Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/1184 E. , 2021/10137 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/1184
Karar No : 2021/10137
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Odası … Şubesi
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Bakanlığı
VEKİLİ : …
2- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
3- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Altıncı Dairesinin 14/02/2018 tarihli, E:2017/8366, K:2018/1303 sayılı bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: İstanbul İli, Beyoğlu İlçesine ilişkin yapılan 21.12.2010 onay tarihli 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının iptali istenilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda;
A-) … İdare Mahkemesince verilen ilk kararın iptale ilişkin kısmında “1- Dava konusu koruma amaçlı imar planlarında sosyal-kültürel tesis alanı olarak belirtilen taşınmazlara teknik eğitim merkezi, huzur evi, aşevi, sağlık tesisi ya da kültür merkezi gibi birbirinden farklı nitelikte ve farklı teknik altyapı gerektiren işlevlerin getirildiği, bu kullanım kararının farklı lejantlar ile gösterilmesi gerektiği, öngörülen sosyal-kültürel tesis alanının hangi işlev ile kullanılacağının net olmadığı, fonksiyonunun kesin kullanım türüne yönelik somut bir belirleme yapılmadığı, bu durumda imar planı kararının eksik ve yetersiz bir ifade içermesi nedeniyle planlama esaslarına aykırı bir durum teşkil ettiği, 2- Uyuşmazlığa konu koruma amaçlı imar planları ile Galatasaray Lisesinin güney cephesinde katlı otopark öngörüldüğü, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan Galatasaray Lisesi kagir yapısı İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilerek İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile koruma grubu II olarak belirlendiği, mülkiyeti hazineye ait olan taşınmazın … Sokağı cephesinde kalan kadim duvarın bahsi geçen kararlarda tescil edilmediğinden, Galatasaray Üniversitesi Rektörlüğünün 22.02.2011 tarihli başvurusu üzerine İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu … tarihli,… sayılı kararı ile söz konusu duvarın parselin içinde yer alan ve tescil edilmiş diğer yapı ve duvarlar ile aynı nitelikte ve aynı geçmişe sahip olduğundan korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edildiği, kararın dava konusu koruma amaçlı imar planlarına işlenmesine karar verilmesine rağmen Galatasaray Lisesi güneyinde yer alan kadim duvara ilişkin koruma bölge kurulu kararının plan üzerine işlenmediği, … Sokağı cephesine bakan duvarın kültür varlığı olarak tescil edilen kadim duvarı kapatacak ya da ona zarar verecek şekilde önüne katlı otopark yapılmasının koruma kararları ile şehircilik ilkelerine aykırı olduğu, 3- Beyoğlu İlçesi, … Mahallesi, … pafta, … ada, … ,…,…,…parsel sayılı taşınmazlar üzerinde özel şahısların mülkiyetinde bulunan 51 daire ve 2 dükkandan oluşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler Ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının … tarihli, … sayılı kararı ile korunması gerekli sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen … Apartmanın dava konusu koruma amaçlı imar planları ile bitişiğinde yer alan … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde konut fonksiyonunda h:15,50 yapılaşma koşullu ve 3 metre çekme mesafesinde bir kütle öngörüldüğü, ancak bu kararın tecilli apartmanın kuzeydoğu yönünde kalan nitelikli cephesinin görünürlüğünü olumsuz etkilediğinden koruma ilkelerine aykırı olarak cephenin görünürlüğünü engellediği, sonrasında … tarihli, … sayılı İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararı ile … parsel sayılı taşınmaz üzerinde öngörülen kütlenin asgari 6 metre olacak şekilde Doğan Apartmanına çekme mesafesi sağladığı, daha önce h:15,50 koşullu tek kütle olarak öngörülen yapılaşma, h:18,50 ve h:12,50 olmak üzere iki kütle olarak ve kütlelerin şeffaf bir kütle ile bağlanmasının öngörüldüğü, ancak alanda öngörülen park alanının küçültüldüğü, bu kararın koruma amaçlı imar planlarına işlendiğine ilişkin bir imar planı değişikliği karar alınmadığı, kaldı ki öneri vaziyet planı niteliğinde olan bu kararın şehircilik ilkeleri ve kamu yararına aykırı olduğu, 4- İhya kararları açısından, uyuşmazlık konusu planlara ait plan raporlarında, tescil kararı bulunan ve bulunmayan kayıp eserlere yönelik ciddi miktarda ihya kararının bulunduğu, bu taşınmazların 15’inin camii, 2’sinin kreş, 3’ünün kültürel tesis alanı, 9’unun sosyo-kültürel tesis alanı, 1’inin de yönetim merkezi alanı olarak planda ayrıldığı, 1/1000 ölçekli uygulama imar planı raporundaki hükümle; ihyanın mümkün olmaması çerçevesinde birtakım ihya kararlarından vazgeçildiği, ancak 1/5000 ölçekli planda ön görülen işlevlerin devam ettirildiği, bu sayede açıkça 1/5000 ölçekli nazım imar planında yer alan ihya kararına göre bir alanda yapılaşma izni verildiği, 1/1000 ölçekli plan aşamasında ihyanın mümkün olmamasına rağmen planda verilen işlevin devam ettirildiği ve bu halde daha önce park, meydan gibi alanların yapılaşmaya açıldığının belirtildiği, kayıp eserlere yönelik ihya kararı alınırken, ihya edilecek yapıların ihyaları ve rekonstrüksiyonlarının sağlam verilere dayalı koruma kurullarınca korumaya yönelik kanun ve yönetmelikler ile evrensel koruma kavramları çerçevesinde yüksek kurul ilke kararları doğrultusunda bilimsel verilere dayalı olarak onaylanan projeler doğrultusunda yapılabileceği, kayıp kültür varlıklarının koruma bölge kurulu kararı doğrultusunda ihya kararının gerçekleştirilebilmesi için taşınmaz üzerinde yer alan eski eserlere ilişkin ilgili kurum ve kuruluş arşivlerinden her türlü görsel ve yazılı bilgi ve belgenin toplanması, değerlendirilmesi ve söz konusu yapıya ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin bulunamaması durumunda ihya kararının iptali; bilgi ve belgenin var olması durumunda ise, ihyanın gerçekleştirilmesi için yeterli verinin bulunup bulunmadığına yönelik değerlendirmenin yapılmasının zorunlu olduğu, kayıp eski eserin ihyası öngörülen parselin mevcut durumu ve çevre parseller ve yapılarla kurduğu ilişki ve kayıp esere öngörülen kullanımın uygunluğu ve gerekliliğin de değerlendirilmesinin gerektiği, plan raporunda tanımlanan ölçütlerin daha az kapsamlı ve kapsayıcı olduğu, her kültür varlığı artık yerinde olmasa da kendine has değerler ve özellikler barındırdığı, mevcut bağlamı içerisinde her bir kayıp eserin koşullarının kendi içinde değerlendirilmesi ve bu değerlendirmeye göre ihya kararının uygun olup olmadığına karar verilmesi gerektiği, ancak plan açıklama raporunda tanımlanan ölçütlerin daha az kapsamlı ve kapsayıcı olduğu, İhya edilecek kayıp eserlere ilişkin örneklerden; Bezmi Alem Valide Sultan Cami Meşrutasının kültürel tesis alanı olarak ihyasının öngörüldüğü, ancak üzerinde ihya edilmesi öngörülen taşınmazın Bezmi Alem Valide Sultan Caminin kuzeydoğusunda ve Dolmabahçe Sarayını, Saat Kulesi ve Bezmi Alem Valide Sultan Camii arasında bulunan, mevcut yeşil alan ile bütünleşmiş ve tanımlı bir meydan (Dolmabahçe Meydanı) işlevi açık alan olarak kullanıldığı, önerilen ihya kararı ile meydanın iki parçaya bölüneceği ve cami – saat kulesi – saray bütünlüğünün bozulacağı, kaldı ki Bezmi Alem Valide Sultan Cami gibi özgün bir anıt eserin yanına özgün nitelikleri barındırmayan, sadece görüntü olarak “tarihi” bir yapının inşa edilmesinin Dolmabahçe Cami ve Sarayından oluşan yapı bütününe zarar vereceğinden önerilen ihya kararının şehircilik ve koruma ilkeleri ile bağdaşmadığı; kamusal kullanıma açık, tanımlı bir meydanın daraltılması ve bölünmesi nedeniyle işlemin kamu yararına aykırı olduğu, Selime Hatun Cami, Namık Kemal İlkokulu bahçesine, orijinal kullanımı cami olarak ihyası öngörüldüğü, ihya kararının okul arazisinin eğimli olmasından ötürü ilkokul tarafından aktif olarak bahçe olarak kullanılmayan, ancak pasif yeşil alan niteliğinde bir alan üzerine önerildiği, mevcut Selime Hatun Camisine 170 metre mesafede bulunduğu, eğimli arazi üzerine ihya edilmesi halinde özgün olmayan sadece fiziksel yapı itibari ile tarihi bir görünüm elde edileceğinden koruma kullanma dengesini gözetmeyen bir yaklaşım olduğuna yönelik tespit ve değerlendirmeler incelenerek yapılan değerlendirme sonucunda; yukarıda belirtilen esaslar ile bilirkişi raporunda yer alan örneklerden hareketle, koruma kurullarınca kayıp eserlere ilişkin yeterli analiz, bilgi, belge ve envantere yer verilmediği, ihya edilecek eserin koruma kurullarınca eserin inşa edileceği parselin durumu, çevresi ile ilişkisi, yapılaşma koşulları dikkate alınarak ve yeterli bilgi- belge toplanarak kayıp yapının tesciline dair karar alındıktan sonra koruma amaçlı imar planına bu çerçevede kullanım kararının belirlenmesi gerektiği, ihya edilecek eserlerin mevcutta yer alan özgün taşınmazların özgün niteliğine zarar vermeyecek şekilde inşa edilmesi gerektiği ancak plan yapım çalışmalarında bunun gözönünde bulundurulmadığı, ayrıca plan açıklama raporunda kayıp esere ilişkin bilgi-belge yok veya yetersiz olduğu durumlarda önerilen fonksiyonun hayata geçirilebilmesi için bir yapının inşa edilmesinin öngörüldüğü, ancak ihya kararı doğrultusunda ihya edilecek olan kültür varlığının fiziksel durumu olduğu, bir zamanlar var olan fonksiyonun ihyasının korumanın konusu olmadığı, işlevin ihyası olarak belirtilen bu durumun ihya uygulamasının özü ile örtüşmediği, bu nedenle koruma ilkelerine uygun olmadığı” olmadığı yönündeki tespitler doğrultusunda, dava konusu Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı 1/1000 ölçekli Uygulama ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planında yukarıdaki hususlar yönünden bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığı gerekçesiyle ONANDIĞI;
B-) … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, Danıştay Altıncı Dairesi’nin11.02.2019 gün ve E.2018/3499, K.2019/550 sayılı kararı ile bozulan kısma hasren yeniden yapılan incelemede; Mahkemenin … tarih ve E…., K…. sayılı kararıyla;”1-Planlama tekniği açısından;
A- Bilirkişi raporunda, 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı incelendiğinde sit alanının mümkün olduğunca bir bütün olarak ele alındığı, dokuya ve fiziksel duruma ilişkin analizlerin ve sentezlerin kısmen bütüncül bir şekilde yürütüldüğü, alt ölçekli planlama sürecinde ise müdahale biçimlerine, planlama araçlarına ve yasal durumlarına göre alanın parçacıl bir şekilde ele alındığı ve fakat plan kararları üretilirken planlama sınırı dışında bırakılan alt bölgelerin kısmen gözetildiği bu çerçeveden yaklaşıldığında planlama sınırının belirlenmesine ilişkin sürecin mevcut mevzuata uygun bir şekilde, yetki alanları gözetilerek işletildiği, ancak planlama alanı sınırlarının mevcut mevzuat çerçevesinde belirlenmiş olmasının, planlama sürecinin bütüncül ve bütünlüklü bir şekilde ele alındığı ve planlama alanı sınırının planlama tekniklerine uygun bir şekilde belirlendiği anlamına gelmediği, davalı idarelerin her ne kadar planlama sürecini bütüncül bir şekilde işletme ve kent bütününü ve planlama alanını çevreleyen parçaları sürece dâhil etme niyetini göstermiş olsalar da, mevcut mevzuattan kaynaklı kısıtların ve parçacıl yaklaşımların planlama sürecine birebir yansıtıldığı, bu kısıtların aşılmasına ilişkin ise sınırlı bir çalışma yürütüldüğü, bütüncül ve bütünlüklü bir planlama süreci işletilemediği, bu açıdan, davaya konu planlama sürecinin şehircilik ve koruma ilkelerine ve planlama tekniklerine aykırı olduğuna ilişkin görüş ve tespitlere yer verildiği, ancak dava konusu koruma amaçlı imar planları incelendiğinde kentsel sit alanı ilan edilen planlamaya esas bölgenin bir bütün olarak ele alındığı, dokuya ve fiziksel duruma ilişkin analizlerin ve sentezlerin bütüncül bir şekilde yürütüldüğü, bu kararların alt ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına aktarıldığında müdahale biçimlerine, planlama araçlarına ve mevcut durumlarına göre alanın daha hasas bir şekilde ele alındığı, plan kararları üretilirken planlama sınırı dışında bırakılan Karaköy Liman ve Rıhtım Turizm Alanı (İstanbul Salıpazarı Limanı Alanı), Park Otel Turizm Alanı, Galata Kulesi ve Çevresi Turizm Merkezi, Perşembe Pazarı Kentsel Sit Alanı ve İstanbul Tarihi Yarımada alt bölgelerine uygulanan mevzuatın farklı olduğu ve bu alt bölgelere ilişkin imar planlarının farklı tarihlerde ve farklı statüdeki alanları korumaya ilişkin imar planları olarak yapıldığı, plan açıklama raporunda da planlama sürecini bütüncül bir şekilde, kent bütününü ve planlama alanını çevreleyen parçaları sürece dâhil etmeye ilişikin tespitlere yer verildiği hususları gözönünde bulundurulduğunda, dava konusu planlama sürecinin mevcut mevzuata uygun bir şekilde, yetki alanları gözetilerek, alt planlama bölgelerinin farklı yapılaşma ve koruma ilkeleri dikkate alınarak bütüncül ve bütünlükçü bir şekilde ele alındığı görüldüğünden bilirkişilerin bu tespitlerine itibar edilmediği,
B- Bilirkişi raporunda, koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planları üzerinde Koruma Bölge Kurulu kararları ve/veya Belediye Meclis kararları ile yapılan değişiklik ve düzeltmelerde planın yürürlükteki halinin okunabilirliğini engelleyecek şekilde gösterimler yapıldığının tespit edildiği, bu durumun plan belgeleri arasında uyumsuzluk ve çelişki yarattığı, planların açık, anlaşılabilir olması gerektiğine dair planlama tekniğine de aykırılık teşkil ettiğine ilişkin görüş ve tespitlere yer verildiği, ancak dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planın … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile “K.T.V. Koruma Bölge Kurulu onayı alınmak şartıyla” uygun görüldüğü, sonrasında Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 17. maddesi uyarınca tetkik ve gereği için İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna iletildiği, Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile plan paftalarında ve plan notlarında yapılan düzeltmelerle uygun bulunan Beyoğlu Kentsel Sit Alanı 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planını Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunun 61. maddesi “Kamu kurum ve kuruluşları ve belediyeler ile gerçek ve tüzel kişiler, Koruma Yüksek Kurulu ve koruma bölge kurullarının kararlarına uymak zorundadır.” hükmü uyarınca … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclis Kararı ile aynen uygun bulunarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanınca 21.05.2009 tarihinde aynen onaylandığı ve 22.06.2009-22.07.2009 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı, … tarihli, … sayılı Beyoğlu Belediye Meclisi kararı ile uygun görülen 1/1000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planın 10.03.2010 tarihinde İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile onaylandığı, sonrasında İstanbul II Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kuruluna iletildiği, Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile plan paftalarında ve plan notlarında yapılan düzeltmelerle uygun bulunan Beyoğlu Kentsel Sit Alanı 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının … tarihli, .. sayılı Beyoğlu Belediye Meclisi kararı ile uygun görüldüğü, … tarihli, … sayılı Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile onaylandığı ve 13.01.2011-14.02.2011 tarihleri arasında askıya çıkarıldığı anlaşıldığı, bu durumda, Koruma Bölge Kurulunca dava konusu koruma amaçlı imar planlarına ilişkin düzeltmelerin ve iptal edilen plan notu ile plan paftalarına ilişkin kararın İstanbul Büyükşehir ve Beyoğlu Belediye Meclis Kararı ile kabul edildikten sonra imar planların askıya çıkarıldığı, ancak Koruma Bölge Kurulunca koruma amaçlı imar planlarına ilişkin düzeltmelerin ve iptal edilen plan notu ile plan paftalarının ilgili plan notları ve paftalarında çıkarılmadığı, üstünün çizildiği, bu hususun ise bilirkişi raporunda belirtilenin aksine imar planların iptalini gerektirecek esaslı bir aykırılık olmadığı sonucuna ulaşıldığı,
2-Yaşayan Nüfus açısından;
A- Bilirkişi raporunda, korunması gerekli kültür varlıklarına ve yapı bazında detaylı bir envanter ve tespit çalışması yürütülmüş olmasına karşın, planlama alanı içerisinde yaşayan nüfusun demografik ve sosyo-ekonomik durumuna ilişkin temel verilerin yetersiz olmasının ve planlama sürecine yansıtılmamış olduğuna ilişkin görüş ve tespitlere yer verildiği, ancak nazım imar planı raporunda “Planlama alanında fonksiyonel, dokusal, sosyal ve kültürel anlamda bir bölgeleme yapıldığında ve bunlara ilaveten belirgin sorunlar ortaya konduğundan bir takım bölgelemeler yapmak mümkün olmaktadır…… Bulvarı’nın alt kısımlarında … , … , … Mahalleleri’nin bulunduğu alanlar geleneksel dokunun korunduğu ve halen alt orta gelir grubunun ikamet ettiği konut alanlarını ifade etmektedir. … Mahallesi’nin doğusundan başlayarak Talimhane’ye kadar uzanan Tarlabaşı Bölgesi ise tarihi dokunun korunduğu ancak sosyal ve fiziki köhnemenin oldukça yoğun olarak hissedildiği alanları oluşturmaktadır…Planlama alanında sosyal ve fiziki çöküntü bölgeleri hem Tarlabaşı hem de Galata Bölgeleri’nde oldukça yoğunlaşmaktadır. Bu alanlardaki tarihi yapı stoğunun marjinal gruplarca kullanılması veya zararlı faaliyet kollarının ikametine sokulmuş olması önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır. Tarihi kent merkezlerinde bu tür fonksiyonların ve kullanıcı gruplarının tasfiye edilmesi gereği açık olarak görülmektedir.” şeklinde analiz yapılarak alanın demografik ve sosyo-ekonomik durumu planlama sürecine ayrıntılı olarak yansıtıldığı ve buna göre söz konusu alana kullanım kararları getirildiği anlaşıldığından bu hususa ilişkin mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
B- Bilirkişi raporunda, koruma amaçlı imar planları ile önerilen Turizm-Hizmet-Ticaret kullanımı ile planlama bölgesinde mevcut konut kullanımını kısıtlayan ve mevcut kullanıcı gruplarını gözetmeyen bir yaklaşım sergilendiği, Konut + Ticaret olarak öngörülen bölgelerde ise konut kullanımının devamlılığının sağlandığı, THT (Turizm-Hizmet-Ticaret) arazi kullanımı kapsamında önerilen “nitelikli konut” kullanımının şehircilik ilkeleri, sosyal dokunun korunmasına ilişkin koruma planlaması ilkeleri ve kamu yararı ile uyuşmadığına yönelik değerlendirme ve tespitler yer aldığı, ancak 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planında “Meskun Alan”da kalan Beyoğlu İlçesi, MİA “Merkezi İş Alanı ve Bütünleşme Bölgesi” olarak; Haliç ve Boğaz kıyıları da “Kentsel ve Bölgesel Spor ve Yeşil Alan” olarak tanımlandığı, plan raporunda, “Meskun Alanlar; Bu alanlar konut ağırlıklı meskun alanlar olup, konut ve konut kullanımına hizmet edecek ticaret, sosyal, kültürel ve teknik alt yapı tesisleri ile küçük sanayi sitesi vb. kullanımlar yer alabilir. Meskun alanlar içerisinde ilgili kurumlarca sağlıksız olduğu tespit edilen yerlerde, yaşam kalitesinin yükseltilmesi için yasal statüsüne, mevcut kent dokusuna, yapı stokunun durumuna, ayrıntılı jeolojik etütlere, donatı niteliğine ve niceliğine, alanda yaşayanların sosyal ve ekonomik yapısına göre yenileme, dönüşüm ve sağlıklılaştırma yönünde projeler geliştirilebilir. Meskun alanlardaki yoğunluk dağılımı; projeksiyon nüfusu, ilgili kurum ve kuruluşların görüşleri göz önüne alınarak şehircilik ilke ve planlama esasları dahilinde alt ölçekli planlarda belirlenecektir.Merkezi İş Alanı (MİA) ve Bütünleşme Bölgesi Ulusal ve uluslararası boyutta yönetim, kontrol, koordinasyon fonksiyonları, finans kuruluşları ile en üst düzeyde ihtisaslaşmış ticaret ve hizmet fonksiyonlarının ve MİA fonksiyonlarını destekleyecek kültür endüstrileri, donatı alanları, konaklama tesisleri ile konut kullanımlarının yer alacağı merkezi iş alanı (MİA) ile MİA üzerindeki baskıyı azaltacak, içerdiği fonksiyonlar açısından MİA ile bütüncül olarak ele alınması gereken bölgedir. Kentsel ve Bölgesel Yeşil ve Spor Alanları Kentin bütününe hizmet eden, halkın eğlenme ve dinlenme gereksinimlerini karşılamaya yönelik aktif ve pasif yeşil alanlar ile spor alanlarıdır. Bu alanlarda parklar, hayvanat bahçeleri, spor alanları, mezarlık alanları, rekreasyon alanları ile olası afet ve kriz durumlarında toplanma ihtiyacının karşılanması amacıyla da kullanılabilir şekilde tasarlanacak bölge parkları yer alabilir. Beyoğlu İlçesinin kültür endüstrisinde etkin bir rolü olduğu, İstanbul için önemli bir kültürel – sosyal merkez olduğunun belirtildiği ve buna bağlı olarak bölgenin TK “Kültür Odaklı Turizm Alanı” olarak belirlendiği, Kültür Odaklı Turizm Alanları Tarihi ve kültürel değerlerin yoğun olarak yer aldığı ve turizm potansiyelinin yüksek olduğu kültür odaklı turizm alanlarında; içerisinde yer aldığı dokuya uyumlu olacak şekilde turizm sektörüne hizmet edecek yeme-içme, eğlence, kültürel faaliyetler, alışveriş birimleri, turizme yönelik küçük ölçekli üretim atölyeleri, el sanatları gibi ticaret ve hizmet fonksiyonları ile kültür endüstrileri yer alabilecektir. Kültür turizminden doğacak konaklama talebini karşılayacak turizm tesisleri, alt ölçekli planlarda ilgili mevzuat doğrultusunda planlanması esastır.” hükmünün yer aldığı, dava konu planların üst ölçekli çevre düzeni planı ile alınan temel kararların alt ölçekli planlarda devam ettirildiği ve plan kademelenmesi gereğince detaylandırıldığı, MİA “Merkezi İş Alanı ve Bütünleşme Bölgesi” kararına bağlı olarak ve Çevre Düzeni Planı – Ana Strateji 1 ile uyumlu bir şekilde 1/5000 ölçekli Beyoğlu Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında Beyoğlu bölgesinde bulunan ve özellikle yaya hareketliliğinin yoğun olduğu ana güzergâhlar THT “Turizm, Hizmet, Ticaret” olarak belirlendiği, MİA faaliyetleri farklı kademelerde önerilen ticaret alanları ile desteklendiği, mevcutta da devam etmekte olan konut + ticaret (konut yapılarının zemin katında sürdürülen ticari faaliyetler) dikkate alınarak bu kullanım biçimine plan hükümlerinde yer verildiği, diğer yandan Çevre Düzeni Planı ile bölgeye ilişkin getirilen kararlarından birisi olan TK “Kültür Odaklı Turizm” ana kullanımına bağlı olarak Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında, Korumaya ve fonksiyonlarına uygun uluslararası kültür turizmine yönelik düzeyde konferans, kongre, sanat, kültür merkezleri ve sergi mekanlarına yönelik kentsel projeler geliştirilmesi, eski eserlerin restore ve kayıp eserlerin ihya edilmesi; müzeler, araştırma ve kültür merkezleri oluşturulması, sosyal ve teknik donatı standartlarının niteliklerinin tarihi yarımada ile birlikte bugüne kadar taşımış olduğu tarihi kimlik ve kültürel değerler çerçevesinde günümüze uygun özgünlük ve geçerliliğe kavuşturulması, yönünde plan politikaları belirlenerek; bu politikalar doğrultusunda alt ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ile planlama alanı içerisinde kent bütününün, bölgede yaşayan nüfusun ve ziyaretçilerin kullanabileceği sosyal ve kültürel tesis alanları önerildiği, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında Ticaret-Hizmet-Turizm alanlarında perakende ticaret birimleri, mefruşat-tekstil ve konfeksiyon ürünleri-konfeksiyon satış birimleri, çok katlı mağazalar, konaklama alanları, turizme yönelik perakende ticaret alanları ve bu birimlere hizmet eden konaklama tesisleri, motel, butik otel, oteller, kongre merkezleri, tiyatro, sinema, iş hanları, yeme-içme faaliyetlerine dönük çayevi, geleneksel ve yöresel mutfak kültürünü yansıtan lokanta, kafeterya, resmi kurumlar, banka ve finans kurumları, müzik çeşitleri eğitimi-dinletisi yapılacak kültürel birimler, bölgenin karakterine uygun kültür öğelerinin korunması, yaşatılması, eğitimi, araştırılması gibi konularda çalışmalar yapacak dernek, vakıf, sivil toplum örgütleri, dershaneler, kurslar, cam boyama, porselen ve seramik sanatı, el yapımı oyuncak, nakış, kumaş boyama, sedef kakma, geleneksel müzik aletleri, altın ve gümüş takı–telkari ve ev eşyaları, soğuk bakır el işçiliği, oltu taşı-lületaşı vb. her tür değerli doğal taş işleme, hat, ebru, tezhip, minyatür, kitap ciltleme ve onarımı, çerçeve, resim, heykel, ahşap el işçiliği, hediyelik eşya, halı, kilim, el örgüsü, hasır sepet ve kutu, bakırcılık, küçük çaplı matbaa ve baskı işleri, nargile–pipo imalatı vb. gibi kirletici olmayan geleneksel el sanatları üretimi ve perakende pazarlaması-onarımı-sergileme ve eğitim birimleri, antikacı ve mezat salonları ve nitelikli konut yer alabileceği, özellikle turizme yönelik ticaret ve hizmet sektörlerinin tanımlandığı ve detaylandırıldığı THT arazi kullanım biçimi gözetilerek, aynı zamanda “nitelikli konut” da içerecek şekilde genişletildiği, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 21/10. maddesinde “İmar planlarında Ticaret+Konut, Ticaret+Turizm+Konut, Turizm+Ticaret karma kullanım alanlarında konut kullanımına da yer verilmesi halinde, konut kullanım oranları belirtilerek, konut kullanımının gerektirdiği sosyal ve teknik altyapı alanlarının ayrılması zorunludur. İmar planlarında konutun yer aldığı karma kullanımlarda konut kullanım oranının belirtilmediği hallerde en fazla %30 konut kullanabileceği varsayılır.” kuralının yer aldığı,
Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı 1/1000 ölçekli Uygulama ve 1/5000 ölçekli Nazım İmar Planının ana amacının “Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Plan çalışması ile mevcut olan olumsuzlukları ortadan kaldırmak; Tarihi Yarımada ile birlikte İstanbul ve bölgesel ölçekte tarih, kültür, bilim, sanat, ticaret, turizm yönlerinden özgün kimlik yapısını dikkate alan ve bu farklılıkları koruyarak öne çıkaran, bölgesel düzeyde taşıdığı tarihi, kültürel, mimari değerlerine sahip çıkan ve tarihi kültürel değerleri ile özdeş; geçmiş ile gelecek arasında kurulabilecek sürekliliğin niteliklerinin koyulması olarak ortaya konulmuş, bu amaç doğrultusunda; Beyoğlu İlçesi Kentsel Sit Alanı’nın kimliği ile uyuşmayan tüm işlevlerin bölgeden çıkarılarak, bu alanlara kendi kimliği ile özdeş işlevlerin yüklenmesi; yeşil alan sistemlerinin güçlendirmesi; tarihi mekânlar üzerindeki taşıt baskısını her türlü önlemlerin alınarak sınırlandırmanın sağlanması; özellikle gece nüfusuna yönelik sosyal – kültürel donatıların güçlendirilmesi ve konut alanları üzerindeki Turizm-Hizmet-Ticaret kullanımlarının baskısının azaltılması koruma amaçlı imar planlarının ana hedefleri olarak belirlendiği,
Yukarıda belirtilen esaslar yönünden, dava konusu koruma amaçlı imar planında Ticaret-Hizmet-Turizm kullanımı içerisinde öngörülen “nitelikli konut” belirlemesinin 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planına ve mevzuata aykırı olmadığı, plan açıklama raporunda belirtilen amaca uygun olarak tarihten-günümüze süregelen mevcut dokuya en uygun plan karakteristliğinin verilme çabası içerisinde olduğu, Beyoğlu İlçesinin sosyal ve demografik yapısının yeterli analiz ve incelemeler doğrultusunda köhnemiş yapısından kurtarılmasına ve çökme tehdidi altındaki bölgenin ihya edilmesine ilişkin kararlar içerdiği, söz konusu araştırma ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlardan alınan görüş ve onaylar neticesinde bölgenin sosyo-ekonomik yapısının iyileştirileceği ve böylece katma değer sağlanacağı hususları gözönünde bulundurulduğunda, THT kullanımı içerisinde öngörülen nitelikli konut fonksiyonu şehircilik, koruma planlaması ilkeleri ve kamu yararına uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
3-Trafik, Ulaşım, Otopark çalışmaları açısından;
A- Bilirkişi raporunda, “plan açıklama raporunda özellikle alanın tarihi odak özellikleri dikkate alınarak çekim özelliği olmasının yanı sıra kent içerisinde önemli bir ulaşım düğüm noktası (transfer merkezi) olduğunun vurgulandığı, dava konusu imar planlarının yürürlükteki 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni planının genel kabulleriyle tutarlılık gösterdiği ancak, geliştirilen önerilerin planlama alanının iç dolaşımı olduğu kadar yakın çevre ve kentle ilişkisini göz ardı edecek şekilde yetersiz kaldığı, hazırlık sürecinde karayolu, deniz yolu ve raylı sistemlere ilişkin mevcut durum ve projelerin pafta üzerine işlenmesi dışında, ulaşım planlaması açısından herhangi bir araştırmanın yapılmadığı, sadece çok kısıtlı bir alanda trafik sayımlarının yapıldığının görüldüğü, bu durumda, ulaşım planlaması açısından risk ve potansiyel alanlarının belirlenmesi gerekirken, üretilen ulaşım öngörülerinin alanda gerçekleştirilecek ulaşım projelerinin ve mühendislik çözümlerinin üstünlüğüne bırakıldığı, ayrıca, koruma planına göre mevcut duruma ilaveten özellikle toplu taşıma türleri ile ilgili bir iyileştirme yapılmadığı, toplu taşıma aksları ile bütünleşme sağlayacak bir ulaşım planının sağlanmadığı, özellikle özel alanlarda ofis ve ticaret alanlarının sahil bandında arttırılması ile özel otomobil kullanımının artacağı, ancak buna ilişkin bir trafik düzenlemesinin önerilmediği, benzer şekilde, mevcut tramvay sisteminin yüksek yoğunlukta olması nedeniyle, gelecekte bölgedeki özel alanlar nedeniyle artacak talep ve ilave yükler altında yeterli olup, olmayacağı hakkında değerlendirmelerin olmadığı, mevcut durumda ve gelecekte özellikle sahil bandında trafik yoğunluğu sorunlarının ortaya çıkacağı, plan açıklama raporunda ilkeler ve stratejiler şeklinde sıralanan çözüm önerilerinin plan paftalarına yansımadığı ve mekansal öneri niteliği taşımadığı, bu bağlamda, plan paftaları üzerinden bir inceleme yapıldığında ulaşım planlaması açısından çok kısıtlı önerilerin geliştirildiği ve planlama alanı içerisinde bütüncül bir yaklaşım geliştirilmediğine yönelik tespitlere yer verildiği, ancak 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı açıklama raporunda, “Ulaşım kararlarına ilişkin oluşturulan “Sentez” değerlendirme esas alınarak Plan Kararları ve Uygulama Hükümlerinin geliştirildiği, dava konusu alanın niteliği dikkate alınarak bir inceleme yapıldığında, kent ölçeğinde ulaşıma ilişkin olarak bu bulguların trafik sorununun çözümünde toplu taşım sistemlerinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, hizmet düzeyinin iyileştirilmesi politikalarıyla beraber özel araç kullanımını “zorlaştırıcı” ulaşım politikalarının İstanbul kentinde hızla uygulanması gerektiği, dolayısıyla, toplu taşımı avantajlı hale getiren politikalar, özel araç kullanımını özellikle yoğun koridorlarda ve kentin merkezi alanlarına yapılan yolculuklarda “zorlaştırıcı/caydırıcı” politikalarla beraber uygulanmalıdır. Bu bağlamda, kentin merkezi alanlarında ve işyerlerinin yoğunlaştığı bölgelerde otopark sunumunun kısıtlanması/sınırlandırılması etkili bir politikadır. Aynı gerekçeyle, kentin merkezi alanlarında ve işyerlerinin yoğunlaştığı bölgelerde kentin diğer alanlarından farklı otopark ücretlendirme politikaları uygulanarak bu alanlarda otopark ücretlerinin caydırıcı düzeyde yüksek tutulması gerekir. Özel otobüs yolları ve raylı sistemlerin konut alanlarındaki son durak ve istasyonlarında otopark sunumu sağlanarak, özel araç kullanıcılarının bu durak ve istasyonlarda araçlarını bırakıp toplu taşım sistemiyle kentin merkezi alanlarına ve işyerlerine gelmelerini destekleyen “park & ride” sistemlerine yönelik uygulamalar yapılmalıdır. Bu çerçeve içinde, özel araçla yapılan yolculukları avantajlı hale getirme etkisi olan köprülü kavşak türü yatırımlardan kaçınılması gerektiği açıktır. Yüksek maliyetli bu yatırımlar yerine, trafik yoğunluğunun yaşandığı koridorlarda özel otobüs güzergahlarının düzenlenmesi ve sinyalizasyonda bu otobüs sistemlerine öncelik vererek özel araç kullanımını değil toplu taşımayı avantajlı hale getiren uygulamalar çağdaş ulaşım planlama yaklaşımları açısından daha doğru ulaşım politikalarıdır. Son olarak yaya ulaşımına yönelik olarak yaya alanlarının ve yaya yollarının arttırılması ve iyileştirilmesi İstanbul kenti için son derece önemli görülmektedir. İstanbul gibi kentlerin ölçeği nedeniyle ulaşım ve trafik planlamasında çoğu zaman göz ardı edilen yaya yolculuklarının, İstanbul kentinde konut –işyeri ilişkilerinde önemli bir ulaşım türü olduğu açıkça görülmektedir. Özellikle hizmet sektörünün yoğunlaştığı alanlarda yürünebilir mekanlar oluşturmaya yönelik tasarım ilkeleri hayata geçirilmeli, yaya alanları, yaya yolları ve kaldırımları içeren ve sürekliliği olan bir yaya ulaşım ağı oluşturulmasına yönelik düzenlemeler yapılmalıdır. Özet olarak, toplu taşıma ilişkin olanak ve teşviklerin arttırılması, toplu taşımayı destekleyecek şekilde yaya dolaşımının sağlanması ve özel araç kullanımının azaltılması öngörülmektedir.
Bu çerçevede, dava konusu 1/5000 ölçekli Nazım ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı açıklama raporunda, “Beyoğlu İlçesi’nin niteliği dikkate alınarak, Kara-Deniz-Raylı-Yaya Sistemleri üzerinden ulaşım öngörülerinin geliştirildiği,”Ulaşımda Planlama Yaklaşımı” bölümünde, Planlama alanı olan Kentsel Sit Alanı, konumu itibariyle ulaşım sistemlerinin odak noktasında bulunmaktadır. Aynı zamanda içinde barındırdığı fonksiyonlar nedeniyle Beyoğlu ilçesi dışında, metropol ve metropol dışı çekim merkezidir. Kentsel sit alanında; kendine has, özgün kimlik ve konuma sahip olmasından dolayı birtakım sınırlamalar olması doğaldır. İstanbul; yer aldığı coğrafyada kıtalar, ülkeler ve kültürler arasında bir köprü, dünya metropolleri arasında önemli bir yeri bulunmakta ve üstlenmekte olduğu yeni işlevler nedeniyle, İstanbul’u planlama açısından yalnız kentsel ölçekte değil bölgesel, ulusal ve uluslararası boyutlarda inceleme ve farklı yaklaşımları da beraberinde getirmektedir. Bunun da ön koşullarından biri, planlama alanının iyi tanımlanması, üst ölçek ve kentsel tasarım projelerine kadar hiyerarşinin doğru ve etkili bir biçimde irdelenmesidir. Kentsel sit alanının coğrafi konumu, arazi kullanım yapısı, tarihi ve kültürel mirası ile birlikte metropolde oluşturduğu mutlak bir çekim gücü bulunmaktadır. Bölgede yer alan çeşitli ulaşım sistemlerinin (karayolu, raylı sistem, denizyolu ulaşımı) kentsel sit alanı içindeki bağlantıları bölgesel ulaşımın önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Planlama alanının ulaşım çözümlerindeki hedefi; canlılığını sürekli koruyan, tarihi yol ve kentsel dokuyu gözeterek, yaşayan bir kent parçası olma özelliğini devam ettirerek ulaşım taleplerine denizyolu, raylı sistem ve yaya ağırlıklı çözümler getirmektir. Gelecekteki ulaşım taleplerini belirlemek amacıyla, trafik sayımlarından, ulaşım ana planındaki verilerden, planda belirlenen nüfus ve istihdam değerlerinden yararlanılmıştır.Kentsel sit alanı için öngörülen arazi kullanım yapısına bağlı olarak, çalışma alanındaki trafik bölgeleri (ulaşım zonları) için öngörülen nüfus, istihdam ve öğrenci sayılarına ve gelecekteki hareketlilik, özel araç sahipliği gibi yolculuk ve planlama parametrelerine göre, stratejik düzeyde geliştirilen ulaştırma sistemi seçenekleri ve mevcut yol ağı üzerinde ortaya çıkması beklenen ulaştırma talepleri ulaşım modeli kullanılarak öngörülmüştür.
Ulaştırma Sistemi İlke ve Politikalarında da kentin gelecekteki ulaşım sistemi, araçların değil insanların ekonomik, hızlı ve güvenli bir biçimde ulaşımına öncelik verilerek planlanmalıdır. Bu amaçla, bu planda, toplu taşıma sistemlerinin hizmet düzeylerinin ve kapasitelerinin geliştirilmesi ve kullanımının özendirilmesi ilkesi benimsenmiştir. Kentlilerin gelir düzeylerinin yükselmesine bağlı olarak İstanbul’da otomobil sahibi olan birey sayısı artmaya devam edecektir. Ancak, günlük yolculuklarda toplu taşıma sistemlerinin kullanımı özendirecek ve arttıracak yatırım ve işletme politikaları yerine sayısı artan otomobiller için yeni yollar açılması yaklaşımı benimsendiği takdirde İstanbul’un ulaşım sorunları uzun dönemde içinden çıkılmaz bir duruma geleceği gibi kentin doğal ve tarihsel yapısı da onarılamaz biçimde bozulacaktır. Gelecekteki ulaşım ağının temelini yüksek kapasiteli raylı toplu taşıma sistemleri oluşturmalıdır. Raylı sistem ağı, mevcut ve planlanmış olan raylı sistemler ve gelecekteki arazi kullanım yapısına göre ortaya çıkması beklenen yolculuk taleplerinin büyüklüğü ve istek hatları göz önüne alınarak oluşturulmuştur. Genelde kentin doğrusal gelişmesine koşut olarak doğu-batı doğrultusunda gelişmesi planlanan yüksek kapasiteli raylı sistem hatlarını beslemek üzere kuzey-güney doğrultusunda destekleme hatları (otobüs, minibüs) planlanmıştır. Ulaştırma türleri birbirlerine seçenek oluşturmak yerine birbirlerini besleyecek ve tamamlayacak biçimde kullanılmıştır. Deniz ulaşımının toplu taşımadaki payını arttırmak amacıyla planlanan diğer toplu taşıma sistemleri ile entegre olan yeni deniz ulaşımı hatları öngörülmüştür.Ulaşım çözümleri için önerilen tekil toplu taşıma projeleri bir sistem bütünlüğü içerisinde ele alınmıştır. Toplu taşıma sistemi aşamalı biçimde yaygınlaştırılmalıdır. Yolculuk taleplerinin gerekli kıldığı ana ulaşım koridorlarında, bu planda öngörülen yüksek kapasiteli raylı toplu taşıma sistemlerinin aşamalı olarak gerçekleştirilmesi süreci sırasında, mevcut talepleri karşılamak üzere otobüs sisteminin hizmet düzeyi iyileştirilmeli, mevcut sistem kapasitesinin en verimli biçimde kullanılmasını sağlayacak işletme önlemleri alınmalı ve gerekli yerlerde yeni düzenlemeler oluşturulmalıdır.İstanbul’un doğal ve tarihsel kent dokusu, Beyoğlu gibi kentin tarihi çekirdeğini oluşturan merkez bölgelerinde yeni yol yapılmasına, hatta birçok yerde mevcut yolların genişletilmesine dahi olanak vermemektedir. Bu nedenle, planlama alanının gelecekteki yol ağı stratejik düzeyde planlanırken aşağıdaki ilkeler ve politikalar benimsenmiştir. Yukarıda belirtildiği gibi, bölgenin ana arterleri üzerindeki trafik tıkanıklıklarını gidermek için yeni yollar yapmak veya mevcut yolları genişletmek, hem Beyoğlu’nun doğal ve tarihi yapısını tahrip edecek, hem de orta ve uzun vadede yeni ulaşım sorunları yaratabileceği için uygun bir çözüm değildir.Günümüzde, trafik akışındaki aksamaların, oldukça önemli bir bölümü bölgedeki mevcut yolların etkin biçimde kullanılmamasından kaynaklanmaktadır. Kısa ve orta vadede mevcut yolların daha etkin kullanılmasını sağlayacak düşük maliyetli trafik mühendisliği önlemleri alınmalıdır. Ancak bu tür ivedi trafik mühendisliği çözümlerinin, uzun dönemde İstanbul’un ulaşım sisteminin temelini oluşturması gereken, yüksek kapasiteli yaygın raylı sistem ağına bir seçenek değil, onun bir tamamlayıcısı olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Hızlı ve konforlu toplu taşıma sistemlerinin yaygınlaştırılmasına koşut olarak, uygun aktarma ve otopark alanları planlayarak toplu taşıma sistemlerinin kullanımı özendirilmeli ve özel otomobillerin kentsel sit alanına girişleri kontrol altında tutulmalıdır.” açıklamaları yer aldığı,
Bu durumda, dava konusu koruma amaçlı imar planlarında yer alan ulaşım öngörüleri değerlendirildiğinde, plan açıklama raporunda planlama alanının MİA ve tarihi odak özellikleri dikkate alınarak çekim özelliği olmasının yanı sıra kent içerisinde önemli bir ulaşım düğüm noktası (transfer merkezi) olduğunun vurgulandığı, 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni planının ulaşıma ilişkin politikaları ile öngörülen düzenlemelere tutarlı bir yaklaşım sergilenerek ulaşıma yönelik ilke ve hedeflerin belirlendiği, ulaşıma yönelik ilke ve stretejilerin incelenmesi ve değerlendirmesi sonucunda analitik etüd paftalarının hazırlandığı, imar planların hazırlanması sürecinde karayolu, deniz yolu ve raylı sistemlere ilişkin mevcut durum ve projelerin pafta üzerine işlendiği, planlama bölgesine ilişkin trafik sayımların yapıldığı, toplu taşıma sistemlerinin hizmet düzeylerinin ve kapasitelerinin geliştirilmesi ve kullanımının özendirilmesi ilkesinin benimsendiği, bu amaçla raylı sistem hatları ve önerileri dikkate alındığında mevcut Yenikapı-Taksim-4, Levent-Ayazağa Metro Hattı, Beşiktaş – Eminönü – Zeytinburnu Tramvay Hattı, Taksim – Kabataş Füniküler Sistemi ve Karaköy – Tünel Tarihi Füniküler Hatları ile planlama alanı erişilebilir bir konumda yer aldığından bu erişilebilirlik plan açıklama raporunda “Ulaştırma Sistemi İlke ve Politikalarında” da belirtildiği üzere kentin gelecekteki ulaşım sistemi, araçların değil insanların ekonomik, hızlı ve güvenli bir biçimde ulaşımına öncelik verildiği ve bu nedenle gelecekteki ulaşım ağının temelini yüksek kapasiteli raylı toplu taşıma sistemleri oluşturduğundan raylı sistem ağı, mevcut ve planlanmış olan raylı sistemler ve gelecekteki arazi kullanım yapısına göre ortaya çıkması beklenen yolculuk taleplerinin büyüklüğü ve istenilen hatların göz önüne alınarak oluşturulduğu, kentin doğrusal gelişmesine bağlı olarak doğu-batı doğrultusunda gelişmesi planlanan yüksek kapasiteli raylı sistem hatlarını beslemek üzere kuzey-güney doğrultusunda destekleme hatlarının (otobüs, minibüs) planlandığı, ulaştırma türleri birbirlerine seçenek oluşturmak yerine birbirlerini besleyecek ve tamamlayacak biçimde kullanıldığı, deniz ulaşımının toplu taşımadaki payını arttırmak amacıyla planlanan diğer toplu taşıma sistemleri ile entegre olan yeni deniz ulaşımı hatları öngörüldüğü, ulaşım çözümleri için önerilen tekil toplu taşıma projeleri bir sistem bütünlüğü içerisinde ele alındığı, toplu taşıma sisteminin aşamalı biçimde yaygınlaştırıldığı, yolculuk taleplerinin gerekli kıldığı ana ulaşım koridorlarında, bu planda öngörülen yüksek kapasiteli raylı toplu taşıma sistemlerinin aşamalı olarak gerçekleştirilmesi süreci sırasında, mevcut talepleri karşılamak üzere otobüs sisteminin hizmet düzeyinin iyileştirilmesine, mevcut sistem kapasitesinin en verimli biçimde kullanılmasını sağlayacak işletme önlemleri alınmasına ve gerekli yerlerde yeni düzenlemeler oluşturulmasına yönelik ilke, hedef ve politikalar belirlenerek hayata geçirilmeye başlanıldığı, İstanbulun doğal ve tarihsel kent dokusunun, Beyoğlu gibi kentin tarihi çekirdeğini oluşturan merkez bölgelerinde yeni yol yapılmasına, hatta birçok yerde mevcut yolların genişletilmesine dahi olanak vermediği, bölgenin ana arterleri üzerindeki trafik tıkanıklıklarını gidermek için yeni yollar yapmak veya mevcut yolları genişletmek, hem Beyoğlu’nun doğal ve tarihi yapısını tahrip edecek, hem de orta ve uzun vadede yeni ulaşım sorunları yaratabileceği için uygun bir çözüm olmadığından,kısa ve orta vadede mevcut yolların daha etkin kullanılmasını sağlayacak düşük maliyetli trafik mühendisliği önlemleri alındığı, hızlı ve konforlu toplu taşıma sistemlerinin yaygınlaştırılmasına bağlı olarak, uygun aktarma ve otopark alanları planlanarak toplu taşıma sistemlerinin kullanımı özendirilmesine ve özel otomobillerin kentsel sit alanına girişlerinin kontrol altında tutulmasına ilişkin çözümler üretildiğinden ve kentin bütünü düşünülerek toplu taşımayı özendirici politiklar belirlendiği anlaşıldığından bu hususa ilişkin olarak da şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık görülmediğinden bilirkişilerin ulaşıma yönelik soyut tespitlerine itibar edilmediği,
B- Bilirkişi raporunda, dava konusu koruma amaçlı nazım imar planında “otopark alanlarının” öngörülmesinde mevcut ve öneri toplu taşıma eksenleriyle birlikte yaya hareketlerinin de dikkate alınarak otopark alanlarının yer seçiminin yapılmasının beklenmesi gerektiği, ayrıca, mevcut ve öngörü otopark kapasitelerine ilişkin genel sayılar dışında, noktasal otopark ihtiyaçları, otoparkların doluluk oranları ve kullanım biçimlerinin değerlendirilmesine yönelik tespit ve analizlerin yapılmasının gerektiği, ancak, mevcut otoparkların kapasiteleri dışında otopark ihtiyacına yönelik niceliksel ve niteliksel tespitlerin yapılmadığı, bu nedenle, dava konusu nazım imar planında otopark alanlarına ilişkin önerilerin üst ölçekli plandan gelen genel ilkelerden bağımsız olarak planlama sahası içerisindeki boşlukların kullanımına yönelik öneriler şeklinde geliştirildiği, planlama sahası içerisinde öngörülen KOP ve YOP alanları ile birinci ve ikinci kademe taşıt yolları ve dolayısıyla toplu taşıma eksenleri arasında ulaşım planlaması yaklaşımlarına ve şehircilik ilkelerine aykırı olarak bir bütünlük kurulamadığına yönelik tespitlere yer verildiği, ancak 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı açıklama raporunda “otopark alanları” Beyoğlu, İstanbul metropoliten alanının çok önemli bir kentsel merkezini oluşturmaktadır. Zaman içinde MİA’nın yer değiştirmesine rağmen Tarihi Yarımada’yla birlikte önemini hiç yitirmemiş ve sürekli ulaşım talepleri ile karşı karşıya kalmıştır. Ticari, idari, sosyal ve kültürel hayatın odağında yer alması; önemli eğitim ve sağlık kuruluşlarına, tarihi değerlere sahip olması sebebiyle de ulaşım taleplerinde herhangi bir azalma söz konusu olmamaktadır. Ulaşım taleplerinin sürekliliği, beraberinde otopark alanlarını gündeme getirmektedir. Planlama alanı sınırları içinde otopark alanlarının yeterli düzeyde olduğunu söylemek mümkün değildir. Aşırı yoğunlukla birlikte mevcut otopark alanları yetersiz kalmakta ve özellikle ikinci ve üçüncü kademe yollar ile çıkmaz sokaklar otopark amaçlı kullanılmaktadır. Ulaşım açısından zaten yetersiz yol en kesitlerine sahip olan bölgede, mevcut yolların da otopark amaçlı kullanılıyor olması, beraberinde trafik tıkanıklığını getirmektedir.Planlama alanı içindeki açık otopark alanları, … Kapalı otopark alanları toplam 19 adet olup, 2.36 hektar taban alanına yayılmıştır. İnşaat alanı olarak hesaplandığında 132.773 m² alandan ve 5311 araçtan söz etmek mümkün olmaktadır. Kapalı ve katlı otopark alanları içinde Taksim, Tepebaşı, Galata ve Karaköy otopark alanları kapasiteleri açısından öne çıkmaktadır. Bu otoparkların haricindekiler, daha düşük kapasiteli olup planlama alanına yayılmışlardır. Kapalı ve katlı otopark alanlarının da planlama alanı içindeki talepleri karşılamada zorlandığı görülmektedir. Planlama alanı dahilinde toplam 170.473 m² inşaat alanı otopark olarak kullanılmaktadır. Toplam araç kapasitesi ise araç başına 25 m² olarak hesaplandığında 6819 araç olmaktadır. Bu sayı, planlama alanının merkezi konumu, yüklendiği ticari, kültürel, sosyal, turistik, idari fonksiyonları, eğitim ve sağlık kurumları, eğlenceye dönük aktiviteleri düşünüldüğünde oldukça az kalmaktadır. Gece ve gündüz sürekli yaşayan, farklı kullanıcı kitlelerine hizmet veren Beyoğlu için otopark talepleri açısından yaşanan sıkıntı, mevcutta yol üstü parklanmalarla giderilmeye çalışılmaktadır. Ancak bu yöntem hem ihtiyaca cevap verecek kadar geniş yol profilleri olmadığı için trafik tıkanıklığına yol açmakta hem de yasal olmayan bir sisteme prim vermektedir. Planlama alanındaki ikinci ve üçüncü kademe yollar ile çıkmaz sokakların birer potansiyel otopark alanı olduğunu söylemek doğru olacaktır. Kabaca bir hesaplama ile bu potansiyelin yaklaşık 15000 araçtan oluştuğunu söylemek mümkündür. Yani açık ve kapalı otopark alanları toplam 6819 araca hizmet verebilirken, mevcut sokak dokusu içinde parklanan araç sayısı bunun yaklaşık iki katıdır. Buradan çıkarılacak sonuç; açık ve kapalı otopark alanlarının talepleri karşılayamaması, yol üstü parklanmaların bir ölçüde ihtiyacı karşılarken, trafik tıkanıklığı gibi daha büyük bir sıkıntıya sebep olması ve yasal olmayan, kayıt altına alınamayan oldukça büyük bir mali portre oluşturması olarak özetlenebilir.” açıklamaları yer aldığı,
“Katlı Otopark Alanlarına” ilişkin ise Beyoğlu İlçesi Kentsel Sit Alanı planlama çalışmasında ana hedef özel araç girişlerinin caydırıcı hale getirilmesidir. Bu hedef doğrultusunda öncelikli olarak yaya bağlantılarının düzenli sağlanabileceği raylı sistem, deniz yolu ve lastik tekerlekli toplu taşım ulaşımı öngörülmüştür. Ancak yerleşik kent dokusu içinde plan kararlarıyla da devamı sağlanan ticaret, hizmet, turizm ve kamu alanları otopark ihtiyacı doğurmaktadır. Yerleşik kent dokusu içinde eski eser yoğunluğunun da fazla olması nedeniyle mevcut katlı otoparklar gibi geniş alanlar bulunmamaktadır. Bu nedenle plan çalışmasında mevcut katlı otopark alanları haricinde iki bölgede yeni katlı otopark alanı önerilebilmiştir. Ayrıca, plan çalışmasında öngörülen Ticaret-Hizmet-Turizm (THT) ve 2. derece Ticaret Alanlarında, eski eserlerin bulunduğu alanlar hariç olmak üzere özel asansör otopark yapılabileceği plan hükmü olarak belirtilmiştir. Kentsel sit alanı içinde bulunan katlı otoparklardan iki tanesi plan çalışması kapsamında korunmuştur. Korunan katlı otopark alanları; Karaköy İskele Meydanında ve Alman Hastanesi yanı … Sokaktadır. … Alman Hastanesi yanı … Sokak cepheli olan … ada … parseldeki katlı otopark alanı plan çalışması kapsamında revize edilip korunmuştur. Mevcut durumda 3 katlı olan otopark alanına … ada, … parsel dahil edilerek, plana katlı otopark alanı olarak işlenmiştir. Çevresinde ticaret, hizmet, turizm fonksiyonları yanında bölgesel ölçekte hizmet veren Taksim İlk Yardım ve Alman Hastanelerinin bulunduğu otopark alanı 2130 m², kapasitesi 430 araç olduğu,
“Kat Otoparkı Alanları” ile ilgili olarak; Ada tamamında veya adanın bir kısmında gösterilen kat otoparkları için ayrılan tüm parseller öncelikle tevhit edilmeden uygulama yapılamaz. Ancak zorunlu hallerde, ilgili Ulaşım Planlama Müdürlüğü görüşü doğrultusunda kısmi uygulama yapılabilir. İlgili idarece taşınmazın devri, kamulaştırması yapılmayacağının beyanı ilgili kurum görüş ve muvafakatı alınması halinde planda öngörülen kat otoparkı özel kat otoparkı olarak ilgilisince kullanılabilir. Kat otoparkları içinde yer aldığı adanın ve yakın çevre yapılanma koşullarını aşmayacak ve cephe uyumunu sağlayacak şekilde, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının onanmasından sonra avan projesi ilgili K.T.V.K. Bölge Kurulu kararı alındıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca onanacaktır. Kat otoparklarında İstanbul İmar Yönetmeliği ve Otopark Yönetmeliği şartlarına uyulacaktır.1/1000 ölçekli Beyoğlu Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı notlarında ise; Kat Otoparkı Alanları Ada tamamında veya adanın bir kısmında gösterilen kat otoparkları için ayrılan tüm parseller öncelikle tevhit edilmeden uygulama yapılamaz. Ancak zorunlu hallerde, ilgili Ulaşım Planlama Müdürlüğü görüşü doğrultusunda kısmi uygulama yapılabilir. İlgili idarece taşınmazın devri, kamulaştırması yapılmayacağının beyanı ilgili kurum görüş ve muvafakatı alınması halinde planda öngörülen kat otoparkı özel kat otoparkı olarak ilgilisince kullanılabilir. Kat otoparkları içinde yer aldığı adanın ve yakın çevre yapılanma koşullarını aşmayacak ve cephe uyumunu sağlayacak şekilde hazırlanacak avan projesi ilgili Koruma Kurulu kararı alındıktan sonra İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığınca onanacaktır. Planda gösterilen kat otoparkları dışında, Plan Notlarının Turizm+Hizmet+Ticaret ve 3.Derece Ticaret Alanları lejantında belirlenen alanlarda, Planda belirlenen istikamet, arka imar hattı, bina derinlikleri, irtifa, blok boyları değiştirilmeksizin, Envanter ile Kayıp Eser Envanterinde yer alan anıt eser, sivil mimarlık örneği ve kayıp eser bulunmayan parsellerde, cephe uyumluluğu sağlanmak kaydıyla, trafik ve işlev açısından ilgili kamu kurum ve kuruluş uygun görüşleri alınmak şartıyla kamuya ait ve özel asansör otoparklar düzenlenebilir. Planda gösterilen kat otoparklarında çatı yapılmadan, terası çatı bahçesi olarak düzenlenip Belediyesince sosyal kültürel amaçlı kullanılabilir. Kat otoparklarında İstanbul İmar Yönetmeliği ve Otopark Yönetmeliği şartlarına uyulacaktır.” açıklamaları yer aldığı,
Bu durumda, Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planı açıklama raporunda yer alan mevcut durum değerlendirmesi, plan öngörüleriyle birlikte değerlendirildiğinde, plan onama sınırları içerisinde mevcut açık ve kapalı otopark alanlarının yetersizliği nedeniyle içerisinde katlı otopark veya zemin altı katlı otopark niteliğinde toplam 10.692 adet araçlık yeni otopark alanı öngörüldüğü, kent merkezinde toplu taşıma kullanımı ve yaya hareketinin özendirilmesine ilişkin plan kararları ve genel ulaşım ilkeleri gereğince otopark alanlarının öngörülmesinde mevcut ve öneri toplu taşıma eksenleriyle birlikte yaya hareketlerinin de dikkate alınarak otopark alanlarının yer seçiminin yapılmasına özen gösterildiği, yukarıda belirtildiği üzere mevcut ve öngörü otopark kapasitelerine, noktasal otopark ihtiyaçları, otoparkların doluluk oranları ve kullanım biçimlerinin değerlendirilmesine yönelik tespit ve analizlerin ayrıntılı bir şekilde yer aldığı, toplu taşımanın özendirilmesine ve özel araç kullanımını azaltılmasına ilişkin ilkeler, kent merkezinde öngörülen her otopark alanının talep yaratacağı düşüncesiyle üst ölçekli çevre düzeni planı kararlarına aykırı olduğu anlamına gelmediği, öngörülen otopark alanlarının diğer ulaşım eksenleri ile ilişkisi, yapılaşma koşulları, çevre özellikleri gibi ölçütler esas alınarak şehircilik ilkeleri, kentsel koruma kuramları ve ulaşım planlaması yaklaşımları açısından değerlendirildiği ve bu amaçla koruma amaçlı imar planlarında otopark alanlarına ilişkin ilke, strateji ve politikalar ayrıntılı olarak yer aldığından bu hususa ilişkin olarak da şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık görülmediğinden bilirkişilerin otopark alanlarına yönelik bu tespitlerine itibar edilmediği,
C- … Mahallesi,… ada,… parsel sayılı taşınmaz üzerinde öngörülen “Katlı Otopark Alanına” yönelik olarak; bilirkişi raporunda, dava konusu 24 parsel sayılı taşınmazın cephe aldığı … Caddesi’nin planlama alanı içerisinde “İkinci Kademe Yol” niteliğinde olduğu, ancak, plan açıklama raporunda yer alan 20-21 sayılı trafik sayım noktalarına ilişkin açıklamalarda, caddenin standart bir en kesite sahip olmadığı, mevcut durumda her bir yönde tek şeride sahip iki yönlü yol olarak çalıştığı, bu nedenle özellikle pik saatlerde önemli derecede trafik sıkışıklıklarının yaşandığı, trafik sıkışıklığına cadde üzerinde yer alan hastaneler, idari ve dini kurumlar ile turistik tesislerin yoğunluğunun sebep olduğu, bu durumda, taşınmazlar üzerinde öngörülen katlı otopark alanının özel araç kullanımı için yeni bir çekim odağı oluşturacağı dikkate alındığında ulaşım planlaması, şehircilik ilkeleri ve dava konusu koruma amaçlı imar planlarının iç tutarlılığına aykırı bir durumun ortaya çıktığı ayrıca, öngörülen katlı otoparktan araç girişi-çıkışının da … Caddesi üzerinde önemli bir trafik sıkışıklığı yaratacağına yönelik tespitlerin yer aldığının görüldüğü, ancak katlı otopark kullanımı öngörülen parselin … Caddesinden giriş-çıkış yaptığı ve bu caddenin Taksim Meydanı ile Tophane arasındaki bağlantı yolunu oluşturduğu, parselin 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında “yerleşim alanı – merkezi iş alanı ve bütünleşme bölgesi” kullanımının öngörüldüğü bölgede kaldığı, bölgenin konut ve ticaret alanı kullanımı bakımından yoğun bir bölge olduğu, 28/12/1972 tasdik tarihli 1/1000 ölçekli uygulama imar planında “kısmen garaj, kısmen ticaret ve yol alanı” olarak öngörüldüğü, tapu kayıtlarında üzerindeki mevcut kullanımlar nedeniyle garaj olarak kayıtlı olduğu ve açık otopark alanı olarak kullanıldığı, 29/05/1992 tarihli 1/5000 ölçekli Beyoğlu nazım imar planında taşınmazın merkezi iş alanında kaldığı, dava konusu koruma amaçlı nazım imar planında kısmen katlı otopark alanı kısmen park ve dinlenme alanında kaldığı yine koruma amaçlı uygulama imar planında ise kısmen katlı otopark alanı kısmen park ve dinlenme alanı, kısmen de otopark alanına giriş sağlayacak şekilde yol alanı olarak öngörüldüğünden taşınmazın temel arazi kullanımı olarak “kat otoparkı alanı” olarak öngörüldüğü, bu bağlamda, 1977 yılında öngörülen garaj kullanımının 1992 yılında öngörülen MİA arazi kullanımı kent merkezi bütününde olabilecek her türlü hizmet faaliyetini içerdiği için plan kararlarının sürekliliği açısından garaj kullanımın nazım imar planına aykırı olmadığı, taşınmaza verilen kullanım kararının devamlılığının sağlandığı, İstanbul kenti bütününde ve özellikle merkezi iş alanı içerisinde-çeperinde toplu taşımanın teşvik edilmesi ve özel otomobil kullanımının caydırılmasına yönelik üst ölçekli genel bir ilke kararı olduğuna dair 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planı hükümlerinde belirlenen bu ilkenin, planlama alanı içerisinde genel bir nitelik taşıdığı ve üst ölçekli plan olması nedeniyle bağlayıcı ve yol gösterici özelliği olduğu, ancak, 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planının üst ölçekli kentsel stratejileri belirlediği ve parsel bazında değerlendirme yapılmasına olanak sağlamadığı dikkate alındığında, dava konusu koruma amaçlı imar planların 1/100.000 ölçekli İstanbul Çevre Düzeni Planına doğrudan aykırı olmadığı, kaldı ki toplu taşımanın özendirilmesine ve özel araç kullanımını azaltılmasına ilişkin ilkeler, kent merkezinde öngörülen her otopark alanının talep yaratacağı düşüncesiyle üst ölçekli çevre düzeni planı kararlarına aykırı olduğu anlamına da gelmediği, plan açıklama raporunda yer alan 20-21 sayılı trafik sayım noktalarına ilişkin açıklamalarda; “… Caddesi, Taksim Meydanı ile Tophane’yi birbirine bağlayan 2 şeritli, belli bölümleri zaman zaman daralıp genişleyen bir aks niteliğindedir. Tophane-Taksim istikametinde sabah saatlerinde 646 araç/saat ve akşam saatlerinde 664 araç/saat; Taksim-Tophane istikametinde ise sabah saatlerinde 492 araç/saat ve akşam saatlerinde 380 araç/saat değerlerine ulaşılmaktadır. İki yönde en yüksek değer 1156 araç/saat olmaktadır. Normal şartlar altında sorunsuz işlemesi gereken cadde trafiğinin özellikle pik saatlerde aşırı yoğun hal almasının birkaç sebebi vardır. Bunlar; sayım sonuçlarının 2000 yılına ait olması, mevcutta bu değerlerin üzerinde taşıt akımı ile karşılaşılması, yol profilinin düzgün bir istikamete sahip olmaması, daralma ve genişlemelerle standart bir çizgi oluşturulamaması ve cadde üzerinde hastaneler, sağlık kurumları, idari ve dini kurumlar ile turistik tesislerin yoğun olarak yer alması olarak sıralanabilir.” şeklinde analiz ve değerlendirmelerde bulunulduğu, bunun sonucunda mevcut ve öneri toplu taşım eksenleriyle birlikte yaya hareketlerinin de dikkate alınarak otopark alanlarına dair yer seçiminin yapıldığı, mevcut kullanımı dikkate alınarak söz konusu taşınmazda araç parklanmasını dikey olarak, yaya ve cadde üstü lineer (yatay) parklanmayı azaltması amacıyla katlı otopark alanı olarak planda belirlendiği, böylece lineer (yatay) şekilde araçların park edilmesi ile otopark yetersizliğinden dolayı yol üstünde parklanmadan kaynaklanan yoğun trafik sirkülasyonunun rahatlatılması, şerit kapanması, sorunların önüne geçildiği, özellikle de Taksim İlkyardım Hastanesi gibi sağlık donatılarının yer aldığı ve bundan ötürü yaya ve taşıt sirkülasyonunun fazla olduğu caddelerde bu yoğunlukların azaltılması amacıyla uyuşmazlık konusu taşınmazın katlı otopark alanları olarak belirtilmesinde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıldığı,
4- Bilirkişi raporunda, davacılar tarafından … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde Cihangir Yeraltı Otoparkı özelinde uygulanan projenin yer altı otoparkı olmadığı ve park niteliği bulunmadığı yönünde itirazların olduğu, ancak Cihangir otoparkında ± 0.00 kotu … Sokak yönünden belirlendiği, bu durumda kot farkından ötürü Cihangir Caddesi tarafında yarı gömülü yer altı otopark alanının yanı sıra üst katta da sosyal tesis alanı inşa edildiği, Cihangir Parkında yer altı otoparkı uygulaması tarihinin 1983 yılına uzandığı, o zamandan beri parkın Cihangir Caddesi ile ilişkisinin kesilmiş vaziyette olduğu, dolgu toprak üzerine kurulu bir açık alan / çocuk oyun alanı niteliğinde olduğu, davaya konu plan ile öngörülen ve dava süreci içerisinde uygulanan düzenleme parkının genel niteliğinde bir değişikliğe neden olmadığı, sadece parkın düzenlenmesinde değişikliğe gidildiği, Cihangir Parkı özelinde planlama tekniği ve şehircilik ilkelerine aykırılık bulunmamadığı,
5- Bilirkişi raporunda, koruma amaçlı imar planlarında korunması gerekli kültür varlıklarına önerilen müdahale ve düzenlemelerde yapının mevcut gabarisi ve cephe özelliklerinin korunmasının esas olduğu, tescilli yapıların cephelerinin korunacak cephe olarak belirlenmesi, cephe çizgisinin gerçeğe uygun bir şekilde geçirilmesi, gerekiyorsa trafik düzenlemeleri bu yapıların özgün durumları gözetilerek yeniden ele alınması gerektiği, bu bağlamda, davaya konu koruma amaçlı uygulama imar planı ile önerilen ve ilgili bölümde örnekleri verilen yapı ön cephe hizaları koruma ilkeleri ve planlama tekniği ile örtüşmediğine ilişkin tespitleri yer almış ise de; yine raporda davaya konu uygulama imar planında tescilli eserlerin cephelerine yönelik bazı maddi hataların olduğu ve bu hataların imar planı yapımı sürecinde düzeltildiği, ada-parsel düzeninde meydana gelen teknik bir nedenden kaynaklandığı bunun sonucunda uygulama imar planı çizim tekniğinden kaynaklı kaymaların oluştuğu, hâlihazır çizgiler ile öneri plan çizgileri arasında yaklaşık 1– 1,5 mm.lik bu kaymanın gerçek ölçülerde 1-1,5 metreye tekabül ettiği, Plan hükümlerinde de konut yerleşme alanlarında; “Planda kitle çizilen konut alanlarında plandan ölçü alınarak uygulama yapılacaktır.” hükmü uyarınca uygulama imar planları üzerinden ölçü alınarak aplikasyona gidileceğinden çizim aşamasında oldukça hassas olunması gerektiğine ilişkin tespitlerin de yer aldığı,
Planlı Alanlar Tip İmar Yönetmeliğinin Yapı düzenine ait tanımlar başlıklı 16/37 sayılı maddesinde “Bina cephe hattı: Binanın ön ve arka cephelerinde toprakla temas eden konturlarının görünen cephesinin parsel sınırına en yakın noktasından, parsel ön ve arka cephelerine paralel çizilen hattır.” hükmüne, imar plan altlıkları olarak kullanılan hâlihazır ve kadastral paftalardaki kaymalara ilişkin 1/1000 ölçekli imar planı hükümlerinin 1.24. sayılı maddesinde “Planda imar uygulaması aşamasında, halihazır ve kadastral paftaların uyumsuzluğu, plan gösterim şekilleri nedeni ile teknik hata olarak değerlendirilebilecek ölçekteki kayma ve çelişkili durumlar; geçerli aplikasyon krokisi, teşekkül ile birlikte, kamu yararı gözetilerek İlçe Belediyesince değerlendirilir” hükmüne yer verildiği,
Dava konusu uygulama imar planında tescilli eserlerin cephe hattında meydana gelen hataların veya kaymaların belediye tarafından bazılarının düzeltildiği, raporda örnekleri verilen eserlerde ise çizim hatasından kaynaklanan kaymaların halen devam ettiği, ancak bu durumun yukarıda yer verilen imar planı hükmü gereğince Beyoğlu Belediyesince tescilli esere ilişkin plan gösterim şekilleri nedeni ile teknik hata olarak değerlendirilebilecek ölçekteki kayma ve çelişkili durumların geçerli aplikasyon krokisi, teşekkül ile birlikte değerlendirileceği ve buna uygun olarak yol, trafik, kaldırım vb. çalışmaların yürütüleceği, böylece mevcutta olan tescilli eserlere çizim hatasından kaynaklanan kaymaların sebeb olacağı olumsuzlukların bertaraf edileceği ve çevresinin bu değerlendirme yapıldıktan sonra yapılaşacağı açık olduğu,
Belirtilen hususlara yönelik Mahkememiz ara kararı ile Bilirkişi raporunda örnekleri verilen tescilli eserlerin cephe hatlarında meydana gelen söz konusu kaymaların düzeltilip düzeltilmediği, gerekli düzeltmeler yapılmadı ise bu durumun tescilli eserlerin yapılaşma koşulu, imar planında verilen kullanım kararı ve komşu parsellere tecavüzlü duruma gelip gelmediği hususlarına ilişkin bilgi ve belge istenildiği, Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından Mahkememize gönderilen … tarihve … sayılı yazı ile dava konusu planlardaki çeşitli teknik ve maddi hatalara yönelik İdarelerince değerlendirme yapıldığı, … tarih ve … sayılı Beyoğlu Belediye Meclis Kararı ile istikamet çizgileri ve bina oturumlarının tescilli kültür varlığı ve mevcut teşekkül dikkate alınarak belirlenmesine ve tecilli taşınmaz kültür varlığı komşuluğundaki parsellerin arka istikamet hattının tescilli taşınmaz kültür varlığı yapının konturuna göre İlçe Belediyesince değerlendirileceğine dair Plan Notlarına 1.27 ve 1.28 sayılı plan notu maddelerinin eklendiği, söz konusu bu kararın İstanbul Büyükşehir Meclisi’nin … gün ve … sayılı kararı ile uygun görülerek 16.08.2012 tarihinde onaylandığı, dolayısıyla belirtilen eksikliklerin giderildiği anlaşılmakla, belirtilen hususlar yönünden plan tekniğine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
6- Bilirkişi raporunda, konut adalarının ortasında kalan ve arka bahçe duvarları ile sınırlanan, çoğu zaman pasif yeşil alan niteliğindeki tanımsız boşlukların dava konusu koruma amaçlı imar uygulama planında aktif yeşil alan olarak önerildiği, planlama alanındaki geleneksel parsel dokusu ve ada büyüklükleri gözetildiğinde, ada içi yeşil alan oluşturmaya elverişli parsel derinliklerinin olmadığının görüldüğü, ayrıca, alanın topografyadan kaynaklı eğimli bir yapısının olduğu, ada içlerinde yapılacak yeşil alanların tasarımında konut mahremiyetinin gözetilmesinin çok zor olacağının düşünüldüğü, plan ile önerilen bu aktif yeşil alanların öngörüldüğü gibi aktif olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, ada içlerinde kalan alanların aktif yeşil alan / park olarak önerilmesinin planlama teknikleri ve şehircilik ilkeleri ile örtüşmediği yönünde tespitler yer aldığı,
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, “ada içi yeşil” alan düzenlemesine ilişkin (… Mahallesinde yer alan … ve … ada ile … Mahallesinde yer alan … adalar gibi) 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içerisinde itiraz edildiği, bu itirazın … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilerek yapılara ait arka bahçe olarak düzeltildiği, söz konusu koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile uygun bulunduğu,
Ara kararı ile Ada İçi Yeşil Alan” düzenlemesine ilişkin davacılar tarafından yapılan itirazların tamamının kabul edilip edilmediği, reddedilen kısımlar var ise davacılar tarafından dava açılıp açılmadığı sorulmuş olup Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından gönderilen … tarih ve … sayılı yazı ile park ve dinlenme alanlarına ilişkin olarak Beyoğlu Belediye Meclisi’nin … gün ve … sayılı Kararı ile Park ve Dinlenme Alanlarına yönelik olarak reddedilen ve kabul edilen itirazlar bulunduğu, söz konusu bu kararın İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … gün ve .. sayılı Kararı ile uygun bulunarak 22.04.2016 tarihinde onaylandığı, ancak reddedilen itirazlara yönelik ilgilileri tarafından açılan her hangi bir dava bulunmadığının belirtildiği, dolayısıyla ada içi yeşil alan düzenlemesinin ilgili alanlarda yapılara ait arka bahçe olarak düzeltilmesi ve reddedilen itirazlara ilişkin açılmış bir dava bulunmaması göz önüne alındığında belirtilen hususlara yönelik planlama teknikleri ve şehircilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı,
7- Bilirkişi raporunda, Cihangir Caddesi ve Akarsu Yokuşu Sokağının yayalaştırmasının öngörüldüğü, ancak mevcut durumda Cihangir Caddesi üzerinde yeraltı otoparkı bulunduğu, bu nedenle ulaşım güvenliğine aykırı bir durum ortaya çıktığı, Akarsu Yokuşu Sokağında ise iki yönlü işleyen trafik akışının olduğu, bu sokağın tamamen yayalaştırılması yerine yaya-taşıt trafiğinin birlikte kullanımının daha uygun olacağına yönelik tespitler yer aldığı,
Dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, Cihangir Caddesi ve Akarsu Yokuşu Sokağının yayalaştırılmasına ilişkin 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içerisinde itiraz edildiği, bu itirazın … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilerek kentsel sit alanındaki bazı sokaklarla birlikte Cihangir Caddesi ile Akarsu Yokuşu Sokağı üzerindeki yaya yolları taramasının iptal edildiği, söz konusu koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliği Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile uygun bulunduğu görülmekle belirtilen hususlar yönünden davanın esasına girme olanağı bulunmadığı,
8- Dava konusu koruma amaçlı imar planlarında, Beyoğlu İlçesi, … Mahallesi, … ada, …,…,…,… parsel sayılı taşınmazlar üzerinde özel şahısların mülkiyetinde bulunan 51 daire ve 2 dükkandan oluşan Kültür ve Turizm Bakanlığı Gayrimenkul Eski Eserler ve Anıtlar Yüksek Kurulu Başkanlığının … tarihli, … sayılı kararı ile korunması gerekli sivil mimarlık örneği olarak tescil edilen … Apartmanının dava konusu koruma amaçlı imar planları ile güneydoğusunda yer alan ve … Sokağa cepheli … ada, … parsel sayılı taşınmaz üzerinde konut fonksiyonunda h:12,50 yapılaşma koşullu bir kütle öngörüldüğü, bu kütlenin İstanbul II Numaralı Kültür Varlıklarının Koruma Bölge Kurulunun 20.06.2007 tarihli kararı ekindeki kroki esas alınarak dava konusu koruma amaçlı imar planlarına işlendiği, … tarihli, … sayılı Koruma Bölge Kurulu kararıyla … parsel sayılı taşınmaza ilişkin 20.06.2007 tarihli kurul kararının iptal edildiği anlaşılmakla belirtilen hususlar yönünden davanın esasına girme olanağı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle yukarıda B-) 1-2-3-4-5 ve 6’ncı bentlerinde belirtilen hususlar yönünden davanın reddine, A-) 1,2,3,4. ve B-) 7 ve 8’inci bentlerinde belirtilen hususlar yönünden dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Temyize konu kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : .
Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından, Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NIN DÜŞÜNCESİ : İdare Mahkemesi kararının B-) 1-2-3-4-5 sayılı bentler ile A-) 1,2,3,4. ve B-) 7 ve 8 yönünden onanmasına, 6 sayılı bent yönünden bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
İstanbul I Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile Beyoğlu İlçesi kentsel sit alanı olarak ilan edilmiştir. Yine aynı Kurulun … tarihli, … sayılı kararı ile söz konusu alana yönelik geçiş dönemi yapılaşma koşulları belirlenmiştir. Dava konusu planların onaylandığı tarihe kadar geçen çok uzun sürede bölgedeki uygulamalar geçiş dönemi yapılaşma koşullarına göre yürütülmüştür. Uzun süre plansız alanda kalan bölge için yapılan plan çalışmaları sonrasında hazırlanan 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı teklifi … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilmiştir. … tarihli, … sayılı Kurul kararı ile plana dahil edilmesi istenilen Haliç Tersanesini de kapsayan planın, plan paftalarında ve plan notlarında yapılan düzeltmelerle uygun olduğuna dair … tarihli, … sayılı Kurul kararı alınmıştır. Söz konusu karar uyarınca 1/5000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı … tarihli, … sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilmiş ve 21/05/2009 tarihinde onaylanmıştır. Yine 1/1.000 ölçekli Beyoğlu Kentsel Sit Alanı Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planı da Koruma Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile düzeltmelerle uygun bulunmuş ve … tarihli, … sayılı meclis kararı ile kabul edilerek, 21/12/2010 tarihinde onaylanmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde; “nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Amaç” başlıklı 1. maddesinde; “Bu Kanunun amacı; korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile ilgili tanımları belirlemek, yapılacak işlem ve faaliyetleri düzenlemek, bu konuda gerekli ilke ve uygulama kararlarını alacak teşkilatın kuruluş ve görevlerini tespit etmektir.” hükmü yer almış; “Tanımlar ve kısaltmalar” başlıklı 3. maddesinde; “Sit”; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent ve kent kalıntıları, kültür varlıklarının yoğun olarak bulunduğu sosyal yaşama konu olmuş veya önemli tarihi hadiselerin cereyan ettiği yerler ve tespiti yapılmış tabiat özellikleri ile korunması gerekli alanlar olarak tanımlanırken, “Koruma amaçlı imar plânı”: “Bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; halihazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlardır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin “Tanımlar” başlıklı 3. maddesinde; Kentsel Sit; mimari, mahalli, tarihsel, estetik ve sanat özelliği bulunan ve bir arada bulunmaları ve bir bütün olarak o yerleşmenin ait oldukları dönemin yaşam biçimini gelecek nesillere aktarmaları sebebiyle teker teker taşıdıkları kıymetten daha fazla kıymeti olan, kültürel ve tabii çevre elemanlarının (yapılar, bahçeler, bitki örtüleri, yerleşim dokuları, duvarlar, sokak ve meydanlar, v.b.) birlikte bulundukları alanlar olarak tanımlanmıştır.
5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun 1. maddesinde; ” Bu Kanunun amacı, büyükşehir belediyeleri, büyükşehir belediyeleri sınırları içindeki ilçe ve ilk kademe belediyeleri, il, ilçe belediyeleri ve nüfusu 50.000’in üzerindeki belediyelerce ve bu belediyelerin yetki alanı dışında il özel idarelerince, yıpranan ve özelliğini kaybetmeye yüz tutmuş; kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurullarınca sit alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının, bölgenin gelişimine uygun olarak yeniden inşa ve restore edilerek, bu bölgelerde konut, ticaret, kültür, turizm ve sosyal donatı alanları oluşturulması, tabiî afet risklerine karşı tedbirler alınması, tarihi ve kültürel taşınmaz varlıkların yenilenerek korunması ve yaşatılarak kullanılmasıdır. Bu Kanun, yukarıda belirtilen amaçlar doğrultusunda oluşturulacak olan yenileme alanlarının tespitine, teknik altyapı ve yapısal standartlarının belirlenmesine, projelerinin oluşturulmasına, uygulama, örgütlenme, yönetim, denetim, katılım ve kullanımına ilişkin usûl ve esasları kapsar.” düzenlemesi yer almıştır.
Anılan Kanunun “Alanların belirlenmesi” başlıklı 2. maddesinde ise; “Yenileme alanları, il özel idarelerinde il genel meclisinin ve belediyelerde belediye meclisinin üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ile belirlenir. İl özel idaresinde il genel meclisince ve büyükşehirler dışındaki belediyelerde belediye meclisince bu konuda alınan kararlar, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi ile Bakanlar Kuruluna sunulur. Büyükşehirlerde ise ilçe belediye meclislerince alınan kararlar, büyükşehir belediye meclisince onaylanması üzerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığının teklifi ile Bakanlar Kuruluna sunulur. Bakanlar Kurulu projenin uygulanıp uygulanmamasına üç ay içinde karar verir. Bakanlar Kurulunca kabul edilen alanlardaki uygulama bir program dahilinde etap etap projelendirilebilir.
Etap proje ve programları, meclis üye tam sayısının salt çoğunluğunun kararı ve belediyelerde belediye başkanının, il özel idarelerinde valinin onayı ile uygulamaya konulur.
Belirlenen alan sınırları içindeki tüm taşınmazlar, belediyece ve il özel idaresince hazırlanacak yenileme projelerinin kültür ve tabiat varlıklarını koruma kurulunca karara bağlanmasını müteakip bu Kanuna göre yapılacak yenileme projesi hükümlerine tâbi olurlar. Büyükşehir belediye sınırları içinde büyükşehir belediyelerinin yapacaklarının dışında kalan yenileme projeleri, ilçe ve ilk kademe belediyelerince hazırlanması ve meclislerinde kabulünden sonra büyükşehir belediye başkanınca onaylanarak yürürlüğe girer. Buna göre kamulaştırma ve uygulama yapılır.
Yenileme alanlarının teknik altyapı ve yapısal standartların oluşturulması, bu alanların yönetimi ile örgütlenme ve uygulama alanlarında bulunan hak sahiplerinin veya bölge halkının katılımına dair usûl ve esaslar yönetmelikte belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
14.12.2005 tarihli, 26023 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5366 sayılı Yıpranan Tarihi ve Kültürel Taşınmaz Varlıkların Yenilenerek Korunması ve Yaşatılarak Kullanılması Hakkında Kanunun Uygulama Yönetmeliğinin “Tanımlar” başlıklı 4. Maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde; yenileme alanı, sit alanı ve koruma alanı olarak tescil ve ilan edilen bölgeler ile bu bölgelere ait koruma alanlarının içinde, sınırları yetkili idarenin teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca kabul edilerek belirlenen alanları ifade eder şeklinde tanımlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu kararın B-) 1-2-3-4-5 sayılı ve A-) 1,2,3,4. Ve B-) 7 ve 8 bentlere ilişkin kısmı yönünden;
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bu kısmı usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Temyize konu kararın 6 sayılı bende ilişkin kısmı yönünden;
Yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda, konut adalarının ortasında kalan ve arka bahçe duvarları ile sınırlanan, çoğu zaman pasif yeşil alan niteliğindeki tanımsız boşlukların dava konusu 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında aktif yeşil alan olarak önerildiği, planlama alanındaki geleneksel parsel dokusu ve ada büyüklükleri gözetildiğinde, ada içi yeşil alan oluşturmaya elverişli parsel derinliklerinin olmadığının görüldüğü, ayrıca, alanın topografyadan kaynaklı eğimli bir yapısının olduğu, ada içlerinde yapılacak yeşil alanların tasarımında konut mahremiyetinin gözetilmesinin çok zor olacağının düşünüldüğü, plan ile önerilen bu aktif yeşil alanların öngörüldüğü gibi aktif olarak kullanılmasının mümkün olmadığı, ada içlerinde kalan alanların aktif yeşil alan / park olarak önerilmesinin planlama teknikleri ve şehircilik ilkeleri ile örtüşmediği yönünde tespitler yer almıştır.
Temyize konu kararda atıf yapılan Dairemizin 11.02.2019 tarihli, E:2018/3499, K:2019/550 sayılı bozma kararında bu kısma ilişkin olarak, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, ada içi yeşil alan düzenlemesine ilişkin (… Mahallesinde yer alan … ve … ada ile … Mahallesinde yer alan … adalar gib) 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına askı süresi içerisinde itiraz edildiği, bu itirazın … tarihli,… sayılı İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi kararı ile kabul edilerek yapılara ait arka bahçe olarak düzeltildiği, söz konusu koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile uygun bulunduğunun görüldüğü, bununla beraber, davacılar tarafından, ada içi yeşil alan düzenlemesine ilişkin yapılan itirazların tamamının kabul edilmediği, bir kısmının reddedildiği, reddedilen kısımlara yönelik davalar açıldığınını belirtildiği, bu durumda, İdare Mahkemesince, yapılan itirazların tamamının kabul edilip edilmediği, davanın bu kısımlar yönünden konusuz kalıp kalmadığı hususu araştırılarak koruma amaçlı imar planlarının bu kısmı bakımından yeniden karar verilmesi gerektiği ifadelerine yer verilmiştir. İdare Mahkemesince, ara kararı ile ada içi yeşil alan düzenlemesine ilişkin davacılar tarafından yapılan itirazların tamamının kabul edilip edilmediği, reddedilen kısımlar var ise davacılar tarafından dava açılıp açılmadığı sorulmuş, Beyoğlu Belediye Başkanlığı tarafından İdare Mahkemesine gönderilen … tarih ve … sayılı yazı ile park ve dinlenme alanlarına ilişkin olarak Beyoğlu Belediye Meclisi’nin … gün ve … sayılı Kararı ile Park ve Dinlenme Alanlarına yönelik olarak reddedilen ve kabul edilen itirazlar bulunduğu, söz konusu bu kararın İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … gün ve … sayılı Kararı ile uygun bulunarak 22.04.2016 tarihinde onaylandığı, ancak reddedilen itirazlara yönelik ilgilileri tarafından açılan her hangi bir davanın bulunmadığı belirtilmiştir.
İdare Mahkemesince, dava dosyasında yer alan bilirkişi raporunda yer verilen tespitler göz önünde bulundurulmaksızın, verilen ara kararı sonucu ada içi yeşil alan düzenlemesine karşı yapılan itirazların bir kısmının kabul edilmediği, ada içi yeşil alan düzenlemesinin ilgili alanlarda yapılara ait arka bahçe olarak düzeltilmesi ve reddedilen itirazlara ilişkin açılmış bir dava bulunmaması göz önüne alındığında belirtilen hususlara yönelik planlama teknikleri ve şehircilik ilkelerine aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, davalı idareler tarafından ada içi yeşil alan düzenlemesine ilişkin yapılan itirazların tamamının kabul edilmediği, bir kısmının reddedildiği görüldüğünden, yukarıda yer verilen bilirkişi raporundaki tespitler uyarınca dava konusu işlemin bu kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken davanın bu kısmının reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin kısmen kabulüne,
2. Temyize konu … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı B-) 1-2-3-4-5 sayılı bentler ile A-) 1,2,3,4. ve B-) 7 ve 8 kısmı yönünden ONANMASINA, 6 sayılı bende ilişkin kısmı yönünden BOZULMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 27/09/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.