Danıştay Kararı 6. Daire 2020/3833 E. 2022/10441 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/3833 E.  ,  2022/10441 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/3833
Karar No : 2022/10441

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : …
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Konya İli, Ereğli İlçesi, … Mahallesi, … ada, … parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanda Ereğli Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen ve Konya Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan parselasyon işlemi ile dayanağı 1/1000 revizyon uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu parselasyon işleminin şehir ve planlama açısından hukuka uygun olduğu, yapılan DOP kesintisinin mevzuata uygun olduğu, parselasyon işlemine esas alınan 1/1000 ölçekli revizyon uygulama imar planı ile üst ölçekli plan konumundaki 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planının imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olduğu, yapılan uygulamanın dayanağı planlara uygun olarak hazırlandığı, ancak bazı parsellere ilişkin yapılan tahsislerin eşdeğer olmadığı, bu durumun ise zorunluluktan kaynaklandığı, davacılara verilen yeni yerlerin ekonomik yönden ve imar hukuku açısından eşdeğer yerlerden olduğundan, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu imar planlarının planlanan yerlerdeki arazilerin tarım arazisi niteliği gözetilmeden, tarım alanları dışındaki bölgelerde konut alanı üretme ve yeni alanları imara açma gibi bir sıkıntısı olmamasına rağmen yapıldığı, parselasyon yönünden bilirkişi raporunda, davacıya verilen parsellerin önemli bir kısmının hisseli olarak ve hisse miktarlarının da çok küçük hisseler oranında tahsis edilmesinin, mülkiyetin kullanım zorluğuna yol açacağı ve bu nedenle parsellerin eş değer olmadıkları görüşüne, zorunluluk gibi soyut bir gerekçeyle itibar edilmemesinin hukuka aykırı olduğu, temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
… Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından; Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
… Belediye Başkanlığı tarafından; Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ :Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:

MADDİ OLAY : Konya İli, Ereğli İlçesi, … Mahallesi … ada, … parsel sayılı taşınmazın da bulunduğu alanda Ereğli Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile kabul edilen ve Konya Büyükşehir Belediye Encümeninin … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan parselasyon işlemine, davacı tarafından 28.11.2016 tarihli dilekçe ile yapılan itirazın Ereğli Belediye Encümeni kararıyla reddedilmesi üzerine parselasyon işlemi ve dayanağı imar planlarının iptali istemiyle bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT:
İşlem tarihinde yürürlükte olan 3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, ”Nazım İmar Planı”; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan bir plan olarak, ”Uygulama İmar Planı” ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununun “Kurulun Görevleri” başlıklı 6. maddesinde; “Kurulun görevleri aşağıda belirtilmiştir: a)Arazi kullanılan tüm faaliyetlerde, arazinin korunması, geliştirilmesi ve verimli kullanılmasına yönelik inceleme, değerlendirme ve izleme yapmak, ortaya çıkan olumsuzlukları belirlemek, toprak korumayı ve bununla ilgili sorunları giderici önlemleri almak, geliştirmek, uygulanmasını sağlamak için görüş oluşturmak. b)Arazi kullanımını gerektiren tüm girişimleri yönlendirmek üzere, yerel plân veya projelerin uygulanması amacıyla takibini yapmak. c)Toprak koruma önlemlerinin yerine getirilmesi sürecini yerel ölçekte izlemek, değerlendirmek ve çözümleyici öneriler geliştirmek, hazırlanacak toprak koruma ve arazi kullanım plânları doğrultusunda, yerel ölçekli yıllık iş programları için görüş oluşturmak ve uygulamaya konulmasının takibini yapmak. ç) Ülkesel, bölgesel veya yerel ölçekli yapılan plânlar arasındaki uyumu denetlemek. d) Kanunda yer alan konularla ilgili başvuruları almak ve ilgililere aktarmak. e) Kanunla verilen diğer görevleri yapmak.” hükmüne, “Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı” başlıklı 13. maddesinde ise; “Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri tarımsal üretim amacı dışında kullanılamaz. Ancak, alternatif alan bulunmaması ve Kurulun uygun görmesi şartıyla; a) Savunmaya yönelik stratejik ihtiyaçlar, b) Doğal afet sonrası ortaya çıkan geçici yerleşim yeri ihtiyacı, c) Petrol ve doğal gaz arama ve işletme faaliyetleri, ç) İlgili bakanlık tarafından kamu yararı kararı alınmış madencilik faaliyetleri, d) Bakanlıklarca kamu yararı kararı alınmış plân ve yatırımlar, e) Kamu yararı gözetilerek yol altyapı ve üstyapısı faaliyetlerinde bulunacak yatırımlar, f) Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun talebi üzerine 20/2/2001 tarihli ve 4628 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca yenilenebilir enerji kaynak alanlarının kullanımı ile ilgili yatırımları, g) Jeotermal kaynaklı teknolojik sera yatırımları, için bu arazilerin amaç dışı kullanım taleplerine, toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile Bakanlık tarafından izin verilebilir.Bakanlık bu yetkisini valiliklere devredebilir. Mutlak tarım arazileri, özel ürün arazileri, dikili tarım arazileri ile sulu tarım arazileri dışında kalan tarım arazileri; toprak koruma projelerine uyulması kaydı ile valilikler tarafından tarım dışı kullanımlara tahsis edilebilir. Tarımsal amaçlı yapılar için, projesine uyulması şartıyla ihtiyaç duyulan miktarda her sınıf ve özellikteki tarım arazisi valilik izni ile kullanılır.Birinci fıkranın (c) ve (ç) bentleri kapsamında izin alan işletmeciler, faaliyetlerini çevre ve tarım arazilerine zarar vermeyecek şekilde yürütmekle ve kendilerine tahsis edilen yerleri tahsis süresi bitiminde eski vasfına getirmekle yükümlüdürler. Bu madde kapsamında valiliklerce verilen kararlara yapılan itirazlar, Bakanlık tarafından değerlendirilerek karara bağlanır. Tarım arazilerinin korunması ve amaç dışı kullanımına dair uygulamaların usûl ve esasları tüzükle düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
Öte yandan, 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 8. maddesinin ilk fıkrasının ‘c’ bendinde, “Tarım Arazileri, Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanununda belirtilen izinler alınmadan tarımsal amaç dışında kullanılmak üzere planlanamaz.” hükmü yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu parselasyon işleminin dayanağı olan 1/1000 revizyon uygulama imar planı ve 1/5000 ölçekli revizyon nazım imar planı Ereğli Belediye Meclisinin 05/05/2008 tarihli kararı ile kabul edilmiştir. İdare mahkemesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonrasında düzenlenen bilirkişi raporundan, uyuşmazlığa konu taşınmaz üzerinde yer alan yapının imar planında konut alanına isabet ettiği geri kalan kısmının ise tarımsal amaçlı elma bahçesi olarak kullanıldığı anlaşılmaktadır. Gerek davacının taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığı iddiası gerekse bilirkişi raporundaki tespitler doğrultusunda Bölge İdare Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ara kararıyla Konya İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden, dava konusu Konya İli, Ereğli İlçesi, … Mahallesi … ada, … parsel sayılı taşınmazın Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında tarım arazisi vasfının mevcut olup olmadığı, tarım arazisi ise, arazi sınıflandırmasına göre mutlak tarım arazisi mi, özel ürün arazisi mi, dikili tarım arazisi mi, marjinal tarım arazisi mi olduğu, dava konusu imar planlarının yapılması aşamasında, taşınmazların tarım dışı kullanımı için izin verilip verilmediğinin sorulması üzerine, Konya İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün 29.11.2019 tarihli yazısı ile verilen cevapta, dava konusu … ada, … sayılı parselin tarım arazileri değerlendirme portal kayıtlarında bulunamadığı, yapılan sorgulamada bu parselin birden fazla parsele gittiği, bu parsellerden … ada … sayılı parselin 20.02.1989 tarihli imar planı sınırlarında kaldığından, 5403 sayılı Kanunun geçici 6.maddesi uyarınca kurumca yapılacak bir işlem bulunmadığı belirtilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesince verilen ara kararı cevabından anlaşılacağı üzere uyuşmazlığa konu … ada, … parsel sayılı kadastral parsel ve dayanağı imar planları kapsamında bir değerlendirme yapılmadığı belirtilmiş olunmasına karşın Bölge İdare Mahkemesince hatalı olarak bu ara karar cevabı dikkate alınarak davacının istinaf başvurusunun reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacı tarafından alanın halen tarım arazisi olduğu ileri sürüldüğünden uyuşmazlığın çözülebilmesi için dava konusu parselasyon işleminin dayanağı imar planları kapsamında öncelikle … ada, … sayılı kadastral parsel yönünden alanın arazi niteliği ve kurum görüşünün bulunup bulunmadığına ilişkin yapılacak araştırma neticesinde ulaşılacak sonuca göre dava konusu revizyon imar planları ve buna dayanılarak yapılan parselasyon işlemi hakkında yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 30/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.