Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/3589 E. , 2021/12231 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/3589
Karar No : 2021/12231
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : … Belediye Başkanlığı
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : 1-…
2-…
3-…
4-…
5-…
VEKİLLERİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ :Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, Zonguldak ili, Çaycuma ilçesi,… Mahallesi,… ada, … parsel sayılı taşınmazın kısmen rekreasyon alanı olarak belirlenmesine ilişkin Çaycuma Belediye Meclisinin … tarihli, … sayılı kararıyla kabul edilen 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1.000 ölçekli uygulama imar planının iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, mahallinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporu ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu imar planlarında, açık ve yeşil alan dağılımının, mevzuat uyarınca gerekli kişi başına düşen asgari standartı sağlamasına rağmen, araştırma-analiz ve sentez çalışmalarından yoksun olarak bilimsel, nesnel gerekçelere sosyal ve teknik altyapı analizine dayandırılmadan bütüncül planlama anlayışından uzak bir şekilde gerçekleştirildiği, kent bütünündeki yeşil alanların parçalı bir yapıda olduğu, açık ve yeşil alanlara dair planlama kararlarının genel arazi kullanım kararları ile süreklilik, bütünlük ve uyum sağlamadığı, açık ve yeşil alan dağılımının homojen yapılmadığı, nüfus ve yoğunluğun dikkate alınmadığı, kent bütününde dengeli, eşit, erişilebilir, farklı ölçek ve türlerde açık ve yeşil alanların planlanmadığı, ilgili kamu kurumlarından görüş alınmadığı, bu bakımdan taşınmazın rekreasyon alanı olarak belirlenmesine ilişkin dava konusu imar planlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesince; 1/25000 ölçekli il çevre düzeni planında, jeolojik ve doğal veriler ışığında genel arazi kullanım kararının belirlenmesi gerektiği, anılan çevre düzeni planında genel arazi kullanım kararları belirlenmediğinden dava konusu 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının üst ölçekli plana aykırı olduğu, iptale ilişkin mahkeme kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş, bu karar davalı idare tarafından temyiz edilmiştir.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı;varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun “Mekânsal planlama kademeleri” başlıklı 6. maddesinde, planların kapsadıkları alan ve amaçları açısından “Bölge Planları” ve “İmar Planları”, imar planlarının ise “Nazım İmar Planları” ve “Uygulama İmar Planları” olarak hazırlanacağı hükme bağlanmış, 8. maddesinde ise, planların hazırlanmasında ve yürürlüğe konulmasında uyulacak esaslar belirlenerek, (b) bendinde, imar planlarının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geleceği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğu sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, belediye meclisince onaylanarak yürürlüğe gireceği hükme bağlanmıştır.
5216 sayılı Büyükşehir Belediye Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde, “Çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak.” büyükşehir belediyelerinin görevleri arasında sayılmıştır.
Yukarıda anılan mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden, üst ölçekli planların mevcut olması halinde alt ölçekteki planların söz konusu planlara aykırı hükümler taşıyamayacağı, diğer bir anlatımla taşınmazla ilgili bölgede 1/25.000, 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı bulunması halinde alt ölçekli nazım imar planlarının ve bu doğrultuda hazırlanacak olan uygulama imar planlarının imar hukuku ve planlama ilkeleri uyarınca ve plan hiyerarşisi gereği üst ölçekli çevre düzeni planlarına uygun olarak hazırlanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.
Ölçekleri itibariyle 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planları bölgesel, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ise 1/25.000 ölçekli planlarına göre daha lokal ve detay kararlar içermekte, bununla birlikte 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planları içerik olarak kavramsal-mekansal kararlarla birlikte, ağırlıklı olarak plan bölgesinin sosyo-ekonomik yapısına yönelik temel stratejiler ihtiva etmekte, gelişim şemasını ve tüm kentliyi etkileyecek kararlar barındırmakta, 1/5000 ölçekli nazım imar planları ise mekan ve coğrafi özellikler (topoğrafya, ulaşım şeması, temel arazi kullanım kararları, kentsel hizmet alanları, sosyal ve teknik altyapı alanlar vb.) belirlemektedir. 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarının alt ölçekli nazım imar planını yönlendirebilecek kadar detaylı olması, alt ölçekli imar planının sağlayacağı detay zenginliğine izin verecek ölçüde esnek olması gerekmektedir. Bu durum karşısında 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planlarında doğrudan arazide uygulama yapılacak detayda arazi kullanım kararının öngörülmesi yerine temel kullanımların yer alabileceği olası alanlar belirlenmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, Bölge İdare Mahkemesi kararında üst ölçekli 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında “yapı yasağı getirilen alanlar, jeolojik sakıncalı alanlar” kapsamında olan dava konusu taşınmaza 1/5000 ölçekli nazım imar planında “rekreasyon alanı” kullanım kararı getirilmesinin planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu belirtilerek iptal kararı verilmişse de üst ölçekli 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında doğrudan arazide uygulama yapılacak detayda arazi kullanım kararı öngörmek yerine temel kullanımların yer alabileceği çerçevesinde değerlendirme yapıldığında 1/25.000 ölçekli çevre düzeni planında “yapı yasağı getirilen alanlar, jeolojik sakıncalı alanlar kapsamında olan dava konusu taşınmazın 1/5000 ölçekli nazım imar planında rekreasyon alanı olarak öngörülmesinde planların kademeli birlikteliği ilkesi bakımından hukuka aykırılık bulunmamaktadır.
Uyuşmazlıkta; 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında davacının taşınmazının kısmen rekreasyon alanı olarak belirlenmesi nedeniyle dava açıldığından; uyuşmazlık konusu taşınmaza ilişkin yapılacak incelemede, rekreasyon alanının yer seçimi bakımından eşit, dengeli, erişilebilir ve şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olup olmadığı, bu alana ihtiyaç bulunup bulunmadığı, dava konusu taşınmazın rekreasyon alanından tek başına çıkarılıp çıkarılamayacağı, çıkarılması halinde plan bütünlüğünün bozulup bozulmayacağı hususunda değerlendirme yapılması ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.
Bu durumda; bilirkişilerden ek rapor alınarak ya da gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle anılan hususların açıklığa kavuşturulmasından sonra karar verilmesi gerekirken, üst ölçekli 1/25000 ölçekli çevre düzeni planında “yapı yasağı getirilen alanlar, jeolojik sakıncalı alanlar” kapsamında olan dava konusu taşınmaza 1/5000 ölçekli nazım imar planında “rekreasyon alanı” kullanım kararı getirilmesinin planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle verilen istinaf başvurusunun gerekçeli reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davalının temyiz isteminin kabulüne, dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun anılan gerekçe ile reddi yolundaki temyize konu … İdari Dava Dairesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 08/11/2021 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.