Danıştay Kararı 6. Daire 2021/10311 E. 2021/14788 K. 30.12.2021 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/10311 E.  ,  2021/14788 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/10311
Karar No : 2021/14788

TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVALI): … Valiliği
VEKİLİ : Av. …
2- MÜDAHİL (DAVALI YANINDA): … Elektrik Üretim A.Ş.
VEKİLİ : Av. …
KARŞI TARAF (DAVACILAR) : …
VEKİLLERİ : Av. …

İSTEMİN KONUSU : … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: İzmir İli, Seferihisar İlçesi, … Mevkiinde … ruhsat numaralı sahada davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan “Jeotermal Kaynak Arama Sondajı” projesiyle ilgili İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve E-… sayılı “Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir” kararı ile İzmir İli, Seferihisar İlçesi, … Mahallesi Mevkiinde, … ruhsat numaralı sahada, … ada, … parselde davalı yanında müdahil tarafından yapılması planlanan “2 adet ilave jeotermal kaynak arama sondajı” projesiyle ilgili olarak İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve E.… sayılı “ÇED Yönetmeliği Kapsam Dışı” kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Temyize konu kararda; Uyuşmazlığın çözümü amacıyla (çevre mühendisi, ziraat mühendisi, jeoloji mühendisi, kimya mühendisi ve jeofizik mühendisinden oluşan bilirkişi heyetiyle) yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunda özetle; ”…Dava konusu proje kapsamında oluşabilecek çevre sorunlarını önlem ve/veya hafifletme çalışmalarının yeterli kapsam ve içerikte olmamasından dolayı projeye gereken önemin verilmediği ve önemli konu başlıklarının eksik kaldığı, proje tanıtım dosyasındaki (PTD) yapılandırmalar eksik veya yetersiz ise projenin gerçekleşmesi ile çevrede olumsuz etkilerin ortaya çıkması kaçınılmaz olduğu, planlanan sondaj alanının yerleşim ve tarım alanlarının hemen yanında bulunması, PTD raporunda sahanın jeolojik ve hidrojeolojik özellikleri hakkındaki açıklamaların eksik ve yetersiz olduğu, açılacak jeotermal sondajlarda geçilecek jeolojik birimler, rezervuar-örtü kaya özellikleri, jeotermal akışkanın kimyasal özellikleri, çevreye olası etkileri, yakın çevredeki kaynak kuyu vb. su noktalarının yerleri gibi konuların açıklanmamış olduğu, PTD raporunda anlatılan dava konusu sondaj alanının yerinin doğru olmadığı, yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin mevcut olduğu, PTD’de belirtilen sızdırmasız havuzların yetersiz olduğu, PTD’nin gürültü hesaplarında, parsel sınırına en yakın yerleşimin (25 metredeki) yasal sınırların üzerinde etkiye maruz kalacak olması nedeniyle eksiklik içerdiği, eksiklik içeren PTD’ye dayanak oluşturularak verilmiş olan ÇED Kapsam Dışı kararının uygun olmadığı, PTD’de jeotermal akışkanlarla ilgili olarak olası etkilerin göz ardı edilerek, çıkacak zararlı gaz ve ağır metallerin nasıl bertaraf edileceği hususunda bir değerlendirme yapılmadığı, PTD’de sondaj çamurunda bulunabilecek, silis bileşikleri, klorür, arsenik, cıva, vanadyum, nikel, cadminyum, demir ve diğer ağır metallerden bahsedilmediği gibi, sondaj çamurunun tekrar kullanımı esnasında ne gibi işlemlerden geçirileceğinin de detaylandırılmamış olduğu, jeotermal akışkan için açılan havuzun sızdırmazlık sağlamasının mümkün olmadığı, PTD’de eksikliklerin ve belirsizliklerin bulunduğu, açılması planlanan kuyuların üretim ve işletme aşamalarında yeraltı suyu akiferlerine etkisini izlemek amacıyla faaliyet sahibi tarafından ruhsat sahasında hidrojeolojik etüd çalışmasının yaptırılacağı, yeraltı suyunun mevcut durumunun belirleneceğinin belirtildiği, ancak yer altı suyu akiferlerine etkisini izlemek amacıyla yapılan ve bu çalışmaları gösteren herhangi bir raporun PTD’de tespit edilmediği, sondaj yerlerini belirleyecek jeofizik çalışmaların PTD’de görülmediği, sonuç olarak; farklı bilim disiplinlerinde inceleme ve değerlendirmelerini yapan bilirkişi heyetince dava konusu Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğünce verilen … tarih ve E.… sayılı ÇED Gerekli Değildir kararının uygun olmadığı, … ada, … parsel için İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü tarafından verilen … tarih ve … sayılı ÇED Yönetmeliği Kapsam Dışı kararının uygun olmadığı” kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bu durumda, dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, yüzey ve yeraltı sularıyla tarımsal ürünlerin ve toprakların kirletilme potansiyelinin olduğu, sondaj alanının yerinin doğru olmadığı, alternatif alan araştırması yapılmadığı, gürültü yönünden, projenin parsele en yakın yerleşim alanına yasal sınırın üzerinde etkisinin olacağı, sondaj kuyularının yerleşim yerlerine yakın olması nedeniyle ağır metallerin ve çıkan gazların çevreye ve halk sağlığına zararlarının tam olarak değerlendirilmediği ve sondaj çalışmalarında kullanılan atık çamurun toplanacağı sızdırmaz havuzların yetersiz kalacağı, jeofizik çalışmaların yetersiz olduğu sonucuna varılmıştır.
Öte yandan; mevzuat hükümleri dikkate alındığında, sondaj kuyusu açmak suretiyle yapılan arama faaliyetinin ÇED Yönetmeliği kapsamı dışında yapılmasının mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : 1- Davalı idare tarafından, ilgili kurumların dava konusu projeyle ilgili olumlu görüşlerinin bulunduğu, söz konusu projenin 3 km mesafede bulunan zeytin ağaçlarının büyümesine ve gelişmesine engel kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran bir tesis olmadığı, proje kapsamında sadece arama yapılacağı, dolayısıyla Yönetmeliğin Ek-2 listesine tabi olduğu, ruhsat sahasında daha önce verilmiş ÇED kararının bulunması nedeniyle Madencilik Faaliyetlerinin Uygulama Tebliğinin 10. maddesi gereği ilave yapılan arama projesinin, “ÇED Yönetmeliği Kapsamı Dışı”nda olduğuna karar verildiği, bilirkişi raporunun aksine, PTD’de muhtemel çevresel etkilerin öngörüldüğü ve gerekli taahhütlerin verildiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu ileri sürülmüştür.

2- Davalı yanında müdahil tarafından, bilirkişi raporunda akışkanın içeriğindeki kimyasallara, sondaj çamuru havuzuna, jeolojik ve jeoteknik, hidrojeolojik, jeofizik çalışmalara yönelik tespitlerin hatalı olduğu, söz konusu hususlara ilişkin çalışmaların yapıldığı ve PTD’de yer aldığı, bu çalışmaların ilgili kurumlar tarafından da yeterli bulunduğu, bilirkişilerce yapılan tarım ve hayvancılık ile projenin zeytinliklere etkisine yönelik değerlendirmelerin ise soyut nitelikte olduğu, ayrıca davanın süresinde açılmadığı, dava konusu projenin bir arama projesi olduğu, ÇED Gerekli Değildir kararının 5 yıllık süresinin dolduğu, davanın konusuz kaldığı ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Dava konusu projenin iklim üzerindeki etkileri de dikkate alındığında, İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ … ‘NUN DÜŞÜNCESİ : Kararda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle Mahkeme kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2(i) maddesindeki “Danıştay evrak üzerinde yaptığı inceleme sonunda, maddi vakıalar hakkında edinilen bilgiyi yeterli görürse veya temyiz sadece hukuki noktalara ilişkin ise yahut temyiz olunan karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise işin esası hakkında karar verir.” hükmü uyarınca, Mahkeme kararında; davacılardan … , … ve … ‘in isimlerine yer verilmediği görüldüğünden, adı geçen davacıların da ismine yer verilerek, işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bununla birlikte, İdare Mahkemesince bilirkişi raporu hükme esas alınarak, su kaynakları, tarımsal üretim ve toprak üzerinde meydana gelmesi muhtemel kirlilik, sondaj alanlarının yeri, gürültü, ağır metal ve gazlar, atık çamur havuzu ve jeofizik çalışmaları hususları dikkate alınarak dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, bilirkişi raporunda aynı zamanda; ” … Sondaj alanının güneyinin vadi ve denize açılan çukur düz arazi eğimli alüvyal yapıda olması, bu alanın tamamıyla narenciye-zentincilik şeklinde tarımsal alan konumunda olması nedeniyle sondaj çalışmaları sırasında oluşabilecek atık gazların, daha düşük konumda olan yerleşim alanları ve tarım alanları üzerine çökerek bölgede birikmesinin söz konusudur. … ÇED Gerekli Değildir kararına esas olan PTD incelendiğinde, alanın tüm çevresinin tarım alanı şeklinde olmasına rağmen, sondajların tarım alanlarına ve bitkilere olası etkilerini değerlendirecek ve alınması gereken tedbirler hakkında detaylı inceleme yapacak bir ziraat mühendisinin PTD’de bulunmadığı görülmektedir. …” şeklinde değerlendirmede bulunulmuştur.
Bu itibarla, projeyi hazırlayanlar arasında proje alanının çevresinin tarım alanı olmasına rağmen, sondajların tarım alanlarına ve bitkilere olası etkilerini değerlendirecek ve alınması gereken tedbirler hakkında detaylı inceleme yapacak bir ziraat mühendisi bulunmadığı anlaşıldığından bu yönden de eksik olan PTD’ye dayalı olarak verilen dava konusu ÇED Gerekli Değildir ile “ÇED Yönetmeliği Kapsam Dışı” kararlarında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davalı ve davalı yanında müdahilin temyiz istemlerinin reddine,
2. Dava konusu işlemin iptali yolundaki … İdare Mahkemesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı temyize konu kararının yukarıda belirtilen gerekçenin de eklenmesi suretiyle ONANMASINA,
3. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, karar düzeltme yolunun kapalı olduğunun duyurulmasına, 30/12/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.