Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/1639 E. , 2022/7538 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/1639
Karar No : 2022/7538
TEMYİZ EDEN TARAFLAR : 1- (DAVACI): … Enerji Üretim Ticaret A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
2 – (DAVALI): … Bakanlığı – …
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF : 1- … Bakanlığı
2- … Enerji Üretim Ticaret A.Ş.
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Aydın İli, Germencik İlçesi, … Mahallesinde jeotermal kaynak arama ve sondaj çalışmalarını gerçekleştiren davacı şirketin, M-5 olarak adlandırılan jeotermal enerji üretim kuyusunun bulunduğu lokasyonda inhibitör tanklarının yıkanması esnasında ortaya çıkan atıksuyun, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak alıcı ortama deşarj edildiğinin tespit edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı ile söz konusu fiilin ikinci kez tekrar edilmesi nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca 175.053,00-TL para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü işlemi ile bildirilen … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:… , K:… sayılı kararda; dava konusu idari para cezasının esasına ilişkin kısmı yönünden bakılan uyuşmazlıkta, jeotermal santral işleten davacı şirketin, bu santralde kullanılan inhibitör tanklarının DSİ sulama kanalından temin edilen su ile yıkanması sonucunda ortaya çıkan akışkanı M-5 kuyusunun batısından geçen dereye deşarj ettiği tespit edilerek alıcı ortama boşaltım noktasından anlık olarak alınan numune üzerinde akredite edilmiş laboratuvar tarafından yapılan analiz sonucunda, endüstriyel nitelikli diğer atıksular (endüstriyel soğutma suları ve benzerleri) için öngörülen atıksu deşarj standartlarının sağlanmadığı, söz konusu atıksuyun Tablo 20.1 uyarınca kimyasal oksiyen ihtiyacının en fazla 200 mg/L olması gerekirken 3.000 mg/L olarak, yağ ve gres değerinin en fazla 20 mg/L olması gerekirken 22,80 mg/L olarak, pH değerinin ise 6-9 parametreleri arasında olması gerekirken 2,86 olarak belirlendiği, dolayısıyla endüstriyel atıksuyun yönetmelikte öngörülen deşarj standartlarına aykırı olarak canlıların sağlığını, çevresel değerleri ve ekolojik dengeyi bozabilecek nitelikte deşarj edildiğinin sabit olduğu görüldüğünden, dava konusu işlemin 2872 sayılı Kanunun 20. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca 58.351,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Dava konusu idari para cezasının tekerrüre ilişkin kısmına gelince; ceza hukukunda “tekerrür” müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlar. Hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. Bununla birlikte, faile tekerrür nedeniyle daha ağır bir ceza verilebilmesi, bir başka deyişle failin ıslah olmadığının ve suç işleme konusundaki ısrarının ortaya konulabilmesi için, hukuka aykırı bir eylemi failin birden çok kere gerçekleştirmiş olması tek başına yeterli olmayıp, tekerrüre esas alınan eylemi nedeniyle daha önce cezalandırılmış olmasına rağmen bu tarihten sonra aynı eylemde tekrar bulunmuş olması gerekmektedir.
Belirli bir kesinlik içinde yasada hangi eyleme hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerektiğinden, hukuka aykırı bir eylemde bulunduğu tarih itibariyle hakkında daha önce verilen bir ceza bulunmayan kişinin daha sonraki bir tarihte almış olduğu bir cezanın esas alınarak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezasının artırılması hukuk devleti ilkesine uygun bulunmamaktadır. Suçu işlediği tarihte henüz mükerrir olarak kabulü mümkün olmayan kişiye tekerrür hükümlerinin uygulanması, suç ve cezaların yasallığı ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Bu bakımdan; tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki eylemin her halde ilk eylem için verilen cezadan sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olması gerektiği tabiidir.
Uyuşmazlık konusu olayda; tekerrür uygulamasında … tarih ve … sayılı ile … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararları esas alınarak 2018 yılı için belirlenen idari para cezası tutarının, fiilin ikinci tekrarı olduğunda hareketle iki katının uygulandığı, dava konusu işleme dayanak eylemin ise 28/05/2018 tarihinde gerçekleştiği görülmektedir.
Bu durumda, yukarıda açıklandığı üzere, ikinci tekerrürün gerçekleştiği tarih olan 28/05/2018 tarihinde, henüz tekerrür uygulamasına esas alınan birinci ve ikinci eylem nedeniyle verilmiş bir cezanın bulunmadığı halde 28/05/2018 tarihinden sonra kesilen idari para cezaları esas alınarak 2872 sayılı Kanunun 23. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri uygulanmak suretiyle tesis edilen dava konusu işlemin, idari para cezasının iki kat artırılmasına ilişkin 116.702,00-TL’lik kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu idari para cezasının tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin 116.702,00-TL’lik kısmının iptaline, esasına ilişkin 58.351,00-TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İdari Dava Dairesince verilen kararda; dava dosyasında bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi neticesinde, davalı idarenin istinaf başvurusu kabul edilerek, … İdare Mahkemesince … gün ve E:… , K:… sayılı karar kaldırılarak uyuşmazlık yeniden incelendi: … 2872 sayılı Kanunun 23. maddesi hükmü uyarınca; cezayı gerektiren fiilin üç yıllık dönem içinde tekerrürü hâlinde idari para cezasının birinci tekrarında bir kat; ikinci ve müteakip tekrarı hâlinde iki kat artırılarak verileceği ve tekerrür hükümlerinin üçer yıllık dönemlerle sınırlı olduğu belirtildiği görüldüğünden; üç yıllık dönemden sonra yapılacak ihlalin yeniden ilk ihlal gibi değerlendirilmesi ve buna göre işlem tesis edilmesi gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olay bu bağlamda ele alındığında; Aydın İli, Germencik İlçesi, … Mahallesi’nde jeotermal enerji arama ve sondaj çalışmaları gerçekleştiren davacı şirketin, M-5 olarak adlandırılan jeotermal enerji üretim kuyusunun bulunduğu lokasyonda inhibitör tanklarının yıkanması esnasında ortaya çıkan atıksuyun, deşarj standartlarını aşacak şekilde alıcı ortama atıksu deşarjı yaparak çevre kirliliğine neden olduğuna ilişkin birden fazla eyleminin tespit edildiği, birinci eyleminin 20/02/2018 tarihinde tespit edilerek 58.351,00-TL idari para cezasının uygulandığı, 15/05/2018 tarihinde fiilin birinci tekrarı nedeniyle cezanın bir kat artırılarak 116.702,00-TL tahakkuk ettirildiği, 28/05/2018 tarihinde yapılan 3. denetimde fiilin müteakip tekrarı nedeniyle daha önce iki kez idari para cezası verilen işletmeye son eylemi nedeniyle tekerrür hükümleri de dikkate alınmak suretiyle para cezası verilmesi gerektiği kabul edilmekle birlikte; dava konusu olan son para cezasının, 2018 yılına ait yeniden değerleme oranı dikkate alınarak 58.351,00-TL para cezası miktarına aynı Kanunun 23.maddesi uyarınca tekerrür uygulanmak suretiyle iki kat artırılarak 116.702,00-TL para cezası verilmesi gerekirken, 3 katı uygulanarak 175.053,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işleme uygulanan tekerrür hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Buna göre, dava konusu idari para cezasının 58.351,00-TL’lik kısmında hukuka uyarlık, kalan 116.702,00-TL’lik kısmında ise hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvuruları kabulü ile … . İdare Mahkemesince verilen … gün ve E:… , K:… sayılı kararın kaldırılmasına, para cezasının 116.702,00-TL’lik kısmı yönünden davanın reddine, 58.351,00-TL’ye ilişkin kısmının ise kabulüne karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davacı tarafından, tekerrüre esas eylemle dava konusu eylemlerin farklı olduğu, dava konusu olayda inhibitör tanklarının yıkanması sonucunda ortaya çıkan temizlik suyunun çevresel kirlilik oluşturmaya elverişli nitelikte bir su olmadığı, ilk derece mahkemesi kararının, tekerrür oluşmadığına ilişkin gerekçesinin hukuka uygun olduğu, keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması gerektiği, böyle bir inceleme yaptırılmaksızın verilen kararın hukuka aykırı olduğu, İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
2- Davalı idare tarafından, İdari Dava Dairesince tekerrür hükmünün yanlış yorumlanarak hesaplama yapıldığı, nitekim bir sayının iki kat artırılması ile üç katıyla çarpılması sonucunda elde edilen rakamın aynı olduğu, ayrıca ilk dava aşamasında taraflar lehine vekalet ücretine hükmedildiği gerekçesiyle yeniden davalı idare lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş ise de, ilk dava aşamasında (şu an hasım mevkiinde olan) davalı idare lehine değil, o tarihte hasım mevkiinde olan Aydın Valiliğine lehine vekalet ücretine hükmedildiği, dolayısıyla 659 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ilgili hükümleri uyarınca Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden, İdari Dava Dairesi kararının hem esası, hem vekalet ücreti yönünden bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Aydın İli, Germencik İlçesi, … Mahallesinde jeotermal kaynak arama ve sondaj çalışmalarını gerçekleştiren davacı şirkete ait tesiste 20/02/2018 tarihinde yapılan denetimde M-5 olarak adlandırılan jeotermal enerji üretim kuyusundan çekilen akışkanın, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak alıcı ortama deşarj edildiğinin tespit edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı uyarınca Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün
… tarih ve … sayılı idari yaptırım kararı ile 58.351-TL para cezası verilmiştir.
Aydın İli, Germencik İlçesi, … Mahallesinde jeotermal kaynak arama ve sondaj çalışmalarını gerçekleştiren davacı şirkete ait tesiste 15/05/2018 tarihinde yapılan denetimde M-5 olarak adlandırılan jeotermal enerji üretim kuyusundan çekilen akışkanın, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak alıcı ortama deşarj edildiğinin tespit edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı ile fiilin birinci kez tekrar edilmesi nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararı ile 116.702-TL para cezası verilmiştir.
Son olarak Aydın İli, Germencik İlçesi, … Mahallesinde jeotermal kaynak arama ve sondaj çalışmalarını gerçekleştiren davacı şirkete ait tesiste 28/05/2018 tarihinde yapılan denetimde M-5 olarak adlandırılan jeotermal enerji üretim kuyusunun bulunduğu lokasyonda inhibitör tanklarının yıkanması esnasında ortaya çıkan atıksuyun, Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak alıcı ortama deşarj edildiğinin tespit edildiğinden bahisle, 2872 sayılı Çevre Kanununun 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı ile söz konusu fiilin ikinci kez tekrar edilmesi nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca Aydın Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararı ile 175.053,00-TL para cezası verilmiştir.
Bunun üzerine, … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanununun 8. maddesinde; “Her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak ve benzeri faaliyetlerde bulunmak yasaktır. Kirlenme ihtimalinin bulunduğu durumlarda ilgililer kirlenmeyi önlemekle; kirlenmenin meydana geldiği hallerde kirleten, kirlenmeyi durdurmak, kirlenmenin etkilerini gidermek veya azaltmak için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdürler.” hükmüne, 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafında; “Bu bendin birinci paragrafı dışında, bu Kanun ve bu Kanun uyarınca çıkarılan yönetmeliklere aykırı olarak ülkenin egemenlik alanındaki denizlere ve yargılama yetkisine tâbi olan deniz yetki alanlarına, içme ve kullanma suyu sağlama amacına yönelik olmayan sulara atık boşaltanlara 24.000 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Yukarıda öngörülen fiilin konutlarla ilgili olarak işlenmesi halinde her konut ve bağımsız bölüm için 600 Türk Lirası idarî para cezası verilir. Bu cezai sorumluluk, müstakil konutlarda konutu kullanana, diğer konutlarda ise yöneticiye aittir.” hükmüne, 23. maddesinde; “Bu Kanunda belirtilen idarî para cezaları, bu cezaların verilmesini gerektiren fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde birinci tekrarında bir kat, ikinci ve müteakip tekrarında iki kat artırılarak verilir.” hükmüne yer verilmiştir.
31/12/2004 tarih ve 25687 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin “Alıcı ortama doğrudan boşaltım esasları” başlıklı 26. maddesinde; “Atıksuların nitelik ve niceliklerinin kontrolu, kirliliğin azaltılması ve arıtılması, verilen atıksu deşarj standartlarına uyulup uyulmadığı hususunun uygun aralıklarla ve düzenli bir biçimde gözlenmesi ve belgelenmesi kirletenin sorumluluk ve yükümlülüğündedir. Standartlara uyumun kontrolü açısından, kirleten tarafından yaptırılan bu ölçümler beş yıl süreyle saklanır. İdare, bu yükümlülüğün yerine getirilip getirilmediğini, gerekiyorsa kendi ölçümleriyle denetler. İdare tarafından denetim amacıyla yapılan ölçümlerin masrafı kirleten tarafından karşılanır. Alıcı ortamlarda kirlenmenin önlenebilmesi için yapılacak uygulamalarda aşağıdaki genel esaslar geçerlidir. … e) Gerçek veya tüzel kişiler, faaliyet türlerine göre, alıcı ortama verdikleri atıksular için bu Yönetmeliğin ekinde yer alan Tablo 5’ten Tablo 21’e kadar konulan deşarj standartlarını sağlamakla yükümlüdürler. …” kuralına, “Endüstriyel Atıksu Deşarj Standartları” başlıklı 31. maddesinde; “Endüstriler üretim tiplerine göre gruplandırılmış ve onaltı tane sektör oluşturulmuştur. Bu sektörlere giren tesislerden tamamen kuru tipte çalışanlar için Tablo 5-20 arasındaki atıksu standartları uygulanmaz. Bu sektörler ve sektörlerin içerdiği endüstri tipleri aşağıda verilmiştir; … e) Kömür hazırlama işleme ve enerji üretimi sektörü; taş kömürü ve linyit kömürü hazırlama, kok ve havagazı üretimi, termik santraller, nükleer santraller, jeotermal santraller, soğutma suyu ve benzerleri, kapalı devre çalışan endüstriyel soğutma suları, fuel-oil ve kömürle çalışan buhar kazanları ve benzeri tesisler. …” kuralına yer verilmiş, aynı Yönetmeliğin ekinde yer alan “Sektör: Endüstriyel Nitelikli Diğer Atıksular (Endüstriyel Soğutma Suları ve Benzerleri)” başlıklı Tablo 20.1’de; “Kimyasal oksijen ihtiyacının 2 saatlik değerinin 200 mg/L, yağ ve gresin 2 saatlik değerinin ise 20 mg/L, pH değerinin ise 6 – 9” arasında olması gerektiği düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1- Temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesi kararının, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı uyarınca verilen temel para cezasına (2018/1 sayılı Tebliğ uyarınca belirlenen 58.351-TL para cezasına) ilişkin kısmı yönünden;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; her türlü atık ve artığı, çevreye zarar verecek şekilde, ilgili yönetmeliklerde belirlenen standartlara ve yöntemlere aykırı olarak doğrudan ve dolaylı bir biçimde alıcı ortama vermek, depolamak, taşımak, uzaklaştırmak suretiyle çevrenin kirletilmesi yasak olduğundan, gerçek veya tüzel kişilerin faaliyet türlerine göre Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinin ekinde yer alan Tablo 5’ten Tablo 21’e kadar konulan deşarj standartlarını sağlamakla yükümlü oldukları anlaşılmaktadır.
Bakılan uyuşmazlıkta; jeotermal santral işleten davacı şirket tarafından, santralde kullanılan inhibitör tanklarının yıkanması sonucunda ortaya çıkan atıksuyun, M-5 kuyusunun batısından geçen dereye deşarj ettiğinin tespit edildiği, alıcı ortama boşaltım noktasından anlık olarak alınan numune üzerinde akredite edilmiş laboratuvar tarafından yapılan analiz sonucunda, endüstriyel nitelikli diğer atıksular (endüstriyel soğutma suları ve benzerleri) için öngörülen atıksu deşarj standartlarının sağlamadığı, nitekim söz konusu atıksuyun Tablo 20.1’de yer alan kimyasal oksiyen ihtiyacının en fazla 200 mg/L olması gerekirken 3.000 mg/L olarak, yağ ve gres değerinin en fazla 20 mg/L olması gerekirken 22,80 mg/L olarak, pH değerinin ise 6-9 parametreleri arasında olması gerekirken 2,86 olarak belirlendiği, dolayısıyla endüstriyel atıksuyun Yönetmelikte öngörülen deşarj standartlarına aykırı olarak deşarj edildiği anlaşılmış olup, dava konusu işlemin 2872 sayılı Kanunun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı uyarınca 58.351-TL para cezası verilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla; temel para cezası yönünden davanın reddi yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurularının kabul edilmek suretiyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, para cezasının 116.702,00-TL’lik kısmı yönünden davanın reddine, 58.351,00-TL’lik kısmının ise kabulüne ilişkin İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
2- Kararın, temel para cezasının tekerrür nedeniyle artırılmasına ilişkin (116.702-TL’lik) kısmına gelince;
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; 2872 sayılı Kanun uyarınca yaptırım uygulanması gereken fiillerin işlenmesinden itibaren üç yıl içinde tekerrürü hâlinde, verilecek para cezalarına, Kanunda belirtilen artırımlar uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Tekerrürün uygulanmasına gelince; ceza hukukunda “tekerrür” müessesesi, bir ceza mahkumiyetine kesin olarak uğrayan bir kimsenin, yeniden suç işlemesi halinde Ceza Kanunu karşısındaki kişisel durumunu tanımlamakta olup, hukuka aykırı bir eylemin tekerrürü halinde verilecek cezanın artırılması, daha önce verilen cezanın ıslah edici olmadığı ve failin suç işleme konusundaki ısrarının daha ağır bir cezayı gerektirdiği düşüncesinden doğmaktadır. Bununla birlikte, faile tekerrür nedeniyle daha ağır bir ceza verilebilmesi, bir başka deyişle, failin ıslah olmadığının ve suç işleme konusundaki ısrarının ortaya konulabilmesi için, hukuka aykırı bir eylemi failin birden çok kere gerçekleştirmiş olması tek başına yeterli olmayıp, tekerrüre esas alınan eylemi nedeniyle daha önce cezalandırılmış olmasına rağmen, bu tarihten sonra aynı eylemde tekrar bulunmuş olması gerekmektedir.
Belirli bir kesinlik içinde yasada hangi eyleme hangi hukuksal yaptırımın bağlandığının bireyler tarafından bilinmesi ve eylemlerin sonuçlarının öngörülebilmesi gerektiğinden, hukuka aykırı bir eylemde bulunduğu tarih itibarıyla hakkında daha önce verilen bir ceza bulunmayan kişinin daha sonraki bir tarihte almış olduğu bir cezanın esas alınarak ve tekerrür hükümleri uygulanarak cezasının artırılması hukuk devleti ilkesine uygun bulunmamaktadır. Suçu işlediği tarihte henüz mükerrir olarak kabulü mümkün olmayan kişiye tekerrür hükümlerinin uygulanması, suç ve cezaların yasallığı ilkesine de aykırılık oluşturacaktır.
Bu bakımdan; tekerrür hükmüne esas alınacak sonraki eylemin her halde ilk eylem için verilen cezadan sonraki bir tarihte gerçekleşmiş olması gerektiği tabiidir.
Uyuşmazlıkta, her ne kadar İdari Dava Dairesince; davacının birden fazla eyleminin tespit edildiği, birinci eyleminin 20/02/2018 tarihinde tespit edilerek 58.351,00-TL idari para cezasının uygulandığı, 15/05/2018 tarihinde fiilin birinci tekrarı nedeniyle cezanın bir kat artırılarak 116.702,00-TL tahakkuk ettirildiği, 28/05/2018 tarihinde yapılan 3. denetimde fiilin müteakip tekrarı nedeniyle daha önce iki kez idari para cezası verilen işletmeye son eylemi nedeniyle tekerrür hükümleri de dikkate alınmak suretiyle para cezası verilmesi gerektiği kabul edilmekle birlikte; dava konusu olan son para cezasının, 2018 yılına ait yeniden değerleme oranı dikkate alınarak 58.351,00-TL para cezası miktarına aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca tekerrür uygulanmak suretiyle iki kat artırılarak 116.702,00-TL para cezası verilmesi gerekirken, 3 katı uygulanarak 175.053,00-TL idari para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işleme uygulanan tekerrür hükmünde hukuka uyarlık bulunmadığı yönünde karar verilmiş ise de, idari dava dairesince tekerrrür hükmünün uygulanabilmesi için cezayı gerektiren fiilin üç yıl içinde tekrar işlenmesinin yeterli bulunduğu, dava konusu olayda da bu nedenle tekerrür nedeniyle para cezası verilebileceğinin kabul edildiği, ancak tekerrür uygulanmak suretiyle iki kat artırılarak 116.702,00-TL para cezası verilmesi gerekirken, 3 katı uygulanarak 175.053,00-TL para cezasının verilmesinde hesaplama hatası olduğu kanaatine varılmak suretiyle karar verildiği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, cezayı gerektiren fiilin (örneğin) ikinci kez tekrarı nedeniyle tekerrür hükmü uygulanacak ise, temel para cezasının iki kat artırılması ile üç katının uygulanması aynı sonucu doğurmaktadır.
Ancak uyuşmazlıkta; … tarih ve … sayılı (ikinci) idari yaptırım kararıyla 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son paragrafı uyarınca belirlenen para cezasının, söz konusu fiillerin birinci kez tekrar edilmesi nedeniyle aynı Kanunun 23. maddesi uyarınca bir kat artırılmak suretiyle uygulandığından davacının haberdâr olması hâlinde, 2872 sayılı Kanunun 23. maddesi uyarınca üç yıl içinde ikinci kez fiilin tekrarı nedeniyle temel para cezasının iki kat artırılabilmesi mümkün olup, ikinci kez işlenen diğer bir ifadeyle fiilin birinci tekrarı nedeniyle bir kat artırılarak para cezası verilmesine ilişkin … tarih ve … sayılı idari yaptırım kararı bildirilmeden, üçüncü kez işlenen başka bir deyişle fiilin ikinci tekrarı nedeniyle para cezasının iki kat artırılarak verileceğinden davacının haberdar olamayacağı dikkate alındığında, dava konusu idari yaptırım kararının dayanağı olan 28/05/2018 tarihli denetimden önce, 15/05/2018 tarihli denetime istinaden (ikinci) idari yaptırım kararı verilerek davacıya bildirilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Nitekim, benzer nitelikeki bir uyuşmazlıkta, temel para cezası yönünden davanın reddi, tekerrür nedeniyle para cezasının artırılmasına ilişkin kısmının iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı tarafların istinaf başvurularının reddine ilişkin … İdari Dava Dairesi kararının, Danıştay Altıncı Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararıyla onanmasına karar verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, 2872 sayılı Çevre Kanununun 20. maddesinin 1. fıkrasının (ı) bendinin son fıkrası uyarınca 58.351-TL olarak hesaplanan temel para cezasının yukarıda belirtilen usule uyulmaksızın iki kat artırılmasına ilişkin kısmında (116.702-TL) hukuka uyarlık bulunmadığından, para cezasının tekerrüre ilişkin kısmı yönünden iptali yolundaki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun (İdare Mahkemesi kararında tekerrüre esas alınan idari yaptırım kararlarının tarih ve sayılarının yanlış olması nedeniyle) yukarıda yer verilen gerekçe ile reddine karar verilmesi gerekirken, istinaf başvurularının kabul edilmek suretiyle İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, para cezasının 116.702,00-TL’lik kısmı yönünden davanın reddine, 58.351,00-TL’ye ilişkin kısmının ise kabulüne ilişkin İdari Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Öte yandan, davalı idare tarafından, İdari Dava Dairesi kararı vekalet ücreti yönünden de temyiz edilmiş olmakla birlikte, kararın esas yönünden bozulması nedeniyle İdari Dava Dairesince yeniden verilecek kararda, kararın sonucuna göre vekalet ücretinin yeniden değerlendirileceği de tabiidir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan tarafların temyiz istemlerinin kabulüne,
2. Dava konusu para cezasının tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ilişkin … -TL’lik kısmının iptaline, esasına ilişkin … -TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurularının kabulü ile anılan kararın kaldırılarak yukarıda özetlenen gerekçeyle para cezasının … -TL’lik kısmı yönünden davanın reddine, … TL’ye ilişkin kısmının ise kabulüne dair temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 28/06/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.