Danıştay Kararı 6. Daire 2020/3662 E. 2022/8766 K. 19.10.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/3662 E.  ,  2022/8766 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/3662
Karar No : 2022/8766

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : … Derneği

KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU: … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Mülkiyeti hazineye ait İstanbul ili, Adalar ilçesi, … Mah. (…), … ada, … parsel sayılı taşınmazı da kapsayan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyada yer alan bilgi ve belgeler ile … İdare Mahkemesinin E:… esas sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın bulunduğu alanda dava konusu imar planı değişikliklerinden önce yapılan imar planlarının yargı kararlarıyla iptaline karar verilmesi sonucunda plansız kalan alanın kullanımına yönelik yeniden plan yapılması gerekliliği nedeniyle dava konusu imar planlarının hazırlandığı, bölgeye ilişkin olarak belirlenen genel kullanım kararları ile birlikte dava konusu edilen imar planlarında tanımlanan fonksiyon kararlarının içeriği, gösterimi, plan notları ve plan raporu kapsamında imar mevzuatında tanımlanan şartları taşıdıkları, anılan hususlara ilişkin olarak bir aykırılık barındırmadıkları, yoğunluk arttırıcı nitelik taşıyacak fonksiyon bağlamında değerlendirilemeyecekleri, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında Sivriada’nın plan kapsamı dışında tutulduğu ancak ilkesel karar olarak Prens Adalarının biyolojik çeşitlilik açısından zengin değerleri bulunduğu, kuşların göç güzergahı üzerinde bulunduğu hususu ile alanın doğal sit alanı ve arkeolojik sit alanı statüleri doğrultusunda kanunun izin verdiği fonksiyonlar doğrultusunda koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının yapılmasının planların kademeli birlikteliği ilkesine aykırılık teşkil etmediği, “3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun Ek-2. maddesinde yer alan,‘Yassıada ve Sivriada’da yapılacak olan planlama imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 04.04.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu Hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir’ hükmünün uygulama aşamasında denetleme mekanizmalarını zayıflatmış olsa da, alandaki tescil ve sit derecelerinin tespiti ile ilgili altyapı çalışmalarının ilgili kurullar tarafından yapılması ve tescil fişleri de dahil kayıt altına alınmasının, alanın tamamının III. derece arkeolojik sit alanı ve II. derece doğal sit alanında kalması, biyolojik çeşitlilik açısından zengin değerlerinin bulunması, kuşların göç güzergahı üzerinde ve kilit biyolojik çeşitlilik alanı olarak değerlendirilmesi, Manastır, kilise ve sarnıç kalıntılarının 1.grup tescilli yapı olarak tescil edilen eserlerin planlara işlenerek korunmasına yönelik kararların varlığı, alanın Yassıada’ya yakın olması, bu alana verilecek her türlü kamusal hizmetlerden yararlanma ve entegre olabilirliğinin bulunması, planların koruma kullanma dengesi gözetilerek oluşturulması, hizmet vereceği hinterlandının uluslararası ölçekte olması vb. hususlar dikkate alındığında dava konusu imar planı değişikliklerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; davacı tafından davanın konusunu teşkil eden 1/1000 ve 1/5000 ölçekli uygulama ve nazım imar planlarını içine alan 08/06/1994 tarihli ve 3996 sayılı Kanuna 03/04/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanunun 27.maddesiyle eklenen ek 2.maddesinin 3.fıkrasında “…Sivriada’da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer mevuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir.” bölümünün Anayasanın 2., 43., ve 56.maddelerine aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesinin 26/06/2019 tarihli ve E:2018/70, K:2019/54 sayılı kararı ile iptal edildiği, mevcut olamayan bir Kanuna göre hazırlanan imar planlarının geçerli olmayacağı iddiaları ileri sürülmüş ise de; Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen düzenlemelerin iptal kararının Resmi Gazete’de yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkacağı, Anayasa’nın 153. maddesinde de vurgulandığı üzere iptal kararlarının geriye yürümeyeceği, kanun koymak, kaldırmak veya istisnai hallerde Kanun Hükmünde Kararname çıkarma yetkisini Bakanlar Kurulu’na verme yetkisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne ait olduğu, Anayasa Mahkemesi’nin kanun koyucu gibi hareketle yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemeyeceği, Anayasa Mahkemesi tarafından bir kanun veya KHK hükmünün iptal edilmesi halinde, oluşan hukuki boşluğun doldurulması için yasama organına süre vererek, iptal kararının yürürlük tarihini erteleyebildiği dikkate alındığında, idari işlemlere karşı açılan davalarda idari yargı yerince henüz korunan mevzuat hükümlerine göre yargısal denetimin yapılması gerekeceği sonucuna varıldığından davacının söz konusu iddiasına itibar edilmemiştir.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan temyize konu kararın onanması gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 29.10.2021 tarihli ve 31643 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 85 sayılı Bazı Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinde Değişiklik Yapılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 1. maddesi ile 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Altıncı Kısmının Dördüncü Bölümünün başlığının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, 2. maddesi ile de aynı Kararnamenin 97. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” ibaresinin “Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği” şeklinde değiştirildiği görüldüğünden, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının davalı olarak belirlenmesi suretiyle işin gereği görüşüldü:

Duruşma yapılmasına gerek görülmedi.

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY :
Mülkiyeti hazineye ait İstanbul ili, Adalar ilçesi, … Mah. (…), … ada, … parsel sayılı taşınmazın “askeri alan” olan kullanımının, “turizm + kültürel tesis alanı ve liman alanı” olarak belirlenmesine dair 3996 sayılı Kanunun Ek-2. maddesi uyarınca hazırlanan ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı oluru ile onaylanan ” 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliklerinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 153. maddesinde; “Anayasa Mahkemesinin kararları kesindir. İptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamaz.Anayasa Mahkemesi bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tamamını veya bir hükmünü iptal ederken, kanun koyucu gibi hareketle, yeni bir uygulamaya yol açacak biçimde hüküm tesis edemez.Kanun, kanun hükmünde kararname veya Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğü ya da bunların hükümleri, iptal kararlarının Resmî Gazetede yayımlandığı tarihte yürürlükten kalkar. Gereken hallerde Anayasa Mahkemesi iptal hükmünün yürürlüğe gireceği tarihi ayrıca kararlaştırabilir. Bu tarih, kararın Resmî Gazetede yayımlandığı günden başlayarak bir yılı geçemez. İptal kararının yürürlüğe girişinin ertelendiği durumlarda, Türkiye Büyük Millet Meclisi, iptal kararının ortaya çıkardığı hukuki boşluğu dolduracak kanun tasarı veya teklifini öncelikle görüşüp karara bağlar. İptal kararları geriye yürümez. Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzelkişileri bağlar.” hükmü yer almaktadır.
3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesinde; nazım imar planı, varsa bölge ve çevre düzeni planlarına uygun olarak hali hazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının genel kullanılış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemleri ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen plan; uygulama imar planı ise, tasdikli hali hazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım plan esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli uygulama etapları ve diğer ayrıntıları ile gösteren planlar olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun “Planlama Kademeleri” başlıklı 6. maddesinde, planların kapsadıkları alan ve amaçları açısından “Bölge Planları ve “İmar Planları”, imar planlarının ise “Nazım İmar Planları” ve “Uygulama İmar Planları” olarak hazırlanacağı hükme bağlanmış, “Planların Hazırlanması ve Yürürlüğe Konulması başlıklı 8. maddesinin (b) fıkrasında, imar planlarının; nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geleceği, mevcut ise Bölge planı ve çevre düzeni planı kararlarına uygunluğu sağlanarak belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazrm ve uygulama imar planlarının iIgili belediyelerce yapılacağı veya yaptırılacağı, bu planların onay tarihinden itibaren belediye başkanlığınca tespit edilen ilan yerlerinde bir ay süre ile ilan edileceği, bir aylık ilan süresi içinde planlara itiraz edilebileceği, belediye başkanlığınca belediye rneclisine gönderilen itirazlar ve planları belediye meclisinin on beş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlayacağı, onaylanmış planlarda yapılacak değişikliklerin de aynı usule tabi olacağı kuralı getirildiği, İmar Planı Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 6. fıkrasında, onaylı imar planı sınırları içinde arazi kullanışlarının büyüklüğünde, konumunda, yoğunluğunda veya ulaşım sisteminde, imar planı değişikliği yapılabileceği kuralı getirilmiştir.
3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devlet Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanunun Ek-2. maddesinde: “Yassıada ve Sivriada’da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir.” hükmü yer almıştır.
İşlem tarihi itibariyle yürürlükte olan 644 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 13-A maddesinde; (1) Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğünün görevleri şunlardır: a) Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların tescil, onay ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tescil etmek. b) Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerinin tespit, tescil, onay, değişiklik ve ilanına dair usul ve esasları belirlemek ve bu alanların sınırlarını tespit ve tescil etmek, yönetmek ve yönetilmesini sağlamak. c) Milli parklar, tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, doğal sit alanları, sulak alanlar, özel çevre koruma bölgeleri ve benzeri koruma statüsü bulunan diğer alanların kullanma ve yapılaşmaya yönelik ilke kararlarını belirlemek ve her tür ve ölçekte çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak, değiştirmek, onaylamak, uygulamak veya uygulanmasını sağlamak. ç) Tabiat varlıkları, doğal, tarihi, arkeolojik ve kentsel sitler ile koruma statüsü bulunan diğer alanların çakıştığı yerlerde koruma ve kullanma esaslarını ilgili bakanlıkların görüşünü alarak belirlemek ve bu alanların kısmen veya tamamen hangi idarelerce yönetileceğine karar vermek, her tür ve ölçekteki çevre düzeni, nazım ve uygulama imar planlarını yapmak, yaptırmak ve onaylamak. d) Orman alanları dışında yer alan korunması gerekli taşınmaz tabiat varlıkları, koruma alanları ve doğal sit alanlarının Bakanlıkça belirlenen ilke kararlarına, onaylanan planlara uygun olarak kullanılmak üzere tahsisini gerçekleştirmek, uygulamaların tahsis şartlarına uygun olarak gerçekleşmesini izlemek ve denetlemek.e) Tabiat varlıkları ve doğal sit alanları ile özel çevre koruma bölgelerine ilişkin olarak; hâlihazır haritaları aldırmak, gerekli görülen projeleri yapmak, yaptırmak ve onaylamak, her türlü araştırma ve inceleme yapmak, yaptırmak, izlemek, eğitim ve bilinçlendirme çalışmaları yürütmek, kullanım yasağı getirilen alanların kamulaştırma veya benzer yollarla kamunun eline geçirilmesini sağlamak, kontrol ve denetim yapmak, gerekli görülen alanların korunması ve kirliliğin önlenmesi amacıyla yatırım yapmak veya ilgili idarelerin yatırım projelerini desteklemek, bu alan ve bölgelerde Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlere ilişkin her türlü tasarrufta bulunmak, işletmek, işlettirmek ve kullanım izinlerini vermek, korunan alanlara ilişkin insan ve finansman kaynağı sağlamak. f) Bakan tarafından verilen benzeri görevleri yapmak. (2) Orman ve orman rejimine tabi olmayan yerlerde Orman ve Su İşleri Bakanlığınca tespit edilen veya ettirilen tabiat parkları, tabiat anıtları, tabiatı koruma alanları, sulak alanlar ve benzeri diğer koruma alanları ile Bakanlıkça tespit edilen doğal sit alanları, tabiat varlıkları ve bunların koruma alanlarının tescil ve ilanı Bakanın onayı ile yapılır. Ancak Bakanlıkça yapı yasağı önerilen tabiat varlıkları ve doğal sit alanları dahil orman rejimine tabi olmayan bütün koruma alanları Bakanlar Kurulu kararı ile tescil ve ilan edilir. Uygulama imar planı kararı ile yapı yasağı getirilen özel mülkiyete konu alanlara ilişkin arazi ve arsa düzenlemesi, trampa veya kamulaştırma işlemleri, bu alanların yönetimi ve işletmesini üstlenen kuruluşlarca veya Bakanlıkça gerçekleştirilir. İmar planları; insan, toplum ve çevre ilişkilerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın koruma kullanma değerlerini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanırlar.” hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın (Sivriada’nın) “askeri alan” kullanımının “turizm+kültürel tesis” kullanımına dönüştürülmesine ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının … tarih ve … sayılı işlemiyle onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planı ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı ile … tarihli, … sayılı işlemiyle onaylanan 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı değişikliği ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan davalarda, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:…, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı kararlarıyla söz konusu imar planı değişikliklerinin iptaline karar verilmesi üzerine, anılan imar planlarının revizyonu niteliğinde olduğu anlaşılan ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna 03.04.2013 tarihli, 6456 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Ek-2. maddenin 3. fıkrası uyarınca hazırlanan dava konusu nazım ve uygulama imar planları ile Sivriadanın askeri alan kullanımının yeniden “turizm ve kültürel tesis alanı” ile ilaveten “liman alanı” kullanımlarına ayrıldığı, sonrasında Anayasa Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli, E:2018/70, K:2019/54 sayılı kararıyla, 8/6/1994 tarihli ve 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanun’a 3/4/2013 tarihli ve 6456 sayılı Kanun’un 27. maddesiyle eklenen Ek- 2. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “…Sivriada’da…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verildiği, söz konusu iptal kararının, 24 Temmuz 2019 tarihli, 30841 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak da yürürlüğe girdiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar İdare Mahkemesince verilen kararda, Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsedilen iptale ilişkin kararının bakılan davada uygulanmayacağından söz edilmiş ise de; eldeki davaların Anayasaya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre çözümlenmesi, Anayasanın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkelerine aykırı düşeceğinden bakılmakta olan davada iptal kararının uygulanması gereklidir.
Bu itibarla, dava konusu imar planının yapım aşamasına dayanak teşkil eden kanun hükmünün iptaline dair 24 Temmuz 2019 tarihli, 30841 sayılı Resmi Gazete yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 26.06.2019 tarihli, E:2018/70, K:2019/54 sayılı kararının somut olayda dikkate alınmamasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan, İdare Mahkemesince, … İdare Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporu hükme esas alınarak yukarı belirtilen gerekçeyle davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun Bölge İdare Mahkemesinin temyize konu kararıyla reddedildiği görülmüş ise de, dava konusu imar planlarının iptali istemiyle … İdare Mahkemesinde açılan E:… sayılı başka bir dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda bakılan dosyada yer alan bilirkişi raporunun aksine ;
” İstanbul ili, Adalar ilçesi, … Mahallesi, … ada … sayılı parselde bulunan Sivriadanın; 12.05.2013 tarihli tapu kayıtlarında Maliye Hazinesi mülkiyetinde olduğu,
Dava konusu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planında uyuşmazlık konusu alana “turizm ve kültürel tesis alanı” ve liman alanı” fonksiyonu verildiği, 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında ise, “turizm ve kültürel tesis alanı” ve” liman alanı” fonksiyonları verildiği,
Keşif sırasında yapılan incelemede, Sivriada’nın halihazır durumda boş alan olduğunun görüldüğü, dava konusu alanın, mevcut durumda balıkçı tekneleri tarafından kullanıldığı gibi, kamp kurmak ve kumsaldan yararlanma amacıyla farklı kullanıcılar tarafından da zaman zaman kullanıldığı,
Dava konusu imar planlarının yapımınında 2863 sayılı Koruma Kanunu ve 2005 yılında yürürlüğe giren “Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi, Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik” ve “Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde tanımlanan süreçlerin dikkate alınması gerektiği, ancak, dava dosyasının incelendiğinde ilgili kanun ve yönetmeliklerdeki süreçlerin dikkate alınmadığının görüldüğü, nitekim, dava kapsamında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yapılan savunmada da, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap, İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması hakkında Kanunun Ek-2. maddesi – (Ek:3/4/20136456/27 md.) “Kültür ve Turizm Bakanlığı, Yassıada ve Sivriada ‘da bu Kanun kapsamında, 4. maddenin üçüncü fıkrasındaki düzenlemeye tabi olmaksızın, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına veya üst kuruluşlarına doğrudan sözleşme yapma suretiyle kültürel ve turizm amaçlı, yatırım ve hizmetler yaptırabilir. Kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları veya üst kuruluşları, bu madde kapsamındaki yatırım ve hizmetleri kendileri yapabileceği gibi başka şirketler vasıtasıyla da yapabilirler. Bu şirketlerin daha önce yap, işlet-devret projesi üstlenmiş olması bu madde kapsamında yeni bir proje yüklenilmesine engel değildir. Yassıada ve Sivriada ‘da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir.” hükmünün bulunduğu ve İdarenin 26.09.2014 tarih ve 17057 sayılı yazısında “Mezkur Kanun’un Ek-2. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “prosedür” ifadesinin, Yassıada ve Sivriada’ya ait avan projelerin onay aşamasında ilgili kültür varlıklarını koruma bölge kurulu ve ilgili tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonunda değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususunu da kapsadığı düşünülmektedir.” denilmekle, 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap, İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması hakkında Kanunun Ek-2. maddesindeki Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu ve ilgili Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu da kapsadığı görüşüne yer verilmektedir. Bununla birlikte, “…. Yassıada ve Sivriada’da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4.4.1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir.” şeklinde getirilen düzenlemenin Anayasa’nın 43. ve 63. maddeleri düşünüldüğünde, Yassıada ve Sivriada için 3621 Kıyı Kanunu ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kanunu hükümlerini ortadan kaldırmayacağı,
Dava konusu planın yapım sürecinde izlenen sürecin, 2863 sayılı Kanun ve 2005 yılında yürürlüğe giren “Koruma Amaçlı İmar Planları ve Çevre Düzenleme Projelerinin Hazırlanması, Gösterimi, Uygulaması, Denetimi, Müelliflerine İlişkin Usul ve Esaslara Ait Yönetmelik” ve “Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği”ndeki süreçlere uygun olmadığı,
Uyuşmazlığa konu taşınmazın (Sivriada’nın) bulunduğu alanda yapılan önceki imar planlarının yukarıda anılan yargı kararlarıyla iptaline karar verilmesi üzerine tesis edilen dava konusu imar planlarının ise iptaline karar verilen imar planlarının revizyonu niteliğinde olduğu,
Dava konusu imar planları ile adaya turizm ve kültürel tesis kullanımı getirilmesinin öngörülmüş olduğu, ancak, dava konusu dosyasında yer alan planlama raporunda “turizm + kültürel tesis alanı”nı kullanacak olası turist yada konuk sirkülasyonuna ilişkin bir projeksiyon ve araştırma yapılmadığı,
Alanın III. Derece Arkeolojik Sit Alanı ve II. Derece Arkeolojik Sit olma özelliğinin, bu şekilde bir fonksiyon altında nasıl etkileneceği de değerlendirilmediği,
Dava konusu adanın dokuz adet takımadanın içerisinde yer alması ve bu adaların birbirleri ile bütün olması, hepsinin doğal ve kentsel sit alanı özelliği taşıma özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiği, dolayısıyla, adanın koruma amaçlı imar planının yapılmasında etkileşim altında bulunduğu diğer adaların da dikkate alınması gerektiği,
Dava konusu koruma imar planları hazırlanırken, diğer adalarla etkileşim dikkate alınmadığı, koruma amaçlı imar planı raporunun hazırlanmasında diğer adaların varlığının, özelikle, getirilen plan kararının diğer adalara ve koruma yaklaşımına etkisinin değerlendirilmediği,
Çevre Düzeni Planında Büyükada, Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Sedef Adası, Kaşık Adası ve Taşvan Adalarına yönelik kullanım kararları getirilmekle birlikte, Yassıada ve yakınında bulunan Sivriada için herhangi bir mekânsal karar getirilmemiş olduğu, ancak, diğer adalara getirilen mekânsal kararlar incelendiğinde; hakim arazi kullanımın “meskun alan” ve “orman alanı” olduğu, Kınalıada, Burgazada ve Sedef Adasında “günübirlik rekreasyon alanı”, Heybeliada ve Büyükada’da ise “doğa odaklı Turizm alanı“ kullanım kararı getirildiği,
Sivriada’nın, İstanbul adaları içerisinde olan bir ada olması nedeniyle, İstanbul Çevre Düzeni Planında adalara ilişkin getirilen kullanım kararlarının bütün ada için geçerli olabileceği açık olduğu, dolayısıyla, adalar bütününde getirilen kullanım fonksiyonları Sivriada içinde geçerli olacağı,
23.08.2017 onay tarihli Sivriada 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ile 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında turizmin, adanın doğal değerlerinin korunması, iyileştirilmesi ve geliştirilmesine yönelik kullanma dengesinin sağlayan ve ekolojik yapı ile uyumluluk göstermeyen yapı ve boyutta olduğu,
Diğer taraftan, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım revizyon İmar planı raporunda, bu biçimde ve boyutta getirilen turizmin, gerekçesi ve talep değerlendirmesinin de yapılmadığı,
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı kararları ile 23.08.2017 onay tarihli 1/5000 ölçekli Sivriada Koruma Amaçlı Revizyon Nazım İmar Planı ile arasında uyumsuzluk bulunduğu,
Dava konusu alanda, afet riskleri konusunda ve özellikle deprem riskleri açısından nasıl bir strateji izleneceğinin plan raporunda açıklanmadığı,
Koruma amaçlı imar planı hazırlanırken, hazırlandığı alanın niteliklerinin dikkate alınması, tarihi, kültürel ve doğal yapısına ilişkin araştırmaların değerlendirilerek kullanım kararları getirilmesi ve yapılaşma verilmesi gerektiği, dosya içerisinde yer alan belgelerde, dava konusu Koruma Amaçlı İmar Planı yapılırken, alanın nitelikleri, tarihi, kültürel ve doğal yapısına ilişkin araştırmaların yapılmadığı ve raporların düzenlenmediği,
Koruma amaçlı imar planı ile getirilen fonksiyon ve yapılaşmanın, adanın özgün doğal, tarihi ve kültürel yapısını bozduğu,
1/5000 ölçekli ölçekli koruma amaçlı revizyon nazım imar planında adanın bütününe “turizm +kültürel tesis Alanı fonksiyonu getirilmiş olduğu, bununla birlikte, adanın doğal çevre özellikleri (bitki yapısı, topoğrafya, uygun yön, yükselti vb. gibi) dikkate alınmadan bu fonksiyonun ada bütününde tanımlanmış olduğu,
Getirilen plan kararları ile eğimden dolayı ortaya çıkan iki katın kullanımının da söz konusu olduğu, adanın eğimli yapısı düşünüldüğünde, bodrum katların ortaya çıkması muhtemel olduğu, bu durumun, alanın doğal sit olma özelliğini de olumsuz yönde etkileyeceği, aynı zamanda da, tanımlanan bu imar haklarının, doğal ve arkeolojik sit alanı olan alanda yoğunluğun artması anlamına geleceği, ayrıca, 1/5000 ölçekli nazım imar planının plan notlarına göre, liman Alanının önerildiği, liman Alanının dolgu alanı olduğu,
Dava konusu hem 1/5000 ölçekli hem de 1/1000 ölçekli imar planı notlarında kıyı kenar çizgisi önünde diğer bir değişle kıyıda yapılaşma getirildiği, 3621 sayılı Kıyı Kanunun 6. maddesine göre, “karşılama yapıları, seyir terasları, park, spor alanı, kafe ve restoran ile yelken kulübü” yapılamayacağının açık olduğu, ayrıca, kıyıda yapılacak yapılarda kararların avan proje ile değil, uygulama imar planı ile getirildiğinin açık olduğu,
Dava konusu planlarda dolgu alanları için “liman alanı” lejandı getirildiği, ancak, plan notunda bu alanda yat limanın yapılacağının anlaşıldığı, 3621 sayılı Kıyı Kanunda “liman Alanı” fonksiyonu ile “yat limanı” fonksiyonu arasında önemli farklar bulunduğu, bu anlamda 1/5000 ölçekli nazım imar planının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının lejantı ile kullanım arasında tutarsızlık bulunduğu, bu durumun planlama tekniği açısından hatalı olduğu,
Nazım imar planının en temel amaçlarından birinin sosyal ve teknik donatı alanlarının yer seçimi ve büyüklüklerinin tayini olduğu, ancak, dava konusu planda, sosyal ve teknik donatıların yerleri ve büyüklükleri planda gösterilmemiş olduğu, benzer yaklaşımın 23.03.2017 onay tarihli 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planında da bulunduğu, özelikle ada üzerindeki, sosyal ve teknik donatı alanların yerlerinin belirli olmadığı,
Dava konusu alanda hazırlanan 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının içeriğinin ve plan Notlarının birebir aynı olduğu, bu durumun plan yapım tekniğine aykırı olduğu,
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin Genel Esaslarında afet, jeolojik ve doğal verilerin dikkate alınması gerektiğinin açık olduğu, dava konusu imar planlarında, plan notlarında ve plan raporunda bu konunun dikkate alınmadığı,
Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin Genel Esaslarında katılım mekanizmasının sağlanması gerektiği ifade edildiği, dava konusu imar planları hazırlanırken, bu şekilde bir katılım mekanizmasının sağlanmadığı,
Sonuç olarak, dava konusu imar planlarının şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kentsel yerleşmenin mevcut ve gelecekteki durumuna uygun olmadığı” tespitlerine yer verildiği görülmüştür.
Bu doğrultuda, dava konusu imar planı değişiklikleri ile, uyuşmazlık konusu alanda ilk defa değişiklik öngörülmediği açık olup, daha önce verilmiş ( … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:…, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:…, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:…, … İdare Mahkemesinin … tarihli, E:…, K:… sayılı) yargı kararları üzerine zincirleme şekilde süregelen işlemler tesis edildiği, sözü edilen dosyalarda verilen iptale ilişkin kararların Dairemizin 06.10.2017 tarihli; E:2015/10472, K:2017/7193, E:2016/9357, K:2017/7195 , E:2015/3907, K:2017/7194 sayılı ve 13.11.2020 tarihli, E:2016/9253, K:2020/10891 sayılı kararları ile onandığı ve karar düzeltme istemlerinin de reddedildiği, yanı sıra, dava konusu imar planlarının iptali istemiyle yukarıda sözü edilen … İdare Mahkemesinde açılan E:… sayılı dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda, sözü edilen yargı kararlarının gereğinin yerine getirilmediği yönünde tespitler yapıldığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, … İdare Mahkemesinde açılan E:… sayılı dosyada yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda yer alan tespitler ile İstanbul V Numaralı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun … tarihli ve … sayılı kararı uyarınca “II. Derece Doğal Sit Alanı ve III. Derece Arkeolojik Sit Alanı” niteliğinde olan planlama alanında dava konusu imar planlarının hazırlanmasına dair usul ve süreç bakımından esas alınan 3996 sayılı Bazı Yatırım ve Hizmetlerin Yap-İşlet-Devret Modeli Çerçevesinde Yaptırılması Hakkında Kanuna 03.04.2013 tarihli, 6456 sayılı Kanunun 27. maddesi ile eklenen Ek 2. maddenin 3. fıkrasının, “Sivriada’da yapılacak olan planlama, imar ve inşaat uygulamaları ile diğer düzenlemeler 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi değildir.” hükmündeki “…Sivriada’da…” ibaresinin Anayasa Mahkemesi’nin 26.06.2019 tarihli, E:2018/70, K:2019/54 sayılı kararı ile iptaline karar verildiği hususları göz önüne alındığında, 3621 sayılı Kıyı Kanunu hükümlerine ve diğer mevzuatta yer alan kısıtlama ve prosedürlere tabi tutulmaksızın tesis edilen dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, yukarıda belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerekirken aksi yönde verilen davanın reddine ilişkin mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu bölge idare mahkemesi kararında hukuki isabet bulunamamıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 19/10/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.