Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2020/9359 E. , 2022/7573 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/9359
Karar No : 2022/7573
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- … 2- …
3- … 4- …
5- … 6- …
7…
VEKİLİ : Av…
KARŞI TARAF (DAVALI) : … Bakanlığı/ANKARA
VEKİLİ : Av…
…
İSTEMİN ÖZETİ : … İli, … İlçesi, … Mahallesi, … Parkı sınırları dışında kalan alana yönelik 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 14.11.2018 tarihli, 10/15 sayılı kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılan davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
SAVUNMANIN ÖZETİ : Temyiz edilen kararda bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, usul ve kanuna uygun olan kararın onanması gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’IN DÜŞÜNCESİ : Çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak geniş yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmış olup uyuşmazlıkta, planlamaya konu bölgede bulunan orman niteliğindeki alanların turizm tesis alanı olarak belirlenmek suretiyle imara açıldığı, 3621 sayılı Kıyı Kanununa göre sahil şeridinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine maksimum yaklaşma mesafesi olan 50 metrelik mesafenin ihlal edilerek 10 ve 20 metrelik yapı yaklaşma mesafeleri belirlendiğine yönelik kamusal iddialarla bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, … ilinde taşınmazları bulunan ve bu ilde ikamet eden davacılar tarafından çevre değerlerinin korunması maksadıyla hemşehri sıfatıyla açılan davada, davacıların kişisel, güncel ve meşru menfaatlerinin bulunduğu sonucuna ulaşıldığından davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu kararın bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairelerince verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
… Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine 29/06/2022 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY (X) : Dava, … İli, Kemer İlçesi, Tekirova Mahallesi, Beydağları Sahil Milli Parkı sınırları dışında kalan alana yönelik 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanununun 7. maddesi uyarınca Kültür ve Turizm Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Kurulunun 14.11.2018 tarihli, 10/15 sayılı kararıyla onaylanan 1/25.000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali istemiyle açılmış, … İdare Mahkemesince davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:…sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair verilen … Bölge İdare Mahkemesi … İdari Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, iptal davaları idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
Yargısal denetim amacıyla her idari işleme karşı herkes tarafından iptal davası açılmasının idari işlemlerde istikrarsızlığa neden olmaması ve idarenin işleyişinin bu yüzden olumsuz etkilenmemesi için, dava konusu edilecek işlem ile dava açacak kişi arasında belli ölçüler içinde menfaat ilişkisi bulunması koşuluna ihtiyaç vardır. Her olay ve davada, yargı merciine başvurarak dava açan kişinin menfaatinin, iptali istenen işlemle ne ölçüde ihlal edildiğinin takdiri de yargı mercilerine bırakılmıştır. İptal davası açılabilmesi için gerekli olan menfaat ilişkisi kişisel, meşru, güncel bir menfaatin bulunması halinde gerçekleşecektir. Başka bir anlatımla, iptal davasına konu olan işlemin davacının menfaatini ihlal ettiğinden söz edilebilmesi için, davacıyı etkilemesi, yani davacının kişisel menfaatini ihlal etmesi, işlem ile davacı arasında ciddi ve makul bir ilişkinin bulunması gerekmektedir. İdari işlemlerin hukuka uygunluğunun yargı yoluyla denetimini amaçlayan iptal davasının görüşülebilmesi için ön koşullardan olan “dava açma ehliyeti” iptal davasına konu kararın niteliğine göre idari yargı yerince değerlendirilmektedir.
İdari bir karar münhasıran davacıyı etkileyebileceği gibi uyuşmazlığın niteliğine göre vatandaş veya hemşehri sıfatıyla da iptal davası açılabilmesi hukuken olanaklıdır. Nitekim, çevresel, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, imar uygulamaları gibi kamu yararını yakından ilgilendiren konularda subjektif ehliyet koşulunun, bu durum dikkate alınarak yorumlanması gerektiğine ilişkin Danıştay kararları yerleşik içtihat niteliği kazanmıştır.
Uyuşmazlıkta, davacılar tarafından, dava konusu 1/25.000 ölçekli ve 1/5000 ölçekli imar planları ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına konu bölgede bulunan orman niteliğindeki alanların turizm tesis alanı olarak belirlenmek suretiyle imara açıldığı, 3621 sayılı Kıyı Kanunu’na göre sahil şeridinde yapılacak yapıların kıyı kenar çizgisine maksimum yaklaşma mesafesi olan 50 metrelik mesafenin ihlal edilerek 10 ve 20 metrelik yapı yaklaşma mesafeleri belirlendiğine yönelik olarak kamu yararını yakından ilgilendiren iddialarda bulunulduğu görülmektedir.
Bu durumda, … ilinde taşınmazları bulunan ve bu ilde ikamet eden davacılar tarafından çevre değerlerinin korunması maksadıyla hemşehri sıfatıyla açılan davada, davacıların kişisel, güncel ve meşru menfaatlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu kararın bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.