Danıştay Kararı 6. Daire 2021/2376 E. 2022/10709 K. 07.12.2022 T.

Danıştay 6. Daire Başkanlığı         2021/2376 E.  ,  2022/10709 K.
T.C.
D A N I Ş T A Y
ALTINCI DAİRE
Esas No : 2021/2376
Karar No : 2022/10709

DAVACI : … Belediye Başkanlığı
VEKİLİ : Av. …

DAVALI : … Bakanlığı
VEKİLİ : Huk. Müş. …

DAVANIN KONUSU : Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/12/2020 tarihli işlemiyle onaylanan “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün yeniden düzenlenmesine ilişkin Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI : Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararıyla önceki plan hükmünün iptaline karar verildiği ve dava konusu 1/100.000 ölçekli çevre düzeni planı değişikliği ile yeniden düzenlenen plan hükmü de bu iptal kararı üzerine tesis edildiği halde önceki plan hükmü ile aynı içerikte ve dolayısıyla bahsi geçen yargı kararına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI : Dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile yeniden düzenlenen 8.22. sayılı plan hükmünün Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararına uygun olduğu, plan hükmü ile GES ve RES için ayrı HES’ler için ayrı olmak üzere bilimsel ve detaylı araştırmalara dayanan ve alt ölçekli planları yönlendirecek bir dizi ilke ve stratejinin belirlendiği, dava dilekçesindeki iddiaların soyut ve dayanaksız oldukları, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ …’İN DÜŞÜNCESİ: Dava konusu “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün yeniden düzenlenmesine ilişkin Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI …’IN DÜŞÜNCESİ: Dava; Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/12/2020 tarihli işlemiyle onaylanan “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün yeniden düzenlenmesine ilişkin Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin iptali istemiyle açılmıştır.
Dosyanın incelenmesinden; dava konusu plan değişikliğinden önce, Çevre ve Orman Bakanlığınca 09/03/2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2019 tarih ve E:2018/3405, K:2019/2906 sayılı kısmen bozma kararına uyularak verilen, Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararıyla; anılan planın, “Enerji üretim alanlarında ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığının uygun görüşünün alınması kaydı ile bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın, imar planlarının ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda, ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçileceği…” düzenlemesini içeren 8.30.1 sayılı plan hükmünün iptaline karar verildiği ve Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/04/2021 tarihli, E:2020/3178, K:2021/712 sayılı kararıyla anılan Daire kararının kesin olarak onandığı; yargılama aşamasında Danıştay Altıncı Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda ise dava konusu plan hükmüne ilişkin olarak; “Plan Hükümleri’nin 8.30.1 maddesi, onaylı çevre düzeni planında yer almayan enerji üretim tesislerinin ilgili kuruluşlardan alınacak lisans ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın uygun görüşü alındıktan sonra uygulamaya geçilebilmesi için imar planlarının hazırlanarak ilgili idaresince onaylanabileceğini belirtmektedir. Enerji üretim tesislerinin kapsamında herhangi bir sınırlama getirilmediği için, toplumda en çok duyarlılık gösterilen termik santraller, HES’ler bu kapsama girmektedir. Yukarıda 7.44 ve 7.45 sayılı Plan Hükümleri ile ilgili olarak çevresel önemli etkileri olan tesislerin çevre düzeni planında yer alması gerektiği, yeni yatırımlar gündeme gelince önce çevre düzeni planında, yasal süreç izlenerek değişiklik yapılması gerektiği, bu tesislerle ilgili kararların plan dışına alınarak plana işlenmelerinin uygun olmadığı belirtilmiştir. Bu değerlendirmemiz Plan Hükümlerinin 8.30.1 sayılı maddesi için de geçerlidir. Bilirkişi kurulumuz Plan Hükümlerinin 8.30.1. maddesinin planlama ilkelerine ve kamu yararına uygun olmadığı, şehircilik ilkeleri bakımından çok sakıncalı bir hüküm olduğu” tespitlerine yer verildiği anlaşılmaktadır.
Bu kararın uygulanması amacıyla Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/12/2020 tarihli işlemiyle “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün yeniden düzenlenmesine ilişkin Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliği onaylanmış ve dava konusu değişiklik ile yeniden düzenlenen “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünde:
“Enerji Üretim Alanları Ve Enerji İletim Tesisleri
8.22.1. Rüzgar, güneş ve jeotermal üretim alanlarında aşağıda düzenlenen yer seçimi kriterlerine uyulması ve Bakanlığın görüşünün alınması koşuluyla ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.
Rüzgar, güneş ve jeotermal üretim alanlarının yer seçiminde şu kriterlere uyulacaktır:
-6381 sayılı “Orman Kanunu” kapsamında kalan alanlardaki yatırımların gerekli izinler alınarak öncelikli olarak orman niteliğini kaybetmiş alanlarda gerçekleştirilmesi esastır.
-Tarımsal üretim amaçlı korunması esas olan 5403 sayılı Toprak Koruma Ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında kalan tarım arazilerinde yapılacak olan yatırımlarda 5403 sayılı Kanun hükümleri kapsamında “tarım dışı amaçla kullanım izni”nin alınması zorunludur.
-ÇDP’de doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, önemli doğa alanı, plaj-kumsal, sazlık-bataklık alan, jeolojik sakıncalı alan, sulak alanlar, sulak alan koruma bölgeleri, içme ve kullanma suyu koruma kuşakları ve yaban hayatı koruma geliştirme sahalarında kalan alanlarda yapılacak uygulamalarda imar planlarının hazırlanması aşamasında, üniversitelerin ilgili bölümlerince faaliyetin çevreye olabilecek olası etkilerinin ve alınacak önlemlerin açıklandığı ekosistem değerlendirme raporu hazırlanması zorunludur. Bu alanlarda ilgili mevzuat hükümleri ve ekosistem değerlendirme raporu doğrultusunda uygulama yapılacaktır.
-İmar planı aşamasında, jeolojik etüt raporuna uyulacaktır.
-Plan sınırı içerisinde bulunan kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi, özel çevre koruma bölgesi, milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı gibi özel kanunlara tabi alanlarda ilgili kanun hükümleri çerçevesinde ilgili kurumlardan uygun görüş alınacaktır.
8.22.2 Hidrolik Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Alanlarının Yer Seçiminde Aşağıdaki Kriterlere Uyulacaktır:
-Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2020 tarihli ve E:2020/1449 – K:2020/5369 sayılı kararı uyarınca 15/06/2020 tarihinden önce ilgili mevzuata uygun olarak imar planı onaylanmış olan hidroelektrik santralleri (HES) projelerinin imar planları geçerlidir. Projeye bağlı teknik değişiklik ihtiyacı olması durumunda söz konusu imar planlarına ilişkin değişiklikler ilgili idaresince onaylanabilir.
-15/06/2020 tarihinden itibaren; havza bütününde ekosistemlerin sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde her türlü koruma tedbirlerine ilişkin süreçler tamamlandıktan sonra hidroelektrik santralleri (HES) projelerinde izin verilebilir.
-HES’ler, ilgili idarece (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü) yatırıma konu akarsu havzası düzeyinde yapılacak olan ayrıntılı araştırma ve değerlendirmelere dayalı ÇED Yönetmeliği kapsamında ÇED sürecine konu edilir. ÇED süreci sonunda ÇED olumlu kararı verilen projeler çevre düzeni planı değişiklik teklifi olarak değerlendirilmek üzere Bakanlığa sunulur. ÇED yönetmeliğine tabi olmayan veya “ÇED Gerekli Değildir Kararı” alınmış olan HES projelerine ilişkin alt ölçekli planlar, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların uygun görüşünün alınmasını takiben ilgili idaresince onaylanabilir.
8.22.3. 5436 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da tanımlanan diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının (GES, RES, JES ve HES dışında) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve planlar veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.”
8.22.4 Enerji iletim tesislerinde, Bakanlığın uygun görüşü alınması koşuluyla, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve planlar bilgi için Bakanlığa gönderilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
Dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile yeniden düzenlenen 8.22 sayılı plan hükmünün incelenmesinden; gerekçelerine yukarıda yer verilen Danıştay Altıncı Dairesinin iptal kararına uygun olarak çevre düzeni planı kapsamında yer alan alanlarda yapılacak enerji üretim alanları için öncelikle çevre düzeni planında değişiklik yapılmasının öngörülmesi gerekirken yine alt ölçekli imar planları ile bu tesislerin yapılabilmesine imkan tanındığı, böylelikle yargı kararına aykırı bir değişikliğe gidildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği ile yeniden düzenlenen 8.22 sayılı plan hükmünde yargı kararlarına ve hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği, düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, duruşma için taraflara önceden bildirilen 07/12/2022 tarihinde davacı Bodrum Belediye Başkanlığının vekili Av. … ve davalı idare Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının vekili Huk. Müş. …’ün geldiği ve Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara usulüne uygun olarak söz verilerek dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan sonra taraflara son kez söz verilip duruşma tamamlandı. Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE :
MADDİ OLAY :
Çevre ve Orman Bakanlığınca 09/03/2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planının iptali istemiyle açılan davada, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 11/06/2019 tarih ve E:2018/3405, K:2019/2906 sayılı kısmen bozma kararına uyularak Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararıyla; anılan planın, “Enerji üretim alanlarında ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve/veya enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, Çevre ve Orman Bakanlığının uygun görüşünün alınması kaydı ile bu planda değişikliğe gerek kalmaksızın, imar planlarının ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda, ilgili idaresince onaylanmasını müteakip uygulamaya geçileceği…” düzenlemesini içeren 8.30.1 sayılı plan hükmünün, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümleri bulundurması gerektiği, enerji yatırımlarının çevresel olarak önemli etkileri bulunabileceğinden çevre düzeni planı bütünlüğü içerisinde değerlendirilmesi gerektiği gerekçeleri ile iptaline karar verilmiştir.
Anılan yargı kararına binaen, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 03/12/2020 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı değişikliği ile “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün yeniden düzenlemesi üzerine bakılan dava açılmıştır.
Diğer taraftan, Danıştay Altıncı Dairesinin 15/06/2020 tarih ve E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararı, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 05/04/2021 tarih ve E:2020/3178, K:2021/712 sayılı kararıyla onanarak kesinleşmiştir.
Dava konusu değişiklikle yeniden düzenlenen plan hükmünde;
“8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri
8.22.1. Rüzgar, güneş ve jeotermal üretim alanlarında aşağıda düzenlenen yer seçimi kriterlerine uyulması ve Bakanlığın görüşünün alınması koşuluyla ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca verilecek lisans kapsamında, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir:
Rüzgar, güneş ve jeotermal üretim alanlarının yer seçiminde şu kriterlere uyulacaktır:
-6381 sayılı “Orman Kanunu” kapsamında kalan alanlardaki yatırımların gerekli izinler alınarak öncelikli olarak orman niteliğini kaybetmiş alanlarda gerçekleştirilmesi esastır.
-Tarımsal üretim amaçlı korunması esas olan 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında kalan tarım arazilerinde yapılacak olan yatırımlarda 5403 sayılı Kanun hükümleri kapsamında “tarım dışı amaçla kullanım izni”nin alınması zorunludur.
-ÇDP’de doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, önemli doğa alanı, plaj-kumsal, sazlık-bataklık alan, jeolojik sakıncalı alan, sulak alanlar, sulak alan koruma bölgeleri, içme ve kullanma suyu koruma kuşakları ve yaban hayatı koruma geliştirme sahalarında kalan alanlarda yapılacak uygulamalarda imar planlarının hazırlanması aşamasında, üniversitelerin ilgili bölümlerince faaliyetin çevreye olabilecek olası etkilerinin ve alınacak önlemlerin açıklandığı ekosistem değerlendirme raporu hazırlanması zorunludur. Bu alanlarda ilgili mevzuat hükümleri ve ekosistem değerlendirme raporu doğrultusunda uygulama yapılacaktır.
-İmar planı aşamasında, jeolojik etüt raporuna uyulacaktır.
-Plan sınırı içerisinde bulunan kültür ve turizm koruma ve gelişim bölgesi, özel çevre koruma bölgesi, milli park, tabiat parkı, tabiatı koruma alanı gibi özel kanunlara tabi alanlarda ilgili kanun hükümleri çerçevesinde ilgili kurumlardan uygun görüş alınacaktır.
8.22.2 Hidrolik Kaynaklara Dayalı Enerji Üretim Alanlarının Yer Seçiminde Aşağıdaki Kriterlere Uyulacaktır:
-Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 15/06/2020 tarihli ve E:2020/1449 – K:2020/5369 sayılı kararı uyarınca 15/06/2020 tarihinden önce ilgili mevzuata uygun olarak imar planı onaylanmış olan hidroelektrik santralleri (HES) projelerinin imar planları geçerlidir. Projeye bağlı teknik değişiklik ihtiyacı olması durumunda söz konusu imar planlarına ilişkin değişiklikler ilgili idaresince onaylanabilir.
-15/06/2020 tarihinden itibaren; havza bütününde ekosistemlerin sürdürülebilirliğini sağlayacak şekilde her türlü koruma tedbirlerine ilişkin süreçler tamamlandıktan sonra hidroelektrik santralleri (HES) projelerinde izin verilebilir.
-HES’ler, ilgili idarece (Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü) yatırıma konu akarsu havzası düzeyinde yapılacak olan ayrıntılı araştırma ve değerlendirmelere dayalı ÇED Yönetmeliği kapsamında ÇED sürecine konu edilir. ÇED süreci sonunda ÇED olumlu kararı verilen projeler çevre düzeni planı değişiklik teklifi olarak değerlendirilmek üzere Bakanlığa sunulur. ÇED yönetmeliğine tabi olmayan veya “ÇED Gerekli Değildir Kararı” alınmış olan HES projelerine ilişkin alt ölçekli planlar, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili diğer kurum ve kuruluşların uygun görüşünün alınmasını takiben ilgili idaresince onaylanabilir.
8.22.3. 5436 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da tanımlanan diğer yenilenebilir enerji kaynaklarının (GES, RES, JES ve HES dışında) üretim alanlarında, ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan izinler ve enerji piyasası düzenleme kurumunca verilecek lisans kapsamında, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve planlar veri tabanına işlenmek üzere Bakanlığa gönderilir.
8.22.4 Enerji iletim tesislerinde, Bakanlığın uygun görüşü alınması koşuluyla, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planları, ilgili idaresince onaylanır ve planlar bilgi için Bakanlığa gönderilir.”
düzenlemelerine yer verilmiştir.

İLGİLİ MEVZUAT:
2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 9. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde, “Ülke fizikî mekânında, sürdürülebilir kalkınma ilkesi doğrultusunda, koruma-kullanma dengesi gözetilerek kentsel ve kırsal nüfusun barınma, çalışma, dinlenme, ulaşım gibi ihtiyaçların karşılanması sonucu oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek amacıyla nazım ve uygulama imar plânlarına esas teşkil etmek üzere bölge ve havza bazında 1/50.000-1/100.000 ölçekli çevre düzeni plânları Bakanlıkça yapılır, yaptırılır ve onaylanır. Bölge ve havza bazında çevre düzeni plânlarının yapılmasına ilişkin usûl ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
10/7/2018 tarihli 30474 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 102. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, yerleşme, yapılaşma ve arazi kullanımına yön veren, her tür ve ölçekte fiziki planlara ve uygulamalara esas teşkil eden üst ölçekli mekânsal strateji planlarını ve çevre düzeni planlarını ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yaparak hazırlamak, hazırlatmak, onaylamak ve uygulamanın bu stratejilere göre yürütülmesini sağlamak, (c) bendinde ise, havza ve bölge bazındaki çevre düzeni planları da dâhil her tür ve ölçekteki çevre düzeni planlarının ve imar planlarının yapılmasına ilişkin usul ve esasları belirlemek, havza veya bölge bazında çevre düzeni planlarını yapmak, yaptırmak, onaylamak ve bu planların uygulanmasını ve denetlenmesini sağlamak Mekânsal Planlama Genel Müdürlüğünün görevleri arasında sayılmıştır.
14/06/2014 tarih ve 29030 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Çevre Düzeni Planlarına Dair Yönetmeliği yürürlükten kaldıran, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin 4. maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde, “Çevre Düzeni Planı”, varsa mekânsal strateji planlarının hedef ve strateji kararlarına uygun olarak orman, akarsu, göl ve tarım arazileri gibi temel coğrafi verilerin gösterildiği, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım, enerji gibi sektörlere ilişkin genel arazi kullanım kararlarını belirleyen, yerleşme ve sektörler arasında ilişkiler ile koruma-kullanma dengesini sağlayan 1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde ölçeğine uygun gösterim kullanılarak bölge, havza veya il düzeyinde hazırlanabilen, plan notları ve raporuyla bir bütün olarak yapılan plan olarak tanımlanmıştır.
Aynı Yönetmeliğin 7. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde ise, “Ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin mekânsal strateji planı veya çevre düzeni planında değerlendirilmesi esastır.” kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
1/50.000 veya 1/100.000 ölçekteki haritalar üzerinde hazırlanmaları nedeniyle, leke plan niteliğinde bulunan çevre düzeni planları, koruma-kullanma dengesinin sağlanması için alt ölçekli plan kararlarına esas olacak yapılaşma şartlarını ortaya koyan, genel arazi kullanım kararlarının üretildiği bir plan türüdür.
Bu çerçevede, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelerin üst ölçekli çevre düzeni planları kapsamında değerlendirilmesinin esas olduğu kuralı düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, çevre düzeni planlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan büyük projelere yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin düzenlenmesi, bu türden büyük yatırımların koruma-kullanma dengesinin ve sürdürülebilirliğin sağlanması amacıyla çevre düzeni planı ölçeğinde kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesi, kentsel ve kırsal yerleşim, gelişme alanları, sanayi, tarım, turizm, ulaşım gibi diğer sektörlerle ve yerleşmeye ilişkin geliştirilen stratejilerle ilişkilerinin kurulması ve açıklanması gerekmektedir.
Maddi olay başlığı altında belirtilen, Çevre ve Orman Bakanlığınca 09/03/2011 tarihinde onaylanan Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planının 8.30.1 sayılı plan hükmü hakkında verilen yargı kararlarının gerekçesi de bu gerekliliğe dayanmaktadır.
Şöyle ki, anılan yargı kararlarında, bölgesel ya da bazı durumlarda ülke düzeyinde etkileri olan enerji üretim alanlarının üst ölçekli çevre düzeni planı kapsamında değerlendirilmesi ve planda bu hususlara yönelik alt ölçekli planları yönlendirecek temel ilke ve politikaları içeren hükümlerin bulundurulması gerektiği belirtilerek, bu türden enerji üretim alanlarının planlanması işinin doğrudan alt ölçekli planlara bırakılmasına yönelik düzenleme getiren 8.30.1 sayılı plan hükmünde şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve hukuka uyarlık bulunmadığı ifade edilmiştir.
Anılan yargı kararlarının, her tür ve ölçekte enerji tesisinin mutlaka çevre düzeni planında gösterilmesi gerektiği anlamını taşımadığı, bu kararlarda, Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde düzenlendiği şekliyle, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projeler kapsamında değerlendirilmesi gereken enerji tesislerinin çevre düzeni planı ölçeğinde değerlendirilmesi gerektiğine işaret edildiği açıktır.
Bu kapsamda, çevre düzeni planlarında, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projeler kapsamında değerlendirilmesi icap eden enerji yatırımlarına ilişkin, kurulacak enerji tesisinin çevresel etkileri, niteliği, diğer sektörler ve yerleşme alanları ile ilişkileri konusunda bilimsel yaklaşımlara dayanan kriterler geliştirilmesi ve enerji üretim ve iletim alanlarıyla ilgili mevzuat düzenlemelerinin bütün olarak göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
Nitekim, dava konusu çevre düzeni planı değişikliği kapsamında yeniden düzenlenen, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünde de bu amaçla bazı değişikliklerin yapıldığı görüldüğünden, söz konusu değişiklikle getirilen kriterlerin imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri ve planlama esasları yönünden incelenmesine geçilmiştir.
Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının yeniden düzenlenen “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün alt maddeleriyle birlikte bir bütün halinde incelenmesinden; söz konusu plan hükmünde, yenilenebilir enerji kaynaklarından olan rüzgar (RES), güneş (GES) ve jeotermal (JES) enerji üretim alanları, hidrolik kaynaklara dayalı enerji üretim alanları (HES), 5346 sayılı Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun’da tanımlanan diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin üretim alanları ve enerji iletim tesisleri yönünden ayrı ayrı düzenlemelerin yapıldığı görüldüğünden, Kurulumuzca her bir düzenlemenin ayrı ayrı incelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.
Bu kapsamda;
– Dava konusu plan hükmüyle, RES, GES ve JES ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin üretim alanları ve enerji iletim tesislerinin, açıkça belirtilmese de çevre düzeni planında değişikliğe gerek kalmaksızın, ilgili kurum ve kuruluş görüşleri doğrultusunda hazırlanan nazım ve uygulama imar planlarında düzenlenmesine imkan tanındığı görülmektedir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin çevre düzeni planlarında değerlendirilmesinin esas olduğu düzenlenmiştir.
RES, GES ve JES ile diğer yenilenebilir enerji kaynaklarına ilişkin üretim alanları ve enerji iletim tesislerine ilişkin projelerin de ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren türden olabileceği açıktır.
Ancak dava konusu plan hükmünde, anılan enerji yatırımlarının ülke veya bölge düzeyinde karar gerektirecek büyük projelerden olup olmadığını ortaya koyabilecek nitelikte mer’i mevzuat düzenlemeleriyle de uyumlu bilimsel bir kriter geliştirilmediği anlaşıldığından, dava konusu plan hükmünde bu yönüyle imar mevzuatına uyarlık bulunmamaktadır.
– Dava konusu plan hükmüyle RES, GES ve JES’lere ilişkin olarak, bazı yer seçim kriterlerinin düzenlendiği görülmektedir.
Çoğunluğu zaten mer’i mevzuatımızda uyulması gereken kurallardan oluştuğu anlaşılan bu yer seçim kriterlerinin, çevre düzeni planı özelinde, yerleşme ve sektörler arasında ilişkilerin kurulması ile koruma-kullanma dengesinin sağlanmasına hizmet edecek türden olmadığı, genel kurallar getirdiği anlaşılmaktadır.
Mevzuat düzenlemelerinden farklı olarak, sadece, RES, GES ve JES’lerle ilgili, çevre düzeni planında; doğal ve ekolojik yapısı korunacak alan, önemli doğa alanı, plaj-kumsal, sazlık-bataklık alan, jeolojik sakıncalı alan, sulak alanlar, sulak alan koruma bölgeleri, içme ve kullanma suyu koruma kuşakları ve yaban hayatı koruma geliştirme sahalarında kalan alanlarda yapılacak uygulamalarda, imar planlarının hazırlanması aşamasında, üniversitelerin ilgili bölümlerince faaliyetin çevreye olası etkilerinin ve alınacak önlemlerin açıklandığı “Ekosistem Değerlendirme Raporu” adı altında bilimsel bir rapor hazırlanmasının zorunlu kılındığı, ancak anılan bu raporun içeriği ve hangi uzmanlar tarafından hazırlanması gerektiğine ilişkin yeterli açıklıkta bir düzenleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
Her ne kadar, 04/04/2014 tarih ve 28962 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’nde “Ekosistem Değerlendirme Raporu”nun bir tanımı yer almakta ise de, sulak alanların, dava konusu plan hükmünde düzenlenen hassas alanlardan yalnızca biri olduğu göz önünde bulundurulduğunda, diğer bahsi geçen hassas alanlar için de hazırlanması zorunlu kılınan “Ekosistem Değerlendirme Raporu”nun, bu haliyle belirsizlik arz ettiği açıktır.
Dolayısıyla, dava konusu plan hükmünde, RES, GES ve JES’lere ilişkin olarak düzenlenen yer seçim kriterlerinin, çevre düzeni planı özelinde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük enerji yatırımları ile diğerleri arasında ayrım yapılmasına hizmet eder nitelikte olmadığı ve mevzuat gereğince çevre düzeni planı ölçeğinde değerlendirme gerektiren kararların alt ölçekli planlara bırakılmasına neden olacağı sonucuna varıldığından, dava konusu plan hükmünde bu yönüyle de imar mevzuatına uyarlık bulunmamaktadır.
– Dava konusu plan hükmüyle, HES’lere ilişkin olarak, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planının 8.30.1 sayılı plan hükmünün iptali yolundaki Danıştay Altıncı Dairesinin E:2020/1449, K:2020/5369 sayılı kararının verildiği tarih olan 15/06/2020 tarihi esas alınmak suretiyle bir ayrım yapıldığı, buna göre, bu tarihten önce ilgili mevzuata uygun olarak imar planları onaylanmış HES projelerine ilişkin imar planlarına geçerlik tanınarak, teknik değişiklik ihtiyacı olması durumunda bu planlarda ilgili idaresince değişiklik yapılabileceğinin düzenlendiği görülmektedir.
Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nde, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük projelerin, çevre düzeni planlarında değerlendirilmesinin esas olduğu düzenlendiği halde, anılan düzenleme ile, 15/06/2020 tarihi öncesi onaylanmış imar planlarına, bu planla gerçekleştirilecek HES projelerinin niteliği belirlenmeksizin ve Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Revizyon Çevre Düzeni Planının 8.30.1 sayılı plan hükmünün yargı kararıyla iptaline karar verilmesine rağmen geçerlik tanındığı anlaşılmaktadır.
Halbuki, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektiren büyük proje niteliği taşıyan HES projelerinin de çevre düzeni planında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Anılan yargı kararına binaen, HES projeleri açısından da, gerçekleştirilmek istenilen yatırımın ülke ve bölge düzeyinde karar gerektirip gerektirmediğini ortaya koyacak, bilimsel yaklaşımlara dayanan ve ilgili mevzuat düzenlemelerine de uygun kriterler geliştirilmesi gerekirken, herhangi bir kriter belirlenmeksizin, 15/06/2020 tarihi öncesi onaylanmış imar planlarına ve bu planlara konu her türlü HES projelerine doğrudan geçerlik tanınmasında imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına ve yargı kararlarına uyarlık bulunmamaktadır.
– Dava konusu plan hükmüyle, 15/06/2020 tarihinden itibaren gerçekleştirilmesi planlanan HES projeleriyle ilgili ise; Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gereklidir ve ÇED Gerekli Değildir kararı alınan projeler ayrımına gidildiği, ÇED Olumlu kararı verilen projelerin çevre düzeni planı değişikliğine konu edilmesi gerektiğine, ÇED Yönetmeliği’ne tabi olmayan ya da ÇED Gerekli Değildir kararı verilen projelerin ise alt ölçekli imar planlar ile gerçekleştirilmesine yönelik düzenlemeler yapıldığı görülmektedir.
Dava konusu çevre düzeni planı değişikliğinde, 15/06/2020 tarihinden itibaren gerçekleştirilmesi planlanan HES projeleriyle ilgili, Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’ndeki düzenlemeler referans alınmak suretiyle bir kriter geliştirildiği anlaşılmaktadır.
24/11/2014 tarih ve 29186 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği ile, gerçekleştirilmesi planlanan bazı projeler, çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesi, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesi ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaların belirlenmesi amacıyla ÇED sürecine tabi kılınmıştır.
Buna göre, bazı projelerin doğrudan, bazı projelerin ise seçme-eleme kriterleri çerçevesinde yapılacak değerlendirme neticesinde varılacak sonuca göre ÇED sürecine tabi tutulması gerekmektedir.
Anılan Yönetmeliğin; ek-1 listesinde, çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projelerin listesine, ek-2 listesinde ise seçme-eleme kriterlerinin uygulanacağı projelerin listesine yer verilmiştir.
Bu kapsamda; kurulu gücü 10 MWm ve üzeri olan hidroelektrik santralleri, türbin sayısı 20 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 50 MWm ve üzerinde olan rüzgar enerji santralleri, jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl kapasitesi 20 MWe ve üzeri), proje alanı 20 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWe ve üzerinde olan güneş enerji santralleri ve154 kV (Kilovolt) ve üzeri gerilimde 15 km ve üzeri uzunluktaki elektrik enerjisi iletim hatları çevresel etki değerlendirmesi uygulanacak projeler arasında; 154 kV ve üzeri gerilimde 5-15 km uzunlukta olan elektrik enerjisi iletim hatları, kurulu gücü 1-10 MWm olan hidroelektrik enerji santralleri, türbin sayısı 5 adet ve üzerinde veya kurulu gücü 10 MWm ve üzerinde 50 MWm altında olan rüzgar enerji santralleri, jeotermal kaynağın çıkartılması ve kullanılması (Isıl gücü 5 MWe ve üzeri), elektrik, gaz, buhar ve sıcak su elde edilmesi için kurulan endüstriyel tesisler, (Toplam ısıl gücü 20 MWt- 300 MWt arası olanlar), proje alanı 2 hektar ve üzerinde veya kurulu gücü 1 MWe ve üzerinde olan güneş enerji santralleri (çatı ve cephe sistemleri hariç), göl hacmi 5 milyon m3 ve üzeri olan baraj ve göletler ise seçme-eleme kriterlerinin uygulanacağı ve gerekli görülmesi durumunda çevresel etki değerlendirmesi sürecinin uygulanacağı projeler arasında düzenlenmiştir.
Kısacası, ÇED Yönetmeliği’nde, çevresel etki değerlendirmesi sadece HES projeleri için değil diğer yenilenebilir enerji tesisleri ve hatta belli bir uzunluktaki enerji iletim hatları için de bir zorunluluk olarak öngörüldüğü halde, dava konusu çevre düzeni planı değişikliğiyle, bu ayrımın, yalnızca 15/06/2020 tarihinden itibaren gerçekleştirilmesi planlanan HES projeleri açısından yapıldığı, ÇED gerektiren diğer yenilenebilir enerji tesisleri ve enerji iletim hatları açısında böyle bir kritere yer verilmediği anlaşılmakta olup; bu haliyle dava konusu plan hükmünün çelişki arz ettiği açıktır.
Başka bir deyişle, ÇED Yönetmeliği referans alınmak suretiyle yalnızca 15/06/2020 tarihinden itibaren gerçekleştirilmesi planlanan HES projelerine ilişkin kriter belirlenmesi tercihinin hukuken yerinde bir yaklaşım olarak değerlendirilme imkanı bulunmamaktadır.
Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, Aydın-Muğla-Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planının yeniden düzenlenen dava konusu “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmü ile; gerçekleştirilmek istenilen enerji yatırımlarının, ülke ve bölge düzeyinde karar gerektirip gerektirmediğini ortaya koyacak, bilimsel yaklaşımlara dayanan ve ilgili mevzuat düzenlemelerine uygun kriterler geliştirilmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava konusu plan hükmünde, imar mevzuatına, şehircilik ilkeleri ile planlama esaslarına ve yargı kararlarına uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Dava konusu Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 03/12/2020 tarihli işlemiyle onaylanan “8.22. Enerji Üretim Alanları ve Enerji İletim Tesisleri” başlıklı plan hükmünün yeniden düzenlenmesine ilişkin Aydın – Muğla – Denizli Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Değişikliğinin İPTALİNE,
2.Aşağıda ayrıntısı gösterilen toplam … TL yargılama giderinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, davalı idare tarafından sarf edilen … TL yargılama giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinde duruşmalı işler için belirlenen uyarınca … TL vekalet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine,
4.Posta giderleri avanslarından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra aidiyetine göre taraflara iadesine,
5.Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 07/12/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.