Danıştay Kararı 6. Daire 2020/9737 E. 2022/10426 K. 30.11.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2020/9737 E.  ,  2022/10426 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2020/9737
Karar No : 2022/10426

DAVACI :… Odaları Birliği
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : 1- …/ANKARA
2- … Başkanlığı/…
VEKİLİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …, …, …, …, …, …, …, …, … sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına ilişkin 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Davacı, dava konusu işlem ile kentsel gelişme alanı olarak planlanan alanın tamamının 3. derece doğal sit alanı, 35.000 m2’sinin 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı olduğu, alanda 3 adet tescilli anıt yapı bulunduğu, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun “Kamulaştırma” başlıklı 15. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinde, kısmen veya tamamen gerçek ve tüzel kişiler mülkiyetine geçmiş olan korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile koruma alanlarının Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak programlara uygun olarak kamulaştırılacağının hüküm altına alındığı, davaya konu parsellerin halihazırda Maliye Hazinesine kayıtlı ve kamu elinde olduğu ve korunması gerekli kültür ve tabiat varlığı olarak tescilli olduğu halde yapılaşmaya açılarak özelleştirilecek olmasının 2863 sayılı Kanuna aykırı olduğu, 09.03.2011 onay tarihli Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında yüzölçümü 1, 1 milyon m2’nin üzerinde olan davaya konu 9 adet parselin yaklaşık 690.000m2’sinin “ağaçlandırılacak alan”, 290.000m2’sinin “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” ve 70.000m2’sinin “arıtma tesisi” olarak, 30.000m2’sinin ise “doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan” olarak belirlendiği, davaya konu işlemlerden çevre düzeni planı (ÇDP) değişikliğinde ağaçlandırılacak alanın 188.000 m2’ye düşürüldüğü, 885.000 m2 alanın kentsel gelişme alanı olarak planlanarak imara açıldığı; “bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan” kullanımının ise tamamen kaldırıldığı, eşdeğer alan da planlanmadığı için işlemin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu, 3194 sayılı İmar Kanununun Ek 3.maddesinde özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili kurum ve kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak biçimde yapılması hüküm altına alınmışken, toplam 557 km2 yüzölçümüne sahip Bodrum ilçe sınırlarında 1.1 km2 gibi oldukça büyük bir alanı kapsayan sosyal ve teknik donatı alanlarının kaldırıldığı, ÇDP değişikliği işleminin çevre ve imar bütünlüğünü bozduğu, hukuka ve kamu yararına uyarlılık bulunmadığı, davaya konu nazım imar planlarında ise nüfus projeksiyonlarının bulunmadığı, bu eksikliğin İmar Kanununda yapılan nazım imar planı tanımına aykırılık yarattığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin “Standartlar” başlıklı 11. maddesine uygun bir nüfus ve sosyal- teknik donatı alanı hesaplaması bulunmadığı için yönetmeliğin gereği olan asgari şartların sağlanıp sağlanamadığının da denetlenemediği, davaya konu alanın … Mahallesinin yaklaşık 1/10’unu kapsadığını, 2019 TÜİK Adrese Dayalı Nüfus Verilerine göre Ortakent yerleşik/kalıcı nüfusunun 7714 kişi olduğunu, dava konusu alanda ise asgari 3500 kişi kalıcı nüfus öngörülebileceği, bu gelişmenin mahallenin sosyal ve ekonomik yapısını ciddi ölçüde etkileyeceği, … Mahallesinde bir nüfus patlaması yaşanacağı, ayrıca 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planında sahil şeridinin ilk 50 metrelik kısmında öngörülen 15 metre genişliğindeki taşıt yolunun 3621 sayılı Kıyı Kanununun 5. maddesi ile Kıyı Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16. maddesine aykırı olduğu, kurum görüşlerinin bulunmadığı, imar planlarına ve plan değişikliğine esas jeolojik etüt raporu hazırlanmadığı, plan değişikliği ve planlar için plan işlem numarası alınmadığı, planları hazırlayan şirketin plan yapım yeterliliği olmadığı gibi 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planının altlık haritalarında tahrifat yapıldığı ileri sürülerek davaya konu işlemin iptali istenilmiştir.

DAVALININ SAVUNMASI : Davalı tarafından, 2010 yılında davaya konu taşınmazların özelleştirme kapsamına alındığı ve bu kararın iptali istemiyle Bodrum Ticaret Odası ile Bodrum Belediye Başkanlığı tarafından Danıştay Onüçüncü Dairesinde açılan davaların reddine karar verildiği, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun … tarihli, … sayılı kararı ile 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edilen inceleme alanında davalı idare tarafından hazırlanan imar planı değişikliğinin Muğla Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonunun … tarihli, … sayılı kararı ile uygun görüldüğü, arkeolojik ve doğal sit alanlarına ilişkin olarak plan açıklama raporunda bilgi verildiği, koruma kurulu kararları doğrultusunda plan kararları getirildiği ve Plan Hükümlerinde de bu alanların korunmasına ilişkin gerekli maddeler bulunduğu, davaya konu plan işlemlerinin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırılık taşımadığı, toplam alanın 663.727, 39 m2’sinin yani %60, 21’inin kamusal hizmet tesislerini içeren teknik ve sosyal altyapı alanı olarak planlandığı, İmar Kanununun 18. maddesinde yer alan maksimum düzenleme ortaklık payı (DOP) oranı olan %45’in de üzerine çıkıldığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 26. maddesinin imar planı değişikliklerine ilişkin olduğu; davaya konu işlemde ise plan değişikliği bulunmadığı; bu alanlarda onaylı imar planı bulunmadığı için kaldırılan sosyal donatı alanlarının da bulunmadığı, nüfus hesaplamalarının bulunduğu ve sosyal donatı alanlarının yeterli düzeyde olduğu, işlemin Kıyı Kanununa aykırılık taşımadığı, kıyı kenar çizgisinin ilk 50 metrelik kısmının tamamen park alanı olarak ve ikinci 50 metrelik kısmının 15 metre genişliğinde yol ve günübirlik tesis alanı olarak mevzuata uygun biçimde planlandığı, planlama sürecinde kurum görüşlerinin alındığı, jeolojik-jeoteknik etüt raporunun idare tarafından yaptırıldığı ve 17.08.2011 tarihinde Muğla İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü tarafından onaylandığı, altlık haritalarda tahrifat yapılmadığı, İller Bankası tarafından onaylı haritalar ile Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığının imar planı altlığı olarak kullandığı onaylı halihazır haritaların koordinat sistemlerinin farklı olduğu; halihazır harita paftasının ihtiyaca göre farklı koordinat sisteminde üretilmesi halinde toplam alan aynı kalmak kaydıyla bu paftaların kapsadıkları koordinat aralıklarının farklılık gösterdiği ve bu nedenle köşe koordinatlarında farklılık görüldüğü, plan işlem numarasının da onaylı imar planları askıya çıkarılmadan önce ilgili belediyelerce alınabildiği, planı hazırlayan şirkete ilişkin plan yapımı yeterlilik belgeleri bulunduğu dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’NİN DÜŞÜNCESİ : Dava, Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …, …, …, .., …, …, …, …, … sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına ilişkin 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
Yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen rapor ile dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden, dava konusu imar planları ile getirilen kararların ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü, sosyal ve teknik altyapı dengesini bozucu nitelikte olduğu, şehircilik ilkeleri, planlama esasları, imar mevzuatı ve 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun olmadığı sonucuna ulaşıldığından dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI FATMA …’IN DÜŞÜNCESİ : Dava ,Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …, …, …, .., …, …, …, …, …sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına ilişkin 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının iptali istemiyle açılmıştır.
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parça-larının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında: “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmü; Ek 3. maddesinde ise: “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler.” hükmü yer almıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendinde; koruma amaçlı imar plânı, bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlar olarak tanımlanmış, 17. maddesinde; “Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır. Sit alanlarına ilişkin tüm ölçeklerde yapılmış; koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe giren planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma şartları yeniden belirlenir. Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir. İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.” hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak şehircilik, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan olarak tanımlanmış,
5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde: “Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir.”kuralına yer verilmiştir.
18. maddesinin birinci fıkrasında, “Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.”,
19. maddesinin birinci fıkrasında, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.”,
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, “Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, “Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır.” kuralı, 4.fıkrasında, “Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir.” kuralı, 5.fıkrasında, “Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur.” kurallarına yer verilmiş,
20. maddesinin birinci fıkrasında, çevre düzeni planı revizyonunun, nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumunda yapılacağı düzenlenmiş,
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin “Tanımlar” başılığını taşıyan 4. maddesinin 1.fıkrasının (vvvvv) bendinde “Yeşil alanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence, rekreasyon ve rekreaktif alanları toplamını (Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvan bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.), 19 uncu maddede yer alan işlevleri ve yapılaşma koşullarını içeren yeşilalanlar;
1) Çocuk bahçeleri: Çocukların oyun ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılayan, bitki örtüsü ile çocukların oyun için gerekli araç gereçleri, toplamda 6 m2’yi geçmeyen büfe ile süs havuzu, pergola ve genel tuvalet dışında başka tesis yapılamayan alanları,
2) Parklar: Kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan, 19 uncu maddedeki kullanımlara da yer verilebilen alanları,
3) Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabildiği, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanıma yönelik olarak imar planı ile belirlenmiş yerleri” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğinin ” Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, “Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda;
1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır.
2) Bu alanlarda ayrıca (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir.
3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden ,Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın- Muğla- Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmazların arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlendiği, alanın Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 10.03.2016 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında 3.derece doğal sit alanı sınırları içinde kalması nedeniyle plan kapsamı dışında tutulduğu, dava konusu planlama alanını kapsayan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı,dava konusu işlemle, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında söz konusu parsellerin kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlendiği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol olarak planlandığı davacı tarafından, Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …, …, …, .., …, …, …, …, … sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğine ilişkin 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Dosyanın yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporla birlikte değerlendirilmesinden Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği yönünden, dava konusu 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, dava konusu alanda ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisine yönelik olduğu ve yoğun yerleşik alanlar içinde yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararı üretilerek sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayan plan kararları oluşturulduğu, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği, anılan çevre düzeni planında arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenen dava konusu alanın kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesinin, Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Bodrum ilçesinin, … ve …-… Mahalleri için getirilen ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe gösterilmeksizin ayrıldığı, plan açıklama raporunda bu yaklaşımdan uzaklaşma gerekçesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, Bodrum-Bitez yoğun yerleşik alanından sonra, Ortakent’te iç kısımda ve kıyıda gelişme öngörüldüğü ancak bunun dışında yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararından ayrılarak doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın tamamen, ağaçlandırılacak alan, bölge parkı / büyük kentsel yeşil alan olarak belirlenmiş bölgenin büyük kısmının kaldırılarak kentsel gelişme alanı olarak planlanmasının doğal ve yeşil alanlar yapılaşmaya açılarak koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren sürdürülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, doğal yapıyı tahrip ettiğinden çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı,1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden, üst ölçekli planda bu bölgenin koruma-kullanma dengesi içinde koruma ağırlıklı biçimde, doğal ve yeşil alan sistemi içinde değerlendirildiği, 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin bu ana karar zedelediği, bu değişikliğe dayalı olarak tesis edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da üst ölçekli planın ana plan kararı ve stratejisine aykırı olduğu, 1/25.000 ölçekli bu nazım imar planında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından farklılaşan bölümün son derece sınırlı olduğu, bu ayrıntı düzeyinin bir nazım imar planı için yeterli olmadığı ve çevre düzeni planından nazım imar plana, ölçek olarak ise 1/100.000 ölçekten 1/25.000 ölçeğe geçerken ilave ayrıntılandırma ve plan kararı üretme açısından bu planın yetersiz olduğu, bir nazım imar planı için 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel arazi kullanım kararlarına ilişkin olarak çevre düzeni planından daha yüksek ayrıntıda bilgi vermesi gerektiği, belli alt bölgelemeler yapılarak sosyal donatı alanı odaklarına ilişkin belirlemeler yapılmasının beklendiği,
genel olarak ilkesel anlamda merkez-çeper ilişkisine koşut bir yoğunluk kararı getirilmesi gerekirken bu gerekliliklerin hiçbirinin yer almadığı, 1/25.000 ölçeğinde olsa da bir nazım imar planı olduğundan ölçeği kapsamında nazım imar planının taşıması nitelikleri taşımadığından planlama esasları ve teknikleri açısından uygun olmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan nazım imar planının tanımına da aykırılık taşıdığı, “kentsel gelişme alanlarında, plan notunun bu genellik düzeyinde belirlenmesinin nazım imar planı için doğru bir yaklaşım olmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına aykırı olduğu,1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma uygulama imar planları yönünden, Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına göre doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planda bu alan tamamen kentsel gelişme alanına dönüştürülmesinin doğal yapının korunması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından zaten son derece olumsuz olduğu, alt ölçekli planların 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde belirlenen genel arazi kullanımı kararları doğrultusunda geliştirilmişse de 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından bu değişikliğin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı, dava konusu alan, açık yeşil alana isabet etmekte iken bu kurgunun bozularak kentsel gelişme alanı öngörülmesinin çevre ve imar bütünlüğünü zedelediği, kentin bu noktasında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, davaya konu alanın güneyindeki deniz kıyısında yapılan planlama ile kıyıdan ilk 50 metrelik alan içinden taşıt yolu geçirilmesinin Kıyı Kanununa aykırı olduğu, plan, plan notu ve plan açıklama raporunda nüfus öngörü ve projeksiyonlarının bulunmamasının planlama esaslarına ve tekniğine aykırı bir yaklaşım olduğu, turizm tesis alanları ve turizm+ticaret+konut başlığıyla ayrı bir kullanım türünün planlanmasına rağmen plan notlarında ticaret alanı tanımı içinde, turizme yönelik olarak konaklama alanlarının da bulunmasının belirsizlik ve karışıklık yarattığı, turizm+ticaret+konut kullanımının da kendi içinde de çelişkiler barındırdığı, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz olduğu, konut kullanımında ihtimali olarak yapılaşma koşullarının belirlendiği, uygulamada belirsizlik oluşturacağı, diğer mekansal kullanımlar gibi konut, ticaret ve turizm alanlarının da planlama alanı içerisinde ayrılacağı mekan ve miktarın belirlenmesinin uygulama işlemlerinin değil, bu işlemlerin dayanağını oluşturan ve yönlendiren imar planlarının görevi olduğundan planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesi gerektiği zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesi, ancak bu suretle mümkün olabileceğinden dava konusu alanda aşırı bir yoğunluk ve yapılaşma getirilmesine rağmen karma bir kullanım getirildiğinden ve bu kullanıma ilişkin yönlendirici planlama ilkelerinin eksikliğinden dolayı sosyal ve teknik altyapı alanlarının değişkenlik sebebiyle tespitinde belirsizlik yaratılması sebebiyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına aykırılık taşıdığı, özellikle turizm alanı ile ticaret+turizm+konut alanları için ada içi dolaşım sistemlerine ilişkin çözümün geliştirilmemesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bakımından önemli bir eksiklik olduğu, parsellerin içinde kamuya ait ulaşım yollarının olması, taşıt ve yaya dolaşımının planlanması gerekirken 1/1000 ölçekli uygulama imar planında plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin gereklerin yerine getirilmemesinin ulaşım kademelenmesi ve erişim açısından yetersiz bir plan oluşturduğu,davaya konu planların yapıldığı alan 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiş bir bölgenin içinde olup çeşitli arkeolojik sit alanları, kalıntılar ve tescilli yapıları da barındırdığından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun olması gerekirken davaya konu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının plan açıklama raporunda doğal sit alanına ve alan içinde yer alan arkeolojik sit alanlarıyla tescilli kalıntı ve yapılara ilişkin alan araştırması yapıldığı ancak bu verinin plan kararlarını nasıl şekillendirdiğine, doğal ve arkeolojik alan koruma yaklaşımı olarak nasıl bir plan yaklaşımı benimsendiğine ilişkin hiçbir açıklamanın yer almadığı, orta ve kuzey bölgelerinde yer alan tüm arkeolojik sit alanlarının ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının yeşil alanlar içine isabet edecek biçimde bir planlama yapıldığı, ancak en güneyde yer alan 3. derece arkeolojik sit alanının diğerlerinden farklı olarak ticaret+turizm+konut olarak belirlenen kullanımın içinde yer aldığı, hatta üzerinden taşıt yolu da geçtiği, 2863 sayılı Kanun gereği bir arkeolojik sit alanı ile ilişkili olarak etkileşim-geçiş sahalarının, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarının planda belirtilmesi ve plan kararlarını yönlendirmesi, şekillendirmesi ve sınırlandırması gerekirken bu doğal sit ve arkeolojik alana ilişkin olarak plan paftasında bir koruma yaklaşımının benimsenmemiş olmasının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık taşıdığı sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla dava konusu Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …, …, …, .., …, …, …, …, … sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planına ilişkin 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptali gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 26.12.2016 tarihinde onaylanan Aydın- Muğla- Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında dava konusu taşınmazların arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlendiği, alanın Muğla Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 10.03.2016 tarihinde onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında 3.derece doğal sit alanı sınırları içinde kalması nedeniyle plan kapsamı dışında tutulduğu, dava konusu planlama alanını kapsayan 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planının bulunmadığı görülmüştür.
Dava konusu işlemle, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında söz konusu parsellerin kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak, 1/25.000 ölçekli nazım imar planında kentsel gelişme alanı, ağaçlandırılacak alan ve teknik altyapı alanı (arıtma tesisi) olarak belirlendiği, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planında gelişme konut alanı, otel alanı, ticaret alanı, ticaret+turizm+konut alanı(TİCTK), özel sağlık tesis alanı, rekreasyon alanı, günübirlik tesis alanı, ilkokul alanı, ortaokul alanı, anaokulu alanı, kreş, gündüz bakımevi, park, ağaçlandırılacak alan, cami, atıksu tesisleri alanı, içme suyu tesisleri alanı, pazar alanı ve yol olarak planlandığı anlaşılmıştır.
Davacı, Muğla ili, Bodrum ilçesi, … Mahallesi, … ada …, …, …, .., …, …, …, …, …sayılı parsellere yönelik 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı, 1/25.000 ölçekli nazım imar planı, 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planı değişikliğine ilişkin 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı Cumhurbaşkanı Kararının 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayınlanması üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde nazım imar planı; varsa bölge planlarının mekâna ilişkin genel ilkelerine ve varsa çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parça-larının; genel kullanış biçimlerini, yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklüklerini, nüfus yoğunlukları ve eşiklerini, ulaşım sistemlerini göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, plan hükümleri ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Kanunun 9. maddesinin 2. fıkrasında: “Belediye hudutları ve mücavir alanlar içerisinde bulunan ve özelleştirme programına alınmış kuruluşlara ait arsa ve arazilerin, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş, (Belediye) alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak imar tadilatları ve mevzi imar planlarının ve buna uygun imar durumlarının Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca hazırlanarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak suretiyle yürürlüğe girer ve ilgili Belediyeler bu arsa ve arazilerin imar fonksiyonlarını 5 yıl değiştiremezler. İlgili belediyeler görüşlerini onbeş gün içinde bildirir.” hükmü; Ek 3. maddesinde ise: “Özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya kuruluş lehine irtifak ve/veya kullanım hakkı alınmış arsa ve araziler ile özel kanunları uyarınca özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerin, 3621 sayılı Kıyı Kanunu veya 2634 sayılı Turizmi Teşvik Kanunu kapsamında kalan yerler dahil olmak üzere genel ve özel kanun hükümleri kapsamında yer alan tüm alanlarda imar planlarını yapmaya ve onaylamaya yetkili olan kurum veya kuruluşlardan görüş alınarak çevre imar bütünlüğünü bozmayacak her tür ve ölçekte plan, imar planı ile değişiklik ve revizyonları müellifi şehir plancısı olmak üzere Başbakanlık Özelleştirme İdaresi Başkanlığınca yapılarak veya yaptırılarak Özelleştirme Yüksek Kurulunca onaylanmak ve Resmi Gazetede yayımlanmak suretiyle kesinleşir (…) yürürlüğe girer. İlgili kuruluşlar bu madde kapsamında yapılan planları devir tarihinden itibaren beş yıl süreyle değiştiremezler.” hükmü yer almıştır.
2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 3. maddesinin 1.fıkrasının (a) bendinin 8. alt bendinde; koruma amaçlı imar plânı, bu Kanun uyarınca belirlenen sit alanlarında, alanın etkileşim-geçiş sahasını da göz önünde bulundurarak, kültür ve tabiat varlıklarının sürdürülebilirlik ilkesi doğrultusunda korunması amacıyla arkeolojik, tarihi, doğal, mimarî, demografik, kültürel, sosyo-ekonomik, mülkiyet ve yapılaşma verilerini içeren alan araştırmasına dayalı olarak; hali hazır haritalar üzerine, koruma alanı içinde yaşayan hane halkları ve faaliyet gösteren iş yerlerinin sosyal ve ekonomik yapılarını iyileştiren, istihdam ve katma değer yaratan stratejileri, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarını, sağlıklaştırma, yenileme alan ve projelerini, uygulama etap ve programlarını, açık alan sistemini, yaya dolaşımı ve taşıt ulaşımını, alt yapı tesislerinin tasarım esasları, yoğunluklar ve parsel tasarımlarını, yerel sahiplilik, uygulamanın finansmanı ilkeleri uyarınca katılımcı alan yönetimi modellerini de içerecek şekilde hazırlanan, hedefler, araçlar, stratejiler ile plânlama kararları, tutumları, plân notları ve açıklama raporu ile bir bütün olan nazım ve uygulama imar plânlarının gerektirdiği ölçekteki plânlar olarak tanımlanmış, 17. maddesinde; “Bir alanın koruma bölge kurulunca sit olarak ilanı, bu alanda her ölçekteki plân uygulamasını durdurur. Sit alanının etkileşim-geçiş sahası varsa 1/25.000 ölçekli plân kararları ve notları alanın sit statüsü dikkate alınarak yeniden gözden geçirilerek ilgili idarelerce onaylanır. Koruma amaçlı imar planı yapılıncaya kadar, koruma bölge kurulu tarafından üç ay içinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları belirlenir. Belediyeler, valilikler ve ilgili kurumlar söz konusu alanda üç yıl içinde koruma amaçlı imar planı hazırlatıp incelenmek ve sonuçlandırılmak üzere koruma bölge kuruluna vermek zorundadır. Üç yıllık süre içinde zorunlu nedenlerle plan yapılamadığı takdirde koruma bölge kurulunca gerekçeli olarak bu süre uzatılabilir. Uzatılan süre içerisinde geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları uygulanır. Sit alanlarına ilişkin tüm ölçeklerde yapılmış; koruma bölge kurullarının uygun görüşü alınarak yürürlüğe giren planların yargı kararları ile uygulamasının durdurulması veya iptal edilmesi halinde ilgili koruma bölge kurulunca geçiş dönemi yapılanma şartları yeniden belirlenir. Koruma bölge kurulunda görüşülen ve uygun görülen koruma plânları onaylanmak üzere ilgili idarelere gönderilir. İlgili idareler, koruma amaçlı imar planını en geç iki ay içinde görüşür ve varsa değişmesini istediği hususları koruma bölge kuruluna bildirir. Koruma bölge kurulunda bu hususlar değerlendirilir ve kurul tarafından uygun görülen haliyle planlar ilgili idarelere onaylanmak üzere gönderilir. Planlar koruma bölge kurulunun uygun gördüğü şekliyle ilgili idarelerce altmış gün içinde onaylanmak zorundadır. Bu süre içinde görüşülmeyen ya da onaylanmayan planlar kesinleşerek yürürlüğe girer. Koruma amaçlı imar planının yürürlüğe girmesiyle geçiş dönemi koruma esasları ve kullanma şartları ayrıca karar almaya gerek kalmadan ortadan kalkar.” hükmüne yer verilmiştir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, çevre düzeni planı; varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak şehircilik, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan olarak tanımlanmış,
5. maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde: “Sosyal altyapı alanları: Birey ve toplumun kültürel, sosyal ve rekreatif ihtiyaçlarının karşılanması ve sağlıklı bir çevre ile yaşam kalitelerinin artırılmasına yönelik kamu veya özel sektör tarafından yapılan eğitim, sağlık, dini, kültürel ve idari tesisler, açık ve kapalı spor tesisleri ile park, çocuk bahçesi, oyun alanı, meydan, rekreasyon alanı gibi açık ve yeşil alanlara verilen genel isimdir.”kuralına yer verilmiştir.
18. maddesinin birinci fıkrasında, “Çevre düzeni planı; coğrafi, sosyal, ekonomik, idari, mekânsal ve fonksiyonel nitelikleri açısından benzerlik gösteren bölge, havza veya en az bir il düzeyinde yapılır.”,
19. maddesinin birinci fıkrasında, “Çevre düzeni planları hazırlanırken; a) Varsa mekânsal strateji planlarına uygunluğun sağlanması, b) Yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerin dikkate alınması, c) İlgili kamu kurum ve kuruluşlarının mekânsal kararları etkileyecek nitelikteki bölge planı, strateji planı ve belgesi, sektörel yatırım kararlarının dikkate alınarak değerlendirilmesi, ç) Sürdürülebilir kalkınma amacına uygun olarak ekolojik ve ekonomik kararların bir arada değerlendirilmesi, d) Tarihi, kültürel yapı ile orman alanları, tarım arazileri, su kaynakları ve kıyı gibi doğal yapı ve peyzajın korunması ve geliştirilmesi, e) Doğal yapının, ekolojik dengenin ve ekosistemin sürekliliğinin korunması amacıyla arazi kullanım bütünlüğünün sağlanması, f) Ulaşım ağının arazi kullanım kararlarıyla birlikte ele alınması suretiyle imar planlarında güzergahı netleştirilecek yolların güzergah ve yönünün genel olarak belirlenmesi, g) Çevre sorunlarına neden olan kaynaklara yönelik önleyici strateji ve politikaların belirlenerek arazi kullanım kararlarının oluşturulması, ğ) İmar planlarına esas olacak şematik ve grafik dil kullanılarak arazi kullanım kararları ile koruma ve gelişmenin sağlanması, h) Afet tehlikelerine ilişkin mevcut raporlar ve jeolojik etütler dikkate alınarak afet risklerini azaltıcı önerilerin dikkate alınması esastır.”,
Anılan 19.maddenin 2.fıkrasında, “Çevre düzeni planlarının hazırlanması sürecinde, planlama alanı sınırları kapsamında aşağıda genel başlıklar halinde belirtilen konular ile diğer konularda ilgili kurum ve kuruluşlardan veriler elde edilir; bu veriler kapsamında analiz, etüt ve araştırmalar yapılır: a) Sınırlar. b) İdari ve bölgesel yapı. c) Fiziksel ve doğal yapı. ç) Sit ve diğer koruma alanları, hassas alanlar, doğal karakteri korunacak alanlar. d) Ekonomik yapı. e) Sektörel gelişmeler ve istihdam. f) Demografik ve toplumsal yapı. g) Kentsel ve kırsal yerleşme alanları ve arazi kullanımı. ğ) Altyapı sistemleri. h) Yeşil ve açık alan kullanımları. ı) Ulaşım sistemleri. i) Afete maruz ve riskli alanlar. j) Askeri alanlar, askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgeleri. k) Planlama alanına yönelik bölgesel ölçekli kamu projeleri ve yatırım kararları. l) Her tür ve ölçekteki plan, program ve stratejiler. m) Göller, barajlar, akarsular, taşkın alanları, yeraltı ve yüzeysel su kaynakları ve benzeri hidrolojik, hidrojeolojik alanlar. n) Çevre sorunları ve etkilenen alanlar.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı maddenin 3.fıkrasında, “Çevre Düzeni Planlarının hazırlanması sürecinde planlama alanı sınırları kapsamındaki tüm veriler 1/25.000 ölçekli harita hassasiyetinde hazırlanır.” kuralı, 4.fıkrasında, “Plan hazırlık sürecinde ihtiyaç duyulan veri, bilgi ve belgeler; ilgili veriyi hazırlamakla sorumlu kurum ve kuruluşlardan, bilimsel çalışmalardan ve uzmanlarca arazide yapılacak çalışmalardan elde edilir.” kuralı, 5.fıkrasında, “Planlama sürecinde coğrafi bilgi sistemleri ve uzaktan algılama yöntemleri kullanılarak güncellenebilir ve sorgulanabilir sayısal veri tabanı oluşturulur.” kurallarına yer verilmiş,
20. maddesinin birinci fıkrasında, çevre düzeni planı revizyonunun, nüfusun yerleşim ihtiyaçlarının karşılanamaması, planın temel strateji ve politikalarını değiştirecek bölgesel ölçekli yatırımların ortaya çıkması, yeni verilere bağlı olarak, sonradan ortaya çıkabilecek ve bölgesel etkiye yol açabilecek arazi kullanım taleplerinin oluşması, yeni gelişmeler ve bölgesel dinamiklerde değişiklik olması durumunda yapılacağı düzenlenmiş,
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise, çevre düzeni planı ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak nitelikte, plan değişikliği yapılabileceği, çevre düzeni planı değişikliklerinde; kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı öngörülmüştür.
Planlı Alanlar İmar Yönetmeliğinin “Tanımlar” başılığını taşıyan 4. maddesinin 1.fıkrasının (vvvvv) bendinde “Yeşil alanlar: Toplumun yararlanması için ayrılan oyun bahçesi, çocuk bahçesi, dinlenme, gezinti, piknik, eğlence, rekreasyon ve rekreaktif alanları toplamını (Metropol ölçekteki fuar, botanik ve hayvan bahçeleri ile bölgesel parklar bu alanlar kapsamındadır.), 19 uncu maddede yer alan işlevleri ve yapılaşma koşullarını içeren yeşilalanlar;
1) Çocuk bahçeleri: Çocukların oyun ve dinlenme ihtiyaçlarını karşılayan, bitki örtüsü ile çocukların oyun için gerekli araç gereçleri, toplamda 6 m2’yi geçmeyen büfe ile süs havuzu, pergola ve genel tuvalet dışında başka tesis yapılamayan alanları,
2) Parklar: Kentte yaşayanların yeşil bitki örtüsü ile dinlenme ihtiyaçları için ayrılan, 19 uncu maddedeki kullanımlara da yer verilebilen alanları,
3) Piknik ve eğlence (rekreasyon) alanları: Kentin açık ve yeşil alan ihtiyacı başta olmak üzere, eğlence, dinlenme, piknik ihtiyaçlarının karşılanabildiği, kent içinde ve çevresinde günübirlik kullanıma yönelik olarak imar planı ile belirlenmiş yerleri” şeklinde tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğinin ” Parsel kullanım fonksiyonlarına göre yapılaşma koşulları” başlıklı 19. maddesinin 1. fıkrasının (ğ) bendinde, “Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret, Turizm+Ticaret+Konut gibi karma kullanım alanları: Tek başına konut olarak kullanılmamak koşuluyla, ticaret, turizm, konut kullanımlarından konut hariç sadece birinin veya ikisinin veya tamamının birlikte yer aldığı alanlardır. Bu alanlarda;
1) Bu alanlarda plandaki kullanım kararına bağlı olarak konut veya turizm tesisi yapılması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret veya hizmetler sektörünün kullanımında olması ve konut veya turizm tesisi için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. Her bir kullanım için bağımsız giriş çıkış ve merdiven düzenlenmesi, kullanım oranlarının ve sosyal ve teknik altyapı alanlarının imar planlarıyla tayin edilmesi esastır.
2) Bu alanlarda ayrıca (…) gerçek ve tüzel kişilere veya kamuya ait; yurt, kurs, ticari katlı otopark, sosyal ve kültürel tesisler yapılabilir.
3) Ticaret+Konut, Turizm+Ticaret+Konut gibi konut da yapılabilen karma kullanım alanlarında konut veya yüksek nitelikli konut yapılabilmesi için, imar planında konutun ihtiyacı olan sosyal ve teknik alt yapı ve donatı alanlarının konut kullanımının getireceği nüfus yoğunluğu üzerinden hesap edilerek bu alana hizmet verecek şekilde ayrılmış olması şarttır.” hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Usul Yönünden:
Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından;
Cumhurbaşkanlığının 20.08.2020 tarihli, 2836 sayılı kararıyla onaylanarak 21.08.2020 tarih ve 31220 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan, 04.09.2020 ile 05.10.2020 tarihleri arasında askıya çıkarılan dava konusu planlara karşı askı süresini izleyen otuz gün içinde 12.10.2020 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Esas Yönünden:
Uyuşmazlık konusu imar planı değişikliklerinin dava konusu taşınmaz açısından geçmişten itibaren belirlenen fonksiyon/fonksiyonların değerlendirilmesi suretiyle, uyuşmazlık konusu edilen imar planı değişiklikleri ile getirilen kullanım kararlarının ve yapılaşma koşullarının çevre ve imar bütünlüğünü ve sosyal donatı dengesini bozucu nitelikte olup olmadığının, bozuyor ise sosyal donatı dengesini hangi yönlerden bozduğunun, üst ölçekli imar planları ile imar planlarının kademeli birlikteliği ilkesine uygun olup olmadığının, uyuşmazlığa konu taşınmaza verilen fonksiyonların yer seçiminin uygunluğunun, uyuşmazlığa konu alanda belirlenen fonksiyonlar açısından alanın kendi içerisinde ve çevresi ile birlikte ulaşım kademelenmesi yönünden de incelenerek, belirlenen kullanımlarının planlama esasları ve şehircilik ilkeleri yönünden uygunluğunun, doğal sit alanları ve arkeolojik sit alanları yönünden koruma, kullanma ilkeleri ile imar mevzuatına uygunluğunun tespiti amacıyla 09.02.2021 tarihli Dairemiz kararı üzerine 08.07.2021 tarihinde naip üye … niyabetinde Prof. Dr. …, Prof. Dr. … ve Prof. Dr. …’dan oluşan bilirkişi kurulunun katılımıyla yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporda;
Dava konusu alana ilişkin genel değerlendirmede,
-Dava konusu alanın, … yerleşiminin doğusunda, … ile … arasındaki sırtların çoğunlukla … tarafına bakan kısmında yer aldığı, dava konusu plan sınırları içerisinde yapılı çevre olarak tanımlanabilecek bir doku ve yapılaşmanın bulunmadığı,
– Dava konusu alanın doğusunda Bodrum merkezdeki yoğun kentsel doku, onun batısında bu dokuyla artık birleşmiş olan Gümbet kentsel alanı, bunun da batısında yine Gümbet ile birleşmiş olan Bitez dokusunun okunduğu, Bitez’in doğuya devamında … Sitesinin de Bitez ile artık bütünleşmiş bir yapılı çevre oluşturduğu, buradan sonra davaya konu alanın yer aldığı sırtlarla Ortakent ve Bitez arasında bir boşluk ve açık alan gözlendiği; bunu Ortakent’te … Caddesinin geçtiği vadi tabanındaki narenciye bahçelerinin takip ettiği, bu bahçelerin Bitez’in iç kısmında ve Ortakent’te de anılan iç kısımda korunduğu, Ortakent ana yerleşim merkezi bu bahçelerin kuzeyinde ana yola yakın konumda yer aldığı, kıyıda da … Yalısı ardından … yalısıyla yapılı çevrenin kıyıdan devam ettiği,
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğine ilişkin değerlendirmede,
-Davaya konu alana ilişkin olarak ilk olarak 2011 yılında hazırlanıp onaylanan Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının daha sonra bazı plan değişikliklerine konu olduğu, dava dosyasında ve davaya konu plan açıklama raporunda verilen bilgiye göre en son Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 26.12.2016 tarihinde onaylanan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının geçerli olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının internet sitesinde çevre düzeni planları kapsamında yürürlükteki çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin plan kararlarında yukarıda da açıklamasına yer verilen yerleşme dokusunun ve doğal alan sisteminin korunarak sürdürülmesinin planlandığının görüldüğü, Bodrum merkezden Bitez’e uzayan kentsel yerleşik dokunun planda gösterildiği, bunun içinde Bitez özel planlama alanı olarak özel ürün bahçeleri bulunan bölge belirlendiği, Bitez’den davaya konu alana ve Ortakent’e kadar olan sırtlarda yer yer doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan saptaması yapılarak bu doğrultuda plan kararı geliştirildiği, yer yer kentsel gelişme önerildiği, davaya konu alanın bulunduğu sırttan itibaren ise büyük yeşil ve açık alan kullanımlarıyla yapılaşmanın ve yerleşmenin mekânsal büyümesinin kontrol edildiği, ağaçlandırılacak alan, büyük bölge parkı ve yine doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararlarıyla beraber, Ortakent iç bölgedeki merkezi yerleşim ile kıyısı arasındaki tarımsal ürün alanlarının tarım arazisi tanımı ile korunması ve sürdürülmesinin planlandığı,
-Bitez özel planlama alanından itibaren batıya doğru tüm bölgenin (davaya konu alanı da içerecek biçimde) doğal sit alanı olduğu (bölge üzerindeki yatay taramalar ile), plan şemasının bütününe bakıldığında Bodrum ve Bitez’in bütünleşmiş ve neredeyse boşluksuz yerleşim dokusu karşısında Bitez’in batısından itibaren getirilen ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulduğu, planın bu bölgeye ilişkin ana stratejilerinden biri olarak Bodrum-Bitez yoğun yerleşik alanından sonra, Ortakent iç kısımdaki odakta gelişme, kıyıda gelişme ancak bunun dışında yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararı geliştirildiği,
-Davaya konu taşınmazlar açısından Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı ayrıntılı biçimde incelendiğinde, bu taşınmazların “büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan”, “ağaçlandırılacak alan”, “doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan” ve “arıtma tesis alanı” olarak planlanmış yerlere isabet ettiği, davaya konu alanın büyük bölümünün çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alan olarak planlandığı, kuzeybatıda çok küçük bir alan doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan olarak planlanmış bölgeye isabet ettiği, üniversitenin güneyinde arıtma tesisi alanı olarak planlanan kesimden güneye ve denize kadarki kesim ise bölge parkı / büyük kentsel yeşil alan olarak planlandığı, kıyıdaki bu burnun ve geri bölgesindeki alanın özel mülkiyete konu olacak biçimde değil, kamuya açık biçimde kullanımı öngörülen bir yeşil alan olarak planlandığı,
-1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında ağaçlandırılacak alanlara ilişkin olarak, “Bu planda orman alanı olarak gösterilen alanlar, devlet ormanları hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine ait ormanlar, özel ormanlar, muhafaza ormanları, ağaçlık veya ağaçlandırılacak alanlar olup 6831 sayılı orman kanunu hükümlerine tabi alanlardır.”, bölge parkı / büyük kentsel yeşil alanlar ise “kentte yaşayanların spor, dinlenme, gezinti ve eğlenme htiyaçlarını karşılamaya yönelik kentsel aktif ve pasif yeşil alanlardır”, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar “kayalık-taşlık, makilik-fundalık-çalılık, plaj-kumsal, sazlık- bataklık, kanyon ve benzeri doğal, ekolojik, topografik, jeolojik, yerel bitki örtüsü ve silüet gibi özelliklere, tarımsal değerlere sahip olarak gözlendiği ve bu planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabulleri doğrultusunda, bu planla yapılaşmaya kapatılması öngörülen alanlardır” biçiminde tarif edildiği, arıtma tesisi alanlarının ise “her türlü sıvı atığın ilgili mevzuatta belirtilen standartları sağlayacak şekilde arıtılması veya bertaraf edilmesi için kurulan tesislerin yer aldığı alanlardır” ifadesiyle plan hükümlerinde tanımlandığı,
-Davaya konu çevre düzeni planı değişikliği ile bu taşınmazlardaki arıtma tesisi alanının konumunun korunduğu, alanın doğusunda ince bir şerit olarak ağaçlandırılacak alan kararının sürdürüldüğü, ancak ağaçlandırılacak alan ve bölge parkı/ büyük kentsel yeşil alan olarak planlanan kısmın büyük bölümü ve doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararının kaldırılarak kentsel gelişme alanı olarak planlandığı,
-1/100.000 plan ölçeğinde planlama alanına ilişkin genel sektörel ve mekânsal planlama kararlar verilmesinin beklendiği, gelişmesi uygun görülen alanlar, muhakkak korunması gerekli görülen alanlar yapılaşma yani gelişme alanları ile açık ve doğal alanların dengesinin ortaya koyulması gerektiği, bu kapsamda dava konusu alanda bir ana plan stratejisi olarak koruma-kullanma dengesinin sağlanması planın başlıca ilkesel kararlarından olup bu doğrultuda Aydın- Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının bu bölge için davaya konu taşınmazları açık ve doğal alan olarak planlamış ve büyük kısmını ağaçlandırılacak alan ve bölgesel park olarak açık ve yeşil alan sistemine dahil etmiş olmasının koruma-kullanma dengesi açısından temel bir plan kararının olduğu, dava konusu plan değişikliği işlemi ile sadece doğal ve yeşil alanlar yapılaşmaya açılarak bu temel ilkenin, yani koruma-kullanma dengesinin bozulduğu,
-Plan ana kararını zedeleyen plan değişikliğinin Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin 20.maddesine aykırı olduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı,
-Davaya konu plan değişikliğinin açıklama raporunda plan değişikliği gerekçesinde, Muğla ili ve özellikle Bodrum Yarımadasının, Türkiye’nin en önemli turizm destinasyonu olup, Bodrum Yarımadası ve çevresindeki kıyılarda yer alan özellikli bölgelerin, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından çeşitli zamanlarda ilan edilen “Kültür ve Turizm Merkezleri” kapsamında kaldığından yarımadanın güney kısmında, sahil yolu ve kıyı kullanımlarının devamlılığının sağlanması açısından önem arz eden planlama alanının, iki mahallenin birleştiği yerdeki kentsel kullanımlar için bağlantı niteliğinde olduğu, alanın çevresinde, konut, günübirlik, turizm ve üniversite gibi kullanımlar mevcut olduğundan konum ve niteliği itibari ile bölgenin özel yapılaşma koşulları çerçevesinde kentsel gelişmeye açıldığı, yani temel gerekçenin bu bölgenin turizm potansiyeli olup noktasal biçimde tek bir alanda yapılan kullanım değişikliği ile ağaçlandırılacak alan ve bölge parkı olarak planlanan geniş alanların kentsel gelişmeye açıldığı, turizm gelişimi temelli bu gerekçe plan açıklama raporunda çevre düzeni planı ilkeleri çerçevesinde değerlendirilmemesinin bu önemli bir eksiklik olduğu,
-1/100.000 ölçekli Aydın- Muğla- Denizli Çevre Düzeni Planının kapsamlı plan açıklama raporunda Bodrum ilçesi ve yarımadasına ilişkin olarak “1967’lerde başlayıp, 1980’lerden sonra neredeyse kontrol edilemez bir hızla gelişen turizm sektörü ve ikinci konut gelişimi Bodrum Yarımadası’nın mekânsal ve sosyo-ekonomik yapısında önemli değişikliklere neden olmuştur. Bodrum, turizm sektörünün gelişimi ile bir Ege kasabasından, hızla, uluslararası bir turistik merkez niteliğine ulaşan, dolayısıyla çarpıcı bir şekilde kimlik değiştirmiş yerleşmelere bir örnektir. Bugün Bodrum bir ikilemle karşı karşıyadır. Turizm talebinin başladığı ilk yıllarda Bodrum’un çekiciliği doğasının güzelliğinden ve tarihi değerlerinden kaynaklanmaktadır. Ne var ki, bu çekicilik ilçenin kısa bir sürede taşıma kapasitesini zorlayan bir mekânsal gelişme göstermesine neden olmuştur. Bu durum kısa vadede gerek yerel halk gerekse yatırımcılar için kârlı, fakat koruma-kullanma dengesinin sağlanamadığı bir sürecin yaşanmasına neden olmuştur. Başka bir ifade ile, ekonomik büyümenin doğanın tahrip edilmesine rağmen gerçekleşmiş olması, turizm sektörünü giderek olumsuz yönde etkilenmeye başlamıştır. Oysa, bilindiği gibi Bodrum Yarımadası’nın uluslararası alanda tanınmasının belli başlı üç ana faktörü bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, kültür ve deniz turizminin bir arada yer aldığı turizm potansiyeli; ikincisi, doğal ve ekolojik olarak önem taşıması yanı sıra İiteratürlere geçmiş olan “Bodrum Mimarisi” ve üçüncüsü ise Bodrum Yarımadası’nın, Akdeniz Foku Yaşam Alanları, Gölköy Önemli Bitki Alanları, Bodrum Adaları ve Yarımadası Önemli Bitki ve Kuş Alanları ile biyolojik çeşitlilik açısından “önemli doğa alanlarının” bulunduğu bir bölge olmasıdır. Günümüze kadar Bodrum Yarımadası’nda yaşanmış olan hızlı ve kontrolsüz mekânsal gelişme, Bodrum’un bu kendine has, ender niteliklerinin birer birer yok olma tehlikesi altına girmesine neden olmuştur. Özetle, Bodrum Yarımadası’nda sürdürülebilir kalkınmayı destekleyecek kararların alınması acil önem taşımaktadır. Bu nedenle, başta, Akdeniz’de Özel Koruma Alanları ve Biyolojik Çeşitliliğe İlişkin Protokol gereği, uluslararası öneme sahip popülasyonları barındıran önemli doğa alanlarının korunması olmak üzere; doğal, kültürel ve turistik değerler ve yapılaşma özellikleri göz önüne alınarak, Yarımada’da koruma-kullanma dengesinin sağlanabilmesi ve planlama bütünlüğünün korunması amacına yönelik olarak bu planla Bodrum için özel planlama hükümleri getirilmiştir. Bu doğrultuda, plan döneminde, Bodrum İlçesi’nin bugünkü karakteri ve doğal kaynakları ile bir uluslararası kültür, sanat ve deniz turizmi merkezi olarak gelişmeye devam edeceği öngörülmektedir. Ancak, bu gelişmenin, doğayı tahrip eden mekânsal büyümeden çok mevcut mekânsal kalitenin ve hizmet kalitesinin artırılması yönünde olması desteklenmiştir. Planlamada günümüzde çeşitli yapı yoğunlukları ile Yarımada’nın her noktasında hızla yaygınlaşan ve doğayı tahrip eden yapılaşmanın belli bölgelerde tutulması ilkesi benimsenmiştir. Bu kapsamda, mevcut imar planları korunmuş; ancak kent makro formunu tamamlayacak ve kentsel bütünlüğü sağlayacak şekilde kısıtlı alanlarda gerekli kentsel kullanımlar ilave edilmiştir. Kentsel kullanım kararlarını içeren alanlar dışında ise mutlak koruma ilkesi esas alınmış ve bu doğrultuda, kentsel alanların yakın çevresindeki makilik- fundalık alanlar ile tarım arazileri ve ormanlar dışında kalan alanlar planda “doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar” olarak tanımlanmış ve bugünkü arazi kullanımı devam ettirilerek korunmasına yönelik olarak yeni yapılaşma yapılamayacağı plan hükmüne bağlanmıştır. Bu şekilde Yarımada’da mekânsal gelişme kontrol altına alınmış ve “sıfır yok oluş alanları” olarak da bilinen önemli doğa alanlarının korunması yönünde önemli bir karar üretilmiştir.” şeklinde plan kararlarının bulunduğu, ayrıca Bitez’e ilişkin olarak “Bitez, Bodrum İlçe Merkezi’nin batısında, doğal değerlerini henüz yitirmemiş olan bir sahil yerleşimidir. Bodrum Maerkezi’nin sahili niteliğini korumaktadır. Çevre Düzeni Planı döneminde de bu karakterini koruyarak gelişeceği öngörülmektedir. Bodrum Yarımadası’nda yerleşik kimliğini henüz yitirmemiş bir yerleşme olan Bitez’in, geleceğine yönelik vizyonun belirlenmesi ve yapılacak planlama çalışmalarının bu ilkeye uygun olarak geliştirilmesi gereklidir. Bitez köy merkezi, turizm tesis alanlarının ve sahil sitelerinin yer aldığı kıyı kesimi ile bunların arasında yaygın bir biçimde yer alan narenciye bahçeleri ve batıda yer alan Bodrum’a özel dalgalı topografik yapısı ile her konuda bütüncül kararların üretilmesi gereken bir konumdadır. Köy merkezi ve yalı kesiminin imar problemleri dışında tarımsal nitelikli arazilerin sorunlarının çözülmesi Bitez’in gelişimi ve kalkınması için çok önemlidir. Yerleşim Bu sebeple bu bölge Planda “özel planlama alanı” olarak belirlenmiştir. Özel planlama alanına ilişkin imar planlarının, Tarım ve Orman Bakanlığı ile Bodrum Belediyesi tarafından koordineli olarak yapılacak ortak çalışmalar ve alınacak kararlar doğrultusunda ve bu planda Bodrum İlçesi bütünü için belirlenen özel planlama hükümleri de göz önüne alınarak yapılması gerekmektedir.”, Ortakent’e ilişkin ise, “Ortakent-Yahşi, coğrafi konum olarak, Bodrum Yarımadası’nın orta noktasında yer almaktadır. Yerleşimin parçalı bir yapısı mevcuttur. Karayolu kenarında yer alan merkez yerleşmesi, sahilde yer alan kıyı yerleşmesi ve aradaki tarımsal nitelikli arazilerin yanı sıra Turgutreis yönünde yer alan Yahşi Yerleşmesi’nden meydan gelmektedir. Bu plan kapsamında, Yerleşimin bütüncül bir yapıya kavuşması yönünde plan kararları üretilmiş bu çerçevede Merkez ile Yahşi Yerleşmesi ve civarda yer alan kırsal karakterli Gürece Mahallesi mevcut gelişme eğilimi de göz önüne alınmıştır. Bodrum Yarımadası bütününde kabul edilen vizyon doğrultusunda, yapılaşmaya açılan bölgeler dışında dağınık yerleşimler oluşması önlenmiş, yapılaşma dışı bölgeler tarım alanı ve doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar olarak korunmaya alınmıştır. Ortakent-Yahşi, Konacık’dan başlayan ticaret merkezinin de devamı niteliğindedir. Plan döneminde de bu yönde gelişmesi desteklenmektedir. Yerleşme, aynı zamanda, Bodrum Yarımada’sının sosyo-kültürel merkezi olarak değerlendirilmelidir. Yerleşmede üniversitenin yer seçimi yapılmış olması kentsel gelişime önemli bir ivme kazandıracaktır.” şeklinde plan kararları üretildiği anlaşılmakta iken dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile koruma-kullanma dengesinin, turizm amaçlı yapılaşma karşısında doğal değerlerin ve ekolojik vapının korunup sürdürülmesi amacının, doğayı tahrip eden yapılaşmanın denetlenmesi gerekliliğinin, doğal ve ekolojik yapısının korunması, ağaçlandırılması veya bölgesel park olarak kullanıma kazandırılması planlanmış yerlerin kentsel gelişmeye açılmasının yukarıdaki plan açıklama raporu içeriğiyle ve dolayısıyla plan ana stratejileriyle ciddi biçimde çeliştiği, plan kararlarıyla korunması, ağaçlandırılması veya bölgesel park olarak geliştirilmesine karar verilmiş olan alanların plan değişikliği ile kentsel gelişime açılmasının şehircilik ve planlama esaslarıyla da bağdaşmayan bir yaklaşım olduğu, davaya konu alanın doğu sınırında yer alan Bitez yerleşiminde ciddi bir yapılaşma baskısı oluşturduğu, bu mekânsal büyümeyi denetlemenin önemi, bölgede kısıtlı kentsel gelişme öngörüsü ile Ortakent ve Bitez arasında yer alan davaya konu bölgede gelişmeyi sınırlama ve denetleme yani yapılı çevre ile doğal yapı arasındaki koruma-kullanma dengesinin sağlanması için yeşil alan sistemine dahil edilerek planlaması yolundaki plan stratejilerinin dikkate alınmadığı,
-Davaya konu işlem ile yeşil alan sistemi içinde planlanan 1.000.000 m2 yüzölçümlü alanın sadece çok sınırlı bir kısmı ağaçlandırılacak alan kullanımında tutulurken, büyük kısmının kentsel gelişmeye açılmasına ilişkin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin planın ana kararını zedeleyici olduğu, doğal yapıyı tahrip ettiği, çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığı, çevre düzeni planının ana plan kararı ve stratejilerine, ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren sürdürülebilirlik ilkesine, şehircilik ve planlama ilkelerine ve ayrıca Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğine aykırı olduğu,
-1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile davaya konu alanda kentsel gelişme alanı yönünde kullanım değişikliği ile birlikte 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/5000 ve 1/1000 ölçeklerinde koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının yapıldığı,
1/25.000 ölçekli nazım imar planına ilişkin değerlendirme,
-1/25.000 ölçekli nazım imar planının plan açıklama raporunda bu bölgeye ilişkin nazım imar planı bulunmadığının belirtildiği, Muğla Büyükşehir Belediye Meclisinin 10.03.2016 tarihli kararı ile onaylanan 1/25.000 ölçekli Muğla İli Nazım İmar Planında davaya konu planlama alanının içinde bulunduğu 3.derece doğal sit alanı nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetkisindeki alanlar arasında olması nedeniyle, Muğla Büyükşehir Belediyesince hazırlanan planda kapsam dışında tutulduğu, doğal sit alanı olarak planlama yetkisinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığında olması nedeniyle buraya plan kararı getirilmediği,
-Davaya konu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında da getirilen kentsel gelişme alanı kararının da üst ölçekli plan olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının bu bölgeye ilişkin ana stratejisi olan koruma kararına aykırı olduğu, üst ölçekli planda bu bölgenin koruma-kullanma dengesi içinde koruma ağırlıklı biçimde, doğal ve yeşil alan sistemi içinde değerlendirildiği, 1/100.000 ölçekli plan değişikliği bu ana kararının zedelendiği, 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da üst ölçekli planın bu ana plan kararı ve stratejisine aykırı olduğu,
-Ayrıca, 1/25.000 ölçekli bu nazım imar planında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından farklılaşan bölümün son derece sınırlı olduğu, sadece teknik altyapı alanının bulunduğu bölgeye ağaçlandırılacak alan ilave edildiği, arkeolojik alanların sınırları ve gösterimine ilişkin farklı bir gösterim yapıldığı,
– 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planında olduğu gibi sadece iki (teknik altyapı hariç) kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan kullanım türünün planda gösterildiği, öncelikle bu ayrıntı düzeyinin bir nazım imar planı için yeterli olmadığı ve çevre düzeni planından nazım imar plana geçerken, ölçek olarak ise 1/100.000 ölçekten 1/25.000 ölçeğe geçerken ilave ayrıntılandırma ve plan kararı üretme açısından bu planın yetersiz olduğu,
-1/25000 ölçekteki bir planın 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile aynı ayrıntılandırma beklenmesi mümkün değilse de bir nazım imar planı için 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel arazi kullanım kararlarına ilişkin olarak çevre düzeni planından daha yüksek ayrıntıda bilgi vermesi gerektiği, bu ölçekte kentsel gelişmenin merkezinin neresi olacağı, yani merkez-çeper ilişkisine dair ilkesel plan kararı; ayrıca yeşil alan sistemi ve sürekliliğine ilişkin ilkesel plan kararı; en temel ulaşım/dolaşım ekseni yani yerleşimin omurgasına ilişkin ilkesel plan kararının bu ölçekte planlanarak gösterilmesi gerektiği, yeşil alan ve sosyal donatı alanlarının dağılımı 1/5000 ölçekli plana bırakılabilirse de bu planda belli alt bölgelemeler yapılarak sosyal donatı alanı odaklarına ilişkin belirlemeler yapılması beklendiği,
-Ayrıca konut alanlarında ayrıntılı nüfus yoğunluğu dağılımları 1/5000 ölçekli planda çözülecek olsa bile, burada genel olarak ilkesel anlamda merkez-çeper ilişkisine koşut bir yoğunluk kararı getirilmesi gerekirken bu gerekliliklerin hiçbirinin yer almadığı genellikte bir nazım imar planı, ölçeği 1/25.000 olsa da planlama esasları ve teknikleri açısından uygun olmadığı,
-Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan nazım imar planının tanımına da aykırılık taşıdığı,
-Plan notlarında “kentsel gelişme alanlarında, konut alanları ile eğitim tesisleri, sağlık tesisleri, açık ve kapalı spor alanları, yeşil alanlar, kamu kurum alanları, trafo vb. gibi sosyal ve teknik altyapı alanları ile ticaret alanları, turistik tesis alanları, konut dışı kentsel çalışma alanları vb. gibi çalışma alanları yer alabilir” ifadesinin yer aldığı, ancak plan notunun bu genellik düzeyinde belirlenmesinin nazım imar planı için doğru bir yaklaşım olmadığı,
– 1/25.000 ölçekli nazım imar planında hem planlama ilkeleri doğrultusunda hem de ilgili yönetmelik uyarınca mekânsal gösterimlerle genel ilkelerin plan paftasında belirlenmesi ve plan kararı oluşturulması gerekirken 1/25.000 ölçekli nazım imar planının, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği belgesinden neredeyse hiçbir farklı ayrıntı düzeyi içermeden geliştirilmiş olmasının plan hiyerarşisine ve planların kademeli birlikteliği ilkesine de aykırı olduğu,
-Davaya konu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında plan paftasında belirtildiği üzere son derece genel bir gösterime yer verildiği, plan açıklama raporunda, “.. alt ölçekli planlarda, kıyının günübirlik kullanımlarla planlı hale getirilmesi, plansız durumdaki kıyı şeridinin planlanarak kıyı devamlılığının sağlanması, ulaşım bağlantılarının kurulması, bakı noktalarının rekreatif amaçlı olarak düzenlenmesi, alanın sunduğu turizm potansiyelinin değerlendirilmesi, mevcut plandaki arıtma tesisinin faaliyete geçirilebilmesi, alana bitişik konumdaki üniversite kullanımının gerektirdiği konut vb. gereksinimlerin karşılanabilmesi amaçlanmıştır.” şeklinde bir ifadeye yer verilerek alt ölçekli planlarda kıyının günübirlik kullanımlarla planlanmasının amaçlandığı anlaşılsa da bunu plan paftası üzerinde göstermemek alt ölçekleri yönlendirmesi beklenen görece üst ölçekli plan için bir eksiklik olup bunun plan paftasında dikkate alınmamış olması, farklı bir planlama ve kullanım yaklaşımı geliştirilmemiş olmasının önemli bir eksiklik olduğu,
Koruma amaçlı 1/5000 ölçekli nazım ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarına ilişkin değerlendirme;
-Öncelikle imar planlarının plan açıklama raporunda nüfus öngörü ve projeksiyonlarının olmamasının önemli bir eksiklik olduğu, davalı idare dava dosyasına sunulan yanıt dilekçesinde nüfus projeksiyonlarını sunmuş olmakla birlikte yasal bir belge olarak plan, plan notu ve plan açıklama raporunda bu bilginin bulunmamasının planlama esaslarına ve tekniğine aykırı bir yaklaşım olduğu, nüfus bilgisinin plan kapsamındaki sosyal donatı alanlarının standartlara uygunluğunun ve yeterliliğinin incelenebilmesi için gerekli olup planın ve eklerinin oluşturduğu yasal belgeler içinde bu nüfus bilgisi olmayınca bu konuda bir değerlendirme yapılamadığı,
-Sosyal donatı alanlarının dağılımına ilişkin olarak konut alanının yarısına yakın bir kısımda, kuzey bölgede herhangi hizmet odağının oluşturulmadığı, (Odak, bir alt-merkez oluşumuyla beraber eğitim ve sağlık gibi hizmetlerin odaklandığı bir bölgedir.) kuzeyde yeşil alanların dağılımında sorun görülmediği, ancak konut ve yeşil alan dışında hiçbir kullanım türünün olmamasının planlama yaklaşımları kapsamında önemli bir eleştiri konusu olan “yatakhane kent” oluşturulduğuna işaret ettiği,
-Yeşil alanlar açısından dikkat edilmesi gereken bir konunun önceki 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına göre doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararı bulunan alanın üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planda bu alan tamamen kentsel gelişme alanına dönüştürülmesinin doğal yapının korunması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından zaten son derece olumsuz olduğu, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında ise bu bölgenin yeşil alan sistemi içine alındığı ancak doğal ve ekolojik yapısının korunması yönünde bir plan kararı yerine ağaçlandırılması veya park olarak kullanılmasına karar verildiği, bu durumun da hatalı kullanım kararı anlamına geldiği,
-Davaya konu alanın güneyindeki deniz kıyısında yapılan planlama ile kıyıdan ilk 50 metrelik alan içinden taşıt yolu geçirilmesine yönelik olarak, kıyı kenar çizgisi pafta boyunca gösterilmemekle beraber, kıyı çizgisinden hesaplandığında kıyıdan 30-35 metre mesafede söz konusu taşıt yolunun geçtiği, bu durumun Kıyı Kanununa aykırı olduğu,
-Plan notlarında ticaret alanı, “İş merkezleri yönetim binaları, banka, finans kurumları, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, otoparklar, alışveriş merkezleri, konaklama tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi sosyal ve kültürel tesisler ile lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, sağlık kabini ve muayenehane gibi ticaret ve hizmetlere ilişkin yapılar yapılabilen alanlardır.” şeklinde tanımlanmış olup ticaret alanı tanımında ticaretten farklı olarak sağlık konusu yer alsa da, sadece sağlık kabini ve muayenehane olarak ifade edildiği ve daha büyük ölçekte bir sağlık tesisi (hastane) öngörmediği için sakıncalı bulunmadığı, tanımda kültürel tesislerin içerilmesinin de bu kullanımla uyumlu değerlendirildiği, turizm tesis alanları ve turizm+ticaret+konut alanları şeklinde ayrı kullanım türleri de planlandığından ticaret alanlarında turizme yönelik konaklama alanlarının da yapılabilecek olmasının belirsizlik ve karışıklık yarattığı,
-Turizm+ticaret+konut kullanımının da kendi içinde de çelişkiler barındırdığı, plan notlarında turizm+ticaret+konut (TİCTK) alanlarında; “İş merkezleri, ofis-büro, çarşı, çok katlı mağazalar, alışveriş merkezleri ve turizm tesisleri, sinema, tiyatro, müze, kütüphane, sergi salonu gibi kültür tesisleri, lokanta, restoran, gazino, düğün salonu gibi eğlenceye yönelik birimler, banka, finans kurumları, yurt, kurs, dershane gibi ticaret fonksiyonları ile konut ve yüksek nitelikli konut (rezidans) yapılabilir. Konut, ticaret ve/veya turizmin aynı yapıda yer alması halinde yoldan cephe alan zemin veya bodrum katların ticaret kullanımında olması ve konut ve turizm için ayrı bina girişi ve merdiveni bulunması şartı aranır. TİCTK alanlarında yapılaşma koşulları; emsal=0.30 olup konut ve ticaret yapılması halinde yençok 2 kat, turizm yapılması halinde 3 kattır. TİCTK alanlarında konut alanı %90’ı geçemez.” şeklinde belirleme yapılarak burada karma arazi kullanımını teşvik ettiği, bu durumun planlama yaklaşımı olarak bir sorun teşkil etmediği, ancak bu alanın hiç konut alanı barındırmadan sadece ticaret veya turizm olarak da geliştirilebileceği dikkate alındığında 11, 3 hektarlık bir alan bu üçlü arazi kullanımı öngörüsüyle geliştirilmekte olduğundan ve bu tür bir karma kullanım kentin bu noktasında kıyıdaki günübirlik tesislerden sonra 11, 3 hektarlık bir büyüklükte ticaret+turizm+konut şeklindeki gelişmesi gerçekçi olmayıp, alanın turizm ağırlıklı gelişmesine ve oteller bölgesine dönüşmesine hizmet etme potansiyelini barındırdığından bu yaklaşımın, 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği,
-Üst ölçekli planlara uyum ve planların kademeli birlikteliği ilkesi çerçevesinde değerlendirme,
Davaya konu 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/5000 ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve uygulama imar planlarının, yine davanın konusu olan 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde belirlenen genel arazi kullanımı kararları doğrultusunda geliştirildiği, ancak daha önce ayrıntılı biçimde açıklandığı üzere bu planların tümünde bu bölge için verilen kentsel gelişme kararı çevre düzeni planının Bodrum yerleşimine ilişkin ana plan stratejileriyle çeliştiği, koruma-kullanma dengesinin kullanma lehine bozulmuş olduğu, turizm gelişme baskısıyla aşırı yapılaşmanın yaşandığı bu bölgede, çevre düzeni planının temel stratejisi doğanın tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin sağlanması iken davaya konu planlar ile doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar ile ağaçlandırılarak yeşil alan sistemi içinde sürdürülmesi öngörülen alanları ve bölgesel park olarak planlanan alanları kentsel gelişime ve bu kapsamda özellikle turizm tesis alanları gelişimine açtığından 1/25.000 ölçekli nazım imar planı ile 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planları üst ölçekli planın ana plan stratejisine aykırı olduğu,
-Planların kademeli birlikteliği açısından yapılan değerlendirmede,
Yine daha önce belirtildiği üzere 1/25.000 ölçekli nazım imar planı 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından farklılaşmayan genel plan kararları nedeniyle plan kademesinde gerekli plan ayrıntısını vermeyen, nazım imar planı kademesi açısından plan tekniğine uygun olmadığı, içerik olarak yetersiz kalan bir plan olduğundan planların kademeli birlikteliği ilkesiyle bağdaşmadığı, 1/5000 ölçekli nazım imar planı ile 1/1000 ölçekli uygulama imar planının iki plan arasındaki ayrıntılandırma düzeyi neredeyse aynı olduğu, farklı arazi kullanımları için oluşturulan adaların büyüklükleri ve bölünmeleri incelendiğinde oluşan adaların 1/5000 ölçekli nazım imar planı için kabul edilebilir büyüklük ve genellikte iken bunların aynı biçimde 1/1000 ölçekli uygulama imar planına aktarılmış olması sonucunda uygulamaya esas planda aşırı büyüklükte parseller oluşturulduğu, bu büyüklüklerin alt bölünmelerinin tasarlanması, bu işlem yapılırken gerek manzara ve güneşlenme etkenlerine ilişkin olarak yönlenmeyi sağlayacak eksenlerin oluşturulması, gerekse denize yakın bölgelerde denize manzara ve erişim sağlayan eksenlerin tasarlanması, adaların bölünerek taşıt ve yaya yollarının oluşturulmasında dikkate alınması, yaşam alanını deniz kıyısına eriştiren eksenlerin kıyıdaki günübirlik alanlar içinden de yaya sistemleri olarak deniz kıyısına varması, yani aslında günübirlik alanların da nazım imar planındaki büyüklüklerden farklı biçimde, ara bölünmeler yapılarak uygulama imar planında tasarlanması gerekirken 1/1000 ölçekli uygulama imar planındaki bu eksikliklerin plan tekniğine uygun olmadığı, planların kademeli birlikteliği ilkesi çerçevesinde her bir plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin gereklerin yerine getirilmemesinin tasarım kalitesi, erişilebilirlik ve ulaşım sistemi kademelenmesi açısından da 1/1000 ölçekli uygulama imar planının yetersizliğine işaret etmesi nedeniyle içerik olarak yetersiz kalan bir plan niteliğinde olduğundan planların kademeli birlikteliği ilkesiyle bağdaşmadığı,
-Fonksiyonların yer seçiminin uygunluğu açısından yapılan değerlendirmede,
1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinden başlayarak, 1, 1 milyon m2’nin üzerindeki büyüklükteki bu alanın üst ölçek plan stratejisinde yeşil ve doğal alan sistemlerine dahil edilerek korunması ve sürdürülmesi öngörülürken kentsel gelişme alanı olarak geliştirilmesinin koruma-kullanma dengesi açısından, yerleşmenin bu bölgesinde Bodrum-Gümbet-Bitez koridorundaki yoğunlaşmadan sonra dolu-boş ilişkisini, yapılı çevre-doğal çevre ilişkisini sağlamak açısından bu bölgenin yeşil ve doğal alan sisteminde korunmasının planlama ve şehircilik ilkeleri ile, sürdürülebilir kalkınma ilkesi açısından da gerekliliğinin daha önce açıklandığı, bunun yanı sıra, belirlenen fonksiyonlar açısından kıyı bölgesinde 11 hektar büyüklüğündeki bir alana verilen ticaret+turizm+konut kullanımının da sakıncalarından bahsedildiği, ayrıca konum olarak çevre düzeni planında bölgesel park olarak geliştirilmesi öngörülmüş olan kıyı bölgesi günübirlik kullanım alanının hemen gerisinden itibaren bu kullanım ile planlanmasının plan notlarında yer alan yönlendirme ve teşvik sonucunda büyük bir turizm tesisleri alanı olarak geliştirilmesinin daha önce belirtildiği üzere 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği, bu nedenle bu kullanımın da doğru bir yer seçimi olmadığının açıkça görüldüğü,
-Fonksiyonların dağılımı açısından yapılan değerlendirmede,
1/5000 ve 1/1000 ölçekli nazım ve uygulama imar planlarında kuzey kesimdeki bölgenin de sorunlu olduğu, bu bölgede sadece konut ve yeşil alan öngörülüp hiçbir hizmet alanı odağı oluşturulmamış olmasının planlama literatüründe eleştirilen yatakhane kent yaklaşımına işaret ettiği, bu yönüyle bu kısımdaki fonksiyonların yer seçiminde de sorunlar bulunduğu, alanın kuzeybatı sınırında yer alan ve 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planına göre doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın hem üst ölçeklerde kentsel gelişme alanına dahil edilmiş olması, hem de 1/5000 ve 1/1000 ölçekli imar planlarında yeşil alan sistemi içine alınmış olsa da doğal ve ekolojik yapısının korunması yönünde bir plan kararı yerine ağaçlandırılması veya park olarak kullanılmasına karar verilmiş olması da hatalı bir yer seçimine işaret etmekte ve ağaçlandırma veya park alanı bu doğal ve ekolojik yapının korunması ilkesiyle uyuşmadığından şehircilik ilkeleri ve planlama esaslarına uygun olmadığı,
– Çevre ve imar bütünlüğü ile sosyal donatı dengesine etkilerin değerlendirmede,
Davaya konu işlemlerin üst ölçekli 1/100.000 çevre düzeni planının ana plan karar ve stratejilerine aykırı olarak Bitez ile Ortakent arasında bir geçiş bölgesi olarak yeşil ve doğal alan sistemine dahil edilen bu bölge kentsel mekânsal gelişme kurgusu içinde dolu-boş dengesi ya da koruma-kullanma dengesi içinde, koruma alanına ve açık/yeşil/boş alana isabet etmekte iken bu kurgunun bozularak kentsel gelişme alanı öngörülmesinin çevre ve imar bütünlüğünü zedelemekte, aşırı bir yoğunluk ve yapılaşma getirmekte olduğu,
-Sosyal donatı açısından yapılan değerlendirmede,
Dava konusu planlar ile kaldırılan ağaçlandırılacak alan ve bölgesel parkın elbette yerleşimde kişi başına düşen yeşil alan standardını azaltacağı açık olmakla birlikte imar planlarında nüfus projeksiyonlarının eksikliği sebebiyle sosyal donatı açısından standartlara uygunluğun değerlendirilemediği,
-Ulaşım bağlantıları ve ulaşım kademelenmesi açısından yapılan değerlendirmede,
Dava konusu planlar yatayda ve dikeyde mevcut yol ağını kullanarak oluşturulmuş olup doğuda Bitez’den gelen ve batıya Ortakent Yahşi Yalı bölgelerine devam eden yatay yol temel alınarak bu istikamet korunduğu, ayrıca güneyden kuzeye uzanan eksendeki ana yolunda temel alındığı, dış çevredeki mevcut yol ağına bağlantıların böylece sağlandığı, planların kendi içlerindeki bağlantılar ve yol kademelenmesi konusu incelendiğinde ise 1/1000 ölçekli uygulama imar planında uygulamaya esas olacak ayrıntıda bir tasarımın yapılmadığı, 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planları karşılaştırıldığında 1/5000 ölçekli nazım imar plandaki yol ağı ve kademelenmesi üzerine getirilen ayrıntılandırma ve kademelendirmenin sınırlı olduğu, 1/5000 ölçekli plandaki yol ağına ilaveten birkaç bağlantı yer alsa da, konut alanları ve özellikle turizm alanı ile ticaret+turizm+konut alanları için ada içindeki dolaşım sistemine dair hiçbir plan kararı üretilmemesinin konut alanları için kabul edilebilirse de (Konut alanları içinde yönlenmeyi, yaya ilişkilerini, yaya yolları üzerinden kamusal alan sürekliliklerini güvence altına alacak tasarım müdahalelerinin uygulama imar planında verilmesi gerektirmektedir) özellikle turizm alanı ile ticaret+turizm+konut alanları için ada içi dolaşım sistemlerine ilişkin çözümün geliştirilmemesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bakımından önemli bir eksiklik oluşturduğu, parsellerin içinde kamuya ait ulaşım yollarının olması, taşıt ve yaya dolaşımının planlanması gerekirken (özellikle deniz kıyısına erişim sağlayan eksenlerin tasarlanması 1/1000 ölçekli uygulama imar planının konusudur.)1/1000 ölçekli uygulama imar planında plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin gereklerin yerine getirilmemesinin ulaşım kademelenmesi ve erişim açısından yetersiz bir plan oluşturduğu,
– Davaya konu planların yapıldığı alan 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiş bir bölgenin içinde olup çeşitli arkeolojik sit alanları, kalıntılar ve tescilli yapıları da barındırdığından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, bu açıdan yapılan incelemede, davaya konu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının plan açıklama raporunda doğal sit alanına ve alan içinde yer alan arkeolojik sit alanlarıyla tescilli kalıntı ve yapılara ilişkin alan araştırması yapıldığı ancak bu verinin plan kararlarını nasıl şekillendirdiği, doğal ve arkeolojik alan koruma yaklaşımı olarak nasıl bir plan yaklaşımı benimsendiğine ilişkin hiçbir açıklama yer almamasının bir eksiklik olduğu, orta ve kuzey bölgelerinde yer alan tüm arkeolojik sit alanlarının ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının yeşil alanlar içine isabet edecek biçimde bir planlama yapıldığı, ancak en güneyde yer alan 3. derece arkeolojik sit alanının diğerlerinden farklı olarak ticaret+turizm+konut olarak belirlenen kullanımın içinde yer aldığı, hatta üzerinden taşıt yolu da geçtiği, bu arkeolojik alana ilişkin olarak plan paftasında bir koruma yaklaşımının benimsenmemiş ve plan açıklama raporunda bu alana ilişkin herhangi bir açıklamanın yapılmamış olmasının önemli eksiklikler olduğu, oysa 2863 sayılı Kanun gereği bir arkeolojik sit alanı ile ilişkili olarak etkileşim-geçiş sahalarının, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarının planda belirtilmesi ve plan kararlarını yönlendirmesi, şekillendirmesi ve sınırlandırması gerektiğinden davaya konu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık taşıdığı, arkeolojik sit alanı için yapılan değerlendirmenin doğal sit alanı için bütünüyle geçerli olduğu, tespit ve değerlendirmelerine yer verilmiştir.
Bilirkişi raporunun tebliği üzerine davalı idarece bilirkişi raporuna itiraz edilmiş ise de, davalı idarenin itirazları raporu kusurlandıracak nitelikte olmayıp, rapor karar vermeye esas alınabilir nitelikte ve yeterlilikte görülmüştür.

Dosyanın, davacının iddiaları, davalının savunması ve bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden Dairemizce aşağıda yer verilen sonuçlara ulaşılmıştır:
Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/10132 sayılı dosyasında TMMOB(Şehir Plancıları Odası) ve E:2020/9736 sayılı dosyasında Bodrum Belediye Başkanlığınca dava konusu taşınmazların mera vasfına sahip olduğu yolundaki iddialar savunma dilekçesinde karşılanmadığından uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için Hazine ve Maliye Bakanlığı Özelleştirme İdaresi Başkanlığı ve Muğla Valiliğinden, dava konusu imar planı değişikliğinin yapıldığı alanda mera vasfına sahip taşınmaz bulunup bulunmadığı, mera vasfına sahip taşınmaz bulunuyorsa bu taşınmazlara ilişkin mera vasfının devam edip etmediği, taşınmazın mera tahsisinin kaldırılıp kaldırılmadığı Danıştay Altıncı Dairesinin 26/01/2021 tarih ve E:2020/9736 sayılı ara kararıyla sorulmuştur. Anılan ara karara cevaben dava dışı Muğla Valiliği tarafından 12.03.2021 tarihli beyanıyla parsellerin tamamının Mera Komisyonunun … tarihli, … sayılı kararıyla mera tespitlerinin iptal edildiği belirtildiğinden uyuşmazlık konusu taşınmazların mera vasfının bulunmadığı sonucuna ulaşılarak dava konusu işlemin hukuki değerlendirmesi yapılmıştır.
– Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği yönünden,
1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde hazırlanmaları nedeniyle, leke plan niteliğinde bulunan çevre düzeni planları, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği planlardır.
Bu çerçevede, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliğinde, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelerin üst ölçekli çevre düzeni planları kapsamında değerlendirilmesinin esas olduğu kuralı düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, çevre düzeni planlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin düzenlenmesi, bu türden büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanması gerekmektedir.
Çevre düzeni planı kararlarının kurumlardan ve arazi çalışmalarından elde edilen veriler, nüfus projeksiyonları ve yerel idarelerin imar planları, bölgesel yatırım kararları, koruma statülü alanlar, ulaşım ağları gibi plana girdi sağlayan verilerin değerlendirilmesi sonucunda oluşturulması gerekir.
Çevre düzeni planları, bölgesel nitelikte genel arazi kullanım kararları getirmekte olup, stratejik bir plan olması sebebiyle sadece fiziki kullanım kararları içermemektedir.
Nitekim, 1/100.000 ölçekli Aydın-Muğla-Denizli Çevre Düzeni Planında belirlenen arazi kullanım kararlarının, dava konusu alanda ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisine yönelik olduğu ve yoğun yerleşik alanlar içinde yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararı üretilerek sağlıklı çevrenin oluşturulmasına yönelik hedef, ilke, strateji ve politikaları sağlayan plan kararları oluşturulduğu, bu yönüyle söz konusu plana dayanılarak yapılacak 1/25.000, 1/5000 ve 1/1000 ölçekli planlarda öngörülen ve parsel bazında fiziki kullanım durumunu belirleyen arazi kullanım kararlarından farklılık arz ettiği kuşkusuzdur.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri uyarınca; özelleştirme programındaki kuruluşlara ait veya özelleştirilmek üzere özelleştirme programına alınan arsa ve arazilerde, ilgili kuruluşlardan gerekli görüş alınmak suretiyle her ölçekteki imar planı değişiklikleri yapmak Özelleştirme İdaresi Başkanlığının yetkisi dahilinde olmakla beraber; bu plan ve plan değişikliklerinin çevre ve imar bütünlüğünü bozmayacak şekilde yapılması gerektiği, çevre düzeni değişikliklerinin plan ana kararlarını, sürekliliğini, bütünlüğü bozmayacak şekilde yapılması gerekmekte olup, kamu yatırımlarına, çevrenin korunmasına, çevre kirliliğinin önlenmesine, planın uygulanmasında karşılaşılan güçlükler ve maddi hataların giderilmesine, değişen verilere bağlı olarak planın güncellenmesine dair yeterli, geçerli ve gerekçeleri açık olan, altyapı etkilerini değerlendiren raporu içeren teklif ve taleplerin; idarece planın temel hedef, ilke, strateji ve politikaları kapsamında teknik ve yasal çerçevede değerlendirmeye alınarak sonuçlandırılacağı açıktır.
Aydın- Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı plan notlarının 4.48 sayılı maddesinde “Doğal ve Ekolojik Yapısı Koruncak Alanlar: kayalık- taşlık, makilik- fundalık-çalılık, plaj-kumsal, sazlık-bataklık, kanyon ve benzeri doğal, ekolojik, topoğrafik, jeolojik, yerel bitki örtüsü ve silüeti gibi özelliklere, tarımsal değerlere sahip olan ve planın ilke ve stratejileri ile nüfus kabülleri doğrultusunda bu planla yapılaşmaya kapatılan alanlardır.” şeklinde tanımlanmış, 8.15.1 sayılı maddesinde ” Bu planda Doğal ve Ekolojik Yapısı Korunacak Alanlar olarak gösterilen sit alanları günübirlik kullanım izni verilenler hariç yapılaşmaya açılamaz” 8.15.2. sayılı maddesinde de “Bu planda, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanlar olarak gösterilen sit alanları dışında kalan alanlarda, bugünkü arazi kullanımı devam ettirilecektir. Zorunlu olan teknik altyapı hizmetleri uygulamaları dışında, doğal bitki örtüsü, topografya ve silüet etkisini bozacak ya da çevre tahribatına sebep olacak hiçbir uygulama yapılamaz. Bu alanlar yapılaşmaya açılamaz.” hükümleri yer almıştır.
Bu açıklamalardan hareketle, anılan çevre düzeni planında arıtma tesis alanı, doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, büyük bölge parkı/büyük kentsel yeşil alan ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenen dava konusu alanın kentsel gelişme alanı ve ağaçlandırılacak alan olarak belirlenmesinin, Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının Bodrum ilçesinin, Bitez ve Ortakent-Yahşi Mahalleri için getirilen ağaçlandırma kararı ve diğer ekolojik koruma kararları ve tarım arazilerinin sürdürülmesi yaklaşımlarıyla yerleşmenin sınırlandırılması yönünde bir yeşil kuşak oluşturulması stratejisinden bilimsel, teknik ve nesnel bir gerekçe gösterilmeksizin ayrıldığı, plan açıklama raporunda bu yaklaşımdan uzaklaşma gerekçesinin 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının ana stratejileriyle çeliştiği, Bodrum-Bitez yoğun yerleşik alanından sonra, Ortakent’te iç kısımda ve kıyıda gelişme öngörüldüğü ancak bunun dışında yeşil alan sürekliliği sağlayan ve yerleşimleri çevreleyerek yeşil kuşak biçiminde mekânsal gelişmeyi denetleyen bir yapısal plan kararından ayrılarak doğal ve ekolojik yapısı korunacak alanın tamamen, ağaçlandırılacak alan, bölge parkı / büyük kentsel yeşil alan olarak belirlenmiş bölgenin büyük kısmının kaldırılarak kentsel gelişme alanı olarak planlanmasının koruma-kullanma dengesini bozduğu, şehircilik ve planlama ilkeleriyle bağdaşmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinin çevre düzeni planlarına yönelik revizyon ve değişikliklere ilişkin hükümlerine aykırılık taşıdığı, aynı zamanda ülkenin genel ekonomik kalkınma stratejileri ile turizm sektörü stratejisini şekillendiren sürdürülebilirlik ilkesine aykırı olduğu, doğal yapıyı tahrip ettiğinden çevreyi koruma hedefini güvence altına alan bir gelişme ve kalkınma ilkesiyle bağdaşmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
– 1/25.000 ölçekli nazım imar planı yönünden,
Üst ölçekli planda bu bölgenin koruma-kullanma dengesi içinde koruma ağırlıklı biçimde, doğal ve yeşil alan sistemi içinde değerlendirildiği, 1/100.000 ölçekli plan değişikliğinin bu ana karar zedelediği, bu değişikliğe dayalı olarak tesis edilen 1/25.000 ölçekli nazım imar planının da üst ölçekli planın ana plan kararı ve stratejisine aykırı olduğu, dava konusu 1/25.000 ölçekli nazım imar planında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planından farklılaşan bölümün son derece sınırlı olduğu, bu ayrıntı düzeyinin bir nazım imar planı için yeterli olmadığı ve çevre düzeni planından nazım imar plana, ölçek olarak ise 1/100.000 ölçekten 1/25.000 ölçeğe geçerken ilave ayrıntılandırma ve plan kararı üretme açısından bu planın yetersiz olduğu, bir nazım imar planı için 1/25.000 ölçekli nazım imar planının genel arazi kullanım kararlarına ilişkin olarak çevre düzeni planından daha yüksek ayrıntıda bilgi vermesi gerektiği, belli alt bölgelemeler yapılarak sosyal donatı alanı odaklarına ilişkin belirlemeler yapılmasının beklendiği,
genel olarak ilkesel anlamda merkez-çeper ilişkisini dikkate alacak yoğunluk kararları getirilmesi gerekirken bu gerekliliklerin hiçbirinin yerine getirilmediği, 1/25.000 ölçeğinde olsa da bir nazım imar planı olduğundan ölçeği kapsamında nazım imar planının taşıması nitelikleri taşımadığından planlama esasları ve teknikleri açısından uygun olmadığı, Mekânsal Planlar Yapım Yönetmeliğinde yer alan nazım imar planının tanımına da aykırılık taşıdığı, “kentsel gelişme alanlarında, plan notunun bu genellik düzeyinde belirlenmesinin nazım imar planı için doğru bir yaklaşım olmadığından şehircilik ilkeleri, planlama esasları, kamu yararı ve imar mevzuatına aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
– 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma uygulama imar planları yönünden,
Aydın-Muğla-Denizli 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planına göre doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan kararının üst ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde ve 1/25.000 ölçekli nazım imar planda bu alan tamamen kentsel gelişme alanına dönüştürülmesinin doğal yapının korunması ve çevresel sürdürülebilirlik açısından son derece olumsuz olduğu, alt ölçekli planlar 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinde belirlenen genel arazi kullanımı kararları doğrultusunda geliştirilmişse de 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliğinin Dairemizce şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığından bu değişikliğin alt ölçekli planlara yansıtılmasının uygun olmadığı, dava konusu alan, açık yeşil alana isabet etmekte iken bu kurgunun bozularak kentsel gelişme alanı öngörülmesinin çevre ve imar bütünlüğünü zedelediği, kentin bu noktasında 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planının Bodrum yerleşmesine ilişkin olarak turizm gelişimindeki aşırı eğiliminin dengelenmesi ve denetlenmesi, doğal yapının tahrip edilmeden koruma-kullanma dengesinin kurulması gibi temel ilkeleriyle kesin biçimde çeliştiği,
Davaya konu alanın güneyindeki deniz kıyısında yapılan planlama ile kıyıdan ilk 50 metrelik alan içinden taşıt yolu geçirilmesinin Kıyı Kanununa aykırı olduğu,
Planın, plan notu ve plan açıklama raporunda nüfus öngörü ve projeksiyonlarının bulunmamasının planlama esaslarına ve tekniğine aykırı olduğu,
Turizm tesis alanları ve turizm+ticaret+konut başlığıyla ayrı bir kullanım türünün planlanmasına rağmen plan notlarında ticaret alanı tanımı içinde, turizme yönelik olarak konaklama alanlarının da bulunmasının belirsizlik ve karışıklık yarattığı, turizm+ticaret+konut kullanımının da kendi içinde de çelişkiler barındırdığı, karma kullanım alanlarında konut, ticaret ve turizm alanlarının belirsiz olduğu, konut kullanımında ihtimali olarak yapılaşma koşullarının belirlendiği, uygulamada belirsizlik oluşturacağı, diğer mekansal kullanımlar gibi konut, ticaret ve turizm alanlarının da planlama alanı içerisinde ayrılacağı mekan ve miktarın belirlenmesinin uygulama işlemlerinin değil, bu işlemlerin dayanağını oluşturan ve yönlendiren imar planlarının görevi olduğundan planlama alanı içerisinde barınma ihtiyacının karşılandığı ve günün her saati işlevini dinamik olarak muhafaza eden karma kullanım kararları içerisinde her bir kullanım kararının kapsayacağı alan ve emsal oranının henüz planlama aşamasında belirlenmesi gerektiği zira belirlenen kullanıma göre ihtiyaç duyulan sosyal ve teknik altyapı alanlarının miktarı ve konumunun belirlenmesi, ancak bu suretle mümkün olabileceğinden dava konusu alanda aşırı bir yoğunluk ve yapılaşma getirilmesine rağmen karma bir kullanım getirildiğinden ve bu kullanıma ilişkin yönlendirici planlama ilkelerinin eksikliğinden dolayı sosyal ve teknik altyapı alanlarının değişkenlik sebebiyle tespitinde belirsizlik yaratılması sebebiyle şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve imar mevzuatına aykırılık taşıdığı,
Özellikle turizm alanı ile ticaret+turizm+konut alanları için ada içi dolaşım sistemlerine ilişkin çözümün geliştirilmemesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bakımından önemli bir eksiklik olduğu, parsellerin içinde kamuya ait ulaşım yollarının olması, taşıt ve yaya dolaşımının planlanması gerekirken 1/1000 ölçekli uygulama imar planında plan kademesinin içermesi gereken ayrıntı düzeyine ilişkin gereklerin yerine getirilmemesinin ulaşım kademelenmesi ve erişim açısından yetersizlik oluşturduğu,
Davaya konu planların yapıldığı alan 3. derece doğal sit alanı olarak ilan edilmiş bir bölgenin içinde olup çeşitli arkeolojik sit alanları, kalıntılar ve tescilli yapıları da barındırdığından 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa uygun olması gerekirken davaya konu 1/5000 ölçekli koruma amaçlı nazım ve 1/1000 ölçekli koruma amaçlı uygulama imar planlarının plan açıklama raporunda doğal sit alanına ve alan içinde yer alan arkeolojik sit alanlarıyla tescilli kalıntı ve yapılara ilişkin alan araştırması yapıldığı ancak bu verinin plan kararlarını nasıl şekillendirdiğine, doğal ve arkeolojik alan koruma yaklaşımı olarak nasıl bir plan yaklaşımı benimsendiğine ilişkin hiçbir açıklamanın yer almadığı, orta ve kuzey bölgelerinde yer alan tüm arkeolojik sit alanlarının ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarının yeşil alanlar içine isabet edecek biçimde planlandığı, ancak en güneyde yer alan 3. derece arkeolojik sit alanının diğerlerinden farklı olarak ticaret+turizm+konut olarak belirlenen kullanımın içinde yer aldığı, hatta üzerinden taşıt yolu da geçtiği, 2863 sayılı Kanun gereği bir arkeolojik sit alanı ile ilişkili olarak etkileşim-geçiş sahalarının, koruma esasları ve kullanma şartları ile yapılaşma sınırlamalarının planda belirtilmesi ve plan kararlarını yönlendirmesi, şekillendirmesi ve sınırlandırması gerekirken bu doğal sit ve arkeolojik alana ilişkin olarak plan paftasında bir koruma yaklaşımının benimsenmemiş olmasının 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa aykırılık taşıdığı, tüm bu tespitlerin değerlendirilmesinden dava konusu plan değişikliklerinde koruma-kullanma dengesine, planlama esasları ile yöntemlerine, şehircilik ilkelerine ve kamu yararına uyarlık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun “İvedi Yargılama Usulü” başlıklı 20/A maddesi kapsamında kalan dava konusu işlemin İPTALİNE,
2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam …-TL
yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca …- TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak davacıya verilmesine,
4. Keşif ve bilirkişi incelemesi giderinden artan … TL’nin davacıya iadesine,
5. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacıya iadesine,
6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 30/11/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.