Danıştay Kararı 6. Daire 2020/4833 E. 2022/9567 K. 14.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/4833 E.  ,  2022/9567 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/4833
Karar No : 2022/9567

TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
3- …
VEKİLLERİ : Av. … , Av. …
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu plana dayalı olarak yapılan parselasyonun Kocaeli ili, Gebze ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel bakımından iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararda; dosyanın ve mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden, 1/1000 ölçekli uygulama imar planının teknoloji geliştirme bölgesi sınırları ile ana ulaşım bağlantılarının gösterilmesi temelinde planların kademeli birlikteliği ilkesine, planlama bütünlüğüne, imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına ve hukuka uygun olduğu; parselasyon işlemi sonucunda davacıya kök parseliyle aynı yerde hisse tahsisi yapıldığı, yeni tahsis edilebilecek parseller için en küçük parsel büyüklüğü belirlenmemiş ise de, bölgede teknoloji yoğun küçük ve orta ölçekli işletmelerin yer alması amaçlandığı için ada bazında ve daha büyük ölçekli uygulamaları özendirmek amacıyla yapı ada ve parsellerinin büyük tutulmasına özen gösterildiğinin tespit edildiği ve bu sebeple davacıya müstakil parsel verme olanağının bulunmadığının anlaşıldığı, uygulama sahasında düzenleme ortaklık payı oranının yasal % 40 sınırını aşmadığı, uygulama esnasında daha önceki terklerin de dikkate alındığı, düzenleme sınırının dayanak imar planı doğrultusunda belirlendiği, dava konusu parselasyonun dayanağı imar planına, imar mevzuatına, imar parsellerinin oluşturulması ve dağıtımındaki ilke ve tekniklere uygun olduğu, sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlemler hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu parselasyonda imar adalarının oldukça büyük oluşturulduğu, küçük oluşturulan imar adalarının bir veya iki kişiye tahsis edilerek mülkiyet oluşturulması mümkün iken sırf ortaklığın giderilmesi davasına zemin oluşturmak üzere bir dağılım yapılmasının amaçlandığı, yönetici şirketin parselasyon planı kapsamındaki tüm parsellere ortak edildiği ve ortaklığın satış suretiyle giderilmesi yolu ile mülkiyet haklarının ihlal edilmeye çalışıldığı, yapılan düzenlemelerin Anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve Türk Medeni Kanununun 2.maddesi hükmüne açıkça aykırı olduğu, alanda kamulaştırma yapılması gerekirken parselasyon işlemiyle alandaki taşınmazların mülkiyetlerinin yönetici şirkete geçirilmesinin amaçladığı, parselasyon yapılırken idarenin yetkilerini kötüye kullandığı, hukukun kötü niyetli davranışları himaye etmeyeceği, belirtilen hususlar yönünden konunun özellikle ele alınarak kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İdarelerince tesis edilen işlemlerin mevzuata uygun olarak gerçekleştirildiği, davacıları mağdur edecek herhangi bir işlem ve hukuka aykırılık bulunmadığı, usul ve yasaya uygun olan idari dava dairesi kararının onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu plana dayalı olarak yapılan parselasyonun Kocaeli ili, Gebze ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel bakımında iptali istemiyle açılmıştır.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 6.maddesinin 4.fıkrasında; “Kıyı Kanunu kapsamındaki alanlar, su koruma alanları, jeolojik sakıncalı alanlar, maden alanları, tarım alanları, mera alanları, orman alanları, milli parklar, sulak alanlar, tabiat parkları, tabiatı koruma alanları, tabiat anıtı, yaban hayatı koruma sahaları, yaban hayatı geliştirme sahaları, anıt ağaçlar, 1/7/2003 tarihli ve 4915 sayılı Kara Avcılığı Kanunu kapsamında tescil edilen örnek avlaklar, hassas deniz alanları, sit alanları, kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgeleri ve turizm merkezleri, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri, özel çevre koruma bölgeleri ve enerji üretim tesislerinin yer aldığı alanlar ile mevzuatı gereğince kullanımları kısıtlanan ve Bölge olarak seçilmesi veya bu amaçla kullanılması mümkün olmayan benzeri diğer alanlar Bölge alanı olarak seçilemez. Ancak, hakkında kısıtlılık hali bulunan alanlardan ilgili mevzuatı doğrultusunda belli koşulların gerçekleşmesi suretiyle Bölge olarak seçilmesine imkân tanınanlar, Bölge alanı olarak seçilebilir. Seçilen Bölge alanı ile ilgili olarak, mevzuatı gereğince kısıtlılık hali bulunmadığı veya hakkında kısıtlılık hali bulunmasına rağmen ilgili mevzuatı doğrultusunda belli şartların gerçekleşmesi suretiyle Bölge alanı olarak seçilmesine imkân tanındığı hususu, ilgili kurum ve kuruluşlardan belgelendirilir.”, aynı Yönetmeliğin 20.maddesinin 13.fıkrasında; ” Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen Bölge alanı imar planları tek seferde yapılabileceği gibi, etaplar halinde de yapılabilir. Her bir etap alan miktarı, o Bölge alanının yüzde otuzundan az olamaz. Bu durum plan açıklama raporunda belirtilir.” düzenlemesine yer verilmektedir. Dava konusu planlama alanı, teknoloji geliştirme bölgesi olarak belirlenen toplam 2.847.968,66 m2’lik alanı kapsamakta olup, planlama alanının 1.000.290,31 m2’lik kısmını 6831 sayılı Orman Kanununda tanımlandığı şekilde orman alanı oluşturmaktadır. Söz konusu alan, planlama alanı içerisinde orman alanı olarak korunmuş ve İzmit Orman İşletme Müdürlüğünün … tarih ve … sayılı yazısı uyarınca hareket edileceği plan açıklama raporunda belirtilmiştir. Anılan Orman İşletme Müdürlüğü yazısından, dava konusu imar planı yönünden alana ilişkin olarak 6831 sayılı Orman Kanununun 17.maddesi kapsamında verilmiş herhangi bir iznin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Konuya ilişkin yasal düzenlemeler uyarınca teknoloji geliştirme bölgesinin orman alanlarını kapsayacak şekilde belirlenmesi hukuka aykırıdır. Ancak, teknoloji geliştirme bölgesi sınırlarının belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulu kararı geçerliliğini koruduğundan, söz konusu sınırlara uygun şekilde yapılan dava konusu uygulama imar planının hukuka aykırılığından bahsedilemeyecektir.
Yönetmelikte yer alan her bir etap miktarının bölge alanının %30’undan az olamayacağı ve bu durumun plan açıklama raporunda belirtileceği düzenlemesi dikkate alındığında, planlama üç etap halinde yapılabileceğinden uyuşmazlıkta planlamanın dört etap olarak yapılmasında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. Ayrıca, Yönetmelikte düzenlenmesine rağmen etap alan miktarının Yönetmeliğin anılan düzenlemesine uygunluğuna ilişkin olarak plan açıklama raporunda herhangi bir açıklamaya yer verilmemiştir.
Plana ilişkin üzerinde durulması gereken bir diğer husus, parselasyon etaplarının planda belirlenmiş olmasıdır. Planda belirlenen bu sınırlar parselasyon yapılırken etaplarda farklı düzenleme ortaklık payı (DOP) oranlarının alınmasına neden olmuştur. Teknoloji geliştirme bölgesinde yer alan kamusal kullanımlar bölge alanının tamamına hizmet edeceğinden, bölge alanında yer alan taşınmazların faydalanacakları hizmetin külfetine de eşit olarak katlanmalarının sağlanmasına özen gösterilmelidir. Uyuşmazlıkta parselasyonun 1. etabı için %22,15401, 2. etabı için %39,81677 DOP oranı uygulanmıştır. Kamu alanlarını eşit ya da eşite yakın parselasyon etapları içinde bırakacak şekilde düzenleme sınırının geçirilmesi halinde DOP oranı birbirine yakın çıkacak ve böylece kamu külfetinin eşit paylaşımı sağlanacaktır. Bu bakımdan imar planın, düzenleme sınırının doğru belirlenmemesi yönüyle de hukuka aykırı olduğu anlaşılmaktadır.
Öte yandan, alt ölçekli planların üst ölçekli planlara uygun olması gerektiğinden, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gösterilen 20 metre genişliğindeki yolların üst ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterilmemesi 1/1000 ölçekli planı, 1/5000 ölçekli plana aykırı hale getirmektedir.
Parselasyon ilke ve esaslarına uygun şekilde mümkün olduğunca kadastral parselin bulunduğu yerden ve kadastral parselin mülkiyet durumunun korunmasına özen gösterilerek parselasyon yapılması hususları imar mevzuatında düzenlenmiştir. Bu kapsamda, parselasyon alanındaki yönetici şirkete ait taşınmazlardan düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra anılan şirkete imar planındaki durumunun uygun olması halinde kendi kadastral altlığından, aksi takdirde mümkün olabildiğince yakından tahsis yapılması gerekmektedir. Yapılacak tahsiste müstakil mülkiyete konu taşınmazlar bakımından mümkün olduğunca müstakil şekilde tahsis yapılması, hisseli taşınmazların ise hisse durumuna uygun şekilde tahsis edilmesi gerekmektedir. Hal böyle iken, parselasyon sonucunda yönetici şirkete kadastral parsellerinin olduğu yerde mevcut mülkiyet durumu dikkate alınarak oluşturulan parseller tahsis edilmemiştir. Bunun yerine parselasyonda çok büyük (ada bazında değerlendirilebilecek ölçüde büyük) parseller oluşturularak, düzenleme sınırı içinde oluşturulan parsellerin genelinde yönetici şirketin hisselendirilmesi yoluna gidilmiştir. Bu nedenle, bölge yönetici şirketinin hisselerinin imar parsellerine dağıtılması ve diğer maliklerle imar parsellerinde hisseli hale getirilmesinde dağıtım ilkelerine uyarlık bulunmamaktadır.
Alanda, teknoloji geliştirme bölgesi için düzgün imar parselleri oluşturulması amacıyla parselasyon yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta ise, parselasyon işlemi, taşınmaz maliklerinin mülkiyet haklarının ihlal edilmesi sonucunu doğuracak şekilde yapılmıştır. 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun 4.maddesinin 7.fıkrasında; “Bölgelerde ihtiyaç duyulacak araziler 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabilir.” hükmü yer almaktadır. Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 20.maddesinin 3.fıkrası; “Bölge içerisinde yer alan gerçek ya da özel hukuk tüzel kişilerine ait taşınmazlar, Bölge amacında kullanılmak üzere Bölge yönetici şirketince satın alınmak, kiralanmak ya da yönetici şirket lehine irtifak hakkı tesis edilmek suretiyle temin edilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Anılan mevzuat uyarınca alanda yönetici şirketin ihtiyaç duyduğu taşınmazların kamulaştırma usulü uygulanmak suretiyle elde edilmesi de mümkündür. Uyuşmazlıkta kamulaştırmadan kaçınmak için parselasyon işleminin yapıldığı anlaşıldığından kanuni amacına aykırı olarak yapılan parselasyonun araç olarak kullanılmasının hukuk düzenince korunacağı düşünülemez. Nitekim, parselasyondan sonra yönetici şirket tarafından açıldığı anlaşılan ortaklığın giderilmesi davaları, davacı tarafından ileri sürülen parselasyonun yasal amacı dışında kullanıldığı, bu suretle kamulaştırma maliyetinin yarı yarıya azaltılacağı iddialarını doğrular mahiyettedir ve Mahkemece de bu şekilde değerlendirilerek davaların reddine karar verilmiştir. Bu durumda, parselasyonda bu yönüyle de hukuka uyarlık bulunmadığı anlaşılmaktadır.
İzah edilen nedenlerle, dava konusu imar planının ve dayanağı imar planının hukuka aykırı olması ve ayrıca yukarıda belirtilen nedenlerle parselasyonun iptaline karar verilmesi gerektiğinden, temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY : Dava konusu parselin de yer aldığı alan, 11/06/2011 tarih ve 27961 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 04/04/2011 tarih ve 1813 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesi olarak belirlenmiş, söz konusu alana yönelik olarak 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunun 4. maddesi uyarınca Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı onaylanmış, plan onama sınırı içerisinde sınırları belirlenmek suretiyle 4 ayrı uygulama bölgesi belirlendiğinden, anılan uygulama imar planı doğrultusunda yapılan ve Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığınca onaylanan 1. etap parselasyon işlemi 05/06/2014-05/07/2014 tarihleri arasında, 2. etap parselasyon işlemi ise 06/01/2015-06/02/2015 tarihleri arasında askıya çıkartılmıştır. Söz konusu parselasyonda 1. etap için % 22,15401, 2. Etap için % 39,81677 düzenleme ortaklık payı oranı uygulanmıştır.
01/04/2014 tarihinde Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinde inşaat emsaline ilişkin değişiklik getirilmesi üzerine Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararıyla onaylanan Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliği yapılmıştır.
… İdare Mahkemesinin E:… sayılı dava dosyasında verilen 30/09/2016 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 16/11/2016 tarihli cevap dilekçesinde; 01/04/2014 tarihinde yürürlüğe giren Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin bölge alanlarında emsal hakkını 0,40’dan 1,00’e çıkaran düzenlemesi doğrultusunda … tarih ve … sayılı karar ile onaylanan yeni 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının yapıldığı, kullanım kararlarında ise herhangi bir değişikliğe gidilmediği, itiraz söz konusu olmadığı için anılan planların kesinleştiği, ayrıca 1. etaba ilişkin parselasyonun revize edildiği bilgileri verilmiştir.
Dava, Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının … tarih ve … sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli uygulama imar planı ve bu plana dayalı olarak yapılan parselasyonun Kocaeli ili, Gebze ilçesi, … Mahallesi, … ada, … sayılı parsel bakımında iptali istemiyle açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT: 3194 sayılı İmar Kanununun 18. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde; “İmar hududu içinde bulunan binalı veya binasız arsa ve arazileri malikleri veya diğer hak sahiplerinin muvafakati aranmaksızın birbirleri ile yol fazlaları ile kamu kurumlarına veya belediyelere ait bulunan yerlerle birleştirmeye bunları yeniden imar planına uygun ada veya parsellere ayırmaya, müstakil, hisseli veya kat mülkiyeti esaslarına göre hak sahiplerine dağıtmaya ve re’sen tescil işlemlerini yaptırmaya Belediyeler yetkilidir. Sözü edilen yerler belediye ve mücavir alan dışında ise yukarıda belirtilen yetkiler Valilikçe kullanılır. Belediyeler veya Valiliklerce düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar saha düzenleme dolayısıyla meydana gelen artışları karşılığında düzenleme ortaklık payı olarak düşülebilir. Ancak bu maddeye göre alınacak düzenleme ortaklık payları düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların düzenlemeden önceki yüzölçümlerinin %40’ını geçemez. Bu fıkra hükümlerine göre, herhangi bir parselden bir defadan fazla düzenleme ortaklık payı alınmaz. Ancak, bu hüküm o parselde imar planı ile yeniden bir düzenleme yapılmasına mani teşkil etmez.” hükmü yer almaktadır.
Aynı Kanunun 5. maddesinin işlem tarihinde yürürlükte olan halinde, nazım imar planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan; uygulama imar planı da; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanununun 4.maddesinin 3.fıkrasında; “Bölgelerdeki planlama sürecinde imar planları ve değişiklikleri, parselasyon planları ve değişiklikleri, çıkacak yönetmeliğe uygun olarak Bölgenin yönetici şirketince hazırlanır ve Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe girer. Kesinleşen imar planları, bilgi için ilgili kurumlara gönderilir. Arazi ve bina temini, planlama ve projelendirme, alt yapı ve üst yapının inşası ile ilgili harcamalar yönetici şirkete aittir.” hükmüne yer verilmiştir.
Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliğinin 21.maddesinin 1.fıkrası; “Bölge imar planları ve imar planı değişiklikleri, bu Yönetmelik hükümlerine uygun olarak Bölgenin yönetici şirketince hazırlanır veya hazırlattırılır.”, 2.fıkrası; “Resmî Gazete’de sınır ve koordinatları yayımlanan Bölge alanına ait imar planlarında, Bölge alanının özelliği ve ihtiyaçları göz önüne alınarak Kanuna uygun olarak Bakanlık tarafından çıkarılan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri İmar Planı Hazırlanmasında Uyulması Gereken Usul ve Esaslara göre Ar-Ge Alanı veya Teknolojik Ürün Üretim Alanı gibi arazi kullanım kararları yer alır.”, 12.fıkrası; “Bakanlar Kurulu kararı ile ilan edilen Bölge alanı imar planları tek seferde yapılabileceği gibi, etaplar halinde de yapılabilir. Her bir etap alan miktarı, o Bölge alanının % 30’undan az olamaz. Bu durum plan açıklama raporunda belirtilir.”, aynı Yönetmeliğin 23.maddesinin 1.fıkrası; “Parselasyon planları ve değişiklikleri, ifraz, tevhit, yola terk, yoldan ihdas ve ihdas haritaları gibi imar uygulaması ve değişiklik işlemleri kesinleşmiş uygulama imar planına göre yönetici şirketçe hazırlanır veya hazırlatılır, Bakanlık tarafından onaylanarak yürürlüğe girer.” şeklinde düzenlenmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 3. maddesinde “Revizyon Planı: Her tür ve ölçekteki planın ihtiyaca cevap vermediği veya uygulamasının mümkün olmadığı veya sorun yarattığı durumlar ile üst ölçek plan kararlarına uygunluğun sağlanması amacıyla planın tamamının veya plan ana kararlarını etkileyecek bir kısmının yenilenmesi sonucu elde edilen plandır.”, bu maddenin 6. fıkrasında ise “Plan Değişikliği: Plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğünü, teknik ve sosyal donatı dengesini bozmayacak nitelikte, bilimsel, nesnel ve teknik gerekçelere dayanan, kamu yararının zorunlu kılması halinde yapılan plan düzenlemeleridir.” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı yönetmeliğin 16. maddesinde: “Hazırlanacak her ölçekteki imar planlarının yapım ve değişikliklerinde planlanan beldenin ve bölgenin şartları ile gelecekteki gereksinimleri gözönünde tutularak sosyal ve teknik donatı alanlarında EK-1 deki tabloda belirtilen asgari standartlara uyulur.” denildikten sonra 17. maddesinde de: “Nazım planları üzerinde gösterilen teknik ve sosyal alt yapı alanlarının konum ile büyüklükleri toplam standartların altına düşülmemek şartı ile uygulama planlarında değiştirilebilir.” 29.maddesinde; “İmar planında gösterilen yolların genişletme, daraltma ve güzergahına ait imar planı değişikliklerinde 1) Devamlığı olan bir yol belli bir kesimde daraltılamaz. 2) Yolların kaydırılmasında, mülkiyet ve yapılaşma durumu esas alınır. 3) İmar planlarındaki gelişme alanlarında (7,00) metreden dar yaya, (10,00) metreden dar trafik yolu açılamaz, Meskun alanlarda mülkiyet ve yapılaşma durumlarının elverdiği ölçüde yukarıdaki standartlara uyulur. 4) İmar planı değişikliği ile çıkmaz sokak ihdas edilemez. 5) İmar planı içinde kalan karayolu, kent içi geçişinin değiştirilmesi durumunda, Karayolları Genel Müdürlüğü’nden alınacak görüşe uyulur.” kuralı yer almıştır.
Yönetmeliğin gerek yukarıda içeriğine yer verilen düzenlemesi, gerekse Ek-2-a ve Ek-2-b 1/1000 ve 1/5000 lejandlarına göre, trafik yolu olan 10,00 metre üzerindeki en kesitli yolların ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümünü gösterecek olan 1/5000 ölçekli nazım imar planında yer alması gerekirken, daha dar en kesitli olan yaya yolunun (7,00 metrelik) ise üst ölçekli nazım imar planında yer almadan da 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gösterilmesi mümkündür.
Uyuşmazlığa konu Gebze Muallimköy Teknoloji Geliştirme Bölgesine ilişkin imar planının yürürlükteki mevzuat hükümleri uyarınca etaplar halinde yapılması mümkündür. Ancak, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gösterilen 20 metre genişliğindeki yolların üst ölçekli 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterilmediği anlaşılmaktadır.
Danıştay Altıncı Dairesinin yerleşmiş içtihatlarına göre, taşıt yolu olan 10,00 metre ve üzerindeki en kesitli yolların ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümünü gösterecek olan 1/5000 ölçekli nazım imar planında yer alması gerektiği, dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında 20 metrelik yolların 1/5000 ölçekli nazım imar planında gösterilmemiş olduğu dikkate alındığında dava konusu 1/1000 ölçekli uygulama imar planında dava konusu taşınmaza getirilen 20 metrelik yol kullanım kararlarının üst ölçekli nazım imar planına aykırı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Parselasyon işlemine gelince; mevzuatta parselasyonun imar planına göre yapılacağı düzenlendiğinden planda belirlenen etaplara uygun şekilde parselasyon yapılması gerekmektedir. Uyuşmazlıkta da planda belirtilen sınırlara uyularak parselasyon yapılmıştır. 3194 sayılı İmar Kanununda, düzenlemeye tabi tutulan arazi ve arsaların dağıtımı sırasında bunların yüzölçümlerinden yeteri kadar sahanın düzenleme dolayısıyla meydana gelen artışları karşılığında düzenleme ortaklık payı (DOP) olarak düşülebileceği hüküm altına alınmıştır. Düzenleme sınırı planda belirlenen etaplar olduğundan her bir etapta düzenleme ortaklık payının, o etapta bulunan kamusal kullanımların yine o etabın toplam alanına oranlanarak hesaplanmasında mevzuata aykırılık bulunmamaktadır. Bu nedenle davaya konu teknoloji geliştirme bölgesi içerisinde uygulama imar planında belirlenen etaplara uygun şekilde yapılan parselasyon işlemlerinde farklı DOP oranlarının belirlenmesi hukuka aykırılık taşımamaktadır.
Bununla birlikte, dayanağı uygulama imar planının hukuka aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğinden, parselasyonun da bu nedenle iptaline karar verilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararında isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacıların temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 14/11/2022 tarihinde, kesin olarak, oybirliğiyle karar verildi.