Danıştay Kararı 6. Daire 2020/4988 E. 2021/14462 K. 27.12.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/4988 E.  ,  2021/14462 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/4988
Karar No : 2021/14462

TEMYİZ EDENLER: 1- (DAVALI): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …
2- (DAVALI YANINDA MÜDAHİL)
… Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.
VEKİLİ : Av. …

KARŞI TARAF (DAVACI) : Sınırlı Sorumlu … Sitesi Konut Yapı Koop.
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN ÖZETİ :Danıştay Altıncı Dairesinin 22.09.2017 tarihli, E:2013/5535, K:2017/6481 sayılı bozma kararına uyularak … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Köyü, … Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında 1/25000 ölçekli Başkent Ankara 2023 Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin onayına ilişkin … tarihli, … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclis kararının ve bu plana dayanılarak yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onayına ilişkin … tarihli, … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclis kararı ile bu planlara dayanılarak hazırlanan Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı Parselasyon işlemine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni’nin … tarihli, … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: … İdare Mahkemesinin 14/05/2018 tarihli ara kararıyla 02/12/2019 tarihinde mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan bilirkişi raporunda özetle: “Dava konusu planlama alanında ‘1-Plan sınırları içinde kalan, konut ve merkez ada/parsellerinde, emsale esas toplam inşaat alanı 1.3000.000 m2’dir (yalnız birmilyonüçyüzbin). Bu miktar aşılmamak koşulu ile konut ve merkez ada/parselleri arasında emsale esas inşaat alanı transferi yapılabilir. Transfer edilen taşınmazlarda yapı yoğunluğu E=0.15’den az olamaz. Transfer değişikliğine esas taşınmazlarda bu işlem 1/1000 ölçekli vaziyet planına göre yapılabilir. Planlama alanında nüfus yoğunluğu brüt 170 kişi/ha’dır. Konut adedi vaziyet planına göre belirlenecektir.’ şeklindeki 1/5000 ölçekli Nazım Plan Değişikliğine ait plan notu ve önceki meclis kararlarından yola çıkılarak yaklaşık 184 hektarlık alanda (170 kişi/ha x 184 ha)= 31.280 kişilik nüfus atamasının öngörülmesi, hatta düzenlenen plan notları ile emsale dahil olmayan yapı yoğunluklarının artırılması ile bölgeye oldukça yüksek nüfus ve yapı yoğunluğu getirilmektedir. Dava konusu alanda seyrek yoğunluk (brüt 40-60 kişi/ha) ile orta yoğunluk (brüt 60-100 kişi/ha) değerlerinden çok yüksek oranda nüfus ataması yapılmıştır. Dolayısıyla uyuşmazlık konusu 1/5000 ve 1/1000 ölçekli plan değişiklikleri ile 2007 onaylı üst kademe 2007 onaylı 1/25000 ölçekli Başkent Ankara Nazım İmar Planında ‘Ağaçlandırılacak Alan’ olarak ayrılan alanın bir kısmı Yüksek Yoğunluklu Gelişme Konut Alanına, içerisinde konut da yapılması öngörülen MİA nitelikli Merkezi Alanı kullanımına, Seyrek Yoğunluklu düzenlenecek meskun Konut Alanı da Yüksek Yoğunluklu Konut Gelişme Alanına dönüştürülmesi ve oldukça yüksek nüfus ataması öngörülmesi üst kademe planın genel kurgusuna, bölgenin özelliğine ve bu planın ana kararlarına aykırılık oluşturmaktadır. (…) imar planlarının üst ölçek – alt ölçek ilişki kurgusunda hazırlanması, ölçekler arası kapsam, ayrıntı ve niteliklere uyulması gerekmektedir. Planlama kademelerinde uygulamaya esas kullanımların belirlendiği son kademe plan 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı olmasına rağmen alanda ne kadar konut, ticaret vb. alanın olacağı, nazım plan ile öngörülen bazı sosyal donatı alanlarının ne kadarlık kısmının alanda öngörüldüğü hususlarında 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında yeterli ayırma ve açıklama bulunmamaktadır. Bu tür planlama yaklaşımının planlamanın temel hedeflerine, açıklık-netlik ve objektiflik niteliğine, imar mevzuatına, planlama esaslarına, kamu yararına uygun olmadığı değerlendirilmektedir. Ayrıca plan değişikliklerinde çeşitli sosyal donatı ve teknik altyapı alanlarının yerleşime uygun olmayan alan ve önlemli alan ve hatta afete maruz alanlarda konumlandırıldığı, bu hususta alanda mahkemelerce verilen iptal kararlarında donatı alanlarının yerleşime uygun olmayan alanlar, afete maruz alanlar ve önlemli alanlarda konumlandırılmasının incelenip olumsuz yönde değerlendirildiği, bu bağlamda çeşitli donatı alanlarının yer seçimleri sonucunda bu alanlarda risklerin oluştuğu gözlenmekte, dava konusu planın anılan jeolojik etüt raporu doğrultusunda hazırlanması gerekmektedir. Yerleşime uygun olmayan ve önlem alınması gerekli yüksek eğimli alanlarda; – İlköğretim Okulu ve Kreş, – Kültürel Tesis, – Spor Alanı, – Sağlık Tesis gibi kullanım yoğunluğu yüksek fonksiyonlar yer seçmiştir. Oysa bu kullanım türleri, insan yoğun/ çocuk yoğun olduğundan güvenli ve afet riski olmayan yerlerde yer seçimi yapılmalıdır. Dolayısıyla Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine göre öngörülen standartlarda donatı alanı ayrılmadığı gibi yeşil alanın kişi başına ayrılması gerekenden fazla ayrılmakla birlikte arazinin topoğrafik yapısı dikkate alındığında teraslama yapılsa bile bölgede yaşayacak nüfusun kullanımı zor alanlarda “park” alanları ayrılması ayrı bir olumsuzluktur. Öte yandan dava konusu plan değişikliklerinde, alanda konut sayısının sonradan hazırlanacak vaziyet planı ile belirleneceği benimsenmiştir. Esasen nüfus, nüfus yoğunluğu, Emsal (İnşaat Alanı) gibi belirlenmesi zorunlu ve planların ayrılmaz bütünü olan ana kararlarından sonra belirlenecek olan ‘konut sayısı’nın, ya bu planlama unsurlardan giderek ya da planda bizatihi belirlenebileceği hususu planlama esasları ve plan tekniği kapsamındaki temel konulardandır. Oysa vaziyet planı; imar mevzuatı kapsamında belirtilen plan hiyerarşisinde/kademelenmesinde (nazım imar planı, uygulama imar planı) yer almayan, imar planından sonra plana göre gerçekleştirilen yapı ruhsatı-uygulama aşamasındaki mimari proje kapsamında yer alan bir proje türü ve imar planı kararlarını oluşturan değil, oluşturulan plan kararlarını belirten/aktaran bir ara projedir, imar planı yerine geçmesi ve imar planı gibi karar üretmesi mümkün değildir. Bu nedenle dava konusu plan değişikliklerinde oluşturulacak konut sayısında ve gelebilecek muhtemel nüfusta bir belirsizlik olduğunu söylemek mümkündür, çünkü imar planlarının nüfus, yoğunluk, konut sayısı gibi mekânsal olmayan kararları da üretmiş olması gereklidir. Dolayısıyla, bir anlamda planlama alanında nüfus ve bu nüfusun ihtiyaç duyacağı teknik ve sosyal donatı alanı miktarlarında da belirsizlik oluşturulmaktadır. Oysa planların belirsizlik içermemesi, adı üzerinde gelecek için kesin öngörü içermesi gereklidir. Halbuki 1/25000 ölçekli üst kademe planda; Mogan-Eymir Gölleri ve İmrahor Vadisi Eko Sistemi korunarak, içerisinde vadi yamaçları üst kotlarında gecekondu yerleşiminden gelen sadece KD (Kentsel Dönüşüm) işaretli, 40-60 kişi/ha Seyrek Nüfus Yoğunluklu yaklaşık 60 ha. yerleşim yeri düzenlenen büyük alanda, anılan yerleşim yerinin yaklaşık olarak büyüklüğü ağaçlandırılacak alanlardan da katılarak 3,5 misli, brüt nüfus yoğunluğunun da 3 misli artırılması, ayrıca yapılaşmaya açılması yasaklanmış Ağaçlandırılacak Alanların iskana açılması, hem 3194 sayılı İmar Kanunu’nun, hem de 1/25000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planı’nın amaç ve temel esaslarına aykırı olmuştur. (…) Söz konusu 1 ve 3 nolu plan notlarında konut adedinin vaziyet planına bırakılması nüfus hesabında belirsizlik yaratacaktır. Yine hangi ada/parsellerde yapılacağı kesin belirtilmediğinden kentsel dönüşüm alanında uzlaşma sağlamayan mülkiyet sahiplerine tahsis yapılacak parsellerde imar hakkı transferi yapılması halinde eşitlik esası bozulacaktır. Ayrıca 4 nolu plan notunda gerekli birer kentsel kullanım alanı olarak sözü edilen faaliyetler için alan ayrılmadığı ve yerleri belirtilmediği gibi tamamı Konuta ayrılmış olan ada/parsellerin ne kadarında anılan konut dışı faaliyetlerin yer alacağı hususunda belirsizlik yaratılmıştır. Nazım planda konut adalarında konut yanında farklı sosyal tesis ve ticari kullanımlara olanak sağlanırken, özellikle 1/1000 ölçekli uygulama imar planında uygulamaya esas tek ve son plan kademesi olmakla hesap edilmesi gerekli nüfus projeksiyonu (tahmini) itibariyle ihtiyaç olan kullanım alanları ve yapılaşma koşullarının teknik yönden çizili ve işaretli, açık ve net olarak belirtilmesi gereklidir. (…) Dava konusu plan değişikliklerinde alanda öngörülen konut sayısındaki belirsizliğin de imar mevzuatında belirtilen plan hiyerarşisinde yer almayan vaziyet planına bırakılmış olmasından dolayı alanda yaşaması öngörülen nüfusun belirlenememesine neden olunarak ihtiyaç duyulacak teknik altyapı ve sosyal donatı alan miktarlarının da tam olarak hesaplanamamasına neden olacağı açıktır. Dolayısıyla, konut adedinin vaziyet planına bırakılması ile gerekli sosyal altyapı alanlarında belirsizlik olup bu tür bir planlama yaklaşımı imar mevzuatına, planlama esaslarına, şehircilik ilkelerine ve plan tasarım tekniklerine aykırı olmaktadır. Diğer taraftan, 5 no.lu plan notunda yapı yoğunluğu artışına sebep olunacak kullanımlar öngörülmüştür. Özellikle kreş ve diğer kullanımlar ticari hizmet içermekle ve özellikle bağımsız bölüm numarası almaya konu edilmekle 0,05 sınırında kalsalar da Emsale dahil olmaları gereklidir. (…) Ayrıca yüksek yoğunluk tanımlanması ile yetinilmemiş 5 ve 8 nolu plan notları ile yapı yoğunluğu daha da artırılmaktadır. Dolayısıyla 1, 3, 4, 5, 7, 8, 9, 18 no.lu plan notlarının nüfus hesabında belirsizlik yaratıldığı gibi sayılan tüm olumsuzluk ve aykırılıkların plan hükmü haline getirilmesi imar mevzuatına aykırılık oluşturmaktadır. (…)
Dava konusu … nolu parselasyon planında kök taşınmaza dönülmemekle birlikte davacı Kooperatif ile diğer taşınmaz sahiplerinden kök taşınmaza dönülse bile %40 oranından daha fazla kesinti yapılamayacağından kök taşınmaza dönülmesinde bir yarar görülmemektedir. (…) Dava konusu … nolu taşınmazın bir kısmında gecekondu nitelikli yapılaşma bulunduğu gibi alandaki çoğunluğu küçük çok sayıda paydaş bulunması ile arazinin zemin yapısından kaynaklanan problemli alan olması nedeniyle KDGPA ilanı yapılmış ve anahtar teslimi proje ile üretilecek konutların mülkiyet sahiplerine tahsisi öngörülmüştür. (…) Kök taşınmaza dönülmeden ve davacılara ait hisselerin bulunduğu yerde sadece parsel numarası verilerek tahsis edilmesinde bir olumsuzluk görülmemiştir. Ancak davacılara tahsis yapılan “konut” kullanımlı … (yeni …) ile komşu … (yeni …) parsel ile birlikte toplam 316470 m2 inşaat alanı yazılmıştır. Davacı Kooperatife “konut” kullanımlı … ada … (yeni …ada …) parselin geometrik şekli ile topoğrafik yapısının imar haklarının transfer edilebileceğini gösteren özellikler taşımaktadır. Sözkonusu … (yeni 29634/11-113.404,10 m2) ve … (29634/12-15.367,94 m2) parsellerin alanları oranında toplam inşaat alanının dağıtılabileceği düşünülmekle birlikte plan notları ile öngörülen imar haklarının transferi ve bunun hangi parselleri kapsayacağı yönünde açık belirtme olmadığından davacı Kooperatifin imar haklarının transferine bağlı olarak mağdur olabileceği değerlendirilmektedir. Öte yandan dava konusuna gelinceye kadar dayanak 1/25000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planların iptali nedeniyle … ve … nolu parselasyon planlarının iptal edildiği ile daha sonra da aynı gerekçelere bağlı olarak iptaller olduğu ve en son … nolu parselasyon planı hazırlandığı dikkate alınarak ve dava konusu … nolu parselasyon planının dayanağı Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli, …sayılı kararla onaylanan 1/25000 ölçekli Başkent Ankara 2023 Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi’nin … tarih …sayılı kararı ile onaylanan 1/1000 ölçekli imar planı değişikliği; imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına aykırı görüldüğünden dayanağı kalmayan … nolu parselasyon planının da dayanağı kalmadığı” tespitlerinin yer aldığı,
İdare Mahkemesince, yukarıda anılan bilirkişi raporu ve dosyada yer alan diğer bilgi ve belgeler birlikte değerlendirilerek, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına uygun olmadığı sonucuna varılan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Dava konusu işlemlerin hukuka uygun olduğu ileri sürrülerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ…’IN DÜŞÜNCESİ: Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu imar planı değişikliklerinin A ve B bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı ile parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden; temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği, dava konusu imar planı değişikliklerinin C Bölgesinde park ve rekreasyon alanı işlevine ayrılan kısmı yönünden ise; temyiz isteminin kabulü ile anılan kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Köyü, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında 1/25000 ölçekli Başkent Ankara 2023 Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin onayına ilişkin … tarihli, … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclis kararının ve bu plana dayanılarak yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onayına ilişkin … tarihli, … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclis kararı ile bu planlara dayanılarak hazırlanan Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı Parselasyon işlemine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni’nin … tarihli, … sayılı kararının istemiyle bakılan dava açılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dava konusu taşınmazın bulunduğu alana ilişkin planlama sürecinin incelenmesinden ;
“Uyuşmazlık konusu alanın Bakanlar Kurulunun 07.07.2010 tarih ve 2010/661 sayılı kararı ile kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı (KDGPA) ilan edildiği ve bu doğrultuda Yeni Güneypark KDGPA sınırının Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararıyla onaylandığı, anılan Bakanlar Kurulu kararı ile belediye meclisi kararlarına karşı açılan muhtelif davaların reddi yolunda Danıştay Altıncı Dairesince verilen 22.03.2017 tarih ve E:2010/8487, K:2017/1945 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2010/9720, K:2017/1946 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2010/9732, K:2017/1944 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2012/1196, K:2017/1950 sayılı, 22/03/2017 tarih ve E:2012/2485, K:2017/1951 sayılı kararların, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun sırasıyla 06.11.2019 tarih ve E:2018/121, K:2019/5049 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/122, K:2019/5050 sayılı, 16/01/2019 tarih ve E:2017/3980, K:2019/13 sayılı, 16/01/2019 tarih ve E: 2017/4080, K:2019/14 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/368, K:2019/5051 sayılı kararları ile onanarak kesinleştiği, aynı doğrultuda Danıştay Altıncı Dairesinin 22.03.2017 tarih ve E:2010/9726, K:2017/1947 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2010/9727, K:2017/1948 sayılı, 22.03.2017 tarih ve E:2011/5455, K:2017/1949 sayılı kararlarının da temyiz edilmeden kesinleştiği, bu haliyle uyuşmazlık konusu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı ilan edilmesine ve 1/5000 ölçekli sınır teklifinin onaylanmasına ilişkin dayanak işlemlerin yürürlükte olduğu,
Bu doğrultuda, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanına ilişkin ilk olarak Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinin onaylandığı, devam eden süreçte ise, alanın çok sayıda imar planı değişikliğine tabi tutulduğu görülmekte olup, söz konusu planlama süreci kısaca aşağıda açıklandığı gibi olduğu,
– Alana ilişkin ilk plan değişiklikliği olan 13.08.2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerinde, 25 metre genişliğinde öngörülen yol alanı ana dağıtıcı yol olarak tasarlanmış, alanın üst kotlarına “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımları, İmrahor vadi tabanının yer aldığı orta kesimine park alanı ve rekreasyon alanı ile ilköğretim alanı, ortaöğretim alanı, kreş, sağlık tesisi alanı, sosyokültürel tesis alanı, halk eğitim merkezi, dini tesis alanı şeklinde kamusal kullanımlar, İmrahor vadi tabanına yakın alt kotlara ise “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımları getirilmiş, bu şekilde, planlama alanının yaklaşık 41,61 ha. büyüklüğündeki kısmına “konut alanı”, 10,75 ha. büyüklüğündeki kısmına “merkez alanı” işlevi getirilmiş, konut ve merkez alanlarında emsal, yükseklik gibi yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir belirleme yapılmayarak, imar planı değişikliklerine ait plan notlarında; toplam konut sayısının 5.809 adet, toplam inşaat alanının 1.300.000 m², toplam nüfusun 23.236 kişi olduğu, konut ve merkez alanlarında hmaks:serbest olduğu şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
– İkinci olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, söz konusu imar planı değişiklikleri ile, önceki (13.08.2010 onay tarihli) imar planında öngörülen 25 metre genişliğindeki yolun güzergahı, topografyaya bağlı olarak alanın üç tarafını çevreleyecek şekilde değiştirilmiş, planlama alanında öngörülen yollar 30,91 ha.’dan 16,99 ha.’ya, donatı alanları 37,63 ha.’dan 17,95 ha.’ya düşürülmüş, buna karşılık “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımlarının büyüklüğü 52,36 ha.’dan 86,08 ha.’ya çıkarılmış, bu kapsamda vadi tabanına yakın olan alt kotlardaki konut alanları ile üst kotlardaki konut ve merkez alanları güneye doğru genişletilmiş, vadi tabanın yer aldığı orta bölüm temelde park ve rekreasyon alanı olarak öngörülmüş, yanı sıra bu alana ilköğretim alanı, ortaöğretim alanı, kreş, sağlık tesisi alanı, sosyokültürel tesis alanı, halk eğitim merkezi, dini tesis alanı şeklinde kamusal kullanımlar getirilmiş, bu plan revizyonlarında da konut ve merkez alanlarında emsal, yükseklik gibi yapılaşma koşullarına yönelik herhangi bir belirleme yapılmamış, önceki (13.08.2010 onay tarihli) imar planı notlarında yer verilen konut adedine ve nüfus sayısına ilişkin düzenlemeler kaldırılarak, plan notlarında; toplam inşaat alanının 1.300.000 m², brüt nüfus yoğunluğunun 170 k/ha olduğu, konut ve merkez alanlarında hmaks:serbest olduğu, konut adedinin vaziyet planı ile belirleneceği şeklinde düzenlemelere yer verildiği,
– Üçüncü olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, belediye meclisi kararında; alanın batısında öngörülen 25 metre genişliğindeki taşıt yolunun topografyaya uyumlu hale getirilmesi, jeolojik analizler dikkate alınarak donatı alanlarında düzeltme yapılması ve parselasyon aşaması için mülkiyet verilerine göre plan onama sınırında kısmi düzeltmeler yapılması gerektiğinden plan değişikliklerinin yapıldığı belirtilerek, bu doğrultuda 17.10.2011 onay tarihli 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı sınırı söz konusu plana işlenmiş ve bu sınır içinde kalan alanın üst kotu ile vadi tabanına yakın alt kotu “konut alanı” kullanımına, bu 2 konut bölgesi arasında kalan orta bölüm ise “rekreasyon alanı” kullanımına ayrılmış, 17.10.2011 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile, planlama alanındaki ana yol bağlantılarının tasarımı ve donatı alanlarının konumu değiştirilmiş, ancak konut ve merkez alanları ile donatı alanlarının büyüklükleri, toplam inşaat alanı, brüt nüfus yoğunluğu gibi temel plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı,
– Dördüncü olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, belediye meclisi kararında; mevcut imar planlarındaki yolların fiziki olarak arazide uygulanmasına imkan bulunmadığı, yol güzergahında, buna bağlı olarak imar adalarının formunda ve donatı alanlarının yer seçiminde değişiklikler yapılması gerektiği, yürürlükteki planda öngörülen toplam nüfus veya yapı yoğunluğu kararlarında bir değişiklik yapılmadığı şeklinde açıklamalara yer verilmiş olup, önceki planlardan farklı olarak, kuzeydeki ve güneydeki 25 metre genişliğindeki taşıt yollarını birbirine bağlayan ve vadi tabanına yakın bölümdeki konut alanı ile rekreasyon alanlarını birbirinden ayıran yol kaldırılmış, buna karşılık fonksiyonların büyüklüğü, yapı ve nüfus yoğunluğu ile uygulamaya yönelik diğer plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmayarak, önceki imar planlarının temel kararları korunduğu,
– Beşinci olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, belediye meclisi kararında, önceki imar planlarının uygulanması aşamasında ortaya çıkan ihtiyaçların karşılanabilmesi ve planlama alanının topografik yapısı itibariyle mevcut ulaşım ağının arazi yapısı ile daha uyumlu hale getirilebilmesi amacıyla yapıldığı belirtilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planı değişikliği ile, uyuşmazlık konusu alan “kentsel dönüşüm öngörülen alan” sınırı içerisinde belirlenmiş ve bu alana “kısmen konut alanı”, “kısmen merkezi iş alanı”, “kısmen kentsel ve bölgesel park alanı”, “kısmen kentsel sosyal donatı alanı” kullanımları getirilmiş, ayrıca alt kademe imar planlarında öngörülen 25 metre ve 15 metre genişliğindeki taşıt yolları üst 1/25.000 ölçekli nazım imar planına aktarılmış, bu doğrultuda 1/5.000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı sınırı içerisinde yer almayan tescil harici 25 ha. büyüklüğündeki alan plan onama sınırı içine dahil edilerek, “park ve rekreasyon alanı” kullanımına ayrılmış, bu şekilde büyüklüğü 185 ha.’dan 210 ha.’ya çıkarılan planlama alanında nüfus artışı oluşmaması amacıyla, nüfus hesabında kentsel dönüşüm ve gelişim proje alanı büyüklüğünün esas alınacağına yönelik plan notu getirilmiş, bir önceki imar planlarında alanının batı tarafında öngörülen 25 metre genişliğindeki yolun güzergahı kaydırılmış, buna bağlı olarak dini tesis alanı ile park ve rekreasyon alanı işlevlerinin konumu değiştirilmiş, ayrıca İmrahor vadi tabanına yakın alt kotlarda öngörülen konut alanlarının bir kısmı merkez alanına çevrilmiş ve vadi tabanının yer aldığı orta bölümde ayrılan park ve rekreasyon alanı ile vadi tabanına yakın alt kotlarda ayrılan konut alanlarının bir kısmı “özel spor tesisleri alanına” dönüştürülerek, bu alanlarda spor tesislerine hizmet etmek üzere konaklama tesisleri, otel, pansiyon, rezidans, günübirlik tesisler, eğlence merkezi vb. kullanımların yer alabileceği şeklinde plan notu ilave edilmiş, söz konusu değişiklikler haricinde, planlama alanının genelinde öngörülen toplam inşaat alanı, yapı ve nüfus yoğunluğu ile uygulamaya yönelik diğer plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmayarak, önceki imar planlarının temel kararları aynen korunduğu,
– Altıncı olarak, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı kararı ile uyuşmazlık konusu alana ilişkin 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri onaylanmış, söz konusu imar planı değişiklikleri ile yol alanın güzergahında kısmi değişiklikler yapılmış ve önceki imar planında rekreasyon alanı kullanıma ayrılan bir kısım alan plan onama sınırı dışına çıkarılmış, bunun dışında planlama alanının genelinde ayrılan donatı alanlarının miktarı, konut ve merkez alanı fonksiyonlarının konumu, büyüklüğü, içerisinde yer alabilecek kullanımlar, nüfus ve yapı yoğunluğu gibi temel plan kararlarında herhangi bir değişiklik yapılmadığı,
Diğer taraftan, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı kararları ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı açılan muhtelif davaların bir kısmına, uyuşmazlık konusu alanın kentsel dönüşüm ve gelişim proje alan sınırı içinde belirlenmesine ilişkin Bakanlar Kurulunun 07.07.2010 tarih ve 2010/661 sayılı kararına karşı açılan davalarla bağlantılı olması nedeniyle Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112, E:2011/9113, E:2012/2472, E:2012/2974, E:2012/2976, E:2013/2072, E:2013/4832, E:2014/3595 sayılı dosyalarında ilk derece mahkemesi olarak bakıldığı,
Dairemizin 23/01/2013 tarih ve E:2011/9112 sayılı, 23/01/2013 tarih ve E:2011/9113 sayılı, 23/01/2013 tarih ve E:2012/2472 sayılı, 23/01/2013 tarih ve E:2012/2974 sayılı kararları ile; uyuşmazlık konusu alana ilişkin 13.08.2010 onay tarihli 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112 sayılı dosyasında açılan davada, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; kentsel dönüşüm ve gelişim proje alan sınırının fiziki, sosyal ve ekonomik analizlere dayalı olarak belirlenmediği, hangi faktörler ve özellikler bağlamında bu sınırın geçirilmiş olduğunu değerlendirmenin mümkün olmadığı, sınırın saptanmasının, analizlere, hatta devamındaki fizibilite ve yaklaşımlara dayalı olarak belirlenmemesi halinde, daha sonraki aşamaların sağlıklı işlemesinin mümkün olmadığı, dava konusu sınır saptama işleminden sonra gelen planlama çalışmalarından da somut olarak görülebildiği gibi okul, hastane vb. kullanım yoğunluğu yüksek pek çok donatı alanının zemin yapısı uygun olmayan veya önlemli alanda yer aldığı, bu durumun kamu güvenliği açısından çok büyük bir risk taşıdığı, jeolojik ve jeoteknik raporlarda alanın yüzde 80-85 gibi kısmının yerleşmeye uygun olmadığı veya önlemli alan veyahut afete maruz bölge olduğuna işaret edilirken ve alanın yaklaşık % 60’ı kamu alanı iken, bu alanların planlama kararları ile yapılaşmaya açılabilme yolunun açıldığı, özellikle jeolojik ve jeoteknik analizler, teknik risk değerlendirmeleri yapılmadan, mülkiyet deseninin içeriği, mekandaki dağılımı irdelenmeden, kararlar planlama sistemi içinde değerlendirilip, kamu yararına uygun olup olmadığı saptanmadan gerçekleşen sınır onaylama işleminin, kamunun yol gösterici niteliğini zedeleme, sağlıklı ve güvenli çevre oluşturma görevine aykırı uygulamaları başlatma tehlikesini içerdiği, kısaca, analizlerden ve planlama sisteminden bağımsız süreçler ile sınır saptama işlevi ile kamunun kamu yararına aykırı sonuçları tetikleme olasılığının bulunduğu, belirsizlik kaynaklı, analizlerden, değerlendirmelerden ve planlama sisteminden bağımsız, kamu yararının gerçekleşmesine, sağlıklı çevrelerin ve güvenli mekanların oluşmasına engel olan, herkese güvenlik sunmayan, eşitliği zedeleyen uygulamalara yol açma tehlikesi barındırdığından, kentsel dönüşüm ve gelişim alanı sınırının onaylanmasına ilişkin dava konusu işlemlerinin şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, öte yandan, 13/08/2010 onay tarihli nazım ve uygulama imar planının yanı sıra, daha sonra onaylandığı anlaşılan 14/03/2011 ve 17/10/2011 tarihli nazım ve uygulama imar planlarında, alan kullanım kararlarında çok küçük değişikliklerin yapıldığı, plan kararlarının zemin bölgeleri ile karşılaştırıldığı ve 13/08/2010 onay tarihli nazım ve uygulama imar planı ile 14/03/2011 tarihli nazım ve uygulama imar planları arasında fonksiyon büyüklükleri açısından önemli bir farkın bulunmadığı yolundaki bilirkişi kurulunun saptamalarının göz önünde bulundurulduğu ve hukuka aykırı hususların dava konusu revizyon imar planlarında da mevcut olduğu gerekçesiyle dava konusu işlemlerin yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiş, anılan kararlara davalı idare tarafından yapılan itiraz üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 27/06/2013 tarih ve YD İtiraz No:2013/313, 2013/316, 2013/317, 2013/327 sayılı kararlarıyla; üniversitelerin ilgili bölümlerinden seçilecek aralarında meteoroloji ve jeoloji mühendisliği öğretim üyelerinin de bulunduğu yeni bir bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle uyuşmazlığın çözüme kavuşturulması gerektiğinden, itiraza konu Daire kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle itirazın kabul edilmesine, yürütmenin durdurulması kararının kaldırılmasına karar verildiği,
Bunun üzerine Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112 sayılı dosyasında, yeni bilirkişi heyeti aracılığıyla mahallinde yeniden yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda; dava konusu imar planları ile Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanında üçlü bir yapının oluşturulduğu ve bu yapının 13.08.2010 onay tarihli planla başlayan planlama süreci boyunca tüm planlarda korunduğu belirtilerek, uyuşmazlık konusu planlama alanının üst kotlarında “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımlarının getirildiği bölüm “A Bölgesi”, İmrahor Vadi tabanına yakın alt kotlarda “konut alanı” ve “merkez alanı” kullanımlarının getirildiği bölüm “B Bölgesi”, İmrahor Vadi tabanın içerisinde yer aldığı orta bölüm ise “C Bölgesi” olarak adlandırılmış, dava konusu imar planlarına ilişkin tespit ve değerlendirmeler, sınıflandırılan bu üç bölge üzerinden ayrı ayrı yapılmıştır. Söz konusu bilirkişi raporunda özetle;
Plan kademelenmesi yönünden, 2007 yılı onaylı 1/25.000 ölçekli 2023 Başkent Ankara Nazım İmar Planında “ağaçlandırılacak alan” kullanımına yönelik geliştirilen ilkelerde açık bir şekilde söz konusu alanlarda yapı yapılamayacağı belirtilmesine rağmen, 1/25.000 ölçekli planda ağaçlandırılacak alan kullanımı öngörülen C Bölgesinde çeşitli nitelikte ve büyüklükte eğitim, sağlık ve sosyal amaçlı yapılar ile teknik altyapı yapılarının öngörüldüğü, bu tutumun üst ölçekli planın ilke ve stratejilerine aykırı olduğu, yeterli inceleme ve araştırmalar yapılmadan alanın karakterini değiştirecek arazi kullanım kararı değişiklikleri yapıldığı, bu durumun bir yandan 2007 yılı onaylı 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel ilkelerine ve mekansal stratejileri kapsamında plan bütünlüğüne aykırı olduğu, diğer yandan alt ölçekli planlar olan 1/5000 ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişiklikleri ile fiili durum oluşturulduğu, bunun sonucunda plan kademelenmesinin tersine işletildiği, bunun planlama ilkelerine, şehircilik esaslarına ve kamu yararına aykırı olduğu,
Hava koridoru işlevi yönünden; hava kirliliği tehlikeli düzeylere ulaşmış olan Ankara ilinin kentsel yayılma alanında, hava sirkülasyonunun kesilmemesinin gerekli ve önemli olduğu, diğer bir deyişle, hem Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı olarak belirlenen yüksek kotlu proje bölgesinin hem de arazinin düşük kotlu bölgesini oluşturan İmrahor Vadisinin, bir yerleşim alanına temiz hava taşıyan veya bir yerleşim alanındaki kirli havayı şehir dışına taşıyan, hava akımını kanalize eden topoğrafik yapılar olarak tanımlanabildiği, ayrıca İmrahor Vadisinin yaklaşık olarak kuzeydoğu – güneybatı istikametinde uzandığı, “Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm Projesi Kapasite Artışı Alan Genişlemesi ve Hazır Beton Tesisi ÇED Başvuru Dosyası”na göre, İmrahor Vadisinin ve yamaçlarının 1975-2010 yılları arasındaki rüzgar esme sayılarına göre Ankara’nın yıllık rüzgar gülündeki hakim rüzgarlar yönünde olduğu, bu nedenle Haymana, Gölbaşı, Bala, Elmadağ, Kalecik gibi ilçeleri için hava koridoru olduğu, dava konusu alanın üst kotundaki A bölgesinde birbirine paralel üç sıra kesintisiz yapı bloğu ve iki adet çok yüksek kule projelendirildiği, bina blokları arasında ya hiç boşluk bulunmadığı ya da bulunan boşlukların bir sonraki bina sırası tarafından kapatıldığı, birbirine paralel olarak oluşturulan üç sıra bina bloğunun, duvar etkisi yaparak rüzgar için büyük bir engel oluşturduğu ve çevresinde hava kirleticilerinin birikmesine neden olduğu, dolayısıyla bölgenin ve kentin hava kalitesini olumsuz yönde etkileyeceği,
Sürdürülebilir çevre yönünden; son yıllarda proje etki alanında bulunan Mogan ve Eymir Göllerinin yüksek kotlarda işletilmeye başlanıldığı, ancak analizlerde önerilen sel kapanlarının henüz yapılmadığı ve yapımına yönelik de henüz herhangi bir gelişmenin bulunmadığı, İncesu Sel kapanı çıkışındaki kapalı kesitli kanalda ve proje alanının da bulunduğu Eymir Gölü-İncesu Sel Kapanı arasındaki ana dere yatağında herhangi bir ıslah çalışması yapılmadığı göz önüne alındığında, yalnızca bölgede değil, aynı zamanda Ankara ilinin belirli kesimlerinde de taşkın riskinin oldukça yüksek olduğu, dava konusu alanın 760 metre güneybatısında Eymir Gölü, doğu sınırında 15 ila 1000 metre arasında değişen mesafede İmrahor Deresi yer almakta olup, alanının güney ve doğu yamaçlarının İmrahor Deresinin beslenme havzası içerisinde bulunduğu, ayrıca DSİ Bölge Müdürlüğü’nün 14.06.2010 tarihli yazısına göre alanın güneyinde 4.249 m2’lik alanın da taşkın sahası içerisinde kaldığı, dava konusu proje alanında tek taraflı ve hiçbir bilimsel/teknik çalışmaya dayanmayan arazi müdahalesinin hem kendisi hem de çevresindeki yerleşim yerleri için taşkın riskini artırdığı, afete maruz bu bant içerisinde yapılaşmaya asla izin verilmemesi ve derenin doğal akışını engelleyecek, arazi topografyasını değiştirecek herhangi bir çalışma yapılmaması gerektiği, uyuşmazlık konusu alanda İmrahor Vadi yatağının ağır yerleşim baskısı altında olduğu, derelerin doğal akışını engelleyen yapıların ve sık yön değiştirmelerin dere hidroliğini olumsuz yönde etkileyeceği, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm Alanında İmrahor Vadi tabanında bulunan ve önlemli alan (ÖA) olarak ifade edilen alanda, derenin ıslah edilmediği ve başka bir önlemin alınmadığı, dere ıslah edilse bile hemen kıyısındaki mevcut iki bina gibi sıfır giriş yüksekliğine sahip binaların asla güvenli olmadığı, projenin vadi kısmındaki (B ve C Bölgeleri) yapılaşma için “taşkın risk haritasının” yapılıp yapılmadığının belirsiz olduğu, proje alanının düşük kotunun hemen dere kıyısında olması nedeniyle, bu noktanın mutlak risk (yani kırmızı kot) alanında olması ihtimalinin yüksek olduğu, ayrıca 2011 yılı onaylı yerleşime uygunluk haritasında Sancak Mahallesinin güneye bakan yamaçlarına düşen yağışın feyezan anında yamaç sellenmesi tehlikesi yaratacağının belirtildiği, bu alanların önlemli alan 5.19 olarak gösterildiği, yamaç sellenmesine yönelik DSİ’den alınacak görüşe bağlı kalınarak yapılaşmaya gidilmesi gerektiği halde, dere ıslahı yapılmak ve taşkından korunma yapıları inşa edilmek suretiyle çevredeki yerleşimlerin taşkından korumasına yönelik gerekli önlemlerin alınmadığı, mevcut devlet politikaları ve konuya ilişkin yasal düzenlemeler tümüyle yok sayılarak, söz konusu alanın plan tadilatı ile bloklar halinde inşaata açıldığı, İmrahor Deresinin hemen kıyısında bulunan taşınmazda farklı subasman seviyesi belirlenmesi gerekirken “sıfır giriş” şeklinde yapılan inşaatların tehlikeli bir yapay taşkın riski oluşturduğu, bu durum ileride telafisi mümkün olmayan ve bugünden net bir şekilde öngörülebilen hayati bir risk oluşturduğundan yer seçimi açısından uygun olmadığı,
Alanın jeolojik ve hidrojeolojik nitelikleri yönünden; Alanla ilgili 2 adet jeolojik-jeoteknik etüt raporunun bulunduğu, bunlardan ilkinin … Etüt ve Müşavirlik Ltd. Şti. tarafından, dava konusu alanın büyük bir kısmı (1,524,736.000 m²’si) için hazırlanmış ve 24.02.2005 tarihinde mülga Bayındırlık ve İskan Bakanlığı Afet İşleri Genel Müdürlüğü tarafından onaylanmış olan imar planına esas jeolojik ve jeoteknik etüt raporu, ikincisinin ise 2011 yılında … Zemin Araştırma Proje Ltd. Şti. tarafından 902 parsele ait ilave ve revize imar planına esas hazırlanan jeolojik-jeoteknik etüt raporu olduğu, bu raporlara göre, tamamen ayrışmış, şistlerden, yamaç molozu ve birikinti konisinden oluşan ve doğal eğimi %30’dan fazla olan alanlar ile aktif heyelanları kapsayan alanların yerleşime uygun olmayan alan olarak değerlendirildiği, yapılan sismik etüt çalışmasına göre alanda eski ve yeni heyelan yapılarının varlığının söz konusu olduğu, etüt raporunda da belirtildiği gibi, dava konusu alanda yüksek eğimli bölgelerde heyelan riski bulunduğu ve bu alanların kesin bir şekilde yerleşime uygun olmadığı, dava konusu planlama süreci boyunca ve sonunda Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarihli ve … sayılı kararı ile onanmış olan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planları ile A ve B bölgelerinde konut ve merkez kullanımlarında heyelan riski bulunan alanların yapılaşmaya açıldığı, diğer yandan C Bölgesinde birçok sosyal ve teknik altyapı alanının heyelan riskli alanlarda ayrıldığı, söz konusu alanların yapılaşmaya açılması durumunda kişilerin can güvenliğinin tehlike altında olacağı, aynı durumun “özel spor tesis alanı” ile “park ve rekreasyon alanları” için de geçerli olduğu, C Bölgesinde öngörülmüş olan park ve rekreasyon alanlarında E=0,05 yapı yoğunluğu ile yapılaşma öngörüldüğü, yapı yoğunluğu düşük bir düzeyde olsa da, restoran, kafe, eğlence, sportif ve rekreatif kullanımlara ilişkin yapılar üretilmesinin, alanın aktif yeşil alan olması ve kullanıcılar tarafından kullanılması anlamına geleceği, heyelan riski olan bir bölgenin kullanıcılara açılmasının can güvenliği riski oluşturacağı, bu nedenle C Bölgesinin kesin bir şekilde yapılaşmadan uzak tutulması için “pasif yeşil alan” olarak düzenlenmesi gerektiği, 2011 yılı onaylı jeolojik-jeoteknik etüt raporunda vadi tabanına yakın alanlarda şişme olduğunun, bu alanların oturma açısından sorunlu olduğunun belirtildiği, can güvenliği yönünden tehlike içerebilecek olan vadi tabanına yakın bölgelerin önceki 22.06.1992 yılı onaylı 1/5000 ölçekli nazım imar planında olduğu gibi yapılaşmadan uzak tutulması gerektiği, Eymir ve Mogan Gölleri ile başlayıp İmrahor Vadisi ile devam eden doğal yapının parçası olan vadi tabanına yakın bölgelerin yapılaşmaya açılmasının, bölgenin doğal yapısını olumsuz etkileyeceği, yüksekteki A Bölgesinde yer alan yapılaşmalarda ise, jeolojik etütlerde belirtilen mühendislik önlemlerine uyulmuş olduğu, yerleşime uygun olmayan alanlarda ve afete maruz alanlarda herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, heyelan riski olan yerlerde gerekli önlemlerin alındığı, tespit ve değerlendirmelerine yer verildiği,
Bu doğrultuda, Danıştay Altıncı Dairesinin 30/11/2017 tarih ve E:2011/9112, K:2017/10269 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2011/9113, K:2017/10271 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2012/2472, K:2017/10272 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2012/2974, K:2017/10273 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2012/2976, K:2017/10274 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2013/2072, K:2017/10275 sayılı, 30/11/2017 tarih ve E:2013/4832, K:2017/10270 sayılı, 06/11/2018 tarih ve E:2014/3595, K:2018/8855 sayılı kararları ile, yukarıda detaylarına yer verilen bilirkişi raporu hükme esas alınarak; dava konusu imar planlarında öngörülen yapılaşma koşulları nedeniyle A bölgesinde hava sirkülasyonunun olumsuz etkileneceği, Ankara ilinin mevcut hava kirliliği probleminin hem bölgede hem de kent genelinde artacağı, dolayısıyla kentin hava kalitesinin olumsuz yönde etkileneceği anlaşıldığından, anılan imar planları ile A bölgesinde öngörülen yapılaşma koşullarının bu yönüyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu, B Bölgesi yönünden yapılan değerlendirmede, bu bölgenin jeolojik, hidrojeolojik, çevresel ve meteorolojik veriler bakımından uygun alan olmadığı, gerekli önlemler alınmaksızın yapılaşmaya açılmasının can ve mal güvenliği açısından büyük risk taşıdığı anlaşıldığından, dava konusu imar planlarının B Bölgesine ilişkin kısmında da hukuka uyarlık bulunmadığı, C Bölgesi yönünden yapılan değerlendirmede ise, içerisinde jeolojik ve jeoteknik veriler bakımından yerleşime uygun olmayan alanların yapılaşmasına olanak verilen kısmı hariç olmak üzere, alanın yapılaşmaya kapalı park ve rekreasyon alanı kullanımlarına ayrılması yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığından, dava konusu imar planlarının A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlar yönünden iptaline, diğer kısımlar yönünden davanın reddine karar verildiği, bu kararlar Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 06/11/2019 tarih ve E:2018/2327, K:2019/5053 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2547, K:2019/5054 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2559, K:2019/5055 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2575, K:2019/5057 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2567, K:2019/5056 sayılı, 06/11/2019 tarih ve E:2018/2253, K:2019/5052 sayılı kararları ile onanarak kesinleştiği” anlaşılmıştır.
Dava konusu imar plan değişikliklerinin C Bölgesinde “park ve rekreasyon alanı” işlevine ayrılan kısmı yönünden yapılan incelemede;
Dosyanın incelenmesinden, Danıştay Altıncı Dairesince ilk derece olarak bakılan ve yukarıda detaylarına yer verilen davalar arasında, iş bu davanın konusu olan, Ankara İli, Çankaya İlçesi, … Köyü, Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı kapsamında 1/25000 ölçekli Başkent Ankara 2023 Nazım İmar Planı değişikliği ile 1/5000 ölçekli nazım imar planı değişikliğinin onayına ilişkin … tarihli, …sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclis kararının ve bu plana dayanılarak yapılan 1/1000 ölçekli uygulama imar planının onayına ilişkin … tarihli, … sayılı Ankara Büyükşehir Belediye Meclis kararı ile bu planlara dayanılarak hazırlanan Yeni Güneypark Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Proje Alanı Parselasyon işlemine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Encümeni’nin … tarihli, … sayılı kararına karşı açılan davanın da yer aldığı anlaşılmıştır.
Bu doğrultuda, uyuşmazlık konusu alana ilişkin dava konusu imar planlarına ve parselasyon işlemine karşı açılan davalarda, Danıştay Altıncı Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararları ile, uyuşmazlık konusu planlama alanının İmrahor Vadi tabanının da içerisinde yer aldığı orta bölümünün C Bölgesi olarak adlandırıldığı, bu bölge içerisinde jeolojik ve jeoteknik veriler bakımından yerleşime uygun olmayan alanların yapılaşmasına olanak verilen kısmı hariç olmak üzere, alanın yapılaşmaya kapalı park ve rekreasyon alanı kullanımlarına ayrılmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle imar planı değişikliklerinin C Bölgesine ilişkin bu kısmı yönünden davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Bu itibarla, planlama alanının “C Bölgesi” olarak adlandırılan orta bölümünde öngörülen park ve rekreasyon alanı işlevleri yönünden dava konusu imar planı değişikliğinin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolunda verilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Dava konusu imar plan değişikliklerinin A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı ile parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden yapılan incelemede;
İdare Mahkemesince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1.Davalı ile davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin kısmen reddine, kısmen kabulüne,
2.Dava konusu işlemlerin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolunda verilen temyize konu …İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararının dava konusu imar planı değişikliklerinin A ve B bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı ile parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden oyçokluğuyla ONANMASINA, dava konusu imar planı değişikliklerinin C Bölgesinde park ve rekreasyon alanı işlevine ayrılan kısmı yönünden ise oybirliğiyle BOZULMASINA,
3.Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4.2577 sayılı Kanunun (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 27/12/2021 tarihinde, karar verildi.

KARŞI OY (X) : Plan yapımına dair teknik kuralları belirleyen ve dava konusu işlem tarihinde yürürlükte bulunan Plan Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmeliğin 3. maddesinin 1. fıkrasının 11. bendinde, imar planı; belde halkının sosyal ve kültürel gereksinimlerini karşılamayı, sağlıklı ve güvenli bir çevre oluşturmayı, yaşam kalitesini artırmayı hedefleyen ve bu amaçla beldenin ekonomik, demografik, sosyal, kültürel, tarihsel, fiziksel özelliklerine ilişkin araştırmalara ve verilere dayalı olarak hazırlanan, kentsel yerleşme ve gelişme eğilimlerini alternatif çözümler oluşturmak suretiyle belirleyen, arazi kullanımı, koruma, kısıtlama kararları, örgütlenme ve uygulama ilkelerini içeren pafta, rapor ve notlardan oluşan belge olarak tanımlanmış, aynı Yönetmeliğin 18. maddesinde yer alan “Her ölçekteki planlar Ek 2 de verilen lejant ve plan çizim normlarına göre hazırlanır.” düzenlemesi gereğince de plan çizimi ve arazi kullanımları gösterim şekillerinin, İmar Planı Yapımına Ait Esaslara Dair Yönetmelik eki plan lejant hükümlerine uygun olması gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükmüne göre imar planı; plan notları, lejant ve plan raporu ile bir bütündür. Planlama alanında kullanım kararları plan, pafta, notları ve lejantları ile getirilebilir. İmar planlarının yargısal denetimi yapılırken bu husus doğrultusunda bir değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu alana ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı, … tarih ve … sayılı kararları ile onaylanan 1/25.000 ölçekli nazım, 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planı değişikliklerine karşı açılan ve Danıştay Altıncı Dairesinin E:2011/9112, E:2011/9113, E:2012/2472, E:2012/2974, E:2012/2976, E:2013/2072, E:2013/4832, E:2014/3595 sayılı dosyalarında ilk derece mahkemesi olarak bakılan davalarda, mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporu ile dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu imar planı değişikliklerine ait plan lejantında yerleşime uygunluk sınırının belirlendiği ve (¸) çizim şeklinde gösterildiği, dava konusu planlarda yapı yapılacak alanların tamamının yerleşime uygunluk sınırı içinde konumlandırıldığı, yerleşime uygun olmayan alan olarak belirlenen UOA-2.1. alanlarında ise bilirkişi raporunun aksine herhangi bir yapılaşma önerilmediği görüldüğünden, bilirkişi raporunun yerleşime uygun olmayan alanların yapılaşmaya açıldığına dair tespitinde isabet bulunmamaktadır.
Nitekim anılan bilirkişi raporunda, yükseklerde yer alan yapılaşmalarda jeolojik, jeoteknik etütlerde belirtilen mühendislik önlemlerine uyulduğu, uygun olmayan alanlarda ve afete maruz alanlarda herhangi bir yapılaşmaya gidilmediği, heyelan riski olan yerlerde gerekli düzünlemelerin yapıldığı, önlemlerin alınmış olduğu şeklinde değerlendirmelere yer verildiği anlaşılmaktadır.
Öte yandan, vadi tabanlarında yapılaşma olduğu, bu alanda taşkın olma risklerinin bulunduğu, DSİ Genel Müdürlüğünün görüşünün ve belirttiği önlemlerin alınmadığı şeklinde bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelerin aksine, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığının 14.06.2010 tarihli yazısında, 4.249 m²lik alanın taşkın sahası olduğuna dair hiçbir ifadenin bulunmadığı, bilirkişilerin bu hususu neye istinaden söylediklerinin anlaşılamadığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü Etüd ve Plan Dairesi Başkanlığının … tarih ve … kayıt numaralı yazısından da, kentsel dönüşüm ve gelişime konu alanın taşkın durumu ve DSİ Genel Müdürlüğünün diğer faaliyetleri yönünden değerlendirildiği ve söz konusu alanda Genel Müdürlükçe yapılmış ve yapılması planlanan bir proje olmadığının belirtildiği, planlama sahasında çok sayıda yağış havzası küçük kuru dere yataklarının yer almakta olduğu Belediye altyapı hizmetleriyle bu konunun çözümlenebileceğinin ifade edildiği görülmüştür.
Bu itibarla, yerleşime uygunluk sınırı dışında herhangi bir yapılaşmanın öngörülmediği anlaşılan dava konusu imar planı değişikliklerinin A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde park ve rekreasyon alanı dışında kalan kısımları ile parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu işlemlerin iptali yolunda verilen İdare Mahkemesi kararında isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu imar planı değişikliklerinin A ve B Bölgelerine ilişkin kısmı ile C Bölgesinde yerleşime uygun olmayan alan notasyonu ile gösterilmesine rağmen yapılaşma öngörülen alanlara ilişkin kısmı ile parselasyon işlemine ilişkin kısmı yönünden temyiz isteminin kabulü ile temyize konu İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla Dairemiz kararının bu kısmına katılmıyorum.