konusu idari para cezasından sorumlu tutulamayacağından, para cezası verilmesine ilişkin dava konusu Encümen kararında hukuka ve mevzuata uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlem hukuka aykırı bulunarak iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyiz edilen kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘ÜN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının değişik gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … sayılı parselde bulunan taşınmazda yapılan denetim sonucunda 336,72 m2 onaylı rölöve projesi olan binanın yıkılarak 1.084,50 m2, Bodrum kat, Zemin kat, Normal kat ve Çekme kat olarak yeniden yapıldığı, ayrıca ruhsatsız olarak 117,50 m2 tek katlı müştemilat, 84 m2 ruhsatsız havuz ve 352 m2 ruhsatsız garaj yapıldığının … tarih, … nolu yapı tatil tutanağı ile tespit edilmesi üzerine 161.301,47-TL para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Encümen kararının verilmesi üzerine iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Anayasa’nın “Suç ve cezalara ilişkin esaslar” kenar başlıklı 38. maddesinin 7. fıkrasında, “Ceza sorumluluğu şahsidir” hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesinde; “Bu maddede belirtilen ve imar mevzuatına aykırılık teşkil eden fiil ve hallerin tespit edildiği tarihten itibaren on iş günü içinde ilgili idare encümenince sorumlular hakkında, üstlenilen her bir sorumluluk için ayrı ayrı olarak bu maddede belirtilen idari müeyyideler uygulanır. Ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine ve aykırılığı altı işgünü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, beşyüz Türk Lirasından az olmamak üzere aşağıdaki şekilde hesaplanan idari para cezaları uygulanır. (…)” şeklinde düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Ceza sorumluluğunun şahsiliği ceza hukukunun temel ilkelerindendir. Cezaların şahsiliğinden amaç, bir kimsenin işlemediği bir fiilden dolayı cezalandırılamaması, başka bir anlatımla bir kimsenin başkasının fiilinden sorumlu tutulamamasıdır. Anayasanın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından idari para cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.
Cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca; 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 42. maddesine göre verilecek olan para cezasının ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıyı fiilen yapan ya da yaptıran kişi adına, bir başka ifade ile yapı sahibi adına verilmesi gerekmektedir. Yapı sahibinin ise her zaman taşınmaz maliki ile aynı kişi olması zorunlu olmadığından ruhsatsız yapıyı yapan kişinin taşınmaz malikinden farklı bir kişi olduğunun anlaşılması durumunda, taşınmaz maliki adına değil yapıyı yapan adına para cezası verilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … sayılı parselde bulunan taşınmazda yapılan denetim sonucunda 336,72 m2 onaylı rölöve projesi olan binanın yıkılarak 1.084,50 m2 olarak yeniden yapıldığı, ayrıca ruhsatsız olarak 117,50 m2 tek katlı müştemilat, 84 m2 ruhsatsız havuz ve 352 m2 ruhsatsız garaj yapıldığının … tarih, … nolu yapı tatil tutanağı ile tespit edildiği, tapu kayıtlarına göre davacının taşınmazı 05/10/2012 tarihinde satın aldığı; dava dilekçesinde, taşınmazın, üzerindeki site şeklindeki yapıları inşa ederek satışa sunan müteahhit firmadan bulunduğu şekliyle satın alındığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, taşınmazdaki ruhsata aykırılıkların yıkımına ilişkin … tarih ve … sayılı Encümen kararının iptali istemiyle davacı tarafından açılan başka bir davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen, bakılan davada da karara esas alınan bilirkişi raporunda, “dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Boğaziçi Sahil Şeridi ve Öngörünüm Bölgesi Uygulama İmar Planında konut alanında kaldığı, yapı tatil tutanağında tespit edilen ve yapıda da mevcut olan aykırılıkların kullanım alanını artıran etkisi nedeniyle ruhsat gerektirdiği, yapı statüsünde olan eklentilerin de ruhsat gerektiren imalatlar olduğu, parselin bulunduğu alanda yürürlükteki İmar Planı ve plan notlarına göre ruhsata bağlanmasının mümkün olmadığı, taşınmazın hava fotoğraflarının incelenmesinden, 07/04/2002 tarihli hava fotoğrafında parselde bulunan eski yapının görüldüğü, 12/03/2010 tarihli hava fotoğrafında eski yapının yerinde daha büyük çatı alanı olduğunun görüldüğü, 06/06/2011 tarihli hava fotoğrafında ön kısımda (caddeye paralel) bir düzenleme daha yapıldığı, 13/06/2018 tarihli fotoğrafta ise yapının ön bahçesinde iki bölüm oluşturulduğunun görüldüğü, yapının 06/06/2011 tarihinden itibaren kısım kısım yapıldığının anlaşıldığı” yönünde görüş bildirildiği, anılan dosyada taraflara tebliğ edilen rapora itiraz edilmediği, yıkıma ilişkin encümen kararına karşı açılan davanın reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararı ile reddedildiği görülmektedir.
Bu durumda, yapı tatil tutanağında belirlenen aykırılıkların davacının taşınmazı satın aldığı 05/10/2012 tarihinden önce başlayarak tespit tarihine kadar kısım kısım yapıldığı, cezaların şahsiliği ilkesi gereği ruhsata aykırı imalatları yapanın açık olarak belirlenmesinden sonra yapıyı yapana para cezası verilmesi gerekirken, bu konuda bir belirleme yapılmaksızın tesis edilen para cezasına ilişkin encümen kararında hukuka uyarlık bulunmadığından, dava konusu para cezasının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik görülmemiştir.
Öte yandan, taşınmazın satın alındığı tarihten sonra davacı tarafından yapılan ruhsata aykırı kısımların tespit edilerek, anılan kısımlar için ilgili mevzuat hükümleri uyarınca para cezası verilebileceği tabiidir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalının temyiz isteminin reddine,
2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 07/12/2022 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY (X) :

Dosyanın incelenmesinden; İstanbul İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Mevkii, … pafta, … ada, … sayılı parselde bulunan taşınmazda yapılan denetim sonucunda ruhsata aykırı imalatların tespiti üzerine dava konusu para cezasına ilişkin … tarih ve … sayılı Encümen kararı ile aykırılıkların yıkımına ilişkin aynı tarih ve … sayılı Encümen kararının verildiği, Uyuşmazlıkta, taşınmazdaki ruhsata aykırılıkların yıkımına ilişkin … tarih ve … sayılı Encümen kararının iptali istemiyle davacı tarafından açılan davada yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun bakılan davada da karara esas alınarak Mahkemece hüküm kurulduğu halde, temyize konu Mahkeme kararından önce davanın taraflarına tebliğ edilmediği, dolayısıyla anılan bilirkişi raporuna tarafların itiraz edebilmesine olanak tanınmadan davanın esastan karara bağlandığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmeden ve taraflara bilirkişi raporuna karşı iddia ve savunma hakkı tanınmadan davanın esası hakkında karar verilmesinde isabet bulunmadığından, İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.